Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Hamid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Fon’un stratejisinin Suudi Arabistan'daki özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu vurguladı.

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Yatırımlar Genel İdaresi Başkanı Yezid el-Hamid, Fon’un yatırım yönelimlerinin gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya yönelik gerçekleştiğini, ayrıca bunun Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için etkili bir yatırım aracı olduğunun altını çizdi. 
Hamid, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Fon’un yatırım için 13 öncelikli sektörü seçtiğini belirtti. Bu seçimin sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi kapsayan belirli kriterler dahilinde yapıldığını söyledi. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde motivasyon ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hamid ayrıca sektörlerin Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirmeye yönelik programlar doğrultusunda önceliklendirildiğini vurguladı.
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı açıklamasının devamında, Fon’un gelecek vaat eden sektörleri hayata geçirdiği iddialı stratejisinin, özel sektörün güçlenmesine katkı sağlanmasına, ayrıca Fon’a yönelik harcamaların katkısının yanı sıra özel sektörün yatırımcı, ortak ve yan kuruluşlarının tedarikçisi olarak katılımı için birçok fırsat yaratılmasına katkı sağladığını bildirdi.  
Hamid ayrıca Fon’un sermaye geri dönüşüm programındaki stratejisinin, başta  sahibi olduğu şirketlerdeki hisselerin satışı ve ekonomik teşvik etkisi ile stratejik sektörlere yeniden yatırım yapılması olmak üzere altı fayda sağladığını vurguladı. Fon’un varlıklarını değerlendirmek, şirketler kurmak veya varlıkları satın alıp geliştirmek ve daha sonra sonuçlandırılmış yatırımlar olarak satmak için sürekli çalıştığını belirtti.
Şirketlerindeki hisselerin satışı da dahil olmak üzere Fon’un mali durumunu iyileştirmek için finansman seçeneklerinden yararlandıklarını ifade eden Hamid, sermaye rotasyonu sürecinin, Suudi finans sektörünün gelişmesi ve yeni yatırımcıların çekilmesi, finansal piyasanın geliştirilmesi, derinliği ve özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynadığına dikkat çekti. Hamid Şarku’l Avsat’a verdiği  Kamu YatırımFonuna ilişkin birçok konu hakkında ayrıntılı bilgi verd:

- 2022 yılı bütçesi göz önüne alındığında Kamu Yatırım Fonu'nun Suudi Arabistan'daki finansal sürdürülebilirlik çabalarını desteklemekte ana rolü nedir?
Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını geliştirmek için etkili bir araçtır. Gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya katkıda bulunan uygulanabilir projelere yatırım yapmak için çalışır. Fon geçtiğimiz yıllarda yerel ekonomi üzerinde olumlu bir etki elde etmeyi ve sürdürülebilir getirileri en üst düzeye çıkarmayı başardı. Fon, yönetim altındaki varlıklarının büyüklüğünü ikiye katlayarak 1,8 trilyon riyalden (480 milyar dolar) fazla bir meblağ elde etti. 2017'den 2021'in ikinci çeyreğinin sonuna kadar 400 binden fazla doğrudan ve dolaylı iş yaratılmasıyla sonuçlanan 10 yeni sektörün açılmasına katkıda bulundu. Kamu Yatırım Fonu Başkanı, Suudi Arabistan’ın 2022 yılı bütçesinin açıklandığı forumda Fon’un ekonomik çeşitliliği sağlamadaki öncü rolüne ve finansal sürdürülebilirliği artırma girişimleri yoluyla vatandaşlar ve gelecek nesiller üzerinde olumlu etkisi olan bir gelişim değeri elde edilmesine katkıda bulunma taahhüdünü vurguladı.

- Fon’un yatırım yaptığı petrol dışı sektörler hangileri? Hayata geçirdiğiniz en önemli projeler neler?
Fon, Suudi şirketlerine yapılan yatırımlar ve Fon’un gelecek vaat eden sektörlerini ve yan kuruluşlarını geliştirme ve kalkındırmaya yönelik projeler yoluyla özel sektörü geliştirici, yeni sektörlere yatırım yaparak önemli bir katalizör ve bütünleştirici bir role sahiptir. Bu bağlamda Fon önümüzdeki beş yıl boyunca 13 hayati ve stratejik yerel sektöre odaklanmayı hedefliyor. Bu sektörler, havacılık ve savunma, finansal hizmetler, sağlık hizmetleri, gıda ve tarım, tüketim ve perakende malları, gayrimenkul, eğlence, turizm ve spor, ulaşım ve lojistik, iletişim, medya ve teknoloji, kamu hizmetleri ve yenilenebilir enerji, mineraller ve madencilik, araçlar, inşaat hizmetleri ve inşaat malzemeleri olarak belirlendi. Fon’un bu 13 sektörü öncelikli olarak seçimi, sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi de kapsayan belirli kriterlere dayanıyordu. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde teşvik ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi de bu noktada önemli bir rol oynadı. Ayrıca sektörler, Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirecek programlar doğrultusunda önceliklendirildi. Fon son yıllarda Suudi ekonomisini desteklemeye ve halk için önemli iş fırsatları yaratmaya katkıda bulunan Suudi Güvenlik Muhafızları Şirketi (SAFE), Helikopter Şirketi, Suudi Gemi Şirketi ve Suudi Askeri Sanayi Şirketi gibi birçok önemli ulusal şirketin kurulması yoluyla çeşitli sektörler kurmaya çalıştı. Bunların en önemlileri arasında, en büyük güneş enerjilerinden biri olması beklenen ve tamamı Fon’a ait ACWA Power ve Badeel Company tarafından bu yıl hayata geçirilecek Sudair Güneş Enerjisi Projesi var. Bunun yanı sıra birçok hayati proje de hayata geçirildi. Bu, Fon’un 185 bin konutunenerji ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 3,4 milyar riyal (906 milyon dolar) yatırım değerine sahip, bulunan, bin 500 megavat üretim kapasitesi ile 2030 yılına kadar ülkenin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin yüzde 70'ini geliştirme ve karbon salınımını yılda 2,9 milyon ton azaltma taahhüdü ile somutlaştırıyor. Air Products Şirketi’nin ACWA Power ve NEOM ile ortaklaşa, yenilenebilir enerjiyle çalışan dünya çapında 5 milyar dolarlık hidrojen bazlı amonyak tesisi inşa etmek için bir anlaşma imzaladığını duyurması gibi çeşitli açıklamalar da bu taahhüde bağlılığı destekliyor. Tamamı Kamu Yatırım Fonu'na ait olan Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI), askeri havacılık sektöründe hizmet, bakım, onarım ve revizyon alanında bir ortak girişim geliştirmek için Airbus ile de bir anlaşma imzaladı. Şirket ayrıca hava yapısı bileşenlerinin üretimi için Suudi Arabistan'da yüksek hassasiyetli bir tesis kurmak için de adım attı. Fransız Figeac Aero Group ile Suudi Arabistan Endüstriyel Yatırımlar Şirketi (Dussur) arasında ‘Sami Figeac Aero Manufacturing’ şirketini kurmak için bir ortak girişim anlaşması imzalandığını açıkladı.

-Kamu Yatırım Fonu 47 yeni şirket kurdu. Fon'un yatırımlarının Suudi Arabistan'da özel sektörün güçlenmesine nasıl katkıda bulunuyor?
Fon, özel sektörün katılımını güçlendirmeye ve artırmaya katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörleri etkinleştirerek ve geliştirerek Suudi Arabistan’daki ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaya oldukça önem veriyor. Fon, yatırım girişimlerinin özel sektör üzerindeki etkisini kapsamlı ve doğru bir şekilde değerlendiriyor. Yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırıp yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturarak özel sektörün katılımı için bir strateji geliştiriyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yaptığı açıklamalarda özel sektörü güçlendirmenin önemine olan inancını dile getiriyor. Kamu Yatırım Fonu, özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörler açtığı iddialı bir strateji uyguluyor. Fon ve iştiraklerinde yerel içeriğe katkıyı yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor. Bu, yerel özel sektörün güçlendirilmesi ve istihdam yaratılması üzerinde doğrudan bir etkiye de katkı sağlıyor. Fon'a yönelik harcamaların, özel sektörün - Fon yatırımlarına yatırımcı, ortak ve şirketlerin tedarikçisi olarak - katılımı için birçok fırsat yaratması bekleniyor. Buna örnekler arasında ‘Nesma ve Partners Contracting Ltd.’ adlı iki şirketle yapılan Kızıldeniz Projesi’nin duyurusu, ihale için kamu binaları, hava seyrüsefer altyapısının geliştirilmesi, dünyanın en büyük ve en hızlı eğlence oyunları için devasa eğlence projesini içeren Suudi Qiddiya Yatırım Şirketi'nin Qiddiya'daki Six Flags eğlence parkının inşası için Fransız Bouygues-Batiment International Şirketi ile 3,75 milyar riyal (bir milyar dolar) değerinde bir sözleşme imzaladığını duyurması da yer alıyor. Bunun yanısıra Kamu Emeklilik Kurumu ve Saudi Real Estate Refinance Company, Suudi Arabistan’daki konut gayrimenkul refinansman piyasasındaki en büyük anlaşma niteliği taşıyan ve değeri 3 milyar riyalden (800 milyon dolar) fazla olan bir gayrimenkul finansman portföyünün haklarını satın almak için bir anlaşma imzalandığını duyurdu.

-Fon, yatırım yaptığı bazı şirketlerdeki hisselerini neden satıyor? Bunun beklenen finansal etkisi nedir?
Veliaht Prens ve Fon Yönetim Kurulu Başkanı Prens Muhammed bin Selman, 2021-2025 Kamu Yatırım Fonu'nun İddialı Büyüme Stratejisi’ni başlattı. Bu strateji, yerel ekonomide yeni ve gelecek vaat eden sektörler geliştirmek ve hedeflenen getirileri elde etmek için uzun vadede fonun yatırım stratejisini güçlendirmeye katkıda bulunan yeni yatırımları sağlamayı amaçlıyor. Fon’un stratejisi, sahip olduğu şirketlerdeki hisseleri satarak ve gelirleri ekonomik bir teşvik etkisi ile gelecek vaat eden stratejik sektörlere yeniden yatırarak bir sermaye geri dönüşüm programını kapsıyor. Fon, tüm finans kuruluşlarında olduğu gibi varlıklarını yerel ve küresel piyasalarda değerlendirmek için sürekli çalışıyor. Bunları geliştirmek ve daha sonra olgun yatırımlar olarak satmak amacıyla şirketler kuruyor veya varlıklar satın alırken söz konusu şirketlerin sürekli büyümesine katkıda bulunacak şekilde karar verme sürecine katkıda bulunma yeteneği sağlayan kontrol hissesi payını koruyor. Fon, mali durumunu iyileştirmek için kendisine sunulan finansman seçeneklerini optimal bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Buna şirketlerindeki hisselerin satışı da dahildir. Bu satışlar ikincil teklifler yoluyla veya başka bir şekilde olabilir. Tıpkı Saudi Telecom Company (STC) hisselerinin yüzde 6'sının ikincil halka arzında veya ‘ACWA Power’ ve ‘Tadawul’ Holding Grubu’nun ilk halka arzlarında olduğu gibi. Burada sermaye rotasyonu sürecinin Suudi finans sektörünün geliştirilmesinde ve yeni yatırımcıların çekilmesinde önemli ve temel bir faktör olduğunu belirtmekte fayda var. Bu, Suudi finans piyasasının gelişmesinde ve yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı yaratarak özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynayan Kamu Yatırım Fonu'nun en önemli hedeflerinden biridir. Fon, özellikle iştiraklerini arza hazır hale getirdikten sonra listeleyerek Suudi finans piyasalarında aktif bir katılımcı olmayı, dolayısıyla borsada işlem gören şirket sayısını ve toplam pazar büyüklüğünü artırarak Suudi finans piyasasının derinliğini artırmaya ve yeni gelecek vaat eden sektörlerde şirketler sunarak yatırım seçeneklerini çeşitlendirmeye katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedef, Suudi sermaye piyasalarında özel sektör, yerli ve yabancı yatırımcılardan yatırım çekmeye katkıda bulunuyor.

- Fon’un önümüzdeki dönemdeki planlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan unsurlar neler?
Fon, birçok iddialı yatırımın gerçekleştirilmesinde ve Suudi Arabistan’ın ana yatırım kolu olma yolunda önemli adımlar attı. Eşsiz yatırımlara dahil olarak ve yatırımların yönetiminde saygın uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak uygulanabilir finansal getiriler elde etmeyi amaçlıyor. Fon’un önümüzdeki yıllardaki stratejisi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunan birkaç sektörde girişim başlatmaya odaklanacak. Fon’un yatırımlarının ekonomik etkisi, ekonomistler tarafından onaylanan bir ekonomik model ile ölçülmekte ve verimlilik, enflasyon, nüfus artışı, sektörel yapı ve sermaye oluşumu dahil olmak üzere çok sayıda kriter ve ekonomik veriyi dikkate alınıyor. Ayrıca herhangi bir yatırım kararı vermeden önce bir yatırım fırsatının ekonomik etkisi de analiz ediliyor. Ayrıca Fon’un Ulusal Kalkınma Departmanı, Fon yatırımlarının beklenen ekonomik etkisinde kaydedilen ilerlemenin boyutunu gösteren periyodik raporlar yayınlıyor, Fon’un ekonomik etkisini artırmaya yönelik girişimleri belirliyor. Örneğin Fon’un ülke ekonomisini desteklemeye ve ekonomik dönüşümü ilerletmeye katkı sağlaması için birçok sektörün güçlenmesine yardım ediyor. Çok sayıda şirket kurulması ve doğrudan ve dolaylı birçok iş fırsatı yaratılmasına katkıda bulunuyor.

