Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Hamid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Fon’un stratejisinin Suudi Arabistan'daki özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu vurguladı.

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Yatırımlar Genel İdaresi Başkanı Yezid el-Hamid, Fon’un yatırım yönelimlerinin gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya yönelik gerçekleştiğini, ayrıca bunun Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için etkili bir yatırım aracı olduğunun altını çizdi. 
Hamid, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Fon’un yatırım için 13 öncelikli sektörü seçtiğini belirtti. Bu seçimin sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi kapsayan belirli kriterler dahilinde yapıldığını söyledi. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde motivasyon ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hamid ayrıca sektörlerin Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirmeye yönelik programlar doğrultusunda önceliklendirildiğini vurguladı.
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı açıklamasının devamında, Fon’un gelecek vaat eden sektörleri hayata geçirdiği iddialı stratejisinin, özel sektörün güçlenmesine katkı sağlanmasına, ayrıca Fon’a yönelik harcamaların katkısının yanı sıra özel sektörün yatırımcı, ortak ve yan kuruluşlarının tedarikçisi olarak katılımı için birçok fırsat yaratılmasına katkı sağladığını bildirdi.  
Hamid ayrıca Fon’un sermaye geri dönüşüm programındaki stratejisinin, başta  sahibi olduğu şirketlerdeki hisselerin satışı ve ekonomik teşvik etkisi ile stratejik sektörlere yeniden yatırım yapılması olmak üzere altı fayda sağladığını vurguladı. Fon’un varlıklarını değerlendirmek, şirketler kurmak veya varlıkları satın alıp geliştirmek ve daha sonra sonuçlandırılmış yatırımlar olarak satmak için sürekli çalıştığını belirtti.
Şirketlerindeki hisselerin satışı da dahil olmak üzere Fon’un mali durumunu iyileştirmek için finansman seçeneklerinden yararlandıklarını ifade eden Hamid, sermaye rotasyonu sürecinin, Suudi finans sektörünün gelişmesi ve yeni yatırımcıların çekilmesi, finansal piyasanın geliştirilmesi, derinliği ve özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynadığına dikkat çekti. Hamid Şarku’l Avsat’a verdiği  Kamu YatırımFonuna ilişkin birçok konu hakkında ayrıntılı bilgi verd:

- 2022 yılı bütçesi göz önüne alındığında Kamu Yatırım Fonu'nun Suudi Arabistan'daki finansal sürdürülebilirlik çabalarını desteklemekte ana rolü nedir?
Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını geliştirmek için etkili bir araçtır. Gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya katkıda bulunan uygulanabilir projelere yatırım yapmak için çalışır. Fon geçtiğimiz yıllarda yerel ekonomi üzerinde olumlu bir etki elde etmeyi ve sürdürülebilir getirileri en üst düzeye çıkarmayı başardı. Fon, yönetim altındaki varlıklarının büyüklüğünü ikiye katlayarak 1,8 trilyon riyalden (480 milyar dolar) fazla bir meblağ elde etti. 2017'den 2021'in ikinci çeyreğinin sonuna kadar 400 binden fazla doğrudan ve dolaylı iş yaratılmasıyla sonuçlanan 10 yeni sektörün açılmasına katkıda bulundu. Kamu Yatırım Fonu Başkanı, Suudi Arabistan’ın 2022 yılı bütçesinin açıklandığı forumda Fon’un ekonomik çeşitliliği sağlamadaki öncü rolüne ve finansal sürdürülebilirliği artırma girişimleri yoluyla vatandaşlar ve gelecek nesiller üzerinde olumlu etkisi olan bir gelişim değeri elde edilmesine katkıda bulunma taahhüdünü vurguladı.

