Suudi Arabistan ve Mısır’dan ülkelerin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı ortak duruş

Arap Körfezi'ndeki seyrüsefer güvenliğini baltalamaya yönelik girişimleri kınandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır’dan ülkelerin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı ortak duruş

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Suudi Arabistan dün, bölge ülkelerini, halklarının güvenliğini ve istikrarını destekleme yönündeki çabaların koordinasyonunu sürdürmek konusunda anlaştılar. Ortak Arap eylemi ve Filistin davasının önemini vurgulayan Kahire ve Riyad, Arap Körfezi'ndeki seyrüsefer güvenliğini baltalama girişimlerini de kınadı. Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı da ortak tepki gösterildi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan yaptıkları açıklamalarda iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel alanlardaki iş birliğine övgüde bulundular.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, Suudi Dışişleri Bakanı'nı dün Kahire'deki Dışişleri Bakanlığı’nda ağırladı. Önemli bölgesel ve uluslararası meselelere, iki ülkenin bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit eden hususlara ilişkin tutumları hakkında görüş alışverişinde bulunan iki bakan, iki kardeş ülke arasındaki güçlü stratejik ilişkiler çerçevesinde işbirliği çerçevelerini güçlendirmeye devam etmenin yollarını görüştüler.  
Mısır ve Suudi Arabistan arasında çeşitli alanlardaki iş birliğinin derinliğine dikkat çeken Şukri ve Suudi mevkidaşı, ortak basın toplantısında yaptıkları açıklamada iki ülkenin istişare arzusunun, devam eden koordinasyonun kanıtı olduğuna dikkat çektiler. Resmi ve halk düzeyinde iki ülke arasındaki seçkin ilişkilerin altını çizen Şukri açıklamasında “Söz konusu görüşmelerde karşı karşıya olduğumuz tüm zorluklar konusunda iki taraf arasındaki ortak vizyon, derin ve olumlu ilişkiler üzerine duruldu” ifadelerini kullandı.  
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, görüşmelerin Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki tarihi bağların ve kardeşlik ilişkilerinin somut bir göstergesi olduğu belirtildi. İki ülkenin tüm alanlarda ikili iş birliği umutlarını artırma konusundaki arzusuna vurguda bulunan Mısır Dışişleri Bakanlığı, bu yönde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in direktiflerine riayet edildiğine, Haziran 2007'de Kahire'de iki ülke arasında imzalandığı üzere ‘Takip ve Siyasi İstişare Komitesi’nin kurulmasına ilişkin anlaşma hükümlerinin uygulandığına dikkat çekti.
Söz konusu Takip ve Siyasi İstişare Komitesi, Mısır ve Suudi Dışişleri Bakanları başkanlığında dün Kahire’de bir araya geldi. Her iki taraftan da dışişleri bakan yardımcılarının katıldığı üst düzey yetkililer ile de bir dizi toplantı gerçekleştirildi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İki ülke arasında her düzeydeki seçkin ilişkileri gözden geçiren taraflar, güvenliği ve istikrarı artıracak ve halklarının çıkarlarını destekleyecek şekilde siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel açıdan iki taraf arasında sağlanan iş birliği ve koordinasyona övgüde bulundular.”
Komitenin nihai açıklaması da şöyle oldu:
“İstişareler; iki kardeş ülkenin bölge ve dünyanın şahit olduğu birçok soruna ve krize ilişkin görüş ve vizyonlarının, iki ülkeyi birbirine bağlayan stratejik ilişkilerin derinliğini ve bölge istikrarını sağlama yönündeki ciddi siyasi iradelerini vurgular şekilde uzlaştığını göstermiştir.”
Mısır ve Suudi tarafı, Ortak Arap Eylemi’nin önemine, aynı zamanda Arap Birliği’nin ortak söz konusu eylem mekanizmalarını destekleme ve bölge krizlerini ilgili uluslararası kararlara ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun şekilde çözmedeki rolüne dikkat çektiler. Filistin meselesinin Arap ulusunun temel önceliklerinden olduğuna dikkat çeken taraflar, bu yönde adil ve kapsamlı çözümün Arap Barış Girişimi ve ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda, başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde 4 Haziran 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini vurguladılar.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın aktardığına göre Arap güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğunun altını çizen iki taraf, Arap ulusal güvenliğini koruma yönünde ortak Arap eylemi ve Arap dayanışmasının önemini vurguladılar. Ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan’ın bölge güvenliği ve istikrarını destekle yönünde yürüttüğü çabalar kapsamında tüm Arap ülkelerine sorumluluk düştüğünü kaydettiler.
