Sudan Egemenlik Konseyi’nden, yönetimdeki boşluğun doldurulması için derhal bir teknokratlar hükümeti kurulması baskısı

Bugün düzenlenmesi planlanan gösteri yürüyüşü öncesinde halkın bileşenleri arasında huzursuzluk çıkabileceği uyarısı yapılırken Başbakan Hamduk’un, ev hapsinde olduğu iddiaları yalanlandı

30 Aralık'ta Hartum sokaklarında gerçekleşen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
30 Aralık'ta Hartum sokaklarında gerçekleşen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi’nden, yönetimdeki boşluğun doldurulması için derhal bir teknokratlar hükümeti kurulması baskısı

30 Aralık'ta Hartum sokaklarında gerçekleşen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
30 Aralık'ta Hartum sokaklarında gerçekleşen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi, 30 Aralık'ta Hartum'da düzenlenen protesto gösterileri sırasında meydana gelen şiddet olaylarının ardından ülkede huzursuzluk çıkarılmasına karşı uyardı. Egemenlik Konseyi,  Sudan'ın Kuzey Darfur eyaletine bağlı El-Faşir'deki Birleşmiş Milletler-Afrika Birliği Darfur Misyonu (UNAMID) lojistik üssünün yağmalanması olayıyla eş zamanlı gerçekleşen olaylar nedeniyle Sudan halkının bileşenleri arasında nifak ve fitne tohumları ekmeye çalışan bazı kesimler olduğuna dikkati çekti.
Dün Orgeneral Abdulfettah el-Burhan başkanlığında acil olarak toplanan Egemenlik Konseyi tüm bu ihlalleri kınadı. Bir yandan hukukun üstünlüğünü ve devletin prestijini korurken diğer yandan barışçıl gösteriler düzenleme ve ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere tüm hakların kullanılmasında ilerleme kaydedildiğini ve bu bağlamda uluslararası ilkelere bağlı kalındığını vurgulayan Egemenlik Konseyi,  vatandaşlar ile polis ve güvenlik birimleri arasındaki yetkilerin ve sınırların çerçevelerinin netleştirildiğinin altını çizdi.
Egemenlik Konseyi üyesi Selma Abdulcabbar el-Mubarek, gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda ülkedeki mevcut durumun ele alındığını belirtti. Ele alınan konuların başında güvenlik ihlalleri, 30 Aralık Perşembe günü düzenlenen protesto gösterileri sırasında meydana gelen olaylar ve el-Faşir’de UNAMID’e ait lojistik üsse yapılan saldırıların geldiğini belirten Mubarek, Egemenlik Konseyi’nin gösterilerdeki ihlaller ve ölümlerin sorumlularının ortaya çıkarılıp cezalandırılacağını vurguladığını kaydetti.
Selma el-Mubarek’in basın açıklamasına göre Egemenlik Konseyi, mevcut krizin diyalog ve fikir birliğiyle ele alınması, ortak bir vizyon oluşturmak için ileri sürülen girişimler arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi ve yönetimdeki boşluğun doldurulması amacıyla teknokratik bir hükümetin bir an önce kurulması gerektiğini vurguladı. Egemenlik Konseyi ayrıca yatırımların çekilmesi, kalkınma projelerinin devamı ve ulusal sermayenin dışarıya akmasının sınırlandırılması için umutlar açan, ülkenin güvenlik ve istikrarını koruyan ulusal ruhun korunmasına dikkati çekti.
Öte yandan Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle geçtiğimiz Cuma yaptığı konuşmada, ülkenin bekasına yönelik göz ardı edilemeyecek kadar büyük zorluklar ve krizlerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Orgeneral Burhan, “Ülke yönetimine giden tek yol, seçimler aracılığıyla halkın vereceği yetkiden geçer” diye ekledi.
Kendi başkanlığındaki Güvenlik ve Savunma Konseyi’nin soruşturma ve doğrulama prosedürlerinin tamamlanmasını hızlandırmaya ve olaylara karışanlardan hesap sormaya çağıran Orgeneral Burhan, düzenli orduya olan güvenini tazeledi. Bu arada aktivistlerden oluşan Hartum Direniş Komiteleri, halk örgütleri ve sendikalar, bugün, başkentin merkezindeki Cumhuriyet Sarayı'na doğru bir milyon kişilik bir yürüyüş yapılacağını duyurdular. Orgeneral Burhan ile Başbakan Abdullah Hamduk arasında 21 Kasım'da imzalanan siyasi anlaşmaya ve askeri darbeye karşı düzenleneceği belirtilen yürüyüşe “Sarsıcı Geçit Töreni” adı verildi.
Diğer taraftan BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz, mevcut krizden çıkış için tüm tarafların mutabık kaldıkları bir yol bulmak amacıyla taraflar arasındaki güvensizliğin acilen ele alınmasının önemini vurguladı. Peretz, düzenlediğini basın toplantısında, barışçıl gösteriler düzenleyen protestoculara karşı işlenen ihlallerin ve gazetecilere yönelik saldırıların durdurulması, eksiksiz ve güvenilir bir soruşturma başlatılarak faillerin adalete teslim edilmesi çağrısında bulundu.
Sudan'da basın özgürlüğü ihlallerinin yanı sıra diğer temel insan hakları ihlallerinin, ülkede barışçıl demokratik yolun yeniden kurulmasına elverişli bir ortamın oluşturulmasının önünde engel teşkil ettiğini söyledi.  Yetkilileri barışçıl gösteri düzenleme hakkına saygı göstermeye ve protestocuların barışçıl gösteriler düzenlemelerine izin vermeye çağıran Peretz, onlara karşı şiddet kullanılmaması ve kendilerini özgürce ifade etmelerine izin vermesi gerektiğini, çünkü barışçıllığın Sudan devriminin zaferinin arkasındaki ana ilkelerden biri olduğunu kaydetti. BM Sudan Temsilcisi, “Bu, taleplerini tüm cesaretle ifade etmek için sokağa çıkanların çoğunun bağlı kalmaya devam ettikleri bir ilkedir” dedi.
Volker Peretz, BM’nin Sudan halkını demokratik bir ülke özlemlerini gerçekleştirmeleri için desteklemeye kararlı olduğunu ve Sudan halkının hak ettiği adil ve barışçıl bir toplumun kurulmasında iş birliği yapmak için durumu yakından takip ettiğini belitti.
Sudan’da ordunun 25 Ekim'de iktidarı ele geçirmesinden bu yana, ülkenin çeşitli şehirlerinde düzenlenen protestolar sırasında ölenlerin sayısı 54'e yükselirken yüzlerce kişi yaralandı.
Askeri Geçiş Konseyi (AGK), barışçıl göstericilere uygulanan aşırı şiddet ve güvenlik güçlerinin göstericilere karşı gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanması nedeniyle yurtiçinden ve yurtdışından sert eleştirilerin hedefi oluyor. 
Bir başka gelişmede Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk'un Ofisi, basında ve sosyal medya sitelerinde ikinci kez ev hapsine alındığına dair dolaşan haberleri yalanladı. Ofisten yapılan açıklamada, Hamduk’un tam olarak hareket ve istediği herkesle görüşme özgürlüğüne sahip olduğu belirtildi.
Başbakan Hamduk’un ülkenin önceki gün bağımsızlığının 66. yıldönümü için Sudan halkına bir konuşma yapması planlandı. Hamduk’un konuşması sırasında  halka istifasını sunabileceğine dair bir takım spekülasyonların arasında konuşma herhangi bir açıklama yapılmadan iptal edildi.
Hamduk, Orgeneral Burhan’ın 25 Ekim'de bir askeri darbeyle ülkede iktidarı ele geçirmesinin ardından ev hapsine alınmış, bir aydan kısa bir süre sonra, Burhan ile siyasi bir anlaşma imzalama imzalamasına saatler kala serbest bırakılmıştı.
Şarku’l Avsat’ın çeşitli kaynaklardan edindiği bilgilere göre barışçıl tarafların liderleri, dün, Başbakan Hamduk’u resmi olarak açıklamayı planladığı istifasından vazgeçirmek ve ülkenin içinde bulunduğu mevcut krizden çıkış için bir yol bulunmasını görüşmek üzere Hamduk ile bir araya geldiler.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”