Avrupa’da Kovid-19 ile mücadele yönteminin değiştirilmesi tartışılıyor

Sağlık yetkilileri, Omikron dalgasının ardından salgınla yeni yöntemlerle mücadele etmeye hazırlanıyorlar.

Barselona’da koronavirüs tedbirlerine bağlılık sürüyor. (Reuters)
Barselona’da koronavirüs tedbirlerine bağlılık sürüyor. (Reuters)
TT

Avrupa’da Kovid-19 ile mücadele yönteminin değiştirilmesi tartışılıyor

Barselona’da koronavirüs tedbirlerine bağlılık sürüyor. (Reuters)
Barselona’da koronavirüs tedbirlerine bağlılık sürüyor. (Reuters)

Avrupa sağlık çevrelerinde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisine ilişkin stratejilerinde köklü bir değişiklik yapma ve virüsle mevsimsel influenza benzeri bir şekilde mücadele etmeye yönelik baskı artıyor. Ancak böyle bir adım için henüz erken olduğu uyarısı yapan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) küresel aşılama oranı artmadan ve Omikron varyantının yol açtığı salgın dalgası sona ermeden böyle bir stratejiyi benimsemenin neden olacağı sonuçlara dikkat çekiyor.
İspanya, Belçika ve Hollanda gibi birçok Avrupa Birliği ülkesi, mevcut salgının, pandeminin başlangıcından bu yana sağlık otoriteleri tarafından benimsenen kısıtlamalara ve virüs takip standartlarına göre mücadele edilen son dalga olması için yakında gerçekleştirilecek Avrupa Sağlık Bakanları Konseyi’nde bu yönde bir girişimde bulunmaya hazırlanıyor.

Yeni yaklaşım
Avrupa ve uluslararası platformlarda bu öneriyi gündeme getirmeyi planlayan İspanya Sağlık Bakanı Carolina Darias, aşılama oranının yüksek seviyelere ulaşması ve yeni varyantın riskinin azalmasının ardından Kovid-19 takibi için mevcut sistemden tamamen farklı yeni bir sistem düşünülmesinin gerekli hale geldiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre birçok Avrupa ülkesindeki Ulusal Epidemiyolojik Bilimler Merkezleri, Kovid-19’un takibi için mevsimsel influenza için uygulananlara benzer planlar hazırladı. Ayrıca tüm enfeksiyonlar veya şüpheli durumlar için test ve analiz yapmayı bırakarak, virüsün yayılımı ve risk seviyelerini belirlemek için veri toplayacak ve genel eğilimi belirlemekle yetinecek bir uzmanlar ağı belirledi.
Avrupa Komisyonu yetkilileri, pandemi aşamasından endemik bir hastalık aşamasına doğru yavaş yavaş ilerleyen salgına karşı mücadele için üye ülkelerin sağlık otoriteleri arasında en iyi seçenekleri belirlemek üzere bir diyalogun gerçekleştiğini duyurdular. Mevsimsel influenza ile yıllardır süren mücadelede elde edilen deneyime rağmen, herhangi bir yeni stratejinin, tüm uluslararası sağlık otoriteleri arasında fikir birliği ile belirlenmesi gerektiğini vurguladılar.

Uyarılar artıyor
Avrupa Bulaşıcı Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) böyle bir adım için zamanın halen erken olduğu görüşündeler. Uzmanlar, söz konusu ülkelerdeki sağlık yetkililerinin ECDC ve WHO’ya tüm vakalar hakkında ayrıntılı veri sağlamaları için ısrar ediyorlar.
Komisyon, ECDC’den Kovid-19 salgınına yönelik yeni bir strateji belirlenmesi için olası seçenekler hakkında bir çalışma hazırlamasını istemişti. Komisyon’un bu isteği, AB ülkelerinden bir grubun, solunum yolu hastalıkları olgusunun özelliklerine uygun bir şekilde, hastalığın takibinde istisnai durumdan ileri sağlık takibine geçiş için hazırlık yapılmasını talep etmesinin ardından geldi.
Bazı Avrupa ülkeleri aylar önce bazı hastanelerde uzman sağlık ve istatistik ekiplerinin gözetiminde, salgını takip etmek üzere deneysel programlar uygulamaya başlamıştı. Simülasyonlar, birkaç hafta boyunca gizli bir şekilde yürütüldü. Belirli ana bölgelerdeki hastalıkların takip edilmesinin epidemiyolojik sahnenin gerçekliği için doğru bir yaklaşım sağladığını düşünen uzmanlara göre çalışmalarda cesaret verici sonuçlar elde edildi. Söz konusu sistemin, çoğunun pandemi sırasında diğer hastalıkları geçici olarak bırakmak zorunda kalan sağlık sistemlerine baskı uygulamadan çalıştığı vurgulandı.

Endemik yönelim
Avrupa’nın Kovid-19 pandemisine yönelik yaklaşımındaki bu köklü değişiklik eğilimi, uluslararası birçok kurum ve sağlık merkezini şaşırttı. Söz konusu kurumların başında WHO da yer alıyor. WHO Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge salı günü Kovid-19’un henüz endemik hastalık aşamasına ulaşmadığını dbelirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“salgına karşı verdiğimiz mücadelenin ortasındayız. öngörülerimizde ve atacağımız adımlarda son derece dikkatli olmalıyız. Kovid-19 hakkında halen bilmediğimiz şeylerden biri, enfeksiyon ile kronik veya kalıcı hastalık arasındaki nedensel ilişkidir.”
WHO uzmanları, Kovid-19’un endemik bir hastalık olarak ele alınması için vaka sayılarının sabitlenmesinin yanı sıra daha güvenilir ve daha doğru tahminlere ulaşılması gerektiğini vurguluyorlar. Ancak özellikle WHO son tahminleri, Avrupalıların yarısının şubat ayı sona ermeden önce enfekte olacağını göstermesi göz önüne alındığında henüz böyle bir durumun olmadığı yönünde.
Bu yaklaşım konusunda heyecanlı olan Avrupa çevreleri ise yeni bir stratejiye geçişin hemen olmayacağını ancak bir sonraki aşama için hazırlanmanın ve bu aşamadaki hedefleri ve gerçekleştirme yollarının bilinmesi gerektiğini vurguluyorlar. Komisyon yetkilileri, aşılama oranının artmasının ardından Avrupalıların giderek daha fazlasının, daha hafif önlemler ve kısıtlamaların olduğu bir geçiş için hazırlıklı olunmasını ve temkinli bir atılım yapılmasını istediklerini savunuyor.

Omikron testi
Uzmanlar, söz konusu yeni aşamaya geçişin, temel olarak Omikron varyantının yol açtığı mevcut dalganın sona ermesine bağlı olacağını, daha sonrasında hangi seçenek seçilirse seçilsin, sağlık yetkililerinin vaka sayısını saymayı bırakacağını ve hafif semptomlar gösterenlerden test istenmeyeceğini belirtiyorlar.
Yeni vaka ve ölü sayılarına ilişkin günlük istatistiklerin yayınlanmasına vatandaşlar arasında yarattığı kaygı ve depresyon nedeniyle son verilmesi çağrısında bulunanların sayısı artıyor. Bu bağlamda İtalya’daki gazeteler perşembe günü, vatandaşlar arasında bıraktığı olumsuz psikolojik yansımalar nedeniyle hükümete bu uygulamayı bırakmaya yönelik çağrıda bulunulan bir bildiri yayınladılar. İspanya ve Hollanda gazeteleri de bu istisnai duruma son verilmesi ve kademeli olarak ‘eski normale’ dönülmesi çağrısında bulunan yazılara yer verdiler.
İspanya Aile Hekimleri Derneği perşembe günü yayınladığı açıklamada, virüsün toplumda yayılmasını durdurmak için genellikle aksayan girişimler yerine savunmasız grupları korumaya odaklanma çağrısında bulundu. Diğer sağlık kuruluşları ise virüsün yayıldığı ve hastanelerdeki birincil hizmetler bölümlerini tüketen bir vaka artışına tanık olunduğu bir zamanda, salgını takip etmeye yönelik mevcut stratejide yapılacak herhangi bir değişikliğin acele edilmiş bir adım olacağı görüşündeler. ECDC ve WHO tarafından desteklenen bu kuruluşlar, mevcut stratejide yapılacak herhangi bir değişikliğin, doğrulanmış bilimsel kanıtlara dayanması ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde düzenlenmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Ancak acele edildiği ve dikkatli olunması gerektiğine yönelik yapılan tüm uyarılara ve çağrılara rağmen Kovid-19 gibi hızla yayılan ve bazı tahminlere göre insanlığın yarısını etkilemesi beklenen bir solunum yolu hastalığının her enfeksiyonunun test, analiz ve sınıflandırılmasını yapılmasının uzun vadede sağlıksal ve lojistik olarak mümkün olmadığına dikkat çekiliyor. Virüs ile mücadele yönteminde değişimin kaçınılmaz olduğu belirtilen açıklamalarda geriye sadece değişimin tarihinin ve özelliklerin belirlenmesinin kaldığı vurgulanıyor.



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN