Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Hamid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Fon’un stratejisinin Suudi Arabistan'daki özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu vurguladı.

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘13 hayati sektöre odaklanmayı hedefliyoruz’

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı Yezid el-Hamid. (Şarku’l Avsat)

Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Yatırımlar Genel İdaresi Başkanı Yezid el-Hamid, Fon’un yatırım yönelimlerinin gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya yönelik gerçekleştiğini, ayrıca bunun Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için etkili bir yatırım aracı olduğunun altını çizdi. 
Hamid, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Fon’un yatırım için 13 öncelikli sektörü seçtiğini belirtti. Bu seçimin sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi kapsayan belirli kriterler dahilinde yapıldığını söyledi. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde motivasyon ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hamid ayrıca sektörlerin Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirmeye yönelik programlar doğrultusunda önceliklendirildiğini vurguladı.
Kamu Yatırım Fonu Başkan Yardımcısı açıklamasının devamında, Fon’un gelecek vaat eden sektörleri hayata geçirdiği iddialı stratejisinin, özel sektörün güçlenmesine katkı sağlanmasına, ayrıca Fon’a yönelik harcamaların katkısının yanı sıra özel sektörün yatırımcı, ortak ve yan kuruluşlarının tedarikçisi olarak katılımı için birçok fırsat yaratılmasına katkı sağladığını bildirdi.  
Hamid ayrıca Fon’un sermaye geri dönüşüm programındaki stratejisinin, başta  sahibi olduğu şirketlerdeki hisselerin satışı ve ekonomik teşvik etkisi ile stratejik sektörlere yeniden yatırım yapılması olmak üzere altı fayda sağladığını vurguladı. Fon’un varlıklarını değerlendirmek, şirketler kurmak veya varlıkları satın alıp geliştirmek ve daha sonra sonuçlandırılmış yatırımlar olarak satmak için sürekli çalıştığını belirtti.
Şirketlerindeki hisselerin satışı da dahil olmak üzere Fon’un mali durumunu iyileştirmek için finansman seçeneklerinden yararlandıklarını ifade eden Hamid, sermaye rotasyonu sürecinin, Suudi finans sektörünün gelişmesi ve yeni yatırımcıların çekilmesi, finansal piyasanın geliştirilmesi, derinliği ve özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynadığına dikkat çekti. Hamid Şarku’l Avsat’a verdiği  Kamu YatırımFonuna ilişkin birçok konu hakkında ayrıntılı bilgi verd:

- 2022 yılı bütçesi göz önüne alındığında Kamu Yatırım Fonu'nun Suudi Arabistan'daki finansal sürdürülebilirlik çabalarını desteklemekte ana rolü nedir?
Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan'ın petrol dışındaki gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını geliştirmek için etkili bir araçtır. Gelecekte sürdürülebilir gelir kaynakları bulmaya katkıda bulunan uygulanabilir projelere yatırım yapmak için çalışır. Fon geçtiğimiz yıllarda yerel ekonomi üzerinde olumlu bir etki elde etmeyi ve sürdürülebilir getirileri en üst düzeye çıkarmayı başardı. Fon, yönetim altındaki varlıklarının büyüklüğünü ikiye katlayarak 1,8 trilyon riyalden (480 milyar dolar) fazla bir meblağ elde etti. 2017'den 2021'in ikinci çeyreğinin sonuna kadar 400 binden fazla doğrudan ve dolaylı iş yaratılmasıyla sonuçlanan 10 yeni sektörün açılmasına katkıda bulundu. Kamu Yatırım Fonu Başkanı, Suudi Arabistan’ın 2022 yılı bütçesinin açıklandığı forumda Fon’un ekonomik çeşitliliği sağlamadaki öncü rolüne ve finansal sürdürülebilirliği artırma girişimleri yoluyla vatandaşlar ve gelecek nesiller üzerinde olumlu etkisi olan bir gelişim değeri elde edilmesine katkıda bulunma taahhüdünü vurguladı.

- Fon’un yatırım yaptığı petrol dışı sektörler hangileri? Hayata geçirdiğiniz en önemli projeler neler?
Fon, Suudi şirketlerine yapılan yatırımlar ve Fon’un gelecek vaat eden sektörlerini ve yan kuruluşlarını geliştirme ve kalkındırmaya yönelik projeler yoluyla özel sektörü geliştirici, yeni sektörlere yatırım yaparak önemli bir katalizör ve bütünleştirici bir role sahiptir. Bu bağlamda Fon önümüzdeki beş yıl boyunca 13 hayati ve stratejik yerel sektöre odaklanmayı hedefliyor. Bu sektörler, havacılık ve savunma, finansal hizmetler, sağlık hizmetleri, gıda ve tarım, tüketim ve perakende malları, gayrimenkul, eğlence, turizm ve spor, ulaşım ve lojistik, iletişim, medya ve teknoloji, kamu hizmetleri ve yenilenebilir enerji, mineraller ve madencilik, araçlar, inşaat hizmetleri ve inşaat malzemeleri olarak belirlendi. Fon’un bu 13 sektörü öncelikli olarak seçimi, sektörlerin pazar çekiciliğini ve boyutunu, beklenen büyümeyi ve mevcut fırsatları analiz etme açısından küresel ve yerel perspektiflere dayalı olarak değerlendirmeyi de kapsayan belirli kriterlere dayanıyordu. Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel düzeyde teşvik ve rekabet avantajı potansiyeline sahip olduğu sektörlerin ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi de bu noktada önemli bir rol oynadı. Ayrıca sektörler, Vizyon 2030 ve bunu gerçekleştirecek programlar doğrultusunda önceliklendirildi. Fon son yıllarda Suudi ekonomisini desteklemeye ve halk için önemli iş fırsatları yaratmaya katkıda bulunan Suudi Güvenlik Muhafızları Şirketi (SAFE), Helikopter Şirketi, Suudi Gemi Şirketi ve Suudi Askeri Sanayi Şirketi gibi birçok önemli ulusal şirketin kurulması yoluyla çeşitli sektörler kurmaya çalıştı. Bunların en önemlileri arasında, en büyük güneş enerjilerinden biri olması beklenen ve tamamı Fon’a ait ACWA Power ve Badeel Company tarafından bu yıl hayata geçirilecek Sudair Güneş Enerjisi Projesi var. Bunun yanı sıra birçok hayati proje de hayata geçirildi. Bu, Fon’un 185 bin konutunenerji ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 3,4 milyar riyal (906 milyon dolar) yatırım değerine sahip, bulunan, bin 500 megavat üretim kapasitesi ile 2030 yılına kadar ülkenin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin yüzde 70'ini geliştirme ve karbon salınımını yılda 2,9 milyon ton azaltma taahhüdü ile somutlaştırıyor. Air Products Şirketi’nin ACWA Power ve NEOM ile ortaklaşa, yenilenebilir enerjiyle çalışan dünya çapında 5 milyar dolarlık hidrojen bazlı amonyak tesisi inşa etmek için bir anlaşma imzaladığını duyurması gibi çeşitli açıklamalar da bu taahhüde bağlılığı destekliyor. Tamamı Kamu Yatırım Fonu'na ait olan Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI), askeri havacılık sektöründe hizmet, bakım, onarım ve revizyon alanında bir ortak girişim geliştirmek için Airbus ile de bir anlaşma imzaladı. Şirket ayrıca hava yapısı bileşenlerinin üretimi için Suudi Arabistan'da yüksek hassasiyetli bir tesis kurmak için de adım attı. Fransız Figeac Aero Group ile Suudi Arabistan Endüstriyel Yatırımlar Şirketi (Dussur) arasında ‘Sami Figeac Aero Manufacturing’ şirketini kurmak için bir ortak girişim anlaşması imzalandığını açıkladı.