Siyasi istişare mekanizması başlatma yönünde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri dışişleri bakanları arasında aralık ayında yürütülen son toplantıya övgüde bulunan iki ülke, “Bu toplantı, Mısır-Körfez ilişkileri için kurumsal bir çerçeve oluşturmaya yönelik önemli, pratik bir adımdır” açıklamasında bulundu.
Ortak açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
“Bölgesel tarafların Arap ülkeleri iç işlerine müdahale etme, istikrarlarını tehdit etme ve halklarının çıkarlarını engelleme girişimlerini reddediyoruz. Bu girişimler gerek etnik ve mezhepsel kışkırtma, gerek terör ve terörist gruplar aracılığıyla, gerek ise devletlerin egemenliğine ya da iyi komşuluğa saygı göstermeme yoluyla gerçekleştirliyor.”
Bölgedeki terör örgütleriyle mücadeleye devam etme konusunda anlaşan iki taraf görüşmelerde bu konuda yaptıkları çalışmaları da değerlendirdi. Mısır tarafı, ulusal güvenliğini koruma yönünde aldığı tüm önlemlerde Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan Krallığı ve Körfez bölgesi güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Mısır tarafı, “Krallık topraklarına yönelik her türden saldırıya karşıyız” vurgusunda bulundu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Arap Körfezi, Babu'l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini baltalamaya yönelik girişimleri kınayan iki taraf, bu önemli deniz güzergahlarının seyir özgürlüğünün sağlanmasının önemini, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar için bir tehdit oluşturan benzer girişimlerle mücadele ihtiyacını vurguladılar.”
Libya'nın istikrarını, birliğini ve toprak bütünlüğünü koruma gereğine de dikkat çeken taraflar seçimlerin planlandığı gibi yıl sonu öncesinde düzenlenmesi gerektiğini bildirdiler. Aynı zamanda yabancı güçlerin, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların belirli bir süre içerisinde Libya’dan ayrılmaları gerektiğinin de altını çizdiler.
Arap su güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak Mısır su güvenliğine tam desteğini teyit eden Suudi tarafı, Güvenlik Konseyi tarafından eylül ayında yayınlanan açıklama doğrultusunda Nahda Barajı'nın dolum ve işletimine ilişkin bağlayıcı yasal bir anlaşmaya varılması gerektiğini hatırlattı.
Ekonomik iş birliğini geliştirmenin yollarını görüşen iki ülke, aralarındaki ticaret ve yatırıma engel olan hususların kaldırılması gerektiği yönünde anlaşmaya vardı. Her alanda iş birliğinin geliştirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren taraflar, iki kardeş ülkenin uzmanları arasında ikili koordinasyonun sürdürülmesinin önemine işaret etti.
Suudi ve Mısır tarafları, iki ülkenin güvenlik ve istikrar yönünde kilit konumları ve sorumlulukları dolayısıyla bölgede karşılaşılan zorluklarla mücadelede sürekli koordinasyon ve siyasi istişarenin de önemini vurguladı.
Bakan Şukri, düzenlenen basın toplantısındaki açıklamalarını şöyle sonlandırdı:
“Mısır ve Suudi taraflarının istişarelerin düzenli olması yönündeki istekleri, aralarındaki ilişkilerin gücünün ve ortak zorluklarla mücadelede aramızdaki yakın koordinasyonun bir kanıtıdır. Mısır ve Suudi Arabistan arasında halk ve resmi düzeydeki seçkin ilişkiler ile gurur duyuyoruz. İki ülkenin liderlikleri bu ilişkileri ilerletmek için çalışıyor. İki taraf Takip ve Siyasi İstişare Komitesi toplantısında derin ve olumlu yönde ilerleyen ilişkilere ek olarak ulusal güvenlikle ilgili acil ve önemli konularda karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara ilişkin ortak vizyonlarını teyit etti. Terörle mücadele konuları, Libya, Sudan, Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'deki gelişmeler, İran nükleer dosyası ve bu yönde Viyana'da devam eden görüşmeler ele alındı. Ayrıca Suudi Dışişleri Bakanı'nı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Müdürü'nün Mısır ziyareti hakkında bilgilendirdim.”



Suudi Arabistan ve Kanada bölgesel güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan ve Kanada bölgesel güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Kanadalı mevkidaşı Anita Anand ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerginliğin artmasıyla ilgili son gelişmeleri, güvenlik ve istikrarın korunması için yapılan çalışmaları müzakere etti.

Öte yandan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Güney Koreli mevkidaşı Joo Hyun ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu'daki artan gerilimleri ve karşılıklı ilgi alanlarını ele aldı.

Bu arada, Riyad'daki Avrupalı ​​büyükelçiler, Suudi Arabistan'ın bölgede güvenlik ve istikrarı koruma, Krallığın topraklarını güvence altına alma ve İran'ın tüm açık saldırılarına etkili bir şekilde karşı koyma çabalarını övdü.

Toplantıda Suudi Arabistan'ın güncel olaylar ve gelişmeler hakkındaki tutumu netleştirildi (SPA)Toplantıda Suudi Arabistan'ın güncel olaylar ve gelişmeler hakkındaki tutumu netleştirildi (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci'nin perşembe akşamı Riyad'da Avrupalı ​​büyükelçilerle yaptığı görüşme, Krallığın güncel olaylar ve gelişmeler hakkındaki tutumunu netleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın SPA’dan aktardığına göre görüşme sırasında büyükelçiler, İran'ın Suudi Arabistan'a, Körfez ülkelerine ve diğer Arap ve İslam ülkelerine yönelik acımasız saldırılarını ülkelerinin kınadığını yineleyerek, Krallığın vatandaşlarının tahliyesi ve ülkelerine dönüşlerinin kolaylaştırılması konusunda sağladığı yardıma duydukları takdiri dile getirdiler.

Toplantıya Suudi Arabistan tarafından Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Büyükelçi Dr. Suud el-Sati ve Avrupa İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Abdul Rahman el-Ahmed katıldı.


Hamad bin İsa: Bahreyn barış ülkesiydi ve barış ülkesi olarak kalacaktır

Kral Hamad bin İsa, dün İçişleri Bakanlığı'na yaptığı ziyaret sırasında konuştu (BNA)
Kral Hamad bin İsa, dün İçişleri Bakanlığı'na yaptığı ziyaret sırasında konuştu (BNA)
TT

Hamad bin İsa: Bahreyn barış ülkesiydi ve barış ülkesi olarak kalacaktır

Kral Hamad bin İsa, dün İçişleri Bakanlığı'na yaptığı ziyaret sırasında konuştu (BNA)
Kral Hamad bin İsa, dün İçişleri Bakanlığı'na yaptığı ziyaret sırasında konuştu (BNA)

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el Halife, ülkesinin İran'ın Bahreyn'e ve bir dizi Arap ve dost ülkeye yönelik benzeri görülmemiş ve haksız saldırılarını kınama konusundaki kararlı duruşunu teyit etti.

Kral Hamad bin İsa, dün İçişleri Bakanlığı'nı ziyaretinde, Bahreyn'in "hiç kimseye düşmanlık başlatmayan, yalnızca iş birliği ve iyi komşuluk yolunu izleyen bir barış ülkesi olduğunu ve öyle kalacağını" vurgulayarak, "halkının kemali, birliği ve ülkesine hizmet etme adanmışlığı sayesinde, istikrarlı bir şekilde kalkınma ve ilerleme yolunda ilerleyen, güvenlik ve emniyet vahası olarak kalacağını" belirtti.

Bahreyn Kralı, güvenlik güçlerini "vatanı koruma ve güvenliğini ve istikrarını artırma konusundaki onurlu ulusal rolleri" nedeniyle övdü. Çeşitli askeri ve güvenlik kurumları arasındaki dayanışmayı, ortak çalışmayı ve sürekli koordinasyonu takdir ederek, "ulusal güvenlik sistemini güçlendirmede ve istikrarın temellerini sağlamlaştırmada oynadıkları hayati rolü" vurguladı.


İran Savaşı’nın başlangıcından bu yana Suudi Arabistan 60 insansız hava aracını düşürdü… Umman’da iki kişi hayatını kaybetti

Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
TT

İran Savaşı’nın başlangıcından bu yana Suudi Arabistan 60 insansız hava aracını düşürdü… Umman’da iki kişi hayatını kaybetti

Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)

Körfez ülkelerinin hava savunma sistemleri, Cuma günü iki haftadır devam eden İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Yerleşim bölgeleri, sivil tesisler ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılar yaralanmalara, can kayıplarına ve maddi hasara yol açtı.

Körfez ülkeleri, egemenliklerini, güvenliklerini ve istikrarlarını korumak amacıyla güvenliklerini sarsmayı hedef alan her türlü tehdide karşı tam hazırlık ve yüksek teyakkuz halinde olduklarını, bu tehditlere kararlılıkla karşılık vereceklerini vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının küresel ekonomi ve uluslararası piyasalardaki istikrar üzerindeki olumsuz sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Budeyvi, bu saldırıların yalnızca Körfez ülkelerinin güvenliğini tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini de tehlikeye attığını belirtti.

Budeyvi, Cuma günü Ürdün, Mısır, Fas ve Birleşik Krallık ile ayrı ayrı video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Körfez bakanlar toplantılarının ardından yaptığı açıklamada, ticari gemilerin ve hayati deniz geçiş hatlarının hedef alınmasının uluslararası seyrüsefer özgürlüğüne doğrudan tehdit oluşturduğunu ve bunun küresel ticaret ile enerji güvenliğini ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Cuma günü yerel saatle sabah erken saatlerden akşam 20.00’ye kadar toplam 62 insansız hava aracının engellenip imha edildiğini açıkladı.

gb
Cuma günü Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kenti üzerinde yükselen duman (AFP)

Maliki, bunlardan 28’inin ülke hava sahasına girdikten sonra düşürüldüğünü, 20’sinin doğu bölgesinde, 7’sinin doğu ve orta bölgelerde, 3’ünün el-Harc vilayetinde, 3’ünün ise el-Harc ve Rubu’l-Hali bölgesinde imha edildiğini belirtti. Ayrıca bir insansız hava aracının başkent Riyad’daki Diplomatik Mahalle’ye yaklaşmaya çalıştığı sırada düşürüldüğünü kaydetti.

Umman

Ummanlı bir güvenlik kaynağı, Suhar vilayetinde iki insansız hava aracının düştüğünü bildirdi. Bunlardan biri el-Uhvi sanayi bölgesine düşerken iki yabancı uyruklu kişinin hayatını kaybetmesine ve bazı kişilerin yaralanmasına neden oldu. Diğer insansız hava aracının ise açık bir alana düştüğü ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtildi.

rgthy
Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki bir binanın, düşürülen bir insansız hava aracının şarapnelleri nedeniyle hasar gördüğü bildirildi (EPA)

Umman Haber Ajansı’na göre kaynak, yetkili kurumların iki olayla ilgili müdahale ve soruşturma çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Yetkili makamlar ayrıca vatandaşların ve ülkede yaşayan yabancıların bilinçli davranarak görüntü ve söylentileri yaymama konusunda gösterdiği iş birliğini takdir etti. Tüm çabaların ülkeyi ve ülkede yaşayanları korumaya yönelik olduğu vurgulandı.

