Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Hamid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Fon’un stratejisinin Suudi Arabistan'daki özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu vurguladı.

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Yatırımlar Genel İdaresi Başkanı Yezid el-Hamid, Fon’un yatırım yönelimlerinin gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya yönelik gerçekleştiğini, ayrıca bunun Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için etkili bir yatırım aracı olduğunun altını çizdi. 
Hamid, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Fon’un yatırım için 13 öncelikli sektörü seçtiğini belirtti. Bu seçimin sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi kapsayan belirli kriterler dahilinde yapıldığını söyledi. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde motivasyon ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hamid ayrıca sektörlerin Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirmeye yönelik programlar doğrultusunda önceliklendirildiğini vurguladı.
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı açıklamasının devamında, Fon’un gelecek vaat eden sektörleri hayata geçirdiği iddialı stratejisinin, özel sektörün güçlenmesine katkı sağlanmasına, ayrıca Fon’a yönelik harcamaların katkısının yanı sıra özel sektörün yatırımcı, ortak ve yan kuruluşlarının tedarikçisi olarak katılımı için birçok fırsat yaratılmasına katkı sağladığını bildirdi.  
Hamid ayrıca Fon’un sermaye geri dönüşüm programındaki stratejisinin, başta  sahibi olduğu şirketlerdeki hisselerin satışı ve ekonomik teşvik etkisi ile stratejik sektörlere yeniden yatırım yapılması olmak üzere altı fayda sağladığını vurguladı. Fon’un varlıklarını değerlendirmek, şirketler kurmak veya varlıkları satın alıp geliştirmek ve daha sonra sonuçlandırılmış yatırımlar olarak satmak için sürekli çalıştığını belirtti.
Şirketlerindeki hisselerin satışı da dahil olmak üzere Fon’un mali durumunu iyileştirmek için finansman seçeneklerinden yararlandıklarını ifade eden Hamid, sermaye rotasyonu sürecinin, Suudi finans sektörünün gelişmesi ve yeni yatırımcıların çekilmesi, finansal piyasanın geliştirilmesi, derinliği ve özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynadığına dikkat çekti. Hamid Şarku’l Avsat’a verdiği  Kamu YatırımFonuna ilişkin birçok konu hakkında ayrıntılı bilgi verd:

- 2022 yılı bütçesi göz önüne alındığında Kamu Yatırım Fonu'nun Suudi Arabistan'daki finansal sürdürülebilirlik çabalarını desteklemekte ana rolü nedir?
Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını geliştirmek için etkili bir araçtır. Gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya katkıda bulunan uygulanabilir projelere yatırım yapmak için çalışır. Fon geçtiğimiz yıllarda yerel ekonomi üzerinde olumlu bir etki elde etmeyi ve sürdürülebilir getirileri en üst düzeye çıkarmayı başardı. Fon, yönetim altındaki varlıklarının büyüklüğünü ikiye katlayarak 1,8 trilyon riyalden (480 milyar dolar) fazla bir meblağ elde etti. 2017'den 2021'in ikinci çeyreğinin sonuna kadar 400 binden fazla doğrudan ve dolaylı iş yaratılmasıyla sonuçlanan 10 yeni sektörün açılmasına katkıda bulundu. Kamu Yatırım Fonu Başkanı, Suudi Arabistan’ın 2022 yılı bütçesinin açıklandığı forumda Fon’un ekonomik çeşitliliği sağlamadaki öncü rolüne ve finansal sürdürülebilirliği artırma girişimleri yoluyla vatandaşlar ve gelecek nesiller üzerinde olumlu etkisi olan bir gelişim değeri elde edilmesine katkıda bulunma taahhüdünü vurguladı.

- Fon’un yatırım yaptığı petrol dışı sektörler hangileri? Hayata geçirdiğiniz en önemli projeler neler?
Fon, Suudi şirketlerine yapılan yatırımlar ve Fon’un gelecek vaat eden sektörlerini ve yan kuruluşlarını geliştirme ve kalkındırmaya yönelik projeler yoluyla özel sektörü geliştirici, yeni sektörlere yatırım yaparak önemli bir katalizör ve bütünleştirici bir role sahiptir. Bu bağlamda Fon önümüzdeki beş yıl boyunca 13 hayati ve stratejik yerel sektöre odaklanmayı hedefliyor. Bu sektörler, havacılık ve savunma, finansal hizmetler, sağlık hizmetleri, gıda ve tarım, tüketim ve perakende malları, gayrimenkul, eğlence, turizm ve spor, ulaşım ve lojistik, iletişim, medya ve teknoloji, kamu hizmetleri ve yenilenebilir enerji, mineraller ve madencilik, araçlar, inşaat hizmetleri ve inşaat malzemeleri olarak belirlendi. Fon’un bu 13 sektörü öncelikli olarak seçimi, sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi de kapsayan belirli kriterlere dayanıyordu. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde teşvik ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi de bu noktada önemli bir rol oynadı. Ayrıca sektörler, Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirecek programlar doğrultusunda önceliklendirildi. Fon son yıllarda Suudi ekonomisini desteklemeye ve halk için önemli iş fırsatları yaratmaya katkıda bulunan Suudi Güvenlik Muhafızları Şirketi (SAFE), Helikopter Şirketi, Suudi Gemi Şirketi ve Suudi Askeri Sanayi Şirketi gibi birçok önemli ulusal şirketin kurulması yoluyla çeşitli sektörler kurmaya çalıştı. Bunların en önemlileri arasında, en büyük güneş enerjilerinden biri olması beklenen ve tamamı Fon’a ait ACWA Power ve Badeel Company tarafından bu yıl hayata geçirilecek Sudair Güneş Enerjisi Projesi var. Bunun yanı sıra birçok hayati proje de hayata geçirildi. Bu, Fon’un 185 bin konutunenerji ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 3,4 milyar riyal (906 milyon dolar) yatırım değerine sahip, bulunan, bin 500 megavat üretim kapasitesi ile 2030 yılına kadar ülkenin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin yüzde 70'ini geliştirme ve karbon salınımını yılda 2,9 milyon ton azaltma taahhüdü ile somutlaştırıyor. Air Products Şirketi’nin ACWA Power ve NEOM ile ortaklaşa, yenilenebilir enerjiyle çalışan dünya çapında 5 milyar dolarlık hidrojen bazlı amonyak tesisi inşa etmek için bir anlaşma imzaladığını duyurması gibi çeşitli açıklamalar da bu taahhüde bağlılığı destekliyor. Tamamı Kamu Yatırım Fonu'na ait olan Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI), askeri havacılık sektöründe hizmet, bakım, onarım ve revizyon alanında bir ortak girişim geliştirmek için Airbus ile de bir anlaşma imzaladı. Şirket ayrıca hava yapısı bileşenlerinin üretimi için Suudi Arabistan'da yüksek hassasiyetli bir tesis kurmak için de adım attı. Fransız Figeac Aero Group ile Suudi Arabistan Endüstriyel Yatırımlar Şirketi (Dussur) arasında ‘Sami Figeac Aero Manufacturing’ şirketini kurmak için bir ortak girişim anlaşması imzalandığını açıkladı.

-Kamu Yatırım Fonu 47 yeni şirket kurdu. Fon'un yatırımlarının Suudi Arabistan'da özel sektörün güçlenmesine nasıl katkıda bulunuyor?
Fon, özel sektörün katılımını güçlendirmeye ve artırmaya katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörleri etkinleştirerek ve geliştirerek Suudi Arabistan’daki ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaya oldukça önem veriyor. Fon, yatırım girişimlerinin özel sektör üzerindeki etkisini kapsamlı ve doğru bir şekilde değerlendiriyor. Yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırıp yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturarak özel sektörün katılımı için bir strateji geliştiriyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yaptığı açıklamalarda özel sektörü güçlendirmenin önemine olan inancını dile getiriyor. Kamu Yatırım Fonu, özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörler açtığı iddialı bir strateji uyguluyor. Fon ve iştiraklerinde yerel içeriğe katkıyı yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor. Bu, yerel özel sektörün güçlendirilmesi ve istihdam yaratılması üzerinde doğrudan bir etkiye de katkı sağlıyor. Fon'a yönelik harcamaların, özel sektörün - Fon yatırımlarına yatırımcı, ortak ve şirketlerin tedarikçisi olarak - katılımı için birçok fırsat yaratması bekleniyor. Buna örnekler arasında ‘Nesma ve Partners Contracting Ltd.’ adlı iki şirketle yapılan Kızıldeniz Projesi’nin duyurusu, ihale için kamu binaları, hava seyrüsefer altyapısının geliştirilmesi, dünyanın en büyük ve en hızlı eğlence oyunları için devasa eğlence projesini içeren Suudi Qiddiya Yatırım Şirketi'nin Qiddiya'daki Six Flags eğlence parkının inşası için Fransız Bouygues-Batiment International Şirketi ile 3,75 milyar riyal (bir milyar dolar) değerinde bir sözleşme imzaladığını duyurması da yer alıyor. Bunun yanısıra Kamu Emeklilik Kurumu ve Saudi Real Estate Refinance Company, Suudi Arabistan’daki konut gayrimenkul refinansman piyasasındaki en büyük anlaşma niteliği taşıyan ve değeri 3 milyar riyalden (800 milyon dolar) fazla olan bir gayrimenkul finansman portföyünün haklarını satın almak için bir anlaşma imzalandığını duyurdu.

-Fon, yatırım yaptığı bazı şirketlerdeki hisselerini neden satıyor? Bunun beklenen finansal etkisi nedir?
Veliaht Prens ve Fon Yönetim Kurulu Başkanı Prens Muhammed bin Selman, 2021-2025 Kamu Yatırım Fonu'nun İddialı Büyüme Stratejisi’ni başlattı. Bu strateji, yerel ekonomide yeni ve gelecek vaat eden sektörler geliştirmek ve hedeflenen getirileri elde etmek için uzun vadede fonun yatırım stratejisini güçlendirmeye katkıda bulunan yeni yatırımları sağlamayı amaçlıyor. Fon’un stratejisi, sahip olduğu şirketlerdeki hisseleri satarak ve gelirleri ekonomik bir teşvik etkisi ile gelecek vaat eden stratejik sektörlere yeniden yatırarak bir sermaye geri dönüşüm programını kapsıyor. Fon, tüm finans kuruluşlarında olduğu gibi varlıklarını yerel ve küresel piyasalarda değerlendirmek için sürekli çalışıyor. Bunları geliştirmek ve daha sonra olgun yatırımlar olarak satmak amacıyla şirketler kuruyor veya varlıklar satın alırken söz konusu şirketlerin sürekli büyümesine katkıda bulunacak şekilde karar verme sürecine katkıda bulunma yeteneği sağlayan kontrol hissesi payını koruyor. Fon, mali durumunu iyileştirmek için kendisine sunulan finansman seçeneklerini optimal bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Buna şirketlerindeki hisselerin satışı da dahildir. Bu satışlar ikincil teklifler yoluyla veya başka bir şekilde olabilir. Tıpkı Saudi Telecom Company (STC) hisselerinin yüzde 6'sının ikincil halka arzında veya ‘ACWA Power’ ve ‘Tadawul’ Holding Grubu’nun ilk halka arzlarında olduğu gibi. Burada sermaye rotasyonu sürecinin Suudi finans sektörünün geliştirilmesinde ve yeni yatırımcıların çekilmesinde önemli ve temel bir faktör olduğunu belirtmekte fayda var. Bu, Suudi finans piyasasının gelişmesinde ve yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı yaratarak özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynayan Kamu Yatırım Fonu'nun en önemli hedeflerinden biridir. Fon, özellikle iştiraklerini arza hazır hale getirdikten sonra listeleyerek Suudi finans piyasalarında aktif bir katılımcı olmayı, dolayısıyla borsada işlem gören şirket sayısını ve toplam pazar büyüklüğünü artırarak Suudi finans piyasasının derinliğini artırmaya ve yeni gelecek vaat eden sektörlerde şirketler sunarak yatırım seçeneklerini çeşitlendirmeye katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedef, Suudi sermaye piyasalarında özel sektör, yerli ve yabancı yatırımcılardan yatırım çekmeye katkıda bulunuyor.

- Fon’un önümüzdeki dönemdeki planlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan unsurlar neler?
Fon, birçok iddialı yatırımın gerçekleştirilmesinde ve Suudi Arabistan’ın ana yatırım kolu olma yolunda önemli adımlar attı. Eşsiz yatırımlara dahil olarak ve yatırımların yönetiminde saygın uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak uygulanabilir finansal getiriler elde etmeyi amaçlıyor. Fon’un önümüzdeki yıllardaki stratejisi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunan birkaç sektörde girişim başlatmaya odaklanacak. Fon’un yatırımlarının ekonomik etkisi, ekonomistler tarafından onaylanan bir ekonomik model ile ölçülmekte ve verimlilik, enflasyon, nüfus artışı, sektörel yapı ve sermaye oluşumu dahil olmak üzere çok sayıda kriter ve ekonomik veriyi dikkate alınıyor. Ayrıca herhangi bir yatırım kararı vermeden önce bir yatırım fırsatının ekonomik etkisi de analiz ediliyor. Ayrıca Fon’un Ulusal Kalkınma Departmanı, Fon yatırımlarının beklenen ekonomik etkisinde kaydedilen ilerlemenin boyutunu gösteren periyodik raporlar yayınlıyor, Fon’un ekonomik etkisini artırmaya yönelik girişimleri belirliyor. Örneğin Fon’un ülke ekonomisini desteklemeye ve ekonomik dönüşümü ilerletmeye katkı sağlaması için birçok sektörün güçlenmesine yardım ediyor. Çok sayıda şirket kurulması ve doğrudan ve dolaylı birçok iş fırsatı yaratılmasına katkıda bulunuyor.

- Fon’un yerel ve uluslararası yatırımlara dahil olmakta dikkat ettiği en önemli kriterler ve getiri oranları neler?
Fon, belirli yatırım portföylerinin yatırım hedefini netleştirirken en iyi uluslararası yatırım uygulamalarını benimser ve kapsamlı bir şekilde yatırım yapar. Uzun vadeli yatırım getirileri elde edebilecek fırsatlar için değer zinciri genelinde araştırma yapar, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünü yönlendirmek için Kamu Yatırım Fonu'nun çabalarını destekleyen sektörlere odaklanarak teknik dönüşüm gerçekleştirebilecek ortakları belirler. Tabii bunlar Vizyon 2030 ve küresel ekonomi ile uyumlu olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle, mevcut seçenekleri gözden geçirdiğimiz için değer zincirine katılma kararı dikkatli bir şekilde alınır. Fon, bu hedeflere ulaşılmasını sağlamak amacıyla herhangi bir yatırım anlaşmasını planlarken, kilit faktörlerin sağlanıp sağlanmadığını dikkate alır. Bunlar; finansal getiri elde etmek, ulusal ekonomi üzerinde olumlu etki, yerelleştirme, katma değer elde etmek ve özel sektör katılımıdır. Daha önce de belirttiğim gibi Fon, ulusal kalkınmayı desteklemek ve yatırımlarının yerel ekonomi üzerindeki etkisini artırmak için uzmanlaşmış bir departman kurdu. Yönetim şu an Fon’un yönetim kurulu tarafından, Fon ve iştiraklerinin yerel içeriğe katkısını 2025 yılı sonuna kadar yüzde 60'a çıkarmak hedefiyle onaylanan yerel içerik geliştirme programı aracılığıyla çalışıyor. Fon, yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırarak yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturuldu. Bu amaçla özel sektörün katılımı için bir strateji geliştirildi.



Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
TT

Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)

Petrol fiyatları, Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin artmasıyla bugün Asya işlemlerinde yükseldi. Husilerin Suudi Arabistan’daki hedeflere saldırılar düzenlediklerini açıklaması ve Körfez’de gemilerin hedef alındığına ilişkin haberlerin ardından Brent petrol, beş ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrini sürdürdü.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, önceki seansta 20 Mayıs’tan bu yana en yüksek seviye olan 110,70 doları görmesinin ardından, TSİ 06.19 itibarıyla 55 sent (% 0,5) artarak 110,10 dolara yükseldi.

Kasım vadeli ABD Batı Teksas türü ham petrolünün (WTI) varil fiyatı, vade süresinin bugün sona erecek olması nedeniyle %0,24 artışla 103,91 dolara çıktı. Daha aktif işlem gören aralık vadeli WTI kontratı ise 39 sent (%0,4) yükselerek 98,93 dolara ulaştı.

Fiyatların bu seviyelerde kalması, piyasanın güvenlik sorunlarının genişleme ihtimali ve bunların enerji arzı ile deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri nedeniyle risk primini koruduğunu gösteriyor. ING analistleri, petrol fiyatlarının jeopolitik risklerden destek almaya devam ettiğini belirterek, petrol akışının kesintisiz sürmesi durumunda risk priminin kademeli olarak gerileyebileceği uyarısında bulundu. Ancak şu ana kadar bu yönde bir gelişmeye işaret eden belirtilerin bulunmadığını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın gemi hareketlerini takip eden Kpler şirketinden aktardığı verilere göre iki haftalık dönemde en az 18 gemi saldırıya uğradı. Bu durum, deniz ulaşımının güvenliği ve enerji arzına ilişkin endişelerin sürmesine neden oldu.

Açıklanan saldırılar, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde seyrettiği bir dönemde, bölgesel istikrar ve enerji altyapısının zarar görmesi risklerine ilişkin kaygıları da artırdı.

ABD petrol stokları yakından izleniyor

ABD’de Reuters’ın gerçekleştirdiği ön ankete göre, ham petrol ve petrol ürünleri stoklarının geçen hafta gerilemiş olması bekleniyor. Resmî verilerle doğrulanması hâlinde, bu gelişmenin petrol fiyatlarını daha da destekleyebileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan Rusya’nın petrol arzını artırma ihtimali de yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü imzaladığı başkanlık kararnamesi, Rusya ile bağlantılı bazı ABD yaptırımları ve gümrük vergileri konusunda muafiyetler içeriyordu. Söz konusu düzenlemeler, Rus mallarına uygulanan vergiler ile Rus enerji ürünlerinin satın alınmasına ilişkin yaptırımları da kapsıyordu.

Ancak Trump cumartesi günü konuya ilişkin henüz kesin bir karar açıklamadığını belirtirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yetkililerin mevcut durumu değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), geçen hafta yayımladığı raporda Rusya’nın ham petrol üretiminin eylül ayında günlük 65 bin varil artarak 8,43 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Buna rağmen üretimin, bir yıl önceki seviyesinin günlük yaklaşık 870 bin varil altında kaldığı ifade edildi.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, Rusya’dan dizel arzının artması ihtimalinin teorik olarak piyasaya bir miktar rahatlama sağlayabileceğini söyledi. Ancak piyasa oyuncularının, Körfez bölgesindeki enerji altyapısının daha fazla zarar görmesi riskine çok daha fazla odaklandığını vurguladı.


Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
TT

Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)

Altın fiyatları, yatırımcıların gelecek hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısını ve para politikasının seyrine ilişkin ipuçları verebilecek enflasyon verilerini beklemesiyle bugün Asya piyasalarında düşüş kaydetti.

Spot altın, TSİ 04.02 itibarıyla %0,3 gerileyerek ons başına 4 bin 126,84 dolara indi. Aralık vadeli ABD altın kontratları da benzer oranda düşerek ons başına 4 bin146 dolara geriledi.

Piyasaların odağında, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan FED toplantısı ile gelecek hafta açıklanması beklenen ABD kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri bulunuyor. FED’in enflasyonu ölçmek ve yüzde 2’lik hedefine ulaşma sürecini değerlendirmek için yakından izlediği temel göstergelerden biri olan PCE verilerinin, para politikası kararları üzerinde etkili olması bekleniyor.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, FED’in gelecek toplantısında faizleri büyük ölçüde mevcut seviyesinde tutma ihtimalini yüzde 83 olarak fiyatlıyor. Aralık ayında faiz artırımı yapılacağına ilişkin beklenti ise yüzde 94 seviyesinde bulunuyor.

FED, eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltmişti.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, getiri sağlamayan altın üzerinde genellikle baskı oluşturuyor. Yüksek faizler, altını elde tutmanın maliyetini faiz getirisi sağlayan varlıklara kıyasla artırıyor. Bununla birlikte piyasalar, Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeleri de yakından takip ediyor.

Değerli metaller piyasasında gümüş %0,7 düşüşle ons başına 56,69 dolara gerilerken platin bin 639,65 dolarda yatay seyretti. Paladyum ise %0,7 değer kaybederek ons başına bin 112,08 dolara indi.


Yapay zekâ faturası, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geçiren Wall Street’i sarsmaya mı başladı?

Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
TT

Yapay zekâ faturası, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geçiren Wall Street’i sarsmaya mı başladı?

Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)
Seul’de düzenlenen yarı iletken fuarında SK Hynix’in standında yapay zekâ görselinin yer aldığı bir ekran (AP)

ABD teknoloji hisselerini cuma günü vuran satış dalgası, yapay zekâ patlamasının maliyetine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Wall Street, haziran sonundan bu yana en kötü haftasını geride bıraktı. Endişeler artık yalnızca şirketlerin yüksek değerlemeleriyle sınırlı değil. Yatırımcılar, şirketlerin yapay zekâ altyapısına yaptıkları devasa harcamaları haklı çıkaracak getirileri elde edip edemeyeceğini de sorguluyor. Bu süreçte borçlanma maliyetleri yükselirken petrol fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentileri ve ABD’de faizlerin seyri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Nasdaq Bileşik Endeksi cuma günkü işlemlerde yüzde 2,1 gerilerken haftalık kaybı yaklaşık yüzde 4,5’e ulaştı. S&P 500 Endeksi ise cuma günü yüzde 1,1, hafta genelinde yaklaşık yüzde 2 değer kaybederek önceki haftaki kazanımlarını sildi. Dow Jones ise sektörler arasındaki farklı performans ve yatırımcıların teknoloji hisselerindeki pozisyonlarını azaltmasıyla haftayı sınırlı bir yükselişle tamamlayarak görece dirençli bir görünüm sergiledi.

Bu hareketler, yapay zekâ patlamasının sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak sektörün büyümesine yönelik iyimserliğin hisseleri rekor seviyelere taşıdığı bir dönemin ardından yatırımcıların bu yükselişin sürdürülebilirliğini daha titiz biçimde sorguladığını ortaya koyuyor. Jeopolitik ve enflasyonist baskılar da bu sorgulamayı güçlendiriyor.

Büyüme beklentilerinden finansman sınavına

Piyasalardaki endişelerin başlıca kaynaklarından biri, veri merkezlerini, çipleri ve bilgi işlem kapasitesini kapsayan yapay zekâ altyapısının hızla genişletilmesinin büyük ölçekli sermaye yatırımları gerektirmesi. Bazı şirketlerin bu harcamaların bir bölümünü borçlanarak finanse etmesi, yükselen tahvil getirileri ve yatırımcıların risk iştahındaki değişimler karşısında finansman koşullarını daha kırılgan hale getiriyor.

dfvg
Cuma günü piyasa kapanışı öncesinde New York Borsası’nda çalışan traderlar (AP)

Yapay zekâ odaklı bulut bilişim şirketi CoreWeave, borçlanma maliyetlerinin artmasıyla piyasalardaki endişelerin odağına yerleşti. Şirketin borçlanma araçlarının getirileriyle daha düşük riskli borçlanma araçlarının getirileri arasındaki farkın açılması, yapay zekâ altyapısı şirketlerinin finansman yükünü ne ölçüde taşıyabileceği ve beklenen gelirlerin maliyetlerle başa çıkacak hızda artıp artmayacağı tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Bu endişeler, tek bir şirketin hisse performansının çok ötesine geçiyor. Yapay zekâ yatırımları, ABD ekonomisinde harcamaların, büyümenin ve sermaye akışlarının başlıca itici güçlerinden biri haline geldi. Dolayısıyla bu yatırımların finansmanında yaşanabilecek geniş çaplı bir yavaşlama, teknoloji şirketlerinin yanı sıra tedarikçilerini ve piyasa değerlemelerinin dayandığı kâr beklentilerini de etkileyebilir.

Bununla birlikte, şirketlerin karşı karşıya olduğu koşullar aynı değil. Şirketler nakit akışı yaratma ve borç taşıma kapasiteleri bakımından birbirinden ayrılırken yapay zekâ uygulamalarına yönelik talep de yatırımları desteklemeyi sürdürüyor. Bu nedenle temel sınav, harcamalarını sürdürülebilir getirilere dönüştürebilen şirketlerle faaliyetlerini büyük ölçüde kolay finansman koşullarına ve yüksek değerlemelerin devamına dayandıran şirketleri birbirinden ayırmak olacak.

Petrol, faiz hesaplarını zorlaştırıyor

Teknoloji hisseleri üzerindeki baskı, ABD ile İran arasındaki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışına ilişkin endişeler nedeniyle Brent petrolün varil fiyatının cuma günü 109,86 dolara yükseldiği bir döneme denk geldi. Enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon risklerini büyütürken fiyatların yükselmeye devam etmesi halinde merkez bankalarının para politikasını gevşetme alanını daraltıyor.

ABD’de açıklanan son veriler, tüketici ve üretici fiyatlarının beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koydu. Bu gelişme, piyasalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl sonundan önce faizleri yeniden artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. CME Group verilerine göre aralık ayındaki toplantıda faiz artırımı ihtimali yüzde 74,3’e yükseldi. Bu oran bir ay önce yüzde 50,2 düzeyindeydi.

jku
New York Borsası’nda işlem yapan bir trader (AP)

Faiz beklentilerindeki değişim, özellikle teknoloji hisselerini etkiliyor. Çünkü bu şirketlerin piyasa değerlerinin önemli bir bölümü gelecekte elde edilmesi beklenen kârlara dayanıyor. Bu kârları bugünkü değere indirgemek için kullanılan iskonto oranı yükseldikçe yatırımcıların söz konusu kazançlara biçtiği bugünkü değer düşüyor. Borçlanma maliyetlerinin artması da yatırımlarını kredi yoluyla genişleten şirketlerin üzerindeki yükü ağırlaştırıyor.

