Türkiye'nin hava savunma sistemi zayıf mı? Uzmanlar cevapladı: Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez

Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
TT

Türkiye'nin hava savunma sistemi zayıf mı? Uzmanlar cevapladı: Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez

Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi akşamı Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın konuğuydu.
Programın bir bölümünde iktidarın dış politikasını ve S-400 alımını eleştiren Kılıçdaroğlu, dikkat çekici bir iddiada bulunarak, "Şu anda hava savunma sistemimiz çok zayıf. Bütün dünya bunu biliyor. Bu bölgede hava savunma sistemi en zayıf olan ülke şu anda Türkiye" dedi.
Altaylı'nın "Daha önce de zayıftı" demesi üzerine Kılıçdaroğlu, cevaben "Hiç değilse diğerlerinin F-35'i yoktu. F-16 bizde de vardı, onlarda da vardı. Şimdi onların hepsinde F-35 var. Bir de F-16'ların yedek parçaları da verilmiyor. F-35 almak için ödediğimiz parayı da alamıyoruz" diyerek iddialarını sürdürdü.

"Hava savunmada için alınan S-400'ler ABD'yle krize neden oldu"
Türkiye'nin uzun süreden beri uzun menzilli hava savunma sistemleri temin etmek için çaba içerisinde olduğu biliniyor.
Özellikle balistik yani karadan karaya atılan füzelere karşı Türkiye'nin orta menzilde hava savunma ihtiyacını karşılayan ve 1960'larda üretilen MIM-23 Hawk füzelerinin etkinliği bulunmuyor.
Türkiye, hem uzun menzilli, hem de balistik füzelere karşı etkili bir sistem almak için önce önce ABD'nin kapısını çalarak Patroit almak istedi.
Bu konuda ilerleme sağlanamayınca Rusya'dan iki adet S-400 uzun menzilli hava savunma füze sistemi aldı.

Türkiye'nin satın aldığı S-400 sistemlerinin bataryaları / Fotoğraf: AA
İki sistem S-400'ün yeterli olup olmayacağı bilinmiyor
2,5 milyar dolara mal olan iki sistemin 36 adet bataryadan ve yedeklerle birlikte toplamda 192 adet füzeden oluştuğu iddia edildi.
Ancak ABD ve NATO'dan S-400 alınmasına gelen tepkiler Türkiye'nin F-35 projesinden çıkarılmasıyla sonuçlanarak bir başka belirsizliğe yol açtı.
Bundan dolayı S-400'lerin olası bir savaşta ne kadar etkinlikle kullanılacağı bilinmiyor.
Çünkü S-400'lerin NATO'nun bir parçası olan Türkiye'nin radar ağına entegre edilmesi pek mümkün görünmemekte.
Ayrıca Türkiye'nin hava sahasının korunması için iki sistemin yeterli olmayacağı ortalama 6-8 sistem olması gerektiğini iddia edenler de mevcut.

Siper füzesi tamamlandığında balistik füzelere karşı hava savunması sağlayacak / Fotoğraf: AA
Türk savunma sanayisi de atakta: Hisar ve Siper füzeleri geliştirildi
Türkiye, bir taraftan da kendi hava savunma sistemlerini geliştirmeye çalışıyor.
Uçaklara karşı geliştirilen Hisar füzelerinin alçak irtifasında (Hisar-A) üretime başlanırken, orta irtifaya da (Hisar-O) ulaşıldı.
Hisar A ve Hisar-O'ların artık eski bir sistem olarak kabul edilen Hawk'ların yerini alması bekleniyor.
Daha yüksek irtifadan gelecek uçaklara karşı kullanılacak olan uzun menzilli Hisar-U ile balistik füzelere karşı da etkili olacağı öne sürülen Siper füzelerinin envantere girmesinin ise birkaç yıllık bir çalışma gerektirebileceği öne sürülüyor.