-Kamu Yatırım Fonu 47 yeni şirket kurdu. Fon'un yatırımlarının Suudi Arabistan'da özel sektörün güçlenmesine nasıl katkıda bulunuyor?
Fon, özel sektörün katılımını güçlendirmeye ve artırmaya katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörleri etkinleştirerek ve geliştirerek Suudi Arabistan’daki ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaya oldukça önem veriyor. Fon, yatırım girişimlerinin özel sektör üzerindeki etkisini kapsamlı ve doğru bir şekilde değerlendiriyor. Yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırıp yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturarak özel sektörün katılımı için bir strateji geliştiriyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yaptığı açıklamalarda özel sektörü güçlendirmenin önemine olan inancını dile getiriyor. Kamu Yatırım Fonu, özel sektörün güçlendirilmesine katkıda bulunan hayati ve gelecek vaat eden sektörler açtığı iddialı bir strateji uyguluyor. Fon ve iştiraklerinde yerel içeriğe katkıyı yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor. Bu, yerel özel sektörün güçlendirilmesi ve istihdam yaratılması üzerinde doğrudan bir etkiye de katkı sağlıyor. Fon'a yönelik harcamaların, özel sektörün - Fon yatırımlarına yatırımcı, ortak ve şirketlerin tedarikçisi olarak - katılımı için birçok fırsat yaratması bekleniyor. Buna örnekler arasında ‘Nesma ve Partners Contracting Ltd.’ adlı iki şirketle yapılan Kızıldeniz Projesi’nin duyurusu, ihale için kamu binaları, hava seyrüsefer altyapısının geliştirilmesi, dünyanın en büyük ve en hızlı eğlence oyunları için devasa eğlence projesini içeren Suudi Qiddiya Yatırım Şirketi'nin Qiddiya'daki Six Flags eğlence parkının inşası için Fransız Bouygues-Batiment International Şirketi ile 3,75 milyar riyal (bir milyar dolar) değerinde bir sözleşme imzaladığını duyurması da yer alıyor. Bunun yanısıra Kamu Emeklilik Kurumu ve Saudi Real Estate Refinance Company, Suudi Arabistan’daki konut gayrimenkul refinansman piyasasındaki en büyük anlaşma niteliği taşıyan ve değeri 3 milyar riyalden (800 milyon dolar) fazla olan bir gayrimenkul finansman portföyünün haklarını satın almak için bir anlaşma imzalandığını duyurdu.

-Fon, yatırım yaptığı bazı şirketlerdeki hisselerini neden satıyor? Bunun beklenen finansal etkisi nedir?
Veliaht Prens ve Fon Yönetim Kurulu Başkanı Prens Muhammed bin Selman, 2021-2025 Kamu Yatırım Fonu'nun İddialı Büyüme Stratejisi’ni başlattı. Bu strateji, yerel ekonomide yeni ve gelecek vaat eden sektörler geliştirmek ve hedeflenen getirileri elde etmek için uzun vadede fonun yatırım stratejisini güçlendirmeye katkıda bulunan yeni yatırımları sağlamayı amaçlıyor. Fon’un stratejisi, sahip olduğu şirketlerdeki hisseleri satarak ve gelirleri ekonomik bir teşvik etkisi ile gelecek vaat eden stratejik sektörlere yeniden yatırarak bir sermaye geri dönüşüm programını kapsıyor. Fon, tüm finans kuruluşlarında olduğu gibi varlıklarını yerel ve küresel piyasalarda değerlendirmek için sürekli çalışıyor. Bunları geliştirmek ve daha sonra olgun yatırımlar olarak satmak amacıyla şirketler kuruyor veya varlıklar satın alırken söz konusu şirketlerin sürekli büyümesine katkıda bulunacak şekilde karar verme sürecine katkıda bulunma yeteneği sağlayan kontrol hissesi payını koruyor. Fon, mali durumunu iyileştirmek için kendisine sunulan finansman seçeneklerini optimal bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Buna şirketlerindeki hisselerin satışı da dahildir. Bu satışlar ikincil teklifler yoluyla veya başka bir şekilde olabilir. Tıpkı Saudi Telecom Company (STC) hisselerinin yüzde 6'sının ikincil halka arzında veya ‘ACWA Power’ ve ‘Tadawul’ Holding Grubu’nun ilk halka arzlarında olduğu gibi. Burada sermaye rotasyonu sürecinin Suudi finans sektörünün geliştirilmesinde ve yeni yatırımcıların çekilmesinde önemli ve temel bir faktör olduğunu belirtmekte fayda var. Bu, Suudi finans piyasasının gelişmesinde ve yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı yaratarak özel sektörün katılımının artırılmasında büyük rol oynayan Kamu Yatırım Fonu'nun en önemli hedeflerinden biridir. Fon, özellikle iştiraklerini arza hazır hale getirdikten sonra listeleyerek Suudi finans piyasalarında aktif bir katılımcı olmayı, dolayısıyla borsada işlem gören şirket sayısını ve toplam pazar büyüklüğünü artırarak Suudi finans piyasasının derinliğini artırmaya ve yeni gelecek vaat eden sektörlerde şirketler sunarak yatırım seçeneklerini çeşitlendirmeye katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu hedef, Suudi sermaye piyasalarında özel sektör, yerli ve yabancı yatırımcılardan yatırım çekmeye katkıda bulunuyor.

- Fon’un önümüzdeki dönemdeki planlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan unsurlar neler?
Fon, birçok iddialı yatırımın gerçekleştirilmesinde ve Suudi Arabistan’ın ana yatırım kolu olma yolunda önemli adımlar attı. Eşsiz yatırımlara dahil olarak ve yatırımların yönetiminde saygın uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak uygulanabilir finansal getiriler elde etmeyi amaçlıyor. Fon’un önümüzdeki yıllardaki stratejisi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunan birkaç sektörde girişim başlatmaya odaklanacak. Fon’un yatırımlarının ekonomik etkisi, ekonomistler tarafından onaylanan bir ekonomik model ile ölçülmekte ve verimlilik, enflasyon, nüfus artışı, sektörel yapı ve sermaye oluşumu dahil olmak üzere çok sayıda kriter ve ekonomik veriyi dikkate alınıyor. Ayrıca herhangi bir yatırım kararı vermeden önce bir yatırım fırsatının ekonomik etkisi de analiz ediliyor. Ayrıca Fon’un Ulusal Kalkınma Departmanı, Fon yatırımlarının beklenen ekonomik etkisinde kaydedilen ilerlemenin boyutunu gösteren periyodik raporlar yayınlıyor, Fon’un ekonomik etkisini artırmaya yönelik girişimleri belirliyor. Örneğin Fon’un ülke ekonomisini desteklemeye ve ekonomik dönüşümü ilerletmeye katkı sağlaması için birçok sektörün güçlenmesine yardım ediyor. Çok sayıda şirket kurulması ve doğrudan ve dolaylı birçok iş fırsatı yaratılmasına katkıda bulunuyor.

- Fon’un yerel ve uluslararası yatırımlara dahil olmakta dikkat ettiği en önemli kriterler ve getiri oranları neler?
Fon, belirli yatırım portföylerinin yatırım hedefini netleştirirken en iyi uluslararası yatırım uygulamalarını benimser ve kapsamlı bir şekilde yatırım yapar. Uzun vadeli yatırım getirileri elde edebilecek fırsatlar için değer zinciri genelinde araştırma yapar, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünü yönlendirmek için Kamu Yatırım Fonu'nun çabalarını destekleyen sektörlere odaklanarak teknik dönüşüm gerçekleştirebilecek ortakları belirler. Tabii bunlar Vizyon 2030 ve küresel ekonomi ile uyumlu olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle, mevcut seçenekleri gözden geçirdiğimiz için değer zincirine katılma kararı dikkatli bir şekilde alınır. Fon, bu hedeflere ulaşılmasını sağlamak amacıyla herhangi bir yatırım anlaşmasını planlarken, kilit faktörlerin sağlanıp sağlanmadığını dikkate alır. Bunlar; finansal getiri elde etmek, ulusal ekonomi üzerinde olumlu etki, yerelleştirme, katma değer elde etmek ve özel sektör katılımıdır. Daha önce de belirttiğim gibi Fon, ulusal kalkınmayı desteklemek ve yatırımlarının yerel ekonomi üzerindeki etkisini artırmak için uzmanlaşmış bir departman kurdu. Yönetim şu an Fon’un yönetim kurulu tarafından, Fon ve iştiraklerinin yerel içeriğe katkısını 2025 yılı sonuna kadar yüzde 60'a çıkarmak hedefiyle onaylanan yerel içerik geliştirme programı aracılığıyla çalışıyor. Fon, yerel şirketlerin Fon projelerine katkıda bulunmalarının önünü açarak yerel tedarikçileri enerjilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için motive ediyor. İthal edilen malların ve hizmetlerin yerelleşmesini artırarak yerel tedarik zincirini iyileştirmesi için yatırım fırsatları oluşturuldu. Bu amaçla özel sektörün katılımı için bir strateji geliştirildi.



Küresel enerji liderleri Riyad’da buluşuyor: Gündemde arz güvenliği ve yapay zekâ

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Küresel enerji liderleri Riyad’da buluşuyor: Gündemde arz güvenliği ve yapay zekâ

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)

Küresel enerji sektörünün dikkati, 11 Ekim Pazar (yarın) gününden itibaren Riyad’a çevrilecek. Bir hafta boyunca düzenlenecek bakanlar düzeyindeki toplantılar ve uluslararası etkinlikler; üst düzey hükümet yetkililerini, enerji şirketlerinin yöneticilerini, uluslararası kuruluş temsilcilerini ve uzmanları bir araya getirecek. Etkinliklere Suudi Arabistan Enerji Bakanı ve Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman da katılacak.

Açıklanan programa göre jeopolitik gerilimlerin arttığı, Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin öne çıktığı bir dönemde düzenlenecek toplantılarda enerji arz güvenliği, altyapının dayanıklılığı ve ihracat güzergâhları başlıca gündem maddeleri arasında yer alacak. Bu kapsamda, Suudi Arabistan’ın doğu bölgesindeki petrolü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltan alternatif ihracat güzergâhlarından biri olarak öne çıkıyor. Hat, deniz trafiğinde yaşanabilecek aksaklıklar karşısında ülkenin petrol ihracat sistemine esneklik kazandırıyor.

Enerji haftasının gündemi yalnızca arz güvenliğiyle sınırlı kalmayacak. Yatırım ihtiyacı, elektrik talebindeki artış, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin enerji sistemlerinde giderek daha fazla kullanılması da ele alınacak. Bu başlıklar, küresel enerji sektörünün karşı karşıya olduğu zorlukların ve fırsatların giderek çeşitlendiğini ortaya koyuyor.

11-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek etkinlikler; Uluslararası Enerji Forumu’nun 17. Bakanlar Toplantısı, Temiz Enerji Bakanlar Toplantısı, inovasyon odaklı toplantılar, Dünya Petrol Kongresi’nin ana programı ve eş zamanlı uluslararası fuarın yanı sıra Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC) tarafından düzenlenen teknik etkinlikleri kapsıyor.

Suudi Arabistan, 90 yılı aşkın geçmişe sahip Dünya Petrol Kongresi’ne tarihinde ilk kez ev sahipliği yapacak. Bakanların, hükümet yetkililerinin, enerji şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, uluslararası kuruluş temsilcilerinin ve uzmanların katılacağı organizasyon; stratejik oturumları, bakanlar düzeyindeki görüşmeleri, teknik programı ve enerji sektöründeki teknoloji ve çözümlerin tanıtılacağı uluslararası fuarı bir araya getirecek.

Enerji haftasının önemi, yalnızca toplantıların ve katılımcıların çeşitliliğinden kaynaklanmıyor. Enerji arz güvenliğinin ve piyasa istikrarının sağlanması, yatırım ihtiyaçlarının karşılanması, enerji verimliliğinin artırılması ve teknolojik gelişmelerin hızlandırılması gibi başlıklar da karar alıcıların ve şirketlerin gündeminde bulunuyor. Müzakereler, küresel ekonominin hangi enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğunun yanı sıra bu kaynakların nasıl üretileceği, taşınacağı, finanse edileceği ve uygun maliyetlerle sunulacağı konularına da odaklanacak.

Prens Abdülaziz bin Selman, Kanada'nın Calgary kentinde düzenlenen Dünya Petrol Kongresi'nde (Arşiv-Reuters)
Prens Abdülaziz bin Selman, Kanada'nın Calgary kentinde düzenlenen Dünya Petrol Kongresi'nde (Arşiv-Reuters)

Enerji güvenliği haftası bakanlar toplantısıyla başlayacak

Etkinliklerin ana programı, 11 Ekim Pazar günü Uluslararası Enerji Forumu’nun 17. Bakanlar Toplantısı ile başlayacak. Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde, İtalya ve Nijerya’nın ortaklığıyla düzenlenecek toplantının teması, “Yeni Bir Çağda Enerji Güvenliği ve Ortak Hedefler” olarak belirlendi.

Toplantı, enerji üreticisi ve tüketicisi ülkeleri ortak sorunları ele almak üzere bir araya getirecek. Piyasa istikrarı, arz güvenliği ve uzun vadeli yatırımlar konusunda diyaloğun güçlendirilmesi hedefleniyor. Jeopolitik risklerin tedarik zincirleri ve enerji altyapısı üzerindeki olası etkileri ile artan talebe uygun yatırımların gerekliliği, bu başlıkların önemini daha da artırıyor.

Gündemde üretici ve tüketici ülkeler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, ticaret ve yatırım çerçevelerinin geliştirilmesi ve temiz enerji teknolojilerine uygun maliyetlerle erişimin hızlandırılması bulunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu yaklaşımın ekonomik dayanıklılığı ve rekabet gücünü desteklemesi, aynı zamanda kalkınma hedeflerini gözetmesi amaçlanıyor.

Enerji piyasalarının dayanıklılığının artırılmasında altyapı, taşıma ağları ve ticaret bağlantılarının rolü de toplantıda öne çıkacak. Bunun yanı sıra, enerji tedarik zincirinin farklı aşamalarında uzun vadeli yatırımları teşvik etmek için öngörülebilir politikaların ve istikrarlı düzenleyici çerçevelerin önemi ele alınacak.

 Umman’ın Musandam bölgesinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam bölgesinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Dünya Petrol Kongresi 12 Ekim’de başlıyor

Dünya Petrol Kongresi’nin resmî programı 12 Ekim Pazartesi günü başlayacak ve 15 Ekim Perşembe gününe kadar devam edecek. “Herkes İçin Bir Enerji Geleceğine Giden Yollar” temasıyla düzenlenecek kongre, Riyad’daki enerji haftasının temel etkinliklerinden biri olacak.

Bakanlar düzeyindeki oturumlar, stratejik görüşmeler, enerji şirketlerinin yöneticileriyle yapılacak toplantılar, uzmanlık gerektiren teknik program ve şirketlerin teknoloji, çözüm ve projelerini tanıtacağı fuar, kongrenin ana unsurlarını oluşturacak.