Birleşik Arap Emirlikleri

BAE hava savunma sistemleri Cuma günü İran’dan gelen 7 balistik füze ve 27 insansız hava aracına müdahale etti. Böylece İran saldırılarının başlamasından bu yana toplam 285 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1567 insansız hava aracına karşı müdahale edildi.

Savunma Bakanlığı, saldırılar sonucu BAE, Pakistan, Nepal ve Bangladeş uyruklu 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ayrıca BAE, Mısır, Sudan, Etiyopya, Filipinler, Pakistan, İran, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka, Azerbaycan, Yemen, Uganda, Eritre, Lübnan, Afganistan, Bahreyn, Komor Adaları, Türkiye, Irak, Nepal, Nijerya, Umman, Ürdün, Filistin, Gana, Endonezya ve İsveç uyruklu toplam 141 kişinin hafif ve orta derecede yaralandığı bildirildi.

Bakanlık daha sonra yaptığı açıklamada, İran’dan gelen füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin müdahalesinin sürdüğünü belirtti. Ülkenin farklı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin, balistik füzelerin hava savunma sistemleri tarafından ve insansız hava araçlarının ise savaş uçakları tarafından engellenmesi sonucu meydana geldiği kaydedildi.

Bakanlık, ülkenin güvenliğini sarsmayı hedef alan her türlü tehdide karşı tam hazırlık halinde olduklarını ve egemenlik ile ulusal çıkarları korumaya kararlı olduklarını vurguladı.

Dubai Hükümeti Medya Ofisi ise Cuma sabahı emirliğin merkezindeki bir binanın cephesine hava savunma müdahalesi sonucu düşen parçalar nedeniyle küçük çaplı bir olay meydana geldiğini, ancak herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı.

BAE Sivil Havacılık Kurumu da ülkedeki hava trafiğinin kademeli olarak normale döndüğünü duyurarak yolculara havaalanlarına gitmeden önce havayolu şirketlerinden güncel bilgileri kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

Kurum, 1–12 Mart tarihleri arasında ülke havaalanlarından 1,4 milyon yolcunun hizmet aldığını ve toplam 7 bin 839 uçuş hareketi gerçekleştiğini açıkladı. Ulusal havayolu şirketlerinin operasyonlarını savaş öncesi seviyelere geri getirme oranının ise yüzde 44,6’ya ulaştığı belirtildi.

Bahreyn

Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, Cuma günü yaptığı açıklamada hava savunma sistemlerinin İran kaynaklı saldırı dalgalarına karşı koymayı sürdürdüğünü bildirdi.

Açıklamada, saldırıların başlamasından bu yana ülkeyi hedef alan 115 füze ve 191 insansız hava aracının engellenip imha edildiği belirtildi.

Genel Komutanlık, balistik füzelerin ve insansız hava araçlarının sivil hedeflere ve özel mülklere karşı kullanılmasını uluslararası insancıl hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olarak nitelendirdi. Bu saldırıların bölgesel barış ve güvenlik için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Yetkililer, halkı zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamaya, azami dikkat ve tedbir göstermeye, hasar gören bölgelerden ve şüpheli cisimlerden uzak durmaya çağırdı. Ayrıca askeri operasyonların, düşen parçaların görüntülenmemesi ve söylentilerin yayılmaması gerektiği vurgulandı; bilgilerin yalnızca resmi kaynaklardan alınması istendi.

Kuveyt

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud el-Atvan, son 24 saat içinde tehdit bölgesi dışında bir düşman balistik füzesinin tespit edildiğini, ancak bunun herhangi bir tehlike oluşturmadığını ve zarar meydana getirmediğini açıkladı. Atvan, ülke hava sahasını korumaya yönelik savunma tedbirleri kapsamında olası hava tehditlerinin izlenmeye devam edildiğini söyledi.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib ise bazı kişilerin daha önce açıklanan talimatlara aykırı şekilde hava çekimi yapmak için “drone” kullandığının tespit edildiğini belirtti. Busalib, bu tür davranışların güvenlik ve askeri kurumların çalışmalarını olumsuz etkilediğini, sorumlular hakkında yasal işlem yapılacağını ifade etti.

Ayrıca patlayıcı imha ekiplerinin son 24 saat içinde savunma müdahaleleri sonucu düşen parçalarla ilgili 16 ihbarla ilgilendiği, İran saldırılarının başlangıcından bu yana toplam ihbar sayısının 372’ye ulaştığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Abdullah es-Sened de ülkedeki sağlık durumunun istikrarlı olduğunu ve tüm hastaneler ile sağlık merkezlerinin tam kapasiteyle çalıştığını açıkladı. Sağlık ve idari kadroların ulusal ve insani görevlerini yerine getirmek için yüksek hazırlık seviyesinde bulunduğu kaydedildi.

Sened, “Dün (Perşembe) bir konut binasının hedef alınması sonucu iki yaralanma vakasıyla ilgilendik ve yaralılar Adan Hastanesi’ne sevk edildi” dedi. Ayrıca vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılar için psikolojik destek amacıyla 151 numaralı yardım hattının devreye alındığını belirtti.

Ticaret Bakanlığı ise Kuveyt Havayolları tarafından gıda ürünlerini taşımak üzere düzenlenen ilk uçuşların ülkeye ulaştığını açıkladı. Özel sektörle iş birliği içinde yürütülen bu operasyonun tedarik zincirini hızlandırmayı ve piyasalara ürün akışını güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi. Sevkiyatın taze et, meyve, sebze ve çeşitli gıda ürünlerini içerdiği belirtildi.

Katar

Katar İçişleri Bakanlığı, ülkedeki durumun istikrarlı olduğunu ve tüm sektörlerde hizmetlerin normal şekilde sürdüğünü açıkladı. Bakanlık, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda ilgili kurumların gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürdüğünü belirtti.

Ulusal uyarı sistemi bildirimlerinin yalnızca acil önleyici tedbirlerin gerekli olduğu durumlarda devreye alındığı ifade edilerek, vatandaş ve sakinlerden bu uyarılara uymaları, binalar içinde güvenli alanlarda kalmaları, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durmaları istendi.

Bakanlık ayrıca olay yerleri veya müdahale çalışmalarına ait görüntülerin çekilmemesi ve sosyal medyada doğrulanmamış içeriklerin paylaşılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Öte yandan çevresel izleme göstergelerinin ülkedeki hava kalitesinin yüzde 100 seviyesinde olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Yetkili kurumların hava veya deniz çevresinde herhangi bir kirlilik göstergesi tespit etmediği bildirildi.

Bakanlık, ülke genelinde bulunan çevresel izleme istasyonlarının 24 saat boyunca çalıştığını ve sağlıklı bir çevrenin korunması için sürekli takip yapıldığını vurguladı. İlgili kurumların çevresel acil durumlara karşı tam hazırlık içinde olduğu ifade edildi.

Katar Turizm Kurumu ise seyahat planları aksayan ziyaretçilere sunulan geçici otel konaklama süresinin 14 Mart’a kadar uzatıldığını açıkladı. Bu uygulamanın, ziyaretçilere seyahat düzenlemelerini yeniden yapmaları için ek süre sağlamak amacıyla hayata geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, 28 Şubat’tan bu yana uçuşları iptal edilen veya ertelenen uygun ziyaretçilere ücretsiz otel konaklaması sağlandığı, bunun aynı oda kategorisinde konaklama ve günde üç öğün yemek hizmetini kapsadığı ifade edildi. Programın Katar Turizm Kurumu ile konaklama sektörü ortakları arasında koordinasyonla yürütüldüğü kaydedildi.