Rusya: Esed’in ayrılması şartı kabul edilemez… ABD er ya da geç Suriye’den ayrılacak

Lavrentyev, Batı ülkelerinin Şam'la anlaşmayı reddetmeye devam etmesi halinde insani yardımların geçişiyle ilgili mekanizmayı sonlandırmakla tehdit etti

SANA haber ajansı tarafından dağıtılan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin (ortada) ile 17 Ekim'de Şam'da yaptığı görüşmeden bir kare (EPA)
SANA haber ajansı tarafından dağıtılan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin (ortada) ile 17 Ekim'de Şam'da yaptığı görüşmeden bir kare (EPA)
TT

Rusya: Esed’in ayrılması şartı kabul edilemez… ABD er ya da geç Suriye’den ayrılacak

SANA haber ajansı tarafından dağıtılan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin (ortada) ile 17 Ekim'de Şam'da yaptığı görüşmeden bir kare (EPA)
SANA haber ajansı tarafından dağıtılan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin (ortada) ile 17 Ekim'de Şam'da yaptığı görüşmeden bir kare (EPA)

Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, ABD’nin er ya da geç Suriye'den ayrılacağını söyledi. Suriye muhalefetinin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed iktidardayken ilerleme sağlanamayacağı konusundaki ısrarının ‘yapıcı olmayan ve kabul edilemez bir yaklaşım’ olduğunu belirtti. Lavrentyev, ülkesinin, Astana Süreci çerçevesinde Türkiye ve İran ile koordinasyonun sürdürülmesini olumlu değerlendirdiğini ifade etti. Rus TASS haber ajansına konuşan Lavrentyev, Kazakistan'ın başkenti Nursultan'daki son üçlü (Rusya, Türkiye, İran) müzakere turunun ‘olumlu ve verimli’ geçtiğine işaret etti.
Rus heyetinin tüm tarafların heyetleriyle Suriye uzlaşıyla ilgili tüm konuları görüştüğünü açıklayan Lavrentyev, bu görüşmelerin başlıca olumlu başarısının bu turu yapabilmiş olmaları olduğunu vurgulayarak, sonuç bildirgesi çerçevesinde uluslararası topluma Suriye'de bir uzlaşı için çalışmaya devam edilmesi gerektiğine dair bir sinyal gönderildi.Sadece ateşkesin sürdürülmesiyle ilgili olmayan çok önemli birtakım alanlarda çaba sarf ederken, aynı zamanda Suriye halkına insani yardım sağlamanın ve erken toparlanma programları başlatmanın öneminin altının çizildiğini belirtti.
Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev, Astana üçlüsünün (Rusya, Türkiye ve İran), Birleşmiş Milletler (BM) heyeti ile BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in çalışmalarının sonuçlarını ve ‘son derece cesaret verici’ olarak nitelendirdiği Pedersen’in Şam'a yaptığı son ziyareti ayrıntılı olarak tartıştıklarını söyledi.
Moskova’nın Pedersen’in çalışmalarını desteklediğine dikkat çeken Lavrentyev, Ocak ayının ikinci yarısında yapılması planlanan Suriye Anayasa Komitesi'nin yedinci oturumunun ertelenmemesini ve tüm bu toplantıların daha düzenli hale gelmesini umduklarını kaydetti. Lavrentyev, “Türkiye ve İran'la Şam'la birlikte aktif olarak çalışmaya devam edeceğimiz konusunda mutabık kaldık. İki taraf aynı zamanda onlar için kabul edilebilir bazı kararlar alınana kadar muhalefetin yanında olacaklar” ifadelerini kullandı.
Moskova'nın Ankara ve Tahran ile ortak çalışmalarına övgüde bulunan Rus yetkili, “Rusya, Türkiye ve İran'ın sahada olması bizim avantajımıza. Mevcut durum üzerinde zaten belirli bir nüfuzumuz var” dedi.
Lavrentyev, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:
“ABD’lilerin Suriye topraklarında olduğu gerçeğini, onlarla temas halinde olduğumuzu ve Suriye uzlaşısıyla ilgili çeşitli konuları tartıştığımızı görmezden gelemesek de, Washington'ın er ya da geç Suriye'den ayrılmak zorunda kalacağını anladığı gerçeğini de göz önünde bulundurmalıyız. Burada önemli olan, ayrılmalarına Afganistan senaryosuna benzer bir durumun eşlik etmemesidir.”
ABD’deki mevcut yönetimin tutumunda bazı değişiklikler olduğunu ve daha fazla netleştiğini söyleyen Lavrentyev, “Washington daha önce Şam’a azami baskı politikası uygulamış ve bunun sivil halk arasında hoşnutsuzluğa yol açacağını ummuş olsa da artık bunun işe yaramadığını anlamıştır” şeklinde konuştu.
Suriye Anayasa Komitesi içerisinde yaşanan bir takım anlaşmazlıklar olduğuna işaret eden Rus yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Muhalefet kanadının başka bir yaklaşımı, hükümet kanadının başka bir yaklaşımı var. Hükümet kanadı mevcut anayasadan memnunken muhalefet kanadı değişiklik olması gerektiğine inanıyor. Bu noktada kendisini ilgilendiren konuları değerlendirebilir ve tartışmaya sunabilir ve referanduma veya başka bir gelişmiş mekanizma bağlamında sunabilir.  Bu çalışma devam etmelidir. Ancak aynı zamanda,  devlet başkanının yetkilerinde ve Şam yönetiminde değişiklik yapmak için yeni bir anayasa taslağı hazırlamak isteyenler de var. Bu imkansıza giden bir yoldur. Muhalefet somut önerilerde bulunmalı ve Beşşar Esed iktidardayken ilerleme sağlanamayacağını söylememeli. Bu yapıcı olmayan ve kabul edilemez bir yaklaşımdır.”
Suriye'de son zamanlarda artan terör tehditlerine dikkati çeken Lavrentyev, başta İdlib olmak üzere Suriye’de çok sayıda aşırılık yanlısı grubun halen aktif olduğunu söyledi. Lavrentyev,  DEAŞ’ın uyuyan hücrelerinin, son zamanlarda özellikle ülkenin güneyi ve orta kesimleri ile kuzeyinde daha aktif hale geldiklerini vurguladı.
Moskova’nın Suriye’ye hem özel hem de hükümet kurumları aracılığıyla ülkenin farklı bölgelerine giden insani yardımlarda bulunmaya devam ettiğinin altını çizen Lavrentyev, bu bağlamda çok sayıda temel ürün ve gıda ile yaklaşık bir milyon ton tahıl sağlandığını da sözlerine ekledi. Yardımların çoğunun Savunma Bakanlığı'ndan geldiğine dikkati çeken Rus yetkili, tüm uluslararası toplumu, azami baskı uygulanmasına ve Şam'ın eline geçmemesi için fon tahsis etmeyi reddetmeye dayalı yapıcı olmayan yöntemleri yeniden gözden geçirmeye çağırdıklarını söyledi. Lavrentyev, “Bu tamamen yanlış bir yaklaşımdır ve son derece feci sonuçlara yol açabilir. Çünkü ülkedeki ekonomik durum son bir yıl içinde büyük ölçüde kötüleşti” dedi.
Suriye’ye uluslararası yardımların girişiyle ilgili mekanizma konusunda Rusya’nın tutumunun değişmediğini söyleyen Lavrentyev, bu mekanizmalar dışındaki yolları ‘yasadışı’ olarak nitelendirerek, Suriye'ye ulaşan tüm yardımların meşru otoriteler aracılığıyla girmesi gerektiğini vurguladı.
Moskova’nın bu konudaki kararlılığına işaret eden Lavrentyev, “BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2585 ​​sayılı kararını kabul ettiğimizde, bunun uluslararası toplum için Suriye hükümetine yapılan insani yardımların, sadece yiyecek olarak değil, yaşam destek tesislerini, enerjiyi, elektrik hatlarını, su istasyonlarını, sağlık tesislerini ve okulları eski haline getirmek için de artırması için teşvik edici olmasını umuyorduk. Ama ne yazık ki, çok az somut çalışma yapıldı. Bu durum böyle devam ederse, mekanizmanın geçerlilik süresini uzatmak için hiçbir nedenimiz kalmayacak. Uluslararası toplumun bize bu konudaki tutumunu değiştirmeye istekli olduğunu göstermesi için bir yıla kadar uzatma opsiyomu ile altı aylık bir süre verdik. Herhangi bir değişiklik olmazsa mekanizmayı tamamen sonlandıracağız” şeklinde konuştu.
Önümüzdeki yıl Tahran'da Rusya,Türkiye ve İran arasında bir zirve düzenlenebileceğini söyleyen Lavrentyev,  Suriye uzlaşısı dosyalarının liderler arasında ve dışişleri bakanları düzeyinde ‘yüz yüze’ tartışılması gerektiğini söyledi. Ancak zirve için olası tarihler hakkında konuşmaktan kaçınan Lavrentyev, tarihlerin belirlenmesi meselesinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla ilgili bir iyileşme olmasıyla bağlantılı olduğunu belirtti.



Somali Cumhurbaşkanı Mahmud: Türkiye, 10 yıl denizlerimizi koruyacak

Hasan Şeyh Mahmud (AA)
Hasan Şeyh Mahmud (AA)
TT

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud: Türkiye, 10 yıl denizlerimizi koruyacak

Hasan Şeyh Mahmud (AA)
Hasan Şeyh Mahmud (AA)

Mahmud, Türkiye-Somali arasında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması'nın Somali Meclisi tarafından onaylanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye ile yapılan anlaşmanın Somali'de terörizm, dış tehditler, korsancılık ve yasa dışı balıkçılıkla mücadele ile kıyıların korunmasını ve deniz kaynaklarının geliştirilmesi gibi konularda işbirliklerini kapsadığını kaydeden Mahmud, anlaşmanın, Etiyopya veya başka bir ülkeye yönelik düşmanca bir amacı olmadığını söyledi.

İki ülke arasında ortak bir deniz kuvvetleri oluşturulacağını açıklayan Mahmud, bu kuvvetlerin, Somali sularını 10 yıl boyunca koruyacağını ve deniz kaynaklarının gelişmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Mahmud, "Türk kardeşlerimiz bu anlaşma çerçevesinde sadece 10 yıl boyunca denizlerimizi koruyacak. 10 yıllık işbirliğinden sonra biz de denizlerimizi koruyacak bir donanmaya sahip olacağız." şeklinde konuştu,

Cumhurbaşkanı Mahmud, Türkiye'nin Somali'ye sağladığı desteğin diğer dünya ülkelerin verdiği destekten farklı olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye ile Somali arasında 8 Şubat'ta savunma ve güvenlik konularını da içeren Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması imzalanmıştı.

Ekonomik ve siyasi sorunların yaşandığı Somali'de terör örgütü Eş-Şebab yıllardır ülkede güvenlik sorunu oluşturmaya devam ediyor.


Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde isyancıların silahlı saldırısında 24 sivil öldü

(AA)
(AA)
TT

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde isyancıların silahlı saldırısında 24 sivil öldü

(AA)
(AA)

Ulusal basındaki haberlere göre, Demokratik İttifak Güçler (ADF) adlı isyancı grup üyeleri, Kuzey-Kivu’ya bağlı Mambasa ve Beni bölgesine silahlı saldırı düzenledi.

Birçok evin de yağmalandığı saldırıda, Mambasa’da 13, Beni’de ise 11 sivil yaşamını yitirdi.

Uganda ve KDC'de 1990'ların sonlarından itibaren faaliyet göstermeye başlayan ADF, Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu (NALU), Uganda Müslüman Kurtuluş Ordusu ve Tebliğ Cemaati gibi hareketlerin eski üyelerinin bir araya gelmesiyle oluşturuldu.

ADF'nin saldırılarında 2014'ten bu yana binlerce sivilin öldüğü, yüz binlerce kişinin yerinden edildiği belirtiliyor.


WSJ: İsrail, Gazze'yi kuzey ve güney olarak ikiye ayıran bir yol inşa ediyor

(AA)
(AA)
TT

WSJ: İsrail, Gazze'yi kuzey ve güney olarak ikiye ayıran bir yol inşa ediyor

(AA)
(AA)

WSJ'nin İsrail ordusundan yetkililere dayandırdığı haberinde, İsrail'in yapımı devam eden yaklaşık 8 kilometre uzunluğundaki çakıl taşlı yolun, İsrail sınırından Akdeniz kıyısına uzanarak Gazze kentini ikiye böldüğü kaydedildi.

WSJ'nin ulaştığı uydu görüntülerine göre, Gazze kentini doğu-batı ekseninde kesen eski yolun kuzeyine inşası süren yeni yol, tarlalar ve az nüfuslu yerleşim bölgelerinden geçiyor.

İsrail'in Kanal 14 televizyonunda 17 Şubat'ta yayınlanan görüntüler kanıt gösterilerek, İsrailli mühendislerin tasarladıkları güzergah üzerindeki yapıları yıkmayı planladığı ve askeri koridoru genişletmek için yola çakıl dökmeye başladığı bildirildi.

Haberde, söz konusu yolla İsrail ordusunun bölgedeki hareket kabiliyetini "güvenli şekilde" arttırması hedeflenirken, yolun Gazze'deki operasyonlarını sonlandırana kadar ise İsrail'in kontrol ve kullanımına tabi olacağı aktarıldı.

Öte yandan, yol inşasının İsrail'in Gazze'deki saldırılarını bir sonraki safhaya taşıyacağına işaret edildi.

Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Vekili Jacob Nagel, Gazze kentinin kuzey ve güney olarak ayrılmasını "sembolik" olarak nitelendirdi. Nagel, yolun paralelinde bir duvar inşa edilmesini beklemediğini fakat yol üzerinde kontrol noktaları oluşturulabileceğini söyledi.

İsrail ordusu ayrıca, Filistin sınırında, Gazze'nin içerisinde yaklaşık 1 kilometre çapında tampon bölge kuruyor. ABD yetkilileri, Filistinlilerin girişine izin verilmeyeceği belirtilen tampon bölgenin inşasına karşı çıkmıştı.


Arap asıllı seçmenler, Biden'ı "savaş suçlusu" olarak görüyor

ABD Başkanı Joe Biden (AA)
ABD Başkanı Joe Biden (AA)
TT

Arap asıllı seçmenler, Biden'ı "savaş suçlusu" olarak görüyor

ABD Başkanı Joe Biden (AA)
ABD Başkanı Joe Biden (AA)

Seçim kampanyasına şubat başında Michigan eyaletinde başlayan Biden, otomotiv işçilerini temsil eden sendikanın üyeleriyle bir araya geldi, sahibi siyahi olan bir restorana konuk oldu.

Başkan Biden, İsrail’in 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye yönelik saldırılarına sözlü desteğini dile getirdiği için Arap asıllı seçmenler tarafından eleştirildi. Biden bu nedenle Arap asıllı Amerikalı topluluğuyla etkileşimden bilinçli olarak kaçındı.

Seçim kampanyası dolayısıyla düzenlenen ziyaretler de olaysız geçmedi. Biden Warren şehrindeki restoranda durakladığında protestocular bir araya geldi ve "Yazıklar olsun", "Soykırım Joe" ve "Bugün kaç çocuk öldürdün?" sloganları attı.

Eyaletteki bazı Arap asıllı Amerikan liderler de seçim kampanyasını yöneten Julie Chavez Rodriguez ile konuşma davetini reddetti.

Gazeteci Osama Siblani, Arap asıllı Amerikalıların Biden’ın Gazze’ye ilişkin politikası nedeniyle nasıl hayal kırıklığına uğradığını ifade etmek için Rodriguez ile görüştü.

Siblani, "Topluluğumuzun (üyelerinin) beni aradığını ve kendisiyle görüşmememi istediğini söyledim. Onunla buluşmamam mümkün değil çünkü ben bu gazetenin yayıncısıyım.” ifadesini kullandı.