- Fon’un yatırım yaptığı petrol dışı sektörler hangileri? Hayata geçirdiğiniz en önemli projeler neler?
Fon, Suudi şirketlerine yapılan yatırımlar ve Fon’un gelecek vaat eden sektörlerini ve yan kuruluşlarını geliştirme ve kalkındırmaya yönelik projeler yoluyla özel sektörü geliştirici, yeni sektörlere yatırım yaparak önemli bir katalizör ve bütünleştirici bir role sahiptir. Bu bağlamda Fon önümüzdeki beş yıl boyunca 13 hayati ve stratejik yerel sektöre odaklanmayı hedefliyor. Bu sektörler, havacılık ve savunma, finansal hizmetler, sağlık hizmetleri, gıda ve tarım, tüketim ve perakende malları, gayrimenkul, eğlence, turizm ve spor, ulaşım ve lojistik, iletişim, medya ve teknoloji, kamu hizmetleri ve yenilenebilir enerji, mineraller ve madencilik, araçlar, inşaat hizmetleri ve inşaat malzemeleri olarak belirlendi. Fon’un bu 13 sektörü öncelikli olarak seçimi, sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi de kapsayan belirli kriterlere dayanıyordu. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde teşvik ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi de bu noktada önemli bir rol oynadı. Ayrıca sektörler, Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirecek programlar doğrultusunda önceliklendirildi. Fon son yıllarda Suudi ekonomisini desteklemeye ve halk için önemli iş fırsatları yaratmaya katkıda bulunan Suudi Güvenlik Muhafızları Şirketi (SAFE), Helikopter Şirketi, Suudi Gemi Şirketi ve Suudi Askeri Sanayi Şirketi gibi birçok önemli ulusal şirketin kurulması yoluyla çeşitli sektörler kurmaya çalıştı. Bunların en önemlileri arasında, en büyük güneş enerjilerinden biri olması beklenen ve tamamı Fon’a ait ACWA Power ve Badeel Company tarafından bu yıl hayata geçirilecek Sudair Güneş Enerjisi Projesi var. Bunun yanı sıra birçok hayati proje de hayata geçirildi. Bu, Fon’un 185 bin konutunenerji ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 3,4 milyar riyal (906 milyon dolar) yatırım değerine sahip, bulunan, bin 500 megavat üretim kapasitesi ile 2030 yılına kadar ülkenin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin yüzde 70'ini geliştirme ve karbon salınımını yılda 2,9 milyon ton azaltma taahhüdü ile somutlaştırıyor. Air Products Şirketi’nin ACWA Power ve NEOM ile ortaklaşa, yenilenebilir enerjiyle çalışan dünya çapında 5 milyar dolarlık hidrojen bazlı amonyak tesisi inşa etmek için bir anlaşma imzaladığını duyurması gibi çeşitli açıklamalar da bu taahhüde bağlılığı destekliyor. Tamamı Kamu Yatırım Fonu'na ait olan Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI), askeri havacılık sektöründe hizmet, bakım, onarım ve revizyon alanında bir ortak girişim geliştirmek için Airbus ile de bir anlaşma imzaladı. Şirket ayrıca hava yapısı bileşenlerinin üretimi için Suudi Arabistan'da yüksek hassasiyetli bir tesis kurmak için de adım attı. Fransız Figeac Aero Group ile Suudi Arabistan Endüstriyel Yatırımlar Şirketi (Dussur) arasında ‘Sami Figeac Aero Manufacturing’ şirketini kurmak için bir ortak girişim anlaşması imzalandığını açıkladı.

-Kamu Yatırım Fonu 47 yeni şirket kurdu. Fon'un yatırımlarının Suudi Arabistan'da özel sektörün güçlenmesine nasıl katkıda bulunuyor?
Fon, özel sektörün katılımını güçlendirmeye ve artırmaya katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörleri etkinleştirerek ve geliştirerek Suudi Arabistan’daki ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaya oldukça önem veriyor. Fon, yatırım girişimlerinin özel sektör üzerindeki etkisini kapsamlı ve doğru bir şekilde değerlendiriyor. Yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırıp yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturarak özel sektörün katılımı için bir strateji geliştiriyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yaptığı açıklamalarda özel sektörü güçlendirmenin önemine olan inancını dile getiriyor. Kamu Yatırım Fonu, özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörler açtığı iddialı bir strateji uyguluyor. Fon ve iştiraklerinde yerel içeriğe katkıyı yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor. Bu, yerel özel sektörün güçlendirilmesi ve istihdam yaratılması üzerinde doğrudan bir etkiye de katkı sağlıyor. Fon'a yönelik harcamaların, özel sektörün - Fon yatırımlarına yatırımcı, ortak ve şirketlerin tedarikçisi olarak - katılımı için birçok fırsat yaratması bekleniyor. Buna örnekler arasında ‘Nesma ve Partners Contracting Ltd.’ adlı iki şirketle yapılan Kızıldeniz Projesi’nin duyurusu, ihale için kamu binaları, hava seyrüsefer altyapısının geliştirilmesi, dünyanın en büyük ve en hızlı eğlence oyunları için devasa eğlence projesini içeren Suudi Qiddiya Yatırım Şirketi'nin Qiddiya'daki Six Flags eğlence parkının inşası için Fransız Bouygues-Batiment International Şirketi ile 3,75 milyar riyal (bir milyar dolar) değerinde bir sözleşme imzaladığını duyurması da yer alıyor. Bunun yanısıra Kamu Emeklilik Kurumu ve Saudi Real Estate Refinance Company, Suudi Arabistan’daki konut gayrimenkul refinansman piyasasındaki en büyük anlaşma niteliği taşıyan ve değeri 3 milyar riyalden (800 milyon dolar) fazla olan bir gayrimenkul finansman portföyünün haklarını satın almak için bir anlaşma imzalandığını duyurdu.

-Fon, yatırım yaptığı bazı şirketlerdeki hisselerini neden satıyor? Bunun beklenen finansal etkisi nedir?
Veliaht Prens ve Fon Yönetim Kurulu Başkanı Prens Muhammed bin Selman, 2021-2025 Kamu Yatırım Fonu'nun İddialı Büyüme Stratejisi’ni başlattı. Bu strateji, yerel ekonomide yeni ve gelecek vaat eden sektörler geliştirmek ve hedeflenen getirileri elde etmek için uzun vadede fonun yatırım stratejisini güçlendirmeye katkıda bulunan yeni yatırımları sağlamayı amaçlıyor. Fon’un stratejisi, sahip olduğu şirketlerdeki hisseleri satarak ve gelirleri ekonomik bir teşvik etkisi ile gelecek vaat eden stratejik sektörlere yeniden yatırarak bir sermaye geri dönüşüm programını kapsıyor. Fon, tüm finans kuruluşlarında olduğu gibi varlıklarını yerel ve küresel piyasalarda değerlendirmek için sürekli çalışıyor. Bunları geliştirmek ve daha sonra olgun yatırımlar olarak satmak amacıyla şirketler kuruyor veya varlıklar satın alırken söz konusu şirketlerin sürekli büyümesine katkıda bulunacak şekilde karar verme sürecine katkıda bulunma yeteneği sağlayan kontrol hissesi payını koruyor. Fon, mali durumunu iyileştirmek için kendisine sunulan finansman seçeneklerini optimal bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Buna şirketlerindeki hisselerin satışı da dahildir. Bu satışlar ikincil teklifler yoluyla veya başka bir şekilde olabilir. Tıpkı Saudi Telecom Company (STC) hisselerinin yüzde 6'sının ikincil halka arzında veya ‘ACWA Power’ ve ‘Tadawul’ Holding Grubu’nun ilk halka arzlarında olduğu gibi. Burada sermaye rotasyonu sürecinin Suudi finans sektörünün geliştirilmesinde ve yeni yatırımcıların çekilmesinde önemli ve temel bir faktör olduğunu belirtmekte fayda var. Bu, Suudi finans piyasasının gelişmesinde ve yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı yaratarak özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynayan Kamu Yatırım Fonu'nun en önemli hedeflerinden biridir. Fon, özellikle iştiraklerini arza hazır hale getirdikten sonra listeleyerek Suudi finans piyasalarında aktif bir katılımcı olmayı, dolayısıyla borsada işlem gören şirket sayısını ve toplam pazar büyüklüğünü artırarak Suudi finans piyasasının derinliğini artırmaya ve yeni gelecek vaat eden sektörlerde şirketler sunarak yatırım seçeneklerini çeşitlendirmeye katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedef, Suudi sermaye piyasalarında özel sektör, yerli ve yabancı yatırımcılardan yatırım çekmeye katkıda bulunuyor.