- Fon’un yerel ve uluslararası yatırımlara dahil olmakta dikkat ettiği en önemli kriterler ve getiri oranları neler?
Fon, belirli yatırım portföylerinin yatırım hedefini netleştirirken en iyi uluslararası yatırım uygulamalarını benimser ve kapsamlı bir şekilde yatırım yapar. Uzun vadeli yatırım getirileri elde edebilecek fırsatlar için değer zinciri genelinde araştırma yapar, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünü yönlendirmek için Kamu Yatırım Fonu'nun çabalarını destekleyen sektörlere odaklanarak teknik dönüşüm gerçekleştirebilecek ortakları belirler. Tabii bunlar Vizyon 2030 ve küresel ekonomi ile uyumlu olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle, mevcut seçenekleri gözden geçirdiğimiz için değer zincirine katılma kararı dikkatli bir şekilde alınır. Fon, bu hedeflere ulaşılmasını sağlamak amacıyla herhangi bir yatırım anlaşmasını planlarken, kilit faktörlerin sağlanıp sağlanmadığını dikkate alır. Bunlar; finansal getiri elde etmek, ulusal ekonomi üzerinde olumlu etki, yerelleştirme, katma değer elde etmek ve özel sektör katılımıdır. Daha önce de belirttiğim gibi Fon, ulusal kalkınmayı desteklemek ve yatırımlarının yerel ekonomi üzerindeki etkisini artırmak için uzmanlaşmış bir departman kurdu. Yönetim şu an Fon’un yönetim kurulu tarafından, Fon ve iştiraklerinin yerel içeriğe katkısını 2025 yılı sonuna kadar yüzde 60'a çıkarmak hedefiyle onaylanan yerel içerik geliştirme programı aracılığıyla çalışıyor. Fon, yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırarak yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturuldu. Bu amaçla özel sektörün katılımı için bir strateji geliştirildi.



Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
TT

Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar'da 33 kuyuda ulaşılan günlük petrol üretimine ilişkin, "Cumhuriyet tarihinin bir rekoru ile buradayız. Bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz." dedi.

Şırnak'ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutladığını belirtti.

Bayramın ikinci gününde Şırnak'ta Gabar'da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı'nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah'a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye'de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün."

- "Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün"

Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.

Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.

"Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye'de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye'nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında '2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.' demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız." ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye'nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.

Hakkari'de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.

- "Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz"

Bayraktar şunları kaydetti:

"Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200'ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50'sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ'ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan'a Dörtyol'a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021'den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak'a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek."

- "Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz"

Şırnak'ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.

Bayraktar, "İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz'de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız"

Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.

Gabar'daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bilgi veren Bayraktar, "Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

"Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar'da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah'a emanet ediyorum."

AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da "Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.

Bakan Bayraktar'a Gabar'daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.


Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
TT

Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)

Bitcoin'de 4 yılda bir düzenlenen "yarılama" (halving) uygulamasının bu ay gerçekleşecek. Peki Bitcoin (BTC) madencileri ve kripto para piyasası bundan nasıl etkilenecek?

Yarılama uygulaması, BTC üretiminde madencilik başına düşen ödülün her 4 yılda bir yarı yarıya azaltıldığı bir işlem. 

Bu uygulama, BTC arzını düşürdüğü gibi talep artışına bağlı fiyatın yükseliş eğilimini artırıyor.

Kripto madenciliği firması Sphere 3D Corp'un CEO'su Patricia Trompeter "Bitcoin fiyatlarının arz şoku sonucunda ciddi şekilde artabileceğini" söyledi. 

En son Mayıs 2024'te yapılan yarılama işlemiyle blok başına düşen Bitcoin miktarı 6,25 olarak olmuştu. Bu ay bu değer 3,125'e inecek.

Yaklaşık 4 yılda bir gerçekleşen yarılama uygulaması 21 milyon Bitcoin'in hepsi madencilikle çıkarılana dek devam edecek. Bu sürecin 2140 civarında tamamlanması öngörülüyor.

Yarılama işlemi blok zinciri sisteminin güvenliği açısından da önemli. İsrail merkezli yatırım şirketi eToro'dan analist Simon Peters, "Blok ödülünün yarıya indirilmesi, daha zayıf madencilik faaliyetlerinin 'ayıklanması' anlamına geliyor" dedi. 

Uzman, yarılama uygulamasının rekabetçi ortamda zorlanan bazı madencilerin çalışmalarını sonlandırmasına neden olabileceğini söyledi. 

Rekabeti sürdürmek isteyen kripto para piyasasındaki büyük firmalar, devasa BTC madenciliği bilgisayarlarını hem soğutmak hem de çalıştırmak için daha ucuz ve çevreci enerji kaynaklarını kullanmaya yöneliyor. 

ABD'li kripto madenciliği devi CleanSpark, ocakta son teknoloji madencilik bilgisayarı Bitmain 21'lerden 120 bin adet satın alındığını duyurmuştu. 

