Libya’da seçimlerin ertelenmesinin kazananları ve kaybedenleri
Libya’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Dibeybe ve Seyfulislam Kaddafi’nin ‘azalan ve artan’ şanslarına ilişkin kamuoyu ne düşünüyor?
Kahire / Jacqueline Zahir
TT
TT
Libya’da seçimlerin ertelenmesinin kazananları ve kaybedenleri
Geçen cuma günü yapılması planlanan Libya Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelenmesinin ardından Libyalılar, bu tarihi kazanımın ilk kaybedeni olarak endişe ve hayal kırıklığı içindeydiler. Ancak mevcut sahnenin takipçileri, ertelenen bu savaşın bazı adaylarda kayıplara yol açtığını ve diğer adayların ise çıkarına olduğunu ifade etti.
Libya Temsilciler Meclisi Üyesi Hasan ez-Zerka, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin seçimlerin ertelenmesinden en çok fayda sağlayan kişi olabileceğini söyledi. Zerka’ya göre Temsilciler Meclisi, birkaç gün önce Bingazi’de bir araya gelen bir grup cumhurbaşkanı adayının koordinasyon ve desteğiyle, Ulusal Ordu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile alternatif bir hükümet kurmaya karar verirse bu değişkenin, ülkenin kaderini önemli ölçüde değiştirmesi mümkün.
Zerka, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bir cumhurbaşkanı adayı olarak Dibeybe’nin, ‘hükümetinin yürütme otoritesinin başında kalması gerçeğinden’ yararlandığını ifade etti. Zerka, “Bu nedenle Dibeybe, görevden alınması halinde kendisini destekleyecekleri umuduyla, silahlı milisleri kontrol altına almaya ve pozisyonlar için onlarla flört etmeye çalışıyor” dedi. Hasan ez-Zerka, “Batılı ülkeler, yalnızca Temsilciler Meclisi’nin ve bu adayların arzusunu kabul edebilirler. Çünkü bazıları, ülke genelinde askeri güce ve önemli aşiret desteğine ve bölgesel desteğe sahiptir” şeklinde konuştu.
Geçen hafta ortalarında Bingazi şehri, eski Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmed Maitik ve UMH’de İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Arif en-Nayed ve Abdulmecid Seyfunnasr da dahil olmak üzere bir dizi adayın yer aldığı toplantıya ev sahipliği yaptı.
Zerka, devrik lider Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam’ın ‘seçimlerin ertelenmesinin en büyük kaybedeni’ olabileceğini ifade etti. Hasan ez-Zerka, konuyla ilgili olarak “Seçimler zamanında yapılsaydı Seyfulislam, cumhurbaşkanlığını kazanamayacaktı. Ancak siyasi bir parti kurmasına ve Libya sahnesindeki varlığını kanıtlamasına izin verecek ileri bir düzenlemeye sahip olacaktı” dedi.
Zerka, “Şu an herkes, özellikle de Seyfulislam’ın rakipleri, onun görevden alınmasını istiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, yakın zamanda onun tutuklanması ve teslim edilmesi için yardım çağrısında bulunan bir karar yayınladı. Onu Rusların müttefiki olarak nitelendiren ABD, teslim edilmesine yardım etmekten kesinlikle çekinmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Sadık Araştırmalar Merkezi Direktörü Enes el-Kamati, Başağa, Hafter, Maitik gibi diğer bazı adayların da seçimlerin ertelenmesinden fayda sağladığını belirtti. Kamati, “Çünkü hiçbiri, ilk turda yarışı kendi lehlerine kazanamazdı. Kabul edilebilir sayıda oy alamazdılar” dedi.
Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Bu, siyasi projelerindeki yakınlıktan ve kabile ve bölgesel ağırlık bakımından eşit şansa sahip oldukları şehir ve bölgelerde rekabet etmelerinden kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.
Enes el-Kamati ayrıca, “Libyalıların Seçim Komisyonu ve yargının rolüne ve ‘diğer rakipler lehine belirli adayları dışlama amaçlı siyasi kullanımlarına’ ilişkin artan şüpheleri, tüm seçim sürecine olan güvenlerini kaybettirebilir” dedi.
Ulusal Koalisyon’da Yüksek Heyet Başkanı Tevfik eş-Şehibi, “Mevcut komisyon konseyinin karşı karşıya olduğu eleştiriler nedeniyle istifasını sunması halinde Libya halkı, seçimlerin yapılmasına dair tüm umutlarını kaybetmekle tehdit edilebilir” dedi.
Şehibi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, komisyonun yeni bir konseyinin varlığının, hem Temsilciler Meclisi’nin hem de bir kez bile uzlaşı sağlamayan Devlet Yüksek Konseyi’nin onayını gerektireceğini söyledi. “Parlamento seçimlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuyla birlikte yapılması, üyelerinin çoğunluğunun siyasi varlığını sona erdireceği için iki konsey de mevcut durumdan yararlanıyor” diyen Tevfik eş-Şehibi, Yüksek Konsey Başkanı Halid el-Mişri’nin de daha önce seçimlerin ertelenmesi çağrısı yaptığı hatırlattı.
Şehibi, komisyonun önerdiği gibi ertelemenin bir aydan fazla uzatılması halinde parlamento seçimlerine katılan birçok aktivist ve parti üyesinin, kaybeden partiler listesine dahil edileceğine dikkat çekti. Bunun nedeninin ise kendilerini yerel topluluklara tanıtmak için gösterdikleri çabayı unutabilmeleri olduğunu ifade etti.
Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Saad bin Şerade ise Başkanlık Konseyi’nin akıbetine ve seçimlerin ertelenmesinden ne ölçüde yarar sağladığına değindi. Bin Şerade, özellikle başlangıçtan beri üstlendiği yetkilerin zayıflığı ortasında bu durumun, hükümetin kaderiyle bağlantılı olacağını dile getirdi.
Saad bin Şerade, Siyasi Diyalog Forumu’na geri dönüşün beklendiğini söylerken, Birleşmiş Milletler’in (BM) de herkesin üzerinde uzlaştığı bir anayasal kural oluşturarak, mevcut tıkanıklığı gidermek için oturumlarına yeniden başlayacağını vurguladı.
Yetkili, siyasi arenadaki denge değişikliklerinin, önemli değişikliklere yol açacağını da belirtirken, “Devlet bütçesi üzerindeki baskıyı göz önünde bulundurarak, hükümet ister görevine devam etsin isterse de ayrılsın, Dibeybe tarafından başlatılan gençlere yönelik evlilik desteği girişimleri durdurulacak” dedi.
Bağdat Yeşil Bölge’deki gözaltı operasyonun detayları ortaya çıktıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5289507-ba%C4%9Fdat-ye%C5%9Fil-b%C3%B6lge%E2%80%99deki-g%C3%B6zalt%C4%B1-operasyonun-detaylar%C4%B1-ortaya-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1
Bağdat Yeşil Bölge’deki gözaltı operasyonun detayları ortaya çıktı
28 Haziran 2026 şafağında Bağdat Yeşil Bölge girişlerinden birinde Irak’a ait “Humvee” araçlarını gösteren dolaşımdaki görüntü
Güvenlik kaynakları, Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezindeki Yeşil Bölge’de Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece, Irak Terörle Mücadele Gücü, ordu ve yolsuzluk dosyalarıyla ilgili uzman güvenlik birimlerinin katılımıyla geniş çaplı bir güvenlik operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi. Bölgeye giriş noktalarında ve ana yollarda güvenlik önlemlerinin artırıldığı ifade edildi.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre söz konusu güçler; yolsuzluk ve nüfuzun kötüye kullanılması iddialarına ilişkin dosyalar kapsamında siyasi ve devlet yetkilileri, milletvekilleri, güvenlik görevlileri ve iş insanlarını hedef alan mahkeme kararıyla gözaltı işlemlerini başlattı. Bazı gözaltına alınan kişilerin Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’na sevk edildiği belirtildi.
Bir hükümet yetkilisi, operasyonu Başbakan Ali Zeydi’nin denetlediğini ve gözaltıların yargı tarafından çıkarılan yakalama emirlerine dayandığını ifade etti. Aynı yetkili, Özel Kuvvetler ile Terörle Mücadele Gücü’nün operasyona katıldığını ve operasyonun sadece Bağdat ile sınırlı kalmayıp diğer şehirlere de yayıldığını söyledi.
Bir güvenlik kaynağı, Bağdat’ta Yeşil Bölge’nin yanı sıra Yermuk, Kadiyisiye, Şaab, Sadr Şehri ve Zeyyune bölgelerinde de gözaltıların yapıldığını; ayrıca Missan, Babil, Diyala ve Salahaddin illerinde de operasyonlar gerçekleştirildiğini aktardı.
Iraklı bir yetkili ise kolluk kuvvetlerinin operasyonla ilgili resmi bir açıklama hazırlığında olduğunu, gözaltına alınanların bugün (Pazar) yargı makamlarına sevk edileceğini bildirdi.
Aynı yetkili, Parlamento Başkanı’nın bazı milletvekilleri için dokunulmazlıkların kaldırıldığını da öne sürdü. Bu gelişmenin yasama tatiliyle eş zamanlı gerçekleştiği ifade edildi.
Kaynaklar, Yeşil Bölge’nin hâlen kapalı olduğunu ve Irak güvenlik güçlerinin çevrede arama-tarama faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.
28 Haziran 2026 şafağında Yeşil Bölge içinde bir evin etrafını saran Irak güvenlik güçlerine ait personel (X)
Yüksek düzeyli bir kaynak, gözaltıların petrol bakan yardımcısı Adnan el-Cemili’nin verdiği ifadeler doğrultusunda yolsuzluk dosyaları kapsamında gerçekleştirildiğini aktardı.
Görgü tanıkları ise zırhlı araçlar ve ağır silahlı güvenlik güçlerinin Yeşil Bölge içindeki bazı ev ve villaları kuşattığını söyledi.
Ayrıca Terörle Mücadele Gücü’ne bağlı unsurların, bir kişinin korunmasından sorumlu güvenlik görevlileriyle bir yakalama emrini uygulamaya çalışırken çatışmaya girdiği, ancak olayın niteliği ve olası yaralanma ya da ek gözaltılar konusunda net bilgi bulunmadığı ifade edildi.
Kaynaklar, operasyonların başkent genelinde birçok noktada baskınlarla sürdüğünü; eski bir hükümet yetkilisinin evine de baskın yapıldığına dair iddialar bulunduğunu ancak bunun bağımsız olarak doğrulanamadığını aktardı.
Güvenlik yetkilileri, gece boyunca yürütülen operasyonların mahkeme kararlarına dayanan “gözaltı kampanyası” olduğunu belirtti.
Sosyal medyada ise Yeşil Bölge’de ana kapıların kapatıldığını ve tanklar ile zırhlı araçların konuşlandığını gösterdiği iddia edilen görüntüler paylaşıldı. Ancak bu görüntülerin doğruluğu bağımsız olarak teyit edilemedi.
Şu ana kadar hiçbir resmi güvenlik, hükümet ya da yargı kurumu operasyonun nedenine veya gözaltına alınan kişilerin kimliğine ilişkin resmî bir açıklama yapmadı.
Trump'ın Libya anlaşması: Doğu ile batı arasında “zorla evlilik”https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5289490-trump%C4%B1n-libya-anla%C5%9Fmas%C4%B1-do%C4%9Fu-ile-bat%C4%B1-aras%C4%B1nda-%E2%80%9Czorla-evlilik%E2%80%9D
Trump'ın Libya anlaşması: Doğu ile batı arasında “zorla evlilik”
Libya'nın Sirte kentinde düzenlenen Flintlock-2026 Tatbikatı’nın açılış töreninde, Libya Ortak Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 14 Nisan 2026 (AFRICOM)
Manaf Saad
Libya kamuoyu, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin yeni Libya Özel Temsilcisi ve ülkedeki BM Destek Misyonunun (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh'in açıkladığı Libya krizine çözüm bulmayı amaçlayan yol haritasını pek coşkulu karşılamadı. Tetteh’ten önce sekizden fazla BM özel temsilcisi bu görevi üstlenmiş, ancak 2011 yılından bu yana siyasi, güvenlik ve ekonomik çalkantılarla boğuşan ülkede durumu düzeltmeyi başaramamıştı.
Libya kamuoyunun pek çok kesiminden UNSMIL’e yönelik sert ve tekrar eden eleştirilere karşın Libya'daki çözümün artık Libyalıların ya da uluslararası temsilcilerin karşı koyamayacağı ya da en azından yumuşatamayacağı bölgesel ve uluslararası müdahalelere rehin olduğunu vurgulamak gerekiyor. BM Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) ya da Libya dosyasına dahil taraflar arasındaki dış toplantılardan yayımlanan tüm siyasi bildirilerde çözümün sahipliğinin ve liderliğinin Libyalılara ait olması gerektiği ısrarla vurgulanıyor olsa da bu açıklamalar, kararın Libya'ya değil uluslararası alana ait olduğu sade gerçeğini gizleyemiyor.
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter geçtiğimiz yıl, Libya krizi çözümünün tellerine dokunmaya çalıştığında kasım ayı sonlarında on Batılı ve bölgesel ülkenin yayımladığı bir bildiri, Hafter'in Libya'nın sorunlarına yerli çözüm söylemi altında cumhurbaşkanlığı hedeflerine ters düştü. Bildiride, çözümün bölgesel ve uluslararası destek gören ülkenin batısındaki diğer Libyalı tarafları da kapsaması gerektiğini vurgulandı. Bildirinin yayımlanmasından bir hafta sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Baş Danışmanı Massad Boulos, bildirinin arkasında kendisinin olduğunu açıkladı. Boulos geçtiğimiz yılın eylül ayından itibaren Trablus ve Bingazi ailelerini bir araya getiren ve bu çözümün siyasi, askeri ve ekonomik ayrıntılarına her iki tarafın da destek verdiği bir formül arayışına girmişti.
Boulos bu süreçteki çabasını bu yılın ocak ayında Paris'te düzenlenen bir başka toplantıda da teyit etti. Toplantıya bir tarafta Halife Hafter'in oğlu ve babasının yerine LUO Başkomutanı görevini üstlenen Saddam Hafter, diğer tarafta Trablus'taki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’nin yeğeni ve Ulusal Güvenlik Danışmanı İbrahim ed-Dibeybe katıldı.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Boulos, o günden beri, geçtiğimiz nisan ayında ülkenin doğusu ve batısındaki iki ana taraf arasında birleştirilmiş kalkınma harcamaları konusunda imzalanan önemli bir anlaşmayı içeren planını uygulamaya devam etti. Anlaşma, devletin genel harcama tablolarının kabul edilmesini öngörüyor. Bunun ardından Libya’nın batısındaki ve doğusundaki silahlı güçler, ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı'nın (AFRICOM) denetiminde Sirte kentinde düzenlenen Flintlock-2026 Tatbikatı’na katıldı.
Son aylarda sızdırılan bilgiler, Abdulhamid ed-Dibeybe'nin birleşik hükümet başkanlığı görevini sürdürmeye devam edeceğini, Saddam Hafter'in ise Başkanlık Konseyi başkanlığı görevini elde edeceğini gösteriyor.
Massad Boulos, Libya'daki siyasi, güvenlik ve ekonomi kurumlarını birleştirme sürecinde ilerlemeyi sürdürdüğünü pek çok açıklamasında dile getirmeye devam ettiyse de planının ayrıntılarını açıklamadı. Bununla birlikte son aylarda sızdırılan bilgiler, Abdulhamid ed-Dibeybe'nin birleşik hükümetin başbakanlığı görevini sürdürmeye devam edeceğini, Saddam Hafter'in ise Başkanlık Konseyi başkanlığı görevine getirileceğini gösteriyor.
Boulos'un Libya'daki girişimleri, geçtiğimiz 20 Haziran Cumartesi günü Mısır'ın El-Alemeyn kentinde Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla katıldığı toplantının gündeminden ayrı görünmüyor. Mısır İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Hasan Mahmud Reşad, El-Alemeyn toplantısının ertesi günü, Trablus'u ziyaret etti ve burada Başbakan Dibeybe ve UBH’den diğer yetkililerle görüştü. Bu ziyaret, Mısır'ın Libya'daki olası siyasi değişimlerin merkezinde yer aldığını, ülkenin batısıyla ilişkilerini geliştirdiğini ve kendisini LUO Genel Komutanlığı'yla yakın ilişkilere hapsetmediğini gösterdi. Bu durum, son dönemde Genel Komutanlığın Sudan'daki Muhammed Hamdan 'Hâmidetî' Dagalu liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) silah ve yakıt tedarik etmesiyle de gölgelendi. Kahire bunu, geçici Askeri Konsey Başkanı Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusunu desteklediği için Mısır'ın ulusal güvenliğine ciddi bir müdahale olarak değerlendiriyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos’u kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, bölgede -özellikle Libya dosyasında- tansiyonu düşürmeye yönelik mutabakatlara ulaştıktan sonra harekete geçti. Bu süreç çerçevesinde iki ülkenin istihbarat servisi başkanları doğu ve batıyı ziyaret etti ve bazı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu hareketlilik, doğu ve batı arasında iktidar paylaşımına yönelik Amerikan planının konuşulduğu bir döneme denk geldi. Bu da yeni dengeler için herhangi bir uzlaşının yalnızca bir tarafı değil, Mısır ile Türkiye'yi de kapsaması gerektiğine işaret ediyor.
Mısır İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Reşad, 22 Haziran'dan dört gün önce, Trablus'ta UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile pek çok askeri ve güvenlik yetkilisiyle görüştü. Bu görüşme, Reşad'ın Kahire'de doğu kampındaki LUO Başkomutan Yardımcısı Saddam Hafter ve Massad Boulos ile yaptığı görüşmenin hemen ardından gerçekleşti. Bu durum, Kahire ile Libya'nın batısı arasındaki yakınlaşmanın artık açıkça görülür hale geldiğini gösterdi. Bu yakınlaşma, doğu kampıyla varılan mutabakatlar eşliğinde sürüyor. Mısır, Libya kurumlarının kapsamlı bir Libya-Libya süreciyle birleştirilmesini destekliyor. Uluslararası kararların uygulanması doğrultusunda tüm yabancı kuvvet ve paralı askerlerin Libya topraklarından çekilmesini ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en kısa sürede yapılmasına zemin hazırlanmasını gerekli görüyor. Bunu da Libya’nın güvenliğini Mısır'ın ulusal güvenliğinin bir parçası olarak değerlendirdiğinden yapıyor.
Bu gelişmelere, Türkiye'nin Libya politikasında köklü bir dönüşüm eşlik etti. Doğu Libya ile doğrudan iletişim kanalları açıldı. 23 Haziran Salı günü Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Libya'ya gitti. Trablus'ta Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Dibeybe’nin yanı sıra askeri ve güvenlik yetkilileriyle, Bingazi'de ise Tümgeneral Saddam Hafter ile görüştü. Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarının yeniden birleştirilmesi için görüşleri yakınlaştırmaya ve herhangi bir siyasi uzlaşının sürdürülebilirliğini güvence altına almaya çalışıyor. Türkiye'nin şu anda izlediği batı ve doğu Libya arasında yakınlaşma yaratma çizgisi, 2019 yılında Trablus ile imzaladığı tartışmalı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’nın ardından yıllarca Libya'nın batı kampını desteklemesinin ardından ciddi bir dönüşümü temsil ediyor.
İtalya Dış Güvenlik ve İstihbarat Servisi Başkanı Giovanni Caravelli de Trablus'u ziyaret ederek Dibeybe ile görüştü. Görüşmede Caravelli, İtalyan hükümetinin Libya ile ortak ilgi alanına giren çeşitli dosyalarda koordinasyon ve iş birliğini sürdürme konusundaki kararlılığını teyit ederken Dibeybe, ‘istikrarı desteklemek, kurumların birliğini korumak ve Libya halkının beklentilerini gerçekleştirecek siyasi süreci ilerletmek için uluslararası çabaların ve tutumların koordinasyonunun önemini’ vurguladı.
Bu bölgesel ve uluslararası hareketliliğin öncesinde iç siyasette de bir gelişme yaşandı. Başkanlık Konseyi, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) başkanlarının imzaladığı sürpriz bir üçlü bildiri, Hanna Tetteh'in 18 Haziran'da BMGK’ya yaptığı brifingden iki gün önce yayımlandı. Bildiri, mevcut kurumsal yapıyı korurken önümüzdeki yılın şubat ayında parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidilmesini öneren bir girişimi içeriyordu. Üç başkan, plan metnini BM özel temsilcisine ileterek üzerinde baskı kurma niyetlerini teyit etti. Bu adım, Bingazi'deki Saddam Hafter ekibini, üç başkanın girişimine sert bir yanıt olarak Genel Komutanlık aracılığıyla Boulos planına açıkça destek veren bir bildiri yayımlamaya yöneltti. Bunun ardından Temsilciler Meclisi'nden 47 üyenin, Washington'ın girişimiyle ilgili Trablus ve Bingazi taraflarını desteklediklerinden Amerikan çabasını selamladıklarını duyuran bir bildiri yayımlaması da sürpriz olmadı.
Boulos planına yönelik itirazlar yalnızca Libya içinden gelmiyor. Rusya da bu plandan tedirgin; çünkü plan, kendisinin de parçası olduğu BM Güvenlik Konseyi ve Berlin sürecinin dışından geliyor.
Bu desteğin içinde Libya'da siyasal İslam liderlerinden biri olan Abdulhakim Belhac de yer aldı. O da Trablus'tan Boulos planına desteğini dile getirdi, ancak planın ayrıntılarının açıklanması çağrısında bulundu. Bununla birlikte Belhac'ın bu önemli tutumunun, Libya Müftüsü ve radikal İslamcı akımın lideri Sadık el-Giryani'nin tutumundan farklı olduğunu vurgulamak gerekiyor. Giryani, Saddam Hafter'i Başkanlık Konseyi başkanlığına getirmeyi hedefleyen Boulos planına sert biçimde karşı çıktı. Bu karşı çıkışta Abdulhamid ed-Dibeybe'nin kendisinin de mensubu olduğu Misrata grupları da Giryani'ye güçlü destek verdi.
Bu bağlamda ülkenin batısında, doğusunda ve güneyinde sivil-demokratik akıma bağlı siyasi aktivistler ve partilerin temsil ettiği sessiz çoğunluğun görüşlerini de göz ardı etmemek gerekiyor. Bu kesimler, Dibeybe ve Hafter ailelerinin iktidarın dümenini tutmaya ve devlet kurumlarını kontrol etmeye devam etmesine güçlü biçimde karşı çıkıyor. Bu muhalefet, BMGK Uzmanlar Komitesi'nin geçtiğimiz nisan ayında yayımladığı raporun ardından daha da güçlendi. Rapor, iki ailenin yetkilileri ve yardımcılarının işlediği ağır insan hakları ihlallerini ve yasadışı petrol kaçakçılığı ile satış suçlarını özellikle kınadı; bu suçların ülkenin kamu güvenliği, siyasi ve ekonomik istikrarına zarar verdiğini vurguladı.
Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ve Ulusal Petrol Kurumu Vekil Başkanı Mesud Süleyman Musa, 17 yıl sonra ilk kez yeni petrol arama ve üretim lisanslarının verildiğini duyurmak için Trablus'ta düzenlenen basın toplantısında yan yana, 11 Şubat 2026 (AFP)
Libyalıların bildiği acı gerçek ise Boulos’un girişimi uygulanması halinde ufukta umut ışığı görünmüyor olması. Başbakan Dibeybe, kendilerini doğrudan etkileyen ve günlük yaşamlarında acı çektikleri geçim koşullarını düzeltme niyeti göstermedi. Tam tersine kendisi ve etrafındaki çevre, iktidarda kalmalarının asıl motivasyonu olan kamu kaynaklarını yağmalama konusundaki kararlılıklarını sergiledi. Bingazi'de Mareşal Halife Hafter'in oğullarının kontrol ettiği paralel hükümet ve diğer kurumlarda da durum aynı.
Genel gidişatı kontrol eden bu güçlerin hiçbiri yerel bankalardaki nakit sıkışıklığına çözüm bulmaya, Libya dinarının dolar karşısındaki değer kaybının fiyat artışı ve enflasyona yol açmasına, tekrarlanan akaryakıt krizlerine, saatlerce süren elektrik kesintilerine, başkentte ve diğer bölgelerde sivillerin yaşamına son veren milis çatışmalarının önüne geçmeye ya da ülkenin her köşesinde kamu özgürlüklerinin olmamasına karşı harekete geçmedi.
Bununla birlikte Boulos planına yönelik itirazlar yalnızca Libya içinden yapılmadı. Rusya da bu plan karşısında tedirgin. Çünkü plan, kendisinin de parçası olduğu BMGK ve Berlin sürecinin dışından geliyor. Boulos’un görüşme ve koordinasyon ağı Batılı ve bölgesel ülkeleri kapsarken ülkenin doğusunda askeri olarak konuşlanan Rusları dışlıyor. Rusya, Libya'nın siyasi ve askeri kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen tüm bu çabaların nihayetinde ilk aşamada Rus askeri varlığını ülkenin doğusunda ve güneyinde kısıtlamayı, sonraki aşamada ise tümüyle sonlandırmayı amaçladığının farkında.
Boulos planı, hesapta olmayan engellerle yüzleşmediği takdirde Libya'daki durgun suları hareketlendirebilir; aksi halde mevcut durgunluk sürmeye devam edebilir.
Bu nedenle Hanna Tetteh kendisini karmaşık bir tablonun içinde buluyor. İçeride Libya kamuoyunun geniş bir kesiminin yaşadığı sorunların önemini ve ağırlığını bilen ve bunlarla köklü çözümler aracılığıyla yüzleşmeyi isteyen Tetteh, BMGK’ya yaptığı son brifingde bunları açıkça dile getirdi. Bununla birlikte Tetteh’in Boulos planıyla uyum sağlamaya yöneldiği görülüyor. Bu doğrultuda son dönemde her iki aileden dört üyeyi açıkça temsil edecek bir küçük komite oluşturdu. Tetteh, bu komitenin geçtiğimiz yıl ilan ettiği yol haritasının uygulanmasının önündeki bazı asılı zorlukların aşılmasını sağlayabileceğini umuyor. Tetteh, bu komitenin geçen yıl Libyalı hukuk ve siyaset uzmanlarından oluşturduğu istişari komite tavsiyeleri temelinde değişiklik gerektiren parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçim yasaları üzerinde anlaşmaya ulaşmasını arzu ediyor. Küçük komite bunu başarırsa seçim yasaları sorununun aşılmasının ardından BM yol haritasının kapsadığı bir aşama olan birleşik hükümetin kurulmasının önü açılacak.
İç ve dış zorlukların boyutu ne olursa olsun ABD'nin çözüm çabaları karşısında Libya, İran'daki savaşın tetiklediği küresel enerji krizinin ardından ABD'nin gözünde öncekinden çok daha büyük bir önem kazanmaya başladı. Amerikalılar, Libya'nın şu an 1,5 milyon varil olan günlük petrol üretimini 2030 yılına kadar 3 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Bu beklentiler, Boulos'u Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) aracılığıyla ConocoPhillips ve Chevron gibi büyük Amerikan şirketleriyle yeni arama ve sondaj anlaşmaları imzalamaya yöneltti. ABD yönetimi, Trablus'taki Abdulhamid ed-Dibeybe hükümetinin terörle mücadele alanındaki iş birliğini de göz ardı etmiyor. Hükümet, son dönemde 2012 yılında Bingazi'deki ABD Konsolosluğu binasına düzenlenen saldırıya karışmakla suçlanan Libya vatandaşı Mera'i Salih el-Arfi'yi ABD'ye teslim etti. Bu gelişme, geçtiğimiz şubat ayında aynı saldırıya katıldığı gerekçesiyle aranan Zubeyr el-Bukuş'un teslim edilmesinin ardından yaşandı.
Önümüzdeki haftalar ve aylar, son derece karmaşık bir krize ilişkin pek çok soruya yanıt verecek. Boulos planı, hesapta olmayan engellerle karşılaşmadığı sürece Libya'daki durgun suları hareketlendirebilir. Aksi halde ise bu durgunluk sürmeye devam edebilir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn’dan, ABD Başkanı Trump’a: Lübnan, çerçeve anlaşmasının uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecekhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5289486-l%C3%BCbnan-cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-avn%E2%80%99dan-abd-ba%C5%9Fkan%C4%B1-trump%E2%80%99-l%C3%BCbnan-%C3%A7er%C3%A7eve-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn’dan, ABD Başkanı Trump’a: Lübnan, çerçeve anlaşmasının uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, dün ABD Başkanı Donald Trump'a Lübnan'ın İsrail ile varılan çerçeve anlaşmanın uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini teyit etti.
Avn, Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ABD'den anlaşmanın herhangi bir şekilde ihlal edilmesinin önüne geçmesini ve İsrail'in güney bölgelerinden çekilmesi için baskı uygulamasını talep etti.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Cumhurbaşkanı Orgeneral Jozeph Avn, bu gece ABD Başkanı Donald Trump'tan bir telefon aldı. Trump, Lübnan ile İsrail arasında ABD gözetiminde imzalanan çerçeve anlaşma dolayısıyla Aoun'u tebrik ederek ülkesinin Lübnan'ın ve Lübnan halkının yanında olduğunu ve anlaşmanın hükümlerinin hayata geçirilerek Lübnan'a güvenlik ve istikrarın yeniden kazandırılması için her türlü çabayı sarf edeceğini vurguladı."
Açıklamada Trump'ın ayrıca şunları belirttiği kaydedildi:
"ABD, Lübnan halkına iyilik ve ilerleme kaydedilmesini diliyor. Lübnan'ın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklemek, devlet otoritesinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla tüm Lübnan topraklarına yayılmasını sağlamak, Lübnan'ın istikrarına yönelik tehditleri durdurmak ile Cumhurbaşkanı'nın tutumlarını ve hükümetin kararlarını desteklemek için hiçbir çabadan kaçınmayacaktır. ABD, Lübnan'ın bölgesindeki ve dünyadaki öncü rolünü yeniden üstlenmesi amacıyla Lübnan ekonomisine ve meşru güvenlik güçlerine de destek sağlayacaktır."
Avn, Trump'a "Lübnan'a, meşru otoritesine, anayasal ve güvenlik kurumlarına, başta ordu olmak üzere gösterilen destekleyici tutum" için teşekkür etti. Lübnan devletinin çerçeve anlaşmanın uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini belirten Avn, ABD'nin her türlü ihlali önlemeye ve anlaşma kapsamında üstlenilen tüm taahhütlerin yerine getirilmesini güvence altına almaya, özellikle de İsrail'i uluslararası sınıra kadar ordunun konuşlanmasını kolaylaştırmak amacıyla güneyde işgal ettiği topraklardan çekilmesi için baskı uygulamaya katkı sağlamasını umduğunu belirtti.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre görüşmenin sonunda Trump, yakın zamanda Washington'da Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşeceğine işaret etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة