Filistinli gazeteciler alarmda: "Facebook bize baskı uyguluyor"

 Filistinli aktivist ve gazeteciler, Facebook sansürünü El-Halil kentinde 24 Kasım’da protesto etmişti (AFP)
Filistinli aktivist ve gazeteciler, Facebook sansürünü El-Halil kentinde 24 Kasım’da protesto etmişti (AFP)
TT

Filistinli gazeteciler alarmda: "Facebook bize baskı uyguluyor"

 Filistinli aktivist ve gazeteciler, Facebook sansürünü El-Halil kentinde 24 Kasım’da protesto etmişti (AFP)
Filistinli aktivist ve gazeteciler, Facebook sansürünü El-Halil kentinde 24 Kasım’da protesto etmişti (AFP)

Filistinli gazeteciler, Facebook'un baskısı yüzünden alarmda.
İnsan hakları örgütlerinin de destek çıktığı iddiaya göre gazetecilerin paylaşımları, sosyal medya platformu tarafından haksız yere kaldırılıyor.
Örneklerden birini Christine Rinawi adlı Filistinli muhabir verdi. Rinawi, İsrail güvenlik güçlerinin öldürdüğü bir Filistinlinin videosunu 4 Aralık'ta paylaştı.
Yaklaşık 400 bin takipçiye sahip Rinawi, görüntünün kısa bir süre sonra kaldırıldığını fark etti. Muhabirin hesabı ayrıca, Kudüs'te kasım ayında yaşanan bir saldırının görüntüsünü paylaşınca kısıtlanmıştı.
Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan bir kaynaksa Maydan Quds News adlı haber sitesinin 1,2 milyon takipçili Facebook sayfasının silindiğini söyledi. Adı açıklanmayan kaynak, bu yüzden muhabirlerin işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kaldığını öne sürdü.
Hamas ve İsrail arasında Mayıs 2020'de yaşanan çatışmalarda Filistin'deki şiddetle ilgili gönderilerin Facebook'ta kaybolduğu ve görüşlerin silindiği ortaya çıkmıştı.
Facebook daha sonra sorunun "teknik bir arızadan kaynaklandığını" duyurup özür dilemişti. Ayrıca Filistin'den yayın yapan Shehab News Agency'nin 7,5 milyondan fazla takipçisi olan Facebook sayfası temmuzda silinmişti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ekim tarihli bir raporunda, Filistinlilerin ve bölgedeki insan hakları ihlalleri hakkında paylaşım yapanların gönderilerinin Facebook tarafından kaldırıldığını öne sürmüştü.
Filistinli sosyal medya analiz merkezi Sada Social'a göre de 2021'de Filistin yanlısı 600 hesap veya gönderi ya kısıtlandı ya da silindi.
Sada Social'dan İyad El-Rifai, verdiği örnekte şirketin "şehit" kelimesini hedef aldığını öne sürdü. "Şehit" ifadesi İsrail güçlerinin öldürdüğü Filistinliler için sıkça kullanılırken ABD'deyse bu kişiler genellikle terörist olarak görülüyor. El-Rifai, Facebook'un Filistin'de ABD standartlarını uyguladığını savundu.

Meta iddialara karşı çıkıyor
Facebook'un çatı şirketi Meta ise bu tür iddiaları reddediyor. Adı açıklanmayan bir sözcü, Rinawi adlı muhabirin gönderilerine platformun kurallarını ihlal ettiği için müdahale edildiğini iddia etti.
Sözcü, platform kurallarının  "herkesin sesini duyurması ve aynı zamanda güvende kalması için" tasarlandığını söyledi:
"Kuralları, kimin paylaştığına bakmaksızın herkese eşit uyguluyoruz."
"Şehit" kelimesiyle ilgili soruya yanıt vermeyen Meta'ya göre gönderiler, platform kurallarının yanı sıra "yerel yasalar ve uluslararası insan hakları standartları" ışığında değerlendiriliyor.
Independent Türkçe, AFP, AA



Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)

Irak yargısı, uluslararası koalisyonla koordineli olarak yürütülen bir operasyonla Suriye'nin kuzeydoğusundan transfer edilen DEAŞ üyelerinin ilk grubuna yönelik soruşturmaya başladı.

Yüksek Yargı Konseyi dün yaptığı açıklamada, tutukluların Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerine yerleştirildiğini ve mağdurların haklarının güvence altına alınması amacıyla anayasa ve ilgili yasalara uygun olarak yargı süreçlerine tabi tutulduklarını vurguladı.

Resmi kaynaklar, ilk grubun yaklaşık 150 Iraklı ve yabancı uyruklu kişiden oluştuğunu, sonraki grupların ise güvenlik değerlendirmelerine göre belirleneceğini ifade etti.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, tüm sanıkların "sadece Irak yargısının yetkisine tabi olacağını, ailelerinin savaşçılardan ayrı tutulmasına ve şehirlerden uzakta, tam adli gözetim altında, özel kamplar ve merkezlerde barındırılmalarına karar verildiğini, böylece onaylanmış insani ve güvenlik standartlarına uyularak hesap vermekten kaçmalarının önleneceğini" belirtti.


Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
TT

Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)

Lübnan yargısı dün, Hizbullah destekçilerinin Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a karşı yürüttüğü kampanyaya karşılık olarak, çarşamba günü İsrail'in güneydeki kasabaları bombalamasının ardından, Avn'a hakaret ve iftira atmakla suçlanan aktivistlere celp gönderdi.

Avn'ın silahlanmayı sınırlama konusundaki tutumu ve devlet otoritesini tüm topraklarına yayma kararlılığı zemininde, çarşamba günkü bombalamanın ardından Avn'a karşı yürütülen kampanya artarken, parti, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin "İsrail saldırganlığına" "ulusal birlik" ile karşı koyma çağrısıyla çelişen bu kampanyalara karşı herhangi bir açıklama yapmadı.

Ayrıca Maliye Bakanı Yasin Cabir, Lübnan'ın geçen aralık ayında harap olmuş güney bölgesini ekonomik bölgeye dönüştürme yönündeki Amerikan teklifini reddettiğini ve bu teklifin "daha doğmadan öldüğünü" söyledi.


Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi dün yaptığı açıklamada, "gerçek bir entegrasyonu sağlamak ve mevcut ateşkesi korumak için tüm mevcut araçlarla ve ciddiyetle çalışacağını" söyledi.

Abdi, X platformunda yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan bir telefon aldığını ve Macron'un "bizim ve Suriye'de ateşkesin sağlanması ile diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi için çalışan tarafların çabalarına destek verdiğini, bunun amacının tüm bölgenin çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüm bulmak olduğunu" ifade ettiğini belirtti.

Abdi, "X" platformundaki bir başka paylaşımında, Irak Kürdistan'ında ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile görüştüğünü ifade etti.

“ABD’nin ve Başkan Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikasının yanı sıra Büyükelçi Barrack’ın Suriye hükümeti ile aramızdaki diyaloğu ve müzakereleri yeniden başlatma çabaları da ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir” ifadelerini kullandı.

Suriye Savunma Bakanlığı salı günü, devlet tarafından açıklanan mutabakatlar doğrultusunda ve “yapılan ulusal çabaların başarısına duyulan endişe nedeniyle” SDG ile dört günlük bir ateşkes ilan etti.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, pazar günü SDG ile ateşkesi ve hükümet ile SDG arasında tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşma imzaladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, "gerekli güvenlik incelemelerinin ardından, SDG'nin tüm askeri ve güvenlik unsurlarının Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına bireysel olarak entegre edilmesini, askeri rütbelerin verilmesini, mali hakların ve gerektiği gibi lojistik desteğin sağlanmasını ve Kürt bölgelerinin özerkliğinin korunmasını" öngörüyor.