- Fon’un önümüzdeki dönemdeki planlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan unsurlar neler?
Fon, birçok iddialı yatırımın gerçekleştirilmesinde ve Suudi Arabistan’ın ana yatırım kolu olma yolunda önemli adımlar attı. Eşsiz yatırımlara dahil olarak ve yatırımların yönetiminde saygın uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak uygulanabilir finansal getiriler elde etmeyi amaçlıyor. Fon’un önümüzdeki yıllardaki stratejisi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunan birkaç sektörde girişim başlatmaya odaklanacak. Fon’un yatırımlarının ekonomik etkisi, ekonomistler tarafından onaylanan bir ekonomik model ile ölçülmekte ve verimlilik, enflasyon, nüfus artışı, sektörel yapı ve sermaye oluşumu dahil olmak üzere çok sayıda kriter ve ekonomik veriyi dikkate alınıyor. Ayrıca herhangi bir yatırım kararı vermeden önce bir yatırım fırsatının ekonomik etkisi de analiz ediliyor. Ayrıca Fon’un Ulusal Kalkınma Departmanı, Fon yatırımlarının beklenen ekonomik etkisinde kaydedilen ilerlemenin boyutunu gösteren periyodik raporlar yayınlıyor, Fon’un ekonomik etkisini artırmaya yönelik girişimleri belirliyor. Örneğin Fon’un ülke ekonomisini desteklemeye ve ekonomik dönüşümü ilerletmeye katkı sağlaması için birçok sektörün güçlenmesine yardım ediyor. Çok sayıda şirket kurulması ve doğrudan ve dolaylı birçok iş fırsatı yaratılmasına katkıda bulunuyor.

- Fon’un yerel ve uluslararası yatırımlara dahil olmakta dikkat ettiği en önemli kriterler ve getiri oranları neler?
Fon, belirli yatırım portföylerinin yatırım hedefini netleştirirken en iyi uluslararası yatırım uygulamalarını benimser ve kapsamlı bir şekilde yatırım yapar. Uzun vadeli yatırım getirileri elde edebilecek fırsatlar için değer zinciri genelinde araştırma yapar, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünü yönlendirmek için Kamu Yatırım Fonu'nun çabalarını destekleyen sektörlere odaklanarak teknik dönüşüm gerçekleştirebilecek ortakları belirler. Tabii bunlar Vizyon 2030 ve küresel ekonomi ile uyumlu olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle, mevcut seçenekleri gözden geçirdiğimiz için değer zincirine katılma kararı dikkatli bir şekilde alınır. Fon, bu hedeflere ulaşılmasını sağlamak amacıyla herhangi bir yatırım anlaşmasını planlarken, kilit faktörlerin sağlanıp sağlanmadığını dikkate alır. Bunlar; finansal getiri elde etmek, ulusal ekonomi üzerinde olumlu etki, yerelleştirme, katma değer elde etmek ve özel sektör katılımıdır. Daha önce de belirttiğim gibi Fon, ulusal kalkınmayı desteklemek ve yatırımlarının yerel ekonomi üzerindeki etkisini artırmak için uzmanlaşmış bir departman kurdu. Yönetim şu an Fon’un yönetim kurulu tarafından, Fon ve iştiraklerinin yerel içeriğe katkısını 2025 yılı sonuna kadar yüzde 60'a çıkarmak hedefiyle onaylanan yerel içerik geliştirme programı aracılığıyla çalışıyor. Fon, yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırarak yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturuldu. Bu amaçla özel sektörün katılımı için bir strateji geliştirildi.



Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağ

(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
TT

Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağ

(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)

Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımında yaşanan aksaklıkların ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı zorluklar sürerken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, altı ülke arasındaki ulaşım sistemlerinin entegrasyonunu güçlendirmek ve demiryolu ağının inşası ile işletilmesine yönelik ortak bir çerçeve oluşturmak amacıyla pazar günü Manama’da Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nı imzaladı.

Anlaşma, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz koridorlarında yaşanan aksaklıkların, bölgesel gerilimlerin yük taşımacılığı üzerindeki etkisini, buna bağlı olarak navlun ve sigorta maliyetlerinde yaşanan artışı ve alternatif güzergâhlara duyulan ihtiyacı ortaya koyduğu bir dönemde imzalandı. Bu gelişmeler, ulaşım ve tedarik seçeneklerinin çeşitlendirilmesinin önemini artırdı. Bu çerçevede Körfez Demiryolu Projesi, uluslararası ticarette temel unsurlardan biri olmayı sürdüren deniz taşımacılığının alternatifi olarak değil, daha geniş kapsamlı bir lojistik entegrasyon sisteminin parçası olarak öne çıkıyor.

Anlaşma, Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Selman bin Hamed Al Halife’nin himayesinde ve katılımıyla; KİK üyesi ülkelerin Ulaştırma ve İletişim bakanları ile KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin iştirakiyle imzalandı. Anlaşma, üye ülkeler arasında yaklaşık 2 bin 117 kilometre uzunluğundaki demiryolu ağının hayata geçirilmesine yönelik iş birliğinin kurumsal temelini oluşturuyor. Kuveyt’ten başlayarak Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden Umman’a kadar uzanacak hattın tamamının Aralık 2030’a kadar faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.

dscvfegthy
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi üyeleri, Manama (KİK)

Anlaşma, üye ülkelerin yükümlülüklerini, aralarındaki çalışma ve koordinasyon mekanizmalarını, ayrıca teknik ve operasyonel çerçeveler ile güvenlik gerekliliklerini belirleyerek Körfez Demiryolu ağının ulusal demiryolu hatlarıyla bütünleşmesini güvence altına alıyor.

Bahreyn Ulaştırma ve Telekomünikasyon Bakanı Şeyh Abdullah bin Ahmed Al Halife, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, her ülkenin kendi toprakları içerisinde kalan bölümün finansmanını ve inşasını üstleneceğini belirtti. Ülkelerin projenin finansmanı veya hayata geçirilmesi için uluslararası ortaklarla önceden herhangi bir anlaşma imzalamadığını kaydeden Al Halife, uluslararası şirketlerin katılımının ise her ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda teknik ve teknolojik hizmetler ile uzmanlık desteği sunmakla sınırlı kalabileceğini ifade etti.

Projenin tamamlanma ve devreye alınma tarihi

Projenin ilerleme kaydettiğinin göstergesi olarak Budeyvi, Körfez Demiryolu Projesi’nde tamamlanma oranının yüzde 55,9’a ulaştığını açıkladı. Budeyvi, anlaşmanın projenin bütünleşik bir şekilde hayata geçirilmesi ve işletilmesi konusunda üye ülkelerin yükümlülüklerini düzenleyen, çalışma mekanizmalarını ve tamamlanma takvimini belirleyen ortak bir çerçeve oluşturduğunu vurguladı.

