Taliban, rehin alma ve Afganların ülkeyi terk etmesini engelleme politikasına geri dönüyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Taliban, rehin alma ve Afganların ülkeyi terk etmesini engelleme politikasına geri dönüyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Taliban Hareketi’nin Afganistan'da iktidara gelmesinden yaklaşık 5 ay sonra karşı karşıya kaldığı baskılarla yüzleşmek için kuşatmayı kaldırma ve mali kaynak sağlama çabaları konusu yeniden gündeme geldi. Ancak Taliban’ın çabaları normal bir biçim de ilerlemiyor. Çünkü hareketin liderleri finansal tavizler elde etmek amacıyla takas anlaşmalarını uygulamak için ABD’lileri rehin tutma mekanizmasını harekete geçirerek ABD üzerindeki baskı politikasına geri döndü.
Foreign Policy dergisine konuşan ABD’li diplomatik kaynaklara göre, Taliban liderleri, önceki yıllarda hareketi finanse etmeye yardımcı olan Afgan uyuşturucu baronlarının serbest bırakılması noktasında mahkum takas anlaşması için baskı yapıyor.
Kaynaklar, Taliban’ın, ABD ile mühendis Mark Frerichs'in geri verilmesi karşılığında uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanan ve ABD’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Beşir Noorzai’nin serbest bırakılmasını istediklerini kaydetti. ABD Donanması'nda eski bir asker olan Frerichs,  2020 yılında Afganistan'daki kalkınma projeleri üzerinde çalıştığı sırada hareket tarafından kaçırıldı. Ancak Taliban, Washington'un serbest bırakılmasını talep ettiği mühendisi gözaltında tutmaya devam etmekle kalmadı, aynı zamanda ABD vatandaşlığı veya yeşil karta sahip olan binlerce Afgan'ın sınır dışı edilmesini ve tahliye edilmesini durdurmakla da tehdit etti. Taliban resmi ve güvenlik işlemlerinin tamamlanmasıyla, uyuşturucu baronunun serbest bırakılmasını bekliyor. Noorzai, Taliban ile işbirliği içerisinde yaptığı yasadışı ticaret yoluyla, hareketi eroin kaçakçılığından elde edilen gelirlerle finanse edip silahlandırdı. 2005 yılında uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla New York’ta tutuklanan Noorzai, 2009 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Noorzai’nin o dönemde tutuklanması, serbest bırakılması için çabalayan harekete ağır bir mali darbe indirdi. Dergiye göre, kısa süre önce Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu'nda  (UNAMA) özel danışman olarak görev yapan Steve Brooking, Taliban’ın taleplerinin şantaj olduğunu söyledi. Brooking, Taliban'ın Washington'a, Noorzai serbest bırakmaması halinde Frerich'i elinde tutmaya devam edeceğini ve ABD'ye yeniden yerleştirilmeye uygun Afganların ülkeyi terk etmesini engelleyeceğini söyledi.
Ancak bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi bu haberi yalanladı ve dergiye bu bilgilerin yanlış olduğunu söyleyerek, ayrıntı vermedi. Yetkili, “Taliban uluslararası meşruiyet elde etmek, üzerindeki mali, siyasi ve diplomatik kuşatmayı kaldırmak istiyorsa, ABD’li mühendisi serbest bırakılması kaçınılmaz” dedi.
Dergi, Afgan uyuşturucu baronunun serbest bırakılmasının geçtiğimiz yaz ABD güçlerinin Afganistan'dan çekilmesine eşlik eden siyasi aksiliklerin ardından Kongre'de muhalefetle karşılaşan ABD Başkanı Joe Biden'dan özel bir af gerektirdiğini ve bunun da rehinelerin serbest bırakılması karşılığında taviz vermeme veya fidye ödememe politikasıyla çeliştiğini aktardı. Rehin alma yönteminin eski bir Taliban taktiği olduğuna değinen dergi, hareketin, otoritelerini sürdürmek için tanınırlık, diplomatik ve finansal destek kazanmak istediğini aktardı. Afganistan’daki ABD güçlerinin geri çekilmesinin ardından Afgan hükümeti ve güvenlik güçlerinin çökmesiyle Taliban Hareketi, geçtiğimiz Ağustos ayı sonunda ülkenin yönetimini ele geçirdi. BM ve uluslararası raporlara göre, ülke boğucu bir ekonomik krizle karşı karşıya.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.