ABD’nin dünyadaki askeri varlığının şekli değişecek mi?

Değişimin en belirgin faktörleri; rekabetin yoğunlaşması, teknolojik gelişme, iç ve dış muhalefet.

ABD, 1945’ten bu yana tüm dünyada en fazla askeri kuvvete sahip. (AFP)
ABD, 1945’ten bu yana tüm dünyada en fazla askeri kuvvete sahip. (AFP)
TT

ABD’nin dünyadaki askeri varlığının şekli değişecek mi?

ABD, 1945’ten bu yana tüm dünyada en fazla askeri kuvvete sahip. (AFP)
ABD, 1945’ten bu yana tüm dünyada en fazla askeri kuvvete sahip. (AFP)

Tarık eş-Şami
ABD askeri güçlerinin ülke dışına konuşlandırılması, Washington’ın en önemli stratejik dayanaklarından biri olarak sayılıyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar dünyadaki en büyük aktif askeri varlığını sürdürerek rakipleri caydırmak ve mevcut uluslararası düzeni şekillendirmek de dahil dış politika hedeflerini ilerletmek için ‘güç yönetimine’ güveniyordu. Ancak ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) haftalar önce küresel durumu ve ordusunun varlığını ‘revize etmesiyle’ birlikte öyle görünüyor ki bazı yeni faktörler, Washington’ın tüm dünyadaki askeri varlığının şeklini ve boyutunu değiştirebilir. Peki, bu faktörler nelerdir ve ABD askeri etkisini küresel olarak değiştirebilirler mi? 

En büyük konuşlanma 
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre ABD, 1945’ten bu yana 16 milyondan 171 bin 477 askere düşen, dünya çapında en fazla konuşlanmış kuvveti elinde bulunduruyor. Bu kuvvetler, farklı ülke ve bölgelerde 600’den fazla askeri üs ve daha küçük noktalara yayılmış durumda.
ABD’li tarihçi Daniel Immerwahr’a göre İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 2 bin üs bulunuyordu. Yükselen imparatorlukların geçmişte yaptığı gibi bu kuvvetlerin konuşlandırılmasının amacı, Washington’ın çıkarlarını ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak olarak kaldı. ABD, nüfuslu toprakları ilhak etmeyen ve ev sahibi ülkelerle anlaşma halinde sadece askeri noktaları tutan farklı bir model benimsedi.
ABD askeri konuşlandırmaları ve üsleri, müttefikleri güvence altına almayı, düşmanları caydırmayı, insani misyonları ve askeri eğitimi desteklemeyi amaçlıyor. Buralar ayrıca uyuşturucuyu önleme, terörle mücadele ve ortaya çıkan tehditlere ve krizlere yanıt verme de dahil olmak üzere farklı operasyonlar için bir komuta merkezi olarak hizmet veriyor.
Askeri konuşlandırmalar, küçük mevziilerden ‘35 binden fazla askeri ve sivil personele ev sahipliği yapan, Güney Kore’deki Camp Humphreys gibi’ tüm bölgelere kadar uzanıyor. Diğer alanların yanı sıra Türkiye ve Portekiz’de petrol ürünleri için eğitim sahaları ve depolama istasyonları ile Almanya ve Güney Kore’de de ABD ordusu golf sahaları bulunuyor.
ABD, ilk kalıcı yabancı askeri üssünü İspanya-ABD Savaşı’nın sonunda, 1898’de Küba’nın Guantanamo Körfezi’ne kurdu. Ancak İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte yardım anlaşmaları ve Almanya ve Japonya’nın askeri işgali yoluyla çekirdek ağını genişletti. Savaş için 16 milyondan fazla askeri seferber etti. Kanada, Fransa, Almanya, Japonya ve ABD’ye bağlı Guam Adası gibi bölgelerde askeri üsler kurmanın veya kiralamanın yanı sıra Avrupa, Asya ve Afrika’daki çatışmalarda da 7,6 milyon asker konuşlandırdı. Savaşın ardından ülke dışındaki ABD’lilerin sayısı küresel olarak azaldı. Bununla birlikte ABD’nin Kuzey Kore, Vietnam, Irak ve Afganistan’daki çatışmalara ve savaşlara katılması, kuvvetlerinin Asya ve Ortadoğu’da hızlı ve önemli bir şekilde konuşlandırılmasına olanak tanıdı.

