Süleymani sonrası Irak’ta İran nüfuzu geriledi mi?

Süleymani ve Mühendis’in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçerken Irak'ta İran yanlısı akımların dönemi bitti mi? Eski Kudüs Gücü Komutanı’na yönelik suikast, Irak’taki İran yanlısı milislerin nüfuzunu ve gücünü doğrudan etkileyen uzun soluklu birçok değ

Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
TT

Süleymani sonrası Irak’ta İran nüfuzu geriledi mi?

Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) sınır ötesi operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi'nin eski Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçerken Irak’taki İran yanlısı milislerin, son olarak parlamento seçimlerindeki yenilgilerinde görüldüğü üzere halen gerilemeye devam ediyorlar.
Bu milislerin yaşadığı sorunlar, sadece meclisteki sandalyelerini kaybetmekle sınırlı değil. Özellikle ABD’nin muharebe güçlerinin geri çekilmesinden sonra, silahlarını ellerinde tutmak için öne sürdükleri bahanelerde azalmış görünüyor. Bu da milisleri varlıklarını devam ettirmeleri açısından çok büyük bir zorlukla karşı karşıya bırakıyor.
Gözlemciler, İran yanlısı silahlı hareketlerin önümüzdeki dönemde nüfuzlarının azalmasından ve hedef haline gelmekten korktuklarını ve bu durumun onları, ülkedeki güvenlik, ekonomik ve politik alanları üzerindeki kontrol altında tutmalarını sağlayan Haşdi Şabi içindeki nüfuzlarını sürdürmek amacıyla baskı yapmaya iteceğini düşünüyorlar.
İran intikam yeminini yineledi
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Kazım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürülmesinin ikinci yıldönümü olan 3 Ocak'ta eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Süleymani’nin öldürülmesi ile ilgili yargılanmaması halinde intikamı kendilerinin alacağını söyledi. Reisi, televizyon ekranlarından yayınlanan konuşmasında, “Trump ve eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, General Süleymani'ye suikast suçundan adil bir mahkemede yargılanmaması halinde, İslam ulusunun intikam elinin tüm ABD'li liderlere uzanacağına şüphe olmadığını söylüyorum” ifadelerini kullandı.
İran basını, İran'ın 2 Ocak'ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) yazdığı bir mektupta, Tahran'ın da dahil olduğunu söylediği ABD ve İsrail'den Süleymani suikastıyla ilgili hesap sormaya çağırdığını bildirmişti.

İki SİHA’nın düşürülmesi olayı
Uluslararası Koalisyon tarafından yapılan açıklamaya göre 3 Ocak'ta Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki diplomatik alana, savunma sisteminin maddi hasara yahut can kaybına yol açmadan düşürmeyi başardığı iki silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile saldırı düzenlendi. İki SİHA’nın kalıntılarını gösteren fotoğraflara iliştirilen açıklamada, Süleymani ve Mühendis'e atıfla ‘liderlerinin intikamı’ yazıldı.
Öte yandan Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin Askeri Sözcüsü Yahya Resul, Bağdat Uluslararası Havalimanı'nda ABD güçleri tarafından kullanılan Victoria Askeri Üssü’nü hedef alan SİHA’lı saldırı girişimiyle ilgili soruşturma başlatıldığını doğruladı. Resul, yaptığı açıklamada, “Victoria Askeri Üssü’ndeki hava savunma sistemi CRM, üssü hedef almaya çalışan iki SİHA’yı maddi hasara yahut can kaybına yol açmadan vurabildi. İlgili emniyet kurumları, bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek için konuyla ilgili soruşturma başlattı” dedi.
Yüzlerce Haşdi Şabi destekçisi, 2 Ocak Pazar günü, Süleymani ve Mühendis'i anmak amacıyla araçlarının saldırıya uğradığı Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki noktada oturma eylemi düzenledi. Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri ve Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad’in de aralarında bulunduğu Irak’taki İran yanlısı akımların önde gelen isimleri de katıldı. Feyyad, Mühendis ve Süleymani'nin hedef alındığı olayın Irak'ta yeni bir gerçeklik yarattığını söylerken Asaib Ehli'l Hak Hareketi lideri Kays el-Hazali, ABD güçlerinin bölgeden çıkarılması ve İsrail'in varlığına son verilmesinin Mühendis ve Süleymani'nin intikamı olacağını belirtti. Iraklılar tarafından 2012 yılında ülkeden çıkarılan ABD güçlerinin daha sonra DEAŞ’ı bahane ederek geri döndüğünü söyleyen Hazali, “ABD sadece İsrail'in güvenliği, Irak'ın zayıflaması ve kontrol altına alınmasıyla ilgileniyorlar” dedi.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri göstericilere hitaben yaptığı konuşmada, “(Irak'ın Şii dini lideri) Ayetullah Sistani'nin fetvası, İran'ın rolü ve muzaffer liderlerinin kahramanlıkları Irak'ı DEAŞ tehlikesinden korudu. İşgalci güçlerin Irak'tan tamamen çıkması, muzaffer liderlerin dökülen kanının intikamının alınması olacaktır” ifadelerini kullandı.
Bu mesajlar, Uluslararası Koalisyon’un muharip güçlerini geri çektiğini ve sadece Irak hükümetiyle koordineli olarak Irak ordusunun eğitilmesi ve yeteneklerini geliştirilmesi amacıyla danışman görevindeki askerlerin kaldığını duyurmasından günler sonra verildi.

Milislerin nüfuzunun azalması
Diğer taraftan gözlemcilere göre Irak’taki İran yanlısı akımların, onların devlet içindeki nüfuzunu temsil eden eski Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetinin, İran'ın ülkedeki nüfuzunu ve silahlarını reddeden halk ayaklanmasıyla başlayıp bu akımlara yönelik eleştirilerin devam etmesi sonucunda istifa etmesiyle başlayan gerilemeleri devam ediyor. Bu gerilemenin, milislerin özellikle Şii çevrelerinde halkın geniş desteğini kaybetmelerine yol açması dikkat çekti. Bu da Sistani’ye yakın milis gruplarının Haşdi Şabi’den ayrılması ve son seçimlerde meclisteki sandalyelerinin çoğunluğunun kaybetmeleriyle daha da belirgin hale geldi.
Irak’ta Ekim 2019’da düzenlenen halk protestoları, bu milislere yönelik en büyük darbe değildi. Irak'taki silahlı akımların liderlik piramidinin en tepesinde yer alan Süleymani ve Mühendis'in öldürülmesinin de büyük etkisi oldu. İçerideki bazı sorunlar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu da sonunda milislerin meclisteki sandalyelerini kaybetmelerine yol açtı.
Arap Avustralya Stratejik Araştırmalar Merkezinin kurucusu ve yöneticisi olan Ahmed el-Yasir, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Irak’taki İran yanlısı akımlar, başta Şiilerin sempatisini yitiren Ekim Devrimi olmak üzere, güçlerini önemli ölçüde sarsan üç büyük darbe aldılar. Ekim 2019’daki olayların yanı sıra Süleymani’nin öldürülmesinin, ülkedeki milislerin nüfuzunu ve gücünü doğrudan etkileyen uzun soluklu birçok değişime kapı araladığı görülüyor.”
Bu olayın, Sistani’ye yakın milis grupların Haşdi Şabi’den geri çekilmesine izin verdiğine ve ardından milislerin meşruiyet kazanmak için kullandıkları ana bahaneyi kaybettiklerine dikkati çeken Yasir, son seçimlerin kaybetmelerinin nedeninin Süleymani ve Muhandis'in öldürülmesinden bu yana milislerin art arda aldıkları siyasi darbeler olduğunu da sözlerine ekledi.

İç çatışmalar
Mühendis’in öldürülmesinin, milislerin liderleri arasında başlayan Mühendis’ten boşalan yeri doldurmaya yönelik çatışmaların fitilini ateşleyen doğrudan bir etkiye sahip olduğunu düşünen Yasir, milislerin siyasi tutum ve adımlarından sorumlu bir ismin olmamasının yarattığı sorunların son seçimlerde açıkça görüldüğünü, milislerin kendi nüfuz alanları üzerinde birbirleriyle rekabet ettiğini ve birbirlerini saf dışı bıraktıklarını söyledi. Milislerin yaşadıkları gerilemeyi geç fark ettiklerini belirten Yasir, bu yüzden Haşdi Şabi’nin yeniden kontrolü eline alması için bir sonraki hükümeti kurma müzakerelerinde taleplerini azaltmaya çalıştıklarını kaydetti. Milislerin var olabilmelerinin devlet içinde yer almalarına bağlı olduğunun farkında olduklarını ve bu bağın onları Tahran’da da popüler yaptığını söyleyen Yasir, özellikle ABD muharip güçlerinin ülkeden çıkışının ardından direnişe ve hayali işgale ilişkin söylemlerin artmasının, devlete şantaj yapmanın ve devlet içindeki durumunu düzeltmeye çalışmanın bir göstergesi olduğunu vurguladı. Yasir, halen milislerle bir anlaşmaya varılabileceğini, ancak özellikle seçimleri kazanan güçlerin milislerle bir takım sorunlar yaşadıkları için aynı etkiye sahip olmayabileceğini belirtti.

Milislerin son sığınağı: Haşdi Şabi
Milislerin suçlandığı, halk protestoları sırasında işlenen cinayetler ve İran nüfuzuna karşı çıkan eylemcileri hedef alan toplu suikastlar, Şii çevrelerinden kendilerine verilen desteğin çoğunu kaybetmelerine neden olurken aldıkları en büyük darbeyi de temsil ediyordu. Milisler, Şii çevrelerinin birçok nedenden ötürü kontrol dışı silahlar dosyasına ve milislerin ülkedeki büyük güvenlik noktaları üzerindeki kontrolüne bir son verilmesi için açıkça çağrıda bulunulan protestolarıyla karşı karşıya kaldılar.
Siyasi ilişkiler analisti Hişam el-Muzani, Irak'ta şuan Velayeti Fakihçilerin (İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney'e bağlılık yemini eden milisler) hegemonyasında önemli bir düşüşe tanık olunduğunu söyledi. Bunun özellikle son seçimlerdeki yenilgilerinin ardından daha hızlı olduğuna dikkati çeken Muzani, asıl meselenin, milislerin etkisinin sona ermesinden ziyade art arda yaşadıkları kayıplardan sonra başka bir bölgeye kaydırılmaları olduğunu belirtti. Süleymani ve Mühendis’in yarattığı boşluğun milis sistemini önemli ölçüde istikrarsızlaştırdığına işaret eden Muzani, bu durumun iç çatışmaları körüklediğini, ancak özellikle silahlarını ve Haşdi Şabi içindeki nüfuzlarını korumalarından ötürü kısa vadede çöküş yaşamalarına yol açmayacağını söyledi.
Haşdi Şabi’nin genel çerçevede bir devlet kurumu olması nedeniyle birçok başlık içerebilecek bir unvanı temsil ettiğini ve bu milislere meşruiyet kazandıran bir platform olduğunu belirten Muzani, milislerin ilerleyen zamanda nüfuzlarını sürdürmelerini sağlayacak bir platform olarak yeniden Haşdi Şabi çatısı altına dönmeye çalışmalarının nedenin de bu olduğunu kaydetti. Irak'taki İran yanlısı milisler dosyasının yarattığı tehlikeyi, doğrudan İran dosyası ve nükleer anlaşma müzakereleriyle ilişkilendiren Muzani, böylece nükleer anlaşmanın canlandırılması veya müzakerelerin başarısız olması durumunda, Tahran tarafından baskı ve nüfuz için kullanılan bir kart olmaya devam edeceklerine dikkati çekti.

Danışmanlık ve eğitim
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Süleymani ve Mühendis'in öldürülmesinden bu yana ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği binasının çevresi de dahil olmak üzere ABD’nin Irak’taki çıkarlarını ve askeri üslerini hedef alan saldırılar devam etti. ABD'nin çıkarlarına yönelik saldırıların sıklığı, geçtiğimiz yıl özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Bağdat Büyükelçiliği’ni kapatmakla tehdit etmesinin ardından azaldı.
Bir yandan ABD'nin Irak'taki çıkarları hedef alınmaya devam edilirken diğer yandan İran'a yanlısı başlıca milis gruplar, söz konusu saldırılarla ilişkilendirilmelerine karşı çıkıyorlar.
Irak, 9 Aralık’ta, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerine bağlı muharip kuvvetlerin, misyonlarının sona ermesiyle çekildiklerini ve Irak'taki ABD güçlerinin misyonunun, artık askeri danışmanlık ve eğitmenlik rolüyle sınırlandırılacağını duyurmuştu.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.