Sudanlı kadınlar güvenlik güçleri tarafından uygulanan cinsel şiddete karşı gösteri düzenledi

Troyka ülkeleri ve Avrupa Birliği şiddetin kadınların iradesini kırmak ve onları susturmak için bir silah olarak kullanıldığını vurguladılar.

Sudanlı kadınlar, Birleşmiş Milletler’in Hartum’da, Cumhuriyet Sarayı önünde düzenlenen son gösterilerde 13 kadının tecavüze uğradığını açıklamasının ardından protesto düzenlediler. (AFP)
Sudanlı kadınlar, Birleşmiş Milletler’in Hartum’da, Cumhuriyet Sarayı önünde düzenlenen son gösterilerde 13 kadının tecavüze uğradığını açıklamasının ardından protesto düzenlediler. (AFP)
TT

Sudanlı kadınlar güvenlik güçleri tarafından uygulanan cinsel şiddete karşı gösteri düzenledi

Sudanlı kadınlar, Birleşmiş Milletler’in Hartum’da, Cumhuriyet Sarayı önünde düzenlenen son gösterilerde 13 kadının tecavüze uğradığını açıklamasının ardından protesto düzenlediler. (AFP)
Sudanlı kadınlar, Birleşmiş Milletler’in Hartum’da, Cumhuriyet Sarayı önünde düzenlenen son gösterilerde 13 kadının tecavüze uğradığını açıklamasının ardından protesto düzenlediler. (AFP)

Sudan’ı başkenti Hartum’da binlerce kadın dün, geçen hafta pazar günü Cumhuriyet Sarayı önündeki gösterilerin bastırılması sırasında güvenlik güçleri tarafından yapılan saldırı, cinsel şiddet ve tecavüzleri protesto etmek için gösteri düzenledi. Gösteriler, Birleşmiş Milletler’in son gösterilerde 13 kadının tecavüze uğradığını açıklamasından bir gün sonra gerçekleştirildi.
Avrupa Birliği ve Troyka ülkeleri tecavüz ve cinsel şiddetin, kadınları gösterilerden uzaklaştırmak ve susturmak için bir silah olarak kullanılmasını şiddetle kınadı. Söz konusu suçlara yönelik acilen soruşturma başlatması için Sudanlı yetkililere çağrıda bulundu. Aynı şekilde ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin liderleri de Sudan’da sivillere yönelik ‘aşırı güç’ kullanımına tepki göstererek güvenlik güçlerini kınadı.
Gösterilerden biri Hartum’daki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) önünde düzenlendi. Gösteride, geçen hafta pazar günü Cumhuriyet Sarayı önündeki oturma eyleminde kadınlara cinsel saldırıda bulunan güvenlik güçleri kınandı. Aynı zamanda Omdurman’da da binlerce kadının ve yüzlerce erkeğin katıldığı başka bir gösteri daha gerçekleştirildi.
Birleşmiş Milletler 13 kadının tecavüze uğradığını açıklarken Sudan hükümetine bağlı Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddetle Mücadele Birimi, Cumhuriyet Sarayı çevresinde 9 tecavüzün yanı sıra toplu tecavüzler de gerçekleştiğini bildirdi. 10 yaşındaki bir kız çocuğunun resmi asker üniformasını giyen en az 10 erkek tarafından tecavüze uğradığına dikkat çekildi.
Mahalle Komiteleri de yayınladıkları raporlarda, polis merkezlerinde gözaltında tutuldukları süre içerisinde onlarca kız çocuğunun tacize ve çeşitli fiziksel ve cinsel saldırılara maruz kaldığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sudan Ofisi Direktörü Gillian Kitley açıklamasında “Kadın göstericilere karşı işlenen cinsel saldırılara yönelik iddialar ile ilgili endişeliyiz” ifadelerini kullandı. Kitley’in bu açıklaması OHCHR’un 19 Aralık gösterilerine ilişkin raporunda da yer aldı.
Sudan Ofisi Direktörü Kitley, kadınların protestolara katılımı ile ilgili şu açıklamada bulundu:
“Sudanlı kadınların, cinsel taciz veya herhangi bir istismara maruz kalmaksızın, barışçıl gösterilere katılabilmeleri temel haklarından biri olması gerekiyor. Tecavüz ve cinsel taciz mağdurlarına, psikolojik destek de dahil olmak üzere tıbbi yardım sunmak üzere Birleşmiş Milletler’deki ve diğer kuruluşlardaki ortaklarımız ile birlikte çalışıyoruz. Tüm cinsel şiddet ve tecavüz mağdurlarına hakları konusunda sessiz kalmamaya ve olayları ele alabilmemiz için doğrudan bize şikayette bulunmaları çağrısında bulunuyoruz.”
Avrupa Birliği, Kanada, İsviçre ve Troyka ülkeleri (Birleşik Krallık, ABD ve Norveç) tecavüz ve cinsel şiddetin kadınları gösterilerden uzaklaştırmak ve susturmak için bir silah olarak kullanılmasını şiddetle kınadılar.
Batı ülkeleri dün yayınladıkları ortak açıklamada, söz konusu şiddet iddiaları hakkında tam ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi ve faillerin kim olduğuna bakılmaksızın haklarında yasal işlem başlatılması için Sudan makamlarına çağrıda bulundu.
İnsan hakları alanında faaliyet gösteren 47 kadın merkezinin yanı sıra diğer insan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütleri de imzaladıkları bir muhtırada, söz konusu cinsel şiddet saldırılarının kadınların sivil yönetimi destekleyen gösterilere katılmalarını engellemeye yönelik olduğunu belirttiler. Aynı zamanda hapishanelerdeki fiziksel ve cinsel saldırılara, gözaltı ve işkence vakalarına da dikkat çektiler.
OHCHR’ye sunulan muhtırada, söz konusu saldırıların, zayıf bir adalet sistemi ve failleri cezalandırmaktan aciz yasal çerçevenin yanı sıra vatandaşların direnişine karşı koymak için cinsel şiddeti bir silah olarak kullanan askeri kurumların oluşturduğu bir atmosferde meydana geldiği vurgulandı.  
OHCHR 13 tecavüz ve toplu tecavüz vakasına ilişkin gözleminde, Sudan Refah ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddetle Mücadele Birimi’nin saha raporları ve verileri doğrultusunda Hartum’daki Cumhuriyet Sarayı çevresinde 9 tecavüz ve toplu tecavüz vakasının meydana geldiğini doğruladı.
Muhtırayı imzalayanlar taraflar, söz konusu cinsel şiddetin gelişigüzel bir biçimde işlenmediğini, kadınları caydırmayı ve onları kamu işleyiş sisteminden çıkarmayı, siyasi ve medeni haklarına engel olmayı amaçladığını aktardılar.
Muhtırada, tecavüz ve toplu tecavüz suçlarının güvenlik güçleri tarafından sivillerin boyun eğmesini sağlamak için, kadınların ve toplumların onurunu zedelemenin bir yolu olarak kullanıldığı vurgulandı.
Söz konusu muhtırada OHCHR’a, göstericilerin maruz kaldıkları cinsel ve fiziksel şiddet vakalarının araştırılması ve soruşturması ayrıca sanıkların adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamak için komitelerin kurulması çağrısında bulunuldu.
Muhtırada aynı zamanda, askeri kurumlara ve güvenlik güçlerine, barışçıl göstericilere karşı her türlü cinsel şiddet, ihlal ve yargısız infaz uygulamalarına derhal son verme çağrısında bulunuldu.
Sudan askeri kurumları ve güvenlik güçleri, Darfur, Güney Kordofan ve Güney Sudan’daki savaş bölgelerinde Sudanlıların iradesini kırmak için şiddet ve tecavüzleri bir silah olarak kullanmayı alışkanlık haline getirdi. İnsan hakları ve kadın örgütlerinin kayıtlarında, özellikle de toplum geleneklerinin mağdurların mahkemeye başvurmasına engel olması sebebiyle hakkında yasal işlem başlatılmayan birçok cinsel suç vakası bulunuyor.
Geçen hafta pazar günü Cumhuriyet Sarayı önünde düzenlenen oturma eylemi sırasında meydana gelen kadınlara yönelik tecavüz ve cinsel şiddet ülke için ilk değildi. 3 Haziran 2019 tarihinde Sudan Ordu Komutanlığı önünde düzenlenen oturma eyleminin bastırılması sırasında da askerler birçok tecavüz suçu işledi. Protestolar sırasında kadınların cinsel ve fiziksel şiddettin yanı sıra tecavüze maruz kaldığı bildirildi. Ancak faillerden biri bile mahkemeye önüne çıkarılmadı.
Diğer yandan, Washington’da, ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti liderleri, Sudan’da sivillere karşı askeri teçhizat ve aşırı güç kullanıldığına ilişkin haberlerin gelmesinin ardından Sudan ordusunun protestoculara karşı şiddet kullanmasını kınadı.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Gregory Meeks, Komite’de Cumhuriyetçilerin lideri olan Michael McCaul ile ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride “Sudan ordusunun, demokrasiyi destekleyen protestoculara karşı uyguladığı şiddeti ve ordunun insan haklarına yönelik ihlallerini şiddetle kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Meeks ve McCaul güvenlik güçlerini bu davranışlarının Sudan’da sivillerin önderlik ettiği geçiş sürecine yönelik tehdidi artırdığını belirtirken Sudan halkının demokrasi, ekonomik büyüme ve siyasi reformlara yönelik adımlar atmak üzere açılan yola dönülmesi konusunda umudunu ve güvenini kaybettiğini vuruladılar. İki siyasetçi aynı zamanda Sudanlı liderlerin daha önce verdikleri taahhütlerine uymalarını sağlamak için ABD’nin Sudan’a yönelik yardımlarını durdurma ve yaptırımlar uygulama yolları ile baskı yapmaya devam edeceği sözü verdiler.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.