İran, Avrupa’nın Viyana müzakerelerinde geri adım attığını öne sürüyor

Washington müzakerelerin “ciddi şekilde hızlandırılmasını” istiyor… Tahran Kerec Nükleer Tesisi’ndeki kamera kayıtlarının kaybolmasından sorumlu olmadığını söylüyor

İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
TT

İran, Avrupa’nın Viyana müzakerelerinde geri adım attığını öne sürüyor

İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)

Viyana'da yapılan nükleer müzakerelerin yedinci turunun dün sona ermesinin ardından açıklama yapan İran, sekizinci turun taslağı üzerinde uzlaşılmasını, müzakerelere katılan Avrupalı ​​güçlerin (İngiltere, Fransa ve Almanya) eski tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde yorumladı.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA, Viyana’da yapılan müzakerelerin yedinci turunun üç Avrupa ülkesinin İran’a karşı takındıkları tavırlarından vazgeçmeleri ve 2015 yılında imzalanan anlaşmanın maddelerinin yeniden canlandırılmasına ilişkin müzakerelerin devam ettirilmesi için bir temel teşkil edecek ortak bir metin üzerinde uzlaşılması ile sona erdiğini bildirdi. IRNA müzakerelerin yedinci turunun üç Avrupa ülkesinin yapıcı olmayan tutumları ve İngiltere, Almanya ve Fransa'nın 4+1 grubu ile eski İran hükümeti arasında gerçekleştirilen müzakerelerin altıncı turunda varılan taslak çerçevesinde müzakerelere devam edilmesi hususundaki yersiz ısrarları yüzünden oldukça yavaş ilerlediğini belirtti. Haberin devamında “Avrupa tarafı, İran heyeti tarafından sunulan argümanlara dayalı ciddi ve verimli müzakerelerin temeli olarak İran'ın görüşlerini kabul etmeye ikna oldu” ifadelerini kullandı. Ancak, cuma günü İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetiyle istişare etmek için Tahran'a dönmeleri gerektiğini mazeret göstererek müzakerelerin durdurulmasını isteyen taraf İran heyetiydi.
Viyana’da müzakerelerin durdurulması İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne bağlı haber ajansı Nournews’in yayınladığı bir haberle eş zamanlı olarak geldi. Söz konusu haberinde ajans, İsrail'in İran'a karşı tehlikeli eylemlerde bulunmayı planladığına ilişkin bilgilere işaret ederek İsrail'deki rejimi Viyana'da müzakerelerde bulunan ABD ve Batılı ülkelerin stratejik ortağı olarak nitelendirdi. Söz konusu haberin devamında şu ifadelere yer verildi:
“Bu tür olayların (İsrail'in iddia edilen saldırı hazırlığı) İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ilişkilerine olumsuz yansımaları olacağının yanı sıra ABD'yi de etkileyeceği su götürmez bir gerçek.”
Fransız haber ajansına (AFP) göre müzakereciler cuma günü Viyana'dan ayrılırken, Tahran'la imzalanan Nükleer Anlaşma'yı yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakerelerde ufak bir ilerleme olduğundan söz ettiler. Bununla birlikte müzakerelerin başarısız olmasını engellemek için bu görüşmelere mümkün olan en kısa sürede devam edilmesi gerektiğini vurguladılar. Fransa, Almanya ve İngiltere'den üst düzey diplomatlar son 24 saat içinde teknik düzeyde biraz ilerleme kaydedildiğini söylediler. Ancak aynı zamanda uyarıda bulunarak “Bu müzakerelerde hızlıca yolun sonuna doğru gidiyoruz” dediler.
Avrupalı ​​müzakereciler İran, Çin ve Rusya'dan müzakereciler ile birkaç gün süren yoğun görüşmelerin ardından müzakerelerin yedinci turunu tamamladılar. Bir sonraki oturum için bir tarih belirlemeyen müzakereciler oturumun yıl sonundan önce yapılmasını umuyorlar.
Müzakereciler İran müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Kani'nin Tahran'a dönmek istediğini söyleyerek, görüşmelerin belirtilmeyen bir sebepten ötürü durdurulmasını hayal kırıklığı olarak nitelendirdiler. Diplomatlar, diğer tüm ortakların "müzakerelere devam etmeye hazır olduğunu vurgulayarak İranlıları hızlı bir şekilde müzakereleri yeniden başlatmaları ve işleri hızlandırmaya çağırdılar.
Müzakerelerin gidişatı hakkında yorumda bulunan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan “İyi gitmiyor. Zira hala Nükleer Anlaşma’ya geri dönmenin bir yolunu bulabilmiş değiliz. 2018 yılında anlaşmadan çıkarak aldığımız feci kararın bedelini ödüyoruz” şeklinde konuşarak Nükleer Anlaşma’nın İran’ın nükleer programına bir sınır koyduğuna işaret etti.
Ancak Sullivan Washington'daki Dış İlişkiler Konseyi'nde (CFR) yaptığı konuşmada müzakerelerde son günlerde “biraz ilerleme” kaydedildiğini söyleyerek ülkesinin Nükleer Anlaşma’ya imza atan üç Avrupa ülkesi -İngiltere, Fransa ve Almanya- ve Çin ve Rusya ile koordinasyon içinde olduğuna dikkati çekti.
Rusya Büyükelçisi Mikhail Ulyanov, müzakerelerin haziran ayında Tahran'ın İran seçimleri nedeniyle askıya almak istediği sırada kaldığı yerden devam etmesine karar verildiğini söyledi.
Ulyanov Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Son müzakere turu, daha derin müzakereler için sağlam bir temel oluşturması açısından başarılı oldu. Şu anda müzakereciler birbirlerini daha iyi anlıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan üst düzey ABD'li bir yetkili, Viyana'da gerçekleştirilen müzakerelerin bu son turunun olması gerekenden daha kötü geçtiğini söyledi. AFP’ye göre adının açıklanmasını istemeyen yetkili, müzakerelerin ciddi derecede hızlandırılması gerektiğini söyleyerek ABD'li müzakerecilerin yeni yıldan önce Viyana'ya dönmeye hazır olduklarını vurguladı. Yetkili “Ortak bir çalışma programı üzerinde uzlaşmak bu kadar vakit aldıysa, program ile ilgili sorunları çözmenin ne kadar süreceğini bir hayal edin” dedi.
Avrupa Birliği (AB) Viyana müzakereleri koordinatörü Enrique Mora müzakerelerin yapıldığı Avusturya'nın başkentindeki Coburg Sarayı önünde basın mensuplarına verdiği demeçte “Aylarımız yok, anlaşma yapmak için haftalarımız var. Müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin henüz resmi bir tarih veremem” ifadelerini kullandı.
İlkbaharda müzakerelerin ilk turu yapılmıştı. Ancak haziran ayında aşırı muhafazakar kanattan yeni bir İran cumhurbaşkanı seçilmesiyle görüşmeler askıya alınmıştı. Kasım ayının sonunda nihayet bir araya gelen diplomatlar o tarihten beri kısa bir ara verilmesi dışında yoğun görüşmeler yapıyorlar. Üç Avrupa ülkesinin diplomatlarından oluşan gruptan bir kaynak birkaç gün önce Tahran'ın "katı" taleplerine işaret ettikten sonra “Sonunda müzakereler için bir başlangıç ​​noktası üzerinde uzlaştık. Şimdi esas mevzuya girmeliyiz” dedi.

