Putin: NATO bizi kandırdı... ABD, Çin’in kalkınmasını engelleyemeyecek

Rusya yıllık basın toplantısında yaptığı açıklamalarda ülkesinin çıkarlarını savunacağını vurgulayarak Çin ile aralarındaki ittifaka dikkat çekti.

Putin dün düzenlediği yıllık basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. (EPA)
Putin dün düzenlediği yıllık basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. (EPA)
TT

Putin: NATO bizi kandırdı... ABD, Çin’in kalkınmasını engelleyemeyecek

Putin dün düzenlediği yıllık basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. (EPA)
Putin dün düzenlediği yıllık basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve genel olarak Batı ile ilgili sert açıklamalarda bulundu. Moskova’nın güvenliğinin tehdit edilmesine müsaade etmeyeceğini ve yeni sorunlarla mücadele etmek için var gücüyle çalışacağını söyledi. Geleneksel yıl sonu basın toplantısında konuşan Putin, NATO’nun Sovyetler Birliği çöktükten sonra başlattığı doğuya doğru genişleme hamlelerini engelleyeceği sözü verdi. NATO’nun Rusya’yı ‘arsızca kandırdığını” söyledi. Rus lider ülkesinin güvenlik garantileri almaktan başka bir seçeneği kabul etmeyeceğinin altını çizdi.
Ukrayna’daki durumdan dolayı Batı ile iplerin gerilmesi hakkında sert ifadeler kullanan Putin, Rusya'nın ABD ile güvenlik garantileri konusunda gelecek ay görüşme yapılmasına yönelik bir adıma olumlu baktığını vurguladı. Konuya dair ilerleme kaydedileceğini umduğunu dile getiren Putin, ülkesinin ABD tarafıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) platformunda görüşmeler yapmaya hazır olduğunu kaydetti. Böylece ilk kez Moskova'nın Avrupalıları müzakerelere dahil etme arzusuna işaret edilmiş oldu.
Moskova Washington'a Rusya ile ABD ve Rusya ile NATO arasında güven inşa etme mekanizmalarına ilişkin önerileri içeren iki anlaşma taslağı sunmuştu. Rusya ve ABD tarafları, bu iki anlaşma taslağını tartışmak üzere gelecek yılın başlarında müzakereler düzenlemeyi planladıklarını açıkladılar.
Putin, bu yıl büyük bir kısmını Batı ile yaşanan gerilime yanıt vermeye ayırdığı basın toplantısında şunları söyledi:
“Joe Biden görüşme teklifinde bulundu ve biz de buna oldukça yapıcı ve hızlı bir şekilde yanıt verdik. Görüştüğümüz zaman kendisine ‘Size yakın bir zamanda iki önerimi göndereceğime söz veriyorum’ demiştim. Dediğimizi yaptık. Düşüncelerimizi hem ABD'ye hem de NATO'ya ilettik. Bunu AGİT platformunda tartışmaya hazırız. Umarım bu ilk olumlu yanıt ve muhtemel çalışmanın başladığının duyurusu ilerleme kaydetmemizi sağlar.”
Putin sözlerinin devamında Batı'dan Rusya'ya güvenlik garantilerini yıllar sonra değil, hemen şimdi vermesini ve kendisinden garanti istememesini beklediğini söyledi.
Putin, Basın mensuplarının sorularına cevap verdiği toplantıda Batı’yı şu sözlerle hedef aldı:
“Benden garanti istiyorsunuz! Bize garanti vermesi gereken sizlersiniz, siz! Hem de hemen şimdi. Onlarca yıldır içi boş sözler sarf etmemeniz gerekiyordu. Herkes için güvenliği sağlama ihtiyacı hakkında böyle tatlı tatlı konuşarak planladıkları her şeyi yapıyorlar. Bütün mesele bu. Biz birini tehdit ediyor muyuz?”
Putin, Rusya'nın önerdiği güvenlik garantileri çerçevesinde NATO'nun doğudaki ilerlemesinin ‘kabul edilemez’ olduğunu net bir şekilde belirttiğine dikkat çekti. Ayrıca ‘Rusya'nın eylemlerinin şimdi ve gelecekte güvenlik garantilerine ilişkin yapılacak müzakerelerin seyrine değil, ülkenin güvenlik garantilerine bağlı olacağını’ vurguladı.
“NATO sınırlarımıza yaklaşıp kapılarımız önüne silahlar yerleştiriyor ve sonra da çıkıp bizim tehdit oluşturduğumuzu söylüyor” diyen putin, Rusya'nın 1990'larda, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen sonra NATO'dan doğuya doğru genişlemeyeceğine veya eski Sovyet cumhuriyetlerini ilhak etmeyeceğine dair sözlü garantiler aldığını hatırlattı:
“Sözlerini tutmadılar ve tüm arsızlıklarıyla bizi kandırdılar. Doğuya doğru beş genişleme dalgasına tanık olduk. Şimdi de sınırlarımıza asker ve füze sistemleri gönderiyorlar. Rusya bu sefer sözlü taahhütleri kabul etmeyecek. Yazılı garantiler olması gerekiyor.”
Putin, Ukrayna’ya saldırı düzenleme olasılığına ilişkin bir soruya da şu cevabı verdi:
“Biz kimseyi tehdit etmiyoruz. ABD ya da İngiltere sınırına dayanan biz miyiz? Bize gelen onlar. Şimdi de Ukrayna'nın NATO'ya katılacağını söylüyorlar.”
Putin, Batı’ya gönderdiği uyarı mesajında ülkesinin en önemli müttefiki Çin ile stratejik iş birliğini güçlendirmeye çalışacağını söyledi. İki ülke arasındaki iş birliğinin uluslararası gündeme ilişkin fikirlerin örtüşmesinden kaynaklandığını belirten Putin sıfır karbona ulaşılması gereken 2060 yılından sonra bile Moskova'nın Pekin'e enerji kaynakları sağlamaya hazır olduğunu belirtti. Aynı zamanda Moskova ve Pekin'in birlikte yüksek teknolojili silahlar geliştirmeye çalıştığını kaydetti.
Putin, Çin ile ilişkilere dair açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Çin ordusu büyük bir oranda en son teknoloji silah sistemleriyle donatılmış durumda. Üstelik şu an birlikte yüksek teknolojili bireysel silahlar geliştiriyoruz. Uzay, havacılık, uçak ve helikopter alanlarında çalışıyoruz. Ortak tatbikatlar, uluslararası askeri manevralar  ve denizde ve havada ortak devriyeler düzenlemek de dahil olmak üzere silahlı kuvvetler arasında i şbirliğini geliştirmek için gayret gösteriyoruz. ABD, Çin’in kalkınmasını engelleyemeyecek. Bunu anlaması lazım. Bazı siyasi sorunları çözmek için spor etkinliklerini kullanmaya çalışmak nasıl yanlışsa Çin’in kalkınmasını engellemeye çalışmak da yanlış bir politikadır. Çin’in kalkınmasını engelleyemezler. Bunu anlamaları lazım.”
Putin sözlerinin devamında Çin’in ekonomik kalkınmasına dikkat çekti:
“Çin satın alma gücü açısından daha da güçlendi. Çin'in ekonomisi ABD'nin ekonomisinden daha büyük. Şüphesiz Çin 35-50 yıl sonra dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek ve tüm göstergelerde birinci sırada yer alacak. Bunu anlamanız gerekiyor. Belki de bunu anlıyorlar (Batı) ve şu an gördüğümüz gibi davranıyorlar. Bu yanlış.”
Putin’in gündeminde birçok uluslararası mesele de vardı. Afganistan'ın etrafındaki duruma değinen Putin, Taliban hükümetini tanıma kararının uluslararası düzeyde ortak olması gerektiğini düşündüğünü ve Rusya'nın da bunu yapmaya çalıştığını belirtti. “Taliban hükümetini tanıma hususunda uluslararası alanda herkesle ortaklaşa çalışıyoruz. Kendi tutumumuz var ve bunu açıkça belirtmiştim. Kararın ortak olması için çaba göstereceğiz” dedi.
Putin sözlerini şöyle deşöyle devam etti:
“Şu an yapılması gereken şey Afgan halkına yardım etmektir. Bu her şeyden önce, ilk başta Afgan ekonomisine, Afgan halkına ve Afgan toplumuna bu kadar büyük hasar veren ülkeler tarafından sağlanmalıdır. Her şeyden önce, ilk başta 20 yıldır orada olan ve ekonomiyi çökertenler yardım etmelidir.”



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.