The Arab American News gazetesinde çalışan Siblani, şunları aktardı:

Ona baktım ve şöyle söyledim: Dinle, ben ve topluluğum Biden'ı Başkan olarak görmüyor. Onu savaş suçlusu olarak görüyoruz ve bu yüzden biz (ona) oy vermeyeceğiz. Ona açık açık bu topluluğun fikrini değiştirmesinin çok zaman alacağını söyledim. Başkan'ın, toplumun değişmesi için kasım ayına kadar tüm bu adımları atabileceğine inanmıyorum.

Siblani, görüşme sırasında, Rodriguez'e, Biden'ı şu anda iki şey yapmaya teşvik ettiklerini söylediğini belirterek, bunların ilkinin ateşkes çağrısında bulunmak ve aktif olarak uygulamaya geçirmek, hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin refahı için şiddetin durdurulması ihtiyacını vurgulamak olduğunu kaydetti.

İkinci olarak da soğukta, çamurda uyuyan, kıtlık ve açlıkla zor koşullara göğüs geren Gazze halkına verilen zararın giderilmesi gerektiğini belirten Siblani, bunların gerçekleşmesi halinde, İsrail devletinin yanında bir Filistin devletinin kurulmasını da içeren, önerilen gelecekteki çözüm üzerinde diyalog başlatabileceklerine dikkati çekerek, "Bence bu tartışabileceğimiz bir konu." dedi.

Gazeteci Siblani, "Arap asıllı Amerikalılar ve Müslüman toplumu Michigan'da önemli ölçüde büyüdü ve şu anda oylar üzerinde yaklaşık yüzde 5 etkiye sahipler." değerlendirmesinde bulundu.

ABD'de "İsrail'e büyük bir destek ve güçlü bir Yahudi lobisi" olduğunu söyleyen Siblani, "Aynı zamanda ABD'de özgür dünyanın başkanı var. Özgür dünyanın lideri olarak buna göre hareket etmeli." diye konuştu.

ABD'nin İsrail'e verdiği destekler Amerikalı Müslümanlarda "hayal kırıklığı" ve "inançsızlık" yaratıyor

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) Ulusal Direktör Yardımcısı Edward Ahmed Mitchell ise şunları kaydetti:

Ülkemizde kayıtlı en az 1 milyon Amerikalı Müslüman seçmen var. Bu da onları, özellikle Michigan, Pensilvanya, Georgia, Florida, Arizona gibi kilit eyaletlerde ve başkanlığın belirlenmesine yardımcı olan diğer eyaletlerde seçimlerin sonucunun çok önemli bir parçası haline getiriyor. Her seçim döneminde Amerikalı Müslümanlar seçimlerimizde önemli bir rol oynuyor ve önümüzdeki başkanlık seçiminin sonuçlarında da önemli bir rol oynayabilirler.

İsrail'in Gazze'ye saldırıları ve ABD'nin İsrail'e verdiği desteklerin birçok Amerikalı Müslüman'da "hayal kırıklığı" ve "inançsızlık" yarattığını dile getiren Mitchell, şunları aktardı:

Açıkçası her gün Amerikalı Müslümanlar uyanıyor ve birçoğu telefonlarına baktığında enkazdan çıkarılan çocukların, saldırıya uğrayan hastanelerin, ölen ve öldürülen insanların ve Gazze sokaklarında yatan cesetlerin görüntülerini görüyor. Tüm bunların Amerikan hükümetinin desteğiyle Amerikan vergi mükelleflerinin dolarlarıyla gerçekleştiğini görüyoruz.

ABD'deki Arap ve Müslüman seçmenler, özellikle İsrail'e verilen destek nedeniyle son seçimlerde oy verdikleri başkanı sorguluyor.

Biden'ın İsrail'in Gazze'ye saldırılarına ilişkin politikası, gördüğü desteğin azalmasına yol açarak 2020'de 150 bin oy gibi az bir farkla kazandığı ve tahminen 240 bin Müslüman'a ev sahipliği yapan bir eyalette seçimi tekrar kazanmasını tehlikeye atabilir.

NBC News tarafından yayımlanan ankete göre, Michigan'daki muhtemel Demokrat seçmenlerin yüzde 16'sı seçim bugün yapılsa Biden'a oy vereceklerini belirtti.

Arap ve Müslüman Demokratların yaklaşık üçte ikisi şu anda Biden'ın yerine bir başka adaya oy vermeyi düşündüklerini söylerken, dörtte üçü de üçüncü bir adaya oy vermeye istekli olduklarını ifade etti.

"İki kötü seçeneğimiz var"

ABD'deki 2024 seçimi Müslüman ve Arap asıllı Amerikalılar için bir ikilem oluşturuyor.

Eski Başkan Donald Trump'ın Biden'a karşı Cumhuriyetçilerden aday olma ihtimali, Müslüman ve Arap asıllı Amerikalılar için seçimleri daha da karmaşık hale getirebilir.

Ancak Trump'ın oy pusulasından çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin mahkeme kararları beklenirken, yeni başkanlık dönemi pek çok Arap asıllı Amerikalı ve dünyanın geri kalanı için belirsizliklerle dolu.

Gazeteci Osama Siblani, Trump'ın aday olma ihtimaline ilişkin, ABD için "tehlikeli" olduğunu çünkü ülkenin büyüklüğüne katkıda bulunan kurumları "yok etmek" istediğini vurguladı.

"(Trump) Amerika'yı kendi şirketlerinden biri haline getirmek istiyor." diyen Siblani, şöyle devam etti:

Biden da dünya ve Amerika için aynı derecede tehlikeli çünkü her yerde savaş başlatıyor. Dört yıl daha ABD'yi yönetecek ve özgür dünyanın lideri olacak kapasitede değil. İki kötü seçeneğimiz var.


Hollanda’da inşaat halindeki köprü çöktü: 2 ölü

Köprü inşaatının devam eden tarafı ( AFP)
Köprü inşaatının devam eden tarafı ( AFP)
TT

Hollanda’da inşaat halindeki köprü çöktü: 2 ölü

Köprü inşaatının devam eden tarafı ( AFP)
Köprü inşaatının devam eden tarafı ( AFP)

Hollandalı yetkililer, Çarşamba günü Hollanda'da inşaat halindeki bir köprünün çökmesi sonucu en az iki kişinin öldüğünü, iki kişinin de yaralandığını söyledi.

Hollanda Bölgesel Güvenlik Otoritesi, X platformundan yaptığı açıklamada, köprü inşaatı sırasında bir kaza meydana geldiğini ve bu durumun 2 kişinin ölümüne, 2 kişinin de yaralanmasına yol açtığını duyurdu.

Güvenlik Otoritesi, daha önce ülkenin doğusundaki Lochem'de yapım aşamasında olan köprünün bir kısmının çöktüğünü açıklamıştı.

Yerel De Stentor gazetesinin olay yerindeki bir muhabiri, kaza meydana geldiğinde işçilerin köprünün kemerlerini kaldırdıklarını söyledi. Muhabir, “Aniden büyük bir patlama oldu. Tüm kemer sallanıyor gibiydi. Sonra her şey düştü. İki inşaat işçisinin düştüğünü gördük” dedi.


İsrail ordusu: Lübnan'da Hizbullah'a ait 3 "komuta merkezini" vurduk

(AA)
(AA)
TT

İsrail ordusu: Lübnan'da Hizbullah'a ait 3 "komuta merkezini" vurduk

(AA)
(AA)

Ordudan yapılan açıklamada, İsrail savaş uçaklarının Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgelere hava saldırısı düzenlediği belirtildi.

Vurulan yerlerin Hizbullah'a ait 3 ayrı "operasyonel komuta merkezi" olduğu savunuldu.

İsrail ordusuna ait topçu birliklerinin de Lübnan'ın güneyinde bazı bölgeleri hedef aldığı ifade edildi.

İsrail ordusunun bugün Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırısında bir anne ile 7 yaşındaki kızı öldürülmüştü.

Hizbullah ile İsrail ordusu arasında 8 Ekim 2023'ten bu yana çatışmalar yaşanıyor.

Bu çatışmalarda şu ana kadar 43 Lübnanlı sivil, 206 Hizbullah mensubu, 11 Emel mensubu, 12 Filistin İslami Cihad ve 12 Hamas mensubu, 1'i asker 2 Lübnan güvenlik görevlisi, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri öldü.


Lukaşenko'ya hakaretten tutuklanan Belaruslu muhalif cezaevinde öldü

Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
TT

Lukaşenko'ya hakaretten tutuklanan Belaruslu muhalif cezaevinde öldü

Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)
Aleksander Lukaşenko, 1994'ten bu yana Belarus'u yönetiyor (Reuters)

Belaruslu muhalif aktivist Igor Lednik, tutulduğu cezaevinde hayatını kaybetti.

64 yaşındaki Lednik, 2022'de Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko'ya hakaret suçlamasıyla tutuklanarak üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Lednik'in ölümü üyesi olduğu Belarus Sosyal Demokrat Partisi tarafından açıklandı. 

Partiden yapılan açıklamada muhalif siyasetçinin sağlığının cezaevine girdikten sonra kötüleştiği ifade edildi.

Kalp sorunları da olduğu bilinen Lednik, bir süre önce sindirim sistemiyle ilgili bir operasyon geçirmişti. Partinin açıklamasında Belaruslu siyasetçinin ölüm nedenine ilişkin bir detay paylaşılmadı.

Sürgündeki muhalefet lideri Svetlena Tihanovskaya ise Lednik'in ölümüyle ilgili yetkilileri suçlarken, durumu "adeletsizlik ve inanılmaz bir trajedi" diye niteledi.

Tihanovskaya, "Rejim, ülkelerindeki hayatı iyi yönde değiştirmek isteyen Belarusluları cezaevlerinde öldürüyor" ifadelerini kullandı.

Tihanovskaya, "korkunç koşullarda" tutulan ve sağlık problemleri yaşayan en az 10 siyasi tutuklu daha bulunduğunu söyledi.

Geçen ay bir başka muhalif siyasetçi Vadzim Hırasko, tutulduğu cezaevinde zatürreden hayatını kaybetmişti. Hak örgütleri, Hırasko'nun gerekli tıbbi desteği almadığını öne sürmüştü.

Belarus'ta 2020'deki başkanlık seçimlerinin ardından görülen kitlesel protestoların ardından rejimin muhaliflere yönelik baskıları artmıştı.

İnsan hakları örgütü Viasna'ya göre ülkede 1400'den fazla siyasi tutuklu bulunuyor.

Independent Türkçe


Sınır Tanımayan Doktorlar: Refah'ta yaşayan Gazzeliler temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldı

(AA)
(AA)
TT

Sınır Tanımayan Doktorlar: Refah'ta yaşayan Gazzeliler temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldı

(AA)
(AA)

MSF'den yapılan açıklamada, Gazze'ye yönelik saldırıların yaklaşık 1,5 milyon kişinin Refah'a gitmesine neden olduğu belirtildi.

Son dört ayda Refah'taki insanların çoğunun, ellerindeki birkaç eşyayla defalarca yerinden edildiği hatırlatılan açıklamada, Refah ve çevresinde uygun olan her arazi, sokak ve açık alana çadırların kurulduğu kaydedildi.

Açıklamada, "Refah'ta artık boş yer kalmadı. Arabalar, aşırı kalabalık sokaklarda zar zor gidebiliyor ve yürümek bile zor olabiliyor. Bölgede barınan Gazzeliler, su, yiyecek ve barınma dahil temel ihtiyaçlarından mahrum bırakıldı. Bu insanlar İsrail ordusu tarafından defalarca tahliye emirlerine ve zorla yerlerinden edilmeye maruz kaldı." değerlendirmesi yapıldı.

İsrail ordusu, yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı Refah kentine yönelik hava saldırılarına devam ediyor.


Küba, Uluslararası Adalet Divanında ABD'yi İsrail'in suç ortağı olmakla itham etti

(AA)
(AA)
TT

Küba, Uluslararası Adalet Divanında ABD'yi İsrail'in suç ortağı olmakla itham etti

(AA)
(AA)

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar devam ediyor.

Duruşmalarda Küba adına söz alan Dışişleri Bakan Yardımcısı Anayansi Rodriguez Camejo, “İşgalci güç İsrail'in hukuka aykırı kuvvet kullanımı nedeniyle Filistin halkı, kadınlar ve sivil nüfus bir bütün olarak katledilmeye devam ediyor. Bu katliam, uluslararası hukuka göre soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olan Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin suç ortaklığıyla gerçekleşmektedir.” dedi.

İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin uluslararası hukuka göre gayrimeşru olduğunu vurgulayan Camejo, “İsrail’in sivil ve savaşan ayrım yapmayan politikaları, Filistinlilere yönelik yıllardır süren işgal, işkence, zorla yerinden etme, hapsetme ve vatandaşlık haklarını reddetme politikalarının devamıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Camejo, İsrail'in Filistin'deki işgalini reddetmenin, UAD kararlarına uyumun, ülkeler için uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülük olduğunu vurguladı.

“İsrail, Filistin'de yaptığı ihlallerle BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından kabul edilen çok sayıda karar ve hükmü görmezden geldi." diyen Camejo, ABD'nin de BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisini kullanarak uluslararası toplumun Filistin konusunda etkin şekilde harekete geçmesini 47 kez engellediğine işaret etti.

Camejo “İsrail'in ihlali, Amerika Birleşik Devletleri'nin gerçek eylemsizliğinin bir sonucu olup, Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının kötüye ve sorumsuzca kullanılmasının doğrudan bir sonucudur.” dedi.

Kolombiya

Kolombiya adına söz alan Dışişleri Bakan Danışmanı Andrea Jimenez Herrera da İsrail'in Filistin'i işgalinin uluslararası hukuka ve BM Şartı'na aykırı olduğunu belirterek Uluslararası Adalet Divanından bu yönde bir karar almasını istedi.

Herrera, “İsrail, Filistin topraklarındaki yasa dışı işgal, yerleşim ve ilhak faaliyetlerine son vermelidir. Bunu kayıtsız, şartsız, derhal ve eksiksiz yapmalıdır. Devam etmekte olan uluslararası haksız eylemlere son vermeli ve bunların tekrarlanmayacağına dair uygun güvence ve garantiler sunmalıdır. İsrail ayrıca uluslararası insancıl hukuka ve uluslararası insan hakları hukukuna saygı göstermelidir. Bunlar Filistin halkının haklarıdır.” dedi.


İngiltere'de WikiLeaks'in kurucusu Assange'ın ABD'ye iade davası ikinci gününde sürüyor

(AA)
(AA)
TT

İngiltere'de WikiLeaks'in kurucusu Assange'ın ABD'ye iade davası ikinci gününde sürüyor

(AA)
(AA)

Ekim 2010'da ABD'nin Irak ve Afganistan'da işlediği suçları da delillendiren binlerce gizli belgeyi yayımlayan Assange'ın dün Yüksek Mahkemede başlayan ABD'ye iade davası, ikinci gününde devam ediyor.

Assange'ın ABD'ye iadesine karşı çıkan göstericiler, dün olduğu gibi bugün de mahkeme binasının önünde toplanarak, "Julian Assange'ın ABD'ye iade edilmemesi" talebinde bulundu.

Yağmurlu havaya rağmen mahkeme binası önünde bekleyen göstericiler, ellerinde "Gazetecilik suç değildir" ve "Assange'a özgürlük" yazılı pankartlar taşıdı.

"Bu yaptıkları yanlarına kar kalmayacak"

Julian Assange'ın eşi Stella Assange da eşine destek için mahkemeye geldi.

Stella Assange, mahkeme binası girişinde yaptığı açıklamada, Assange destekçilerine seslenerek, şunları söyledi:

Lütfen Julian özgür olana kadar Julian ve bizim için orada olun. Ne bekleyeceğimizi bilmiyoruz ama buradasınız çünkü dünya izliyor. Bu yaptıkları yanlarına kar kalmayacak. Julian'ın özgürlüğüne ve hepimizin gerçeğe ihtiyacı var.

Yüksek Mahkemenin Assange'in ABD'ye iade edilip edilmeyeceğine ilişkin kararını bugün açıklaması bekleniyor.