NATO için 2021 Afganistan'dan çekilme ve Rusya ile gerginlik yılı oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

NATO için 2021 Afganistan'dan çekilme ve Rusya ile gerginlik yılı oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyada en uzun süredir devam eden askeri ve siyasi ittifak olan NATO için 2021 yılı, 20 sene bulunduğu Afganistan'dan çekildiği, Rusya ile ilişkilerinin Soğuk Savaş'tan beri en düşük seviyeye indiği yıl oldu.
NATO, 2021'e ABD'de yeni başkanın göreve başlamasıyla girdi. NATO'daki en büyük askeri güç olan ABD'de Donald Trump döneminin ocak ayında sona erip Joe Biden'ın başkanlığının başlaması, ittifak içinde özellikle ABD ile Avrupalı müttefikler arasındaki ilişki bakımından olumlu değerlendirildi.
Trump'ın Avrupa'nın güvenliğine mesafeli durması, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırması isteği sonrası soğuyan transatlantik ilişkilerin ısınması bekleniyordu.
Nitekim Biden göreve geldikten hemen sonra ABD'nin NATO'ya bağlılığına yönelik açıklamalar yaptı ve Avrupa ülkelerinin liderleriyle görüşmeler yaparak sıcak mesajlar verdi.

Afganistan'dan çekilme
ABD'deki yönetim değişikliği sonrası ilk NATO toplantısı şubatta savunma bakanlarının bir araya gelmesiyle yapıldı. Toplantının gündeminde en önemli konu, Afganistan'dı. NATO, toplantıda, Afganistan'dan çekilip çekilmemeyi görüştü. Bu toplantıdan karar çıkmadı.
23 Mart'ta ise NATO ülkelerinin dışişleri bakanları bir araya geldi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ilk kez katıldığı toplantıda transatlantik bağlarını güçlü tutma taahhüdünü dile getirdi.
Afganistan'dan çekilmeyi bir kez daha ele alan bakanların görüşmesinden yine sonuç çıkmadı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Afganistan'dan ayrılma konusunda istişare içinde hareket edeceklerini, birlikte karar verileceğini açıkladı.
14 Nisan'da ise NATO müttefiklerinin Afganistan'dan çekilme kararına ilişkin tarih açıklandı. ABD yönetimi, 1 Mayıs'tan itibaren Afganistan'dan çıkma sürecinin başlayacağını, 11 Eylül'de Afganistan'dan çekilmenin tamamlanmış olacağını duyurdu. NATO da 20 yıldır bulundukları ülkeden ayrılırken, birlik içinde hareket edeceklerini bildirdi.
ABD'nin çekilme kararı sonrasında bir süre belirsizlik devam etti. Bunun nedeni, NATO'nun ayrılmasından sonra istihbarat raporlarında çizilen karamsar tablo ve NATO misyonunun yerine herhangi bir güç koyulup koyulmayacağındaki belirsizlikti. Bazı NATO üyeleri, çekilmede ABD'nin kararına uyacağını açıklarken; kimi ülkeler bir süre sessiz kaldı.
NATO ise 29 Nisan'da Afganistan'daki Kararlı Destek Misyonu güçlerinin ülkeden çekilmeye başladığını duyurdu. Ağustosa gelindiğindeyse ABD'nin güçlerini hızla çekmesiyle Taliban kısa sürede ülkede hakimiyet kurdu.
NATO'nun ülkeden hızla başlattığı tahliyelerde ABD, İngiltere ve Norveç gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye önemli rol oynadı.
NATO ise Taliban'ın beklenmedik şekilde hızla ülkede hakim güç haline gelmesinde Afganistanlı siyasi liderlerin yetersizliğine işaret etti. Genel Sekreter Stoltenberg, çöküşün çok ani olduğunu ve öngörülemediğini belirterek, "Afgan siyasi liderliği Taliban'a karşı duramadı ve Afganların umutsuzca istediği barışçıl çözümü elde edemedi" dedi.

Rusya ile ilişkilerde tarihi gerileme
NATO'nun 2021'de gündemindeki esas konulardan bir başkasını da Rusya oluşturdu. NATO, yılın başında Rus muhalif Aleksey Navalnıy'ın tutuklanmasına tepki gösterirken nisan başında Rusya'nın Ukrayna sınırındaki askeri hareketliliği NATO'yu alarma geçirdi.
NATO, 10 binlerce asker ve askeri ekipmanı Ukrayna sınırı ile Kırım'a gönderen Rusya'ya askeri yığınağını derhal sonlandırması çağrısında bulundu. NATO, bunun Kırım'ın 2014'te Rusya tarafından yasa dışı ilhakından bu yana Rusya'nın bölgede yaptığı en büyük askeri yığınak olduğunu bildirdi.
Ukrayna, Rusya'nın tahkimatı karşısında NATO'nun desteğini istedi. NATO, Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne kuvvetli desteğini teyit etti.
14 Haziran'da Brüksel'de düzenlenen NATO Zirvesi'nde de Rusya'nın "doğrudan tehdit" olduğu, ilişkilerin hem caydırıcılık ve savunma hem de diyalog yoluyla sürdürüleceği belirtildi.
NATO-Rusya ilişkileri, Soğuk Savaş döneminden bu yana en düşük seviyesine gerilerken; istihbarat görevlisi oldukları gerekçesiyle Rusya misyonundan 8 kişinin NATO karargahındaki akreditasyonu iptal edildi. Rusya da buna karşılık NATO'nun Rusya'daki irtibat ofisleriyle Brüksel'deki NATO karargahında bulunan misyonunu kapattı.
Kasıma gelindiğinde Ukrayna sınırındaki Rus askeri hareketliliği bir kez daha gündeme geldi. ABD istihbarat raporlarında, Rusya'nın sınırda tahkimatını artırdığı bilgisi yer alması üzerine ilişkiler daha da gerildi. NATO, ittifakın doğu kanadında hava, kara ve deniz mevcudiyetini artırdı.
30 Kasım'da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda, Rusya'ya "Ukrayna saldırması halinde bunun ciddi karşılık ve ağır sonuçlar doğuracağı" mesajı verildi. Böyle bir durumda batılı ülkelerin, Rusya'ya sert ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulayacağı uyarısı yapıldı.
15 Aralık'ta ise Rusya, ABD ve NATO'ya güvenlik garantileriyle ilgili bir dizi teklifte bulundu. Bunlar arasında NATO'nun doğuya doğru genişlememesi, Ukrayna ve Gürcistan gibi eski Sovyetler Birliği ülkelerini ittifaka dahil etmemesi gibi garantileri içeren maddeler bulunuyor.

NATO, ABD-AB bağının zayıflamasına karşı
NATO gündemini meşgul eden konulardan diğerleriyse, AB'nin stratejik özerkliği ile Çin'in yükselişi oldu.
AB'nin savunma ve güvenliğinde ABD'ye olan bağımlılığını azaltmak istemesi NATO'yu doğrudan ilgilendirdiği için AB'nin "stratejik özerkliğini" artırma çabaları NATO içinde yakından takip edildi.
AB içinde son dönemde yeniden artan ve "Stratejik Pusula" ile belirlenmeye çalışılan "özerklik" söylemleri, AB ordusu kurulması ve Avrupa'nın savunmada ABD'ye bağımlılıktan kurtulması fikrine özellikle Fransa liderlik ediyor.
Mart 2022'de yapılacak AB liderler Zirvesi'nde kabul edilmesi beklenen AB'nin Stratejik Pusula belgesi, NATO'nun da ilgi alanına giriyor.
NATO yönetimi ise transatlantik bağının zayıflamasının sadece NATO'yu zayıflatmayacağını, Avrupa'yı da böleceğini savunuyor. Genel Sekreter Stoltenberg, "Böyle bir şey ne Avrupa için ne AB için ne de NATO için iyi olur. Ben stratejik dayanışmaya inanıyorum." diyerek, AB'ye mesaj verdi.

Çin'in yükselişi öne çıktı
NATO, kendi coğrafi bölgesinde olmamasına karşın Çin'in yükselişine de büyük önem vermeye başladı.
Hazirandaki NATO Zirvesi'nin bildirisinde, Çin'e ilk kez geniş yer verildi. Çin'in adı bildiride 10 kez geçirildi, ülkenin artan küresel etkisinin ittifak için sınamalar yaratacağı belirtildi. NATO, Pekin yönetiminin askeri harcamalarında ve özellikle nükleer kapasitesindeki artışa da dikkati çekti.
Yıl içinde birçok konuşmasında Çin'e değinen Stoltenberg, "Çin, yakında dünyanın en büyük ekonomisi olacak. En büyük savunma bütçesi ve lider teknolojiler söz konusu. Avrupa da Amerika da tek başına bununla başa çıkamaz. Çin, tek başına bile NATO'yu daha önemli kılmaya yetiyor." diyerek, Çin'e karşı transatlantik bağı vurguladı.

