ABD raporu: Erdoğan’ın meşruiyeti, ABD - Türkiye ilişkilerinin geleceğini belirleyecek

Ekonomik istikrarsızlık ve döviz krizi, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın yönetiminin karşı karşıya olduğu ve dış politikalarını etkileyen iki büyük zorluk

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

ABD raporu: Erdoğan’ın meşruiyeti, ABD - Türkiye ilişkilerinin geleceğini belirleyecek

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

İnci Mecdi
Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye yetkilileri ABD - Türkiye iş birliğinin sürdürülmesinin ve Türkiye’nin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) üyeliğinin önemine defalarca dikkatleri çekseler de, 2021 yılında ABD’nin aldığı Türkiye karşıtı kararların yanı sıra Türkiye’nin eylemleri, ikili ilişkilerin geleceği hakkında birçok soru ve şüpheyi gündeme getirdi. ABD Kongresi’ne bağlı Kongre Araştırma Servisi, bu gerginlik ortasında iki ülke arasındaki ilişkinin geleceğine dair kilit faktörlere değindi.
Kongre Araştırma Servisi, yeni yayınlanan yıllık raporunda, ABD- Türkiye ilişkilerinin geleceğinin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu vurguladı. Raporda, söz konusu faktörler arasında ‘Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın (döviz krizi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ile ilgili çeşitli endişeler göz önüne alındığında) içerideki kontrolünü sürdürüp sürdüremeyeceği, Türkiye’nin daha fazla Rus silahı almaya devam edip etmeyeceği ve Rus S-400 füze savunma sistemini kullanıp kullanmayacağı, çeşitli bölgesel krizlerin (Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki gaz anlaşmazlıkları) sonucunun ne olacağı, bunların Türkiye’nin ABD, Rusya, Çin, Avrupa Birliği (AB), İran ve Arap hükümetleri gibi kilit aktörlerle ilişkileri üzerindeki etkisi, son olarak Türkiye’nin gücünü pekiştirip pekiştiremeyeceği ve askeri ve ekonomik işbirliğinden yararlanarak kendi nüfuz alanını oluşturup oluşturmayacağı’ konuları da yer alıyor.

Döviz krizi ve ekonomik kriz
Rapor, geçen hafta dolar karşısında 18,4’e kadar ulaşan liranın son derece düşük bir seviyeye gerilemesinin ardından yaşanan Türk para krizine odaklandı. Bu kriz, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın tek taraflı kararlarına dayalı olarak faiz oranlarını düşürmeye yönelik bir dizi önlem nedeniyle enflasyonun artması korkuları ortasında aylarca süren sürekli bir düşüşün ardından yaşandı. Cumhurbaşkanının, yüzde 50’den fazla bir sıçrama yapmak için piyasaya milyarlarca dolar pompalayarak lirayı kurtarmaya dönük müdahalesine rağmen para birimi, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 7,3 liraya kıyasla bu hafta başlarında dolar karşısında yaklaşık yüzde 8 kayıpla 11,78’e ulaştı. 30 Aralık’ta ise Reuters, Türk lirasının dolar karşısında 13,2 olduğunu bildirdi.
ABD raporuna göre birçok gözlemci, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ‘büyük ölçüde totaliter yönetimi’ ile ilgili endişelerini dile getirirken, ekonominin rejimin önündeki en büyük zorluk olmaya devam ettiğini belirtti. Gözlemciler, 2021’in sonlarında hızla devam eden döviz krizinin, bazı yapısal ekonomik sorunları daha da kötüleştirdiğini, bu durumun ise önemli bir iç endişeye neden olduğunu ifade etti.
Ülke, hiperenflasyonla karşı karşıya iken Erdoğan, Türkiye Merkez Bankası’na faiz oranlarını düşürmesi için baskı yaptı. Bu, faiz oranlarını yükseltmenin enflasyonu durdurduğuna, yabancı sermayeyi çektiğine ve para birimini desteklediğine dair geleneksel ekonomi teorisine aykırı bir karar. Gözlemciler, Erdoğan’ın 2021’de Türkiye’nin maliye ve para politikasını kendi görüşleriyle daha uyumlu hale getirmek için Merkez Bankası Başkanı’nı ve Maliye Bakanını değiştirdiğini söylüyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı, bu ayın başlarında aldığı parasal kararlar hakkında düşük faiz oranlarının 'üretimi, istihdamı ve ihracatı artırdığını’ savunmuştu. Erdoğan ayrıca, yüksek faiz oranlarını ‘İslam’ın öğretileriyle çeliştiği ve zengin ile fakir arasındaki uçurumu artırdığı’ için eleştirmişti.

Olağanüstü hâl dayatması
Gözlemciler, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın muhalefetteki siyasilerin erken seçim çağrısına yanıt vermesini uzak bir ihtimal olarak görüyor. Artan yaşam maliyetine karşı çoğalan halk memnuniyetsizliği ortasında cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin Haziran 2023’te yapılması planlanıyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre, ABD raporunda, ekonomik kargaşa iç istikrarsızlığı körüklerse Erdoğan hükümeti, seçimleri erteleme olasılığı da dahil bir olağanüstü hâl uygulamaya başlayabilir. Bunun yanı sıra bazı taraflar, Erdoğan döneminde özgür ve adil seçimlerin yapılıp yapılamayacağını veya Erdoğan’ın yandaşlarının muhalefet partilerine gerçekten oy verip vermeyeceğini sorguluyor. Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı’nın sağlık durumuyla ilgili söylentileri, ‘asılsız’ olarak nitelendirerek yalanlasa da, ABD raporunda adı geçen bazı kaynaklar Erdoğan’ın sağlığı hakkında ciddi soru işaretlerine değiniyor.

Bölgesel bir güç ve çok kutuplu bir sistem
Dış ilişkiler açısından ise Türkiye’nin ABD ve diğer ülkelerle olan ilişkilerindeki eğilimler, ‘çok kutuplu bir dünya düzeninde bölgesel bir güç olarak hareket etmek için daha fazla bağımsızlık arayan’ Ankara’nın genel stratejik yönündeki değişiklikleri yansıtıyor. Rapora göre Türkiye’nin dış politika yörüngesi, 1952’de NATO’ya katılmasından bu yana, şu anda tartışmasız olarak daha az batı yönelimli.
Türkiye’nin Rus S-400 füze savunma sistemini satın alma ısrarı, ABD ile ilişkilerinde önemli bir yankı buldu. Öyle ki bu, Washington’un Ankara’yı F-35 savaş uçağı programından çıkarma kararı almasına yol açtı. Türkiye Savunma Sanayi’sine de ABD’nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar uygulandı.
Rapora göre Türkiye’nin füze savunma sistemi konusundaki ABD ile Türkiye arasında devam eden gerginlik, Batı’nın Türkiye’ye daha fazla silah satışını önleyebilir. Türkiye, geçtiğimiz günlerde yeni bir grup ‘F-16’ uçağının satın alınmasını ve filosundaki eski uçakların modernizasyonunu ABD'den talep ederken, Kongre’nin bazı üyeleri bu talebe karşı çıktı. Bu durum, kısmen Türkiye’nin Rus silahlarını satın almaktaki ısrarından kaynaklanıyor. Bu bağlamda gözlemciler, Türkiye’nin savaş uçaklarını modernize etmek için ABD ile ortaklık kuramaması halinde, alternatif olarak Rusya’ya veya diğer tedarikçilere yönelebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak Türkiye’nin, Rus silah platformlarına yönelmesi halinde NATO ile savunma konularına nasıl yakınlaşacağı da belirsiz.

Geleneksel ilişkiler
Geleneksel olarak Türkiye, savunma iş birliği konusunda ABD ve NATO’ya yakından güveniyor. Aynı şekilde 1990’ların sonundan bu yana gümrük birliği için AB ile enerji ithalatı için Rusya ve İran’la olan ilişkileri de dahil, ticaret ve yatırım işlerinde de Avrupa ülkeleriyle bağlantılı. Bu, Türkiye’nin askeri gücünün ve ekonomik refahının hala büyük ölçüde bu geleneksel ilişkilere bağlı olduğu anlamına geliyor.
Öte yandan Kongre Araştırma Servisi’ne göre Türkiye’de devam eden ekonomik kriz, bu geleneksel ilişkilerin sıkıntıya girmesi durumunda ülkenin karşı karşıya kalacağı tehlikelere de ışık tutuyor. Suriye, Yunanistan, Kıbrıs ve Libya konusuyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere Türkiye’yi çevreleyen bölgedeki çeşitli karmaşık koşullar, Türkiye’nin ABD ve diğer kilit aktörlerle olan ilişkilerini etkiliyor. Ama Erdoğan’ın Türk milliyetçilerle parlamentodaki koalisyonunu koruma ve içeride gücünü pekiştirme konusundaki arzusu, bazı durumlarda bölge ülkelerine ve diğerlerine yönelik eylemlerini kısmen açıklayabilir.
Örneğin Ankara, Moskova’dan bir füze savunma sistemi satın alırken ve son birkaç yılda iki taraf arasındaki iş birliği bazı alanlarda gelişirken, Türkiye’nin ‘başta Libya ve Suriye olmak üzere pek çok çatışma alanında’ Rusya’ya karşı koyma hamleleri, (ABD’li gözlemcilere göre) iki ülke arasındaki işbirliğinin kapsamlı değil, konjonktürel olduğunu gösteriyor.

İncirlik’e alternatif
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de (Güney) Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkelerle yaşadığı gerilimler, (Güney) Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve Mısır gibi bölgedeki birçok ülkeyle ilişkilerinin olumsuz etkilenmesine ve söz konusu ülkelerin birbirlerine yaklaşmalarına yol açtı. Zaman zaman ABD’li yetkililer, Türk uygulamalarına karşı koymak için müttefikler ve diğer ortaklar arasındaki iş birliğini teşvik etti. Örneğin Washington’un, Atina ile karşılıklı bir savunma iş birliği anlaşması bulunuyor. Bu çerçevede rapor, bazı gözlemcilerin ABD’nin ABD ve NATO askeri varlıkları için Türk topraklarına alternatif üsler keşfetmesi gerektiğine dair tavsiyelerine dikkat çekiyor.
Kongre’nin raporunda, Türkiye ve Batılı ülkeler arasında artan gerginliğin ve Türkiye topraklarının ABD ve diğer NATO askeri varlıkları açısından sağladığı fayda konusundaki şüphelerin, birçok gözlemciyi ‘Türkiye’deki İncirlik üssüne alternatif üsler arama’ çağrısında bulunmaya ittiği belirtiliyor. Bazı raporlar, genişletilmiş ABD askeri varlığının veya Yunanistan, Güney Kıbrıs, Ürdün ve Romanya gibi ülkelerdeki olası genişlemesinin, Türkiye ile ilgili endişelerle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Türkiye’nin güneydoğusundaki İncirlik Askeri Hava Üssü, NATO’nun bölgedeki stratejik  varlığı olarak kabul ediliyor. Bu üs, ABD’nin Suriye’de saldırılar başlattığı DEAŞ’a karşı savaşta önemli bir rol oynadı. ABD, bu üste Soğuk Savaş dönemine ait 50 adet B-61 nükleer savaş başlığı depoluyor ve üste yaklaşık bin 500 ABD askeri personeli bulunuyor. Üs, 1955’ten bu yana her iki ülkenin de kontrolü altında. Burası, Sovyetler Birliği’ne yönelik ABD nükleer bombalarının depolanması için uygun bir yerdi.
İncirlik üssünün bölgedeki askeri operasyonlar açısından önemine rağmen 2019 yılından bu yana ABD karar çevrelerinde, üssün Yunanistan’ın Girit adası da dahil olmak üzere bölge ülkelerinden birine devredilmesi konusunda konuşmalar dönüyor. Eylül 2020’de ABD basınında çıkan haberlere göre Kongre’de, Türkiye’deki hava üssünün ‘endişe verici’ dış politika nedeniyle terk edilmesi hakkında konuşuluyordu. Bu, birçok gözlemci tarafından da desteklenen bir çağrı.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), son yıllarda İncirlik’e olan bağımlılığını azaltacak gibi görünen adımlar attı. Medya organlarına göre ABD, ‘Yunanistan ve Kıbrıs’ta ABD üsleri geliştirmenin yanı sıra’ Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nü geliştirmek için son iki yılda 150 milyon dolardan fazla harcama yaptı.
Bununla birlikte Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere deniz erişimini kontrol eden Karadeniz’deki Türk nüfuzu, Ankara açısından güçlü bir nokta ve (Karadeniz’deki Rus etkisini baltalamak isteyen) ABD ve tabii ki NATO ile önemli bir iş birliği alanı olmaya devam ediyor. Karadeniz’deki Türk nüfuzu, 1936 Montrö Sözleşmesi ile Ankara’ya tanınan sınırlı bir ayrıcalık.

Erdoğan’ın meşruiyeti
Rapora göre Washington’un Erdoğan ile yakın ilişki kurmaya ne ölçüde istekli olduğu, ‘Erdoğan’ın ülke içindeki siyasi meşruiyetine, iktidarda kalma olasılığının ne kadar olduğuna ve halefinin jeopolitik, tarihsel ve ekonomik mülahazalar çerçevesinde politikalarını ne kadar değiştirebileceğine’ ilişkin ABD tasavvuruna bağlı olabilir. Erdoğan’a destek, ülkesindeki diğer büyük politikacılarla kıyaslandığında kısmen ulusal güvenlik kaygılarına ve ekonomik koşullara, kısmen de ırk, din, cinsiyet ve sosyal sınıftan kaynaklanan ideolojik veya kolektif kimlik değerlendirmelerine bağlı.
Ayrıca ABD yönetiminin ve Kongre’nin Türkiye’ye yönelik eylem ve kararlarının ‘ikili ilişkiler, ABD’nin bölgedeki siyasi ve askeri seçenekleri ve Türkiye’nin stratejik yönü ve mali refahı’ üzerinde etkileri olacaktır. Öyle ki bu eylemlerin, ‘Türkiye’nin 2021 sonlarında F-16’ları satın alma ve modernize etme talebine yanıt vermeyi, CAATSA yaptırımlarını yeniden gözden geçirmeyi ve belki de hafifletmeyi, askeri üs seçeneklerini değerlendirmeyi ve Türkiye ve bölgesel rakipleriyle ilişkileri dengelemeyi’ içermesi mümkün.



SpaceX, Starlink uydu internet hizmetini İran'da ücretsiz olarak sunmaya başladı

8 Ocak 2026 Perşembe günü Tahran'da düzenlenen protestolardan (AP)
8 Ocak 2026 Perşembe günü Tahran'da düzenlenen protestolardan (AP)
TT

SpaceX, Starlink uydu internet hizmetini İran'da ücretsiz olarak sunmaya başladı

8 Ocak 2026 Perşembe günü Tahran'da düzenlenen protestolardan (AP)
8 Ocak 2026 Perşembe günü Tahran'da düzenlenen protestolardan (AP)

Elon Musk’a ait SpaceX şirketi, İran’da son günlerde devam eden kanlı protestolar ve internet kesintileri sürerken, uydu internet hizmeti Starlink’i ülkede ücretsiz olarak sunmaya başladığını duyurdu.

İranlıların internete erişimini sağlamak için çalışan ABD merkezli Holistic Resilience adlı kuruluşun İcra Direktörü Ahmed Ahmediyan’a göre SpaceX, İran’daki Starlink abonelik ücretlerini kaldırdı. Bu sayede ülkede alıcı cihaza sahip olan kişiler, hizmetten ücretsiz yararlanabiliyor. Starlink’in operasyonları hakkında bilgi sahibi bir kaynak da, bilgilerin resmî olarak açıklanmamış olması nedeniyle isminin gizli tutulmasını isteyerek, ücretsiz hizmetin verildiğini doğruladı.

Starlink’in İran’da ve çatışmaların yaşandığı diğer bölgelerde devreye girmesi, hızla büyüyen bu internet hizmetinin dünyanın en zengin insanı ile ABD hükümetinin elinde bir ‘yumuşak güç’ aracına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İranlılara protestolarını sürdürme çağrısında bulunmuş, daha önce de ülkede resmî olarak yasak olmasına rağmen bazı İranlıların kullandığı Starlink’i iletişimin yeniden sağlanmasına yardımcı olmaya davet etmişti.

Musk, daha önce de Starlink’i ücretsiz sunarak jeopolitik krizlere müdahil olmuştu. Starlink uyduları, Rusya’nın işgalinin ardından Ukraynalı siviller ve Ukrayna ordusu için internet bağlantısı sağlamıştı. Ocak ayında ise Starlink, ABD güçlerinin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu gözaltına almasının ardından, Venezuela vatandaşlarına 3 Şubat’a kadar ücretsiz geniş bant internet hizmeti vereceğini açıklamıştı.

frgt
Elon Musk, Barselona'da Starlink hakkında konuşurken (Reuters)

Geçtiğimiz hafta İran genelinde yaşanan karışıklıklar keskin biçimde tırmandı. Yüz binlerce kişi, Dini Lider Ali Hamaney’in devrilmesi talebiyle sokaklara çıktı. Aktivist gruplar, iki haftayı aşkın süredir devam eden şiddetli olaylarda binlerce kişinin hayatını kaybetmiş olabileceği uyarısında bulundu.

Starlink alıcı cihazlarının İran’da yasak olmasına rağmen Ahmediyan, çok sayıda cihazın ülke sınırlarından kaçak yollarla sokulduğunu söyledi. Ahmediyan, telefonla yaptığı açıklamada, İran içinde bulunan cihaz sayısının 50 bini aştığını tahmin ettiklerini ifade etti.

İnsan haklarını savunmaya yönelik Miaan Grubu’nun (Miaan Group) dijital haklar direktörü Emir Reşidi ise İran ordusunun Starlink hizmetini karartmaya çalıştığını ve kullanıcılarını takip ettiğini belirtti. İran Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB), yetkililerin dün ‘casusluk ve sabotajda kullanılan büyük bir elektronik ekipman sevkiyatına’ el koyduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın IRIB’den aktardığı görüntülerde, Starlink’e ait olduğu düşünülen cihazlar da yer aldı.

İnternet bağlantılarını izleyen NetBlocks adlı kuruluşa göre, İran’da ülke genelindeki internet kesintisi beş gündür sürüyor. Bu durum, milyonlarca kişinin çevrim içi hizmetlere erişimini kesti.


Fransa'da II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez ölümler doğumları aştı

5 Ocak 2026'da Paris'te etkili olan şiddetli soğuk hava dalgası ve kar yağışı sırasında, Eyfel Kulesi yakınlarındaki karla kaplı Trocadero Meydanı'nda insanlar yürüyor (Reuters)
5 Ocak 2026'da Paris'te etkili olan şiddetli soğuk hava dalgası ve kar yağışı sırasında, Eyfel Kulesi yakınlarındaki karla kaplı Trocadero Meydanı'nda insanlar yürüyor (Reuters)
TT

Fransa'da II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez ölümler doğumları aştı

5 Ocak 2026'da Paris'te etkili olan şiddetli soğuk hava dalgası ve kar yağışı sırasında, Eyfel Kulesi yakınlarındaki karla kaplı Trocadero Meydanı'nda insanlar yürüyor (Reuters)
5 Ocak 2026'da Paris'te etkili olan şiddetli soğuk hava dalgası ve kar yağışı sırasında, Eyfel Kulesi yakınlarındaki karla kaplı Trocadero Meydanı'nda insanlar yürüyor (Reuters)

Dün açıklanan resmi rakamlara göre, Fransa 2025 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana ilk kez doğumlardan daha fazla ölüm kaydetti. Bu gelişme, Fransa'nın diğer Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında uzun süredir sahip olduğu demografik avantajı zayıflatıyor.

Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü, geçen yıl 651 bin ölüm olduğunu bildirirken, doğum sayısı 645 bine düştü. Fransa'da doğum sayısı, Covid-19 pandemisinden bu yana keskin bir düşüş gösterdi.

Fransa geleneksel olarak Avrupa'nın çoğu ülkesinden daha güçlü bir demografik profile sahiptir, ancak yaşlı nüfusun yüksek oranı ve düşük doğum oranları, kıtadaki kamu maliyesini zorlayan demografik krizden etkilenmediğini göstermektedir.

Reuters'e göre enstitü, doğum oranının geçen yıl kadın başına 1,56 çocuğa düştüğünü, bunun İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en düşük seviye olduğunu ve emeklilik fonu tahminlerinde varsayılan 1,8'in çok altında olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği karşılaştırmalarının mevcut olduğu en son yıl olan 2023'te Fransa, 1,81'lik doğurganlık oranıyla Bulgaristan'ın ardından 1,65'lik doğurganlık oranıyla ikinci sırada yer aldı.

Ulusal Denetim Ofisi geçen ay,, demografik değişimin vergi tabanının erimesiyle birlikte kamu harcamalarını son yılların en yüksek seviyesine çıkaracağı konusunda uyarıda bulundu.

Cercle de Recherche de l'Emploi (İstihdam Araştırmaları Merkezi) ekonomisti Philippe Crevel, “1960'larda doğan büyük neslin emekliye ayrılmasıyla, işgücü piyasasındaki gerilimler ve işgücü sorunları önümüzdeki yıllarda hızla artacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Ölümlerin doğumları sayıca aşmasına rağmen, enstitünün 176 bin olarak tahmin ettiği net göç nedeniyle Fransa'nın nüfusu geçen yıl hafif bir artışla 69,1 milyona ulaştı.


ABD yetkilisi, Venezuela'nın Amerikalıları serbest bırakmaya başladığını doğruladı

Siyasi tutukluların yakınları, Karakas'ta sevdiklerinin serbest bırakılmasını bekliyor (EPA)
Siyasi tutukluların yakınları, Karakas'ta sevdiklerinin serbest bırakılmasını bekliyor (EPA)
TT

ABD yetkilisi, Venezuela'nın Amerikalıları serbest bırakmaya başladığını doğruladı

Siyasi tutukluların yakınları, Karakas'ta sevdiklerinin serbest bırakılmasını bekliyor (EPA)
Siyasi tutukluların yakınları, Karakas'ta sevdiklerinin serbest bırakılmasını bekliyor (EPA)

 

Bir ABD yetkilisi, Washington'un Başkan Nicolas Maduro'yu görevden almasının ardından Venezuela'nın tutuklu Amerikalıları dün serbest bırakmaya başladığını belirterek, ülkenin geçici yönetiminin bu adımını övdü.

“Venezuela'da tutuklu bulunan Amerikalıların serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, geçici yetkililer tarafından doğru yönde atılmış önemli bir adımdır” diyen Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, isminin açıklanmamasını istedi. Yetkili, tutukluların serbest bırakılmasıyla ilgili ayrıntılar vermedi ve serbest bırakılanların sayısından bahsetmedi, ancak birden fazla kişi olduğunu ifade etti.

Maduro'nun yardımcısı ve ülkenin geçici cumhurbaşkanı olan Delcy Rodríguez, ABD'nin saldırısının ardından tutukluların serbest bırakılmasını emretti. Başkan Donald Trump bu jesti överek, buna karşılık ikinci bir saldırı dalgasını iptal ettiğini söyledi.

Maduro'nun sahtekarlık iddialarına rağmen kazanan ilan edildiği 2024 seçimlerine karşı protestolara katıldıkları için birçok kişi hapse atılmıştı. Venezuela daha önce İspanyol ve İtalyan vatandaşlarını hapishanelerinden serbest bırakmıştı.