Güç yönetimi
ABD Kongresi Araştırma Birimi tarafından geçen eylül ayında yayınlanan bir rapora göre ABD, 1798’den bu yana resmi olarak 11 kez savaş ilan etti. Bunların arasında 1812 Büyük Britanya, 1846 Meksika, 1898 İspanya, 1917’de girdiği Birinci Dünya Savaşı ve 1941’de ise İkinci Dünya Savaşı da bulunuyor. ABD, Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, 1991 Körfez Savaşı, 2003 Irak Savaşı ve teröre karşı mücadele de dahil olmak üzere birçok ilan edilmemiş savaşa da girdi. ABD Başkanı, Kore Savaşı hariç tüm bu çatışmalarda Kongre’den bir savaş ilanından daha az şekilde yetki aldı. ABD askerlerinin diğer bölgelerde konuşlandırılması, NATO veya Birleşmiş Milletler (BM) ile bağlantılı çok uluslu operasyonların bir parçasıydı.
ABD Stimson Center tarafından yapılan analitik bir araştırmaya göre ABD, 1991’den bu yana hayati ve stratejik çıkar elde etmek için baskı ve zorlama uygulamak amacıyla diğer ülkelere karşı 100’den fazla ‘askeri kullanımı vakası’ gerçekleştirdi. Araştırmaya göre ABD, bunu güç gösterileri, devriyeler, askeri manevralar ve tatbikatlar, hızlı tepki kuvveti konuşlandırmaları ve sınırlı kuvvet kullanımı yoluyla gerçekleştirdi.

Farklı bir ortam
Ancak uluslararası arena, onlarca yıl boyunca çarpıcı bir şekilde değişti. ABD’nin ekonomik kaygıları, savaşların ve askeri konuşlandırmaların yüksek maliyetleri nedeniyle arttı. Bu durum, bazı tarafları ‘ABD’nin şu an dünyada oynaması gereken rolü ve küresel güvenlik çıkarlarının ne olduğunu tartışmaya’ ve ardından Doğu Asya, Avrupa ve Ortadoğu’da kendisine yönelik belirli tehditlere odaklanmaya itti. ABD’nin müttefiklerine daha fazla güvenmesi ve toprakları içindeki askeri güçlere daha fazla güvenmesi de dahil, inceleme amacıyla bir dizi seçenek öne sürüldü.
ABD’nin küresel güvenlik çıkarlarına ulaşmada ‘yabancı askeri varlık’ rolü konusunda farklı görüşler var. Bazı taraflar, eğer bu varlık ‘Çin, Rusya, Kuzey Kore veya İran’ın oluşturduğu tehditleri caydırmada ve bunlara yanıt vermede’ önemli bir rol oynuyorsa, ABD’nin ülke dışındaki askeri varlığını azaltmanın anlamsız olduğuna inanıyor.
Washington, ABD’nin ülke dışındaki mevcut askeri varlığının olumsuz tarafları olduğunu kabul ediyor. Ancak ABD ordusunun 20 yıllık bir savaştan sonra, Ağustos 2021’de Afganistan’dan çekilmesine rağmen buna halen ihtiyaç olduğunu savunuyorlar. Bu durum, son yıllarda diğer birçok çatışma bölgesindeki askeri varlığın azalmasıyla aynı zamana denk geldi. Washington, Irak’taki kuvvetlerinin sayısını 2007’deki 170 bin kişiden 2021’de 2 bin 500’e ve Suriye’deki kuvvetlerinin sayısını 2018’deki bin 700 kişiden yaklaşık 900’e düşürdü.
Bu azaltmalar, ABD ordusunun dünya sahnesinden çekilmesi gibi görünse de Washington potansiyel olarak konuşlandırmasının kapsamını ve yerini değiştiriyor. Ancak denizaşırı varlığı önemini koruyor ve ABD ordusu, etkili bir küresel oyuncu olmaya devam ediyor.

