Türkiye'nin hava savunma sistemi zayıf mı? Uzmanlar cevapladı: Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez

Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
TT

Türkiye'nin hava savunma sistemi zayıf mı? Uzmanlar cevapladı: Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez

Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye'nin elindeki hava savunma sistemlerinden Hawk'lar balistik füzelere karşı etkili değil / Fotoğraf: savunmasanayist.com

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi akşamı Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın konuğuydu.
Programın bir bölümünde iktidarın dış politikasını ve S-400 alımını eleştiren Kılıçdaroğlu, dikkat çekici bir iddiada bulunarak, "Şu anda hava savunma sistemimiz çok zayıf. Bütün dünya bunu biliyor. Bu bölgede hava savunma sistemi en zayıf olan ülke şu anda Türkiye" dedi.
Altaylı'nın "Daha önce de zayıftı" demesi üzerine Kılıçdaroğlu, cevaben "Hiç değilse diğerlerinin F-35'i yoktu. F-16 bizde de vardı, onlarda da vardı. Şimdi onların hepsinde F-35 var. Bir de F-16'ların yedek parçaları da verilmiyor. F-35 almak için ödediğimiz parayı da alamıyoruz" diyerek iddialarını sürdürdü.

"Hava savunmada için alınan S-400'ler ABD'yle krize neden oldu"
Türkiye'nin uzun süreden beri uzun menzilli hava savunma sistemleri temin etmek için çaba içerisinde olduğu biliniyor.
Özellikle balistik yani karadan karaya atılan füzelere karşı Türkiye'nin orta menzilde hava savunma ihtiyacını karşılayan ve 1960'larda üretilen MIM-23 Hawk füzelerinin etkinliği bulunmuyor.
Türkiye, hem uzun menzilli, hem de balistik füzelere karşı etkili bir sistem almak için önce önce ABD'nin kapısını çalarak Patroit almak istedi.
Bu konuda ilerleme sağlanamayınca Rusya'dan iki adet S-400 uzun menzilli hava savunma füze sistemi aldı.

Türkiye'nin satın aldığı S-400 sistemlerinin bataryaları / Fotoğraf: AA
İki sistem S-400'ün yeterli olup olmayacağı bilinmiyor
2,5 milyar dolara mal olan iki sistemin 36 adet bataryadan ve yedeklerle birlikte toplamda 192 adet füzeden oluştuğu iddia edildi.
Ancak ABD ve NATO'dan S-400 alınmasına gelen tepkiler Türkiye'nin F-35 projesinden çıkarılmasıyla sonuçlanarak bir başka belirsizliğe yol açtı.
Bundan dolayı S-400'lerin olası bir savaşta ne kadar etkinlikle kullanılacağı bilinmiyor.
Çünkü S-400'lerin NATO'nun bir parçası olan Türkiye'nin radar ağına entegre edilmesi pek mümkün görünmemekte.
Ayrıca Türkiye'nin hava sahasının korunması için iki sistemin yeterli olmayacağı ortalama 6-8 sistem olması gerektiğini iddia edenler de mevcut.

Siper füzesi tamamlandığında balistik füzelere karşı hava savunması sağlayacak / Fotoğraf: AA
Türk savunma sanayisi de atakta: Hisar ve Siper füzeleri geliştirildi
Türkiye, bir taraftan da kendi hava savunma sistemlerini geliştirmeye çalışıyor.
Uçaklara karşı geliştirilen Hisar füzelerinin alçak irtifasında (Hisar-A) üretime başlanırken, orta irtifaya da (Hisar-O) ulaşıldı.
Hisar A ve Hisar-O'ların artık eski bir sistem olarak kabul edilen Hawk'ların yerini alması bekleniyor.
Daha yüksek irtifadan gelecek uçaklara karşı kullanılacak olan uzun menzilli Hisar-U ile balistik füzelere karşı da etkili olacağı öne sürülen Siper füzelerinin envantere girmesinin ise birkaç yıllık bir çalışma gerektirebileceği öne sürülüyor.

Gerçekler Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği gibi mi?
Kısaca bugün için Türkiye'nin hava savunmasındaki ihtiyacı henüz giderilmiş görünmüyor.
Peki durum Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği kadar vahim mi?
Türkiye'nin hava savunması gerçekten kötü bir durumda mı?
Kılıçdaroğlu'nun iddialarını emekli hava korgeneraller Erdoğan Karakuş, Orhan Köse, karacı birliklerde görev yapan emekli Tuğgeneral Osman Aydoğan ve savunma sanayi araştırmacısı Burak Yıldırım'a sorduk.

