Putin’in Ukrayna’ya ilgisinin nedenleri

Tarihsel ve jeopolitik nedenlerin yanı sıra Putin’in stratejisi de önemli faktörler arasında.

Görev süresi 2024’te sona erecek olan Putin, her biri altı yıl olmak üzere iki dönem daha iktidarda kalabilir. (Sputnik/AP)
Görev süresi 2024’te sona erecek olan Putin, her biri altı yıl olmak üzere iki dönem daha iktidarda kalabilir. (Sputnik/AP)
TT

Putin’in Ukrayna’ya ilgisinin nedenleri

Görev süresi 2024’te sona erecek olan Putin, her biri altı yıl olmak üzere iki dönem daha iktidarda kalabilir. (Sputnik/AP)
Görev süresi 2024’te sona erecek olan Putin, her biri altı yıl olmak üzere iki dönem daha iktidarda kalabilir. (Sputnik/AP)

Kiev yönetimi, Rusya’nın on binlerce askerini Ukrayna sınırına yığmasının ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘kırmızı çizgilerini’ gösteren bir dizi sert açıklamalar yapmasının ardından Moskova’nın Batı ile ilişkilerinde ana gerilim noktası haline geldi.
Putin'in Ukrayna’ya bu denli odaklanmasının ve krizi zirveye taşımayı tercih etmesinin arkasında yatan sebepleri üç grupta incelemek mümkün:

Tarihi sebepler
Moskova, Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasıyla daha önce üzerinde söz sahibi olduğu 14 eski cumhuriyetteki kontrolünü kaybetti. Ancak en acı verici olan Ukrayna’yı kaybetmesi oldu. Rusya ve Ukrayna, Kiev'in eski Rusya'nın başkenti olduğu 9’uncu yüzyıldan bu yana sıkı bir ilişkiye sahip. 1988 yılında Kiev hükümdarı Prens I. Vladimir, Ortodoks Hristiyanlığını Rusya'ya getirmişti.
1654'te Rusya ve Ukrayna, bir anlaşma ile Rus çarının yönetimi altında birleştirildi. Yakın bir söyleme sahip olan iki ülke daha sonra Belarus ile Sovyetler Birliği'nin Slav çekirdeğini oluşturdu. Birçok Rus Ukrayna ile aralarında Baltık, Kafkaslar ve Orta Asya'daki diğer eski Sovyet devletlerine karşı hissetmedikleri bir bağ hissediyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Putin haziran ayında kaleme aldığı bir yazıda bu bağa işaret ederek, Rusların ve Ukraynalıların "aynı tarihi ve manevi alanı" paylaşan tek bir halk olduğunu söylemişti. Son yıllarda aralarında bir "duvar" belirmesinin trajik olduğunu vurgulamıştı. Putin'in bu ifadelerine karşı çıkan Kiev, bunun siyasi amaçları olduğunu söyleyerek tarihin utanç verici bir şekilde basitleştirilmesi olarak yorumlamıştı.

Jeopolitik nedenler
Soğuk Savaş sona erdiğinden bu yana Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), eski Varşova Paktı devletleri ve bir zamanlar Sovyetler Birliği'nde bulunan üç Baltık ülkesi de dahil olmak üzere 14 yeni ülkeyi kendi bünyesine katarak doğuya doğru genişledi. Rusya bunu sınırlarına yönelik ciddi bir ihlal olarak değerlendirdi.
Ukrayna NATO’ya üye değil. Ancak 2008 yılında örgüte katılması için bir söz aldı. 2014 yılında Rusya yanlısı cumhurbaşkanı devrildiğinden beri Kiev, Batı'ya daha çok yaklaştı, NATO ile ortak askeri tatbikatlar düzenledi ve ABD’den Javelin tanksavar füzeleri ve Türkiye’den insansız hava araçları (İHA) da dahil olmak üzere silahlar aldı. Kiev ve Washington, Rusya'nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ve doğu Ukrayna'da halihazırda hükümet güçleriyle savaşan isyancılara destek sağlamasının ardından bunları Ukrayna'nın savunmasını güçlendirmek için yapılan meşru hamleler olarak görüyor.
Ancak Putin, Ukrayna'nın NATO ile bağlarının kuvvetlenmesinin, Ukrayna’yı NATO’nun Rusya topraklarını hedef alacak füzeleri için bir fırlatma rampası haline getirebileceğini savunuyor. Rusya Ukrayna'yı işgal etmeye hazırlanıyor olabileceğine dair Ukrayna ve ABD tarafından dile getirilen şüpheleri reddederek sadece tehditlere ve kışkırtmalara yanıt verdiğini söylüyor. Rusya NATO'nun Kiev'e verdiği üyelik sözünün iptal edilmesi de dahil olmak üzere Batı'dan güvenlik garantileri istiyor.

Putin'in gerekçeleri ve düşünme şekli
İçteki herhangi bir muhalefete göz yummayan bir lider olarak Putin, komşu ülkelerde ortaya çıkan, Rusya'daki protestocuları cesaretlendirebilecek devrimlerden hoşnutsuzluk duyuyor.Bu yüzden Belarus'ta geçen yıl yapılan kitlesel protestolardan sonra Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’ya destek vermişti. Ukrayna durumunda, Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyeliği yolunda ilerleyen demokratik ve müreffeh bir devlet kurulması fikri Putin için rahatsız edici bir fikir hatta bu Ruslara Batı yanlısı bir vizyon kazandırırsa potansiyel bir tehdit teşkil ediyor.
Aynı şekilde Ukrayna konusundaki gerilimi sürdürmek, Putin'in Rusya içindeki siyasi mesajını güçlendirmesine yardımcı oluyor. Putin mesajda, düşmanlar ve tehditlerle çevrili bir dünyada Rusya'nın çıkarlarının güçlü bir savunucusu olarak lanse ediliyor. Batı'nın Ukrayna’nın işgal edilmesine ilişkin tahminleri, Rusya'yı uluslararası gündemin üst sıralarına yerleştirdi ve ABD Başkanı Joe Biden'ı 7 Aralık'ta video üzerinden Putin ile yeniden görüşmeye itti.
Putin'in kamuoyuna yaptığı açıklamalar, eylemlerinin siyasi taktiklerin yanı sıra şahsi kanaatleri tarafından da yönlendirildiğini gösteriyor. Aynı zamanda Putin kendi mirasını da düşünüyor olabilir. Nitekim mevcut görev süresi 2024 yılında sona erdiğinde her biri altı yıl olmak üzere iki dönem daha iktidarda kalabilir. Putin 12 Aralık'ta yayınlanan bir röportajında, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü "bin yıldan fazla bir sürede inşa edilmiş ancak büyük bir kısmı kaybolan tarihi Rusya’nın yıldızının sönmesi” olarak nitelendirdi. Bu tür açıklamalar, bazı analistlerin Putin'in Ukrayna'yı ‘bitmemiş bir iş’ olarak gördüğü ve Kırım'ın ele geçirilmesini -ki bu Putin’in Rusya içerisindeki popülaritesini artırdı- takip ederek Ukrayna'nın bir kısmını veya tamamını Moskova'nın kontrolü altına almak için daha fazla adım atmak istediği yönündeki görüşlerini destekliyor.



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.