Kanadalı rakibi Bitfarms ise kripto madenciliği bilgisayarları için gerekli enerjinin yüzde 80'inin hidroelektrikten sağlandığı bir sistem kurduklarını bildirmişti. 

Şirketin baş madencilik sorumlusu Ben Gagnon, hidroelektriğin hem çevreci bir çözüm olduğunu hem de maliyetleri azalttığını söylemişti. 

Yarılama uygulamasının bu ay tam olarak hangi gün gerçekleşeceği belli değil. Uygulama madenciler tarafından belirli sayıda blok doğrulandığında otomatik olarak devreye giriyor. Kripto para piyasası verilerini yayımlayan CoinMarketCap'e göre bu sayıya 19 ya da 20 Nisan'da ulaşılabilir. Amerikan iş dünyası dergisi Forbes ise 15 Nisan'da yarılamaya varılabileceğini aktardı.

Independent Türkçe, AFP, Forbes


Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları yeni nesil Güneş panellerinin verimliliğini radikal bir şekilde iyileştirebilecek yeni bir malzeme keşfetti.

ABD'deki Lehigh Üniversitesi'nden bir ekip, geleneksel silikon bazlı Güneş pillerinin teorik verimlilik sınırının yüzde 190'ı oranında emilim verimliliğine ulaşabilen bir malzeme geliştirdi.

Lehigh Üniversitesi'nde fizik bölümü öğretim üyesi Chinedu Ekuma, "Bu çalışma, sürdürülebilir enerji çözümlerine dair anlayışımızda ve bunları geliştirmemizde kayda değer bir sıçramayı temsil ederken, yakın gelecekte Güneş enerjisi verimliliğini ve erişilebilirliğini baştan tanımlayabilecek yenilikçi yaklaşımların altını çiziyor" diyor.

Yapılan testler, malzemenin özellikle kızılötesi ışığı ve elektromanyetik spektrumun görünür bölgelerini emerken iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

Malzeme, yüzde 190'lık bir harici kuantum verimliliği (external quantum efficiency / EQE) elde etti; EQE, Güneş pilinin verimliliğini ölçmede önemli bir yöntem sunuyor. EQE oranı, Güneş ışığından emilen her foton için bir elektron üretimini temsil ediyor. Yeni malzemeyle bir fotondan birden fazla elektron toplamanın mümkün olması, bu kadar yüksek bir EQE oranının arkasındaki neden.

Yeni malzeme bunu "van der Waals boşlukları" denen, iki boyutlu, katmanlı malzemeler arasındaki atomik seviyedeki küçük boşluklardan yararlanarak başarıyor.

Dr. Ekuma, "Malzemenin hızlı tepki vermesi ve artırılmış verimliliği, Cu eklenmiş GeSe/SnS'nin gelişmiş fotovoltaik uygulamalarda kuantum malzeme olarak kullanılma potansiyeline güçlü bir şekilde işaret ederek Güneş enerjisi dönüşümlerinde verimliliği iyileştirmek için bir yol açıyor" diyor.

Küresel enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati rol oynayacak olan yeni nesil, yüksek verimli Güneş pillerinin geliştirilmesi için umut verici bir aday.

Dr. Ekuma ve ekibi halihazırda bu deneysel malzemeyi, mevcut yenilenebilir enerji sistemlerine entegre edilebilecek bir malzemeye dönüştürmeyi planlıyor.

Araştırma çarşamba günü Science Advances adlı bilimsel dergide yayımlanan "Chemically tuned intermediate band states in atomically thin CuxGeSe/SnS quantum material for photovoltaic applications" (Fotovoltaik uygulamalardaki kuantum malzemesi olan atomik seviyede ince CuxGeSe/SnS'nin kimyasal olarak ayarlanmış ara bant durumları) başlıklı çalışmada detaylandırıldı.

Independent Türkçe


Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, verilen destekler ve taban fiyat uygulamasının, gübre kullanımının artmasında etkili olduğunu belirterek, "Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı." dedi.

Yumaklı, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye genelinde hububat başta olmak üzere güzlük ekilen ürünlerde üst gübrelemenin başladığını bildirdi.

Gübre kullanımının geçen yıl 2022'ye göre yüzde 19 artarak 7 milyon ton olduğuna işaret eden Yumaklı, "Bitkisel üretimde birim başına yüzde 30-50 verim ve kalite artışı sağlayan gübre için verdiğimiz desteklemeler ve taban fiyat, gübre kullanımının artmasında etkili oldu. Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı. Gübre kullanımı bitkisel üretimde verim artışına önemli katkı sağlıyor." diye konuştu.

Yumaklı, bu üretim sezonundaki en önemli artışın yüzde 67 ile CAN, yüzde 23 ile ÜRE ve yüzde 22 ile DAP gübrelerinin kullanımında gerçekleştiğine işaret ederek, "Mısır, şeker pancarı ve pamuk için kullanılacak taban gübresi sevkiyatı ise yüzde 69 artarak 241 bin tona yükseldi." ifadelerini kullandı.

- Gübre desteğinde yüzde 31,6 artış

Bitkisel üretimde çiftçilerin girdi maliyetlerine katkı sağlayan mazot ve gübre desteği bütçesinin geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 31,6 artışla 21,1 milyar liraya çıkarıldığına dikkati çeken Yumaklı, "Hububat üreticilerimize 2023 üretim yılına ait ve 2024 yılında ödenecek 11,2 milyar lira tutarındaki mazot ve gübre desteği öne çekilerek Ekim 2023'te ayni olarak mazot ve gübre alımında kullanılmak üzere Ziraat Bankası hesaplarına tanımlandı. Böylece gübre kullanım döneminde çiftçilerimizin girdilerinin bir kısmı bu desteklerle karşılanıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yumaklı, gübre fiyatlarında son üç aylık dönemde önemli bir artış olmadığını ve martta ortalama yüzde 3 gerileme görüldüğünü, gübre sevkiyatında ve çiftçilerin gübreye ulaşımında herhangi bir sorun yok olmadığını belirtti.

Bakanlık tarafından ayni verilen gübre-mazot destekleri ile 2023 üretim sezonunda açıklanan hububat alım fiyatlarının, hem hububat ekiliş alanlarının hem de gübre kullanımının artmasında etkili olduğuna işaret eden Yumaklı, bunun yanında ilk defa 2019'da organik ve organomineral gübre kullanan çiftçilere, gübre desteğine ek verilen destekle de bu gübre türünün kullanımında artış sağlandığını kaydetti.


Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi
TT

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Ramazan Bayramı dolayısıyla 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Emeklilerin refahını artırmak için 2018'de uygulanmaya başlayan bayram ikramiyesiyle emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban Bayramlarında ödeme yapılıyor.

İkramiye 2018'de her bayramda 1000 lira olarak verilmeye başlanırken, 2021'de 1100 liraya, 2023'te 2 bin liraya, bu yıl için ise yüzde 50 artışla 3 bin liraya yükseltildi.

SGK, bu Ramazan Bayramı'nda 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Bu rakamla birlikte uygulamanın başladığı 2018'den bugüne kadar SGK tarafından toplam 166,2 milyar lira ikramiye ödenmiş oldu.


ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
TT

ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)

ABD tüketici fiyat endeksi Mart ayında beklenenden daha hızlı yükseldi ve bu da Fed'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor.

Ekonomi genelinde mal ve hizmet maliyetlerinin ölçüsü olan Tüketici Fiyatları Endeksi ay boyunca yüzde 0,4 artarak 12 aylık enflasyon oranını yüzde 3,5'e, yani Şubat ayına göre 0,3 puan daha yüksek bir seviyeye getirdi.

Dow Jones anketine katılan ekonomistler aylık yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,4.artış bekliyordu.

 


Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor
TT

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ekonomistlerinin hazırladığı "Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler" raporu yayımlandı.

Buna göre, 2023'te yüksek enerji fiyatları ve enflasyonun etkisiyle yüzde 1,2 daraldı.

Dünyada geçen yıl mal ticaretinin ekonomik değeri yüzde 5 düşüşle 24,01 trilyon dolara gerilerken, ticari hizmet ihracatı yüzde 9 artışla 7,54 trilyon dolara ulaşarak mal ticaretindeki düşüşü kısmen telafi etti. Ticari hizmet ticaretindeki büyüme, uluslararası seyahatlerdeki toparlanma ve dijital olarak sunulan hizmetlerdeki artıştan kaynaklandı.

Geçen yılki küçülmenin ardından küresel ticaretin bu yıl yavaş bir toparlanma göstererek yüzde 2,6 ve 2025'te yüzde 3,3 büyüyeceği öngörülüyor. Enflasyonist baskıların bu yıl azalması ve özellikle gelişmiş ekonomilerde reel gelirin yeniden artmasıyla tüketimi artırması bekleniyor.

Söz konusu öngörüler kapsamında, Afrika'nın ihracatının bu yıl yüzde 5,3 ile diğer tüm bölgelerden daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Kuzey Amerika'da ihracatın yüzde 3,6, Orta Doğu'da yüzde 3,5 ve Asya'da yüzde 3,4 ile ılımlı büyüme göstereceği öngörülürken, Güney Afrika'nın ihracatına ilişkin artış beklentisi yüzde 2,6.

Avrupa'nın ihracatının ise yüzde 1,7 artışla diğer bölgelerin gerisinde kalacağı hesaplanıyor.

İthalatın Asya'da yüzde 5,6 ve Afrika'da 4,4 büyüyerek küresel talebi destekleyeceği öngörülüyor. Ancak tüm diğer bölgelerde ithalatın ortalamanın altında artış göstereceği tahmin ediliyor.

Bu yılki Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları ve çeşitli ülkelerdeki vize şartlarının hafifletilmesiyle, turizm ve yolcu trafiğindeki artışın küresel ticari hizmet ticaretine katkı sağlaması bekleniyor.

Jeopolitik gerilimler ve ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin ticaretteki toparlanmayı kısıtlama riski söz konusu. Gıda ve enerji fiyatları jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden fiyat artışlarına maruz kalabilir.

Süveyş Kanalı'ndaki aksaklıkların ekonomik etkisi şu ana kadar nispeten sınırlı kalırken, otomotiv ürünler, gübre ve perakende gibi bazı sektörler gecikmeler ve navlun maliyetlerindeki artışlardan etkileniyor.

"Ticaretin dayanıklılığı, iki ana nakliye rotasındaki aksaklıklarla sınanıyor"

DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo Iweala, rapora ilişkin değerlendirmesinde, geçim kaynakları ve refahın iyileştirilmesi için hayati önem taşıyan esnek tedarik zincirleri ve çok taraflı ticaret çerçevesi sayesinde küresel ticaretin toparlanma yönünde ilerlediğini ifade etti. Iweala, "Ekonomik büyüme ve istikrarın sürdürülebilmesi için jeopolitik gerilimler ve ticaretin parçalanması gibi riskleri azaltmamız şart." uyarısında bulundu.

DTÖ Başekonomisti Ralph Ossa ise bazı hükümetlerin üretimi yeniden şekillendirmeyi ve ticareti dost ülkelere kaydırmaya amaçlayan adımlar attığını belirterek, şunları kaydetti:

"Ticaretin dayanıklılığı, dünyanın iki ana nakliye rotasında yaşanan aksaklıklarla da sınanıyor, tatlı su sıkıntısından etkilenen Panama Kanalı ve trafiğin Kızıldeniz'den uzaklaştırılması. Kesintilerin, jeopolitik gerilimlerin ve politika belirsizliğinin devam ettiği bu koşullar altında, ticaret görünümüne ilişkin riskler aşağı yönlü."


Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
TT

Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ile yürütülen güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturulduğunu belirterek, "Dünya Bankasının ilk 3 yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." dedi.

Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye'nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.

Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, "Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." diye konuştu.

"Türkiye uygun koşullu kredide 3'üncü sırada"

Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program'ın açıklanmasının ardından Türkiye'ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye'nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3'üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin 12'nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.

"Afetlere dayanıklılıktan ihracata kadar pek çok alanda destek sağlanacak"

Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:

"Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek."

"Özel sektörün geliştirilmesinde kullanılacak"

Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye'ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, "Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD'den, 9 milyar dolarının IFC'den sağlanması bekleniyor. MIGA'nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor." ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

"Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek."


IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2 trilyon dolarlık özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiğini, sınırlı gözetim göz önüne alındığında sektörün hızlı büyümesinin finansal kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.

Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun ilgili bölümünde, hızla büyüyen kurumsal özel kredideki kırılganlıklar ve finansal istikrara yönelik potansiyel riskler değerlendirildi.

Raporda, özel kredilerin, bankalar için çok büyük veya riskli, kamu piyasaları için ise çok küçük firmalara, uzun vadeli finansman sağlayarak önemli ekonomik fayda oluşturduğu ancak özel kredi alan firmaların kamu piyasasındaki emsallerine göre daha küçük ve daha riskli olma eğiliminde olduğu belirtildi.

Özel kredilerin genel finansal istikrar risklerini değerlendirmenin, gereken verilerin mevcut olmaması nedeniyle zor olduğuna işaret edilen raporda, bu sınırlamalara rağmen, bu tür risklerin şu anda kontrol altında göründüğü aktarıldı.

Raporda, özel kredinin boyutu ve kredi yaratmadaki rolü göz önüne alındığında makrokritik hale gelebileceği ve ekonomiye yönelik olumsuz şokları artırabileceği vurgulandı.

Daha müdahaleci yaklaşım önerisi

Raporda yetkililere; özel kredi fonlarına, bunların kurumsal yatırımcılarına ve kaldıraç sağlayıcılarına karşı daha müdahaleci denetleyici ve düzenleyici yaklaşımın teşvik edilmesi önerildi.

Risklerin daha kapsamlı bir şekilde değerlendirebilmesi için veri açıklarının kapatılması ve raporlama gerekliliklerinin geliştirilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, likiditenin yakından izlenmesi istendi.

