Libyalı vekiller gizli oturumda seçim ve hükümetin akıbetini görüştü

İngiltere, Trablus’taki Büyükelçisi’nin açıklamalarının Libya halkında yarattığı öfkeyi yatıştırmaya çalıştı.

Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
TT

Libyalı vekiller gizli oturumda seçim ve hükümetin akıbetini görüştü

Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)

Libya Temsilciler Meclisi dün (pazartesi) Seçim Komisyonu ile Meclis Seçimleri İzleme Komitesi’nin ertelenen cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin ve Abdulhamid Dibeybe’nin başkanlık ettiği Ulusal Birlik Hükümeti’nin akıbetini görüşmek amacıyla Tobruk kentindeki binasında resmi oturum düzenledi.
Çok geçmeden gizli hale gelen oturumla eşzamanlı olarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams yaptığı açıklamada, seçim sürecinin ilerletilebilmesi için halkın vekillerinin, Seçim Komisyonu’nun seçim yasalarıyla ilgili sunduğu taleplerin ve hukuki itirazların bir an önce iyileştirilmesi noktasında sorumluluklarını yerine getirmelerini umduğunu söyledi. Williams, “2.8 milyon Libyalı kadın ve erkek seçmenin gözü Meclis’e çevrildi” diyerek, Meclis’e başarı temennisinde bulundu.
Libya Temsilciler Meclisi Başkanvekili Fevzi El-Nuveyri, televizyonda canlı yayınlanan Meclis oturumunun açılışından sonra yaptığı açıklamada, milletvekillerinin ulusal güvenliğe ilişkin raporları görüşeceğini belirterek, oturumun geri kalan kısmının gizli bir şekilde süreceğini ifade etti.
Oturumun düzenlenmesi için kanunun öngördüğü katılım oranının sağlandığını söyleyen Nuveyri, “Libya halkı, çözümün Libya’ya ait bir çözüm olması gerektiğini anlamalı. Bizim, uluslararası toplumun müdahalesine değil, yardımına ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Buleyhık, kanuna göre gizlilik gerektiren güvenlik birimlerine ait raporların sunulması için canlı televizyon yayınının kesildiğini söyledi.

Meclis oturumuna 130 vekil katıldı
Buleyhık, oturumdan önceki açıklamasında Temsilciler Meclisi’nin seçim süreci ve bu sürecin karşı karşıya olduğu engellerle ilgili raporları görüşeceğini ifade etmişti. Libya resmi haber ajansı LANA, Temsilciler Meclisi üyelerine dayandırdığı haberinde, toplam 200 vekilin bulunduğu Meclis’te 130 vekilin oturuma katıldığını ve böylece oturumun düzenlenmesi için gerekli katılım oranının sağlandığını aktardı.
Meclis oturumuyla eşzamanlı olarak Tobruk sakinlerinin bir kısmı seçimlerin ertelenmesini protesto için Meclis binası önünde gösteri düzenledi. Göstericiler cumhurbaşkanlığı seçiminin nihai aday listesinin ilan edilmesini talep etti.
İngiltere, gösterilerden sadece birkaç saat önce Libya’daki Büyükelçisi’nin yaptığı tartışmalı açıklamaya yönelik bazı Libyalıların öfkelerini yatıştırmak için çabaladı ve açıklama yoluyla birilerini desteklediği iddiasını yalanladı.
İngiltere’nin Trablus Büyükelçiliği önceki gün yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı seçimi adaylarından kamu görevi yapanlara “fırsat eşitliğini güçlendirmek ve çıkar çatışmasının yaşanmasını önlemek için seçim sonuçları açıklanana kadar görevlerine devam etmemeleri” çağrısı yapıldı. Bu açıklamanın, halihazırda başbakanlık koltuğunda oturan ve cumhurbaşkanlığı adaylığı için başvuruda bulunan Dibeybe’ye dolaylı bir mesaj olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Libya’da şu anki yürütme otoritesinden yeni bir otoriteye geçişle ilgili İngiltere’nin tutumuna değinilen Büyükelçiliğin açıklamasında, bu geçişin “parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının erkenden açıklanmasının ardından gerçekleşmesi gerektiği” belirtildi. Açıklamada, İngiltere’nin, bir an önce parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması yoluyla mevcut siyasi süreçle ilgili değişmez taahhütlerine bağlı olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, tıpkı Libya halkı gibi, seçimlerin planlandığı şekilde yapılmamasından duyulan hayal kırıklığı dile getirilerek, ilgili makamlara “en az gecikme payıyla” bu seçimleri gerçekleştirme çağrısı yapıldı.
Temsilciler Meclisi’nin seçimlere en kısa zamanda uygun bir zemin hazırlanması amacıyla tüm taraflara yaptığı işbirliği çağrısının ardından, İngiltere Büyükelçiliği Seçim Komisyonu ve “Libya’nın bağımsızlık ve birliğini güçlendirecek olan seçimlerin düzenlenmesiyle ilgilenen” diğer kurumlarının çalışmalarından övgüyle söz etti.
Öte yandan, yerel basın yayın organları, yaklaşık 300 silahlı araçtan oluşan bir askeri konvoyun sürpriz bir şekilde dün Trablus’a giriş yaptığını bildirdi. Konvoyun batı bölgesinden geldiği belirtildi.
Askeri konvoy haberleri, Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı Terör ve Organize Suçla Mücadele İçin Caydırıcılık Birimi Başkanlığı’nın açıklamasından sonra geldi. Nitekim bu açıklamada Trablus Askeri Bölge Komutanlığı ve 444 Tugayı arasındaki ihtilaflara ve Trablus’ta “yeni bir savaşa yol açacak” noktaya ulaşan çekişmelere işaret ediliyor.
Caydırıcılık Birimi, önceki gün yaptığı açıklamada, kendisini “sonu iyi bitmeyecek olan bu çekişmelerin” dışında tuttu. Birim, Libya ordusunun bir parçası olması dolayısıyla Trablus Askeri Bölge Komutanlığı’na bağlı olan 444 Tugayı ile bir bağlantısı bulunmadığını ve bağımsız olduğunu vurguladı. Bu sırada “Üçüncü Güç” unsurlarının ekonomik haklarını talep etmek amacıyla Misrata Belediye binasını kuşattığını gösteren görüntüler paylaşıldı.
Abdurrauf Kareh başkanlığında aslen milis bir yapı olan Caydırıcılık Birimi, Trablus’ta birbirini izleyen hükümetlerin, güç ve otoritesini dayatmak için sırtını yasladığı bir teşkilatlanma olarak biliniyor.
Diğer taraftan, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışırken boğulan 12’den fazla göçmenin cansız bedeni Libya açıklarına vurdu.
Libya Kızılayı’nın ülkenin doğusuna yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki sahil kenti Hums’ta bulunan şubesinden yapılan açıklamada, yerel makamlarla yürütülen iletişimin ardından El-Alusa bölgesindeki kıyıya vuran 15 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı bildirildi. Söz konusu cesetlerin 12’si erkek, ikisi kadın ve bir bebeğe ait olduğu aktarılan açıklamada, olaydan sağ kurtulan 3 kişinin, bindikleri teknede 36 kişinin bulunduğu bilgisini verdikleri kaydedildi.
Hums Eğitim Hastanesi Başhekimi Usame es-Sakit, çürümeyen cesetlerin yaklaşık bir gün boyunca denizde kaldığını ve hastane morguna kaldırıldığını söyledi. İçişleri Bakanlığı ise 60 kişilik bir göçmen grubuna ait cesetlere ulaşıldığını ve bunların denizde rotalarını kaybeden kişilere ait cesetler olduğu tahmininde bulundu. Bakanlığın paylaştığı fotoğraflarda cesetler, siyah poşetlere konulmadan önce görülebiliyor.
Uluslararası Göç Örgütünden yapılan açıklamaya göre bu yıl içinde yaklaşık bin 500 göçmen Akdeniz’de yaşanan gemi ve tekne kazalarında boğularak hayatını kaybetti. Bu da 2015 yılındaki rakamlara kıyasla bu yıl daha fazla kişinin denizi geçmeye çalıştığı anlamına geliyor.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.