Tahran’a tanınan sürenin gölgesindeki Viyana müzakereleri

AB müzakerecisi Enrique Mora: Sekizinci turda yaptırımların kaldırılmasının yanı sıra nükleer yükümlülükler de ele alınacak.

Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu dün, Viyana'da sekizincisi gerçekleşen müzakere turunun açılışına ilişkin görseller dağıttı.
Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu dün, Viyana'da sekizincisi gerçekleşen müzakere turunun açılışına ilişkin görseller dağıttı.
TT

Tahran’a tanınan sürenin gölgesindeki Viyana müzakereleri

Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu dün, Viyana'da sekizincisi gerçekleşen müzakere turunun açılışına ilişkin görseller dağıttı.
Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu dün, Viyana'da sekizincisi gerçekleşen müzakere turunun açılışına ilişkin görseller dağıttı.

İran ile nükleer müzakerelerin sekizinci turuyla eş zamanlı olarak görüşmelerin süresi ve takvimi konusundaki tartışmalar da hız kazandı. Diğer yandan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora, müzakerelere katılan tarafların sekizinci tura 2021 bitmeden başlama konusunda acele etmelerine rağmen görüşmelerin ‘lojistik nedenlerden ötürü’  yılın bitimine üç gün kala duracağını ve önümüzdeki pazartesi günü yeniden başlayacağını duyurdu.
Şarku'l Avsat’ın edindiği bilgilere göre müzakere heyetleri, yeni yıl kutlamalarına ev sahipliği yapmak için otellerin kapatılması kaynaklı lojistik bir engelle karşılaştılar. Müzakere koordinatörleri şu an Avusturya’nın başkenti Viyana'nın merkezindeki lüks Palais Coburg otelinde, müzakerelere ev sahipliği yapacak ‘tarafsız bir yer’ bulma sorunuyla karşı karşıyalar. Palais Coburg’un tıpkı şehirdeki diğer oteller gibi yeni yıl kutlamalarına ev sahipliği yapmak için iki gün boyunca müzakerecilere kapalı olacağı bildirildi.
Mora, Batılı tarafların müzakereleri tamamlamak için ocak ayı sonları ile şubat ayı başı arasında bir tarih belirlediklerine dair iddiaları yalanlarken önceki turun sonunda vurguladığı “Müzakereler için önümüzde aylar değil, haftalar var” ifadesini tekrarladı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da iki gün önce yaptığı açıklamada, müzakerelerde bir anlaşmaya varmak için önlerinde ‘haftalar’ olduğunu ve İran'ın nükleer programındaki önemli gelişmeler nedeniyle kapının bundan sonra kapanacağını söyledi. Tam bir tarih belirtmekten kaçınan Sullivan, kapalı kapılar arkasında müzakerecilerin üzerinde çalıştıkları bir tarih olduğunu ancak bunun açıklanmayacağını kaydetti. Ancak İsrail devlet yayın kuruluşu Kan tarafından Batılı kaynaklardan aktarılan bilgilere göre İran’ın müzakereler dönmesi için son tarih olarak bu ayın sonu belirlendi.
Müzakerecilerin bu turda yaptırımların kaldırılmasının yanı sıra nükleer kısıtlamaların da ele alınacağını belirten Mora, sadece tek konu üzerinde yoğunlaşıp bir diğerini görmezden gelmediklerini, aksine her iki konunun birbirini güçlendirdiğini söyledi. Mora özlerine şöyle devam etti:
“Bu turda ABD’nin başta finans ve bankacılık sektörleri olmak üzere uyguladığı yaptırımların kaldırılması ve bu yaptırımların kaldırılması için sağlanacak garantiler üzerinde durulacak.  Nükleer yükümlülükler konusu da ele alınacak.”
Diğer yandan Rusya'nın Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov’un toplantının ardından gazetecilere açıklama yapmadan ayrılması ise şaşkınlığa neden oldu. Ulyanov’un bu tutumu ‘alışılmadık bir durum’ olarak nitelenirken Rus Temsilci sadece görüşmelerin iyi geçtiğini söylemekle yetindi.
Ulyanov, İran’ın müzakere heyeti ve AB müzakerecisi Mora ile görüştükten sonra Twitter hesabından “Görüşmelerde, nükleer anlaşmaya dönüşün son turunda ilerlemenin olası yolları tartışıldı” mesajını paylaştı. Ulyanov, bir önceki müzakerelerin sonunda Rusya'nın bunun son tur olması için her türlü çabayı göstereceğini söylemişti.
Katılımcı taraflar arasında, resmi toplantı öncesinde ikili ve üçlü görüşmeler gerçekleşti. Öne çıkan görüşme İran’ın müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Kani ile Fransa’nın müzakere heyeti başkanı olan Philippe Errera arasında gerçekleşen oldu. İki taraf ilk kez İngiltere ve Almanya temsilcileri olmadan bir araya geldiler. İran’da yayın yapan haber siteleri, görüşmeden bir kareye yer verdikleri haberlerinde bunun özellikle Tahran'ın Paris'e yönelik eleştirileri nedeniyle gerçekleştiğini aktardılar. Tahran, Paris'i tutumlarında katı olmakla ve müzakerelerde yapıcı bir tutum sergilememekle suçlamıştı.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA, İran’ın müzakere heyetine yakın kaynaklardan Fransız heyetinin müzakerelerin yedinci turu sırasında yapıcı bir rol oynamadığı yönündeki görüşü aktardı. Aynı kaynaklara göre Fransız heyetinin iki gün boyunca müzakerelere katılmaması ve Liverpool'e gitmesi İran tarafından önerilen iki taslakta ilerleme sağlanmasına yardımcı oldu.
Fransa, İngiltere ve Almanya müzakere heyetlerinin başkanları, yedinci turun başlamasından iki gün sonra Viyana'daki müzakerelerden ayrılmış, İran dosyasının yanı sıra diğer başlıkların da tartışıldığı G7 Zirvesi’ne katılmak üzere İngiltere'nin Liverpool kentine gitmişlerdi. İki gün sonra G7 Zirvesi’ne katılmak için Liverpool’e gelen ABD’nin müzakere heyeti başkanı Robert Malley ile birlikte geri döndüler.
Diğer taraftan ülkesinin Viyana’daki müzakere heyetine başkanlık yapan Çin'in BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Wang Qun, resmi müzakerelere başlamadan önce Kani – Errera görüşmesinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. İyimser bir tutum sergileyen Büyükelçi Wang Qun, “ABD ve İran arasındaki anlaşmazlıklar azalmaya başlıyor ve görüşler birbirine yaklaşıyor” dedi. Ayrıca önümüzdeki şubat ayından önce bir anlaşmaya varılacağı konusunda da iyimser olan Büyükelçi Wang, şubat ayı başlarında bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi. Tarihler hakkındaki düşüncelerine dair ​​ bir soruya verdiği yanıtta, “Neden gelecek şubat' ayını bekleyelim? Bu çok uzun bir zaman. Daha erken bir tarihte anlaşmaya varılabilir” dedi.
Diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan dün sabah yaptığı açıklamada, sekizinci tur müzakerelerde kendileri için en öncelikli konuların İran petrolünün satışına yönelik yaptırımların kaldırılması ve Washington’ın bir daha nükleer anlaşmadan geri çekilmeyeceğine dair garantiler vermesi olduğunu söyledi.
Reuters’ın haberine göre Bakan Abdullahiyan, düzenlediği basın toplantısında şu açıklamada bulundu:
“İran petrolünün herhangi bir kısıtlama olmadan rahatça satılabileceği, petrol satışından elde edilen döviz cinsinden gelirin İran banka hesaplarına aktarılabileceği ve nükleer anlaşmada öngörülen tüm ticari imkanlardan yararlanabileceğimiz bir noktaya gelmeliyiz. Bizim için en önemli konular, İran petrolünün herhangi bir engel olmadan rahat bir şekilde satılması ve parasının döviz olarak İran banka hesaplarına yatırılmasıdır. Nükleer anlaşmada öngörülen tüm ticari imkanlardan yararlanmalıyız.”
İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Bakan Abdullahiyan'ın gazetecilere yaptığı açıklamada nisan ve haziran ayları arasında, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümeti döneminde yapılan altı müzakere turunun sonunda ortaya çıkan taslağa işaret ederek “Haziran 2021’de ortaya konan taslağı bir kenara koyduk” dediğini aktardı.
Masada ortak ve kabul edilebilir bir senet olduğunu düşündüğünü ve buna ‘1-15 Aralık senedi’ dediklerini belirten Abdullahiyan, “Bugün itibarıyla ortak senet müzakereleri başlıyor. Yaptırımların kaldırılmasının doğrulanması ve çeşitli garantilerin verilmesi ele alınacak” ifadesini kullandı.
Fransa, İngiltere ve Almanya’dan üst düzey diplomatlar, müzakerelerin son turunda nükleer anlaşmayı canlandırma çabalarına ilişkin karamsar bir değerlendirmede bulunmuşlardı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada, “ABD ve ortakları, İran ile nükleer anlaşma müzakereleri konusunda diplomatik takvimleri tartışıyorlar” dedi. Sullivan ayrıca mevcut müzakerelerin birkaç hafta içinde amacını yitirebileceği uyarısında da bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade ise şu açıklamayı yaptı:
“Suni tarihlerin hiçbiri İran'ı bağlamaz. İran, kırmızı çizgilerini ve halkının çıkarlarını korumayı amaçlıyor. Bir takım tarihler açıklayan Sullivan’ın önce kendisinin bu tarihlere inanmasını umuyoruz.”
Fransa, İngiltere ve Almanya’ya seslenerek ‘pasif kalmaya’ bir son vermelerini isteyen Hatibzade, nükleer anlaşma kapsamındaki taahhütlerin yeniden uygulanması için ciddi bir planın hayata geçirilmesini beklediklerini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İlk fırsatta İran'ın çıkarlarını garanti altına alan bir anlaşmaya varmak için Viyana'dayız. Diğer tarafların İran'ın esnekliğine, iyi niyetine ve ciddiyetine nasıl tepki vereceklerini önümüzdeki günlerde göreceğiz.”
Açıklamasından sadece birkaç saat önce İran merkezli haber sitelerinde dolaşan bilgileri tekrarlayan Hatibzade, “İran’ın müzakere heyeti, Enrique Mora aracılığıyla ABD ile gayri resmi, dolaylı ve yazılı olarak görüşüyor” dedi.
İran’ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, ABD’nin ve İran’ın müzakere heyetleri arasındaki dolaylı yazışmaların devam ettiğini ve yazışmaların çoğunun yaptırımların kaldırılmasıyla ilgili olduğunu aktardı.  
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı da görüşmelerin başlamasından nükleer müzakere ekibine yakın diplomatik bir kaynağın açıklamalarını aktardı. Tasnim’in haberine göre kaynak, “Suni tarihlere mahkum olmayacağız. Bu tarihler kırmızıçizgilerimizi değiştirmeyecek. Bize göre müzakereler konusunda acil bir durum yok” şeklinde konuştu. Ayrıca müzakerelerde ilerleme kaydedilmesinin, ‘diğer tarafın yaptırımların kaldırılması konusundaki yaklaşımına bağlı’ olduğunu söyledi.
IRNA Haber Ajansı ise haberinde son tarihle ilgili söylemlerin, Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu’ndaki İranlı müzakereciler üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığını öne sürdü.
İran'da yayınlanan Jamejam gazetesi de son tarihlerle ilgili söylemlerin, pratikte topun İran’ın sahasına atılmasından, başka bir deyişle İran’a eksik veya kötü bir anlaşma önerme çabasından ibaret olduğunu iddia etti. İran'ın acelesi olmadığını vurgulayan gazete, Tahran’ın müzakereleri İran halılarını dokunmasında olduğu gibi bir düğüm üstte bir düğüm altta olacak şekilde sabırla ve yavaş bir şekilde yürüteceğini, sonuç alındığında güzel bir görüntüye ulaşmak için çalışma sırasındaki tüm düğümlerin neden gerekli olduğunun ortaya çıkacağını kaydetti.
Fransa'nın mevcut müzakerelerde daha radikal bir rol oynadığına dikkati çeken gazete, Fransa'nın bu turda da bir önceki turda olduğu gibi yıkıcı ve İran'a karşı kışkırtıcı rol arayışında olduğunun gözlemlendiğini belirterek, “Fransa sekizinci turda da yıkıcı bir rol oynuyor” diye yazdı.
Tahran’daki beklentiler, mevcut turdaki müzakerelerin 10 günden fazla süreceğine işaret ediyor. Mehr Haber Ajansı, şu an topun ABD ve Avrupa ülkelerinin sahasında olduğunu belirtti. Kimliği açıklanmayan kaynaklara göre Fransa, İngiltere ve Almanya balistik füze programı ve bölgesel meseleleri müzakerelere dahil etmeye çalıştı ama bu çaba İran heyeti tarafından ‘kararlı bir şekilde’ reddedildi. Mehr’in haberine göre ‘Siyonist yapı ile ABD arasındaki büyük anlaşmazlığa rağmen İsrail, Fransa üzerinden yaptırımları olumsuz yönde etkilemeye çalışıyor’.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.