Ayrıca, IMF yetkilileri tarafından konuya ilişkin kaleme alınan bir blog yazısında, hızla büyüyen özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiği vurgulanarak, "Finansal sistemin bu şeffaf olmayan ve son derece birbirine bağlı bölümünün hızlı büyümesi, sınırlı gözetimi göz önüne alındığında finansal kırılganlıkları artırabilir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Yazıda, yatırım fonları gibi uzmanlaşmış banka dışı finans kuruluşlarının kurumsal kredi alanlara borç verdiği özel kredi piyasasının, varlıklar ve taahhüt edilen sermaye açısından geçen yıl küresel olarak 2,1 trilyon doları aştığına işaret edilerek, bunun yaklaşık dörtte üçünün ABD'de olduğu bildirildi.

Politika faizlerinin konut piyasasına etkileri incelendi

Öte yandan, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun yayımlanan bölümünde de dünyanın dört bir yanındaki merkez bankalarının son iki yılda politika faizlerini önemli ölçüde artırdığı anımsatıldı.

Daha yüksek faiz oranlarının yavaşlamaya ve hatta resesyona yol açacağının düşünüldüğü ancak küresel büyümenin istikrarlı kaldığı ifade edilen raporda, bazı ekonomilerin de yavaşladığı kaydedildi.

Raporda, para politikasının ülkeler arasındaki ve zaman içindeki etkileri, mortgage ve konut piyasaları üzerinden incelendi.

Küresel mali krizden bu yana ve Kovid-19 salgını sırasında mortgage ve konut piyasalarında yaşanan değişimlerin birçok ülkede şimdiye kadarki yüksek politika faiz oranlarının etkisini sınırlamış olabileceğine işaret edilen raporda, oranlar ne kadar uzun süre yüksek tutulursa şu ana kadar nispeten korunaklı olan hanelerin sıkıntıyı hissetme olasılığının o kadar artacağı vurgulandı.


Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyada 2040'a kadar 296 bin 713 megavat kapasiteli kömür santralinin kapatılmasıyla 1,4 milyar ton karbon emisyonunun önüne geçilecek.

AA muhabirinin uluslararası sivil toplum kuruluşu Global Energy Monitor (GEM) verilerinden yaptığı derlemeye göre, halihazırda dünya çapında 75 ülkede yaklaşık 2 bin 440 kömür santrali yer alıyor. Bu santrallerin 2 milyon 130 bin 119 megavat kapasitesi bulunuyor.

Söz konusu santrallerin yıllık karbon emisyon seviyesi 10 milyar ton olarak hesaplanıyor.

Bu santrallerin yüzde 78,3'ü Asya'da yer alırken, onu yüzde 10,4 ile Amerika kıtasındaki ülkeler ve yüzde 7,8 ile Avrupa izliyor. Ülke bazında en büyük kapasite 1 milyon 136 bin 731 megavat ile Çin'de bulunurken, onu 237 bin 148 megavat ile Hindistan ve 200 bin 90 megavat ile ABD takip ediyor.

sxdv fd

Fosil yakıt kullanımı, iklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Paris Anlaşması doğrultusunda hava sıcaklığının 1,5 dereceyle sınırlandırılması ve küresel karbon salımının düşürülmesi hedefleri doğrultusunda çoğu ülke kömürden uzaklaşmayı tercih ediyor.

Geçen yıl, 13 ülkede 21 bin 121 megavatlık kömür kapasitesi devre dışı bırakıldı.

Dünyada 48 ülke 2040'a kadar 296 bin 713 megavatlık kömür santralini kapatmayı planlıyor. Bu sayı, halihazırda çalışır durumda olan santrallerin yüzde 14'üne denk geliyor. Böylece, 2024-2040 yıllarında 1,4 milyar ton karbon emisyonunun doğaya salımı engellenmiş olacak.

Bu kapsamda bu yıl, 22 bin 915 megavatlık santral devre dışı bırakılacak. Bu sayı gelecek yıl 54 bin 410 megavata yükselecek. Söz konusu dönemde ABD, 104 bin 90 megavat ile kömür kapasitesini en fazla azaltan ülke olacak. İlk sırada yer alan ABD'yi, 30 bin 507 megavat ile Güney Afrika ve 24 bin 240 megavat ile Almanya izleyecek.

2024-2040 yıllarında kömüre dayalı santral kapasitesini en çok azaltacak 10 ülke şöyle:

Ülke                                                 Toplam kapasite düşüşü (megavat)
ABD                                                 104.090
Güney Afrika                                    30.507
Almanya                                           24.240
Güney Kore                                     19.860
Avustralya                                        18.599
Polonya                                            14.952
Tayvan                                              10.914
Malezya                                            7.410
İtalya                                                 5.830
Çin                                                    5.270