Silahlı oluşumlar, Libya ordusunu birleştirme çabalarını nasıl tehdit ediyor?

Politikacılar, bu oluşumların ‘güç mantığıyla uğraştığına ve dizginleri kontrol altına aldığına’ inanıyor.

LUO Genelkurmay Başkanı, Libya’nın batısındaki mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya’nın batısındaki Genelkurmay Başkanlığı ofisi)
LUO Genelkurmay Başkanı, Libya’nın batısındaki mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya’nın batısındaki Genelkurmay Başkanlığı ofisi)
TT

Silahlı oluşumlar, Libya ordusunu birleştirme çabalarını nasıl tehdit ediyor?

LUO Genelkurmay Başkanı, Libya’nın batısındaki mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya’nın batısındaki Genelkurmay Başkanlığı ofisi)
LUO Genelkurmay Başkanı, Libya’nın batısındaki mevkidaşı ile bir araya geldi (Libya’nın batısındaki Genelkurmay Başkanlığı ofisi)

Kahire’nin bölünmüş Libya kurumunu birleştirmek amacıyla ev sahipliği yaptığı son toplantının üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre sonrasında ordunun askeri liderlerinin ülkenin doğusundaki ve batısındaki toplantıları, bu çabaları yeniden canlandırmak için yinelendi. Ancak başta devlet kurumlarına entegre edilmesi amaçlanan silahlı oluşumlar olmak üzere birçok engelin ortasında bu toplantıların başarı olasılığına dair soru işaretleri ortaya çıktı.
Durgun bir siyasi sahne karşısında askeri liderler, 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin düşmesinden bu yana bölünmüş olan kurumu birleştirmenin yollarını aramak için diyalog masasına dönerek bir miktar atılım yapmayı başardılar.
Bu hafta başında Sirte’deki ‘el-Mahari’ otelde düzenlenen ikinci toplantıda, Libya’nın doğusuna atanan Genelkurmay Başkanı, Libya Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Korgeneral Abdurrazık en-Naduri ve Libya’nın batısındaki Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed el-Haddad ile görüştü. Toplantıda, her iki tarafı da ilgilendiren birçok konu ele alındı.
Libyalı askeri bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Ülkenin doğusundaki askeri liderlik, Libya’yı herhangi bir dış müdahaleden korumak amacıyla ve egemenliğini tüm ulusal topraklara dayatmak amacıyla kurumu birleştirmeye kararlı” dedi. Kaynağa göre çok sayıda organın başkanının ve askeri departman müdürlerinin de katıldığı toplantıda, ‘askeri kurumu birleştirmek üzere ilk adımları başlatmak için gerekli mekanizmanın belirlenmesi’ de dahil birçok önemli noktaya değinildi.
Bu adım, Kahire’nin Eylül 2017’den bu yana ev sahipliği yaptığı Libya askeri liderlerinin toplantıları çerçevesinde gelişti. Söz konusu toplantılarda, ‘ordunun birleştirilmesi hususunda nispi bir yakınlaşma sağlanması ve Libya askeri kurumunun teşkilat yapısı, Yüksek Savunma Konseyi’nin, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin ve Genel Komuta Konseyi’nin kurulması konularında anlaşmaya varılması’ çerçevesinde 1,5 yılda kayda değer bir başarı elde edildi. Ancak Nisan 2019’da başkent Trablus’ta patlak veren savaş, müzakerelerin seyrini bozdu.
Libya'nın dört bir yanındaki politikacılar ve askeri yetkililer, daha önce yaklaşık 13 ay boyunca savaşan iki ekip arasında bir aydan kısa bir sürede iki toplantı gerçekleştirdi.
Genelkurmay Başkanlığı’nın Libya’nın batısındaki medya merkezi, geçtiğimiz Pazartesi günü Haddad ve Naduri’nin görüşmesinin ‘ortak komitelerin kurulması için organize ve temel mekanizmalar ve adımlar oluşturma, inceleme çalışmaları yürütme’ üzerine odaklandığını belirtti.
Kahire’nin ev sahipliği yaptığı yedi toplantıda, bazı anlaşmazlık noktaları askıda kaldı. Bunlar arasında kurumun eski mensupları ve yeni mensupları arasındaki askeri hiyerarşi meselesi de bulunuyor. Ancak Sirte toplantısında, askeri kurumdaki tüm silahlı oluşumları organize etmek için kapsamlı bir planın geliştirilmesine değinildi.
Bunlara rağmen silahlı milisleri orduya ve polis kurumlarına entegre etme süreci, ‘fikir, 2017 yılında Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) eski Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın tarafından benimsendiğinden beri’ yeni sonuçlara ulaşılamadan hala bir araştırma ve inceleme konusu olmaya devam ediyor. Ancak Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti, Ekim ayında, silahlı oluşumlardan ayrılarak devlet kurumlarına katılmak isteyen gençleri topluma kazandırmak ve rehabilite etmek için ulusal bir proje başlattı. Silahların devlet elinde toplanmasına ilişkin ise henüz açık bir plan açıklanmadı.
Bu meseleyi takip eden politikacılar, ‘bu silahlı oluşumların liderlerinin, özellikle Libya’nın batısında elde ettikleri nüfuz ve mali yetenekler göz önüne alındığında’ bu fikrin başarılı olamayacağı kanaatinde. Bu milislerin boğazlarını sıkma, onları silahsızlandırma ve polis ve ordu kurumlarına entegre olmaya zorlama çağrısı yapan politikacılar, “Böylece silah sadece ordunun elinde olacak. O zaman toplumsal barış tehdit edilmeden ülke üzerindeki kontrol genişletilebilir” dedi. Politikacılar ayrıca, geçmişte güvenlik teşkilatına katılan silahlı oluşumların birçoğunun artık güç mantığıyla uğraştığını ve dizginleri kontrol ettiklerini söylerken, bu nedenle bu oluşumlar arasında zaman zaman çatışmaların yaşandığını ve ülkede yaşamın alt üst olduğunu ifade etti.
Naduri ve Haddad arasındaki görüşmeye ilişkin ilk açıklama, Libya’nın doğusundaki Ulusal Ordu Genelkurmay Başkanı tarafından yapıldı.
Daha önce ise Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdurrazık el-Naduri ve başkent Trablus’taki UMH Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahman et-Tavil’in de katılımıyla Mart 2018’de 45 üst düzey askeri yetkili bir araya gelmişti.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.