Erdoğan Karakuş / Fotoğraf: Twitter
"İki S-400 sistemi dışında füzelere, yüksekten gelen uçaklara karşı füzemiz yok"
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, Kılıçdaroğlu'nun iddiasında haklılık payı olduğunu düşünenlerden.
Balistik füzelere karşı Türkiye'nin hava savunması için alınan iki adet S-400 sisteminin bulunduğunu belirten Karakuş, "Onun dışında balistik füzelere ve çok yüksekten gelen uçaklara karşı savunmamız şu anda yok" dedi.

Yunanistan'da altı adet uzun menzilli Patroit füze bataryası var / Fotoğraf: AA
Yunanistan'da Patroit füzeleri var
Yunanistan'ın elinde altı adet Patroit bataryasının olduğunu kaydeden Karakuş, şöyle konuştu:
"Yakın zamana kadar F-16'larımızla rakip uçakların önlenmesi söz konusuydu. Yunanistan'ın hem F-16'ları, hem Mirage uçakları var. Ayrıca İsrail'den Arrow yani Demir Kubbe füze sistemini de almaya çalışıyor. İran'ın da hava savunması zayıf ama balistik füze açısından güçlendiler. Suriye ve Irak'taki durumu tam bilmiyorum ama Rusya elindeki S-400'lerin bir üst sürümü S-500'leri kullanmaya başlayacak."

Hisar hava savunma füzesi Türkiye tarafından geliştirildi / Fotoğraf: AA
"Hisar ve Siper'in uzun menzillileri devreye girince daha iyi noktada olacağız"
Türkiye'nin hava savunmasını güçlendirmek için Hisar ve Siper sistemleri üzerinde çalıştığını ancak her ikisinde de uzun menzile ulaşılması için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu kaydeden Karakuş, "Hisar ve Siper'in uzun menzillileri devreye girdiğinde hava savunmasında daha iyi noktada olacağız" dedi. 

Orhan Köse / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Türkiye'nin şu an hava savunma sorunu yoktur"
Emekli Hava Korgeneral Orhan Köse de hava savunmasında radarların görüş sahasının arazi örtüsüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, batı bölgelerinde arazinin engebeli olması nedeniyle yer radarlarının alçaktan gelen düşman uçaklarına karşı etkili olamayabileceğini iddia etti.
Ancak Türkiye'nin envanterine Awacs erken uyarı uçaklarının katılmasının bu sorunu çözdüğünü kaydeden Köse, "Awacs, 30 bin fit yüksekliğe çıktığında ordumuz 300 millik bir alanı görme kapasitesine sahip. Böyle bir imkana sahip olan Türkiye'nin eğitimli hava savunma filolarıyla birlikte hava savunma sorunu olmaz ve Türkiye'nin şu an bir hava savunma sorunu yoktur" ifadelerini kullandı. 

Köse, envanterdeki Awacs erken uyarı uçakları (yukarıda) ve savaş uçakları sayesinde hava savunma sorunu olmadığını öne sürdü / Fotoğraf: AA
"Balistik füzelere karşı çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemez"
Köse, buna karşın yerde konuşlu olan ve genelde balistik füzelere karşı etkili olan hava savunma füzeleri noktasında çok güçlü bir hava savunmasından söz edilemeyeceğini de kaydederek, şöyle devam etti:
"Ama bölgemizde bizden daha güçlü hava savunma füzelerine sahip olan ülkenin de var olduğunu zannetmiyorum. Zaten tek başına havaya atılan füzeler ile hava savunma filolarıyla yapılan hava savunmasını ayrı ayrı düşünmemek gerekir. İkisini de birleştirdiğimizde Türkiye'nin hava savunması konusunda herhangi bir problemi yoktur."

Osman Aydoğan / Fotoğraf: Twitter
"S-400'lere radar sisteminden veri aktarılıp aktarılmayacağı belli değil"
Emekli Tümgeneral Osman Aydoğan Türkiye'nin uçaklara karşı kullanılan alçak irtifa sistemlerde sıkıntısının olmadığını, orta ve yüksek irtifa için elinde S-400'lerin olduğunu belirtti ancak bu noktada bir belirsizliğin olduğunu öne sürdü.
Mevcut S-400'lerin Türkiye'nin hava sahasının tamamını kapsamadığını ve gelen hedefi belirlemesi için Türkiye'nin radar sistemine dahil olması gerektiğini söyleyen Aydoğan, ancak bu sistemin NATO'ya dahil olması nedeniyle buradan S-400'lere nasıl bilgi aktarılacağının belirsiz olduğunu kaydetti.

Burak Yıldırım / Fotoğraf: Twitter
"Kılıçdaroğlu'nun ifade ettiği bilginin doğruluk payı yüksek"
Savunma sanayi araştırmacısı Burak Yıldırım'a göre ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun canlı yayınında ifade ettiği bilginin doğruluk payı yüksektir. Bunu çeşitli tehdit algılarına göre sınıflandırmak mümkün. 
Bölge ülkeleriyle kıyaslama yaparak doğrudan teyit edilebileceğini ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:
"Öncelikle artık terk edilmiş olsa da 'hava savunmasının en iyi aracının uçaklar olduğu' fikri uzun süre kabul görmüş olması gelişmiş ve katmanlı bir hava savunma sisteminin temin edilmesini geciktirdi. Eski teknoloji tabanlı HAWK dışında bir hava savunma sistemi de bulunmamaktaydı. Ancak son 30 yılda Türkiye'nin etrafındaki silahlı çatışmalar ve ortaya çıkan tehditler itibariyle bir hava savunma sistemi ihtiyacının kritik öneme sahip olduğu devletin ilgili otoritelerince de kabul edildi." 

"ABD'nin Patroit satmadığı iddiası doğru değil"
ABD'nin Patroit satmadığı için S-400 alındığı iddiasının da doğru olmadığını ABD kongresinin iki defa ayrı ayrı satış onayı verdiğini söyleyen Yıldırım, "Fransa-İtalya ortaklığı da SAMP-T sistemiyle teklif vermişti" diyerek "Yani Türkiye'ye hava savunma sistemi satışı yapılmadı demek en kibar ifadeyle gerçeklikten son derece uzak bir iddia" yorumunda bulundu. 

Özellikle İran'ın ciddi bir balistik (karadan karaya) füze gücü bulunuyor / Fotoğraf: AA
"Komşu ve bölge ülkelerde hangi sistemler var?"
Yıldırım, teknik ayrıntılarına girmeden ve uçak güçlerine değinmeden bölge ve komşu ülkelerin sahip olduğu uzun menzilli hava savunma sistemlerine dair şu bilgileri verdi:
"Yunanistan Patriot ve S-300 sistemlerine sahip. Ayrıca donanmaya konuşlu SAMP-T sisteminin Aster füzelerini de satın alma anlaşması imzaladılar.
Mısır da Yunanistan ile aynı platformlara sahip.
Romanya, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de Patroit füzelerine sahip.  Katar'da ayrıca Aster füzeleri de bulunuyor.
Suriye'de ise S-300 ve Rusya'ya ait S-400 sistemleri bulunuyor.
Bulgaristan da Sovyet döneminden kalma S-300'lere sahip olup bu sistemleri NATO muadilleriyle değiştirmeyi planlamakta.
İran, balistik füzelerinin yanı sıra Sovyet hava savunma sistemlerine sahiptir. Ayrıca kendi üretimi füzeler de envanterinde bulunmaktadır.
Rusya ise kendi üretimi S-400 ve S-500 (sınırlı sayıda) sistemlerini envanterinde bulundurmakta.
Bölgedeki en yetkin hava savunma sistemi ise İsrail'e ait. Çok katmanlı ve bileşenli IronDome sistemiyle öne çıkmaktadır. Bu sistemi Yunanistan da satın almak istemektedir. Bu sistem combatproven olup büyük bir başarı yüzdesine sahip."

Hisar füzelerinin daha uzun menzilli olanları geliştirilmeye çalışılıyor / Fotoğraf: AA
"Hisar füzeleri, balistik füzelere karşı etkin koruma sağlamayacak"
Yıldırım, "Peki Türkiye'de durum ne? soruya, "Türkiye ise kendi radar ağına entegre edemediği için yetenekleri kısıtlı S-400 sistemine ek olarak kısa süre önce seri üretime geçtiği Hisar A ve Hisar O sistemlerine sahiptir. Yakın gelecekte Hisar U sistemlerini de üretmeye başlayacaktır. Ancak bu sistemler henüz istenilen seviyede envantere alınmamıştır. Hisar ailesinin İSTİF ve TF2000 platformlarında da kullanılması planlanmaktadır. Özetle Türkiye'nin elinde kullanımı teknik gerekçelerle kısıtlı S-400 ve etkinliği çatışma ortamında test edilmemiş ve balistik füzelere karşı etkin koruma sağlayamayacak Hisar füzeleri vardır" şeklinde konuşarak cevap verdi. 
Independent Türkçe



Ortadoğu'daki petrol krizi Çinli güneş paneli üreticilerine yaradı

Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
TT

Ortadoğu'daki petrol krizi Çinli güneş paneli üreticilerine yaradı

Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)
Çin'in Gansu eyaletindeki Dunhuang Fotovoltaik Sanayi Parkı'ndaki güneş panelleri (Reuters/Arşiv)

Bir enerji düşünce kuruluşuna göre, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşıyla tetiklenen enerji krizi, Asya, Afrika ve ötesinde petrol ve doğalgaz alternatiflerine yönelik talebi yükselttiği için Çin'in güneş enerjisi ihracatı martta tek bir ayda ikiye katlanarak rekor seviyeye ulaştı.

Ember'ın belirttiğine göre, ihracat martta 68 gigavata (GW) ulaştı; bu da İspanya'nın tüm güneş enerjisi kapasitesine eşdeğer ve Ağustos 2025'te belirlenen önceki rekoru yüzde 49 oranında aştı.

Düşünce kuruluşunun gümrük verilerine ilişkin analizine göre, aynı ayda en az 50 ülke Çin'den yaptığı güneş enerjisi ithalatında tüm zamanların rekorunu kırarken, 60 ülke de son 6 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Enerji krizinden en çok etkilenen bölgelerde en keskin artışlar görüldü. Afrika'ya ihracat şubata kıyasla yüzde 176 artarak 10 GW'a, Asya'ya ihracat ise ikiye katlanarak yaklaşık 39 GW'a ulaştı; her ikisi de tüm zamanların rekoru oldu.

İki bölge birlikte toplam artışın dörtte üçünü oluşturdu. Hindistan'ın ithalatı yüzde 141, Nijerya'nın yüzde 519, Kenya'nın yüzde 207 ve Etiyopya'nın yüzde 391 artarak, her biri ilk kez tek bir ayda 1 GW'tan fazla güneş enerjisi teknolojisi ithal etti.

Japonya, Avustralya ve AB genelinde de rekorlar kırıldı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ticaret akışlarını muazzam ölçüde etkilemesi nedeniyle Ortadoğu, güneş enerjisi ithalatında artış görmeyen tek bölge oldu.

Ember'dan kıdemli analist Euan Graham, "Fosil yakıt şokları güneş enerjisi yükselişini hızlandırıyor" dedi.

Güneş enerjisi zaten küresel ekonominin motoru haline gelmişti ve artık mevcut fosil yakıt fiyat şokları bunu bir üst seviyeye taşıyor. Ülkeler rekor seviyelerde güneş paneli ithal ediyor ve artan küresel talebi karşılamak için kendi yerli montaj ve üretim kapasitelerini geliştiriyor.

Bu artışın bir kısmı, nisanda yürürlüğe giren ve güneş paneli maliyetlerine yaklaşık yüzde 9 ekleyen Çin ihracat vergi iadesi yasasındaki değişiklikten de kaynaklandı. Yasa değişikliği, son tarihten önce alımlarda bir artışa yol açtı.

Talep sadece bitmiş panellerle sınırlı değildi. Çin dışında giderek daha fazla panel haline getirilen güneş hücreleri ve yonga levhalarının ihracatı, şubattaki seviyelere göre yüzde 108 artarak 36 GW'a ulaştı ve Ekim 2025'ten bu yana ilk kez panel ihracatını geride bıraktı. Panel ihracatı yüzde 91 artarak 32 GW'a yükseldi.

Ülkeler gün içinde üretilen güneş enerjisini akşam kullanmak üzere depolamak istedikçe batarya ihracatı da arttı. Çin'in batarya ihracatı şubata kıyasla yüzde 44 artarak martta 10 milyar dolara ulaştı; özellikle AB, Avustralya ve Hindistan'da güçlü bir talep görüldü.

Temiz enerji altyapısının ölçeği, yanıt verdiği fosil yakıt krizine rakip olmaya başlıyor. Bu hafta yayımlanan Ember'ın 2026 Küresel Elektrik İncelemesi, 2025'te güneş enerjisi üretimindeki rekor büyümenin, geçen yıl Hürmüz Boğazı'ndan yapılan tüm sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatına eşdeğer miktarda doğalgazla çalışan elektriğin yerini almaya yeteceğini ortaya koydu.

Küresel elektrikli araç filosu, 2025'te günlük 1,8 milyon varil petrol talebinin yerini aldı; bu da ABD ham petrol üretiminin yüzde 13'üne eşdeğer.

Independent Türkçe


Pentagon, İran savaşı nedeniyle NATO üyelerine yaptırım uygulanmasını değerlendiriyor

NATO Genel Sekreteri (AFP)
NATO Genel Sekreteri (AFP)
TT

Pentagon, İran savaşı nedeniyle NATO üyelerine yaptırım uygulanmasını değerlendiriyor

NATO Genel Sekreteri (AFP)
NATO Genel Sekreteri (AFP)

Bir ABD’li yetkili, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) içinde dolaşıma giren dahili bir e-postada, Washington yönetiminin İran’la yürütülen savaşta ABD operasyonlarını yeterince desteklemediğini düşündüğü NATO müttefiklerine yönelik cezalandırıcı seçeneklerin ele alındığını bildirdi. Bu seçenekler arasında, İspanya’nın NATO üyeliğinin askıya alınması ve Birleşik Krallık’ın Falkland Adaları üzerindeki talebine ilişkin ABD tutumunun gözden geçirilmesi de yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkili, söz konusu seçeneklerin, bazı müttefiklerin İran savaşı kapsamında ABD’ye askeri erişim, konuşlanma ve hava sahası kullanım hakları tanıma konusunda isteksiz ya da olumsuz bir tutum sergilediği yönündeki hayal kırıklığını yansıtan bir notta detaylandırıldığını belirtti.

Yetkili, e-postada askeri erişim, konuşlanma ve hava sahası kullanım haklarının ‘NATO için asgari düzeyin de altındaki beklenti’ olarak nitelendirildiğini ve söz konusu seçeneklerin Pentagon’un üst düzey kademelerinde tartışıldığını ifade etti.

Aynı yetkiliye göre, e-postada yer alan seçeneklerden biri, ‘uyumsuz’ olarak tanımlanan ülkelerin NATO içindeki önemli ve prestijli görevlerden uzaklaştırılmasını içeriyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yardımcı olmak üzere deniz kuvvetleri göndermedikleri gerekçesiyle NATO üyelerini sert sözlerle eleştirdi. Küresel deniz trafiği açısından kritik öneme sahip boğaz, 28 Şubat’ta başlayan hava savaşının ardından ulaşıma kapanmıştı.

Trump ayrıca ABD’nin NATO’dan çekilme ihtimalini de gündeme getirdi. Reuters’a 1 Nisan’da verdiği röportajda Trump, bu olasılığa ilişkin bir soruya “Benim yerimde olsaydınız siz yapmaz mıydınız?” yanıtını verdi.

Yetkili, söz konusu e-postanın ABD’nin bu adımları mutlaka atacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Söz konusu e-postada, Avrupa’daki ABD üslerinin kapatılmasına yönelik herhangi bir önerinin yer almadığını belirten yetkili, birçok kişinin beklediği üzere ABD’nin Avrupa’daki bazı askerlerini geri çekmesinin seçenekler arasında bulunup bulunmadığına ilişkin ise yorum yapmayı reddetti.

Pentagon’dan konuya ilişkin yorum talebine yanıt veren sözcü Kingsley Wilson, “Başkan Donald Trump’ın da ifade ettiği gibi, ABD’nin NATO müttefikleri için yaptığı onca şeye rağmen, onlar bizim yanımızda durmadı” dedi.

Wilson, açıklamasında, “Savunma Bakanlığı, müttefiklerimizin sadece ‘kâğıttan kaplan’ (görünürde güçlü ancak etkisiz) olmaması ve sorumluluklarını yerine getirmesi için başkana güvenilir seçenekler sunacaktır. Bu konudaki iç değerlendirmelere ilişkin başka bir yorumumuz yok” ifadelerini kullandı.

Analistler ve diplomatlar ise ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın, 76 yıl önce kurulan NATO’nun geleceğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor. Söz konusu gelişmelerin, ABD’nin olası bir saldırı durumunda Avrupalı müttefiklerine destek verip vermeyeceğine dair benzeri görülmemiş endişelere yol açtığı ifade ediliyor.


Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin üç hafta uzatılacağını duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
TT

Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin üç hafta uzatılacağını duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen sağlık hizmetleri konulu toplantıda konuşurken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 3 hafta uzatılacağını açıkladı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda “İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 3 hafta süreyle uzatılacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı en kısa zamanda ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kimliğinin gizli kalmasını isteyen ABD'li bir yetkili, başlangıçta Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirilmesi planlanan Lübnan ve İsrail büyükelçileri arasındaki görüşmelerin ‘artık Beyaz Saray'da yapılacağını’ belirterek “Başkan Trump, iki ülkenin temsilcilerini varışlarında karşılayacak” dedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, toplantı sırasında Beyrut'un taleplerinin ateşkesin uzatılması, evlerin yıkımının durdurulması, sivillere, ibadethanelere, gazetecilere, sağlık ve eğitim çalışanlarına yönelik saldırıların sonlandırılması olacağını söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşme ihtimalinin kesinlikle söz konusu olmadığını vurgulayan Avn, “Washington'u ziyaret edip Trump ile görüşerek ona Lübnan'daki durumun gerçeklerini ayrıntılı olarak anlatabilmeyi umuyorum” ifadelerini kullandı.

Hizbullah ile İsrail arasındaki son savaş, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırının ilk gününde İran'ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak Hizbullah'ın İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından 2 Mart'ta patlak verdi.

1948'den beri resmi olarak savaş halinde olan iki ülke, savaşı sona erdirmek amacıyla 14 Nisan'da Washington'da bir görüşme turu düzenledi. Bu, 1993'ten bu yana yapılan ilk görüşmeydi.

Bu görüşmelerden iki gün sonra ABD, Lübnan'da 2 bin 400'den fazla kişinin ölümüne ve 1 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan savaşta 10 günlük bir ateşkes ilan etti.

ergrt
Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad, ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen bir toplantıda, 14 Nisan 2026 (AP)

Perşembe günü gerçekleşmesi planlanan görüşmelere, bir önceki turda olduğu gibi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad katılacak ve ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa da toplantıya eşlik edecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkilinin Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamaya göre bu kez toplantıya ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de katılacak.

Görüşme öncesi Hizbullah ile İsrail birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçladılar.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre perşembe günü İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

İsrail, saldırıların yanı sıra sınır köylerinde patlatma ve yıkım operasyonlarını sürdürüyor ve onlarca köyün sakinlerinin köylerine dönmesini engelliyor.

Buna karşın Hizbullah dün yayınladığı üç açıklamada, Tayyibe kasabasında İsrail askerlerinin toplandığı yerlere yönelik iki saldırı düzenlendiğini ve Mecdel Zun beldesinde bir İsrail keşif uçağının düşürüldüğünü duyurdu. Hizbullah, bu eylemlerin, ‘düşman İsrail’in ateşkesi ve Lübnan hava sahasını ihlal etmesine misilleme’ olarak gerçekleştirildiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz hafta yayınladığı ateşkes anlaşmasının metnine göre İsrail kendisine karşı yürütülen veya planlanan operasyonlara karşı meşru müdafaa hakkını saklı tutuyor.

Lübnanlı resmi bir kaynak çarşamba günü, bu hafta sonu sona erecek olan ‘ateşkesin bir ay süreyle uzatılmasını ve İsrail'in ordusunun bulunduğu bölgelerdeki bombalama ve yıkım operasyonlarını durdurmasını ve ateşkes anlaşmasına uymasını’ talep edeceklerini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott’un o sırada yaptığı açıklamaya göre iki ülke ilk toplantıda “kararlaştırılacak bir yer ve zamanda” doğrudan müzakerelere başlanılması konusunda anlaştı.

Lübnan, eski Washington Büyükelçisi Simon Karam'ı İsrail ile müzakere heyetinin başkanı olarak atadı.