Öbür yandan Tahran’ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Müzakerelerin bu turu, yeni hükümetin görüşlerini ve tutumlarını aktarmayı içeriyordu. İki yeni taslağımız var. Biri ambargonun kaldırılması, diğeri ise nükleer uygulamalar ile ilgili.”
Müzakerelerde karşılaşılan en büyük sıkıntı, Washington dolaylı olarak katılım sağladığı için ABD'yi anlaşmaya geri döndürmek olabilir.
2018 yılında ABD, 2015'te Viyana'da imzalanan ve İran'a yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını sınırlamayı hedefleyen Nükleer Anlaşma'dan geri çekilmiş ve ardından Tahran'a, İran ekonomisini ciddi derecede etkileyen yaptırımları yeniden dayatmaya başlamıştı.
ABD'nin anlaşmadan çekilmesinden yaklaşık bir yıl sonra İran, anlaşmada yer alan temel yükümlülüklerinin çoğunu yavaş yavaş terk etmeye başlamıştı.
Diğer taraftan İran Atom Enerjisi Kurumu, nükleer program için ayrılan santrifüjlerin bulunduğu Kerec Nükleer Tesisi'ndeki (Tahran'ın batısında yer alıyor) güvenlik kamerası kayıtlarının kaybolmasından sorumlu olmadığını söyledi. Kurum konuya ilişkin yaptığı açıklamada kamera kayıtlarının geçtiğimiz haziran ayında bu tesisi hedef alan sabotaj eylemleri sırasında yok edildiğini belirtti. UAEA Başkanı Rafael Grossi’nin İran’dan tesisteki kamera kayıtlarının kaybolmasına ilişkin bir açıklama yapmasını istemesine karşılık kurum UAEA’nın denetleme görevlerinin yanı sıra koruma sorumluluğunun da olduğunun altını çizdi ve İsrail’in yaptığı düşünülen Kerec Nükleer Tesisi’ndeki saldırıya işaret ederek İran nükleer tesislerine uzanan tehdidin engellenmemesinden UAEA’yı sorumlu tuttu.



BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.

Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.

Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.

Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.

Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.

“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor

Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.

Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.

İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.

Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.

BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.

Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.


Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.