Sahel ülkeleri, Fransız nüfuzu ile yeni rakip güçler arasında bir çatışma alanı oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, önceki bir zirvede bir dizi Sahel liderine arabuluculuk yapıyor (Arşiv)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, önceki bir zirvede bir dizi Sahel liderine arabuluculuk yapıyor (Arşiv)
TT

Sahel ülkeleri, Fransız nüfuzu ile yeni rakip güçler arasında bir çatışma alanı oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, önceki bir zirvede bir dizi Sahel liderine arabuluculuk yapıyor (Arşiv)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, önceki bir zirvede bir dizi Sahel liderine arabuluculuk yapıyor (Arşiv)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mali’nin başkenti Bamako’ya yapacağı ziyareti, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Fransa’yı da sert bir şekilde vuran yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve son varyantı Omikron nedeniyle iptal etti.
Macron’un bu ziyarette Barkhane Operasyonu kuvvetleriyle vakit geçirmesinin yanı sıra 2020 yazı ve bir sonraki yılın baharında liderliğini yaptığı iki darbenin ardından Bamako’nun en güçlü adamı olarak kabul edilen Mali Devlet Başkanı Albay Assimi Goita ile görüşmesi planlanmıştı.
Şarku'l Avsat'ın Paris’teki kaynaklardan edindiği bilgilere göre Macron, Goita’nın Afrika ortak gücünü oluşturan ülkelerin grup başkanı Çad Cumhurbaşkanı Muhammed İdris Debi ile yapacağı bir görüşmeye de katılmak istedi. Ancak bu Mali Devlet Başkanı tarafından reddedildi.
Macron’un ziyareti iptal edilmeseydi, Mali Cumhurbaşkanı ile yapacağı görüşmede, başta Barkhane Operasyonu olmak üzere her iki taraf için de büyük önem taşıyan konular ele alınacaktı.
Fransa Cumhurbaşkanı, Haziran ayında yaptığı bir açıklamada, 2014 yılından bu yana Afrika’nın Sahel bölgesinde terörle mücadele adı altında devam eden Barkhane Operasyonu’nun sona erdiğini dile getirdi.
Barkhane’nın yeni ortaklarla dönüşüm geçirerek, yeni bir şekle bürüneceğini belirten Macron, gelecekteki odak noktasının, Malili güçlere El Kaide ve DEAŞ bağlantılı terör örgütlerine karşı savaşlarında yardım etmek olduğunu söyledi.
Bugüne kadar Mali’nin kuzeyindeki 3 üsten çekilmeyi tamamlayan Fransız kuvvetleri, buraları Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası güce ya da Malili güçlere teslim etti.
Geri çekilmeden sonra, Fransız kuvvetlerinin varlığı Gao ve Menaka üslerinde yoğunlaştı.
Askeri açıdan Paris, terör örgütlerinin faaliyet gösterdiği ‘üçgen sınır’ bölgesinde (Mali, Nijer, Burkina Faso) operasyonlara odaklanmak istiyor.
Paris, 2022 sonunda veya kısa bir süre sonra, kuvvetlerinin sayısını 5 bin 200’den 2 bin 500 ila 3 bine düşürmek istiyor.
Mali’de olduğu kadar Nijer ve Burkina Faso’da da medya ve siyasette Fransa karşıtı kampanyaların yürütüldüğü bir sır değil.

Türkiye ve Rusya, Fransa’yı düşündürüyor
Paris, ‘Rus ve Türk’ tarafların bu kampanyada rolü olduğunu düşünüyor.
Bu nedenle, özellikle iki tarafın karşı karşıya olduğu ana tartışmalı konular nedeniyle Macron’un iptal edilen ziyareti çok iyi bir atmosferde gerçekleşmeyebilirdi.
Bamako’daki yetkililerinin iki askeri darbeden kaynaklanan, Rus güvenlik şirketi Wagner Grubu’nun yardımını isteme arzusu Paris ile farklılıkların başında geliyor. Wagner’in Mali’de görev yapmasına olanak sağlayacak anlaşmanın imzalanma aşamasına geçildiğine dair haberler çıkmasının ardından Paris tehdit kılıcını sallamaya başladı.
Paris, Wagner askerlerinin gelişinin Fransız gücünün ülkeden çıkışı anlamına geldiğini ve bunun Avrupalıların geri çekilmesine yol açacağını iddia ediyor.
Mali’deki yetkililer, bugüne kadar herhangi bir anlaşmanın varlığını reddetse de, Wagner askerlerinin Bamako’ya geldiğine ilişkin haberler ortaya çıktı.
Haberlerde, yaklaşık bin paralı askere Mali’ye gitme karşılığında aylık 10,8 milyon dolar ödeme yapılacağı öne sürüldü. 