Gerçekler Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği gibi mi?
Kısaca bugün için Türkiye'nin hava savunmasındaki ihtiyacı henüz giderilmiş görünmüyor.
Peki durum Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği kadar vahim mi?
Türkiye'nin hava savunması gerçekten kötü bir durumda mı?
Kılıçdaroğlu'nun iddialarını emekli hava korgeneraller Erdoğan Karakuş, Orhan Köse, karacı birliklerde görev yapan emekli Tuğgeneral Osman Aydoğan ve savunma sanayi araştırmacısı Burak Yıldırım'a sorduk.

Erdoğan Karakuş / Fotoğraf: Twitter
"İki S-400 sistemi dışında füzelere, yüksekten gelen uçaklara karşı füzemiz yok"
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, Kılıçdaroğlu'nun iddiasında haklılık payı olduğunu düşünenlerden.
Balistik füzelere karşı Türkiye'nin hava savunması için alınan iki adet S-400 sisteminin bulunduğunu belirten Karakuş, "Onun dışında balistik füzelere ve çok yüksekten gelen uçaklara karşı savunmamız şu anda yok" dedi.

Yunanistan'da altı adet uzun menzilli Patroit füze bataryası var / Fotoğraf: AA
Yunanistan'da Patroit füzeleri var
Yunanistan'ın elinde altı adet Patroit bataryasının olduğunu kaydeden Karakuş, şöyle konuştu:
"Yakın zamana kadar F-16'larımızla rakip uçakların önlenmesi söz konusuydu. Yunanistan'ın hem F-16'ları, hem Mirage uçakları var. Ayrıca İsrail'den Arrow yani Demir Kubbe füze sistemini de almaya çalışıyor. İran'ın da hava savunması zayıf ama balistik füze açısından güçlendiler. Suriye ve Irak'taki durumu tam bilmiyorum ama Rusya elindeki S-400'lerin bir üst sürümü S-500'leri kullanmaya başlayacak."

Hisar hava savunma füzesi Türkiye tarafından geliştirildi / Fotoğraf: AA
"Hisar ve Siper'in uzun menzillileri devreye girince daha iyi noktada olacağız"
Türkiye'nin hava savunmasını güçlendirmek için Hisar ve Siper sistemleri üzerinde çalıştığını ancak her ikisinde de uzun menzile ulaşılması için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu kaydeden Karakuş, "Hisar ve Siper'in uzun menzillileri devreye girdiğinde hava savunmasında daha iyi noktada olacağız" dedi. 

Orhan Köse / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Türkiye'nin şu an hava savunma sorunu yoktur"
Emekli Hava Korgeneral Orhan Köse de hava savunmasında radarların görüş sahasının arazi örtüsüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, batı bölgelerinde arazinin engebeli olması nedeniyle yer radarlarının alçaktan gelen düşman uçaklarına karşı etkili olamayabileceğini iddia etti.
Ancak Türkiye'nin envanterine Awacs erken uyarı uçaklarının katılmasının bu sorunu çözdüğünü kaydeden Köse, "Awacs, 30 bin fit yüksekliğe çıktığında ordumuz 300 millik bir alanı görme kapasitesine sahip. Böyle bir imkana sahip olan Türkiye'nin eğitimli hava savunma filolarıyla birlikte hava savunma sorunu olmaz ve Türkiye'nin şu an bir hava savunma sorunu yoktur" ifadelerini kullandı. 

Köse, envanterdeki Awacs erken uyarı uçakları (yukarıda) ve savaş uçakları sayesinde hava savunma sorunu olmadığını öne sürdü / Fotoğraf: AA
"Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez"
Köse, buna karşın yerde konuşlu olan ve genelde balistik füzelere karşı etkili olan hava savunma füzeleri noktasında çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemeyeceğini de kaydederek, şöyle devam etti:
"Ama bölgemizde bizden daha güçlü hava savunma füzelerine sahip olan ülkenin de var olduğunu zannetmiyorum. Zaten tek başına havaya atılan füzeler ile hava savunma filolarıyla yapılan hava savunmasını ayrı ayrı düşünmemek gerekir. İkisini de birleştirdiğimizde Türkiye'nin hava savunması konusunda herhangi bir problemi yoktur."