Buna karşılık enerji şirketleri, petrol fiyatlarındaki yükselişten yararlandı. ExxonMobil ve Chevron hisseleri cuma günü değer kazandı. Piyasanın farklı sektörler arasında yeniden pozisyon aldığına işaret eden bu ayrışma, diğer sektörlerin olası bir ekonomik yavaşlamanın veya kalıcı enflasyonun etkilerinden korunacağı anlamına gelmiyor.

Teknoloji hisselerindeki düşüş, piyasanın geri kalanından bağımsız değil

Ekonomist Muhammed el-Erian, piyasaları değerlendirdiği haftalık analizinde teknoloji hisselerinden uzaklaşma eğiliminin ekonominin geri kalanından bağımsız ele alınamayacağına dikkat çekiyor. Teknoloji, büyümenin önemli itici güçlerinden biri olmasının yanı sıra yerli ve yabancı sermayeyi daha geniş ABD hisse senedi piyasasına çeken başlıca alanlardan biri. Bu nedenle baskının yatırımlara ve ekonomik faaliyetlere yayılması halinde diğer sektörler de etkilenebilir.

Hafta boyunca piyasalarda görülen hareketler, tüm hisselerde eşit ölçüde yaşanan bir düşüşten ziyade sektörler arasında belirgin bir ayrışmaya işaret etti. Çip üreticileri ve yapay zekâyla bağlantılı teknoloji şirketleri kayıpların büyük bölümünü üstlenirken bazı sanayi şirketleri beklentileri aşan çeyreklik sonuçlarının ardından yükseldi. Enerji sektörü de petrol fiyatlarındaki artıştan destek buldu.

Ancak bu ayrışmanın devam edip etmeyeceği, şirketlerin mevcut değerlemelerini haklı çıkaracak sonuçlar açıklamasına, enflasyon ve tahvil getirilerinin seyrine ve Ortadoğu’daki savaşın gelişimine bağlı olacak. Enerji fiyatlarındaki yükselişin fiyat baskılarının devam etmesiyle birleşmesi, yatırımcıları zor bir denklemle karşı karşıya bırakabilir: Bir yanda kâr artışının yavaşlama ihtimali, diğer yanda yüksek finansman maliyetleri.

Gelecek dönem bilançoları yatırımcıların beklentilerini sınayacak

Şirketlerin önümüzdeki dönemde açıklayacağı çeyreklik finansal sonuçlar daha da önem kazanıyor. Bu sonuçlar, özellikle yapay zekâ yatırımlarına öncülük eden büyük şirketlerde talebin büyümesi, kâr marjları ve sermaye harcaması planları hakkında daha net göstergeler sunacak.

Yatırımcılar, devasa harcamaların yalnızca uzun vadeli beklentiler yaratmakla kalmayıp somut gelir ve getirilere dönüşmeye başladığını gösteren kanıtlar arayacak. Finansman kaynakları ve borçlanma maliyetleri daha yakından incelenirken şirketlerin gelecekteki harcamalarına ilişkin öngörüleri de gerçekleşen kârlar kadar önem taşıyacak.

Dolayısıyla piyasaların önündeki sınav, yalnızca yapay zekâ patlamasının devam edip etmeyeceğiyle sınırlı değil. Asıl mesele, bu büyümenin nasıl sürdürüleceği: Şirketler yatırımlarının büyüklüğüyle orantılı getiriler elde ederek genişlemelerini finanse edebilecek mi, yoksa yükselen maliyetler ve azalan risk iştahı yatırımcıları daha sert bir yeniden değerlemeye mi yöneltecek?

Haftalık kayıplar bu sorulara kesin bir yanıt vermiyor. Ancak piyasaların yapay zekâya yönelik iyimserliği artık hisseleri desteklemek için tek başına yeterli görmediğini ortaya koyuyor. Finansman koşulları, enflasyon ve enerji fiyatları da yatırımcıların hesaplamalarında belirleyici unsurlar haline geliyor.