Seçim tartışmaları
Bamako’nun seçimleri erteleme eğiliminde olması nedeniyle, Malili yetkililerin gelecek yıl Şubat ayında genel seçimler yapma vaatleri de tartışmalı bir konu.
Arka arkaya iki askeri darbeyi, özellikle de ikincisini ‘darbeye karşı darbe’ olarak görüp kabul etmeyen Paris, söz verdiği gibi önümüzdeki Şubat ayı sonunda seçimleri düzenlemesi için Bamako’ya baskı yapıyor.
Afrika Ekonomi Topluluğu da, Mali’deki yetkilileri bu ayın sonuna kadar seçimlerle ilgili herhangi bir ilerleme olmaması durumunda, 150 kişiye yaptırım uygulanacağı, finansal varlıklarının dondurulacağı ve gelecek yılın ilk gününden itibaren grup ülkelerine seyahat etmelerinin yasaklanacağı konusunda uyarıyor.
Fransa ve Mali arasında, Malili yetkililerin örgütlerle diyalog kapısını açma isteği başlıklı bir başka tartışmalı konu daha var. Paris bu örgütleri terörist olarak görüyor ve Fransız askerleri sahada savaşırken yerel yetkililerin onlarla diyalog kurmasını reddediyor.
Mali hükümeti, ‘diyalog başlatmanın’ görevi olduğunu vurgularken, Paris 2015 tarihli Cezayir Anlaşması’nı imzalayan gruplar dışındakilerle diyaloğu reddediyor.
Bunlara ek olarak, Paris Bamako’yu halka hizmetleri yeniden sağlamak, devlet dairelerini yeniden düzenlemek ve vatandaşların ihtiyaçlarına cevap vermek için askeri çabalarından yararlanmamakla suçlayarak, bu durumun muhalif gruplar için verimli bir zemin sağlayacağını vurguluyor.
Mali ise, Paris ve Barkhane Operasyonu’nun güvenlik durumunu iyileştiremeyen askeri çabalarını eleştiriyor.
İki taraf arasında geniş bir uçurum olduğu ve en üst düzeylerde doğrudan diyalog olmamasının, bu uçurumun kapatılmasını kolaylaştırmadığı açık. Bu açıdan bakıldığında, Macron’un ziyaret fırsatının kaçırıldığı görülüyor.
Mali ve genel olarak Sahel bölgesindeki durum, Rusya, Türkiye veya Çin olsun, ülkeye gelen güçlerle Fransa ve Avrupa arasında bir çatışma alanı olmaya devam ediyor.
Fransa Mali’de bocalarken, bu üç taraf Fransız çıkarları pahasına varlıklarını güçlendirmeye çalışıyor.



Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)

Çin, Soğuk Savaş'ta uyguladığı "Üçüncü Cephe" stratejisini tekrar devreye sokuyor.

1964'te Mao Zedong'un başlattığı "Üçüncü Cephe" projesi, ABD ve Sovyetler Birliği'nden gelebilecek saldırılara karşı iç ve dağlık bölgelerde gizli sanayi ve savunma altyapısı kurulmasını hedefliyordu.

15 milyon kişinin çalıştığı dev proje, 1970'lerin sonundan itibaren ABD'yle ilişkilerin yumuşamasıyla rafa kaldırıldı. Bugün bu eski tesisler harabeye dönmüş durumda, çevrelerindeki yerleşimlerin büyük bölümü de boşalmış halde.

Ancak Guardian'ın analizine göre ABD-Çin ilişkilerinin yeniden gerilmesiyle Pekin yönetimi, iç bölgeleri tekrar stratejik bir "yedek sanayi ve savunma alanı" olarak konumlandırıyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 2024'te "Çin'in stratejik hinterlandını geliştirme ve kilit sektörler için yedek planlar oluşturma" kararı almıştı.

Bu kapsamda, işgal tehdidine veya uluslararası pazarlardan izole olma riskine karşı dayanıklılığı artırmak için Çin'in uzak iç bölgelerindeki eyaletlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştı.

Analize göre 2024'teki bu kararlar, yeni bir "Üçüncü Cephe" stratejisinin devreye sokulduğunu gösteriyor.

Şi Cinping yönetiminin artan riskler karşısında savaş senaryolarına hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor.

Çin tarihine odaklanan araştırmacı Covell Meyskens, Asya devinin eskiye kıyasla çok daha güçlü olduğunu vurgulayarak, ordusunun ABD güçleriyle savaşabilecek seviyede olduğunu hatırlatıyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre Şi'nin iktidara geldiği 2012'de Çin'in savunma harcamaları ABD'nin 6'da biri düzeyindeyken, 2024 itibarıyla bu oran üçte bire yükselerek 317,6 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre Çin'in silah ithalatı 2021-2025 döneminde önceki 5 yıla kıyasla en az yüzde 70 azaldı. Bu da ülkenin yerli üretim kapasitesindeki artışı gösteriyor.

Tarihçi Meyskens, bölgesel risklerin arttığına ve "Üçüncü Cephe" ideolojisinin yeniden canlandığına işaret ederek şunları söylüyor:

Kesinlikle yeniden düşmanca bir ortama dönülüyor. Bir tür soğuk savaşın içindeyiz.

Pekin ve Tokyo yönetimleri arasındaki gerginlikler de Tayvan meselesi nedeniyle son dönemde artıyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kumamoto eyaletine Çin anakarasına ulaşabilecek iki uzun menzilli füze yerleştirildiğini bugün duyurdu.

Açıklamada bunun güvenlik ve savunma amacıyla yapılmış olduğu savunulsa da ÇKP'ye ait İngilizce yayın yapan Global Times'da bugün yayımlanan makalede Tokyo'nun hamlesi eleştirildi.

Analizde, Type 12 füzelerinin etkili bir saldırı kapasitesine sahip olduğu, Japonya'nın "barışçıl Anayasası'ndan uzaklaştığı" vurgulandı.

Independent Türkçe, Guardian, Global Times


NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
TT

NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)

NASA, 50 yıldan uzun süren bir aranın ardından 4 astronotu Ay'a göndermeye hazırlanıyor ve geri sayım resmen başladı.

İnsanlığın 1972'den bu yana ilk kez uyduyu ziyaret edeceği Artemis 2 görevinin, çeşitli ertelemelerden sonra 1 Nisan Çarşamba günü EDT 18.24'te (TSİ 2 Nisan 01.24) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılması bekleniyor. 

NASA'nın bu sefer Ay'a göndereceği ekipse, Apollo programıyla bu yolculuğu yapan 24 astronottan epey farklı.

12'si Ay'da yürüyen bu grubun tamamı Amerikalı beyaz erkeklerden oluşuyordu. 

Artemis 2'nin 4 kişilik mürettebatında ise bir kadın, bir siyah ve bir Kanadalı var.

Bu ekip Ay'a iniş yapmayacak ve hatta yörüngesine bile çıkmayacak. Ancak gidiş-dönüş yolculuklarında Apollo astronotlarından binlerce kilometre daha derinlere giderek Ay'ın karanlık tarafının eşi benzeri görülmemiş manzaralarıyla karşılaşacaklar. 

İşte gelecekteki Ay inişlerinin önünü açması hedeflenen Artemis 2 görevindeki astronotlar:

Reid Wiseman

10 günlük görevin liderliğini üstlenecek 50 yaşındaki Reid Wiseman, iki kızını tek başına büyütmeyi hayatının en büyük ve en tatmin edici mücadelesi olarak görüyor.

Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri kaptanı olan Wiseman, 2009'da NASA'ya astronot olarak katıldı.

2014'te Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 5 aydan uzun süre kaldı ve 2020-2022 döneminde Astronot Ofisi'nin başkanlığını yaptı.

dsvfr
Artemis 2, NASA'nın Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketi ve Orion uzay aracının ilk insanlı görevi (NASA)

2020'de eşini kanser nedeniyle kaybeden Wiseman'ın kızları, babalarının yeniden uzaya gitmesi fikrine başlangıçta pek sıcak bakmamış.

Wiseman durumu "Bunu konuştuk ve ben de 'Bakın, şu anda Dünya'daki tüm insanlar arasında, Ay'ın etrafında uçabilecek konumda olan sadece 4 kişi var. Bu fırsata hayır diyemem' dedim" diye anlatıyor.

Ardından kızlarının desteğini alan Wiseman, en zor kısmın onlardan ayrılmak değil "onlara yüklediği stres" olduğunu söylüyor.

2023'te göreve seçilen astronot o zaman yaptığı açıklamada NASA'nın Ay'a neden gittiği sorusuna "Çünkü insanları Mars'ta görmek istiyoruz" diye yanıt vermişti.

NASA'nın astronotlara yanlarında taşıma izni verdiği kişisel eşyalar arasında Wiseman, görev sırasında düşüncelerini not edebilmek için küçük bir not defteri götürmeyi planlıyor.

Victor Glover

12 yıldır NASA astronotu olarak görev yapan Glover, Artemis 2'de pilot koltuğunda oturacak.

Eski bir ABD Deniz Kuvvetleri savaş pilotu ve test pilotu olan Glover, ABD uzay ajansının az sayıdaki siyah astronotundan biri.

Test uçuşu mühendisliği de dahil üç yüksek lisans derecesi bulunan astronot, aynı zamanda Ay'a giden ilk siyah kişi olacak.

Evli ve 4 çocuk babası olan 49 yaşındaki Glover, "NASA beni hazırlamak için ne kadar zaman ve emek harcıyorsa, ben de ailemi hazırlamak için aynı ölçüde çaba gösteriyorum" diyor.

Ayrıca görev süresince mürettebatın aileleriyle yakın temas kuracak bir astronotun Dünya'da görevlendirilmesinden memnun olduğunu söylüyor.

Göreve hazırlanırken 1960'lardaki görevlerin makalelerini inceleyen pilot, astronotları ve onların ailelerini düşünmeye başladığını belirtiyor.

Glover "Kendimizi keşfetmeye itmek, kimliğimizin özüdür" diyerek ekliyor:

İnsan olmanın bir parçası... Nerede olduğumuzu, neden burada bulunduğumuzu ve evrendeki yerimize dair büyük soruları anlamak için keşfe çıkıyoruz.

Glover yanına bir İncil, evlilik yüzükleri ve aile yadigarlarının yanı sıra Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart tarafından derlenen ilham verici alıntılar koleksiyonunu almayı planlıyor.

Christina Koch

Görev uzmanı olarak Artemis 2'de yer alan Christina Koch, 2019'da Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 328 gün geçirerek tek seferde uzayda en uzun süre kalan kadın rekorunu kırdı.

Bu dönemde tamamen kadınlardan oluşan ilk uzay yürüyüşüne de katıldı.

47 yaşındaki mühendis ve fizikçi, 2013'te NASA'ya katılarak daha sonra Maryland'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde Dünya gözlem uyduları üzerinde çalıştı.

Koch'un Ay'a gidecek ilk kadın olma yolculuğu bir fotoğrafla başlamış. Apollo 8 görevindeki Bill Anders'ın ünlü "Dünya'nın doğuşu" fotoğrafını odasına asmış ve deklanşöre otomatik bir kameranın değil, bir insanın bastığını öğrendiğinde astronot olmaya karar vermiş.

NASA tarafından çağrılmadan önce Koch, Güney Kutbu'ndaki bir araştırma istasyonunda bir yıl geçirdi.

Bilim insanı 2020'de yaptığı bir açıklamada "Beni küçük hissettiren, evrenin büyüklüğünü, evrendeki yerimi düşünmemi sağlayan şeyleri çok severim" demişti.

Koch geçmiş görevleri sayesinde ailesini ve arkadaşlarını duruma alıştırdığını söylüyor:

Şu ana kadar çevremdekilerden pek endişe duyan olmadı. Belki köpeğim hariç ama ona bunun sadece 10 gün süreceğini açıkladım. Geçen seferki kadar uzun sürmeyecek.

Ayrıca iletişim, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki kadar rahat olmayacağı için eşinin evde bir şeyi bulamadığında kendisini arayamayacağını söyleyerek espri yapıyor.

Koch uzaya giderken, yakın olduğu kişilerin elleriyle yazdığı notları alıyor.

Jeremy Hansen

İlk uzay yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Jeremy Hansen, aynı zamanda böyle bir göreve seçilen ilk Kanadalı olmanın sorumluluğunu da taşıyor.

Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir savaş pilotu ve fizikçi olan Hansen, 2009'da Kanada Uzay Ajansı'na katıldı.

Daha önce hiç uzaya gitmese de NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nde yeni astronotların eğitiminde önemli bir rol oynadı.

Evli ve üç çocuğu olan fizikçi, uzaya duyduğu hayranlığının kökenini tıpkı Koch gibi Apollo 8'e borçlu. 
 

vd
Artemis görevindeki başka bir mürettebatın 2028'de Ay yüzeyine inmesi planlanıyor

Kanada'nın kırsal kesiminde büyüyen Hansen, Buzz Aldrin'in Ay yüzeyinde durduğu bir fotoğrafı gördükten sonra ağaç evini hayali bir uzay gemisine dönüştürmüş.

Görev uzmanı olarak ekibe katılan astronot, Apollo görevinde insanları Ay'a göndermenin ne kadar büyük bir çaba gerektirdiğini ancak şimdi anladığını söylüyor.

Hansen "Şimdi dışarı çıkıp Ay'a baktığımda, bana eskisinden biraz daha uzak geliyor" diyerek ekliyor:

Videolarını izlerken düşündüğümden çok daha zor olduğunu ayrıntılarıyla anlıyorum.

Kanadalı astronot, eşi ve çocuklarına hediye ettiği, Ay şeklindeki kolye uçlarının yanı sıra akçaağaç şurubu ve akçaağaç kurabiyelerini de uzaya götürecek.

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, BBC, NASA


İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe