Fransa - Cezayir ilişkisi ortak çıkarlar doğrultusunda yeniden kuruluyor

İki ülke arasındaki buzların erimesi ve yanlış anlaşılmaların ortadan kaldırılmasının ardından oluşan sakinlik soru işaretlerine eneden oluyor.

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransa Dışişleri Bakanı Le-Drian ile bir araya geldi. (Radio Algerie)
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransa Dışişleri Bakanı Le-Drian ile bir araya geldi. (Radio Algerie)
TT

Fransa - Cezayir ilişkisi ortak çıkarlar doğrultusunda yeniden kuruluyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransa Dışişleri Bakanı Le-Drian ile bir araya geldi. (Radio Algerie)
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransa Dışişleri Bakanı Le-Drian ile bir araya geldi. (Radio Algerie)

Ali Yahi
Görünüşe göre Cezayir ile Fransa arasındaki gerginlik, Cezayir'in Paris'teki Büyükelçisi Muhammed Anter Davud'un görevine dönmesine karar vermesiyle dağıldı. Bu durum, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un açıklamaları ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian'ın ziyaretlerinin sonucunda beklenirken Cezayir’in sessizliği ise halen soru işaretlerine neden oluor.

Sükûnet belirtilerinden sonra geri dönüş
Kararın duyurusu, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un yaklaşık üç ay önce istişare amaçlı geri çağrılan Cezayir'in Paris'teki Büyükelçisi Muhammed Anter Davud'u kabul etmesinin ardından geldi. Davud, Fransa’nın, ülkesinin içişlerine kabul edilemez müdahalesinin ardından Cezayir’e çağrılmıştı. Bunu, Fransız askeri uçaklarının kendi hava sahasında uçmasını yasaklayan başka bir karar takip etmişti.
Gerginliğin ardından durumun sertleşmesi ile karşılıklı suçlamalarda bulunuldu. Paris tarafında Macron ve Le Drian’ın açıklamalarıyla durum sakin bir hal aldı. Le Drian, Cezayir’de Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından kabul edilmesinin ardından Fransa’nın buzları eritmek ve iki ülke arasındaki yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak için çalışmaya istekli olduğunu ifade etti. Fransız Bakan da gelecek yıl içinde normal ilişkilerin yeniden başlamasını umduğunu söyledi. Le Drian açıklamasında “Cezayir ve Fransa, Sahel'deki terörizm ve yasa dışı göç konusunda bölgesel ve uluslararası düzeyde büyük zorluklarla karşı karşıya” dedi.

Şartlar
Cezayir, Büyükelçi’yi geri göndermek için Cezayir devletine tam saygı duyulmaması ve tarihin saptırılmamasına şart koştu. Ayrıca Fransa’nın Cezayir’in eski bir sömürge olduğunu da unutması gerektiği vurgulandı.
Fransa ile gerilimi azaltmak için ilk adımı atmayacağını, aksi takdirde bütün Cezayirlileri kaybedeceğini vurgulayan Tebbun sözleirni şöyle sürdürdü:
“Bu benle değil tüm ulusla alakalı. Cezayirliler bizi aşağılayanlarla iletişim kurmamı kabul etmez. Pişman değilim. Macron eski bir anlaşmazlığı yararsız bir şekilde yeniden açtı. Aşırı sağcı Eric Zemmour böyle bir şey söylese kimsenin umurunda olmaz ama bir devlet başkanının Cezayir'in kendi başına bir millet olmadığını söylemesi çok tehlikeli.”

Uluslararası ilişkiler çıkarlar tarafından yönetilir
Şarku’l Avsat’ın Indeperndent Arabia’dan aktardığı haberde değerlendirmelerde bulunan Hukuk ve Afrika Araştırmaları Uzmanı Muhammed Adem Makrani’ye göre Cezayir Büyükelçisi’nin Paris'e dönüşü, Fransa ile Cezayir arasındaki diplomatik gerilimde yeni bir sayfa açtı. Bu adım, Cezayir'in Paris'te düzenlenen Libya konulu uluslararası bir konferansa katılma daveti öncesinde Macron'un danışmanlarından birinin resmi olmayan bir özür dilemesinden sonrasında atıldı. Bu, Le Drian tarafından gerçekleştirilen son ziyaretten sonra beklenen bir adımdı. Uluslararası ilişkilerin ortak çıkarlar tarafından yönetilmesi nedeniyle bu krizin şartlar ve sebepler ne olursa olsun devam edemeyeceğine işaret eden Makrani’ye göre Cezayir, Avrupa Birliği (AB) ile ortaklık çerçevesinde Fransa'nın öneminin yanı sıra yurt dışındaki en büyük Cezayir topluluğunun Fransız topraklarında bulunması sebebiyle de Paris yönetimini görmezden gelemez. Makrani’ye göre diğer yandan Paris de Afrika Sahel bölgesindeki etkisinin azalması, ayrıca Ruslar ve Çinlilerle rekabetin yoğunlaşması ışığında Cezayir'in rolünden vazgeçemez. Bu nedenle de Cezayir ile sürekli temasa ihtiyaç duyar. Bu da Cezayir’in bölgesel rolünün önemini gösteriyor.
Makrani değerlendirmelerinin devamında şunları söyledi:
“Fransa'daki meseleleri takip eden herkes, Macron'un Fransız sömürgeciliğini öven aşırı sağın yoğun rekabetiyle karşı karşıya kalacağı bir seçim yılında özür dilemesinin neredeyse imkansız olduğunu biliyor. Cezayir'in bunu anlaması ve konuyu gerçekçi bir şekilde ele alması muhtemeldir.”
Makrani ayrıca Fransa'nın Cezayir'e büyükelçinin Paris'e dönüşü karşılığında verdiği sözlerin içeriğinin açıklanmadığı ve bunun önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağına dikkat çekti.

Zouaves Paris örgütünün feshi
Cezayir büyükelçisini Paris'teki görevlerini yerine getirmek üzere geri dönme kararı, Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin'in ırkçı ‘Zouaves Paris’ örgütünün feshedildiğini açıklamasıyla aynı zamana denk geldi. Bu durum, gözlemcilerin, ikili ilişkilerin canlandırılması bağlamında iki taraf arasında anlaşmalar olduğunu düşünmelerine neden oldu.
Darmanin, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada ‘Zouaves Paris’ örgütünün Cumhurbaşkanı'nın talimatına göre Bakanlar Kurulu'nda fiilen feshedildiğini bildirdi. Paylaştığı kararnamede grubun ‘nefreti ve şiddeti’ savunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı adayı Eric Zemmour’u destekleyen ‘Zouaves Paris’ örgütü, geçtiğimiz aralık ayında Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen Arap Kupası'nda ülkesinin zaferini kutlayan Cezayirli bir azınlığa karşı tehditler savurmuştu.
Aşırılık yanlısı bir örgütün adı olan Zouaves, Osmanlı Devleti’nin Cezayir'deki varlığı dönemine kadar uzanan bir Berberi askeri geleneğinden türetildi. Dayılar*, yeniçeriler ve denizcilerin yanı sıra  Berberi aşiretlerinin de yer aldığı bir askeri teşkilat kuruldu. Ancak Cezayir’in Fransızların eline düşmesinden sonra ‘Zouaves’ten bir azınlık ‘sömürge ordusunda’ çalışma kararı aldı.
‘Zouave’ terimi, Cezayirlilerin zihninde, söz konusu grupların Fransız işgalcinin hizmetinde, Cezayirli sivillere karşı işledikleri vahşet ile ilişkilendiriliyor.

İlk buluşma noktası
Uluslararası İlişkiler Araştırmacısı Şuruk Mestur, Cezayir'in, özellikle taraflar arasındaki güvenin, her iki ülkenin tam egemenliği altında artırmayı amaçladıklarını doğrulayan Le Drian'ın ziyaretinden sonra, Fransa ile ilk buluşma noktasına ulaştığını düşünüyor. Bunun gizli bir özür ve krizi her iki tarafa da hizmet edecek şekilde çözme girişimini ifade ettiğini söyleyen Mestur, iki ülke arasındaki çözülmemiş sorunların bir dereceye kadar daha fazla tartışılması gerektiğini vurguladı. Mestur değerlendirmesine şöyle devam etti:
“İlişkileri yeniden başlatma kararı, Cezayir'in rasyonalitesini ortadan kaldırmaz. Şimdiye kadar birkaç kez değişmeyen sabit pozisyonları vurgulamaya özen gösterdi. Bu sabit pozisyonlar arasında, 1960 ve 1966 yılları arasında Cezayir çölünde nükleer testler, kaybolanlar dosyası, kurtuluş ayaklanmasından önce halk direnişinin kemikleri ve 1516-1830 yılları arasındaki Osmanlı dönemine ait olanlar da dahil olmak üzere tüm arşivin iade edilmesi yer alıyor. Özellikle de Cumhurbaşkanı Tebbun'un ilişkileri denge ve denklik aşamasına taşıma konusunda istikrara ve keskinliğe tanık olan açıklamalarından sonra Cezayir-Fransız ilişkilerinin eskiye dönüşünden söz edemeyiz. Bu yüzden emin olamayız. Resmi açıklamaları beklemek durumundayız.”

Yeni bir aşama
Cezayir, eski Hükümet Sözcüsü Ammar Belhimer aracılığıyla Fransız tarihçi Benjamin Stora'nın iki ülke arasındaki acılı geçmişin sayfalarını çevirmeyi ve yeni bir aşamaya geçmeyi amaçlayan ‘hafızaların uzlaştırılması’ raporunu sert bir şekilde eleştirmişti. Söz konusu raporun ‘kurbanı cellatla eşitlediği için objektif olmadığı’ ve ‘beklentilerin altında olduğu’ ifade edilmişti.
Belhimer açıklamasında “Fransa’nın Cezayir'de 132 yıllık  işgali sırasındaki savaş ve insanlığa karşı suçları resmen tanıması olmak üzere Cezayir'in meşru talepleri görmezden gelindi” ifadelerini kullandı.
Macron tarafından sömürgecilik ve Cezayir Savaşı ile ilgili doğru ve adil bir rapor hazırlamakla görevlendirilen tarihçi Benjamin Stora ise Cezayirlilerin kendisine yönelttiği suçlamaları reddetti. Stora, “Fransa'nın Cezayir'e yaptığı katliamlardan dolayı özür dilemesine bir engel görmediğimi söyledim. Bunu da raporuma yazdım” dedi.

*Ç.N: Dayı: 16’ıncı yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu idaresi altına giren Tunus’ta, Trablusgarp ve Cezayir eyaletlerinde yönetimi ele geçiren kimselere verilen unvan. Dayı unvanı Daha çok denizcilikle uğraşan Kuzey Afrika halkından Akdeniz’de korsanlık yaparak meşhur olmuş denizcilere verilirdi.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.