Irak’ta ilk meclis oturumu şokunun ardından Şii cephenin dağılmaması amacıyla arabuluculuk girişimleri başlayacak

Kürt ve Sünni partiler Federal Mahkeme’nin ‘en büyük meclis bloğu’ meselesiyle ilgili vereceği kararı beklemek üzere geriye çekildi.

Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
TT

Irak’ta ilk meclis oturumu şokunun ardından Şii cephenin dağılmaması amacıyla arabuluculuk girişimleri başlayacak

Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)

Irak’ta Sünni Araplar, Takaddum (İlerleyiş) Partisi lideri Muhammed el-Halbusi’yi yeniden Meclis Başkanı seçerek ‘meclis başkanlığı savaşını’ kendi lehine çözerken, Şiilerin ‘en büyük meclis bloğu savaşı’ ile Kürtlerin ‘cumhurbaşkanı adayı savaşı’ her türlü olasılığa açık bir şekilde sürüyor. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) son dönemde ‘cumhurbaşkanı adayı savaşında’ yönetim ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lehine verdiği tavizin şartlı olduğu ortaya çıktı. 
KDP iki gün öncesine kadar cumhurbaşkanı adayının kendi saflarından seçilmesinde ısrar ederek, adaylık için eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, mevcut Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ve önde gelen yöneticilerinden Fadıl Mirani isimlerini adaylık için dillendiriyordu. Ancak Mirani, önceki gün partisi adına yaptığı açıklamada, Meclis Başkanı İkinci Yardımcısının KDP saflarından seçilmesinden dolayı cumhurbaşkanlığı koltuğu hakkından feragat ettiklerini zımnen ilan etti. Bunun üzerine KYB önceki gün, kendi cumhurbaşkanı adayının, partinin önde gelen yöneticisi ve mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih olduğunu duyurdu. KYB Salih’in ikinci dönem cumhurbaşkanı adaylığına oy birliği ile seçildiğini belirtti.
Pazar günü yapılan ilk meclis oturumunda Kürt ve Sünni partiler Meclis’teki Şii milletvekillerinin çoğunluğunu oluşturan Sadr Hareketi ile birlikte hareket ederek Meclis Başkanlığı’nı (Sünni Başkan Muhammed el-Halbusi, Birinci Yardımcısı Sadr Hareketi üyesi Şii Hakim ez-Zamili, İkinci Yardımcısı KDP üyesi Kürt Şahevan Abdullah) seçti. Kürt ve Sünni partiler bu seçimden sonra ‘en büyük meclis bloğu’ meselesinde Şii taraflardan birinin aleyhine olacak şekilde diğer bir Şii tarafla ittifak kurmama kararı aldılar.
En büyük meclis bloğu tartışması yerinde saymaya devam ediyor. Zira yaptığı ittifak ve koalisyonlarla Meclis’te 88 milletvekiline ulaştığını söyleyen Koordinasyon Grubu en büyük meclis bloğunu oluşturmayı beklerken, 75 milletvekili bulunan Sadr Hareketi ise Koordinasyon Grubu vekillerinin davranışları sebebiyle meşruiyeti tartışmalı hale gelen ilk meclis oturumunun seyriyle ilgili Federal Mahkeme’ye itiraz başvurusunda bulundu.
Kürt ve Sünni partiler en büyük meclis bloğu savaşın dahil olmak istemiyor
Kürt ve Sünni partilerin ‘en büyük meclis bloğu savaşına’ dahil olmak istememesi, olarak Koordinasyon Grubu ve Sadr Hareketi arasında bir orta yol bulunmasını kolaylaştırıyor. Ancak KDP ve KYB’nin girdiği ‘cumhurbaşkanı adayı savaşının’ sonuçlanması için Şiilerin gösterilecek adayı bir an önce onaylaması gerekiyor.
Federal Mahkeme iki gün içinde ilk meclis oturumunun meşruiyeti meselesini çözüme kavuşturursa, KDP ve KYB, Cumhurbaşkanı Salih’in ikinci dönem adaylığıyla ilgili lehte ve aleyhteki kampanyalarına kaldıkları yerden devam edecek. KYB, Salih’i yeniden seçtirebilmek için 220 milletvekilinin oyunu almalı. Zira cumhurbaşkanı adayının sunulacağı oylamada Meclis’in üçte ikisinin evet oyu vermesi gerekiyor. Salih’in yeniden seçilmesini reddeden KDP ise onun aleyhinde bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. KDP, Meclis Başkanı İkinci Yardımcısı’nın kendi saflarından seçilmesinin ardından cumhurbaşkanı adayı çıkarma hakkından vazgeçse de KYB’den Salih’in yerine başka bir aday göstermesini talep ediyor. Bağdat’ta KDP’nin baskı ve dayatmalarına boyun eğmek istemeyen KYB ise bu talebi reddediyor.
Şii cephede Sadr Hareketi ile Koordinasyon Grubu arasındaki anlaşmazlıklar devam ederken, kulislerden sızdırılan bilgilere göre, özellikle Kürt ve Sünni ortakların çıkarlarını en büyük ortakları olan Şiilerden üstün tutmaya başlaması sebebiyle bir kısmı Irak dışından (İran ve Lübnan) etkili bazı Şii isimler iki taraf arasındaki buzları eritmek için arabuluculuk girişimlerinde bulunacak. Son seçim sonuçları Şiileri iki rakip grup haline getirdi. Bir tarafta seçimin galibi ve ulusal çoğunluk hükümeti kurmak isteyen Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi, diğer tarafta ise bazı Şii siyasi liderlerin öncülüğünde Koordinasyon Grubu çatısı altında toplanan diğer Şii parti ve gruplar bulunuyor. Bu parti ve grupların amacı, İran’ın bile kontrol edemediği Sadr’a karşı ortak pozisyon almak.
Mecliste en fazla milletvekilinin bulunduğu partiye liderlik eden ve kendisine sadık bir tabanı bulunan Sadr’ın Koordinasyon Grubu çatısı altındaki rakipleri, kesin olmayan seçim sonuçlarının ardından 3 ay süren gösteri ve oturma eylemlerinden sonra etkilerini kaybetti. Nitekim Federal Mahkeme en nihayetinde seçim sonuçlarını onayladı. Koordinasyon Grubu, Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma talebiyle kendilerini yeni dönemde siyaset sahnesinin dışına itmeye çalıştığı görüşünde.
Halihazırda önümüzdeki dönemle ilgili iki ihtimal bulunuyor: Ya Şii partiler 2018 seçiminden sonra olduğu gibi en büyük meclis bloğunun seçilememesi sebebiyle uzlaşacak ve ‘en büyük meclis bloğunu’ kuracak -ki o dönem denklemin en zayıf halkaları olan Sünniler ve Kürtlerin de katılımıyla kırılgan bir Şii uzlaşısı kurulmuştu- ya da Şiiler arasında sokağa taşması muhtemel çatışmalarla sonuçlanacak bir bölünme meydana gelecek. Çok sayıda silahlı grubun lideri, Şii cephenin parçalanmasından Sünnileri ve Kürtleri sorumlu tutuyor. Bu parçalanmışlık itirafıyla birlikte Şiiler arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Koordinasyon Grubu mensupları ile ilk meclis oturumuna kefenle katılan Sadr Hareketi mensupları arasında sokağa taşması muhtemel çatışmalar çıkabilir.



Suriye Adalet Bakanlığı, Rakka'daki el-Aktan cezaevindeki tutukluların koşullarını incelemek üzere komiteler kurdu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka vilayetinde bulunan el-Aktan cezaevi civarındaki Suriye hükümet güçleri (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka vilayetinde bulunan el-Aktan cezaevi civarındaki Suriye hükümet güçleri (Reuters)
TT

Suriye Adalet Bakanlığı, Rakka'daki el-Aktan cezaevindeki tutukluların koşullarını incelemek üzere komiteler kurdu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka vilayetinde bulunan el-Aktan cezaevi civarındaki Suriye hükümet güçleri (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka vilayetinde bulunan el-Aktan cezaevi civarındaki Suriye hükümet güçleri (Reuters)

Suriye Adalet Bakanlığı dün, hükümetin Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) yıllarca kontrol ettiği Rakka vilayetindeki el-Aktan cezaevini devralma sürecini tamamlamasının ardından, cezaevindeki tutukluların hukuki durumunu incelemek üzere adli komiteler kurulduğunu duyurdu.

Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, şu anda "mahkumların güvenliğini ve emniyetini sağladığını, insani ve yasal haklarını garanti altına almak için gerekli tüm önlemleri aldığını... buna yiyecek, su ve ilaç temininin de dahil olduğunu" belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Cezaevi, 2014-2017 yılları arasında Irak ve Suriye'nin büyük bölümlerini ele geçiren aşırılıkçı gruba karşı ABD desteğiyle mücadele eden SDG tarafından yakalanan ve DEAŞ ile bağlantılı olan tutukluları barındırıyor.

Suriye yönetiminin tüm ülke üzerindeki kontrolünü genişletme çabaları kapsamında, hapishanenin çevresinde son günlerde Suriye hükümet güçleri ile SDG arasında çatışmalar yaşandı.

ABD ordusu, yaklaşık 7 bin DEAŞ’lı mahkumu Suriye hapishanelerinden Irak'a nakletmeye başladı.

Suriye hükümeti, geçen hafta SDG ile varılan anlaşma uyarınca, hapishaneler de dahil olmak üzere kuzeydoğudaki Rakka ve Deyrizor illerinin kontrolünü ele geçirdi.


Güney Yemen'den Riyad'da tarihi diyaloğa doğru ivme kazanıldı

Yemen'deki güneyli liderler, Riyad'da yapılacak diyalog konferansının sonuçlarına uymayı kabul etti (Reuters)
Yemen'deki güneyli liderler, Riyad'da yapılacak diyalog konferansının sonuçlarına uymayı kabul etti (Reuters)
TT

Güney Yemen'den Riyad'da tarihi diyaloğa doğru ivme kazanıldı

Yemen'deki güneyli liderler, Riyad'da yapılacak diyalog konferansının sonuçlarına uymayı kabul etti (Reuters)
Yemen'deki güneyli liderler, Riyad'da yapılacak diyalog konferansının sonuçlarına uymayı kabul etti (Reuters)

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, Suudi Arabistan'ın doğrudan himayesinde düzenlenecek Güney-Güney Diyalog Konferansı'nın yolunu açan yoğun istişareler çerçevesinde, güney Yemen liderleri ve bileşenleri için benzeri görülmemiş bir siyasi ivmeye tanık oluyor. Bu hareket, halkın özlemlerini dışlama veya ötekileştirme olmaksızın ifade eden, kapsamlı bir güney ulusal uzlaşmasına dayalı olarak güney Yemen'in geleceğini yeniden şekillendirmek için çok önemli bir aşama olarak görülüyor.

Bu girişim, Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin, özellikle Hadramut ve el-Mehra başta olmak üzere güney vilayetlerindeki siyasi ve güvenlik gelişmelerinin ve ardından istikrarı yeniden sağlamak için Arap Koalisyonu'nun müdahalesinin ardından yaptığı talebe yanıt olarak ortaya çıktı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Yemen, bölgesel ve uluslararası çevreler, yaklaşan Güney Konferansı'nın sonuçlarının, kapsamlı bir Yemen siyasi çözümünün temel taşını oluşturacağını, güney birliğini güçlendireceğini ve nihai müzakere masasında davasının adil bir şekilde temsil edilmesini sağlayacağını öngörmektedir.

Riyad, yetkililerinin, özellikle de Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın açıklamalarına göre, rolünün tercihleri ​​dayatmak değil, uzlaşmayı teşvik etmek ve gerçek bir ortaklığa yol açacak sorumlu bir güney diyaloğunu desteklemek üzerine kurulu olduğunu teyit ediyor.

Bu durum, Suudi Arabistan'ın Yemen'de kurtarılan bölgelerde güvenliği sağlamaya, hizmet sunmaya, hükümeti desteklemeye ve sivil ve askeri personelin maaşlarını finanse etmeye yönelik çabalarını sürdürdüğü bir dönemde ortaya çıkıyor.


Şam, SDG'nin Kobani'ye çekilmesini sağladı

Şam, SDG'nin Kobani'ye çekilmesini sağladı
TT

Şam, SDG'nin Kobani'ye çekilmesini sağladı

Şam, SDG'nin Kobani'ye çekilmesini sağladı

Suriye ordusu dün, Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı yüzlerce savaşçının Rakka vilayetinden Halep kırsalının doğusundaki Ayn el-Arab (Kürtçe adıyla Kobani) kentine çekilmesini sağladı. Her iki taraf da haftanın başlarında ilan edilen ateşkesi uygulamaya devam etti.

Suriye Ordusu Operasyonlar Otoritesi, ana omurgasını Kürtlerin oluşturduğu SDG örgütü üyelerinin Rakka Valiliği'ndeki el-Aktan hapishanesi ve çevresinden Ayn el-Arab kentine nakledilmeye başlandığını ve ordunun geri çekilen güçlere "Ayn el-Arab bölgesine" kadar eşlik edeceğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kürt haber siteleri, yolları karla kaplı Kobani'ye araçlarıyla gelen yüzlerce SDG savaşçısının görüntülerini yayınladı.

Bu arada, Fransız cumhurbaşkanlığı kaynakları, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Kürtler ve Şam hükümeti arasındaki çatışmaları "baştan beri azaltmak ve durdurmak için çalıştığını" belirterek, Paris'in mevcut ateşkesi "çok kırılgan" olarak gördüğünü ve bu nedenle amacının, her iki tarafın da "dostu" olduğu göz önüne alındığında, iki savaşan taraf arasında yeniden çatışma çıkmaması için ateşkesin "dayanıklılığını" sağlamak olduğunu kaydetti.