Sudan ordusu, sokak gösterilerine boyun mu eğdi?

Gözlemciler, halkın gereksinimlerini karşılayan bir siyasi liderliğe ulaşılması ve dağılmayı sona erdirecek seçimlere geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Sudan sokakları, eylemleriyle ülke içindeki siyasi denklemde önemli bir ivme haline geldi (AFP)
Sudan sokakları, eylemleriyle ülke içindeki siyasi denklemde önemli bir ivme haline geldi (AFP)
TT

Sudan ordusu, sokak gösterilerine boyun mu eğdi?

Sudan sokakları, eylemleriyle ülke içindeki siyasi denklemde önemli bir ivme haline geldi (AFP)
Sudan sokakları, eylemleriyle ülke içindeki siyasi denklemde önemli bir ivme haline geldi (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki ‘milyonluk 19 Aralık yürüyüşüne’ katılan devasa kalabalığın yansımaları, hala Sudanlıların sosyal medyadaki tartışmaları, sokaklardaki konuşmaları, toplumsal olaylar ve diğer birçok konu üzerinde hâkim. Diğer bir yandan da bu kalabalık, siyasi denklemde önemli bir ivme olarak sokakların gücünü gösterdi.
Peki sokaklar, sürekli yürüyüşler düzenleyerek orduyu siyaset sahnesinden uzaklaştırabilir mi, yoksa bu imkânsız mı? Askeri bileşeni yönetimden izole etmeden Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresine ulaşmanın sonuçları neler? Ayrıca gelecek dönemde beklenen senaryolar neler?

Sokak uyumu
Sudan Ümmet Partisi siyasi bürosunda Politikalar Komitesi Başkanı İmam el-Hilu, yaptığı açıklamada “Devam eden devrim hareketi çerçevesinde bu günlerde sokaklarda yaşananlar, eylemcilerin son milyonluk yürüyüşte Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresine gelmesiyle önemli bir istasyona ulaştı. Bu durum, çok önemli işaretler içeriyor. İlk olarak sokaklar, 25 Ekim darbesini ve herhangi bir askeri yönetimi reddedici bir tavra bağlı olduğunu çok net bir şekilde ortaya koydu. İkinci olarak Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki kitlesel eylem, halkın sesinin bu askeri kuruma ulaşması sonucunda en azından güç kullanımını reddeden düzenli bir gücün varlığının büyük bir göstergesi oldu. Üçüncü olarak siyasi güçler, sokaklar sivil yönetim çağrısı yapsa da farklılıkları nedeniyle parçalandıkları göz önüne alındığında sokaktaki devrimci dalganın gerisinde kalmaktadır. Dördüncü olarak sokakların yükselttiği üç ‘hayırın’ (ortaklık yok, müzakere yok, orduyla pazarlık yok), askeri kuruluşa değil, başta Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve yardımcısı Muhammed Hamdan Dakalo (Hemedti) olmak üzere ordu liderliğine karşı olduğu görüldü. Bu, ülkenin şu anda tanık olduğu tıkanıklık ve gerginlik durumundan çıkış yolu bulmak için siyasi güçleri ve direniş komitelerini askeri sistemle bir araya getiren bir diyaloğun mümkün olduğu anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Hilu, “Artık geçiş döneminin geriye kalanını korumak önemlidir. Bu, demokratik dönüşüme ve meşruiyete geçiş için ülkeyi siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından hazırlama aşamasıdır. Bu durum, ilgili tarafların (askeri kuruluş, siyasi ve gençlik güçleri, barış sürecinin tarafları) saflarının ‘geçiş aşamasının mutabakatla gerçek ve sakin bir ortaklığa dayalı olarak nasıl yönetileceği hakkında bir anlaşmaya varmak için’ gerekli bir hızla düzenlenmesini gerektirmektedir” dedi.
Milyonluk 19 Aralık yürüyüşünün, ‘bu yürüyüşlere büyük bir cesaretle liderlik eden her iki cinsiyetten gençleri temsilen’ güç dengesinin ortak hale geldiğini gösterdiğine vurgu yapan yetkili, “Dolayısıyla devrimi sona ve hedeflerine ulaştıracak hızlı bir atılım yapmak mümkündür” dedi. Hilu, siyasi hayatı etkileyen siyasi güçleri de çeşitli yönelimleri ile, zararlı karmaşalardan uzak, hızlı bir siyasi vizyon üzerinde anlaşmaya çağırdı.
İmam el-Hilu, gerçek bir atılım yapılmazsa, ister bir iç savaşın patlak vermesi, ister güvenlik ihlalleri ve diğer kötü senaryolar olsun, uçuruma kaymanın mümkün olduğunu söylerken, “Bu, durumun tüm askeri ve sivil güçlerin elinden kurtulacağı ve sefil ve ölümcül koşullara yol açan asi güçlerin mevcudiyeti sonucunda ülkeye hâkim olan bir kaos yaşanacağı anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Yurttaşlık
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre,  Sudanlı yazar Abdullah Adem Hatır, “19 Aralık yürüyüşlerinde, sokaklarda gerçekleşen ve doruk noktasına ulaşan kitlesel hareket bence verimli ve büyüktü. Sudanlıların ‘merkezi, totaliter ve tek boyutlu devletten herkesi kucaklayan federal sivil demokratik bir devlete geçme’ arzusunun genel hedeflerine ulaşıldı. Bu sürekli harekette gerçekte yaşanan şey, gerçek yurttaşlık durumuna ulaşma yolunda bu dizginsiz arzunun doğru bir ifadesidir. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yaklaşma, otoriteye yaklaşma, ister egemen ister yürütme tarafında geçiş otoritesinin herhangi bir köşesine ulaşabilecek bir mesaja yaklaşma verileri göz önüne alındığında bu, geri çevrilemeyecek bir hedeftir” değerlendirmesinde bulundu.
Hatır, “Dolayısıyla bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan şey, ister sivil ister askeri olsun, devrimin bileşenlerini korumaktır. Bu, sadece bireylerle değil, kurumlarla da ilgilenmek anlamına geliyor. Silahlı kuvvetler tarihi değerleri ile önemlidir. Aynı şekilde siyasi güçler, eksiklikleri ve zayıf vizyonları nedeniyle sokağın öfkesine maruz kaldı. Ancak partizanlık deneyiminden yararlanmamız ve onu geleceğe taşımamız kaçınılmazdır. Ayrıca başta gençler ve kadınlar olmak üzere her renkten sivil toplum kuruluşları ve dernekleri, yeni açılardan sorumlulukla yüzleşmek için özellikle şu anda gelişmeye ihtiyaç duyuyor. Bunların yanı sıra Sudanlı araştırmacılar, düşünürler ve aydınlar herhangi bir kurumdan daha az role sahip değil. Sivil toplum kuruluşları, merkeziyetçiliğin karanlık çevrelerinden çıkmak ve demokrasi ve federalizme dayalı yeni anayasal deneyimi inşa etmek için teknik alternatifler sağlayabilen, oldukça takdir edilen bir kurumu temsil ediyorlar” dedi.
Sudanlı yazar, “Anayasal belgede açıkça sınırlandırılan, devrimin temel anayasal eksenleri çerçevesinde siyasi ve partizan güçler arasında daha büyük bir yakınlaşma olmalıdır. Yalnızca siyasi güçler ile geniş sokaklar arasında da çok acil diyalog ve müzakereye ihtiyaç vardır. Bundan da ziyade ‘dönemin gerekliliklerini karşılayan bir siyasi liderliğe ulaşmak ve anayasal, sivil, federal ve demokratik devleti inşa eden ve dağılmaya son veren seçimlere geçmek’ için bu diyalog ve müzakere, başkent Hartum ile sınırlı kalmamalı, temel bir giriş noktası olarak ülkenin tüm farklı bölgelerini kapsamalıdır” şeklinde konuştu.

Gerilim programı
19 Aralık Pazar günü başkent Hartum ve onlarca şehir, kalabalık yürüyüşlere tanık oldu. 11 Nisan 2019’da eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir iktidarının devrilmesinin önünü açan 19 Aralık 2018 devriminin kıvılcımının alevlenmesinin üçüncü yıl dönümünde halk, sokaklara akın etti. Öyle ki binlerce Sudanlı eylemci, yoğun güvenlik varlığına, köprülerin kapatılmasına, göz yaşartıcı gaz, gerçek ve plastik mermilerin kullanılmasına rağmen başkentin merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine ulaşmayı başardı.
Eylemciler ayrıca, sarayın girişinin önünde oturma eylemi düzenlemeye çalıştı. Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi’ne göre güvenlik güçleri, eylemcilere aşırı şiddet uyguladı. Sudan Sağlık Bakanlığı’nın Facebook üzerinden yaptığı açıklamaya göre 1 eylemci öldü, 121’i Hartum’da ve 2’si Kassala’da olmak üzere 123 eylemci yaralandı.
Milyonluk 19 Aralık yürüyüşü, Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim’de ilan ettiği uygulamalarına karşı Aralık ayı içerisinde bu harekete öncülük eden Direniş Komiteleri ve Sudan Meslek Grupları Birliği’nin koordinasyonunda hazırlanan devrimci tırmanış programının devamı niteliğinde gelişti.
Aralık ayı kapsamındaki tırmanış programı, ilki 6 Aralık’ta, ikincisi 13 Aralık’ta ve üçüncüsü 19 Aralık’ta başlayan milyonluk yürüyüşleri kapsadı. Son olarak askeri darbeyi kınama amacıyla ve ‘askeri bileşenin ellerini hükümetten geri çekmesi, tam yetkinin sivillere devredilmesi ve devrim şehitlerinin intikamının alınması’ talepleri çerçevesinde 25 ve 30 Aralık’ta da yürüyüşler düzenlenecek. Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi’ne göre Burhan’ın son kararlarının ardından patlak veren tırmanış nedeniyle şu ana kadar 46 kişi hayatını kaybetti.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
TT

Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Rusya’ya ait bir gemi konvoyunun Suriye’nin batısındaki Tartus’a ulaşmasıyla birlikte, Rusya’nın Akdeniz kıyısındaki iki üssünden birinin bulunduğu bu limana Moskova-Şam mutabakatının ardından gelen ilk gemilerin ne taşıdığı gündeme geldi. Söz konusu mutabakat, Rusya’nın Suriye topraklarındaki varlığının geleceğine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.

Rus konvoyunda yer alan dört gemi, bu ayın 7’sinde Akdeniz’e ulaştı. Rus çarlarının, 2024’ün sonlarında başlıca müttefikleri olan Suriye eski Devlet Başkanı Beşşar Esed’in devrilerek Moskova’ya kaçmasının ardından da Akdeniz’deki varlığını korumaya çalıştığı biliniyor.

Askeri-teknik iş birliği

Deniz istihbarat şirketi Sea Max’in uydu görüntüleri üzerinden yaptığı ilk incelemeye göre Rusya’ya ait Sparta ve ikmal gemisi Akademik Paşin konvoyda yer aldı. Reuters ise konvoydaki iki gemiyi görüntülerken, Rus petrol tankeri General Skobelev’in Suriye açıklarında demirlediğini ve boşaltma operasyonu sırasında limanın üzerinde bir gözetleme balonunun uçtuğunu bildirdi.

Bu sırada Sparta gemisi, Hmeymim ve Tartus üslerine gönderilen mühimmatın da bulunduğu malzemeleri boşalttı. Konvoydaki dördüncü gemi ise Rusya’ya ait Amiral Levçenko destroyeri. Konvoyun Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e yönelmesi ve gemilerin sinyal yayınlarını kesmesinin ardından, uydu takibiyle Suriye kıyılarına ulaştıkları doğrulandı.

Rus siyasi işler uzmanı Dr. Roland Bijamov yaptığı değerlendirmede, Rus gemilerinin faaliyetlerinin iki ülke arasındaki yeni ilişkiler ve ikili iş birliği çerçevesinde, askeri-teknik iş birliğinin yeni bir modeli kapsamında yürütüldüğünü söyledi. Bijamov, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Hmeymim Üssü’ne gerçekleştirdiği ilk ziyaretin, tarafların son dönemde vardıkları anlaşmaları fiilen uygulama aşamasına geçtiğini gösterdiğini belirtti.

 Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)
Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)

Bijamov’a göre Rusya Akdeniz’den çekilmeyecek; Tartus ve Hmeymim’deki varlığını sürdürecek, ancak buradaki faaliyetlerini ortak eğitim merkezleri ve lojistik merkezler şeklinde yeniden yapılandıracak.

Rusya’nın yeni Suriye ordusuna silah tedariki konusunda ise Bijamov, bunun mümkün olduğunu ancak sürecin kademeli ve pratik şekilde ilerleyeceğini, ilk aşamada Şam yönetimine yeni ordunun ihtiyaç duyduğu yedek parçalar ile askeri teçhizat bileşenlerinin sağlanmasıyla sınırlı kalacağını ifade etti.

Rus gemilerinin gelişinin, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üssüne gerçekleştirdiği askeri heyet ziyarete paralel olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Bijamov, iki gelişmenin aynı sürecin birbirine bağlı parçaları olduğunu belirtti. Bijamov’a göre Moskova, yeni koşullar altında varlığını sürdürürken, Şam da diğer uluslararası aktörlere karşı elini güçlendiren bir konum elde ediyor. Sürecin temelinde ise pragmatizm ve ortak çıkarlar bulunuyor.

Mutabakat ve Rusya’nın varlığı

Suriye-Rusya ilişkilerini takip eden uzmanlara göre, gerçekleşen gelişmeler Şam’ın dış politikasında, Suriyelilerin hafızasında önemli yer tutan en karmaşık meselelerden birinin çözümü açısından yeni bir adım oluşturuyor. Böylece iki taraf arasındaki eski düşmanlık, barış ve karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştürülürken, uzun süre Rusya’nın mutlak nüfuzu altında bulunan bir bölgede Suriye egemenliğinin yeniden tesis edilmesi hedefleniyor.

Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üslerine yaptığı ziyaretin ardından Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani de cuma günü Lazkiye Uluslararası Havalimanı’nı ziyaret etti. Şeybani’ye Genelkurmay Başkanı, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile askeri istihbarat başkanı eşlik etti. Heyet, mutabakatın uygulanmasına ilişkin süreci takip etmek ve üzerinde anlaşmaya varılan uygulama adımlarının ne aşamada olduğunu değerlendirmek üzere bazı Rus yetkililerle bir toplantı gerçekleştirdi.

Moskova ile Şam arasında Rusya’nın iki üssünün geleceğine ilişkin müzakereler bir buçuk yılı aşkın süre devam etti. Taraflar, sivil nitelikteki tesislerin yönetiminde Suriye egemenliğini güvence altına alan bir anlaşmaya vardı. Buna göre Hmeymim Havalimanı ve Tartus Limanı’ndaki dördüncü ticari rıhtım gibi tesislerin kademeli olarak yeniden işletmeye alınması ve sivil yatırımlara açılması öngörülüyor.

Buna karşılık mutabakat, askeri nitelikteki tesislerde Rusya’nın varlığını yeniden düzenlerken, Akdeniz kıyısındaki bu bölgede Suriye’nin ulusal egemenliğini de güvence altına alıyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasına göre yeni düzenlemelerin uygulanması için üç ayı aşmayacak net bir takvim belirlendi.

Eğitim ve silahlandırma

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre taraflar, 9 Ağustos’ta imzalanan mutabakat kapsamında askeri üs ve tesislerin işlevlerini yeniden düzenleyerek bunları ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürme konusunda anlaşmaya vardı.

Askeri analist Ahmed Kabalan yaptığı açıklamada, anlaşmanın yeni Suriye ordusuna teknik destek sağlanmasının yanı sıra eğitim ve yetiştirme faaliyetlerine katkıda bulunmasının önünü açtığını söyledi. Kabalan, özellikle Şam’ın kurtarılmasının ilk günlerinde İsrail hava saldırılarında imha edilen ağır araçların ve hava savunma sistemlerinin onarımı konusunda iş birliği yapılabileceğini ifade etti.

Kabalan’a göre bunun karşılığında Moskova Akdeniz’deki iki üssünü koruyacak. Tartus Üssü’nün, Rusya’ya Akdeniz’in güney kesimindeki NATO faaliyetlerini izleme imkânı sağlaması nedeniyle önemli olduğunu belirten Kabalan, üssün kaybedilmesinin bölgedeki güç dengesini etkileyebileceğini, ayrıca farklı ülkelerde yürütülecek operasyonlar için bir ikmal ve hareket noktası niteliği taşıdığını ifade etti.

Suriye Gelecek Hareketi ise yayımladığı açıklamada, mutabakat hükümlerinin uygulanmasının hızlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, açık bir uygulama planı, kesin takvimler ve askeri tesislerin sivil ve eğitim merkezlerine fiilen dönüştürülmesini denetleyecek mekanizmalar oluşturulması istendi. Ayrıca Lazkiye Havalimanı ve Tartus Limanı’nın geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırlanması ve geri alınan tesislerin yönetiminde şeffaflığın artırılması, işletme faaliyetleri ve gelirler konusunda düzenli raporlar yayımlanması talep edildi.

Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı

Moskova, 2011’de Suriye’de halk hareketinin başlamasının ardından ülkenin içişlerine doğrudan müdahil oldu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Rusya, Çin’le birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisini kullanarak Esed yönetimi ile muhalifler arasındaki çatışmaları sona erdirecek uluslararası kararların önünü kesti.

Askerî açıdan Rusya’nın Suriye’deki varlığı 2015’te önemli ölçüde arttı. Moskova, önceki Suriye yönetimine silah ve teknoloji desteği sağlarken, Hmeymim ve Tartus’taki faaliyetlerini genişletti; ayrıca ülkenin farklı bölgelerinde çok sayıda askeri üs ve nokta kurdu.

Esed’in devrilmesine kadar devam eden bu varlığın ardından, muhaliflerin 27 Kasım 2024’te Halep’e yönelik operasyon başlatmasıyla Rusya, kentteki son askeri noktası olan Esed Askeri Akademisi’nden personelini çekti. Rusya ayrıca ağır araçlarını ve gelişmiş savunma sistemlerini batıdaki Hmeymim ve Tartus üslerine taşıdı ve varlığını korumak amacıyla diplomatik çözüm arayışlarına yöneldi.