Programda enerji güvenliği, petrol ve doğal gaz piyasaları, yatırım ve finansman, dijital dönüşüm, yapay zekâ, kritik mineraller, karbon yönetimi, doğal gaz ve geleceğin enerji karması gibi konular ele alınacak.

Kongrenin önemini artıran unsurlardan biri, geleneksel enerji piyasalarıyla teknolojik ve çevresel dönüşümün yatırım kararları üzerindeki etkilerini aynı platformda buluşturması. Petrol ve doğal gaz; talep, arz ve üretim kapasitesi tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ederken elektrik, dijital teknolojiler, kaynak verimliliği ve emisyon yönetimi de giderek daha fazla önem kazanıyor.

Aramco, ExxonMobil, Chevron, Shell ve BP gibi büyük şirketlerin yöneticilerinin katılımı, sektörün yatırım, üretim, talep ve teknoloji alanlarındaki eğilimlerinin izlenmesine imkân sağlayacak. Piyasa beklentileri, fiyatlar, finansman maliyetleri, jeopolitik riskler, düzenleyici değişiklikler ve teknolojik gelişmelerin uzun vadeli projelerin uygulanabilirliği üzerindeki etkileri de gündemin önemli başlıkları arasında bulunuyor.

Kongrenin “Herkes İçin Bir Enerji Geleceğine Giden Yollar” teması, küresel ihtiyaçların karşılanması için farklı seçeneklere duyulan ihtiyacı gösteriyor. Ülkelerin kaynakları ve ekonomik öncelikleri arasındaki farklılıklar, enerjiye erişilebilir maliyetlerle ulaşılması, arz güvenilirliği ve altyapının geliştirilmesi müzakerelerin merkezinde yer alıyor. Bu konular, sürdürülebilirlik ve emisyonların azaltılması hedefleriyle birlikte ele alınacak.

Prens Abdülaziz bin Selman, Kanada'nın Calgary kentinde düzenlenen Dünya Petrol Kongresi oturumunda (Arşiv,EPA)
Prens Abdülaziz bin Selman, Kanada'nın Calgary kentinde düzenlenen Dünya Petrol Kongresi oturumunda (Arşiv,EPA)

Temiz enerji ve inovasyon bakanların gündeminde

Uluslararası Enerji Forumu toplantısıyla eş zamanlı olarak Riyad, 11-13 Ekim tarihlerinde 17. Temiz Enerji Bakanlar Toplantısı’na da ev sahipliği yapacak. Toplantıyla birlikte, temiz enerji teknolojilerinde inovasyonu hızlandırmayı amaçlayan Misyon İnovasyon girişiminin 11. Bakanlar Toplantısı da gerçekleştirilecek.

Görüşmelerde inovasyon, temiz enerji teknolojilerinin geliştirilmesi için uluslararası iş birliği ve bu teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması konuları görüşülecek.

Yeni yatırımlara duyulan ihtiyacın artması, elektrik talebinin büyümesi ve enerji arz güvenliği ile ekonomik rekabet gücünden taviz vermeden emisyonların azaltılması ihtiyacı, bu başlıkları ekonomik olarak da önemli hâle getiriyor.

Öte yandan temel mesele, girişimleri ve taahhütleri finanse edilmiş projelere ve geniş ölçekte uygulanabilir çözümlere dönüştürmek olacak. Böylece söz konusu girişimlerin enerji sistemlerinin verimliliği ve maliyetleri üzerindeki gerçek etkisinin ölçülmesi hedefleniyor.

Uluslararası enerji fuarı sektörün teknolojilerini buluşturacak

Kongreye eşlik eden uluslararası fuar da 12 Ekim Pazartesi günü açılacak ve 15 Ekim Perşembe gününe kadar devam edecek. Fuar, enerji haftasının uygulama ve ticaret boyutunu oluşturacak.

Şirketler, enerji üretimi, mühendislik hizmetleri, altyapı, dijital teknolojiler ve çevresel çözümler gibi alanlardaki teknolojilerini, projelerini ve ürünlerini tanıtma fırsatı elde edecek. Etkinlik ayrıca yatırımcılar, karar alıcılar ve hizmet sağlayıcılarla bağlantı kurulmasına imkân sağlayacak.

Fuarın öne çıkan işlevlerinden biri, piyasadaki çözümlerin karşılaştırılmasına ve üretim ile işletme verimliliğini artırmayı, altyapıyı geliştirmeyi, emisyonları yönetmeyi ve yeni teknolojilerden yararlanmayı amaçlayan uygulamaların incelenmesine olanak tanıması olacak. Şirketler ve kurumlar arasında yeni ticari ilişkilerin kurulması ve iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi de bekleniyor.

Ekonomik açıdan fuar, inovasyonun tanıtım ve deneme aşamasından uygulama ve yatırım aşamasına nasıl geçtiğini gözlemlemek için bir platform sunacak. Bir teknolojinin değeri yalnızca yeni olmasından değil; maliyetleri düşürme, verimliliği artırma, arz güvenilirliğini güçlendirme veya operasyonel riskleri azaltma kapasitesiyle  ölçülüyor.

Yapay zekâ ve dijital sistemlerin endüstriyel operasyonlarda ve elektrik şebekelerinin yönetiminde daha yaygın kullanılması, fuarın önemini artıran unsurlar arasında yer alıyor. Enerji kullanım verimliliğini yükselten ve arz istikrarını destekleyen çözümlere duyulan ihtiyaç artıyor. Katılımcı şirketler, yatırımcıların hangi alanlara ilgi gösterdiğini ve yeni teknolojilerin yaygınlaştırılmasında hangi zorluklarla karşılaşıldığını değerlendirme fırsatı bulacak.

Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC) (KUNA)
Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC) (KUNA)

OAPEC, Arap ülkelerinin enerji dönüşümünü ele alacak

Enerji haftasının programında, enerji sektöründeki dönüşümün petrol ve doğal gaz üreticisi Arap ülkelerinin ekonomileri üzerindeki etkileri de yer alacak. Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC) tarafından düzenlenecek etkinliklerde dönüşümün ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları ile petrol sanayisinde emisyonların azaltılmasına yönelik çalışmalar irdelenecek.

Program, 13 Ekim Salı günü üst düzey bir çalıştayla başlayacak. Ardından 14-15 Ekim tarihlerinde teknik bir seminer gerçekleşecek. Açıklanan başlıklar arasında küresel enerji dönüşümünü yönlendiren etkenler, bu dönüşümün Arap petrol üreticisi ülkelerin ekonomileri üzerindeki etkileri ve sosyal ve çevresel sonuçları bulunuyor.

Etkinlikler kapsamında ayrıca Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ile OAPEC iş birliğinde, petrol işleme ve dönüşüm sanayilerinde karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik üçüncü seminer düzenlenecek. Seminerde, bu sanayi kollarında emisyonların düşürülmesine ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesine katkı sağlayabilecek yenilikler ve teknolojik çözümler ele alınacak.

Bu konular, petrol ve doğal gazın kamu gelirleri, ihracat, yatırım ve istihdam açısından önemli bir yer tuttuğu Arap ülkeleri için ekonomik önem taşıyor. Enerji piyasalarındaki değişimler ve üretim, rafinaj ve sanayide kullanılan teknolojiler; işletme maliyetlerini, rekabet gücünü ve mevcut tesislerin modernizasyon ihtiyacını doğrudan etkiliyor.

Ayrıca söz konusu dönüşüm, bu ekonomilerin ihracat pazarlarındaki değişimlere uyum sağlama ve gelir kaynaklarını çeşitlendirme kapasitesine ilişkin soruları gündeme getiriyor. Arap ülkeleri arasında kaynakların, mali imkânların ve altyapının farklılık göstermesi, dönüşüm sürecinin ülkeler bazında değişen ihtiyaçlarla ele alınması gibi bir sonucu gerektiriyor.

Yapay zekâ ve elektrik talebi enerji gündeminin öne çıkan başlıkları arasında

Enerji haftasında yakından izlenecek konulardan biri de yapay zekânın yaygınlaşmasıyla elektrik talebi arasındaki ilişki olacak. Bu gelişme, elektrik üretim kapasitesinin artırılmasını, iletim ve dağıtım şebekelerinin geliştirilmesini ve yeni altyapı yatırımlarını gündeme çıkarıyor.

Veri merkezlerinin ve dijital uygulamaların yaygınlaşması yalnızca elektrik tüketimini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kesintisiz ve güvenilir enerji arzının önemini de büyütüyor. Bu durum, yatırımların yeni üretim kapasitesi, şebekelerin modernizasyonu, enerji depolama çözümleri ve talep yönetimi arasında nasıl dağıtılacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Doğal gaz, yenilenebilir enerji ve diğer enerji kaynaklarının yeni ihtiyaçları karşılamadaki rolü de değerlendirilecek konular arasında. Öte yandan dijital sistemler, talebin daha doğru tahmin edilmesi, varlıkların daha etkin yönetilmesi ve işletme verimliliğinin artırılması açısından yeni fırsatlar sunuyor.

Enerji ve dijital teknoloji şirketlerinin katılımı, ticari kullanıma geçmiş uygulamaların ve henüz geliştirme aşamasında bulunan projelerin değerlendirilmesine imkân sağlayacak. Şirketlerin yatırım maliyetleri ve beklenen getiriler konusundaki öngörüleri de yakından izlenecek. Dijital büyümenin gerektirdiği elektrik ve altyapı yatırımlarının maliyetlerinin yönetilmesi, bu başlığın ekonomik önemini artırıyor.

Suudi Arabistan açısından ise enerji sektörü ile dijital ekonominin, yeni sanayilerin ve teknoloji odaklı faaliyetlerin büyümesi arasındaki ilişki öne çıkıyor. Bu bağlantı, yatırım imkanlarının genişletilmesi, altyapının geliştirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması için fırsatlar sunuyor. Enerji sektörü, yeni ekonomik faaliyetleri destekleme ve önümüzdeki yılların büyüme ihtiyaçlarını cevaplama açısından stratejik önem taşıyor.

Riyad, küresel enerji diyaloğunun merkezine yerleşecek

Riyad’ın bir hafta boyunca çok sayıda uluslararası toplantıya ev sahipliği yapması, enerji sektörünün geleceğine ilişkin küresel diyaloğun kapsamının genişlediğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşümün hızlandığı ve yatırım fırsatlarının çeşitlendiği bir dönemde gerçekleşecek görüşmeler, hükümetlerin ve şirketlerin enerji sistemlerini geliştirme, uluslararası iş birliğini güçlendirme ve yeni teknolojilerden yararlanma konusundaki yaklaşımlarını izlemek açısından önem taşıyor.

Toplantılarda ele alınacak başlıkların, enerji arzının güvenilirliğinin artırılması, kaynakların daha verimli kullanılması ve ekonomik büyümenin desteklenmesi yönündeki arayışlara katkı sağlaması bekleniyor.


Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Şarku’l Avsat’a konuştu: Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, şoklarla başa çıkmak için bir zorunluluk

İran’ın Bender Abbas kenti yakınlarındaki Hürmüz Boğazı’nda gemiler görünürken, kadınlar kürek sörfü yapıyor. (Reuters)
İran’ın Bender Abbas kenti yakınlarındaki Hürmüz Boğazı’nda gemiler görünürken, kadınlar kürek sörfü yapıyor. (Reuters)
TT

Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Şarku’l Avsat’a konuştu: Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, şoklarla başa çıkmak için bir zorunluluk

İran’ın Bender Abbas kenti yakınlarındaki Hürmüz Boğazı’nda gemiler görünürken, kadınlar kürek sörfü yapıyor. (Reuters)
İran’ın Bender Abbas kenti yakınlarındaki Hürmüz Boğazı’nda gemiler görünürken, kadınlar kürek sörfü yapıyor. (Reuters)

Küresel enerji sisteminin artan jeopolitik risklerle ve darboğazlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, petrol ticareti akışında son dönemde yaşanan aksamalar, pazarlara erişim yollarının çeşitlendirilmesinin ve şokları emebilecek altyapının önemini bir kez daha ortaya koydu.

Riyad’da düzenlenecek Enerji Haftası öncesinde Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Angela Wilkinson, sistemin aksamalarla başa çıkma kapasitesinin yalnızca üretim hacmiyle ilgili olmadığını; altyapı, taşıma ağları ile üreticiler ve tüketiciler arasındaki ilişkileri de kapsadığını vurguladı.

Suudi Arabistan’da ilk kez düzenlenecek ve Dünya Enerji Kongresi’nin 25’incisine ev sahipliği yapacak Riyad Enerji Haftası etkinlikleri pazar günü başlıyor. Etkinlik; 70’ten fazla bakan, küresel enerji şirketlerinin 300’ü aşkın CEO’su ve 25’ten fazla uluslararası kuruluşun liderlerinin katılımıyla gerçekleştiriliyor.

‘Herkes İçin Enerji Geleceğine Giden Yollar’ teması altında düzenlenen kongre kapsamındaki çalışmalar; enerji güvenliği, küresel petrol ve gaz piyasaları, yatırım ve finansman, yapay zekâ ve dijital dönüşüm, kritik mineraller, karbon yönetimi, doğal gaz ve enerji karmasının geleceğini ele alan 30’dan fazla bakanlık, strateji ve liderlik oturumuna ayrılıyor.

Hürmüz, enerji sisteminin esnekliğini test ediyor

Wilkinson, enerjinin ‘modern dünyada yaşamın her alanının temelini oluşturduğunu’ belirterek, bu nedenle küresel önceliğin küresel enerji ve ekonomi krizine yol açan bölgesel çatışmalarda tırmanmanın önlenmesi olduğunu ifade etti. Enerji sektörü liderlerinin bugün yeni bir jeopolitik ortamda faaliyet gösterdiğini vurgulayan Wilkinson, farklı bölgelerdeki toplumların taşıma rotaları ve rafinasyondan sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG), elektrik şebekelerine ve kritik minerallere kadar uzanan çok sayıda şok ve darboğazla karşı karşıya kaldığını kaydetti.

Enerji güvenliği, enerjiye erişimde adalet ve ödenebilirlik ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengelerin ortadan kalkmadığını, aksine değişip daha da keskinleştiğini belirten Wilkinson, sürdürülebilir bir ilerleme sağlamak için bu unsurlar arasında anlık olarak yeniden denge kurulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Wilkinson bu değerlendirmesini, Konseyin 65 ülkeden 275’i aşkın enerji sektörü lideriyle yürüttüğü görüşmelerin ardından hazırladığı 2026 Küresel Enerji Üçlemi Raporu sonuçlarına dayandırdı.