NATO'yu 2022'de neler bekliyor?
NATO'nun 2022'deki öncelikleri arasında bu yıl olduğu gibi Rusya'nın bulunması bekleniyor. Rus ordusunun Ukrayna sınırındaki hareketleri, ittifak tarafından yakın takipte tutulacak.
NATO yetkilileri, 2021 biterken yaptıkları açıklamalarda, "müttefiklerin korunması için ne gerekiyorsa yapılacağını ve Ukrayna'ya desteğin süreceğini" vurguladı.
NATO ve Rusya'yı takip eden birçok uzman, artan gerginliğe rağmen sıcak bir çatışma beklemiyor. Ancak Rusya'nın olası bir fiili saldırısı halinde başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin Rusya'nın finansal sistemini etkileyecek yaptırımlar gibi ciddi tedbirlere başvuracağı belirtiliyor. Bunlar arasında Rusya'nın uluslararası para transferi sistemi SWIFT'ten çıkarılması bulunuyor.
Bir yandan da yeni yılın başında Rusya ile ABD ve NATO arasında uzun süredir bulunmayan diyalog yolunun kurulması ihtimali öne çıkıyor.
Rusya'nın yıl bitmeden sunduğu güvenlik garantilerini içeren anlaşma taslağının Washington-Moskova arasında ocak ayında görüşülebileceği ifade ediliyor.
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in de NATO-Rusya Konseyi'ni yine ocak ayında toplantıya çağırması bekleniyor.

Genel Sekreter değişecek
NATO için 2022 yeni bir genel sekreterin göreve geleceği yıl olacak. Mevcut Genel Sekreter Jens Stoltenberg'in görev süresi 1 Ekim 2022'de sona erecek. Stoltenberg'in adı, ülkesi Norveç'te Merkez Bankası başkanlığı için geçiyor.
Yeni genel sekreterin haziranda Madrid'de yapılacak NATO Zirvesi'nde müttefiklerce onaylanması bekleniyor. Henüz göreve kimin geleceği belli değil ancak ittifak tarihinde ilk kez bir kadın genel sekreterin göreve getirilmesi yönünde bazı üye ülkelerin görüş belirttiği dile getiriliyor.
Bu kapsamda NATO Genel Sekreteri görevi için eski İngiltere Başbakanı Theresa May, eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarovic, eski Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite, şu andaki Estonya Cumhurbaşkanı Kersti Kaljulaid ve eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini gibi kişilerin isimleri konuşuluyor.

Yeni Stratejik Konsept kabul edilecek
Madrid zirvesi, NATO müttefikleri için aynı zamanda yeni "Stratejik Konsept" belgesini onaylayacakları yer olacak.
NATO'nun son Stratejik Konsept belgesi, 2010'da Lizbon'daki zirvede kabul edilmişti. Genel Sekreter Stoltenberg, belgenin yenilenme zamanının geldiğini çünkü son yıllarda dünyada birçok değişiklik yaşandığını söylüyor.
Son Stratejik Konsept belgesinde Kuzey Atlantik’in barış içinde olduğu değerlendirmesi yer alıyor. Ancak şimdi NATO için Rusya’nın tutumu ve Çin’in küresel etkisini artırması gibi sınamalar bulunuyor.

Afganistan
NATO'nun Afganistan'dan 2021 yazında ani çıkışı, o sırada tahliyeler sırasında Kabil Havalimanı'nda ortaya çıkan görüntüler nedeniyle eleştiriliyordu.
NATO'nun Afganistan'dan ayrılmasından sonra ülkenin dünyayla bağlantısını sağlayan Kabil'deki havalimanının akıbeti de 2022'de gündeme gelecek konular arasında yer alıyor.
Havalimanının işletilmesi konusunda NATO müttefiki Türkiye ve Katar öne çıkıyor. Afganistan'da uzun yıllar önemli görevler yürüten Türkiye, NATO'nun ülkeden çekilmesinden önce de havalimanının sorumluluğunu üstleniyordu.
Türk ve Katarlı şirketler arasında Afganistan'daki 5 havaalanının birlikte işletilmesi için mutabakat muhtırası bulunuyor. İki ülkenin Afganistan'daki geçici Taliban yönetimine havaalanlarının işletilmesi için teklifte bulunduğu, şartların uygun olması halinde işletmeyi Türk ve Katarlı şirketlerin yapabileceği belirtiliyor.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.