Toplam uzunluğunun yaklaşık 2 bin 117 kilometre olması öngörülen projenin, Aralık 2030’da tümüyle faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Kuveyt’i Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve BAE üzerinden Umman’a bağlayacak ağ kapsamında üye ülkeler, ulusal hatların ve bağlantı unsurlarının tamamlanması için çalışmalarını sürdürüyor. Gerekli koşulların sağlanmasının ardından komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, tüm ağın tamamlanması beklenmeden aşamalı olarak hizmete açılması da mümkün olacak.

Tahminlere göre ağ, 2030 yılında yaklaşık 6 milyon yolcu ve 200 milyon ton yük taşıyacak. 2045 yılına kadar ise yolcu sayısının 8 milyonu, taşınacak yük miktarının da 271 milyon tonu aşması bekleniyor. Yolcu trenlerinin saatte 200 kilometreye, yük trenlerinin ise saatte 80 ila 120 kilometreye ulaşması öngörülüyor.

fgb
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi’nin 30. toplantısından (KİK)

Planlanan güzergâhı doğrultusunda Körfez ülkelerindeki ekonomi ve sanayi merkezlerini, limanları ve lojistik merkezlerini birbirine bağlayacak olan ağ, ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlayacak, yolcu ve yük taşımacılığını kolaylaştıracak. Ayrıca ulaşım ve bağlantılı hizmet sektörlerinde yeni yatırım fırsatlarının ve istihdam olanaklarının önünü açacak.

Ulusal finansman ve olası ortaklıklar

Projenin maliyetine ilişkin olarak, temel altyapı yatırımlarının daha önceki tahminlerde 15,4 ila 16 milyar dolar arasında olacağı öngörülmüştü. Ancak Al Halife, inşaat malzemeleri, hizmetler ve yapım işlerinin maliyetlerindeki artış nedeniyle bu tahminlerin yeniden gözden geçirildiğini, toplam maliyete ilişkin güncel bir rakamın ise henüz açıklanmadığını belirtti.

Her ülkenin kendi topraklarında kalan bölümün finansmanını üstlenmesinin, bazı proje bileşenlerinde özel sektörün yer almasına engel olmadığını kaydeden Al Halife, gerekli mali fizibilite çalışmalarının tamamlanmasının ardından özel sektörün projeye katılabileceğini ifade etti. Olası ortaklıkların niteliğinin projenin her bir bölümüne göre farklılık göstereceğini belirten Al Halife, demiryolu ağının tamamında uygulanması öngörülen tek bir modelin bulunmadığına dikkat çekti.

Bahreyn’de projenin hayata geçirilmesi, Suudi Arabistan ile Kral Hamad Köprüsü üzerinden kurulacak bağlantı planlarıyla yakından ilişkili. Karayolu güzergâhının yanı sıra demiryolu hattını da içermesi öngörülen köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması planlanıyor. Bu bağlantı, Bahreyn’in Körfez Demiryolu ağına entegrasyonunun tamamlanmasındaki temel unsurlardan birini oluşturuyor.

xsdvfb

Nakliye sektöründeki aksaklıklar, lojistik entegrasyonun önemini artırıyor

Anlaşma, son dönemde bölgede yük taşımacılığının karşı karşıya kaldığı zorluklar nedeniyle daha da büyük önem kazanıyor. Özellikle Bahreyn’deki Halife bin Selman Limanı’nda gemi trafiğinin azalması, karayolu taşımacılığına ve komşu ülkelerdeki alternatif limanlara bağımlılığın artmasına yol açtı.

Bu çerçevede Budeyvi, İran saldırıları sırasında Suudi Arabistan, BAE ve Umman’ın sağladığı iş birliğini övdü. Söz konusu ülkelerin kolaylıklar, koordinasyon ve alternatif yük taşımacılığı güzergâhları sunarak diğer KİK ülkelerine yönelik tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine katkıda bulunduğunu belirtti. Önümüzdeki dönemin ulaşım sistemleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesini, tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesini ve krizlerle mücadele için hazırlık düzeyi ile ortak koordinasyonun artırılmasını gerektirdiğini vurgulayan Budeyvi, KİK ülkelerinde ulaştırma ve depolama sektörünün 2025 yılında yüzde 5,7 oranında reel büyüme kaydettiğini ve petrol dışı ekonomik faaliyetler arasında en yüksek büyüme gösteren sektörlerden biri olduğunu ifade etti.

sdfgt
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, KİK ülkelerini demiryolu projesine bağlayacak anlaşmanın imza töreninde konuştu. (KİK)

KİK ülkelerinin liderleri, 28 Nisan 2026’da Cidde’de düzenlenen istişare toplantısında, üye ülkeler arasındaki lojistik entegrasyonun güçlendirilmesine yönelik bir çalışma hazırlanması talimatı vermişti. Bu adım, ulaşım sisteminin geliştirilmesi ve ticaret ile tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesine yönelik daha kapsamlı çabaların bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Faaliyete geçme, ağın tamamlanmasını beklemeyecek

Proje planının önemli unsurlarından biri, komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, gerekli bileşenlerin tamamlanmasının ardından Körfez Demiryolu ağının tamamının bitirilmesi beklenmeden hizmete açılabilmesi. Bu yaklaşım, altı ülkenin tamamındaki güzergâhların tamamlanmasını beklemek yerine hazır olan bölümlerin aşamalı olarak kullanılmasına imkân tanıyor.

Bahreyn’de Körfez Demiryolu Projesi, Kral Hamad Köprüsü üzerinden Suudi Arabistan’la kurulacak bağlantıyla ilişkili. Kara yolu güzergâhının yanı sıra demir yolu bağlantısını da içermesi planlanan köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması öngörülüyor.

Bu bağlantı, Bahreyn ile Körfez Demiryolu ağının geri kalanı arasında doğrudan ulaşımın sağlanmasının temel unsurlarından birini oluşturuyor. Ada ülkesi, halihazırda Suudi Arabistan’la kara yolu ulaşımında Kral Fahd Köprüsü’ne bağımlı durumda. İki ülke arasındaki demiryolu bağlantısının tamamlanmasına yönelik gerekliliklerin bir parçası olarak, Kral Hamad Köprüsü Projesi ve demiryolu hattı da dahil olmak üzere bileşenlerine ilişkin inceleme ve hazırlık süreçleri devam ediyor.

Deniz taşımacılığıyla rakipsiz bir entegrasyon

Deniz ulaşımında yaşanan aksaklıklar demiryollarının önemini yeniden gündeme getirmiş olsa da proje, karayolu taşımacılığının deniz taşımacılığının yerini almasını değil, iki ulaşım türünün birbirini tamamlamasını hedefliyor. Trenler, yükleri limanlardan sanayi merkezlerine ve iç pazarlara taşıyabilecek, ülkeler arasında dağıtım için ilave bir güzergâh sunabilecek. Buna karşılık gemiler, uzun mesafelerde büyük miktarlardaki uluslararası ticaret yüklerinin taşınmasında temel araç olmayı sürdürecek.

Demiryolu ağının daha geniş uluslararası lojistik koridorlarının bir parçası haline getirilmesi ise yalnızca KİK ülkelerinin kendi sınırları içindeki demiryolu hatlarının tamamlanmasını değil, ülkeler ve ilgili kurumlar arasında ek incelemeler, mutabakatlar ve koordinasyonu da gerektiriyor.