Çoklu baskı
ABD’de 2022 yılı için 768 milyar dolara ulaşan savunma bütçesini düşürmeye yönelik iç baskılar, ülke dışındaki askeri konuşlandırma faaliyetlerinin azaltılmasını çekici bir hedef haline getirdi. Bazı ülkelerde mevcut ABD ordusuna karşı var olan muhalefet, üslerin bakım maliyetini artırıyor. ABD’nin küresel etkisini sürdürebilmesi için yurt dışındaki askeri varlığına karşı artan bu uluslararası ve iç baskılara uyum sağlaması gerekecektir. Dış taahhütlerinden kademeli olarak geri çekilmesi, kurduğu ittifakları ve uluslararası kuruluşları korumasını zorlaştıracaktır.

Değişken varlık
ABD, son 70 yıldır küresel bir askeri varlık sürdürürken yaklaşımı ise zamanla değişti. ABD askeri konuşlandırmaları yakın zamanlarda, özellikle Çin’in 2017 yılında Cibuti’de bir askeri üs kurmasının ardından Pekin’in Afrika’da artan etkisine karşı koymak için kullanıldı. Çin’in adımı, gelecekte Afrika’daki askeri nüfuzunu artırmaya çalışabileceğini gösteriyor.
Afrika’daki ABD askeri varlığını 2001 ve 2021 yılları arasında karşılaştırırsak birçok Afrika ülkesi, ABD kuvvetlerinin varlığını memnuniyetle karşıladı. ABD 2007 yılında, merkezi Almanya’da bulunan Afrika Askeri Komutanlığı’nı (AFRICOM) kurdu. AFRICOM, özellikle de Kıta’daki tüm ülkelerle olan operasyonlardan ve ilişkilerden sorumlu. ABD, Kıta genelinde çok sayıda küçük kuvvet konuşlandırmasını sürdürdü. Birçok özel harekât birimi, terörle mücadele operasyonlarına ve askeri eğitime odaklandı.

ABD varlığını azaltmak
Biden yönetimi, planlanan geri çekilmeyi durdurarak, Almanya’daki ABD kuvvetlerinin sayısını azaltmaya çalışan eski Başkan Donald Trump’ın politikasını değiştirse de yönetim, ABD’nin ülke dışındaki askeri varlığını düzenleme yollarını araştırmaya devam ediyor. Her iki yönetimin de ülke dışındaki asker sayısını azaltma tercihi, devam eden konuşlandırmaların siyasi ve mali maliyetlerini yansıtıyor.
Beyaz Saray’ın bunu istemesinin bir diğer nedeni de ABD’nin savaşta yeni teknolojileri ve insanlar yerine insansız hava araçları (drone) gibi sınırlı askeri operasyonları kullanma yeteneğinin artmasından kaynaklanıyor. Bu da ABD’li politika yapıcıların daha büyük denizaşırı askeri üsleri koruma fikrinden uzaklaşmasına yol açıyor. ABD, Almanya’daki Ramstein Hava Üssü gibi (Savunma Bakanlığı’nın 12,6 milyar dolar olarak tahmin ettiği) devasa bir kompleks yerine, Nijer Hava Üssü 201 gibi drone operasyonları için küçük mevziiler inşa etmek amacıyla 100 milyon dolardan fazla harcama yapabilir.
Bununla birlikte ABD, bölgesel siyaseti etkilemeye devam etmek ve ordusunu rakip güçlere karşı caydırıcı bir güç olarak kullanmak istiyorsa bu noktada teknolojinin tek başına yeterli olması pek de olası değil.

Dikkatli hareket
ABD, diğer ülkeleri savunarak nüfuz kazanıyor. Ancak bu kazanımı, ABD kuvvetlerine ev sahipliği yapan ülkelere çeşitli yükler getiriyor. Konuşlanma faaliyetleri gürültü kirliliğine, uzun vadeli çevresel hasara ve suç potansiyelinin artmasına neden olabilir. Ayrıca ABD emperyalizmi ve militarizmi hakkında daha geniş söylemleri körükleyebilir. Bu durum, geçmişte ulusal hareketlerin Güney Kore ve Japonya’daki ABD üslerini kaldırmasına neden oldu. Bu nedenle artan dış rekabet ve iç siyasi baskıların, ABD kuvvetlerine ev sahipliği yapan ülkelerle yeni ve mevcut ilişkiler kurulma fırsatlarını azaltması muhtemel görünüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Güney Afrika'dan, Gazze'deki toplu mezarlara ilişkin acil ve kapsamlı soruşturma çağrısı

Güney Afrika'dan, Gazze'deki toplu mezarlara ilişkin acil ve kapsamlı soruşturma çağrısı
TT

Güney Afrika'dan, Gazze'deki toplu mezarlara ilişkin acil ve kapsamlı soruşturma çağrısı

Güney Afrika'dan, Gazze'deki toplu mezarlara ilişkin acil ve kapsamlı soruşturma çağrısı

Güney Afrika Cumhuriyeti, uluslararası topluma, Gazze'de ortaya çıkarılan toplu mezarlarla ilgili acil ve kapsamlı soruşturma başlatılması çağrısı yaptı.

Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Gazze'deki Nasır ve Şifa hastanelerinde toplu mezar bulunmasında dehşet duyulduğu kaydedilerek, "Bu korkunç bulgular, adaleti ve hesap verebilirliği sağlamak için acil ve kapsamlı soruşturmalar yapılmasını gerektiriyor." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Gazze'ye yönelik saldırılarına devam eden İsrail'in, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) kararlarını hiçe saydığı ve cezasız kaldığı vurgulandı.

İsrail'in sivillere yönelik toplu katliamlara ilişkin kanıtların savaş suçu ve soykırıma işaret ettiğine dikkati çekilen açıklamada, "Bu bağlamda uluslararası toplumu, failleri adalet önüne çıkarmak ve mağdurlar ile ailelerinin hesap vermesini sağlamak için harekete geçmeye çağırıyoruz." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM), Filistin'deki duruma ilişkin yargı yetkisine sahip olduğu belirtilerek, "UCM'yi bu konuyla ilgili, uluslararası hukuk standartlarına uygun, kapsamlı ve tarafsız bir soruşturma başlatmaya, gerçekleri ortaya çıkarmaya ve sorumluları adalet önüne çıkarmaya çağırıyoruz." ifadeleri kullanıldı.

Uluslararası insani hukuk, sivillere yönelik saldırıları yasaklayarak savaş zamanlarında insan yaşamının korunma altına aldığının kaydedildiği açıklamada, yaşanan vahşetin usulüne uygun olarak soruşturulmasının sağlanmasının uluslararası toplumun ortak görevi olduğu vurgulandı.

İsrail ordusunun Han Yunus kentinden çekilmesinin ardından Nasır Hastanesi kompleksinde bulunan bir toplu mezardan 19 Nisan'dan bu yana 283 ceset çıkarılmıştı.


BM Raportörü Mofokeng, Gazze'de yaşananların "kesinlikle soykırım" olduğunu söyledi

Fotoğraf: Muhammet İkbal Arslan / AA
Fotoğraf: Muhammet İkbal Arslan / AA
TT

BM Raportörü Mofokeng, Gazze'de yaşananların "kesinlikle soykırım" olduğunu söyledi

Fotoğraf: Muhammet İkbal Arslan / AA
Fotoğraf: Muhammet İkbal Arslan / AA

Birleşmiş Milletler (BM) Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, İsrail'in yoğun saldırıları altındaki Gazze'de yaşananların "kesinlikle soykırım" olduğunu belirtti.

Mofokeng, Gazze'de yaşananlara ve buradaki sağlık altyapısındaki son duruma ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Gazze'deki mevcut çatışma halinin tırmanmaya devam ettiğine dikkati çeken Mofokeng, 7 Ekim 2023'ten bu yana özellikle sağlık alanında olmak üzere çok fazla ağır insan hakkı ihlali yaşandığını kaydetti.

Mofokeng, "Bu süreçte açlığın nasıl bir savaş silahı olarak kullanıldığını gördük. Sağlık çalışanlarımızın öldürüldüğünü, uluslararası insan hakları ve insancıl hukuk gereği İsrail hükümeti tarafından korunmadıklarını da gördük. Bu, yaşanan kronik şiddet olaylarından sadece bir tanesi. Bu düzeyde bir yıkımı hiç görmedik." dedi.

Gazze'de şu anda üzerine konuşulabilecek sağlık sistemi olmadığını, bunun tamamen yok edildiğini vurgulayan Mofokeng, BM ve insani yardım kuruluşlarının, Gazze'de sağlık dahil tüm alandaki eksikleri gidermek için mücadele ettiğini belirtti.

Mofokeng, Gazze halkının da herkes gibi "sağlık hakkı" olduğunu ve yaşanan şiddet ortamında buna erişemediğini söyledi.

Gazze'de 7 Ekim 2023 öncesinde de normal sağlık sistemi bulunmadığını hatırlatan Mofokeng, Gazze için onarıcı bir "adalet sürecinin" nasıl olacağının iyi tasarlanması gerektiğini kaydetti.

"(Gazze'de) Derhal ateşkes sağlanması zorunludur. Gazzelilerin ve toprakları işgal edilen Filistin halkının kendi kaderini tayin etmesine izin vermeliyiz." ifadesini kullanan Mofokeng, Gazze'deki kayıpların netleştirilmesi gerektiği, sonrasında yeniden inşa süreci için kaynak ve desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Mofokeng, "(Gazze'de) Şu anda yaşananlar kesinlikle soykırımdır. Uluslararası Adalet Divanını kullanarak cezai sorumluluk açısından farklı hesap verme süreçleri olduğunu bir mahkemenin size söylemesini beklemenize gerek yok. İsrail hükümeti, yapmak istediklerinin tam olarak bu olduğunu çok açık şekilde ifade etti. Yaşananlar tam olarak budur. Gazze'de, işgal altındaki Filistin topraklarındaki soykırım saldırılarıdır." dedi.

Hesap verebilirliğin önemine işaret eden Mofokeng, "İsrail hükümetine bu soykırım eylemini gerçekleştirebilme imkanı sağlayan birçok müttefiki var, aynı zamanda onlara milyarlarca dolarlık para yardımı yapan. İsrail'i hesap vermekten koruyacak BM Güvenlik Konseyi içinde dahi siyasi güç var." değerlendirmesinde bulundu.


New York'ta ABD'nin İsrail'e desteğine karşı çıkan yüzlerce kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: Fatih Aktaş/AA
Fotoğraf: Fatih Aktaş/AA
TT

New York'ta ABD'nin İsrail'e desteğine karşı çıkan yüzlerce kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: Fatih Aktaş/AA
Fotoğraf: Fatih Aktaş/AA

ABD'nin İsrail'i desteklemesi ve silah satmasına karşı çıkan bir grup, New York kentinde bir senatörün evinin önünde gösteri düzenledi, 100'den fazla kişi gözaltına alındı.

ABD Senatosu'nun İsrail'e milyar dolarlık yardım paketini onaylamasının ardından, aralarında Yahudi aktivistlerin de bulunduğu İsrail karşıtı grup, Senatör Chuck Schumer'in New York'taki evinin önünde toplandı.

Yahudilerin Hamursuz (Pesah) Bayramı'na denk gelmesi nedeniyle gösterilerine törensel yemek "seder"in adını veren katılımcılar, "Acil ateşkes" ve "İsrail'e silah satmaya son" yazılı tişörtler giydi.

Katılımcılar, Senatör Schumer'e İsrail'e silah satılmaması için adım atması çağrısında bulunarak gösterilerine, New York caddelerini trafiğe kapatarak devam etti.

Olay yerine gelen New York Polis Departmanı (NYPD) görevlileri ise göstericilerin yolu trafiğe açmak istememesi üzerine, 100'den fazla göstericiyi gözaltına aldı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarının son bulmasını isteyen ve aralarında Yahudilerin de bulunduğu katılımcıların kelepçelenerek olay yerinden uzaklaştırıldığı görüldü.

NYPD, gözaltına alınanların sayısına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadı.

Bu arada ABD Senatosu, içinde Ukrayna'ya 61 ve İsrail'e 26 milyar dolarlık askeri yardımın da yer aldığı toplam 95 milyar dolarlık dış yardım paketini onaylayarak Beyaz Saray'a göndermişti.


İsrailli Bakan, ABD'de oy hakkı olsa Biden yerine Trump'ı tercih edeceğini söyledi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrailli Bakan, ABD'de oy hakkı olsa Biden yerine Trump'ı tercih edeceğini söyledi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli, ABD Başkanı Joe Biden'ın Tel Aviv ile Washington arasındaki ilişkilere "zarar verdiğini" savunarak ABD'deki başkanlık seçimlerinde oy kullanma hakkı olsa Donald Trump'ı tercih edeceğini belirtti.

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud saflarında yer alan Chikli, İsrail'deki bir radyo programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazze Şeridi'nde yönelik saldırıların başından bu yana verdiği destek ve silah yardımına rağmen ABD Başkanı Biden'ı eleştiren Chikli, "(Biden'ın liderliğinde) ABD gücünü yansıtamıyor. Bu da İsrail'e ve diğer ülkelere zarar veriyor." yorumunda bulundu.

Chikli, "Biden, 'Hizbullah ve İran ile savaş başlatmayın' dedi. Sonucu gördük. Oy kullanma hakkı olan bir ABD vatandaşı olsaydım Trump'a ve Cumhuriyetçilere oy verirdim." ifadelerini kullandı.

Biden'ın İsrail'in dostu olduğunu ancak kendisini etkileyen kişilerin baskısı altında bulunduğunu savunan Chikli, bu durumun Tel Aviv ile Washington arasındaki ilişkilere "zarar verdiğini" söyledi.

İsrail basını, Chikli'nin ABD iç siyasetine yönelik açıklamalarının Biden yönetiminin Tel Aviv'e büyük bölümü askeri olmak üzere 26 milyar dolarlık yardım paketini onaylamasının üzerinden saatler sonra gelmesine dikkati çekti.

ABD Senatosu, içinde Ukrayna'ya 61 ve İsrail'e 26 milyar dolarlık askeri yardımın da yer aldığı toplam 95 milyar dolarlık dış yardım paketini onaylayarak Beyaz Saray'a göndermişti.

Biden, tasarı masasına gelir gelmez imzalayacağını ve Ukrayna ile İsrail'e en acil şekilde askeri yardım göndereceklerini belirtmişti.


İsrail ordusu ile Hizbullah arasında sınır hattında karşılıklı saldırılar sürüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında sınır hattında karşılıklı saldırılar sürüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Hizbullah, İsrail'in sınır bölgesinde bulunan yerleşim birimini onlarca katyuşa füzesi ile vurduğunu duyurdu.

Lübnan'daki İran destekli Hizbullah'tan yapılan açıklamada, Lübnan'ın güneyinde sivillerin ölümüne neden olan dünkü İsrail saldırısına karşılık bugün sınır bölgesinde bulunan yerleşim biriminin hedef alındığı belirtildi.

Açıklamada, İsrail'in sınır hattı üzerinde yer alan Şumira yerleşim birimine onlarca katyuşa füzesi fırlatıldığı ifade edildi.

Ayrıca İsrail'in Er-Rahib askeri mevzisinin de topçu atışlarıyla vurulduğu kaydedildi.

Hizbullah yaptığı bir başka açıklamada İsrail askerlerinin konuşlandığı Avivim yerleşim birimindeki bir binanın tam isabetle hedef alındığını, askerler arasında ölü ve yaralıların olduğunu bildirdi.

- İsrail ordusundan "Hizbullah hedeflerine saldırı" açıklaması

Öte yandan İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan'dan gelen birkaç saldırı üzerine Lübnan'ın güneyindeki Teyrharfa bölgesindeki Hizbullah hedeflerinin savaş uçaklarıyla vurulduğu aktarıldı.

Açıklamada, Lübnan'ın Merkaba, Ayta eş-Şaab ve Mervahin beldelerindeki Hizbullah'a ait askeri altyapıların savaş uçaklarıyla hedef alındığı kaydedildi.

İsrail ordusuna ait savaş uçakları, dün Lübnan'ın güneyindeki Hanine beldesinde yer alan 2 katlı bir binaya hava saldırısı düzenlemiş, saldırıda 1 kadın ve 1 çocuk hayatını kaybetmiş, 6 sivil de yaralanmıştı.


Fransa'da hava yolu çalışanları yarın greve gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Fransa'da hava yolu çalışanları yarın greve gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Fransa'daki bazı havalimanlarında çalışanların greve gitmesi nedeniyle yarınki uçuşlarda iptaller yaşanacağı bildirildi.

Fransa Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden (DGAC) yapılan açıklamada, başkent Paris'te hizmet veren Orly Havalimanı'nda yarın yapılacak uçuşların yüzde 75'i, Paris’teki diğer havalimanı Charles de Gaulle'de ise uçuşların yüzde 65'inin iptal edildiği belirtildi.

Grevden Paris dışındaki havalimanları da olumsuz etkilenecek.

Marsilya'daki uluslararası havalimanında uçuşların yüzde 65'inin, Toulouse'da yüzde 60'ının, Nice'te ise yüzde 70'inin grev nedeniyle yapılamayacağı kaydedildi.

DGAC, iptallerin yanı sıra uçuşlarda aksama ve gecikmelerin de yaşanabileceği uyarısı yaptı.

Hava yolu çalışanlarının üyesi olduğu SNCTA sendikası, Fransız otoriteleri ile çalışma şartlarının iyileştirilmesi için yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından greve gitme kararı aldıklarını açıklamıştı.

Greve giden bir diğer sendika TSCAC ise Fransa Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile yüksek maaş, çalışanlara tazminat verilmesi ve hava yolu hizmetlerinin yeniden düzenlenmesi gibi konularda anlaşamadıklarını duyurmuştu.

Hava yolu çalışanlarının birçok uçuşu etkileyecek grevi ulusal basında da geniş yer buldu. Fransız medyası, grev gününü "Kara Perşembe" olarak niteledi.a


İsrail, Hamursuz Bayramı nedeniyle El Halil'deki İbrahim Camisi'ni Müslümanlara kapattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail, Hamursuz Bayramı nedeniyle El Halil'deki İbrahim Camisi'ni Müslümanlara kapattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camisi'ne iki gün (çarşamba-perşembe) süreyle Müslümanların girişini yasakladı.

Harem-i İbrahim Camisi Vakfı Müdürü Mutez Ebu Suneyne, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İşgalci İsrail makamları, Hamursuz (Pesah) Bayramı nedeniyle Harem-i İbrahim Camisi'ni bugün ve yarın kapattı." dedi.

Ebu Suneyne, İsrail'in Harem-i İbrahim Camisi'ni Müslümanların girişine kapattıktan sonra tüm bölümlerini Yahudilere açtığını söyledi.

Yahudilerin 22 Nisan'da başlayan Hamursuz Bayramı, 30 Nisan akşamına kadar devam edecek.

Hamursuz Bayramı dolayısıyla fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya baskınlarının da artması bekleniyor.

- Harem-i İbrahim Camisi'ne yönelik ihlaller

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'nın çevresi kabul edilen El Halil kentindeki Harem-i İbrahim, Mekke'deki Mescid-i Haram ve Medine'deki Mescid-i Nebevi ile Mescid-i Aksa'dan sonra en kutsal dördüncü cami olarak değerlendiriliyor.

İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da bulunan cami, 25 Şubat 1994'te sabah namazını kılan Müslümanların üzerine ateş açan Yahudi bir fanatiğin eyleminden sonra kapatılmış ve açıldığında da yarısından fazlası Yahudilere tahsis edilmiş şekilde bölünmüştü.

İsrail, zaman ve mekânsal olarak böldüğü camiyi her yıl 10 gün boyunca (farklı bayramlarda) Müslümanlara tamamen kapatıyor ve Yahudilere tahsis ediyor.


ABD'nin Tennessee eyaletinde, okullarda personelin silahlanmasına izin veren tasarı kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD'nin Tennessee eyaletinde, okullarda personelin silahlanmasına izin veren tasarı kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD'nin Tennessee eyaletinde, devlet okullarında bazı öğretmen ve personelin belli olmayacak şekilde silah taşımasına izin veren yasa tasarısı onaylandı.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Tennessee Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, tasarı 28 "hayır" oyuna karşı 68 "evet" oyuyla kabul edildi.

Daha önce Tennessee Senatosunda onaylanan tasarının yasalaşması için Eyalet Valisi Bill Lee'nin imzası gerekiyor.

Tasarının yasalaşması halinde devlet okullarındaki bazı öğretmen ve personelin gizli şekilde silah taşımasına izin verilecek. Ancak bunun için personelin, silah taşıma izninin yanı sıra okul müdürü ve yerel kolluk kuvvetlerinin yazılı onayına sahip olması gerekiyor.

Polis ve okul yöneticileri dışında veli ve silah taşımayan öğretmenlerin de okulda kimlerin silah bulundurduğunu öğrenmesi yasaklanacak.

- Nashville kentindeki özel Hristiyan okulunda 27 Mart'ta saldırı düzenlenmişti

ABD'nin Tennessee eyaletinin Nashville kentinde bulunan özel Hristiyan okulu "The Covenant"ta, 27 Mart'ta silahlı saldırı gerçekleştirilmişti. Anaokulu ile 6. sınıf arasında yaklaşık 200 öğrencinin eğitim gördüğü okuldaki saldırıda, 3'ü çocuk 6 kişi hayatını kaybetmişti.

Saldırının ardından Eyalet Temsilciler Meclisinde çoğunluk olan Cumhuriyetçiler ile Demokrat üyeler arasında silah yasası konusundaki görüş ayrılığı bir üst safhaya taşınmıştı.


Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İvanov rüşvet iddiasıyla tutuklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İvanov rüşvet iddiasıyla tutuklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya'da, rüşvet iddiasıyla gözaltına alınan Savunma Bakan Yardımcısı Timur İvanov'un soruşturma süresince tedbir amaçlı tutuklu kalmasına karar verildiği bildirildi.

Moskova Şehir Mahkemesinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre, başkent Moskova'daki Basmannıy Bölgesel Mahkemesi, rüşvet iddiasıyla gözaltına alınan İvanov'un, soruşturma yetkililerinin talebi üzerine tedbir için 23 Haziran'a kadar tutuklu kalmasına karar verdi.

İvanov'un Savunma Bakanlığına bağlı kurumların inşaatı ve onarım çalışmalarıyla ilgili projeleri yönettiği belirtildi.

Bakan Yardımcısı İvanov'un suç ortağı olduğu öne sürülen Sergey Borodin için de 23 Haziran'a kadar tutuklanması yönünde karar alındı.

- Olay

Rusya Soruşturma Komitesinin basın servisinden dün yapılan açıklamada, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İvanov'un rüşvet şüphesiyle gözaltına alındığı bildirilmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, İvanov'un gözaltına alınmasıyla ilgili Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e bilgi verildiğini, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun da önceden bilgilendirildiğini söylemişti.

İvanov, Putin'in imzaladığı kararnameyle Mayıs 2016'da Rusya Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanmıştı.


İsrail ordusu Lübnan'ın güneyine yoğun hava saldırısı başlattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu Lübnan'ın güneyine yoğun hava saldırısı başlattı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki beldelere eş zamanlı olarak yoğun hava saldırısı başlattığı belirtildi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, savaş uçakları ve obüslerin Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab bölgesinde Hizbullah'a ait olduğu öne sürülen yaklaşık 40 noktayı vurduğu belirtildi.

Hizbullah'ın Ayta eş-Şaab bölgesini yoğun biçimde kullandığını ileri süren İsrail ordusu, bölgede silah deposu, askeri altyapı ve benzer unsurların hedef alındığını savundu.

Lübnan resmi ajansı NNA'ya göre, İsrail ordusuna ait savaş uçakları, Lübnan'ın güneyindeki 4 noktayı en az 13 defa vurdu.

İsrail savaş uçaklarının hedef aldığı bölgelerin Lübnan'ın güneyindeki Ayta eş-Şaab, Ramya, Cebel Bolat ve Hale Verde olduğu aktarıldı.

Sosyal medyada Lübnan'ın güney beldelerinde güçlü patlamalar meydana geldiği ve dumanların yükseldiği görüntüler paylaşıldı.