Osman Aydoğan / Fotoğraf: Twitter
"S-400'lere radar sisteminden veri aktarılıp aktarılmayacağı belli değil"
Emekli Tümgeneral Osman Aydoğan Türkiye'nin uçaklara karşı kullanılan alçak irtifa sistemlerde sıkıntısının olmadığını, orta ve yüksek irtifa için elinde S-400'lerin olduğunu belirtti ancak bu noktada bir belirsizliğin olduğunu öne sürdü.
Mevcut S-400'lerin Türkiye'nin hava sahasının tamamını kapsamadığını ve gelen hedefi belirlemesi için Türkiye'nin radar sistemine dahil olması gerektiğini söyleyen Aydoğan, ancak bu sistemin NATO'ya dahil olması nedeniyle buradan S-400'lere nasıl bilgi aktarılacağının belirsiz olduğunu kaydetti.

Burak Yıldırım / Fotoğraf: Twitter
"Kılıçdaroğlu'nun ifade ettiği bilginin doğruluk payı yüksek"
Savunma sanayi araştırmacısı Burak Yıldırım'a göre ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun canlı yayınında ifade ettiği bilginin doğruluk payı yüksektir. Bunu çeşitli tehdit algılarına göre sınıflandırmak mümkün. 
Bölge ülkeleriyle kıyaslama yaparak doğrudan teyit edilebileceğini ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:
"Öncelikle artık terk edilmiş olsa da 'hava savunmasının en iyi aracının uçaklar olduğu' fikri uzun süre kabul görmüş olması gelişmiş ve katmanlı bir hava savunma sisteminin temin edilmesini geciktirdi. Eski teknoloji tabanlı HAWK dışında bir hava savunma sistemi de bulunmamaktaydı. Ancak son 30 yılda Türkiye'nin etrafındaki silahlı çatışmalar ve ortaya çıkan tehditler itibariyle bir hava savunma sistemi ihtiyacının kritik öneme sahip olduğu devletin ilgili otoritelerince de kabul edildi." 

"ABD'nin Patroit satmadığı iddiası doğru değil"
ABD'nin Patroit satmadığı için S-400 alındığı iddiasının da doğru olmadığını ABD kongresinin iki defa ayrı ayrı satış onayı verdiğini söyleyen Yıldırım, "Fransa-İtalya ortaklığı da SAMP-T sistemiyle teklif vermişti" diyerek "Yani Türkiye'ye hava savunma sistemi satışı yapılmadı demek en kibar ifadeyle gerçeklikten son derece uzak bir iddia" yorumunda bulundu. 

Özellikle İran'ın ciddi bir balistik (karadan karaya) füze gücü bulunuyor / Fotoğraf: AA
"Komşu ve bölge ülkelerde hangi sistemler var?"
Yıldırım, teknik ayrıntılarına girmeden ve uçak güçlerine değinmeden bölge ve komşu ülkelerin sahip olduğu uzun menzilli hava savunma sistemlerine dair şu bilgileri verdi:
"Yunanistan Patriot ve S-300 sistemlerine sahip. Ayrıca donanmaya konuşlu SAMP-T sisteminin Aster füzelerini de satın alma anlaşması imzaladılar.
Mısır da Yunanistan ile aynı platformlara sahip.
Romanya, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de Patroit füzelerine sahip.  Katar'da ayrıca Aster füzeleri de bulunuyor.
Suriye'de ise S-300 ve Rusya'ya ait S-400 sistemleri bulunuyor.
Bulgaristan da Sovyet döneminden kalma S-300'lere sahip olup bu sistemleri NATO muadilleriyle değiştirmeyi planlamakta.
İran, balistik füzelerinin yanı sıra Sovyet hava savunma sistemlerine sahiptir. Ayrıca kendi üretimi füzeler de envanterinde bulunmaktadır.
Rusya ise kendi üretimi S-400 ve S-500 (sınırlı sayıda) sistemlerini envanterinde bulundurmakta.
Bölgedeki en yetkin hava savunma sistemi ise İsrail'e ait. Çok katmanlı ve bileşenli IronDome sistemiyle öne çıkmaktadır. Bu sistemi Yunanistan da satın almak istemektedir. Bu sistem combatproven olup büyük bir başarı yüzdesine sahip."

Hisar füzelerinin daha uzun menzilli olanları geliştirilmeye çalışılıyor / Fotoğraf: AA
"Hisar füzeleri, balistik füzelere karşı etkin koruma sağlamayacak"
Yıldırım, "Peki Türkiye'de durum ne? soruya, "Türkiye ise kendi radar ağına entegre edemediği için yetenekleri kısıtlı S-400 sistemine ek olarak kısa süre önce seri üretime geçtiği Hisar A ve Hisar O sistemlerine sahiptir. Yakın gelecekte Hisar U sistemlerini de üretmeye başlayacaktır. Ancak bu sistemler henüz istenilen seviyede envantere alınmamıştır. Hisar ailesinin İSTİF ve TF2000 platformlarında da kullanılması planlanmaktadır. Özetle Türkiye'nin elinde kullanımı teknik gerekçelerle kısıtlı S-400 ve etkinliği çatışma ortamında test edilmemiş ve balistik füzelere karşı etkin koruma sağlayamayacak Hisar füzeleri vardır" şeklinde konuşarak cevap verdi. 
Independent Türkçe



Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
TT

Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)

Bilgisayar korsanları, Sri Lanka Maliye Bakanlığı'nın sistemine girerek 2,5 milyon dolar çaldı.

BBC'nin aktardığına göre çalınan fonlar, Avustralya'ya yapılan borç ödemesinin bir parçasıydı. Yetkililer, ayrıntılar ancak ortaya çıkmaya başlasa da paranın ocak ayında çalındığını düşünüyor.

Sri Lanka yönetimi, Avustralya'nın borç ödemesinde sorun yaşandığına ilişkin şikayette bulunmasından sonra hırsızlık yapıldığını fark etmiş.

Maliye Bakanlığı Sekreteri Harshana Suriyapperuma, perşembe günü yaptığı açıklamada, "Sri Lanka ödemeleri zamanında yapmış olsa da, siber suçlular müdahale ederek parayı amaçlanan alıcı yerine başka banka hesaplarına aktardı" dedi.

Suriyapperuma, Maliye Bakanlığı'na bağlı Kamu Borç Yönetimi Ofisi'ndeki 4 üst düzey yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve olayla ilgili inceleme başlatıldığını bildirdi.

Sekreter, ödeme bilgilerinin yer aldığı e-postaların tutulduğu sunucuya yapılan saldırılar sonucu paranın çalındığını düşündüklerini belirtti.

Avustralya'nın Sri Lanka Yüksek Komiseri Matthew Duckworth, X'teki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sri Lanka yetkilileri olayla ilgili inceleme yürütüyor ve soruşturmaya destek veren Avustralyalı yetkililerle işbirliği içinde çalışıyor.

AFP'nin aktardığına göre bu, Sri Lanka'da bir devlet kurumundan bilgisayar korsanları tarafından çalınan en büyük miktar. Bilgisayar korsanlarının hırsızlığı, Güney Asya ülkesinin ciddi bir ekonomik krizden çıkmaya çalıştığı dönemde gerçekleşti.

Nisan 2022'de 83 milyar doları aşan borç yükü nedeniyle temerrüde düşen ülkede gıda, yakıt, ilaç kıtlığı ve elektrik kesintileri yaşanmıştı.

Kriz geniş çaplı protestolara yol açmış ve dönemin Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa istifa ederek ülkeden ayrılmıştı.

Ülke, 2023'te IMF'yle 2,9 milyar dolarlık kurtarma paketi anlaşması imzalamış ve borç yapılandırma sürecini tamamladığını açıklamıştı.

IMF'den bu ayın başında yapılan açıklamada Sri Lanka'ya yönelik Genişletilmiş Fon Kolaylığı (EFF) kapsamında 700 milyon dolar finansman sağlanacağı duyurulmuştu.

Independent Türkçe, BBC, ABC


Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşıyla İran'daki çatışmalar, Çin'in resmi para birimi yuanın küresel nüfuzunu artırma çabalarına katkı sağlıyor.

New York Times'ın analizine göre Pekin yönetimi, yuanı küresel ölçekte yaygınlaştırmayı artık yalnızca ekonomik değil, "doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi" olarak görüyor.

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin, ABD doları merkezli küresel finans sistemine bağımlılığından kurtulmayı hedefliyor. Doğu Asya devi, yuanı uluslararası ticarette yaygınlaştırarak ABD'nin finansal baskı gücünü azaltmayı istiyor.

Rusya-Ukrayna savaşı ve İran'daki çatışmalara ek olarak Batı'nın Tahran ve Kremlin'e uyguladığı yaptırımlar da Çin'in bu yöndeki hedeflerine ulaşması için bir manevra alanı sağlıyor.

İran petrolü satın alan bazı ülkeler ödemeleri yuanla yapıyor. Rusya da Çin'le ticaretinin büyük bölümünü artık yuan üzerinden gerçekleştiriyor.

Pekin yönetimi, para biriminin küresel yaygınlığını ve gücünü artırma girişimlerini en az 20 yıldır yürütüyor.

Bu kapsamda Çin, onlarca merkez bankasıyla toplam 600 milyar dolarlık swap hattı oluşturdu. Bu sayede ülkeler dolara ihtiyaç duymadan yuan kullanabiliyor.

Pekin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. SWIFT'ten çıkarılan Rus ve İran bankaları CIPS'e yönelirken, katılımcı banka sayısı 75'ten yaklaşık 200'e yükseldi.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşında Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve enerji arzındaki riskler de Çin parasının kullanımını artırdı.

Diğer yandan yuanın, ABD dolarının hakimiyetini kırması önünde ciddi engeller de var.

Sermaye hareketlerinin sıkı kontrol altında olması, Çin dışına para çıkışının sınırlı tutulması ve ABD dolarına kıyasla yabancı yatırımcılar için erişimi zor bir para birimi olması yuanı küresel açıdan dezavantajlı kılıyor.

Bazı uzmanlara göre Pekin'in hedefi jeopolitik ve ekonomik kriz dönemlerinde kullanılabilecek alternatif bir sistem kurarak Washington'ın küresel finans üzerindeki "boğucu etkisini" zayıflatmak.

The Economist'in analizinde de Çin'in enerji ticaretini yuan üzerinden yürütme çabalarının, bu para birimini "daha istikrarlı bir liman" gibi göstermeye başladığına işaret ediliyor.

Analizde, Çin lideri Şi Cinping'in bu imajı güçlendirerek ülkesini sadece bir üretim devi değil, aynı zamanda bir "finansal güç merkezine dönüştürmeyi" hedeflediği vurgulanıyor.

Çin Komünist Partisi'nin martta yayımladığı Hükümet Çalışma Raporu'nda, 2026'da ülke ekonomisinin yüzde 4,5 ila 5 büyümesinin öngörüldüğü bilgisi paylaşılmıştı.

Ayrıca ülkenin özellikle hizmet sektöründe pazar erişimini genişleteceği, telekomünikasyon, biyoteknoloji ve yabancı sermayeli hastanelerle ilgili açılımlar yapacağı bildirilmişti.

Independent Türkçe, New York Times, The Economist, Global Times


Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
TT

Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kasımda düzenlenmesi öngörülen seçimlere hazırlanırken, "gerçek dostum" dediği Macaristan Başbakanı Viktor Orban'la aynı kaderi paylaşmak istemiyor.

Yahudi Telgraf Ajansı'nın (JTA) analizine göre Netanyahu'nun rakipleri, "İsrail'de de Orban'ınkine benzer bir sürpriz yaşanacağına" dair umutlu.

Londra School of Economis'ten araştırmacı Yonatan Levi, İsrail kamuoyunun Macaristan'daki seçimlere yoğun ilgisinin, Orta Avrupa ülkesinin Netanyahu ve ortakları açısından bir model gibi görülmesinden kaynakladığını belirtiyor:

Viktor Orban'ın mahkemeleri kontrol altına almasına, özgür medyayı ortadan kaldırmasına ve kamu hizmetlerini tamamen siyasallaştırmasına olanak tanıyan birçok yasa ve reform, son yıllarda İsrail'de de teşvik edildi. Dolayısıyla İsrailliler, mevcut demokratik gerileme yolunda devam ederse İsrail'de neler olabileceğini anlamak için Macaristan'a bakıyordu.

Analiste göre Macaristan'da 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban'ın genel seçimleri rakibi Peter Magyar karşısında kaybetmesiyse "İsrail'de de farklı bir geleceğin mümkün olduğu" görüşünü kuvvetlendirdi:

Son haftalardaki önemli gelişmeler nedeniyle İsrailliler, kendi ülkelerinde demokrasiyi kademeli olarak aşındıran Netanyahu ve Orban gibi popülist liderlerin nasıl yenilgiye uğratılabileceğini anlamak için Macaristan'ı yakından inceliyor.

Magyar, Orban'ın liderliğindeki radikal sağ Fidesz'den ayrılıp 2024'te merkez sağ çizgideki Tisza'ya geçmişti.

İsrail'deki bazı muhalif liderler de bu denklemden hareketle kendilerini "Magyar'ın İsrail versiyonu" olarak konumlandırıyor.

Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi Gelecek Var'ın lideri Yair Lapid, Macarsitan'daki seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, Magyar'ın Orban'ın partisinde yetiştiğine işaret ederek, 45 yaşındaki siyasetçinin sağcı ekonomi politikalarının Gelecek Var'ın çizgisine yakın olduğunu savunmuştu.

Lapid de 2013-2014'te Netanyahu'nun partisi Likud'la koalisyon anlaşmasına vararak, başbakanın hükümetinde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Liberal çizgideki Demokratlar Partisi Başkanı Yair Golan da umudu Magyar'da görenlerden. Muhalif lider, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:

Orban her şeyi denedi: Medyayı ele geçirdi, yargı sistemini zayıflattı ve iktidarının yıkılmayacağına dair bir gerçeklik yaratmaya çalıştı. Ama sonunda Macar halkı sandıkta sözünü söyledi. Bizim için bu, tam burada yaşanacak olanların canlı bir hatırlatıcısı.

Bazı analistler, Magyar'ın İsrail'deki versiyonunun dindar siyasetçi Naftali Bennett olabileceğine işaret ediyor.

Siyasete 2005'te Netanyahu'nun yardımcısı olarak giren ve ırkçı açıklamalarıyla tanınan Bennet, 13 Haziran 2021-30 Haziran 2022'de İsrail başbakanıydı.

Öte yandan bazı uzmanlar Bennett'in, Netanyahu seçmenlerini kendi yanına çekebileceğini düşünmüyor. Fakat sağcı siyasetçinin benzer çizgideki partilerle kurabileceği bir koalisyonun güçlü olabileceği aktarılıyor.

Netanyahu, seçim zaferinin ardından Magyar'ı tebrik etmişti. Öte yandan Tisza liderinin bu hafta yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanabileceğini söylemesi dikkat çekmişti.

Independent Türkçe, JTA, Haaretz