Giselle Nasr'dan Şarku'l Avsat'a: ‘Ziyaret’ dizisinin heyecan verici hikâyesi devam ediyor

Dizinin yıldızları üstün performans sergiledi

Dina El-Sherbiny Ziyaret dizisinden bir sahnede
Dina El-Sherbiny Ziyaret dizisinden bir sahnede
TT

Giselle Nasr'dan Şarku'l Avsat'a: ‘Ziyaret’ dizisinin heyecan verici hikâyesi devam ediyor

Dina El-Sherbiny Ziyaret dizisinden bir sahnede
Dina El-Sherbiny Ziyaret dizisinden bir sahnede

Arap dizi yapım şirketleri, ‘izleyici bunu istemez’ ilkesinden yola çıkarak, korku-dram içerikli dizilere hiçbir zaman sıcak bakmadı. Shahid (MBC tarafından kurulan Arapça içerik akış platformu) platformunda gösterilen ‘Ziyaret’ adlı dizi ise bu alanda piyasaya etkili bir giriş yaptı. Dizi konusuyla olduğu kadar nasıl ne şekilde çekildiğiyle de emsal teşkil ediyor.
Yapımcılardan bazıları başlangıçta bu diziyi sürdürmekte tereddüt ederken bir kısmı ise toplumlarında karşılığı olmayan bir çalışma olarak değerlendirdi. Bir diğer kısım ise  hassas yürekli izleyicilerin korku sahnelerine bakmaya tahammül edemeyeceğini düşünüyordu. Kendisini korkunç bir gerçekliğin ve çeşitli krizlerin ortasında bulan seyirci, daha hafif ve romantizme meyleden yanlarıyla da dizideki drama hayran kaldı. Dizi, iki bölüm sonra sosyal medya sitelerinde en çok konuşulanlar arasına girerken, büyük başarı elde etti.
Dizi, aralarında Takla Shamoun, Abdu Chahine, Carol Abboud, Elie Mitri ve Serena Chami'nin de bulunduğu bir grup Lübnanlı yıldızı bir araya getiriyor. Mısırlı Dina el Şerbini ise senaryoyu ilk okuduğunda çok korktuğunu ancak şimdi rolünü büyük bir aşkla canlandırdığını söylüyor. Lübnanlı yapımcı Tarık Ghattas ise diziyi yakın zamanda filme dönüştürmek istiyor.
Ziyaret dizisi ilk bölümünden bu yana bizi, gerçeklik ve hayal, kötülük ve iyilik, cennet ve cehennem arasında gezdirirken aynı zamanda sıra dışı hikâyesiyle de cezbediyor. Ancak bu noktada en önemli şey, bileşenleri ve araçlarıyla ve büyüleyici haliyle dizinin uluslararası sinema diliyle size hitap ediyor olması.
Giselle Nasr, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Dizinin ayrıntıları bana yakından yaşadığım garip bir hikayeyi hatırlatıyor. Dizide anlatılanlara inanmayabilirsin. Bu yüzden bu tür bir hikayenin gerçek olup olmadığını merak edip kendi içinde sorgulayabilirsin. Ama eminim ki yeryüzünde bu tür bir acı var ve kutsal kitaplarda da adı geçmekte. Takla Shamoun tarafından canlandırılan Claire karakteri her iki sorundan da mustarip ve hayatını ölene kadar dayanılmaz acılar içinde geçiriyor. Kız kardeşi ondan önce ölmüş” dedi.
Giselle Nasr bu hikâyeyi yakinen yaşadı ve gerçek kahramanlarını tanıyor. Hikâyeden çok etkilenen oğlu Tarık, detaylı bir şekilde yaşananları annesinden anlatmasını istedi ve hikâyeyi diziye dönüştürmeye karar verdi.
Giselle Nasr, kendisini öldürecek kadar kötülük tarafından kuşatılmış bu aile hakkında hüzünle yaşadıklarını anlatıyor. Hikâyede anlatıldığı gibi rolü bu aileyi dua ederek kurtarmak olan Dina el Şerbini'nin canlandırdığı İnsaf ise çabalarında başarısız oluyor ve ülkesine dönüyor.
Dizinin sekizinci ve son bölümünde tüm çalışma ekibi, dizi üzerinden zihinlerinde yer edinen duygularını sunuyor. Kulislerde ise sert ve rahatsız edici sahneler üzerinde konuşup Meksikalı-Amerikalı yönetmen Adolfo Martinez tarafından yönetilen dizide gerçeğin nasıl inşa edildiğini keşfetmeye çalışıyoruz.
Dina, “Bugün daha önce gerçek olabileceğini hayal dahi etmediğim bu tür bir hikayeye inanır hale geldim. Rolümü icra ederken bu gerçeği büyük ölçüde hissettim ve bundan korktum”  diyor. Dina, perili bir aileye yardım etmeye çalışan genç bir kadının (İnsaf) karakterinin yanı sıra teyzesi olan ve kendisi ile iyilik dünyası arasındaki arabuluculuk bağını temsil eden yaşlı kadın (Rahime) rolüyle iki farklı rolde karşımıza çıkıyor.
Dizinin son 8. bölümüne ilişkin konuşan Takla Shamoun şöyle diyor:
"Büyü ve sihir sahasına giren ve başkalarına zarar veren bu tip insanlar tanıyorum."
Konuşmasına devam eden Giselle Nasr, “Elbette, kötülüğün içlerine yerleştiği insanlar var ve onlarla tanışabilir, tuhaflıklarını ve diğerine zarar vermekten hoşlandıklarını görebiliriz. Bence Claire'in çektiği eziyet hiçbir insanın dayanamayacağı kadar büyüktü. Hikaye henüz bitmedi ve olaylar hala devam ediyor. Ailenin mahremiyetini korumak için insanları gerçek isimleriyle belirtmedik. Bu aileden geriye kalanların diziyi izlemediklerine, aksi halde tepki vereceklerine inanıyorum. Çocukları ve torunları nezdindeki itibarını korumak için mümkün olduğunca gerçek hikayenin özelliklerini benzer bir hikaye içinde saklamaya çalıştık” dedi.
Giselle Nasr bu tür bir Arap draması yapma konusundaki düşünceleri hakkında Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi:
"Bu, başka hiçbir şeye benzemeyen bir yarış ve oğlum Tarık diziyi çekmek için sorunlarla yüzleşti. Bu süreçte en önemlisi salgın olmak üzere dizinin yapımı bakımından birçok sorunla karşılaştı. Bu türde, bu kalitede ve üst düzeyde drama türünde bir Arap ürünü sunmak gerekiyordu. Şahsen, drama türünde tanık olmadığımız ve tanık olmayacağımız farklı bir çalışma görüyorum.”
Bunu, büyük ölçüde fiziksel ve oyunculuk becerilerini gerektiren Ziyaret dizisinde, birkaç kez korkutucu bir karakterle ortaya çıkan Shamoun’da yakından gördük. Aynısı, kör bir keşiş rolünü canlandıran Abdu Chahine için de geçerli. Bu yüzden rolünün hakkını vermek için muazzam bir çaba sarf ediyor.
Makyaj ise kötülüğün yüz hatlarında ve mimiklerde yansıtılmasında son derece önemli bir rol oynadı. Gözlerden, kafadan ve uzuvlardan fışkıran kan sahneleri, işkence, yanık ve yara izleri gerçek gibi göründüğü için izleyicilerde büyük etki bıraktı. Makyaj, ses ve görsel efektler, Pedro Rodriguez Abajo ve Raquel Prieto gibi ödüllü yabancı uzmanların imzasını taşıyor.
Eserin hazırlanması ise yaklaşık iki yıl sürdü. Yapımcı Tarık Ghattas, "Oyuncu seçimlerimizde mutabık kaldık. Onlar bu ailenin yaşadığı duyguyu, fikri ve acıyı aktarabildiler" dedi. Tarık, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamaları şu ifadelerle noktalıyor:
"Bu hikayeyi diziye dönüştürme fikri hep aklımdaydı. Çünkü çocukluğuma kazınan ve düşüncelerimi meşgul eden bir hikayeydi. Kahramanlarını yakından tanıdım ve hikayeleri ailemizde tevarüs etti. Hikayeyi Shahid platformunda küratörlere sunduğumda, kabul ettiler. Lübnan, Dubai ve İspanya’da çalıştım.”
 



Suudi Arabistan, Yemen'in güneyindeki durumu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek için yoğun çaba sarf ediyor

Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
TT

Suudi Arabistan, Yemen'in güneyindeki durumu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek için yoğun çaba sarf ediyor

Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)

Suudi Arabistan, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon aracılığıyla güney vilayetlerinde askeri ve siyasi faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Bu adımların, durumun normalleştirilmesi, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ve askeri oluşumların Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında düzenlenmesi hedefleri doğrultusunda atıldığı belirtildi. Söz konusu çabalar, tansiyonun düşürülmesi ve ulusal meseleler etrafında diyalog kanallarının açılmasına yönelik diplomatik girişimlerle eş zamanlı yürütülüyor.

Bu çerçevede, geçici başkent Aden’deki Yemen Savunma Bakanlığı binasında askeri istişare toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Ahmed el-Basr başkanlık etti. Görüşmede, askerî birliklerin statüsü ve faaliyetlerine ilişkin karar ve talimatlarının uygulanması ele alındı.

Resmi medyaya göre toplantıya, ortak harekât birimleri temsilcileri, askeri oluşumların komutanları ile Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri katıldı. Toplantıda, kuvvetlerin tek bir komuta yapısı ve ortak bir harekât merkezi altında faaliyet gösterecek birleşik ve düzenli bir ulusal ordu çatısı altında örgütlenmesine yönelik adımlar gözden geçirildi. Bu sürecin, geçici başkent Aden ile diğer kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

sdfrgty
Yemenli askeri liderlerin Aden'deki Savunma Bakanlığı binasında yaptığı toplantıdan (SABA)

Tümgeneral Ahmed el-Basr, siyasi ve askeri liderliğin bu dosyaya büyük önem verdiğini belirterek, söz konusu adımı birleşik bir ulusal askeri kurumun inşası yolunda kilit bir aşama olarak nitelendirdi. El-Basr, kurumsal çalışma anlayışına ve askeri disipline bağlı kalınması, Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nın şemsiyesi altında faaliyet yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

El-Basr ayrıca, meşru hükümeti destekleyen ortak kuvvetlerin askeri heyetiyle tam eşgüdümün önemine dikkat çekti. Ortak Kuvvetler Komutanı’nın danışmanı Tümgeneral Fellah eş-Şehrani başkanlığındaki heyetle koordinasyonun, verilen talimatların uygulanmasını ve güvenlik hedeflerine ulaşılmasını sağlayacağını ifade etti.

Tümgeneral Fellah eş-Şehrani de tüm güçlerin ve silahlı unsurların Aden kentinden çıkarılmasının önemini vurgulayarak, geçici başkentin sivil niteliğinin korunması gerektiğini söyledi. Eş-Şehrani, Aden Havalimanı’nın vatandaşlara hizmet veren sivil bir tesis olarak kalmasının zorunlu olduğunu da kaydetti.

xcdfgrt
Suudi Arabistan'dan bir askeri heyet, güvenlik durumunu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek amacıyla Aden'de bulunuyor. (X)

Eş-Şehrani, Aden’de aralarında feshedilen Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) bağlı oluşumların da bulunduğu askeri birliklerin komutanlarıyla yaptığı görüşmede, koalisyon heyetinin Aden’de bulunmasının vatandaşlar ve yerel yönetimler için bir güven mesajı taşıdığını söyledi. Eş-Şehrani, bu durumun Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarı, yeni bir kalkınma aşamasına geçişin ve vatandaşların ihtiyaçlarına yanıt verebilmenin temel şartı olarak gördüğünü ve bu yöndeki kararlılığını yansıttığını ifade etti.

Şebva, el-Mehra ve Sokotra

Yemen’in resmî medyasına göre, Şebve Valisi Avad Muhammed bin el-Vezir, meşru hükümeti destekleyen koalisyon komutanlığından Tuğgeneral Abdulilah el-Uteybi başkanlığındaki askeri bir heyetle bir araya gelerek, vilayette güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik ortak koordinasyon başlıklarını ele aldı.

Vali el-Vezir, ortak kuvvetler komutanlığının Şebve’ye gösterdiği ilgiyi ve güvenliğin tesis edilmesi ile istikrarın pekiştirilmesine yönelik süregelen desteğini takdir etti. El-Vezir, yerel yönetim, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arasında kurumsal çalışmanın güçlendirilmesi ve görevlerin tamamlayıcı şekilde yürütülmesinin önemine vurgu yaptı.

Tuğgeneral Abdulilah el-Uteybi ise askeri komitenin görevinin, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile meşru hükümeti destekleyen koalisyon liderliğinin talimatları doğrultusunda, vilayet yönetimine askeri ve güvenlik birimlerinin yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılmasında destek vermek olduğunu belirtti. El-Uteybi, bu sayede söz konusu birimlerin Şebve’de güvenlik ve istikrarın korunması ile toplumsal barışın muhafazasında rollerini etkin biçimde sürdürebileceğini ifade etti.

Öte yandan el-Mehra vilayetinde Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Tuğgeneral Abdullah el-Cedhi, Şahn ilçesi ile Umman Sultanlığı sınır kapısındaki güvenlik durumunu yerinde inceledi. El-Cedhi, güvenlik birimleri ile ilgili kurumlar arasındaki hazırlık seviyesi, disiplin ve koordinasyonu değerlendirdi.

El-Cedhi, stratejik ve hayati öneme sahip Şahn Sınır Kapısı’nın önemine dikkat çekerek, Vatan Kalkanı Güçleri’nin kapının güvenliğini sağlama, geçişlerin düzenli şekilde sürdürülmesi ve vatandaşlar ile yolcular için işlemlerin kolaylaştırılması konusunda tam hazırlık içinde olduğunu vurguladı.

zASDF
Sokotra'da Suudi görev gücüyle iş birliği içinde durumun normalleştirilmesi için resmi çalışmalar sürüyor. (SABA)

Resmi kaynaklara göre Sokotra vilayetinde, Vali Rafet es-Sekali başkanlığında geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya yerel yönetim yetkilileri ile yerleşim merkezlerinin aşiret liderleri katıldı; vilayetteki genel durum ile güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik yollar ele alındı.

Vali es-Sekali, safların birleştirilmesi ve toplumsal bilincin artırılmasının önemine vurgu yaparak, Başkanlık Konseyi ve Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun denetiminde faaliyet gösteren ulusal bir güç olarak Vatan Kalkanı Güçleri’ni memnuniyetle karşıladı.

Resmi medyaya göre toplantıda, vilayetin aşiret liderlerinden oluşacak özel bir komite kurulması kararlaştırıldı. Komitenin, yerel yönetim ve 808’inci Görev Gücü Komutanı ile sürekli iletişim halinde olarak çabaların eşgüdümünü sağlaması ve ortaya çıkabilecek sorunlara hızla çözüm üretmesi hedefleniyor.

Siyasi ve diplomatik faaliyetler

Siyasi ve diplomatik temaslar kapsamında, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Muhrimi, Fransa'nın Yemen Büyükelçisi Catherine Corm-Kammoun ile bir araya geldi.

Şarku’l Avsat’ın Yemen medyasından aktardığına göre el-Muhrimi, Fransa’nın Yemen’de ekonomik ve kalkınma reformlarına verdiği desteği takdir ederek, silahlı grupların oluşturduğu tehditlere karşı su yolları ve uluslararası deniz ticaret hatlarının korunmasında uluslararası toplumla ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

El-Muhrimi ayrıca, son gelişmelerin kontrol altına alınması ve tansiyonun düşürülmesine yönelik çabalara öncülük eden Suudi Arabistan’ın rolünü övdü; Riyad’ın kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarın temellerini sağlamlaştırma konusundaki kararlılığına dikkat çekti.

El-Muhrimi, güney meselesine adil ve kapsayıcı bir diyalog yoluyla bulunacak çözümün, devlet kurumlarının yeniden inşasına ve Husilerin darbesinin sona erdirilmesine yönelik çabaların temel dayanaklarından biri olduğunu ifade etti. El-Muhrimi, yeniden imar programlarının desteklenmesi ve hizmetlerin iyileştirilmesi için uluslararası bağışçılarla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini de vurguladı.

XSDEFR
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih, Avrupa Birliği (AB) büyükelçisiyle bir araya geldi. (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih de Avrupa Birliği’nin (AB) Yemen Büyükelçisi Patrick Simonnet’i kabul etti. Resmi medyaya göre görüşmede, Yemen ile AB ülkeleri arasındaki ortaklığın ufukları, Başkanlık Konseyi ve hükümetin kurtarılmış vilayetlerde güvenliği tesis etmeye yönelik çabaları ile Kızıldeniz’de terörizm ve korsanlıkla bağlantılı riskler ele alındı.

Resmî kaynaklara göre Salih, AB’nin Yemen’e ve ülkenin toprak bütünlüğüne verdiği desteği takdir ederek, son yıllarda insani operasyonlara sağladığı katkılardan övgüyle söz etti. Salih, AB Büyükelçisi’ni kurtarılmış vilayetlerdeki son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, istikrarın iyileşmesinin devletin sahadaki varlığının güçlendirilmesini ve temel hizmetlerin etkinliğinin artırılmasını gerektirdiğini vurguladı. Salih ayrıca, özellikle Riyad’da yapılması planlanan güney-güney diyaloğuna verdiği destek bağlamında Suudi Arabistan’ın üstlendiği rolü övdü.


Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler örgütlerini terör örgütü olarak tanımlamasını memnuniyetle karşıladı

2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler örgütlerini terör örgütü olarak tanımlamasını memnuniyetle karşıladı

2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)

Suudi Arabistan, ABD'nin Mısır, Ürdün ve Lübnan'daki Müslüman Kardeşler kollarını terör örgütü olarak ilan etmesini memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, aşırıcılığı ve terörizmi kınadığını ve Arap devletlerinin güvenliği, istikrarı ve refahına, ayrıca bölgenin ve dünyanın güvenliğine katkıda bulunan tüm çabalara destek verdiğini teyit etti.


El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
TT

El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın gerek Uluslararası Madencilik Konferansı aracılığıyla gerekse sektörle ilgili olumsuz algıyı değiştirmeye yönelik çabalarıyla, dünya genelindeki yatırımcıları özellikle Afrika’da madenciliğe yatırım yapmanın önemini yeniden değerlendirmeye teşvik etmeyi hedeflediğini söyledi.

El-Hureyf bugün Riyad’da, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde düzenlenen Uluslararası Madencilik Konferansı kapsamında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, madencilik sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin yatırım akışı olduğunu vurguladı. Bu konunun, Geleceğin Madenleri Konferansı ile yuvarlak masa girişiminin başlatılmasından bu yana gündemde olduğunu hatırlattı.

Dünya Bankası’nın Uluslararası Madencilik Konferansı’na katılımının, sektöre yatırımı destekleyecek çözümler bulunmasının önemine güçlü bir işaret olduğunu belirten el-Hureyf, madenciliği tamamlayıcı sektörlerin desteklenmesine yönelik başka girişimlerin de bulunduğunu ifade etti. Bu kapsamda özellikle lojistik sektörüne, hükümet ortaklıkları, uluslararası kuruluşların desteği ve kalkınma bankaları aracılığıyla destek sağlandığını kaydetti.

Öte yandan, madencilikten sorumlu bakanların katıldığı bakanlar toplantısı, bugün Uluslararası Madencilik Konferansı çerçevesinde gerçekleştirildi. Toplantı, 100’den fazla ülke ile 70’i aşkın uluslararası ve sivil toplum kuruluşunun yanı sıra iş dünyası birlikleri ve küresel ölçekte sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla, madencilik ve maden sektörünün geleceğinin ele alındığı dünyanın en büyük ve en önemli platformu olarak öne çıkıyor.

Toplantıda, ‘üç bakanlık girişimi’ kapsamında kaydedilen ilerlemenin gözden geçirilmesi, bir sonraki çalışma aşamalarının belirlenmesi, uluslararası ortaklarla kapasite geliştirme ve beceri kazandırma alanlarında iş birliğinin ele alınması ve küresel düzeyde vizyon birliği ile iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Geleceğin Madenleri Çerçevesi’nin bilimsel bir yol haritası olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor.