Taliban yönetimi, döneminin ilk Afganistan bütçesini onayladı

AA
AA
TT

Taliban yönetimi, döneminin ilk Afganistan bütçesini onayladı

AA
AA

Afganistan yönetimini Ağustos 2021'de devralan Taliban, 2022'nin ilk çeyreğini kapsayan ve büyük bölümü devlet kurumlarına tahsis edilen ilk bütçesini onayladığını duyurdu.
Taliban yönetiminin Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, Afganistan'da kullanılan Hicri-Şemsi takvimine göre 1400 yılının son 3 ayı, Miladi takvime göre 2022'nin ilk 3 ayını kapsayan 53,9 milyar afganilik (524 milyon dolar) bütçenin kabul edildiği belirtildi.
Açıklamada, "Maliye Bakanlığı, ülkede aksaklıkların ve geri kalmışlığın önüne geçmek için onaylanan bütçeyi en kısa sürede tüm devlet kurumlarına paylaştırmak istiyor" ifadesine yer verildi.
Bütçede 49,2 milyar afganinin (478 milyon dolar) devlet kurumlarına, 4,7 milyar afganinin (46 milyon dolar) kalkınma harcamalarına ayrıldığı bildirildi.
Onaylanan bütçe, 20 yıllık ABD işgali sonrası Afganistan'da dış yardımların dahil edilmediği ilk bütçe oldu.

ABD sonrası Afganistan ekonomisi tarihi çöküş yaşıyor
Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de yönetime gelmesinin ardından bu ülkeye yönelik yardımlar kesildi.
Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve ABD Merkez Bankası, Afganistan’ın uluslararası fonlara erişimini kesti.
Özellikle geçen yaz aylarında artan çatışmalar ve istikrarsızlık nedeniyle zor günler geçiren Afganistan’da, söz konusu yardımların kesilmesiyle ülke ekonomisi içinden çıkılamaz bir hal aldı.
Afganistan’da işsizlik, fakirlik ve açlık alarm verici seviyelere ulaştı.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Afganistan'da akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalan kişi sayısının en az 18,8 milyon olduğunu ve bu sayının kış aylarında 22,8 milyona yükselmesinin beklendiğini duyurmuştu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı açıklamada, Afganistan'da bebeklerin "kardeşleri aç kalmasın" diye satıldığını belirterek, Dünya Bankasına "dondurulan 1,2 milyar doları serbest bırakması" çağrısı yapmıştı.



Bu yıl Lübnan'ın güneyinde İsrail'in gerilimi artırması nedeniyle 27 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
TT

Bu yıl Lübnan'ın güneyinde İsrail'in gerilimi artırması nedeniyle 27 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)

İsrail'in Güney Lübnan'daki gerilimi artırması, yıl başından bu yana çift yönlü bir seyir izledi; suikastlar ve uyarıların ardından hava saldırıları düzenlendi, neredeyse her gün gerçekleşen bu saldırılar sonucunda 27 kişi öldürüldü. Ayrıca, geçen yıla göre daha yoğun hava saldırıları ve tahliye uyarılarının ardından yerleşim komplekslerinin yıkımı da yaşandı; 2026 yılının başından bu yana 5 dalga tahliye uyarısı verildi.

Bir kişinin öldüğü ve sekiz kişinin yaralandığı iki saldırının ardından, İsrail ordusu dün Kfar Tebnit ve Ain Qana sakinlerine uyarıda bulundu ve iki yerleşim yerini hedef alan hava saldırılarıyla buraları imha etti. Ordu, saldırıların gerekçesi olarak Hizbullah'ın silah depolarını hedef aldığını ve yeniden yapılanma girişimlerini engellemeyi amaçladığını belirtti.


Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi amaçlamıyor... ancak karşı taraf bunun bedelini ödemeli

İran Lideri Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
TT

Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi amaçlamıyor... ancak karşı taraf bunun bedelini ödemeli

İran Lideri Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Lideri Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani (AFP)

İran lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, dün yaptığı açıklamada, İran’ın önceki beş müzakere turunda nükleer silah edinme niyetinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “ancak karşı taraf bunun bedelini ödemelidir” dedi.

İran televizyonunda yayınlanan açıklamalarında Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının bilinmediğini ifade ederek, çünkü stok enkaz altında gömülü ve içerdiği tehlikeler nedeniyle şimdiye kadar çıkarılması için herhangi bir girişimde bulunulmadı" ifadelerini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarının tahmin edilmesine yönelik olarak, güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması şartıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile müzakerelerin sürdüğünü vurguladı.

İran’ın, ABD ile — başka bir tarafla değil — somut ve pratik müzakerelere hazır olduğunu defalarca teyit ettiğini ifade etti.

Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik işaretlerin güçlendiği bir zamanda yapıldı. Amerikan ve İranlı kaynaklar, ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, bölgesel arabuluculuk çabaları çerçevesinde cuma günü İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirebileceğini belirtti.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, büyük savaş filosunun İran’a doğru hareket ettiğini belirterek, ABD’nin Tahran ile şu anda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Trump, “İran ile müzakere yoluyla bir anlaşmaya varmak istiyoruz” ifadelerini kullanırken, anlaşmaya varılamaması halinde “kötü şeyler olacağı” uyarısında bulundu.


Meksika Devlet Başkanı, Trump'ın Küba'ya uyguladığı petrol ambargosuna diplomatik bir çözüm arıyor

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum (AFP)
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum (AFP)
TT

Meksika Devlet Başkanı, Trump'ın Küba'ya uyguladığı petrol ambargosuna diplomatik bir çözüm arıyor

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum (AFP)
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum (AFP)

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, Washington’un Küba’ya petrol sevkiyatını durdurma tehdidine karşı, adanın ihtiyaç duyduğu ham petrol tedarikinin yeniden başlamasını sağlamak için tüm diplomatik kanalları kullandığını bildirdi.

Küba, uzun süredir ekonomik krizin gölgesinde Venezuela’dan petrol tedarik ediyor. Ancak geçtiğimiz ay ABD’nin düzenlediği bir operasyonla Venezuela lideri devrildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela petrolünü kontrol altına aldığını açıklayarak Küba’nın petrol erişimini engelleyeceğini ve başka ülkeler müdahale ederse gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuştu.

Sheinbaum, Küba’ya petrol tedarikini kesme konusunda tereddütlü davrandığını belirterek, bu adımın insani bir krize yol açabileceğini vurguladı. Aynı zamanda, Meksika’yı Trump’ın gümrük vergisi tehdidine maruz bırakmamak için dikkatli hareket ettiğini ifade etti.

Geçtiğimiz pazartesi günü Trump, Meksika’nın Küba’ya petrol ihracını durduracağını açıklamıştı.

Petrol tedarikinin kesilmesi, Küba’nın 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana yaşadığı en ciddi ekonomik krizi daha da derinleştirecek.

Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, Meksika’nın bu hafta Küba’ya insani yardım göndereceğini ve Washington ile petrol sevkiyatını da kapsayan bir anlaşmaya varmak için görüşmeler yürüttüklerini söyledi. Sheinbaum, “Trump’ın tehdit ettiği gümrük vergilerinin kapsamını inceliyoruz ve tüm diplomatik kanalları kullanıyoruz. Bu konuda henüz bir anlaşmaya varılmış değil” şeklinde konuştu.

Venezuela petrolü, Küba için hayati bir öneme sahipti; ada, karşılığında Venezuela’ya doktor, öğretmen ve diğer profesyoneller göndermekteydi.