Ekonomik açıdan projenin, ülkeler arasındaki ticareti desteklemesi, üretim ve tüketim bölgeleri arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi, ulaştırma, lojistik ve bunlarla bağlantılı sanayi alanlarında yatırımların önünü açması bekleniyor. Projenin ayrıca inşaat, işletme, bakım ve destek hizmetleri alanlarında istihdam olanakları yaratacağı öngörülüyor.

gbh
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi’nin 30. toplantısından (KİK)

Proje fikrinin, Aralık 2009’da KİK Yüksek Konseyi’nin üye ülkeleri birbirine bağlayacak bir demiryolu hattı kurulmasını onaylamasına dayandığı belirtiliyor. Bu karar, projenin ticari hareketliliği ve vatandaşlarla ülkelerde ikamet edenlerin ulaşımını kolaylaştırması, bölge ülkeleri arasındaki ekonomik bağları güçlendirmesi yönündeki beklentiler doğrultusunda alındı.

Projedeki çalışmaların ilerlemesiyle birlikte Yüksek Konsey, ülkeler arasındaki çabaları koordine etmek, bağlantı ve işletme gerekliliklerini takip etmek ve demiryolu sektöründe ortak çalışmalar için kurumsal bir çerçeve oluşturmak amacıyla Aralık 2021’de Körfez Demiryolları Kurumu’nun kurulmasını onayladı.

Üye ülkelerdeki uygulama çalışmalarında ilerleme kaydedilen projede, Mayıs 2026’da yapılan açıklamaya göre tamamlanma oranı yüzde 50’yi aştı. Bu oran, ulusal projeler düzeyinde sağlanan ilerlemeyi yansıtırken ağın bütünleşik biçimde işletilebilmesi için sınır ötesi bağlantıların tamamlanması ve gerekli teknik ve operasyonel standartların uyumlaştırılması ihtiyacı devam ediyor.


Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
TT

Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)

ABD'de ara seçimlerin ardından yapay zeka sektörünün geleceğine ilişkin endişeler, teknoloji hisselerinde sert düşüşlere yol açtı.

Demokratların hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlaması hisselerdeki düşüşü tetikleyen gelişmelerden biri oldu.

Partinin önde gelen isimleri, yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan veri merkezlerinin denetimsiz biçimde yaygınlaşmasına karşı çıkıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda su ve elektrik tüketmesinin hane halkı faturalarını artıracağına ve yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.

Mayısta yayımlanan Gallup anketine göre Amerikalıların yüzde 71'i yaşadıkları bölgede veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor.

Elon Musk'ın SpaceX ve Tesla firmalarının ana merkezinin yer aldığı Teksas'ta Senato seçimini kazanan Demokrat James Talarico, yapay zeka alanındaki ABD liderliğinin korunması gerektiğini ancak teknolojinin çalışma hayatı ve çocukların eğitimi üzerindeki etkilerinin de ele alınmasının elzem olduğunu belirtti.

Teksas'ta Cumhuriyetçi rakibini yenerek eyaletin valisi seçilen Demokrat Gina Hinojosa da seçim kampanyasında yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik denetimler uygulanacağı sözü verdi.

New York borsasında teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Composite endeksi perşembe (5 Kasım) günü yüzde 5,5 gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. Nasdaq 100 endeksindeki düşüş ise yüzde 6,4'e ulaştı.

Satış dalgasında S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinden yaklaşık 3 trilyon dolar silindi. Asya piyasalarına da yayılan düşüşte Japonya'nın Nikkei 225 endeksi haftayı yüzde 9,3 kayıpla tamamladı. Bu, endeksin Mart 2020'den bu yana en kötü haftalık performansıydı.

ABD piyasaları cuma günü (6 Kasım) kayıplarının bir bölümünü telafi etse de Nasdaq Composite, S&P 500 ve Dow Jones haftayı ekside kapattı.

Diğer yandan teknoloji hisselerindeki düşüş yalnızca siyasi belirsizliklerden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar haftalardır veri merkezi işletmecilerinin artan borçlarından, teknoloji devlerinin azalan nakit rezervlerinden ve yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağından endişe duyuyordu. Demokratların seçim zaferi, sektördeki büyümenin yavaşlayabileceğine ilişkin bu kaygıları daha da güçlendirdi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC


Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters