10 uzman 2021'i değerlendirdi: 10 maddede Bilim

10 uzman 2021'i değerlendirdi: 10 maddede Bilim
TT

10 uzman 2021'i değerlendirdi: 10 maddede Bilim

10 uzman 2021'i değerlendirdi: 10 maddede Bilim

2020'de Dünya'yı etkisi altına alan koronavirüs 2021'de bilim insanlarının en önemli gündemleri arasındaydı. Özellikle sağlık ve genetik alanındaki çalışmaların kayda değer bir kısmı koronavirüsle ilgiliydi.
Ancak bu yıl blok zincir teknolojileri de bir adım öne çıkarak daha görünür oldu. NFT'lerin popülerleşmesi ve Mark Zuckerberg'ün Metaverse hamlesi teknoloji camiasının uzun süre tartışacağı gündemi belirlemiş oldu.
Uzay teknolojileri ve astronomideki gelişmeler de hız kesmeden devam etti. NASA'nın Perseverance uzay aracının Mars'a inmesi, James Webb Uzay Teleskobu'nun fırlatılması ve uzay endüstrisindeki atılımlar, evrene dair bir dizi önemli keşfin önünü açtı.
Diğer yandan yapay zeka, arkeoloji ve enerji alanlarında da önemli ilerlemeler yaşandı. İnsansı robotlardan bilimsel keşiflerde kullanılan algoritmalara, yapay zeka sıklıkla tartışıldı. Bu esnada yenilenebilir enerji kaynaklarından yeşil hidrojenin yaygınlaşması gezegenin geleceğine dair umutları tazeledi.
2021 ayrıca arkeologlar açısından verimli bir yıl oldu. Antik Mısır'dan kalma eserler bu yılki kazılara damga vururken, İsrail'de bulunan akşamdan kalma yüzüğü, Çin'de ortaya çıkarılan altın maske ve diğer birçok buluntu da önemli keşifler arasındaydı.
Biz de bu yıl dünyayı etkileyen 10 keşfi alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar ve yazarlara sormaya karar verdik ve bunların geleceği nasıl şekillendireceğine dair yorumlarını aldık.

NFT'lerin yükselişiyle artan ilgi 

Beeple'ın 5 bin günden fazla sürede yaptığı çizimlerden oluşturulan "Everydays: The First 5000 Days" isimli dijital sanat eseri, Londra'daki Christie's Müzayede Evi'nde 69.3 milyon dolara satılarak tarihe geçmişti (AFP)
Blok zinciri (blockchain) alanında 2021'in tek bir önemli gelişmesini seçmek imkansız. Zira bu denli hızlı gelişen ve her gün yeni uygulamaların ortaya çıktığı bir alana bütünsel olarak bakmalıyız.
Ben iki unsurun öne çıktığını görüyorum; 2020 yılı içinde pandemiye rağmen küçük kıpırdanmalar gördüğümüz kurumsal işletmelerin kripto para ve ilişkili uygulamalara yönelik ilgisinin arttığına şahit olduk.
Önceki yıllarda kripto paralara yönelik söylemlerdeki negatif dozun azaldığını ve modern devletlerin tüketicileri korurken inovasyonun önünü kesmeyecek düzenlemeler üstünde çalışmaya başlaması sevindirici oldu.
Diğer yandan NFT'ler fırtına gibi bir çıkış yaptı. Şu anda hâlâ bir FOMO (fırsatları kaçırma korkusu) yaşandığını görüyoruz. Ancak bu dönem 2022'de son bularak NFT'lerin dijital sanatlar ve ayağı yere basan iş modelleriyle gerek bireylerin gerekse kurumsal dünyanın hayatında daha önemli bir yer edineceğini öngörebiliriz.

Protein katlanmasında yapay zeka devrimi 

Proteinlerle ilgili büyük atılım Google'ın 2014'te satın aldığı DeepMind şirketinin araştırmacıları sayesinde mümkün oldu (Nature)
Bence bu senenin (tabii bu işin geçmişi var ama bunun ne kadar büyük bir başarı olduğu veya olacağı bu sene anlaşıldı) gelişmesi şu oldu:
Google'ın sahip olduğu Deep Minds şirketi, protein katlanması denen çok önemli bir bilimsel problemi insanlardan çok daha iyi çözebilen bir program geliştirdi. Bunun haberini 2020'de duymuştuk ama 2021'de bunun bilimsel makalesi Nature dergisinde yayımlandı ve de program kullanıma geçti.
Bütün canlıların vücutları değişik değişik proteinlerin birbirine belirli şekillerde legolar gibi takılmasından oluşuyor. Bu proteinlerin hangi parçalardan oluştuğunu laboratuvarda anlamak kolay. Ama bir ilaç geliştirmek istiyorsanız ya da genel olarak tıpla ilgili herhangi bir şey yapmak istiyorsanız proteinin şeklini de anlamak gerekiyor. Çok küçük şeylerden bahsediyoruz, yani şekillerini anlamak aylar, yıllar süren zor bir iş. Yüz milyonlarca protein cinsinin sadece küçük bir kısmının şekli 60 yıllık çalışmayla anlaşılabilmiş. Şeklini anlayabilirseniz her türden tuhaf hastalığa ilaç yapabilirsiniz.
Aynı zamanda hiç insan vücudunda görülmemiş veya doğada olmayan birtakım yeni proteinler imal edebilirsiniz. Bilimkurgusal bir gelişmeden bahsediyoruz.
Bu şirketin geliştirdiği AlphaFold adındaki program, çözülmüş örnekler üzerinde çalışarak bu problemin nasıl çözüleceğini insan uzmanlardan daha üstün seviyede anlamayı başardı. Geçen bir yıl içinde insan vücudundaki proteinlerin şeklinin çok daha fazlası bilinir hale geldi. Önümüzdeki yıllarda bundan müthiş ilaçlar çıkacak ve bu, yapay zeka sayesinde oldu. İnsan olsaydı Nobel Ödülü verebilirdiniz.

mRNA aşıları 

mRNA aşılarının yeni Omikron varyantı karşısında güncellenme çalışmaları sürüyor (AFP)
Bence bu yılın tıp bilimindeki en önemli olayı, mRNA aşıları. mRNA aşılarıyla ilgili aslında 20-30 yıllık bir süreç var ama ilk defa bu kadar yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı ve işe yarayacağını somut bir şekilde gördük. Aşıdan önce ve sonra ölüm oranlarına baktığımızda, bununla ilgili yapılmış projeksiyonları gözden geçirdiğimizde her ülkede on binlerce insanın hayatını kurtardığını görüyoruz.
Normal ilaçlar genelde ölümden kurtarmak yerine hastalığın belirtilerini iyileştirmeye odaklanır. Ama mRNA aşıları insanları ölümden veya hastalansa bile yoğun bakıma yatmaktan koruyor. Bu da silsile yoluyla birçok olumlu gelişmeye neden oluyor.
Birincisi, sağlık sisteminin çökmemesini sağlıyor; ikincisi, kişinin uzun dönem Kovid (uzamış Kovid) semptomlarıyla boğuşmasını engelliyor; üçüncüsü de yine ülkelerin ekonomisinin çökmesini engelliyor.
Bir başka konu da şu: mRNA aşılarının bu kadar başarılı olması, geleceğe dair başka tedavi alanlarında da bu aşıların etkili olabileceğine dair umudumuzu artırdı. Özellikle MS (Multipl Skleroz) ve bazı kanser türleriyle ilgili yürütülen mRAN aşı çalışmaları var. 
Pankreas kanseri, prostat kanseri ve cilt kanseri gibi çalışmaların bazılarında Faz 2-3'teler. Önümüzdeki 3 4 yıl içinde bunlarla ilgili olumlu sonuçlar bekliyoruz ve artık mRNA aşıları eskiden olduğu gibi bu tür çalışmalar için kaynak sıkıntısı yaşamayacak. Bu salgının belki de en olumlu yanı, bu mRNA aşılarının kronik hastalıklar ve kanser gibi hastalıklarda kullanımının önünü açması ve ümit vermesi.

Eski Mısır'ın gün yüzüne çıkan kadim kenti

Kazı 2020'de başlamıştı (Facebook/Dr. Zahi Hawass)
2021'in en önemli keşifleri arasında, Eski Mısır'ın en büyük yerleşimlerinden biri vardı. Luksor'un batı kesiminde 2020 sonbaharında başlayan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan bu yerleşim, Johns Hopkins Üniversitesi Mısırbilim profesörü Betsy Bryna tarafından "Tutankhamon'un mezarından sonra en önemli ikinci keşif" olarak nitelendirildi.
Bazıları üç metreye kadar korunmuş duvarları, evleri ve sokaklarıyla söz konusu yerleşimin adı, şarap kapları üzerindeki kartuşlara göre "tehn Aten", yani "Parlak Aten"di. Burası Mısır'a en zengin dönemlerinden birini yaşatan III. Amenhotep (MÖ 1390-1352) tarafından kurulmuştu ve o dönemde Mısır'ın ana idari ve endüstriyel merkeziydi. 
Şimdiye kadar şehrin sadece üçte biri gün ışığına çıkarılmış olmasına karşın çanak çömlek, oyuncak bebekler, kireçtaşından oyun takımlarına ilaveten kuru et ihtiva eden kaplar da dâhil olmak üzere kapsamlı bir besin endüstrisine dair bulgular ele geçmiştir.
Ayrıca kerpiç tuğla ve tılsım işlikleri, büyük bir fırın, dikkat çekici zikzak duvarlarla korunan bir yerleşim bölgesi ve idari binalar ortaya çıkarılmıştır. Evlerin içinde sayısız çanak çömlek, dokumacılık araç-gereçleri, mücevherler bulunmuştur. Yerleşimin mezarlığında ise iki ilginç gömüte rastlanmıştır: elleri iki yana uzatılmış hâlde yüzüstü yatırılmış ve ayakları bağlanmış bir iskeletle bir boğa ya da inek mezarı.
Keşifin önemi Eski Mısır gündelik yaşantısını en ince ayrıntısına kadar yansıtan bulguları bize sunmasından ileri geliyor. Bununla birlikte başkentin tam olarak neden terk edildiğini ve Tutankhamon'un saltanatında neden yeniden iskân gördüğünü anlamak da Eski Mısır'ın bu dikkat çekici dönemini anlamak açısından önem teşkil ediyor.

Nobel Fizik Ödülü'ne karmaşık sistemlerin damga vurması

İklim modellerine Nobel Fizik Ödülü'nün verilmesi, iklim krizine yönelik çabalara güç veriyor (Nobel)
Fizik bilimi açısından 2021 yine heyecan verici bir yıl oldu. Nobel Fizik Ödülü'nün karmaşık sistemleri çalışan üç fizikçiye verilmesi bu yılın bence en önemli gelişmesi. Karmaşık sistemler rastgelelik ve düzensizliğin hakim olduğu sistemlerdir ve anlaşılması zordur.
Ödülü alan bilim insanlarından Syukuro Manabe 1960'larda, atmosferde artan karbondioksit miktarının Dünya yüzeyindeki sıcaklık artışıyla ilişkisini ortaya koydu. Bu da şu anda kullanılan iklim modellerinin temelini oluşturuyor. Diğer bilim insanı Klaus Hasselmann da atmosferde artan sıcaklığın insan karbondioksit emisyonlarından kaynaklandığının kanıtlanmasına büyük katkıda bulundu. Üçüncü bilim insanı Giorgio Parisi ise düzensiz karmaşık malzemelerde gizli yapılar keşfetti. Karmaşık sistem çalışmaları biyolojiden kimyaya, yapay öğrenmeden sosyolojiye, sinirbilimden matematiğe birçok farklı bilim alanında çığır açmaya devam edecek.
Bir diğer önemli gelişme kara deliklerde manyetik alanın haritasının çıkarılmasıydı. Bir kara deliğin kenarına son derece yakın olan manyetik alanların bir işareti olan kutuplaşmanın görüntüsü ilk kez oluşturuldu.
Üçüncü gelişme ise kuantum fiziğinden. Hepimiz kuantum fiziğine göre nesnelerin hem parçacık hem de dalga özellikleri gösterebildiğini duymuşuzdur. 2021'de Güney Koreli iki bilim insanı, kuantum nesnelerin dalga ve parçacık özelliklerini kontrol edip bu özelliklerin miktarını belirlemenin bir yolunu buldu. Bunun en büyük faydası kuantum bilişimi alanına olacak ve dolayısıyla bu çalışma kuantum bilgisayarların geliştirilmesine katkıda bulunacak.

Yeşil hidrojen rüzgarı

Yeşil hdrojen, doğada bileşikler halinde bulunan hidrojenin dönüştürülmesiyle elde edilen bir enerji kaynağı (Reuters)
2021'in öne çıkan enerji teknolojileri arasında seçim yapmak kolay değil. Perovskit güneş panellerinde, enerji depolama teknolojileri ve hidrojen enerjisinde dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Hidrojen teknolojisi ise çok yeni olmasa da 2021'de öne çıkarılmayı hak ediyor çünkü birçok ülke arka arkaya hidrojen stratejileri açıkladığında ve bu alana yatırım yaptığına tanıklık ediyoruz. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre 17 ülkenin hidrojen stratejisi var, 20'den fazla ülke de stratejisini hazırlıyor.
Hidrojeni bu kadar önemli kılan sadece ülkelerin ve şirketlerin ilgisi değil. Enerji dönüşümünün kaçınılmaz olduğu günümüzde, depolanabilen ve rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilebilen yeşil hidrojen, istendiği her an bize enerji sağlayabilecek bir teknoloji. Bu sayede güneş ve rüzgar gibi enerji kaynaklarının zayıfladığı anlarda devreye girip termik ve nükleer gibi baz yük santrallarına ihtiyaç duyulmadan yüzde 100 yenilenebilir enerjiye dayalı bir sistemin kurulmasında, depolanabilir yenilenebilir enerji kaynaklarına ve bataryalara destek olacak önemli bir kaynak olacak. Maliyetlerin hızla düşmesi beklenen hidrojenin tren gibi ulaşım araçlarını çalıştırabildiğini, Japonya'nın stratejisinde olduğu gibi çelik üretimi dahil ağır sanayide kullanımının da planlandığı bu enerji kaynağı artık geleceğin dünyasını şekillendirecek teknolojilerden biri olduğunu net bir şekilde gösteriyor.

Nobel Tıp/Fizyoloji Ödülü ve yeni Alzheimer ilacı

Sağlık Bakanlığı'na göre Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun yüzde 5,7'si Alzheimer'dan mustarip (Unsplash)
2021 yılında nöroloji  ve nörobilim alanlarında birden fazla önemli gelişme oldu; 2021 Nobel Tıp/Fizyoloji Ödülü duyu sistemindeki reseptörleri (alıcı) keşfeden David Julius ve Ardem Patapoutian'a verdi. Julius ve Patapoutian, 1990'lardan itibaren duyu sistemlerinin işleyişi üzerine çalışıyordu ve derideki sinir sonlanmalarında sıcaklığı algılayan alıcıları ve deri ve iç organlarda mekanik uyarana yanıt veren alıcıları keşfetti. Bu keşifler, başta kronik ağrı sendromları olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde geliştirilecek yeni moleküller için umut verici.
Ardımızda bıraktığımız yıl, Alzheimer tedavisi için de önemli bir yıl oldu: 2003'ten bu yana hastalığın tedavisinde yeni bir ilaç onaylanmamışken Haziran 2021'de Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), aducanumab etken maddeli ilacın kullanımını onayladı. Bugüne dek Alzheimer tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığın oluş mekanizması üzerine etkili değildi, aducanumab'ın ise amiloid plak birikimi üzerine etkili bir tedavi olduğu öne sürülmekte.
Bununla birlikte, FDA'nın bu yeni molekülü hızlandırılmış değerlendirme prosedürü sonunda onaylaması tartışmalı oldu. Çünkü her ne kadar nörogörüntüleme bulgularıyla beyinde amiloid plakların gelişimini yavaşlattığı gösterilmiş olsa da aducanumab'ın klinik iyileşmeyle ilişkili olup olmadığı belirlenemedi.
FDA'nın, klinik çalışmaların tamamlanması ve hastalığın klinik belirtilerinde iyileşme sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi önkoşullarıyla kullanımını onayladığı aducanumab, hastalığın seyrini değiştirmesi halinde Alzheimer hastaları ve yakınları için çok önemli bir gelişme olacak.

Bakterilerin antibiyotik direncini kıran virüsler

Uzmanlara göre bilinçsiz antibiyotik kullanımı, bakterilerin antibyotiklere daha dayanıklı hale gelmesine neden oluyor (Reuters)
2021 senesinde de 2020'de olduğu gibi Kovid-19 sayesinde viroloji sahasında harika gelişmeler oldu. Bunların çoğu tabii ki koronavirüsler hakkındaydı. Fakat ben koronavirüslerden farklı bir gelişme  üzerinde durmak istiyorum: Virüsleri kullanarak antibiyotiklere karşı dirençli bakterilerle mücadele edebilmek.
Kovid-19'la bir virüs pandemisi yaşadık ama antibiyotiklere dirençli bakteriler malesef gelecekte daha da büyük dert olacak. Bunu bir sürü sebebi var ama bir tanesi antibiyotiklerin gereksiz ve bilinçsizce kullanımı. Bakterileri enfekte eden ve yok edebilen virüsler var (bakteriyofaj olarak biliniyorlar). Bakteriyofajların bakteri enfeksiyonlarına karşı kullanımı senelerdir araştırılıyor. Bu virüsler bakterileri litik olarak öldürüyor. 2021'de çıkan bir çalışmada virüsleri kullanarak bakteriyi öldürmek yerine antibiyotiğe karşı dirençli bir bakteriye antibiyotik hassasiyeti tekrar kazandırıldı.
Bu çalışmada Acinetobacter baumannii isimli antibiyotiğe dirençli bir bakterinin direnci virüsler (bakteriyofajlar) kullanılarak kırıldı. Virüslerin yarattığı seçilim baskısı sonucunda mutasyona uğrayan bakteriler virüse karşı direnç kazandı. Fakat bu mutasyonlar bakterinin kapsülünü kaybetmesine ve kapsül sonucu oluşan biyofilm oluşumunun engellenmesine sebep oldu. Bu değişiklikler de bakterinin antibiyotiğe tekrar hassasiyet kazanmasına neden oldu. Litik fajların yanı sıra bakterilere antibiyotik hassasiyeti kazandıran virüsler yakın gelecekte klinikte bakteri enfeksiyonları mücadelesinde önemli rol oynayabilir.

Uzay turizminin rutin hale gelmesi

Jeff Boezos'un kurucusu olduğu uzay firması Blue Origin, Temmuz 2021'de 10 dakikalık bir turistik uçuş gerçekleştirmişti. Uçuşta Bezos'a küçük kardeşi Mark Bezos, 82 yaşındaki havacı Wally Funk ve 18 yaşındaki fizik öğrencisi Oliver Daemen eşlik etmişti (AFP)

İlk uzay turizmi 2001'de Rusların roketine 20 milyon dolar ödeyip Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) 8 gün kalan Dennis Tito'yla başlamıştı. Sonrasında 8 kişi daha bilet ücreti ödeyip UUİ'ye gitse de bu turistlerin uzaya gidiş gelişleri bir türlü rutine bağlanamamıştı. Sonunda neredeyse 20 yıl süren çalışmaların ardından üç milyarderin uzay şirketleri geri dönüşümlü araçlarını geliştirmelerinin ardından birbirlerine çok yakın zamanlarda müşterilerini uzaya gönderdi.
İlk önce Virgin Galactic'in sahibi Richard Branson uçak-roket karışımı aracıyla 11 Temmuz'da 80 km'yi geçti. Bundan sadece 9 gün sonra 20 Temmuz'da Blue Origin'in sahibi Jeff Bezos 100 km'yi aşarak resmi uzay sınırını geçti. Bunlar sadece birkaç dakikalık uzay deneyimi sağladı. Ve son olarak Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX, dört turistini UUİ'den de daha yukarı göndererek üç gün boyunca Dünya'nın çevresinde dolandırdı.
Bu araçlar yeniden kullanılabilir olduklarından, bununla beraber rutine bağlanacak ve gelecekte daha çok uzay seferi yapılarak fiyatlar düşecektir. Belki yakın zamanda uzaya çıkmak için astronot eğitimi almak yerine orta sınıf bir kişi sadece ücretini ödeyerek bunu deneyimleyecektir.
İşte bu yılı bu heyecanın başladığı yıl olarak düşünüyorum.

Metaverse'ün yükselişi: Distopya mı, ütopya mı?

Adını Meta olarak değiştiren Facebook'un kuracağı Metaverse evreninde kullanıcılar sanal rakipleriyle fiziksel olarak masa oyunu oynayabilecek (Meta)
İnternetle ilk tanıştığımızda masaüstü bilgisayarımızla ekranlar karşısındaydık, internet bağlanılan bir şeydi. İkinci dönemi mobil cihazlarla geldi, internet bağlı kalınan bir şey oldu. Metaverse ise internetin üçüncü dönemi. Ekranlardan AR, VR, MR gözlük setlerine geçiyor ve bağlanmak yerine dahil oluyoruz.
Metaverse'ün tarihi 2003'te yayınlanan Second Life oyununa dek götürebilir. Peki yeni olan ne? Yeni olan, Facebook gibi bir devin, bu alana el atması ve gözlükle girilecek olması. Zaten hayal edilen ölçüde yaygınlaşması da gözlük teknolojisindeki gelişime ve tabana yayılımına bağlı. 
Peki, Metaverse'ü kim inşa edecek? Eğer bugünün merkeziyetçi büyük teknoloji devleri inşa edip, herkesi aynı kaba toplarsa; Metaverse hakkında kurulan hayaller, 90'ların sonunda internet için kurulan "Bilgiyi özgürleştirecek" hayallerine benzer. Çünkü özgürleşen şeyin en az bilgi kadar yanlış bilgi de olduğunu gördük ve hakikat sonrasına çıktık. 
Metaverse, teknoloji endüstrisi onu inşa etmeye girişmeden önce bilimkurgu yazarlarının hayal ettiği bir şeydi. Onlar için bir distopyaydı, bize ütopya olarak sunuluyor. Sonunda ilk hayal edenler haklı çıkacaksa, bizi iyi bir gelecek beklemiyor. Adına ne dersek diyelim, Metaverse'ün ve internetin geleceği, onun ne kadar merkeziyetsiz gelişebileceğine bağlı. Bunun için blok zinciri gibi bir fırsat da var. Bu fırsatı kullanabilecek miyiz, yoksa teknoloji devlerinin açtığı gözetleme kapitalizmi yolundan mı gideceğiz? Distopya mı, yoksa ütopya mı olacağı, bu sorunun yanıtına bağlı.
Independent Türkçe
 



ABD'de yapay zeka kaygısı artıyor

16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
TT

ABD'de yapay zeka kaygısı artıyor

16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)

Yeni bir rapora göre insanlar, yapay zeka ve onun hayatları üzerindeki etkisi konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Stanford Üniversitesi'nin 2026 Yapay Zeka Endeksi Raporu'nda ankete katılanların yarısından fazlası, yapay zeka kullanan ürünlerin kendilerini tedirgin hissettirdiğini söylerken, teknolojiye yönelik heyecan son birkaç yıldır azalıyor.

Rapora göre yapay zeka hakkındaki kamuoyu, uzmanların ve sektör içindekilerin görüşlerinden giderek daha fazla kopuyor; insanlar yapay zekanın işlerden ekonomiye, seçimlerden ilişkilere kadar her şeye zarar vereceğinden endişe ediyor.

Rapor ayrıca, yapay zeka güvenliğinin yapay zeka gelişmelerine ayak uyduramadığını ve ChatGPT'nin 2022'de kullanıma sunulmasından bu yana yapay zeka kaynaklı olayların üç kattan fazla arttığını ortaya koydu.

Raporun yazarları, "Bu zorluğa ek olarak, son araştırmalar, yapay zekanın güvenlik gibi sorumlu boyutunu iyileştirmenin, doğruluk gibi başka bir boyutu zayıflatabileceğini ortaya koydu" diye yazdı.

vfdb

Rapor, özellikle gençlerin yapay zekadan duyduğu hayal kırıklığıyla birlikte, yapay zekaya yönelik olumsuz duyguların arttığı bir dönemde yayımlandı.

Gallup'un yakın zamanlı bir anketi, Z kuşağının yapay zekaya yönelik heyecanının geçen yıldan bu yana yüzde 36'dan sadece yüzde 22'ye düştüğünü, öfkeninse yüzde 22'den yüzde 31'e yükseldiğini ortaya koydu.

Yapay zekaya karşı tepkinin, teknoloji liderlerinin sürekli olarak uyardığı teorik bir yapay zeka süper zekası korkusundan ziyade, teknolojinin toplum üzerindeki etkisinden kaynaklandığı görülüyor.

ABD'de yaşayan davranış bilimci Caroline Orr Bueno, "Bence birçok yapay zeka lideri halktan kopuk ve Skynet korkusunun öncelikle yapay zeka karşıtı duyguları yönlendiren unser olmadığını fark etmiyorlar" dedi.

Elbette bu korkular var ancak çoğu kişi maaş çekleri ve faturalarla çok daha fazla ilgileniyor.

Yapay zekaya ilişkin hayal kırıklıkları, onu geliştiren şirketlere karşı doğrudan eylemlerin arttığı bir eğilimi beraberinde getirdi.

Geliştirmenin durdurulmasını talep eden çevrimiçi gruplar son aylarda popülerlik kazanıyor. Bazı üyeler yapay zeka karşıtı bir gündemi savunurken aşırı eylemlerde bulunuyor.

Yakın zamanda, OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Kaliforniya'daki evinin, biri molotof kokteyli, diğeri ateşli silahla olmak üzere iki ayrı olayda hedef alındığı iddia edildi.

Independent Türkçe

 


Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü
TT

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Suudi Arabistan, Vizyon 2030 kapsamında dijital dönüşüm ve bilgi ekonomisi alanında başlattığı süreci kararlılıkla sürdürüyor. Ülke, gelişmiş dijital altyapısına ve uzun yıllara dayanan bilgi birikimine dayanarak geleceğin ekonomilerinde rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Bu dönüşümün, ekonomik çeşitliliği artırma, yeni istihdam alanları oluşturma ve genç nüfusu güçlendirme amacı taşıyan ulusal bir vizyonla desteklendiği belirtiliyor. Söz konusu strateji, inovasyon, araştırma ve teknolojiye dayalı entegre bir ekosistem inşa edilmesi üzerine kurulurken, Suudi Arabistan’ın küresel ölçekte bilgi temelli ekonomiler arasında konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.

Kağıtsız hükümet

Suudi Arabistan, Vizyon 2030 kapsamında yürüttüğü dijital dönüşüm sürecinin bir parçası olarak ‘kâğıtsız hükümet’ politikasını hayata geçirdi. Söz konusu uygulama, vatandaşların kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla farklı sektörleri kapsayan tek bir dijital platform sistemi üzerine inşa edildi. Adalet, sağlık, turizm, yatırım, konut, lojistik ve gayrimenkul gibi birçok alanın entegre edildiği bu platformlar sayesinde işlemlerin dijital ortamda yürütülmesi sağlanıyor. Bu yaklaşımın, işlem sürelerini önemli ölçüde kısalttığı ve bürokratik süreçleri basitleştirdiği belirtiliyor. Böylece vatandaşlar, ülkede yaşayan yabancılar, yatırımcılar ve ziyaretçiler; fiziksel olarak bir kuruma gitmeden işlemlerini tamamlayabiliyor.

vefrthyju
Beem devlet uygulamasının Dijital Hükümet Forumu’nda tanıtımı (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)

‘Bütünleşik Hükümet’ programı

Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi, 2022 yılında Bütünleşik Hükümet programını başlattı. Programın amacı, dijital dönüşüm sürecini hızlandırmak, kamu kurumları arasındaki entegrasyon seviyesini yükseltmek ve vatandaşlara daha bütüncül bir dijital hizmet deneyimi sunarak kamu kaynaklarının dijital alanda daha verimli kullanılmasını sağlamak olarak açıklandı.

Bu dönüşümün somut sonuçlarından biri olarak ‘Balady Platform’ öne çıktı. Platformun, 37 farklı kamu platformunun kapatılmasına katkı sağladığı ve yüzde 80’in üzerinde bir entegrasyon başarısına ulaştığı belirtildi. Ayrıca ‘LOGISTI Platform’ 200’den fazla hizmet sunarak dikkat çekerken, ‘Sehhaty Platform’ ise 30 milyondan fazla kullanıcıya hizmet vererek geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı.

Uluslararası yapay zekâ merkezi

Suudi Arabistan, yapay zekâ alanında da küresel ölçekte ileri bir merkez konumunu güçlendirdi. Ülkenin enerji kaynakları, gelişmiş dijital altyapısı ve veri merkezleri sayesinde, yapay zekâ teknolojileri için cazip bir yatırım ve geliştirme üssü haline geldiği belirtiliyor.

Bu kapsamda, yapay zekâ teknolojilerinin yerelleştirilmesini hedefleyen ulusal bir girişim olarak HUMAIN projesi hayata geçirildi. Proje, Arapça içerik üretimini destekleyen büyük dil modelleri geliştirmeyi ve veri merkezlerinde ileri yapay zekâ uygulamalarını işletmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede özellikle Dammam’daki yapay zekâ altyapıları da öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor.

fbnyju
Riyad’da düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı sırasında Suudi yapay zekâ şirketi HUMAIN’in standını inceleyen ziyaretçiler (AFP)

Ayrıca ülke, insan kaynağı kapasitesini artırmak için eğitim sistemine yapay zekâ derslerinin entegre edilmesine ve öğrencilere ile ulusal yeteneklere yönelik eğitim programlarının başlatılmasına yatırım yapıyor. Bu adımların, gelecek nesillerin dijital ekonomiye ve yapay zekâ temelli sektörlere hazırlığını güçlendirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.

HUMAIN şirketi

HUMAIN, 2025 yılında resmen faaliyete geçirilerek yapay zekâ alanında kapsamlı çözümler geliştirmeye başladı. Şirketin geliştirdiği projeler arasında Arapça destekli akıllı bir asistan, ileri düzey büyük dil modelleri ve tamamen yapay zekâ ile çalışan bir işletim sistemi yer alıyor. Ayrıca Suudi Arabistan içinde geliştirilen donanım ve teknolojilerin de bu ekosisteme entegre edildiği belirtiliyor. HUMAIN’in hizmetlerinin yüz binlerce kullanıcıya ulaştığı, aktif kullanıcı sayısının 300 bini aştığı ifade ediliyor. Şirketin faaliyet alanının 5 farklı pazara yayıldığı ve 150’den fazla dijital uygulama ve hizmeti desteklediği de aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.

Dijital adalet sektöründeki dönüşüm

Suudi Arabistan’da yargı alanında dijital hizmetler, kayda değer bir dönüşüm sürecinden geçti. Bu kapsamda 160’tan fazla elektronik hizmet sunularak yıllık yaklaşık 90 milyon kâğıt kullanımının önüne geçildiği bildirildi. Dijitalleşme sayesinde 65 milyon fiziksel başvurunun da ortadan kalktığı ifade ediliyor. Ayrıca 200 milyondan fazla gayrimenkul belgesinin dijital ortama aktarıldığı, e-dava sisteminin uygulanmasıyla dava süreçlerinin ortalama süresinin yüzde 79 oranında azaldığı belirtildi. Bu süreçte ‘Virtual Enforcement Court’ ve ‘Virtual Notary’ gibi uygulamalar da hayata geçirildi.

gthyju
Suudi Arabistan Adalet Bakanı Dr. Velid es-Samani, Dijital Hükümet Forumu’nda yaptığı konuşmada (SPA)

Söz konusu gelişmelerin, gelişmiş dijital altyapı ve güvenli bir dijital ekosistem üzerine inşa edildiği vurgulanıyor. Bu dönüşümün, hizmet sunumunun ötesine geçerek kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi ve bürokratik karmaşıklığı azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.

Dijital ve bilgi ekonomisi

Suudi Arabistan, dijital ve bilgi ekonomisi alanında geleceğin yükselen ekonomileri arasında yerini güçlendirmeye devam ediyor. Ülke, bu kapsamda kapsamlı bir yasal ve kurumsal ekosistem geliştirerek teknoloji ve inovasyon temelli büyüme modelini destekliyor. Bu çerçevede Suudi Arabistan Fikri Mülkiyet Otoritesi (SAIP), Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Kurumu ve Suudi Uzay Ajansı gibi kurumlar oluşturuldu. Ayrıca İletişim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu yeniden yapılandırılırken, bilgi teknolojileri sektörünü geliştirmek amacıyla Ulusal Bilgi Teknolojileri Geliştirme Programı da hayata geçirildi. Bunun yanı sıra araştırma ve inovasyon merkezlerinin rolü güçlendirildi. Bu kapsamda Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) ile Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (KACST) gibi kurumlar, bilimsel araştırma ve teknolojik yeniliklerin geliştirilmesinde önemli merkezler olarak öne çıkıyor.

Siber güvenlik

Suudi Arabistan, siber güvenliği ulusal güvenliğin bir parçası olarak ele alan ulusal bir çerçeve oluşturdu. Bu yaklaşımın ekonomik ve sosyal istikrarı desteklemeyi, teknoloji şirketlerini güçlendirmeyi ve dijital hizmetlerin büyümesini hızlandırmayı hedeflediği bildirildi. Söz konusu strateji, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) ve Ulusal Siber Güvenlik Otoritesi (NCA) gibi kurumların kurulmasıyla desteklendi. Ayrıca, siber alanda çocukların korunmasına yönelik uluslararası girişimler de bu sürece dahil edildi. Bu adımların, Suudi Arabistan’ın teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında küresel liderliğini pekiştirmesine katkı sağladığı ifade ediliyor.

rgthy
Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) LEAP Fuarı’ndaki standı (SPA)

Dijital ekonomi pazarı

Suudi Arabistan’da dijital dönüşümün ekonomik göstergelere de güçlü şekilde yansıdığı bildirildi. Ülkede dijital ekonomi pazarının büyüklüğünün 745,98 milyar riyale (198,9 milyar dolar) ulaştığı, iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının ise 199 milyar riyal seviyesine çıktığı kaydedildi. Söz konusu büyüme, dijital sektörün ölçeğini ve olgunlaşma hızını ortaya koyarken, Suudi Arabistan merkezli çok sayıda teknoloji şirketinin de ‘milyar dolarlık şirket’ statüsüne yükseldiği ifade edildi. Bu gelişmeler, dijital ekonominin büyümesini hızlandırırken sektörün daha olgun ve küresel rekabete açık bir yapıya evrildiğine işaret ediyor.

Küresel endekslerde lider konumda

Uluslararası ileri göstergelerin, Suudi Arabistan’ın dijital ve teknolojik alanda elde ettiği konumu güçlendirdiği bildirildi. Buna göre ülke, iletişim ve teknoloji gelişim endeksinde dünya birincisi olurken, küresel rekabet raporuna göre siber güvenlik endeksinde üst üste ikinci kez yine dünya birinciliğini elde etti. Ayrıca Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan endekste, yapay zekâ alanında kadınların güçlendirilmesi kategorisinde de küresel ölçekte ilk sırada yer aldı. Bu sonuçların, Suudi Arabistan’ın dijitalleşme, siber güvenlik ve yapay zekâ alanlarında küresel liderlik iddiasını pekiştirdiği değerlendiriliyor.

bghyju
LEAP Fuarı’ndaki bilgi ekranının önünde duran bir kadın (SPA)

Suudi Arabistan, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yayımlanan 2025 Dijital Hazırlık Endeksi’nde dünya birincisi oldu.

Bölgesel düzeyde ise Yapay Zekâ Güvenlik Endeksi’nde birinci sırada yer alırken, küresel sıralamada 11. basamağa yükseldi. Ayrıca süper bilgisayar alanında Şahin 3 süper bilgisayarı ile bölgesel liderliğini koruyan Suudi Arabistan, dünya genelinde 18. sıraya yerleşti.

Oxford Insights raporuna göre ülke, yapay zekâya hazır hükümetler endeksinde de bölgesel olarak ilk sırada bulunuyor.

Küresel göstergeler açısından Suudi Arabistan; dijital hükümet olgunluk endeksinde dünya ikincisi, yapay zekâ iş büyüme oranında ve önde gelen yapay zekâ model sayısında dünya üçüncüsü konumunda yer aldı. Stanford Üniversitesi verilerine göre ayrıca dünyada öncü yapay zekâ modelleri geliştiren 7 ülke arasında bulunuyor.

Bunun yanında G20 ülkeleri arasında iletişim ve teknoloji düzenlemeleri gelişmişlik endeksinde ikinci sırada, e-devlet gelişiminde altıncı sırada ve sürdürülebilir kalkınma için kalite altyapısı endeksinde ise 20. sırada yer aldığı kaydedildi.


Google, kodlamanın yüzde 75'ini artık yapay zekanın yaptığını açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Google, kodlamanın yüzde 75'ini artık yapay zekanın yaptığını açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Google CEO'suna göre şirkette yazılan yeni bilgisayar kodlarının çoğunu artık yapay zeka üretiyor.

Las Vegas'ta düzenlenen Google Cloud Next 2026 konferansında konuşan Sundar Pichai, kodların yaklaşık yüzde 75’inin yapay zeka tarafından üretilerek mühendisler tarafından onaylandığını açıkladı.

Bu rakam, 2024'teki yüzde 25 ve 2025'teki yüzde 50'ye kıyasla artışa işaret ediyor.

Pichai "Bir süredir Google'da şirket içi kod oluşturmak için yapay zeka kullanıyoruz" dedi.

Şimdi tamamen ajan tabanlı iş akışlarına geçiyoruz. Mühendislerimiz tamamen otonom dijital görev güçlerini koordine ediyor, ajanları devreye sokuyor ve inanılmaz şeyler başarıyor.

Google patronu, yapay zeka ajanlarının karmaşık bir kod taşıma görevini insan mühendislerden 6 kat daha hızlı tamamlayabilmesi örneğini verdi.

Bu gelişme, teknoloji şirketlerinin yapay zekayı iş akışlarına muazzam ölçekte entegre etmeye yönelik daha geniş bir eğilimin parçası.

Bu hafta yayımlanan bir habere göre Meta, yeni yapay zeka sistemlerini çalışanların işlerini yapmak üzere eğitmek amacıyla, personelin fare hareketlerini, tıklamalarını ve klavye vuruşlarını kaydetmek için bir takip yazılımı kullanmaya başlıyor.

Facebook ve Instagram'ın sahibi şirkette paylaşılan kurum içi yazışmada, insanların bilgisayarlarla etkileşim kurma biçimini taklit etmeyi amaçlayan Model Capability Initiative (Model Yetenek Girişimi / MCI) adlı yeni bir araç seti anlatılıyor.

Reuters'ın aktardığı üzere Meta Teknoloji Direktörü Andrew Bosworth ayrı bir yazışmada çalışanlara, "Hedeflediğimiz vizyon, işlerin esasen ajanlarımız tarafından yapıldığı, bizim rolümüzün ise onlara yön vermek, onları denetlemek ve gelişmelerine yardım etmek olduğu bir vizyon" demişti.

Meta, çalışanlarını günlük işlerinde de mümkün olduğunca fazla yapay zeka kullanmaya teşvik eden birkaç büyük teknoloji şirketinden biri.

Meta ve ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'daki şirket içi sıralama tablolarının, çalışanları aylık token (jeton) tüketimlerine göre sıraladığı öne sürülüyor; bu, kullandıkları yapay zeka işlem gücü miktarını ifade ediyor.

"Tokenmaxxing" denen bu eğilim, bu kadar yoğun yapay zeka kullanımının finansal ve çevresel maliyetinin yanı sıra performans ölçütü olarak gerçek değerinden dolayı da eleştirilere maruz kalıyor.

Linear Baş İşletme Görevlisi Christina Cordova, X'te "Mühendisleri token harcamalarına göre sıralamak, benim pazarlama ekibimi en çok para harcayanlara göre sıralamam gibi bir şey" diye yazdı. 

Yüksek tüketim oranını yüksek başarı oranıyla karıştırmayın.

Independent Türkçe