Wilkinson, süresi ne olursa olsun krizin en uzun vadeli etkisinin, sektör liderlerinin esnekliği, entegrasyonu ve operasyonel uyumu güçlendirmek; ayrıca bugünün aksamalarını emebilecek, gelecekteki şoklara ve dönüşüm fırsatlarına daha iyi hazırlanabilecek sistemler inşa etmek amacıyla nasıl bir iş birliği yapacağında görülebileceğini sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan ve çok yönlü erişim yolları

Wilkinson, Suudi Arabistan’ın üretim kapasitesi ile alternatif ihracat altyapısının, özellikle mevcut güzergahlarda aksamalar yaşandığında küresel enerji piyasalarında kritik bir rol oynadığını ifade etti. Son gelişmelerin ‘tüm riskleri ortadan kaldıran tek bir yol olmadığını’ gösterdiğini belirten Wilkinson, enerji güvenliğinin güçlü bir altyapıya, pazarlara erişim yollarının çeşitlendirilmesine ve üreticiler ile tüketiciler arasında daha fazla iş birliğine dayandığını vurguladı.

frgthyju
Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Angela Wilkinson (Dünya Enerji Konseyi)

Körfez bölgesindeki enerji sisteminin esnekliğinin yalnızca bölgenin üretebileceği enerji miktarıyla ölçülemeyeceğini ekleyen Wilkinson, bunun aynı zamanda söz konusu enerjinin limanlar, boru hatları, elektrik şebekeleri ve uluslararası piyasalar aracılığıyla güvenilir bir şekilde taşınabilme kapasitesine de bağlı olduğunu kaydetti.

Yeni altyapı yatırımlarına, şebekelerin güçlendirilmesine ve giderek çeşitlenen ortaklıklara dikkat çeken Wilkinson, bu unsurların sistemin elindeki seçenekleri artırdığını belirtti. Esneklik kavramını ‘sistem içinde seçenekler oluşturmak’ şeklinde özetleyen Wilkinson; bunun enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, pazarlara erişim yollarının artırılması, güçlü altyapı ve sağlam uluslararası ilişkiler yoluyla sağlanabileceğini ifade etti.

Tedarikten kapasitelere

Wilkinson, krizin enerji güvenliği, enerjiye erişimde adalet ve ödenebilirlik ile çevresel sürdürülebilirlik arasında denge kurma ihtiyacını ortadan kaldırmadığı görüşünü dile getirdi. Ancak Wilkinson, değişen ve bazen çok hızlı ilerleyen durumun, baskıların arttığı ve yeni darboğazların ortaya çıktığı noktalar olduğunu açıkladı.

Enerji sektörü liderlerinin yönettiği dengelerin; jeopolitik gelişmeler, teknolojik yenilikler, iklim değişikliğinin etkileri ile artan talep dinamikleri ve sanayi rekabetçiliği ile birlikte küresel enerji sisteminin yeni bölge ve noktalarına kaydığını ifade etti.

Wilkinson’a göre en büyük dönüşüm, enerji sisteminin arz etrafında şekillendiği bir dünyadan, giderek kapasiteler etrafında örgütlendiği bir dünyaya geçişte görülebilir. Konsey de bu dönüşüme, Küresel Enerji Üçlemi yaklaşımını bir ölçüm çerçevesi olmaktan çıkarıp sistem entegrasyonu, esneklik, enerji güvenliği ve sanayi rekabetçiliğini ele alan bir liderlik diyaloğuna dönüştürerek yanıt veriyor.

Entegrasyonun yalnızca standartların belirlenmesine yönelik teknik bir zorluk olmadığını vurgulayan Wilkinson, bunun aynı zamanda enerji sisteminin bileşenlerinin birlikte verimli çalışmasını sağlamak için gerekli kurumsal, finansal ve insani kapasitelerle de ilgili olduğunu belirtti.

Siyasi coğrafya ve yeni bağımlılıklar

Wilkinson, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde enerji sektöründeki karşılıklı bağımlılık kararlarında jeopolitiğin öneminin daha da artacağını öngörüyor. Elektrik, yapay zekâ, yeni teknolojiler ve artan talebin önemli birer faktör olmaya devam edeceğini belirten Wilkinson, ancak bu süreçlerin daha parçalı ve rekabetçi bir dünyada evrildiğini vurguladı.

Ülkelerin belirli bir alandaki bağımlılığı azaltma çabalarının; kritik mineraller, teknolojiler, üretim kapasiteleri ya da altyapı üzerinde yeni bağımlılıklar yaratabildiğini keşfettiğini açıkladı.

Liderlerin bu birbiriyle bağlantılı bağımlılıkları yönetme ve giderek büyüyen kapasite açıklarını kapatma biçimlerinin, önümüzdeki on yılda enerji sisteminin şekillenmesine katkı sağlayacağı görüşünü dile getirdi.

Elektrifikasyonun üst düzey aşaması

Elektrik talebinin ivme kazandığı bir dönemde Wilkinson, elektrifikasyonun üst düzey aşaması önündeki en büyük engelin belirli bir teknoloji, politika veya altyapıdan ziyade, tüm enerji sistemini verimli bir şekilde çalıştırabilme kapasitesi olduğunu ifade etti.

Bunun üretim, elektrik şebekeleri, depolama ve yatırımları kapsadığını belirten Wilkinson; bu unsurların her birinin genişletilmesinin tedarik zincirleri, kritik mineraller, eskiyen altyapılar ve vasıflı iş gücü üzerinde yeni bağımlılıklar doğurduğunu açıkladı.

Enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının elzem olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Wilkinson, ancak bu teknolojilerin uyum içinde çalışmasını sağlamanın giderek büyüyen bir zorluk oluşturduğunu ve yeni kapasiteler gerektirdiğini kaydetti.

Dönüşüme giden tek bir küresel yol yok

Wilkinson, enerji sektöründeki dönüşüm için tek bir küresel yolun bulunduğu fikrini reddederek, farklı kaynaklara, altyapılara, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara göre şekillenen birden fazla yol ve dönüşümün mevcut olduğunu ifade etti.

cvfgbhj
İran’ın Bender Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Küresel Enerji Üçlemi çalışmaları, sektör liderlerinin enerji güvenliği, enerjiye erişimde adalet ve ödenebilirlik ile çevresel sürdürülebilirlik arasında çok daha sık ve dinamik bir şekilde yeniden denge kurmak zorunda kaldıklarını gösteriyor.

Asıl zorluğun bu çoklu öncelikleri eş zamanlı olarak ilerletmek olduğunu belirten Wilkinson, bunlardan birinin ihmal edilmesinin sistemin başka bir noktasında zafiyetler yaratabileceğini vurguladı. Wilkinson, sorunun dönüşümün daha hızlı mı yoksa daha yavaş mı olması gerektiği değil; temiz elektrik ile geleceğin yakıtlarına yönelik artan talebi karşılayabilecek güvenilir, erişilebilir, uygun maliyetli ve sürdürülebilir enerji hizmetlerini inşa edecek şekilde aşamaların nasıl sıralanacağı olduğunu kaydetti.

Egemenlik ve bağımsızlık arasında

Wilkinson, 2030 yılına kadar yeterince dikkate alınmama riski taşıyan unsurlardan birinin ‘enerji egemenliği’ ile ‘enerji bağımsızlığı’ kavramlarının birbirine karıştırılması veya talebin pasif ve öngörülebilir kalacağının varsayılması olduğunu belirtti. Oysa talep, artık daha aktif hale gelerek enerji sisteminin şekillenmesinde doğrudan rol oynuyor.

Modern enerji sistemlerinin doğası gereği karşılıklı bağımlılığa dayandığını ifade eden Wilkinson, bir ülkenin yakıt ithalatına olan bağımlılığını azaltırken; temiz enerji sistemlerini kurmak için gerekli kritik minerallere ve teknolojilere olan bağımlılığını artırabileceğini kaydetti.

Bu nedenle enerji güvenliği, sistemin tüm bileşenlerini ülke sınırları içine taşımak anlamına gelmiyor; aksine bu karşılıklı bağımlılıkları anlamayı ve yönetmeyi gerektiriyor. Küresel enerji sistemi büyüdükçe bu durum, yalnızca üretim kapasitelerinin ötesine bakmayı; elektrik şebekelerinin, santrallerin, tedarik zincirlerinin ve bunlar arasındaki bağlantıların esnekliğini de dikkate almayı zorunlu kılıyor.


Dünya Bankası: Hürmüz şokunun hafiflemesi Suudi ekonomisini 2027'de yüzde 7,9 büyütecek

Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetindeki Hasab açıklarında demirleyen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetindeki Hasab açıklarında demirleyen gemiler (AFP)
TT

Dünya Bankası: Hürmüz şokunun hafiflemesi Suudi ekonomisini 2027'de yüzde 7,9 büyütecek

Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetindeki Hasab açıklarında demirleyen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetindeki Hasab açıklarında demirleyen gemiler (AFP)

Ekonomik büyüme kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji ihracat güzergâhları ve lojistik altyapının çeşitlendirilmesi kadar önem taşıyor.

Dünya Bankası, enerji ve ticaret akışlarında yaşanan aksaklıkların etkisinin hafiflemesiyle Suudi Arabistan ekonomisinin 2027'de güçlü bir toparlanma göstermesini bekliyor. Bankanın tahminlerine göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) 2026'da yaklaşık yüzde 2 daraldıktan sonra 2027'de yüzde 7,9 büyüyecek. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz ise büyüme kaynaklarını çeşitlendirmenin, enerji ihracat güzergâhları ve lojistik altyapıyı çeşitlendirmek kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Dünya Bankası'nın bölge ekonomilerine ilişkin son raporunun yayımlanması vesilesiyle Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan Bölgesi Başekonomisti Roberta Gatti, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının etkilerini bazı komşu enerji ihracatçısı ülkelere kıyasla daha iyi atlattığını söyledi.

Gatti, bunun başlıca nedeninin iki ülkenin enerji ihracatı için alternatif güzergâhlara sahip olmasına bağladı. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının önemli bir bölümünü Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'deki limanlara yönlendirdiğini kaydeden Gatti, BAE'nin de hidrokarbon ürünlerini Füceyre üzerinden ihraç edebilmesinin ülkenin Hürmüz Boğazı'na bağımlılığını azalttığını ifade etti.

Gatti'ye göre kriz, ekonomik çeşitlendirmenin önemini azaltmak yerine daha da güçlendirdi. Ancak kriz aynı zamanda ekonomik dayanıklılığın başka bir boyutunu, ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesini de ortaya çıkardı. Farklı gelir kaynakları ve sektörler üzerinden ekonomik ve mali faaliyetlerin çeşitlendirilmesinin, ticaret yollarının, ihracat altyapısının ve lojistik hizmet ağlarının çeşitlendirilmesiyle birlikte yürütülmesi gerekiyor.

Dünya Bankası, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan bölgesi ekonomilerinin 2026'da yüzde 2,1 daralmasını bekliyor. Bölge ekonomileri 2025'te yüzde 3,3 büyümüştü. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin toplam ekonomisinin ise 2026'da yüzde 4,3 küçülmesi bekleniyor. Bu tablo, bölgenin Kovid-19 salgınından bu yana karşı karşıya kaldığı en ağır şoklardan birine işaret ediyor.

yjuk
Dünya Bankası Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan Bölgesi Başekonomisti Roberta Gatti (Dünya Bankası)

Buna karşılık Dünya Bankası, çatışmanın hafiflemesi ve ticaret ile ihracat akışlarının kademeli olarak normale dönmesi halinde bölgesel büyümenin 2027'de yüzde 7,8'e güçlü bir şekilde toparlanacağını öngörüyor. Toparlanmanın başlıca itici gücünün hidrokarbon üretimi ve ihracatının yeniden başlaması olması bekleniyor.

Suudi Arabistan'ın ekonomik dayanıklılığı

Gatti, çatışmanın Suudi ekonomisinin şoku absorbe etme kapasitesini güçlendiren bir dizi avantajı ortaya koyduğunu belirtti. Bunların başında yüksek mali rezervler, ekonomik çeşitlendirme çalışmalarının sürdürülmesi ve petrol ihracatının önemli bir bölümünü Kızıldeniz limanları üzerinden yeniden yönlendirme kapasitesi geliyor.

Bu unsurlar, ticaret ve enerji akışlarında yaşanan aksaklıklar karşısında Suudi ekonomisinin belirli ölçüde dayanıklılığını korumasını sağladı. Gatti'ye göre alternatif ihracat güzergâhları bulunmasaydı ekonomik etkiler çok daha ağır olabilirdi.

fgrthyju
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan'ın ihracat güzergâhlarını çeşitlendirme kapasitesi, Hürmüz'deki aksaklığın etkisini sınırlayan önemli faktörlerden biri oldu. Önümüzdeki dönemde ekonominin izleyeceği seyir ise bu dayanıklılığa yatırım yapmaya devam edilmesinin önemini gösteriyor.

Dünya Bankası'nın son tahminlerine göre Suudi ekonomisinin 2026'da yaklaşık yüzde 2 daralması bekleniyor. Ekonominin ticaret ve enerji akışlarının kademeli olarak normale dönmesiyle 2027'de güçlü bir ivme kazanarak yüzde 7,9 büyümesi öngörülüyor.

Gatti, alternatif ihracat güzergâhları, özellikle de Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz limanları bulunmasaydı Suudi ekonomisinin çok daha fazla etkilenebileceğini vurguladı.

Hürmüz şoku Körfez ihracatını vurdu

Gatti, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklığın Dünya Bankası'nın büyüme tahminleri üzerinde ciddi etkisi olduğunu belirtti. Buna göre bölgesel GSYH'nin 2026'da yüzde 2,1 daralması bekleniyor. Bu oran, çatışmanın ocak ayında başlamasından önceki büyüme tahmininin 5,7 puan altında.

Gerilemenin büyük ölçüde Körfez'deki petrol ve gaz ihracatçılarının maruz kaldığı ağır aksaklıklardan kaynaklandığı belirtiliyor. Dünya Bankası, Umman dışındaki tüm KİK ekonomilerinin 2026'da daralmasını bekliyor.

Kriz, Körfez'deki petrol tankerlerinin hareketini yarıdan fazla azaltırken bölgedeki petrol üretimi mart ayında günlük yaklaşık 26 milyon varilden 16 milyon varile geriledi.

Şokun boyutu büyük olmasına rağmen küresel etkileri, benzer ölçekte bir arz açığının yaratabileceği sonuçlara kıyasla daha sınırlı kaldı. Bunun nedenleri arasında petrol piyasasında daha önce oluşan arz fazlası, bazı sevkiyatların boğaz dışındaki güzergâhlara yönlendirilmesi, diğer bölgelerde üretimin artırılması, stokların kullanılması ve Doğu Asya'da talebin gerilemesi yer aldı.

cfgthy
Doha kenti (AFP)

Ancak Körfez ekonomileri arasındaki farklar belirgin oldu. Hürmüz Boğazı'na daha fazla bağımlı ülkelerde üretim kayıpları daha yüksek gerçekleşirken Suudi Arabistan ve BAE'nin alternatif ihracat güzergâhları şokun etkisini sınırladı.

Dünya Bankası, 2026'da Katar ekonomisinin yüzde 20,9, Kuveyt'in yüzde 14,6, Irak'ın yüzde 12,4 ve Bahreyn'in yüzde 2,9 daralmasını bekliyor. Turizm, havacılık ve lojistik hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar da ekonomik faaliyet üzerindeki baskıyı artırdı.

2027'de güçlü toparlanma

Gatti'ye göre şokun Körfez ekonomilerine aktarılmasındaki temel kanal, ihracat hacmindeki düşüşün yanı sıra altyapının zarar görmesi oldu.

Ticaret yollarının normale dönmesi ve enerji ihracatının yeniden başlaması halinde kaybedilen üretimin önemli bir bölümünün nispeten hızlı şekilde geri kazanılması bekleniyor. Bu durum, 2027 için öngörülen güçlü toparlanmanın temelini oluşturuyor. Suudi Arabistan'ın ekonomisinin gelecek yıl yüzde 7,9 büyümesi bekleniyor.

Ancak Gatti, toparlanma ile ekonomik iyileşme arasında ayrım yapılması gerektiğine dikkat çekti. Üretimdeki sert düşüşün ardından genellikle hızlı bir sıçrama yaşandığını belirten Gatti, bunun düşük seviyelerden üretimin yeniden devreye alınmasını yansıttığını, temel ekonomik göstergelerde veya verimlilikte aynı ölçüde bir iyileşme anlamına gelmeyebileceğini söyledi.

nj
Kuveyt Kuleleri (KUNA)

Dünya Bankası'nın temel senaryosuna göre çatışmanın 2026 sonuna kadar sürmesi, ardından gerilimin azalması ve ticaret hareketliliğinin kademeli olarak normale dönmesi bekleniyor. Bu senaryoda İran hariç bölgesel büyümenin, ihracat akışlarının yeniden başlamasıyla 2027'de yüzde 7,8'e yükselmesi öngörülüyor.

Bununla birlikte hasar gören altyapının onarılması zaman alabilir. Belirsizlik nedeniyle yatırımların ertelenmesi ve mali rezervlerin kriz öncesine göre daha zayıf hale gelmesi de mümkün.

Gatti, yüksek navlun maliyetleri, yatırımcı güvenindeki düşüş, turizm gelirlerindeki gerileme, küresel talebin zayıflaması ve finansman koşullarının sıkılaşmasının çatışmanın ekonomik etkilerini doğrudan çatışma sona erdikten sonra da uzatabileceği uyarısında bulundu.

Uzun süreli belirsizlik dönemleri yatırımların ertelenmesine, iş dünyasının güveninin zayıflamasına ve fiziki ve beşeri sermaye birikiminin yavaşlamasına yol açabilir. Bu da geçici bir şokun kalıcı bir büyüme yavaşlamasına dönüşmesi riskini artırıyor.

Körfez ülkeleri maliyet avantajını koruyor

Şokun büyüklüğüne rağmen Gatti, KİK ekonomilerinin önemli bir yapısal avantaja sahip olmaya devam ettiğini belirtti. Körfez ülkeleri, dünya genelinde petrol ve gaz üretiminde en düşük maliyetli ve en rekabetçi üreticiler arasında yer alıyor.

Gatti'ye göre ticaret akışlarının normale dönmesiyle bu ekonomiler küresel piyasalar için önemli tedarikçiler olmaya devam etmek açısından güçlü bir konumda bulunuyor.

Ancak politika yapıcıların karşı karşıya olduğu zorluk yalnızca kısa vadede ekonomik faaliyeti yeniden canlandırmakla sınırlı değil. Ekonomilerin çeşitlendirilmesine devam edilmesi, dayanıklılığın güçlendirilmesi ve kriz sırasında beşeri ve üretken sermayenin korunması da gerekiyor.

Gatti, bu yatırımların geçici bir sarsıntının büyüme potansiyelinde kalıcı bir kayba dönüşmesini önlemek açısından gerekli olduğunu söyledi.

Yapay zekâ üretkenlik için yeni çeşitlendirme alanı

Enerji krizinin yanı sıra Gatti, yapay zekânın bölge için yeni bir büyüme ve verimlilik kaynağı oluşturabileceğini belirtti. Ancak bu potansiyelden yararlanılabilmesi için yerelleştirme, kullanım ve temel sermaye alanlarında üç temel açığın giderilmesi ve özel sektörün dinamizminin güçlendirilmesi gerekiyor.

Gatti, yetersiz yatırım ve eğitim ile inovasyon eksikliğinin yanı sıra bazı ekonomilerde devletin ağırlığının, yolsuzluğun ve siyasi istikrarsızlığın şirketlerin teknolojiyi benimseme ve bunu geniş kapsamlı verimlilik kazanımlarına dönüştürme kapasitesini sınırladığını ifade etti.

Yapay zekâ ekosisteminde açık var

Yerelleştirme açığı, verilerin ve yerel dillerin önemini ortaya koyuyor. Arapçanın 500 milyondan fazla kişi tarafından konuşulmasına rağmen dünya genelindeki internet sitesi adreslerinin yüzde 1'inden daha azının Arapça olduğu belirtiliyor. Yerel lehçeler ise Arapça dil modelleri açısından hâlâ önemli bir zayıflık noktası.

Kullanım ve temel sermaye açıkları ise yapay zekânın üretken biçimde kullanımının sınırlı olması, dijital becerilerdeki eksiklikler ve altyapıdaki farklılıklarda kendini gösteriyor.

Bölge, yaratıcı düşünme konusunda Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalamasının gerisinde bulunuyor. Mobil geniş bant abonelikleri de aralarında Mısır, Irak ve Pakistan'ın bulunduğu sekiz ekonomide gelir düzeylerine göre beklenen seviyenin altında kalıyor.

Suudi Arabistan'ın bölgesel rolü büyüyor

Gatti, Suudi Arabistan'ın bölgedeki en gelişmiş yapay zekâ ekosistemlerinden birine sahip ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan, Stanford Küresel Yapay Zekâ Canlılık Endeksi'ne göre 2017'de 36 ekonomi arasında 33. sırada bulunurken 2024'te 19. sıraya yükseldi.

Gatti'ye göre asıl sınav, veri merkezleri ve altyapıya yapılan büyük yatırımların şirketler, çalışanlar ve kamu kurumları tarafından yaygın şekilde benimsenmesine dönüştürülmesi. Bunun da üretkenlik artışına ve petrol dışı sektörlerin büyümesine yansıması gerekiyor.

Suudi Arabistan, işlem gücü, veri merkezleri ve model geliştirme kapasitesi sayesinde bölgesel bir yapay zekâ ekosisteminin kurulmasına katkı sağlayabilir. Gelişmekte olan ekonomiler ise yetenek, sektörel uzmanlık ve yerel veri sağlayabilir.

Bölgesel işbirliği dayanıklılığı güçlendirebilir

Gatti'ye göre 2027 görünümündeki en büyük risk, ticaret ve enerji akışlarının kesintiye uğramaya devam etmesi. Bu durum yatırımlar, lojistik, turizm ve iş dünyasının güveni üzerinde baskı oluşturarak toparlanmayı geciktirebilir.

Buna karşılık kriz, özellikle yapay zekâ alanında bölgesel işbirliğini hızlandırmak için bir fırsat da sunuyor. Körfez ülkeleri altyapı ve işlem gücüne sahipken diğer ekonomiler insan kaynağı, veri ve inovasyon kapasitesi sunuyor.

Bu tamamlayıcılık, petrol döngüsünün dışında yeni büyüme kaynakları oluşturabilir, verimliliği artırabilir ve ekonomik dayanıklılığı güçlendirebilir.

Suudi Arabistan açısından Hürmüz deneyimi, ekonomik çeşitlendirmenin ticaret ve ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesiyle birlikte yürütülmesinin önemini ortaya koydu.

Dünya Bankası'nın Suudi ekonomisi için 2027'de yüzde 7,9'luk büyüme öngördüğü bir ortamda temel fırsat, şok sonrası üretim sıçramasını daha sürdürülebilir bir büyümeye dönüştürmek. Bu büyümenin verimlilik, yatırım ve petrol dışı sektörler tarafından desteklenmesi ve gelecekteki şoklara karşı dayanıklı ticaret ve ihracat altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor.