Kudüs'teki kilise liderleri: Radikal İsrailliler kentteki Hristiyan varlığını tehdit ediyor

AA
AA
TT

Kudüs'teki kilise liderleri: Radikal İsrailliler kentteki Hristiyan varlığını tehdit ediyor

AA
AA

İsrail'in işgali altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde bulunan kutsal mekanlarda görev yapan Hristiyan cemaatinin liderleri, radikal İsrailli oluşumların "kentteki Hristiyan varlığını tehlikeye attığını ve geleceklerinin risk altında olduğunu" belirtti.
Kudüs'teki Kutsal Topraklar Katolik Kilisesi Hamisi ve Kutsal Topraklardaki Hristiyan Mekanların Hamisi Peder Francesco Patton, İngiltere'nin Telegraph gazetesinde yer alan makalesinde bu konuya değindi.
İsrailli radikal grupların saldırıları karşısında "kutsal topraklardaki Hristiyanların yok olma tehdidi altında olduğuna" işaret eden Patton, Kudüs'teki Hristiyan nüfusun bir dönem şehrin yüzde 20'sini oluşturduğunu bugünse cemaatin varlığının yüzde 2'ye gerilediğine dikkati çekti.
Patton, son yıllarda "aşırı görüşlü radikal grupların Hristiyanlar için hayatı çekilmez hale getirdiğini, Eski Şehir bölgesini, Hristiyan mahallesi dahil olmak üzere Hristiyan varlığından temizlemeye çalışma amacı taşıdığını" aktardı.
Hristiyan cemaatin din adamlarının saldırılara, kiliselerin tahribata, kutsal mekanların da saygısızlığa maruz kaldığına işaret eden Patton, şunları kaydetti:
"Bu nefret saldırılarının sıklığı kuşaklardır burada yaşayan aileler ve cemaatte kendi evlerinde hoş karşılanmadığı hissi doğuruyor. Bu radikal gruplar İsrail halkını ya da hükümetini temsil etmiyor. Ancak her aşırı grupta olduğu gibi radikal bir azınlık birçok kişinin hayatına ağırlık yükleyebiliyor; özellikle eylemleri denetimsiz ve suçları cezasız kalırsa."
Radikal grupların Hristiyan cemaate karşı "bir yıpratma savaşı yürüttüklerini" aktaran Patton, bu kutsal mekanda Hristiyanlığın varlığının kalmasına bağlı olduklarını "ancak bunu yapmak için yardıma ihtiyaç duyduklarını" belirtti.
Patton makalesinde, "Dünyaya çağrımız; Kutsal topraklardaki Hristiyan cemaati sizin komşunuz ve yardıma ihtiyacımız var...Kutsal topraklardaki zengin çeşitliliği korumak için desteğinizi istiyoruz. Eylemleri ne kadar gürültülü olsa da radikal grupların Kudüs'ü dünyanın ruhani başkenti yapan çeşitliliğini bozmasına müsaade edilemez" ifadelerini kullandı.
Benzer şekilde Kudüs'teki kiliselerin liderleri ve patrikleri, yakın zamanda yayınladıkları ortak açıklamada, radikal grupların Hristiyanları Eski Şehir'den uzaklaştırmak için vandallık, sözlü saldırılara başvurduğunu belirtti.
İsrail hükümetinin kutsal toprakların Hristiyanlar için bir ev olması ve çeşitliliği koruma konusundaki görevine vurgu yapıldı.
Açıklamada ayrıca, İsrail'in inanç özgürlüğüne bağlılık sözünün, "kutsal mekanlara saygısızlık eden, kilise mülklerini tahrip eden, Hristiyanları kışkırtan, pederlere, din adamlarına saldıran radikal grupların eylemlerini kısıtlamakta başarısız yerel politikacılar, yetkililer ve kolluk kuvvetleri tarafından akamete uğratıldığını görmenin büyük endişe kaynağı olduğu" kaydedildi.
Kudüs'teki kilise liderleri, Eski Şehir'deki Hristiyan bölgesinde bulunan stratejik mülklerin, "Hristiyan varlığını azaltmak amacıyla aracılı anlaşmalar yapan ve burada yaşayanları tehditle evden çıkaran radikal gruplar tarafından alındığına" dikkati çekti.

İsrail Dışişleri Bakanlığından suçlamalara tepki
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise kilise liderlerinden gelen suçlamalara sert tepki verdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Kilise liderleri tarafından yöneltilen suçlamaların asılsız olduğu ve İsrail'deki Hristiyan cemaatine ilişkin gerçekliği çarpıttığı" öne sürüldü.
İsrail'de ve Kudüs'teki Hristiyan cemaatin "inanç, ibadet özgürlüğüne sahip olduğu, her gün geliştiği, İsrail'in eşsiz toplumunun bir parçası olduğu" aktarıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"İsrail kurulduğu günden itibaren tüm dinler için inanç ve ibadet özgürlüğü sağlıyor. Hristiyan din adamlarının Orta Doğu'da karşı karşıya olduğu kötü durum, ayrımcılık ve zulüm karşısında sessizliği göz önüne alındığında kilise liderlerinin açıklaması rahatsız edici."
İsrail'in işgali altındaki Doğu Kudüs üç dinin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapıyor. Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki Yahudi yerleşimcilerin eylemleri ve kolluk kuvvetlerinin uygulamaları kentteki Müslüman Filistinliler tarafından da sıkça eleştiriliyor.



Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.


Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
TT

Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).

Gates Vakfı sözcüsü dün Reuters'e yaptığı yazılı açıklamada, Bill Gates'in vakıf çalışanlarıyla yaptığı genel bir toplantıda, finansçı ve cinsel suçtan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile olan ilişkisiyle ilgili "eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeye" karar verdiğini söyledi.

Sözcünün açıklamaları, Wall Street Journal'ın (WSJ) Gates'in Epstein ile olan ilişkisi nedeniyle genel toplantıda çalışanlardan özür dilediği yönündeki haberine yanıt olarak geldi.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgeler, Gates ve Epstein'ın, Epstein'ın hapisten çıkmasının ardından Microsoft kurucusunun hayırseverlik çalışmalarını genişletmek için defalarca görüştüklerini gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Gates, çalışanlarına Epstein ile vakit geçirmenin ve vakıf yetkililerini onunla yaptığı toplantılara getirmenin büyük bir hata olduğunu itiraf etti. Haber, Gates'in kamuya açık toplantıdaki konuşmasının kaydına dayanıyor. Gazeteye göre Gates, "Yaptığım hata nedeniyle bu işe karışan diğer insanlardan özür diliyorum" ifadelerini kullandı.

WSJ’nin haberine göre Gates, Epstein'ın daha sonra tanıdığı ancak kurbanları arasında yer almayan iki Rus kadınla da romantik ilişkiler yaşadığını da itiraf etti. Adalet Bakanlığı belgelerinde ayrıca Microsoft kurucusunun yüzleri gizlenmiş kadınlarla birlikte çekilmiş fotoğrafları da yer alıyordu. Gates daha önce Epstein ile ilişkisinin hayırseverlik hakkındaki görüşmelerle sınırlı olduğunu ve onunla görüşmenin bir hata olduğunu belirtmişti.

Gazete, Gates'in vakıf çalışanlarına Epstein'ın kendisinden, kadın arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra fotoğraf çekmesini istediğini söylediğini bildirdi. Habere göre Gates, "Açıkça söylemek gerekirse, kurbanlarla, onu çevreleyen kadınlarla hiç vakit geçirmedim" dedi.

Bill Gates'in başkanlığını yaptığı ve eski eşiyle birlikte 2000 yılında kurduğu Gates Vakfı, küresel sağlık girişimlerinin dünyada en büyük fon sağlayıcılarından biridir.


Pentagon, Hint Okyanusu'nda yaptırım uygulanan üçüncü petrol tankerini de ele geçirdiğini duyurdu

Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
TT

Pentagon, Hint Okyanusu'nda yaptırım uygulanan üçüncü petrol tankerini de ele geçirdiğini duyurdu

Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün, ABD güçlerinin Karayipler’de yaptırım uygulanan gemilere yönelik Başkan Donald Trump'ın yasağını ihlal eden üçüncü bir petrol tankerini Hint Okyanusu'nda ele geçirdiğini duyurdu.

Pentagon, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD ordusunun Karayipler'de takibe aldığı ‘Bertha’ isimli petrol tankerini Hint Okyanusu açıklarında durdurduğunu aktardı.

Paylaşımda gece operasyonuyla ilgili olarak, “Gemi, Başkan Trump'ın Karayipler'deki yaptırım uygulanan gemilere yönelik yasağını ihlal ederek faaliyet gösteriyordu ve tespit edilmekten kaçınmaya çalışıyordu” denildi.

Pentagon, ‘denizcilik alanında yasadışı aktörlerin ve onların temsilcilerinin hareket özgürlüğünün engelleneceğini’ vurguladı.

Bertha, ABD ordusu tarafından bu ayın başlarından bu yana Hint Okyanusu'nda durdurulan üçüncü ve Trump'ın geçtiğimiz aralık ayında Venezuela'ya gidip gelen yaptırımlara tabi gemilere ‘abluka uygulanması’ emri vermesinden bu yana toplamda onuncu petrol tankeri oldu.

Son aylarda alıkonulan tankerlerin sayısı, yaptırımları atlatmak için dünya genelinde faaliyet gösteren ve ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın üst düzey bir yetkilisinin tahminine göre yaklaşık 800 gemiden oluşan ‘gölge filoya’ kıyasla önemsiz kalıyor.