Trump: Radikal Demokratlar ABD’yi komünist bir ülkeye dönüştürmek istiyor

ABD eski Başkanı Donald Trump, Arizona’daki destekçilerine hitap ediyor (AFP)
ABD eski Başkanı Donald Trump, Arizona’daki destekçilerine hitap ediyor (AFP)
TT

Trump: Radikal Demokratlar ABD’yi komünist bir ülkeye dönüştürmek istiyor

ABD eski Başkanı Donald Trump, Arizona’daki destekçilerine hitap ediyor (AFP)
ABD eski Başkanı Donald Trump, Arizona’daki destekçilerine hitap ediyor (AFP)

ABD eski Başkanı Donald Trump, dün Arizona’da düzenlediği mitingde son başkanlık seçimini kazandığı yönündeki iddiaları yineleyerek, ABD’lilerin hayatlarını kontrol etmek isteyen politikacıları eleştirdi.
Trump burada yaptığı konuşmada, “Washington’da hayatımızın politikacılar tarafından kontrol edilmesinden bıktık. Radikal Demokratlar ABD’yi komünist bir ülkeye dönüştürmek istiyor” diyerek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını kontrol etmek için getirilen kurallara atıfta bulundu.
2020’deki başkanlık seçimini kazandığını bir kez daha öne süren Trump, “Büyük bir galibiyet aldık. Yanlarına kalmasına izin veremeyiz” dedi.
Mitinge katılanlar da, ‘Trump 2020’ ve ‘Trump 2024’ yazılı pankartlar taşıyarak, Biden’a karşı alaycı sloganlar attı.
Trump’ın 40. mitingine katılan destekçisi Jonathan Riches, mitingin 1960’ların hippi kutlamaları ile eski emlak patronunun ‘Amerika’yı Yeniden Büyük Yap’ (Make America Great Again) mitinglerinin bir karışımı olduğunu söyledi.
Riches, “Ülkenin dört bir yanından vatanseverler bu ülkenin ortak iyiliği için bir araya geliyor. Başkanımızı seviyoruz” dedi.
ABD’yi kasıp kavuran Omikron dalgasına rağmen, mitinge katılanlar arasında maske takanlar olmadığı gibi herhangi bir önlem de alınmadı.
Trump, destekçilerinin başkent Washington’da Kongre binasına saldırılarının birinci yıldönümü olan 6 Ocak için planladığı basın toplantısını iptal etmiş, “Bunun yerine bu önemli konuların birçoğunu 15 Ocak Cumartesi günü Arizona'da düzenleyeceğim mitingde tartışacağım’’ ifadelerini kullanmıştı.
Seçim sonuçlarıyla ilgili tekrar tekrar yaptığı açıklamalar nedeniyle Twitter hesabı kapatılan Trump, görevden ayrıldığından beri ABD siyasetindeki varlığını azalttı, büyük medya kuruluşlarından da kaçındı.



Tahran ve Tel Aviv arasındaki “gölge savaşı” yeni bir aşamaya girdi

İsrail’in İsfahan saldırısından bir gün sonra Tahran'da İran yapımı füzelerin görüldüğü bir reklam panosu, 20 Nisan 2024 (AFP)
İsrail’in İsfahan saldırısından bir gün sonra Tahran'da İran yapımı füzelerin görüldüğü bir reklam panosu, 20 Nisan 2024 (AFP)
TT

Tahran ve Tel Aviv arasındaki “gölge savaşı” yeni bir aşamaya girdi

İsrail’in İsfahan saldırısından bir gün sonra Tahran'da İran yapımı füzelerin görüldüğü bir reklam panosu, 20 Nisan 2024 (AFP)
İsrail’in İsfahan saldırısından bir gün sonra Tahran'da İran yapımı füzelerin görüldüğü bir reklam panosu, 20 Nisan 2024 (AFP)

Saldırının kaynağı tam olarak belli olmamakla birlikte basında yer alan haberlere göre saldırı, İran hava sahasını ihlal etmeyen bir savaş uçağından ateşlenen en az bir füze ve İran içinden fırlatılan ve hava savunma sistemini şaşırtmayı amaçlamış olmasından şüphelenilen ‘quadcopter’ olarak bilinen küçük saldırı dronlarıyla gerçekleşti.

İsrail'in İran'a saldırısı, her ne kadar kasıtlı olarak sınırlı gerçekleşmiş görünse de Tahran'daki İran liderlerine İsrail’in İran’daki hassas noktaları hedef alabileceğine dair açık bir uyarıydı.

İki ezeli düşman olan İran ve İsrail, Ortadoğu'da onlarca yıldır gölge savaşı yürütüyorlar. İsrail bu savaş çerçevesinde İran içinde gizli operasyonlar gerçekleştirirken, İran, başta Gazze Şeridi’ndeki Hamas Hareketi ve Lübnan'daki Hizbullah olmak üzere İsrail karşıtı silahlı grupları destekledi.

Ancak analistlere göre son haftalarda yükselen tansiyon şimdilik düşmüş gibi görünse de gölge savaşı, her zamankinden daha çok açıktan bir savaşa dönüşme riski taşıyan yeni bir aşamaya girdi.

Baskılara yanıt

İsrail ve İran arasındaki son gerginlik, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği Aksa Tufanı Operasyonu’nun ve İsrail'in Gazze Şeridi'nde devam eden savaşının ardından patlak verdi.

Tahran, 1 Nisan'da İran’ın Şam’daki konsolosluk binasını yerle bir eden ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) aralarında üst düzey komutanlarının da olduğu 7 subayının ölümüne neden olan hava saldırısından İsrail’i sorumlu tuttu.

İran, İsrail’e yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve balistik füzeler kullandığı, tarihindeki ilk doğrudan saldırıyı düzenleyerek karşılık verdi. İsrail ve müttefikleri, İran’ın gönderdiği İHA’ların ve füzelerin çoğunu imha etti.

İsrail’in bu saldırıya büyük bir misillemede bulunması halinde İran'ın yeni bir karşılık vermesi ve böylece bölgesel bir savaşın çıkmasından korkan ABD, İsrail’e yanıtının sınırlı olması için baskı yaptı ve İsrail, sınırlı bir yanıt vermekle yetindi.

New York Times (NYT) gazetesinin, İsrailli ve İranlı kaynaklara dayandırdığı haberine göre İran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin bulunduğu İsfahan yakınlarındaki bir hava üssünde yer alan ve İran'ın Rusya'dan satın aldığı S-300 savunma füze sisteminin bir parçası olan radar sistemi hedef alındı.

Saldırının kaynağı tam olarak belli olmamakla birlikte basında yer alan haberlere göre saldırı, İran hava sahasını ihlal etmeyen bir savaş uçağından ateşlenen en az bir füze ve İran içinden fırlatılan ve hava savunma sistemini şaşırtmayı amaçlamış olmasından şüphelenilen ‘quadcopter’ olarak bilinen küçük saldırı dronlarıyla gerçekleşti.

Hedefte neden İsfahan vardı?

İsrail, her zamanki politikasına uygun olarak, İsfahan’a düzenlenen saldırının ve 1 Nisan'da Suriye'de düzenlenen hava saldırısının sorumluluğunu ne üstlendi ne de inkâr etti.

ABD'deki Clemson Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Arash Azizi, saldırının amacının İran'a İsrail'in neler yapabileceğini hatırlatmak olduğu değerlendirmesinde bulundu. Azizi, hedef olarak İsfahan yakınlarındaki askeri üssün seçilmesinin nedeninin ise söz konusu hava üssünün, bu bölgedeki tüm nükleer tesislere hava savunma desteği vermesi olduğunu belirtti.

İran yıllardır İsrail'i dış istihbarat servisi Mossad aracılığıyla kendi topraklarında sabotaj saldırıları düzenlemekle suçluyor.

ABD basınının aktardığına göre bu sabotaj saldırılarının belki de en çok ses getireni, 2020 yılında İran’ın önde gelen nükleer bilimcilerinden Muhsin Fahrizade'nin, İsrail istihbaratından ajanların İran içinde belli bir noktaya sabitledikleri makineli tüfeği uzaktan kullanarak açtıkları ateş sonucu öldürülmesiydi.

İran rejimine muhalif olan Iran International adlı televizyon kanalı da dahil olmak üzere bazı medya kuruluşlarına göre İsrailli ajanlar, bazı istihbarat bilgileri elde etmek için DMO üyelerini İran’da yakalayıp alıkoyarak sorguladılar.

Ayrıca hassas bölgelerin yakınlarında meydana gelen gizemli patlamalar nedeniyle, İsrail'in İran topraklarında daha önce de çeşitli saldırılar düzenlediğine dair şüpheler var. Fakat bu şüpheler hiçbir zaman doğrulanmadı.

Çocuk oyuncağı gibi

Öte yandan İranlı yetkililerin İsrail’in saldırısıyla alay etme girişimleri oldu. Hatta İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ABD merkezli NBC News kanalına yaptığı açıklamada saldırıda kullanılan silahların ‘çocuk oyuncağı gibi’ olduğunu söyledi.

Bununla birlikte İran’ın Dini Lideri (rehber) Ayetullah Ali Hamaney, İran silahlı kuvvetlerinin İsrail'e yönelik saldırıda başarılı olduğunu belirterek övgüde bulundu.

Ancak Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü'nde İran uzmanı olan Alexander Greenberg, İsrail'in seçtiği hedefin, Mossad'ın İran içinde faaliyet gösterdiğinin bir kanıtı olduğunu belirtti.

İsrail'in, ‘İran'da her yeri vurabiliriz’ mesajı verdiğini söyleyen Greenberg, İsfahan'ın İran'ın merkezinde ve nispeten uzakta olması nedeniyle İsrail'in tam olarak nereyi vurabileceğini bildiğini de sözlerine ekledi. Şarku’l Avsat’ın Independet Arabia’dan aktardığına göre İsrail’in İran'daki hava üssünü vuranın kendisi olduğunu açıklamamasının mantıklı bir davranış olduğunu düşünen Greenberg, “Hasarın gerçek boyutunu anladığınız anda düşmanın gücünü de kabul etmiş olursunuz” dedi.

Atlantic Council’den Holly Dagres, eğer İsrail saldırıda gerçekten quadcopterlar kullandıysa, bu küçük dronların büyük olasılıkla İran içinden fırlatılmış olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Dagres, bu olayın ‘Mossad'ın İran içindeki varlığının bir başka işareti ve İran’da faaliyet gösterdiğine dair bir başka örnek’ olduğunu kaydetti.

Son gerilimde tansiyon düşmüş gibi görünürken, İsrail İran'a karşı yeni misilleme saldırıları düzenleyebilir ve İsrail'in Gazze Şeridi'nin en güneyinde bulunan Refah’a uzun süredir gündemde olan olası kara harekâtını başlatması halinde, tansiyon yeniden yükselebilir.

Bir şekilde, gri bölge ve sorumluluğu alınmayan operasyonlar ve sabotajlar gibi, oyunun 1 Nisan öncesindeki kurallarına geri dönüldüğünü söyleyen Azizi, “Bu durum hem İran'ın hem de İsrail'in işine geliyor ama 1 Nisan'da aşılan eşik halen önem taşırken, riskleri de arttırıyor” diye konuştu.


İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah liderlerinin yarısının öldürüldüğünü duyurdu

20 Nisan'da İsrail hava saldırısında öldürülen Emel Hareketi liderlerinden Vesim Musa'nın Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila beldesinde düzenlenen cenaze töreninden (AFP)
20 Nisan'da İsrail hava saldırısında öldürülen Emel Hareketi liderlerinden Vesim Musa'nın Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila beldesinde düzenlenen cenaze töreninden (AFP)
TT

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah liderlerinin yarısının öldürüldüğünü duyurdu

20 Nisan'da İsrail hava saldırısında öldürülen Emel Hareketi liderlerinden Vesim Musa'nın Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila beldesinde düzenlenen cenaze töreninden (AFP)
20 Nisan'da İsrail hava saldırısında öldürülen Emel Hareketi liderlerinden Vesim Musa'nın Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila beldesinde düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah liderlerinin yarısının öldürüldüğünü, geri kalanların ise saklandığını iddia etti.

Yedioth Ahronoth gazetesine bağlı Ynet internet sitesinde yer alan habere göre Gallant, kuzeye yaptığı bir ziyaret sırasında verdiği bir röportajda, İsrail'in aklındaki ana hedefin savaş başlamadan Lübnan sınırında yer alan bölge sakinlerinin tahliye edilip daha sonra güvenli bir şekilde evlerine dönmelerinin sağlanması olduğunu ifade etti.

İsrail ordusu bugün (çarşamba) erken saatlerde, Lübnan'ın güneyindeki silah ve cephane depoları, altyapı sistemleri dahil olmak üzere 40 Hizbullah hedefini hava ve topçu ateşiyle bombaladığını duyurdu.

Hizbullah ise bugün bir İsrail sınır kasabasına onlarca roket atıldığını duyurdu. Bu arada Lübnan'daki kaynaklar Reuters haber ajansına, İsrail'in son birkaç gündür artan şiddet olaylarının ardından Lübnan sınırındaki bir kasabaya yoğun hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. İsrail ile İran'ın müttefiki olan Hizbullah arasında, geçtiğimiz Ekim ayında Gazze'de patlak veren savaştan bu yana yaklaşık yirmi yıldır meydana gelmiş çatışmaların en şiddetlileri yaşanıyor. İki ağır silahlı rakip arasındaki bu olaylar, daha geniş ve yıkıcı bir çatışma riskine dair korkuları artırıyor.

Hizbullah, İsrail sınır kasabası Şumira'ya Katyuşa roketleriyle düzenlediği saldırının, İsrail'in önceki gün Hanin'i hedef alan ve en az iki kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı da dâhil olmak üzere Lübnan köylerine düzenlediği saldırılara bir yanıt olduğunu belirtti. Bu saldırıda hayatını kaybeden kişiler arasında 11 yaşında bir kız çocuğu da bulunuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı bir güvenlik kaynağına göre, İsrail'in bugün Şumira'ya yaklaşık üç kilometre mesafedeki Lübnan kasabası Ayta eş-Şaab’a ondan fazla hava saldırısı düzenlediğini söyledi.


Eski Devlet Bakanı ve Trabzonspor Kulübünün eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz vefat etti

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA
TT

Eski Devlet Bakanı ve Trabzonspor Kulübünün eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz vefat etti

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA

Eski Devlet Bakanı ve bir dönem Trabzonspor Kulübü Başkanlığı da yapan Mehmet Ali Yılmaz (78), evinde ölü bulundu. İlk incelemede, Yılmaz'ın ölümünde şüpheli bir durum tespit edilemediği öğrenildi.

Eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz (78), evinde ölü bulundu.

Alınan bilgiye göre, bir dönem Trabzonspor Kulübü Başkanlığı da yapan Yılmaz, Beşiktaş'taki ikametinde henüz belirlenemeyen nedenle hayatını kaybetti.

İlk incelemede, Yılmaz'ın ölümünde şüpheli bir durum tespit edilemediği öğrenildi.


Gazze Savaşı'nın 200’üncü günü

Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
TT

Gazze Savaşı'nın 200’üncü günü

Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyine hava yoluyla bırakılan gıda kolilerini almak için koşturan Filistinliler (AFP)

İsrail ile Hamas arasında Gazze topraklarında patlak veren savaşın üzerinden 200 gün geçti. Lakin ateş, başlangıçta kimsenin beklemediği kadar büyüdü, cesetlerin üzerini örttü, mezarlar kazdı, dersler yazdı ve onlarca yıldır yerleşmiş olan angajman kurallarını değiştirdi. Bunca gün ve akan kana rağmen savaş çözümsüz kaldı; ne İsrail Hamas'ı yok edebildi ne de Hamas hayal ettiği gibi onu (İsrail) kendisini bekleyen ‘bataklıktan’ çekilmeye zorladı... Şarku’l Avsat bu dosyada, savaşın topraklarında, bölgesinde ve dünyadaki sahnesine daha derinlemesine bakmayı, tarafların çatışma çağının bu anındaki konumlarını haritalandırmayı ve savaşın müttefikler ve düşmanlar arasında neleri değiştirdiğini okumayı amaçlıyor.


Kuzey Koreli yetkililer İran'a geldi

Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
TT

Kuzey Koreli yetkililer İran'a geldi

Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)
Tahran'da bir caddede Dini Lider Ali Hamaney'in resmi ve yanında sergilenen Şahab 3 karadan karaya füzesi (EPA)

Kuzey Kore devlet medyası bugün (Çarşamba), gizli askeri bağları olduğuna inanılan iki ülke arasındaki ilişkilere dair bir kamu raporunda, Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı başkanlığında Pyongyang'dan bir heyetin şu anda İran'ı ziyaret ettiğini bildirdi.

Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı Yun Jong Ho'nun İran'ı ziyaret etmek üzere bir bakanlık heyetinin başında dün (Salı) hava yoluyla Pyongyang'dan ayrıldığını bildirdi. Konuyla ilgili daha fazla ayrıntı verilmedi.

Kuzey Kore ve İran'ın uzun süredir balistik füze programları konusunda iş birliği yaptıklarından, muhtemelen teknik uzmanlıklarını ve füze üretiminde kullanılan parçaları paylaştıklarından şüpheleniliyor.

Reuters Şubat ayında İran'ın Rusya'ya Ukrayna ile savaşında kullanması için çok sayıda balistik füze sağladığını bildirmişti.

Her ne kadar her iki ülke bu iddiayı reddetse de, Kuzey Kore'nin Rusya'ya füze ve top tedarik ettiğinden şüpheleniliyor.

Güney Kore hükümetinin veri tabanına göre Yun, daha önce Kuzey Kore'nin Suriye ile bağlarını güçlendirmek için çalışmıştı.

Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığı habere göre Yun, Kuzey Kore ve Rusya arasında artan işlemlerde aktif rol oynadı; bu ay Moskova'yı ziyaret eden bir heyete liderlik etti.


ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
TT

ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA

ABD'de Columbia Üniversitesi yönetimi ile öğrenciler arasında geçen hafta başlayan ve yüzlerce kişinin gözaltına alınmasına sebep olan Filistin yanlısı protestolar, ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayıldı.

Columbia Üniversitesinin Gazze'deki soykırımı destekleyen şirketlere sağladığı mali yatırımlara tepki göstermek için kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatan Filistin yanlısı göstericilere New York polisinin müdahalesi sonrası, yönetim ile öğrenciler arasındaki gerginlik arttı.

Eylemin üniversitenin işleyişi için "tehdit oluşturduğunu" savunan Rektör Minouche Shafik'in yardım talebi üzerine göstericilere müdahale eden polis 108 öğrenciyi gözaltına almış, okul yönetimi de eyleme karışan yaklaşık 80 öğrenciye okuldan uzaklaştırma cezası vermişti.

Bunun üzerine, ABD'nin dört bir yanında öğrenciler, dayanışma amacıyla üniversitelerinde kendi eylemlerini başlattı.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurmasını isteyen üniversite öğrencileri, protestolar kapsamında okullarının Gazze'de ateşkes çağrılarına destek vermesini, İsrail'e silah tedarik eden şirketlerle iş yapmayı durdurmasını, İsrail'in askeri çabalarına yardımcı projeler için bu ülkeden araştırma parası kabul etmeyi sonlandırmasını ve "Gazze'deki soykırıma destek veren şirketlere" finansal yatırımı durdurmasını talep ediyor.

- The New School

New York kentinde bulunan araştırma üniversitesi The New School'da Filistin halkının yaşadığı sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlayan "Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun üyeleri, üniversitenin merkez binasında kamp kurdu.

Öğrencilerin kurdukları çadırların yanında "Soykırımdan hemen vazgeçin" yazılı pankartlar gözlemlenirken protestocular kampüsün pencerelerine sokaktan görülebilecek şekilde "Gazze Dayanışma Kampı" yazılı afişler yapıştırdı.

Üniversitenin New York Polisi ile ilişiğini kesmesini isteyen öğrenciler, üniversitenin İsrail'i boykot etmesini de istedi.

Grubun sosyal medya platformu Instagram üzerinden yaptığı paylaşımlarda, "Gazze dayanışma kampına katılın!", "Columbia Üniversitesindeki yoldaşlarımızın ayak izlerini takip ediyoruz." ifadeleri yer aldı.

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun organizatörlerinden Kartik Gupta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Columbia Üniversitesindeki öğrencilerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Gupta, "Kampı, Filistin yanlısı sesleri bastıran ve Gazze'de yaklaşık 7 aydır devam eden soykırıma sessiz kalan ülkemizdeki eğitim kurumlarının suç ortaklığını protesto etmek için süresiz olarak kurduk." dedi.

Okulda İsrail'in Gazze'ye saldırılarını kınadıkları için haklarında soruşturma başlatılan ve gözetim altında tutulan öğrenciler ile öğretim üyeleri olduğunu vurgulayan Gupta, "Halktan yana olduğunu iddia eden bir kurumunun, öğrencileri ve öğretim üyeleri için doğru olanı yapmaması bizi rahatsız ediyor." ifadesini kullandı.

- New York Üniversitesi

New York Üniversitesi (NYU) öğrencileri de İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı çıkmak ve Columbia'daki öğrencilere destek olmak amacıyla kampüste eylem başlattı.

Washington Square Park yakınındaki Gould Plaza önünde protestolarını sürdüren NYU öğrencileri, üniversite yönetiminden İsrail’in Filistin işgaline destek veren şirketlerle yatırım ilişkilerini sonlandırması talebinde bulundu.

Eylem sırasında New York polisi, protesto eden 100'den fazla Filistin yanlısı öğrenciye müdahale ederek gözaltına aldı.

NYU'nun Stern İşletme Fakültesinin önüne kontrplak duvar örüldü.

- Yale Üniversitesi

ABD'nin prestijli okullarından Yale Üniversitesinde de öğrenciler, soykırımla yargılanan İsrail'in Gazze'de devam eden saldırılarına karşı Beinecke Plaza'da oturma eylemi başlattı.

Öğrenciler, Yale yönetiminden, üniversitenin İsrail ile bağlantılı "silah üreten" şirketlere yatırımlarına son vermesi talebinde bulundu.

Üniversite yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Yale topluluğunun emniyeti ve güvenliği" gerekçesiyle polisten yardım istediğini ve eyleme son vermek istemeyen 47 öğrencinin gözaltına alındığını belirtti.

Yale yönetimi, ayrıca söz konusu öğrencilerin "okuldan uzaklaştırma" talebiyle disiplin kuruluna sevk edildiği bilgisini paylaştı.

- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

ABD'nin diğer önde gelen okullarından Massachusetts Teknoloji Ensititüsü (MIT) öğrencileri de üniversite bahçesinde kamp kurdu.

Üniversitenin, İsrail Savunma Bakanlığından 2015'ten bu yana araştırmalar için 11 milyon dolar fon aldığını belirten öğrenciler, MIT'nin İsrail ordusu ile bağlantılarını koparmadan protestolara son vermeyeceklerini açıkladı.

- Tufts Üniversitesi

Tufts Üniversitesinden bir grup öğrenci de okulun Medford'daki kampüsünde oturma eylemi başlattı. Filistin yanlısı öğrenciler, çadırdan oluşan kamp kurdu.

Tufts Üniversitesi yönetim sözcüsü Patrick Collins, yerel basına yaptığı açıklamada, "durumu yakından izlediklerini" belirtti.

Öğrencilerin kampüste gösteri yapmak da dahil olmak üzere görüşlerini ifade etmelerine izin verildiğini ifade eden Collins, üniversite politikasını ihlal eden davranışlarda bulunan tüm topluluk üyelerinin sorumlu tutulacağını kaydetti.

Collins, "Bu konudaki tutumumuz birkaç yıldır açık ve tutarlıdır. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) Hareketi'ni desteklemiyoruz." dedi.

- Emerson College

Emerson College öğrencileri de Filistinlilere destek için düzenledikleri ve Boston'daki Boylston Caddesi'nde kamp kurdukları protestolarına devam ediyor.

Emerson College yönetimi yetkililerinden Jay Bernhardt, öğrencilerin kendi düşüncelerini protestolarla ifade etme hakkı olduğunu ancak yönetimin güvenliği veya eğitimin devamını tehdit edecek faaliyetlere tolerans göstermeyeceğini açıkladı.

- Kuzey Carolina Üniversitesi

Kuzey Carolina Üniversitesi (UNC) öğrencileri de Columbia Üniversitesi eylemlerinde tutuklanan öğrencilere destek için kampüste protesto düzenledi

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (UNC SJP)" adlı öğrenci topluluğunun organize ettiği eylem kapsamında öğrenciler, rektörün ofisinin bulunduğu Güney Binası'nın dışındaki avluda toplandı.

Çadırlarda, sandalyelerde ve piknik örtülerinde oturan öğrenciler, Gazze ile dayanışma sloganları attı.

UNC SJP'in sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, "Her yerde bilinçli öğrenciler ayağa kalkıyor ve kurumlarının İsrail'in Filistin ve Filistinlilerin yaşamına yönelik soykırımındaki suç ortaklığına karşı seslerini yükseltiyor." denildi.

- Stanford Üniversitesi

California eyaletindeki Stanford Üniversitesinde Filistin yanlısı öğrenciler, Gazze Şeridi'nde devam eden İsrail saldırılarına tepki gösterdi.

Düzenledikleri gösteri kapsamında Filistin bayrakları ve pankartlar taşıyan öğrenciler, İsrail aleyhine sloganlar attı.

- Minnesota Üniversitesi

Minnesota Üniversitesi, Filistin'e desteklerini göstermek ve üniversitenin İsrail'i destekleyen şirket ve akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etmek için Walter Library önünde kamp kurdu.

Öğrenciler, üniversitenin Lockheed Martin, General Dynamics, Boeing ve Honeywell gibi şirketlerle Tel Aviv Üniversitesi, Kudüs İbrani Üniversitesi ve Hayfa Üniversitesi gibi akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etti.

Bir üniversite sözcüsü, izinsiz çadırların üniversite arazisinde yasak olduğunu belirterek protestolar sırasında 9 öğrencinin gözaltına alındığını açıkladı.

- California Üniversitesi

California Üniversitesinden (UCLA) öğrenciler, Gazze'de saldırıların sona ermesi ve üniversitenin İsrail'le bağlantılı şirketlere yatırımını sonlandırmasını talep etmek amacıyla Sproul Plaza'da kamp kurdu.

Geçen hafta 100'den fazla kişinin tutuklandığı Columbia Üniversitesinde devam eden Filistin yanlısı protestolarla dayanışma amacıyla çadır kurduklarını belirten öğrenciler, eylemi "dayanışma kampı" olarak adlandırdı.

Öte yandan, üniversite yönetimi sözcüsü, okulun yatırım politikalarını ve uygulamalarını değiştirmeye yönelik planı olmadığını söyledi.

- Michigan Üniversitesi

Michigan Üniversitesi öğrencileri de 22 Nisan'da Filistin'e desteklerini göstermek için merkez kampüste onlarca çadır kurdu.

Üniversitenin İsrail'i destekleyen kuruluş ve şirketlerle olan anlaşmalarını bitirmesini isteyen öğrenciler, protestolarına gelecek iki hafta devam etmeyi planladıklarını bildirdi.

Protestoya 100'den fazla öğrenci katıldı.

- Harvard Üniversitesi, protestoları engellemek için avlusunu kapattı

Üniversite yönetimi, Harvard Avlusu girişlerine astığı yazıda, çadır veya masa gibi binalara girişi kısıtlayacak eşyaların getirilmesi halinde bu eşyaları getirenlere disiplin cezası verilebileceğini açıkladı.

Avluda çalışan öğrencilere yollanan e-postada ise avlunun "tedbirli davranmak ve toplumun güvenliğini ön planda tutmak" amacıyla cuma gününe kadar kapatıldığı aktarıldı.


İsrail anketi: Nüfusun beşte biri 7 Ekim’de başlayan savaşın ardından ülkeyi terk etmeyi düşünüyor

Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
TT

İsrail anketi: Nüfusun beşte biri 7 Ekim’de başlayan savaşın ardından ülkeyi terk etmeyi düşünüyor

Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)
Tel Aviv'de Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı gösteriler düzenleyen İsrailli protestocular (Reuters)

Reichman Üniversitesi Özgürlük ve Sorumluluk Enstitüsü tarafından yapılan ve dün (Salı) Yedioth Ahronoth tarafından yayınlanan anketin sonuçlarına göre ‘İsrailliler kendilerini halen güçlü hissediyor, ancak geceleri uyuyamıyor ve hükümete güven duymuyorlar.’ Anket sonuçları hakkında konuşan İsrailli yorumcu Nadav Eyal, “İsrailliler halen orduya güveniyor ve İsrailli olmaktan gurur duyuyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Ankete göre İsraillilerin yüzde 87‘si, 48 Arapları’nın ise yüzde 61’i İsrail vatandaşı olmaktan gurur duyuyor.

Eyal, “Bu şaşırtıcı bir gösterge, ancak anketten ortaya çıkan sert tabloyu gizlememeli. Nüfusun en az beşte biri ülkeyi terk etmeyi düşündüğünü söylüyor. Merkez ve sol görüşlü seçmenler arasında bu oran biraz daha yüksek, sağ görüşlüler arasında ise çok daha düşük. Ancak tablo çok net. Yahudiler, Araplar, solcular, merkezdekiler ve sağcılar devletin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğuna inanıyor” ifadelerini kullandı.

Eyal'e göre, “her 10 İsrailliden altısından fazlası İsrail'in bugün yok olma tehdidi altında olduğuna inanıyor. Devletin varlığına yönelik en büyük tehdidin ne olduğu sorulduğunda ise farklılıklar net bir şekilde ortaya çıkıyor: Sağ görüşlüler için en büyük tehdit sırasıyla ‘İran, terör örgütleri ve nüfusun bölünmesi’ iken, merkez ve sol görüşlüler için en büyük tehdit sırasıyla, ‘siyasi liderlerin kalitesi (yani Netanyahu ve hükümeti), nüfusun bölünmesi, İran ve terör örgütleri.’ Sağ görüşlü seçmenler arasında siyasi liderlerin kalitesi neredeyse hiçbir etkiye sahip değil.”

Anket ayrıca merkez ve sol seçmenlerin yüzde 98'inin; sağ seçmenlerin ise yaklaşık yüzde 66'sının hükümete güvenmediğini ortaya koyuyor.

İsrail ordusuna gelince, Hamas saldırısını izlemedeki başarısızlığına ve caydırıcılık ve performansındaki olumsuzluğa rağmen, ankete göre orduya büyük bir güven duyuluyor (sağ seçmenler arasında yüzde 77, merkez ve sol seçmenler arasında ise yüzde 80). Anketi hazırlayanların katılımcılara yönelttikleri “Hamas, İsrail'e yönelik saldırısını başlattığından beri geceleri rahat uyuyor musunuz?” sorusuna her 10 kişiden yedisi daha fazla kaygı yaşadığını söylerken, Arap halkı arasında durum daha iyi. Zira Arap halkı içinde her 10 kişiden sadece beşi endişe seviyesinde bir artış olduğunu bildirmiş. Diğer yandan ankete katılanların yüzde 12'si psikolojik yardım aldıklarını bildirmiş (yaklaşık bir milyon kişi). Eyal'in anket okumasına göre İsrail, 7 Ekim öncesinde Yahudi toplumunda da Arap toplumunda da daha muhafazakâr, sağcı ve dindar bir doğrultuda ilerleyen bir ülke idi. Savaş bu eğilimleri daha da güçlendirdi. Eyal, “Sağ, merkez ve sol arasında fark olmaksızın yüzde 56‘lık bir kesim, Filistinlilerle siyasi bir anlaşmaya varma olasılığının sadece yüzde 22’ye düştüğüne inanıyor” dedi.


İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyinde yeni tahliye emri verdi

Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyinde yeni tahliye emri verdi

Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)
Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri (Arşiv - Reuters)

İsrail ordusu sözcüsü dün (Salı), İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki "tehlikeli bir savaş bölgesi" olarak tanımladığı Beyt Lahya bölgesinde yeni tahliye emri verdiğini açıkladı.

Reuters'in bildirdiğine göre bölge sakinleri, dün erken saatlerde İsrail'in haftalardır gerçekleştirdiği en ağır bombalama operasyonlarından birini gerçekleştirerek Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını yoğunlaştırdığını ve daha önce güçlerini geri çektiği Şeridi'nin kuzeyini bombaladığını söyledi. Bölge sakinlerinin neredeyse sürekli bombardıman olduğunu söylediği orta ve güney bölgelerde, hava saldırıları ve tank atışları yapıldığına dairler haberler de vardı.

Bölge sakinleri ve Hamas hareketine bağlı medya kuruluşları, ordu tanklarının dün gece Gazze Şeridi'nin kuzey ucundaki Beyt Hanun'un doğusuna yeniden girdiğini, ancak şehrin içine doğru ilerlemediklerini, ancak çatışmanın yerinden edilmiş insanların barındığı bazı okullara ulaştığını belirttiler.


Rusya Savunma Bakan Yardımcısı yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı

Rusya Bayrağı (Reuters)
Rusya Bayrağı (Reuters)
TT

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı

Rusya Bayrağı (Reuters)
Rusya Bayrağı (Reuters)

Rusya Soruşturma Komitesi'nin dün (Salı) yaptığı açıklamaya göre Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Timur İvanov yolsuzluk şüphesiyle tutuklandı.

Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre komite Telegram hesabından yaptığı açıklamada “Rusya Federasyonu Savunma Bakan Yardımcısı Timur Vadimovich Ivanov tutuklandı. Ceza Kanunu'nun 290'ıncı maddesinin altıncı fıkrasına göre suç işlediğinden, yani rüşvet aldığından şüpheleniliyor" ifadeleri yer aldı.


BM Gazze'deki ‘toplu mezarlar’ nedeniyle alarma geçti

Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
TT

BM Gazze'deki ‘toplu mezarlar’ nedeniyle alarma geçti

Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)
Filistin Sivil Savunma Kurumu görevlileri Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlardan çıkarılan cesetleri taşıyor. (DPA)

İsrail dün (Salı) Gazze Şeridi'nde son haftaların en ağır bombardımanlarından birini gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki Nasır ve Şifa hastanelerinin yıkılması ve yüzlerce cesedin bulunduğu ‘toplu mezar’ raporları karşısında ‘dehşete düştüğünü’ söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği dün, Gazze'de bulunan ‘toplu mezarlar’ ile ilgili olarak uluslararası bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerini ‘Gazze Şeridi'nde iğrenç savaş suçları işlemeye devam ettiği ve son olarak Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Nasır Tıp Kompleksi'nde toplu mezarlar bulunduğu’ için kınadığını ifade etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Uluslararası toplumun İsrail işgalinin uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmesine yönelik hesap verebilirlik mekanizmalarını harekete geçirmemesi, sadece daha fazla ihlalle sonuçlanacak, insani trajedileri ve yıkımı arttıracaktır” denildi.

Bakanlık, ‘uluslararası toplumun, İsrail işgalinin Gazze Şeridi'ndeki sivillere yönelik saldırılarını durdurma ve işlediği katliamlardan sorumlu tutma sorumluluğunu üstlenmesi’ talebini yineledi.

Gazze savaşının başlamasının 200’üncü gününde İsrail, ordunun daha önce kuvvetlerini çektiği Gazze Şeridi'nin kuzeyini bombaladı. Şarku’l Avsat’ın bölge sakinleri ve Hamas’a bağlı medya kuruluşlarından edindiği bilgilere göre ‘İsrail ordusuna ait tanklar salı gecesi Gazze Şeridi'nin kuzey ucundaki Beyt Hanun'un doğusuna tekrar girdi, ancak şehrin içine kadar ilerlemedi. Ateş, yerinden edilmiş insanların barındığı bazı okullara kadar ulaştı.’

İsrail'de devlet daireleri ve işyerleri Hamursuz (Fısıh) Bayramı nedeniyle kapalıydı. Sirenler güney sınır kasabalarında roket ateşi uyarısında bulundu, ancak herhangi bir can kaybı rapor edilmedi.

İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı, Sderot ve Kibbutz Nir Amir'e yönelik roket saldırılarının sorumluluğunu üstlenerek, savaşçılarının Gazze Şeridi'nin büyük bölümünü dümdüz eden ve 2,3 milyon kişinin neredeyse tamamını yerinden eden savaştan yaklaşık 200 gün sonra, halen roket atabildiğini gösterdi.

Gazze Şeridi’nin başka bir yerinde, tankların bölgeyi bombalamasının ardından güneydeki Han Yunus'un doğusu bombalanırken, orta bölgede Nuseyrat Mülteci Kampı’nda gece boyunca vurulan bir evden dört ceset çıkarıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Gazze'ye yönelik yeni bombardımanı kınayarak, bombardımanda çoğunlukla kadın ve çocukların öldüğünü söyledi. Türk, İsrail'e Refah'a yönelik planladığı saldırıya devam etmemesi yönündeki uyarısını yineleyerek, bunun ‘daha iğrenç suçlara’ yol açabileceğini ifade etti.

Gazze'nin güneyindeki ana sağlık tesisi olan Nasır Tıp Kompleksi'ndeki yetkililer, bölgede bulunan en az üç toplu mezardan biri olduğunu söyledikleri yerden 35 ceset daha çıkardı ve bir hafta içinde burada bulunan toplam ceset sayısı 310'a ulaştı.

Filistinliler, İsrail güçlerinin suçlarını gizlemek için cesetleri buldozerlerle gömdüğünü söylüyor. İsrail ordusu ise güçlerinin alandaki cesetleri çıkardığını ve aralarında esir olmadığından emin olmak için inceledikten sonra yeniden gömdüğünü söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, dün Gazze Şeridi'ndeki Şifa ve Nasır yerleşkelerinde bulunan toplu mezarlarla ilgili uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulunarak, ‘cezasızlık iklimine’ karşı bağımsız hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türk, Gazze'deki en büyük hastane olan Şifa yerleşkesinin ve Gazze'deki ikinci büyük hastane merkezi olan Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi'nin yıkılmasını ‘dehşet verici’ olarak nitelendirdi. Volker Türk yaptığı açıklamada, söz konusu ölümlerle ilgili ‘bağımsız, etkili ve şeffaf soruşturmalar’ yapılması gerektiğini vurguladı.