Başbakan Hamduk'un istifasının ardından Sudan'ı ne bekliyor?

Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan’ın ülkede OHAL ilan edip sivillerle hükümet ortaklığını feshetmesi, ülkedeki krizi daha da karmaşık hale getirebilir

Hartum'daki 2 Ocak’ta düzenlenen protestolara katılan Sudanlı eylemciler (AFP)
Hartum'daki 2 Ocak’ta düzenlenen protestolara katılan Sudanlı eylemciler (AFP)
TT

Başbakan Hamduk'un istifasının ardından Sudan'ı ne bekliyor?

Hartum'daki 2 Ocak’ta düzenlenen protestolara katılan Sudanlı eylemciler (AFP)
Hartum'daki 2 Ocak’ta düzenlenen protestolara katılan Sudanlı eylemciler (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Sudan’daki siyasi güçler, Başbakan Abdullah Hamduk'un 2 Ocak Pazar günü duyurduğu istifasına dair farklı görüşlerde bulundular. Peki, bu gelişme, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdufettah el-Burhan’ın 25 Ekim 2021’de ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesi ve sivillerle hükümet ortaklığını feshetmesinin ardından yeniden sivil bir hükümetin kurulması talibiyle başlayan yeni protesto dalgalarıyla derinleşen krizi daha da karmaşık hale getirebilir mi?
Sudan’daki siyasi güçlerin büyük çoğunluğu, Sudan’ın içinde bulunduğu krizi aşması için çatışan tarafların mantıkla hareket etmeleri ve 17 Ağustos 2019'da iki taraf arasında imzalanan anayasal belgeye uygun olarak askeri ve sivil bileşenler arasındaki eski ortaklığa dönülmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Güvenin yeniden tesis edilmesi
Sudan Milli Ümmet Partisi Başkan Yardımcısı İbrahim el-Emin, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Hamduk'un istifa etmesi sürpriz değildi. Çünkü Orgeneral Burhan ile 21 Kasım'da imzaladığı anlaşmadan sonra faaliyetlerini 25 Ekim 2021 öncesindeki yürütemediğinden bu bekleniyordu. Hamduk-Burhan anlaşması, siyaset sahnesindeki kaosu artırması ve halkın gücünü zayıflatması bakımından büyük bir felaketti. Bu yüzden mevcut ortam, asgari düzeyde dahi çalışmasına izin verecek durumda değildi” ifadelerini kullandı.
Emin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bence Hamduk’un istifası herkesin bir sonraki aşama için derinlemesine düşünmesini gerektiriyor. Siyaset sahnesindeki karmaşıklaştırmanın ve krizin taraflarını sivil ve askeri bileşenler olarak ayırmamanın bir nedeni yok. Asıl önemli olan meselenin, iç cepheyi birleştirmek için kapsamlı çalışmalar yapmak ve ülkeyi yöneten taraflar arasında güveni yeniden tesis eden yeni bir denklem bulmak olduğunu düşünüyorum.”
Emin,  ne devrimci güçleri ne de anayasal belgeyi atlatmaya yönelik bir girişimin başarılı olacağını, böyle bir girişimin, Sudan'da başarıyı, sürekliliği, istikrarı ve tüm Sudan halkının arzusu olan demokratik dönüşümü sağlayamayacağını söyledi.

“Darbeyi meşrulaştırıyor”
Sudan Kongre Partisi (SCP) Sözcüsü Nureddin Babekir, yaptığı açıklamada, “Hamduk'un istifası gecikmiş bir adım. Çünkü Orgeneral Burhan ile yaptığı ikili anlaşma uyarınca yönetimdeki varlığı, Burhan'ın asker ve sivil taraflar arasında imzalanan anayasal belgeyle onaylanan, uluslararası ve bölgesel desteğe sahip bir ortaklığa dayanan meşru yönetime karşı gerçekleştirdiği darbeyi meşrulaştırmaya katkıda bulundu. Bu istifa, askeri bileşenin önderliğindeki darbeci yönetimi zayıflatacak ve orduya olan güvenini kaybetmeye başlayan ve Sudan halkını daha fazla baskı yapmaya cesaretlendiren uluslararası camianın gerçeği anlamasını sağlayacak. Bu yüzden askeri bileşenin tam bir askeri hükümet oluşturma eğiliminde olması bekleniyor” şeklinde konuştu.
Hamduk’un istifasının, Hamduk’un darbe sonrası iktidarda kalmaya devam etmesi nedeniyle bir bölünme yaşayan sivil bileşeni birleştirmek için bir fırsat olacağına inanan Babekir, böylece bir yanda devrimciler, diğer yanda darbeciler olmak üzere iki taraf olarak denklemin netleşeceğini söyledi.

Başarısızlık sendromu
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, Muhalif kanattaki Sudan Halk Kongresi Partisi'nin (SHKP) siyasi işler sorumlusu Kemal Ömer ise Hamduk’un istifasıyla ilgili olarak, “İstifa, Sudan krizini daha da derinleştirme başlığı altında görülüyor. Bu istifaya iyimser bakanlar, bu gelişmenin mevcut krizde bir sıçramaya yol açacağı konusunda yanılıyorlar. Sudan halkının çoğunluğu orduya karşı olduğundan sahne daha da kasvetli olacak ve yeni bir başbakan seçmeye yönelik herhangi bir girişim halk tarafından reddedilecek” yorumunda bulundu.
Hamduk'un herkesçe iyi bilinen başarılarına övgüde bulunan Ömer, Hamduk görevde olduğu sırada yaşanan başarısızlıkların kesinlikle hoş görülmemesi gerektiğini, ancak bunların daha ziyade Sudan’daki siyasi ve anayasal gerçeklikten kaynaklandığını vurguladı. Ömer, “Başarısızlık, askeri bileşenin ekonomiyi kontrol etmesinin yanı sıra yönetimdeki tüm organlara ait bir sendromdur” dedi.

Tutumlarda kaymalar ve tehditler
Başbakan Hamduk, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında halka hitaben şunları söyledi:
“Bana olan güveninizi size iade etmeye karar verdim. Başbakanlıktan istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu cömert ülkenin evlatlarının, demokratik bir ülke olma yolundaki ilerleyişlerini tamamlamaları için önlerini açtım. Sevgili Sudanlılar, bu çetin ikilemin çözümü, diyalogdur. Sudan toplumunun ve devletinin milli uzlaşıya varması ve anayasal belgenin gösterdiği yolda ülkenin kurtuluşu için sivil bir demokratik yönetime dönüşümünü tamamlayacak bir yol haritası çizmesini sağlayan tüm eylemlerin konuşulduğu bir diyalog olmalı. Ülkemizin felakete sürüklenmemesi için elimden geleni yaptım ve şimdi ülkemiz, eğer düzeltilmezse bekasına karşı tehlikeli bir kavşaktan geçiyor. Halka güvenlik, barış ve adaletin sağlanacağı ve kan dökülmeyeceğine dair verdiğimiz sözü yerine getirmeyi istedim, ama siyasi güçler içindeki bu dağınıklık ve ben merkezli çatışmaların gölgesinde gerekli uzlaşıyı sağlamak için yaptığım onca şeye rağmen bu olmadı.”
Hamduk, son birkaç gün içinde siyasi ve askeri tüm geçiş süreci bileşenleriyle ve barış anlaşmasının taraflarıyla onları bilgilendirmek ve tarihi ve ulusal sorumluluğu önlerine koymak amacıyla görüştüğünü söyledi. Hamduk, “Bugün ülkede yaşanan büyük kriz, öncelikle siyasi bir kriz olsa da giderek ekonomik ve sosyal hayatın tüm yönlerini kapsayacak şekilde değişime uğruyor ve kapsamlı bir kriz olma yolunda ilerliyor” şeklinde konuştu.
Ülkenin en büyük sorununun, siyasi ve askeri bileşenleri arasındaki yapısal sorun olduğunu vurgulayan Hamduk, “Totaliter rejimlerin çöküşünden ve iç savaşların sona ermesinden sonra ortaya çıkan türden bir sorundur. Bu açıklama, Sudan’ın mevcut ve benzersiz gerçekliği için tamamen geçerlidir” dedi.

Protesto gösterileri devam ediyor
Pazar günü, başkent Hartum, Kuzey Hartum ve Omdurman’da ‘Şehitlerin Kanına Vefa’ olarak adlandırılan ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na doğru gerçekleştirilen milyonluk protesto yürüyüşüne binlerce Sudanlı katıldı.
Darbe karşıtı Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre Omdurman'daki gösterilerde en az iki eylemci öldü. Komite, eylemcilerden birinin göğsünden vurulduğunu, diğerinin ise başına aldığı şiddetli darbenin kafatasını parçalaması sonucunda hayatını kaybettiğini belirtti.
Düzenlenen yürüyüş, yeni yılın ilk protesto gösterisi olurken gösterilerin organizatörleri tarafından Ocak ayı için hazırlanan takvimde yer almadı. Bu yürüyüşün, Omdurman'da 30 Aralık'ta düzenlenen protesto gösterilerinde öldürülen beş kişiye ‘vefa’ amacıyla düzenlendiği belirtildi.

Ocak ayı protesto gösterileri
Hartum Direniş Komiteleri Koordinasyon Ofisi, 31 Aralık Cuma günü yaptığı açıklamayla 6, 12, 17, 24 ve 30 Ocak’ta ‘Üç Hayır’ (Müzakere yok, ortaklık yok, pazarlık yok) sloganıyla düzenlenecek protesto gösterilerinin takvimini duyurdu. Açıklamada, ordu siyaset sahnesinden çekilip iktidarı sivillere teslim edene kadar gerginliğin devam edeceği ve durmayacağı vurgulandı.
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi’nin açıklamasında, Orgeneral Burhan’ın, 25 Ekim’de askeri darbe olarak görülen kararlarını açıklamasından, ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesinden ve sivil bileşenle hükümet ortaklığını feshetmesinden bu yana şimdiye kadar 13 protesto yürüyüşü gerçekleştirildiğini ve gösterilerde 55 kişinin öldüğünü aktardı.
Orgeneral Burhan ve istifa eden Başbakan Hamduk, 21 Kasım'da siyasi bir anlaşma imzaladılar. Anlaşma, Hamduk’un başbakanlık görevine geri dönmesini, teknokrat bir hükümetin kurulmasını, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve demokratik süreci tamamlamak için askeri ve sivil birleşenlerin birlikte çalışmasını öngörüyordu. Birleşmiş Milletler (BM) de dahil olmak üzere bölgesel ve uluslararası taraflar ve kuruluşlar, anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, Sudan’daki siyasi ve sivil güçler, ‘darbeyi meşrulaştırma girişimi’ olarak niteledikleri anlaşmayı reddettiler.



Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen koalisyon, pazartesi günü Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava araçları (İHA) ve seyir füzelerinden kaynaklanan bir tehdidin tespit edilerek takip edildiğini ve tehdide müdahalenin sürdüğünü açıkladı.

Husiler, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırılarını sürdürürken koalisyon sözcüsü Türki el-Maliki dün yaptığı açıklamada, bir mühimmatın Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın 4 numaralı yolcu terminaline isabet ettiğini bildirdi. Maliki, hava savunma sistemlerinin havalimanı çevresinde bir başka seyir füzesini de önlediğini belirtti.

Maliki ayrıca Hamis Muşayt’ı hedef alan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini, Doğu Bölgesi’nde ise bir İHA’nın etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi ise Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, 11 kişinin yaralandığını açıkladı.

Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarını ve sivil tesisleri hedef alan saldırıları, Arap dünyasında ve uluslararası alanda geniş çaplı kınamalara yol açarken Suudi Arabistan’la güçlü bir dayanışma mesajı verildi.


Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
TT

Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)

Libya’daki “Ulusal Ordu”nun Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile Bingazi’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında bir araya gelerek çeşitli güvenlik meselelerini ele aldı. Hafter, iki halk arasındaki köklü kardeşlik ve tarihî bağlara dikkat çekti.

Suriye diplomasisi, eş-Şeybani’nin ağustos ayının sonunda başkent Trablus’ta gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaklaşık 14 yıllık Libya yokluğunu sona erdirmişti. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve ortak iş birliği alanlarının geliştirilmesi hedeflenirken, Suriye’nin Libya Büyükelçiliği de yeniden açılmıştı.

Genel Komutanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Saddam Hafter’in Bingazi’deki merkezde gerçekleşen görüşmede Suriye yönetiminin “ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması, geçiş sürecinde karşılaşılan zorlukların aşılması, hayatın normale döndürülmesi ve uluslararası topluma açılım” konularındaki rolünü takdir ettiği belirtildi.

Hafter, Genel Komutanlığın Suriye yönetiminin yanında olduğunu vurgulayarak, “Kardeş Suriye halkına destek olmak ve Suriye’nin Arap ve uluslararası arenadaki konumunu yeniden kazanmasını sağlamak için elimizden gelen her türlü yardımı sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

scdfb
Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ve beraberindeki heyetle dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezinde görüştü. (Genel Komutanlık)

Suriye Dışişleri Bakanı eş-Şeybani ise Suriye yönetiminin Libya’da her düzeyde kalıcı istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak girişimleri desteklemeye önem verdiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Eş-Şeybani, görüşmede Suriye’deki son gelişmelere ilişkin de bilgi verdi.

Toplantıya Suriye tarafından Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdülkadir Tahan da katıldı.

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına göre görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı. Bu kapsamda, Bingazi’de Suriye Başkonsolosluğu açılması, iki taraf arasındaki ortak güvenlik meseleleri ve Libya’da kayıp olan Suriye vatandaşlarının durumunun takibi konuları ele alındı.

Suriye’nin Trablus Büyükelçiliği, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin Ağustos 2011’de devrilmesinden aylar sonra, 2012 yılında kapatılmıştı. Bu karar, o dönemde Libya’da oluşturulan Ulusal Geçiş Konseyi’nin Suriye devrimini tanımasının ardından alındı. İki ülke arasındaki ilişkiler, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde bu tarihten sonra kesildi.

Eş-Şeybani, daha önce 4 Ağustos’ta Libya’nın Şam Büyükelçiliği maslahatgüzarı Velid Hasan Ammar ile de görüşmüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alınmış, karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.

cvgr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezine gelişinde (Genel Komutanlık)

 


Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
TT

Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)

Libya’da öğretmenlerin grevi, özellikle ülkenin batısındaki bazı bölgelerde eğitimi aksatmayı sürdürdü. Öğretmen Hareketi’nin başkanı, bütün talepleri karşılanana kadar protestoların devam edeceğini açıkladı. Bu tutum, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin okullarda eğitimin yeniden başlaması yönündeki çağrılarına ve Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararına rağmen değişmedi.

Öğretmen Hareketi Başkanı Eşref el-Hadi, dün basına yaptığı açıklamada, “Öğretmenlerin talepleri resmî olarak karşılanmadan oturma eyleminden ve grevden vazgeçmeyeceğiz. Taleplerimizin başında maaş artışı ve geçmiş dönemlerden kaynaklanan mali farkların ödenmesi geliyor” dedi. El-Hadi, okullara dönüşün, resmî, bağlayıcı ve uygulanabilir kararlarla desteklenmeyen yeni vaatlere dayandırılamayacağını vurguladı.

Anlaşmazlık, eğitim-öğretim yılının 13 Eylül’de başlaması planlanan tarihin üzerinden dört haftadan fazla zaman geçmesine rağmen okullarda eğitimin ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Grev, söz konusu tarihte başlamış ve farklı bölgelerdeki devlet okullarına yayılarak kamu kurumlarının önünde düzenlenen protestolarla devam etmişti.

Buna karşılık Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı Muhammed el-Karyu, dün ülkenin kuzeybatısındaki Tacura Belediyesi’ne bağlı bazı okulları ziyaret ederken, bakanlığın ve yürütme makamlarının öğretmenlerin haklarını korumaya ve talepleriyle ilgilenmeye önem verdiğini belirtti. El-Karyu, bu yaklaşımın öğretmenlerin eğitim görevlerini yerine getirirken gösterdikleri çabaların takdir edilmesinin bir gereği olduğunu ifade etti.

x
Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı, dün Tacura’daki okulları ziyaret etti (Bakanlık)

El-Karyu, eğitim kurumlarının istikrarlı biçimde faaliyet göstermesinin ve derslerin düzenli yürütülmesinin, öğrencilerin kapsamlı ve sürdürülebilir eğitim hakkını güvence altına alan temel unsur olduğunu belirterek, bunun öğrencilerin geleceğini ve akademik gelişimini korumak açısından önemine dikkat çekti.

Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti, Libya Genel Öğretmenler Sendikası ile varılan uzlaşının ardından eğitimin yeniden düzenli biçimde başlamasını sağlamaya çalışıyor. Ancak Öğretmen Hareketi, söz konusu uzlaşmayı nihai bir çözüm olarak kabul etmiyor ve yeterli güvencelerden yoksun olduğunu belirtiyor.

Cumartesi akşamı Trablus’ta Maliye, Yerel Yönetimler, Eğitim, Sağlık, Gençlik, Kültür ve Sanayi ve Madenler bakanlarının yanı sıra Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri, belediye başkanları ve eğitim denetim birimlerinin yöneticilerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda derslerin pazar gününden (dün) itibaren yeniden başlaması çağrısı yapıldı.

Katılımcılar, öğrencilerin eğitim hakkını “ulusal bir öncelik” olarak nitelendirdi. Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararını memnuniyetle karşılayan yetkililer, öğretmenleri okullara dönmeye çağırdı. Açıklamada, “Eğitimin aksamasının sürmesi, öğrenciler ve velileri üzerindeki olumsuz etkileri artırıyor” uyarısında bulunuldu.

Eğitim krizine güvenlik boyutu da eklendi

Eğitim krizine bir güvenlik kurumunun da müdahil olduğunu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İç Güvenlik Kurumu, cumartesi akşamı yayımladığı açıklamada, eğitim kurumlarının ve eğitim denetim birimlerine ait binaların demir zincirlerle kapatılması ve çeşitli bölgelerde derslerin engellenmesi konusunda uyarıda bulundu.

Kurum, açıklamasında söz konusu düzensizlikler karşısında “seyirci kalmayacağını” belirterek eğitim güvenliğinin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Eğitim kurumlarının baskı aracı olarak kullanılmasının açık bir hukuk ihlali teşkil ettiğini kaydetti.

İç Güvenlik Kurumu, protestoları kışkırtmakla, uygulamakla veya siyasi amaçlarla istismar etmekle suçlanan kişilerin “hukuki ve ahlaki sorumluluk taşıdığını” belirtti. Kurum ayrıca, olaya karıştığı tespit edilen kişiler hakkında kararlı hukuki ve güvenlik tedbirleri alınması amacıyla yargı makamlarıyla koordinasyon yürütüleceğini duyurdu.

Yerel gözlemciler, bu açıklamayı okulların kapalı tutulmasının sürmesine yönelik doğrudan bir tepki olarak değerlendirdi. Gelişmenin, krize yaklaşımın sendikal ve idari çerçevenin ötesine geçerek güvenlik boyutuna taşındığına işaret ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Libya Haber Ajansı’dan aktardığıma göre ajansa açıklamalarda bulunan Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığı Teknik ve Ortaöğretim Enstitülerinden Sorumlu Müsteşarı Abdülkadir ez-Zuruk Gani, öğretmenlerin taleplerinin resmî olarak ilgili bakana iletildiğini ve inceleme aşamasında olduğunu belirtti.

Taleplerin “meşru ve yasalarla güvence altına alınmış” olduğunu belirten Gani, öğretmenlerin haklarının korunması ve eğitimin en kısa sürede yeniden başlaması için diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulundu. Gani, gerekli işlemler tamamlanıp resmî karara varılmadan, eğitim takvimine ilişkin herhangi bir tarih açıklamayacaklarını da ifade etti.

Ülkenin doğusundaki Bingazi’de Eğitim Denetim Birimi Başkanı Cuma Halife de cumartesi günü kentteki öğretmen sendikası başkanı, okul yöneticileri ve sendika temsilcileriyle yaptığı toplantıda öğretmenlerin haklarına destek verdi. Halife, öğretmenlere hak ettiklerinin verilmesinin ve mesleki ve ekonomik koşullarının istikrara kavuşturulmasının önemini vurguladı.

Öğretmen Hareketi’nin talepleri arasında maaş cetvelinin birleştirilmesi, geçmiş dönemlerden kalan ücret farklarının ödenmesi, sağlık sigortasının uygulamaya konulması ve Öğretmeni Koruma Kanunu’nun yürürlüğe geçirilmesi bulunuyor.

Hükümet daha önce ekim ayı maaşından itibaren birleşik maaş cetvelini uygulamaya koymayı, ders saati ek ödeneğini düzenli ödemeyi, geçmiş dönemlere ait ücret farklarını belirlemeyi ve eğitim çalışanlarını sağlık sigortası sistemine dâhil etmek için çalışma yürütmeyi taahhüt etmişti.

Ancak hükümetin ve sendikanın açıklamalarına rağmen, Öğretmen Hareketi’nin protestoları sürdürme konusundaki ısrarı nedeniyle okullarda eğitimin ülke genelinde ne ölçüde normale döneceği belirsizliğini koruyor.