Galatasaray'da kötü gidiş sürüyor... "Büyük takımlar her zaman o sarmaldan çıkabilecek güçlerinin olduğunu düşünür"

Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
TT

Galatasaray'da kötü gidiş sürüyor... "Büyük takımlar her zaman o sarmaldan çıkabilecek güçlerinin olduğunu düşünür"

Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA

Süper Lig'in en çok şampiyonluk yaşayan takımı Galatasaray, en kötü dönemlerinden belki de en kötüsünü yaşıyor.
Son 10 günde teknik direktör Fatih Terim'in gönderilmesi, yöneticilerin sosyal medya paylaşımları nedeniyle birçok krizle uğraşan Galatasaray camiasında şimdi ise art arda yaşanan puan kayıpları nedeniyle alt sıralara olan yakınlık korkutuyor.
Geride kalan 21 haftada 7 galibiyet, 6 beraberlik ve 8 yenilgi alan sarı-kırmızılar, 27 puanla lider Trabzonspor'un 23 puan gerisinde şampiyonluk yarışına havlu attı. 
Öte yandan küme düşme hattında 17. sırada yer alan Kasımpaşa ile arasında ise sadece 6 puan bulunuyor.
Ayrıca Galatasaray, bu sezon Süper Lig’de üç puanlı sisteme geçilen 1987-88 sezonundan bu yana 21. haftalar itibariyle en düşük sayıda kaldığı sezonu yaşıyor.

Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray'da sezonun en etkili isimleri arasında yer alıyor / Fotoğraf: AA
Galatasaray Avrupa'da başka Türkiye'de başka
Bu sezon Türkiye Kupası'nda 2. Lig ekibi Denizlispor tarafından saf dışı bırakılan Galatasaray'ın başarılı olduğu tek alan ise UEFA Avrupa Ligi.
Fatih Terim yönetiminde Avrupa'da çıktığı 6 maçta yenilmeden grup birincisi olarak son 16 turuna kalmayı garantileyen Galatasaray, mart ayında oynanacak Avrupa Ligi maçları için de umut vermiyor.
Son olarak Hatayspor karşısında 2 kez öne geçmesine rağmen sahadan yenilgiyle ayrılan İstanbul temsilci, bir türlü istenen düzeye ulaşamıyor.
Geçen sezon şampiyonluğu 1 gol averajla Beşiktaş'a kaptıran, bu sezon ise Avrupa'da "Şampiyonlar Ligi grubu" olarak nitelendirilen karşılaşmalarda bileği  bükülmeyen sarı-kırmızılardaki kötü gidiş, spor kamuoyunda futbolcuların disiplinsiz tavırları, yetersiz performanslar, kalite eksikliği ve saha dışı sorunlara bağlanıyor.

Haldun Domaç / Fotoğraf: Twitter
"Avrupa'da tam tersi, önde oynamak yerine bekleyen bir Galatasaray vardı"
Spor yorumcusu Haldun Domaç, son 34 yılın en kötü performansını gösteren Galatasaray'daki kötü gidişi Independent Türkçe'ye değerlendirdi. 
Galatasaray'ın bu sezon Türkiye'de ve Avrupa'da farklı performans sergilemesinin rakip takımlarla ilgili olduğunu dile getiren Domaç, şöyle konuştu:
"İki platformda farklı bir görüntü içerisinde olmasının nedeni rakiplerin durumu. Çünkü Türkiye'de 'Dört Büyük'ler genelde rakibe karşı baskı kurmaya çalışarak oynuyor. Türkiye'de ise bekleyerek oynayan rakiplere karşı oynuyorlar. Onun bir sonucu olarak da önde veya önde oynayıp arkada boşluklar bırakabiliyorlar. Ve o takımlar da yani Türkiye'de oynadıkları zamanda o boşluklara sızmalar yapabilecek oyuncu profillerine sahipler. Oysa Galatasaray'ın Avrupa'daki oyunu tam bunun tersi. Yani önde oynamak yerine bekleyerek oynayan bir Galatasaray vardı. Rakipler üstüne geldikçe arkadaki boşlukları özellikle Kerem'in depar kulvarlarına yaptığı koşularla ve zaman zaman Halil'in çabukluğuyla onları cezalandırdı." 

"O iş futbolun doğasına aykırı"
"Avrupa'daki bu oyunu Türkiye'de de oynasaydı" şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Domaç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O iş futbolun doğasına aykırı. Çünkü rakip takımlar size karşı bekleyerek oynadıkları için siz de beklerseniz oyun olmaz. Özellikle İstanbul'da Nef Stadı'nda oynarken bekleyip kendi aranızda pas yaptığınız zamanda da rakip takım üstünüze gelmeyecektir. Çünkü bu da onların stratejisi. İki platformda farklı oyunun nedeni tamamen bu."

"Büyük takımlar, o sarmalın içerisinden çıkabilecek güçlerinin olduğunu her zaman düşünür"
Art arda gelen başarısız sonuçlar Galatasaray'ı 13. sıraya kadar geriletti.
Domaç, bu durum takım üzerinde küme düşme baskısı hissettirir mi yönündeki sorumu şöyle yanıtladı:
"Büyük takımların bu tür baskıları yaşamasını pek fazla beklemiyorum. Büyük takımlar, o sarmalın içerisinden çıkabilecek güçlerinin olduğunu her zaman düşünürler. O genelde taraftarların baskısı olur. Yani 'Ne oluyoruz? küme düşme potasına mı gidiyor koskoca Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş' denilebiliyor. Ama oyuncuların o baskıyı hissettiğini düşünmüyorum. Burada önemli nokta o tehlike barajının sınırının oralara gelmiş olmak taraftarı mutsuz eder. Bu bir gerçek. Oysa oyuncu oradan çıkacağını hatta yukarılara çıkacağını düşünür. Ben o noktada sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyorum."

"Torrent'in Türkiye'yi, Türk futbolunu bilmiyor olması çok büyük handikap"
Galatasaray'da Fatih Terim sonrası göreve gelen Domenec Torrent'in Türkiye'yi bilmemesinin önemli bir handikap oluşturacağına değinen Domaç, "Tabii ki burada önemli nokta Torrent'in Türkiye'yi, Türk futbolunu bilmiyor olması. Bunlar çok büyük bir handikap. Ve nitekim o noktayı Hatay'da da gördük. Onun için de hani burada ben o tehlikeden çok Domenec Torrent'in Türkiye'yi bilmemesi, Türk futbolunu bilmemesi tehlikesinin daha önemli olduğunu düşünüyorum" şeklinde görüş belirtti.

"1 numaraya teknik adamlar, 2. sıraya yöneticiler konur. Üçüncüde futbolculara protestolar başlar"
Galatasaray'da Fatih Terim'in ayrılığıyla başlayan, sonrasında yöneticiler üzerinden istifa çağrılarıyla devam eden sürecim futbolcuları etkilemeyeceğini düşünen Domaç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Takımdaki oyuncular başkana, yönetime göre oynamazlar. Onlar yönetimlerle pazarlıklarını yapar ve ondan sonra kendi işlerine bakarlar. Başkan Haldun olmuş, Burak olmuş, Ali olmuş, Veli olmuş onlar için önemli değil. Önemli olan başkan ve yönetimin maddi vecibelerini yerine getirmesidir. Onların bakış açısı budur. Öyle düşünmezler. Ama şunu söyleyebilirim: Oyuncuların da suçlanacağı bir ortam var. Bu durumlarda 1 numarada genelde teknik adamlar suçlanır. Sonra teknik adam değişikliği yapılır ki yapıldı Galatasaray'da. İkinci sıraya yöneticiler konur. Dikkat ederseniz 'yönetim istifa' söylemleri çok ön planda. Üçüncünde futbolculara yönelik protestolar başlar. İşte o zaman futbolcu bir sıkıntı içerisine girebilir. Şu andaki gidişatı 1,2,3 diye kademelendirirsek, 1. kademe yani teknik direktör değişikliği gerçekleşti. 2. kademe yönetim şu anda bir baskı var doğal olarak sonuçlar kötü gittiği için. O da eğer olumsuz sonuçlanırsa bu kez futbolcular da ciddi manada sıkıntı yaşayacaklardır."

"3 günde değiştirmesini bekliyorsanız şapkadan tavşan değil fil çıkmasını bekliyorsunuz demektir"
Galatasaray'da Terim sonrası göreve başlayan Domenec Torrent'in doğru değerlendirilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerektiğini düşünen Domaç, "Bu tabii çok kolay bir iş değil. Yanlış anlaşılmasın Hatay mağlubiyetinin teknik direktöre yazılması konusunda konuşanlardan değilim. Çünkü bir teknik direktör gelip 3 günde değiştirecek gibi bir şey bekliyorsanız şapkadan tavşan değil fil çıkmasını bekliyorsunuz demektir. Yani öyle bir şey olmaz. Zaman içerisinde 3 maçlık, 4 maçlık periyotların sonunda daha net bir şekilde konuşabiliriz" ifadelerini kullandı.

"Santrfordan daha önemlisi orta alanda liderlik yapabilecek bir oyuncu transfer etmek lazım"
Galatasaray'ın kötü gidişi sonlandırabilmesinin mümkün olduğunu ancak bu durumda mutlaka transfere ihtiyaç duyduğunun altını çizen Domaç, sözlerini şöyle noktaladı:
"Galatasaray'ın bir kere transfere ihtiyacı var ama paraya da ihtiyacı var. Yani parası yok. O zaman yapması gereken şu: Elindeki oyunculardan birini elden çıkartıp bu Kerem olur, Marcao olur ya da başka bir isim olabilir. Ya da elde bulunan Feghouli, Babel gibi oyuncuların maaşlarından tasarruf edilerek iyi bir santrfor alınması gerekiyor. Santrfordan daha önemlisi orta alanda liderlik yapabilecek kreatif bir oyuncu transfer etmek lazım. Diyebilirler ki 'en kolay yöntem bu'. Evet ama şu anda Galatasaray'da lider bir orta alan oyuncusu yok, alınan oyuncular da o işlemi göremedi. Ve savunmanın önünde merkez orta sahayı kapatabilecek bir oyuncu yok. O da sezon başından beri konuşulmasına rağmen alınamadı. Bunlar alınamazsa bu süreç yine böyle topal ilerler. Kazanırsınız, kaybedersiniz ama bir istikrar yakalamak çok zor olur diye düşünüyorum."
Independent Türkçe



Şampiyon Alex Pereira'dan göz sakatlığı yaşayan Tom Aspinall yorumu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Şampiyon Alex Pereira'dan göz sakatlığı yaşayan Tom Aspinall yorumu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Alex Pereira, gözündeki sakatlık nedeniyle ikinci kez ameliyat olan UFC ağırsıklet şampiyonu Tom Aspinall'ı savundu.

Sakatlığı için tedavi gören Aspinall'ın dövüş kariyerinin geleceği belirsizliğini koruyor. Aspinall, ekimde rakibi Ciryl Gane'den gözüne çok sayıda darbe almıştı. Britanyalı Aspinall, Gane'le yaptığı maçta tartışmasız ağırsıklet şampiyonluğunu ilk kez savunuyordu ve Fransız dövüşçünün faulleri nedeniyle maç ilk rauntta sonuçsuz kalmıştı.

Geçen hafta tedavisinin ciddiyetini kanıtlayan fotoğraflar paylaşmasına rağmen 32 yaşındaki Aspinall, bazı çevrelerden eleştiri almaya devam ediyor.

Ancak hafif ağırsıklet şampiyonu Pereira, Aspinall'ı savunmak için harekete geçti ve Aspinall'ın sıkletıide dövüşen Brezilyalı Valter Walker'ın YouTube kanalında konuştu.

Sözleri Portekizce'den çevrilen Pereira, "Maç durdurulduğunda şikayet etmeye başladı" dedi.

[Bazıları] ona inanmadı, diğerleriyse onu yerden yere vurdu. Bakın, ben sağlıkla ilgili şaka yapmam. Şöyle düşünüyorum: Bu adam bir dövüşçü, böyle bir şeyde rol yapmaz. Ama adam ameliyattan sonra geri döndü. Paylaştığı fotoğrafı gördüm. Adamın gözü kıpkırmızıydı, beni bile biraz korkuttu. Göz gerçekten hassas, biliyorsuz değil mi?

vfvf
Tom Aspinall ikinci göz ameliyatını geçirdi (Optegra)

Aspinall'ın bir sonraki hamlesi belirsizken, bazı hayranlar daha önce geçici kemeri elinde bulunduran Gane'in dahil olduğu bir geçici kemer maçı yapılmasını istedi. Hatta bazıları 35 yaşındaki Gane'le 38 yaşındaki Pereira arasında bir maç önerdi.

Pereira en son ekimde dövüşmüş ve Magomed Ankalaev'i 80 saniyede nakavt ederek hafif ağırsıklet kemerini geri almıştı. Daha önce orta sıklette hüküm süren "Poatan", geçmişte ağırsıklete geçmeyi ima etmişti.

Esasen Pereira, 2023'ten geçen yaza kadar ağırsıklet şampiyonluğunu elinde tutan tartışmalı UFC efsanesi Jon Jones'la karşılaşmak istiyor gibiydi. 38 yaşındaki Jones, MMA'den emekli olduktan sonra unvanı boşaltmış (Aspinall geçici şampiyonluktan yükseltilmişti) ancak 14 Haziran'da Beyaz Saray'da dövüşme arzusunu dile getirmişti.

Independent Türkçe


25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
TT

25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)

25 yaşındaki Avustralyalı tenisçi Destanee Aiava, spordaki "ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve düşmanca" kültüre tepki göstererek sezon sonunda emekli olacağını açıkladı.

Genç yaşta dünya sıralamasında 147'incilikle kariyerinin zirvesine ulaşan Aiava, tenisi "toksik erkek arkadaşı" diye tanımladı ve kendisini yıpratanlara "kocaman bir lanet olsun" mesajı gönderdi. Instagram'da yayımladığı sert emeklilik mesajında, sporun "kalıba uymayan herkese" hoşgörüsüz olduğunu da sözlerine ekledi.

Tenis camiasında kendimi değersiz hissettiren herkese kocaman bir lanet olsun demek istiyorum. Bana nefret mesajı veya ölüm tehditleri gönderen tüm kumarbazlara lanet olsun. Sosyal medyada ekranların önünde oturup vücudum, kariyerim veya istedikleri her konuda kusur arayanlara lanet olsun. Ve sözde zarafet ve centilmenlik değerlerinin arkasına saklanan spora da lanet olsun. Beyaz kıyafetlerin ve geleneklerin ardında ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve kalıba uymayan herkese düşman bir kültür var.

Dünya sıralamasında 321. sırada yer alan Aiava, 2025'te kendi ülkesindeki Avustralya Açık'ta ikinci tura yükselmiş ve üç setlik heyecanlı bir maçta Danielle Collins'e yenilmişti. Amerikalı tenisçi, maç sırasında seyircilere öpücükler gönderdiği için yuhalanmıştı.

Eski bir genç yetenek olan Melbourne doğumlu Aiava, tenisin "kendisinden bir şeyler götürdüğünü", "vücuduyla ilişkisi, sağlığı, ailesi, özsaygısı" dahil birçok şeyi kaybettiğini ve 2027'de yeni bir başlangıç ​​yapacağını söyledi.

Aiava, "Hayat sefalet içinde ve yarım yamalak yaşanacak bir şey değil" dedi.

En büyük hedefim her gün uyanıp gerçekten yaptığım işi sevdiğimi söyleyebilmek ki bence herkes bunun için bir şansı hak ediyor. 25 yaşındayım, bu yıl 26 olacağım ve herkesten çok geride olduğumu, sıfırdan başladığımı hissediyorum. Ayrıca korkuyorum da. Ama bu, bana uymayan bir hayat yaşamaktan veya sürekli karşılaştırma içinde olup kendini kaybetmekten daha iyidir.

Independent Türkçe


Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj
TT

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Fransız süperstar Kylian Mbappe, hafta sonu dinlendirilmesinin ardından salı günü Real Madrid’in UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turunda Benfica ile deplasmanda oynayacağı rövanş öncesi sahalara dönmeye hazırlanıyor.

Takımın bu sezonki en skorer ve en etkili oyuncusunun dönüşü, teknik direktör Alvaro Arbeloa için önemli bir kazanım. Ancak Mbappe ile Brezilyalı kanat oyuncusu Vinicius Junior’ın birlikte sahada olduğu anlarda takım dengesinin zarar görüp görmediği sorusu yeniden gündemde.

Bu tabloya normal şartlarda Jude Bellingham da eklendiğinde denge sorunu daha belirgin hale geliyor. Ancak İngiliz yıldız sakatlığı nedeniyle Lizbon’daki mücadelede forma giyemeyecek.

İlk maçın gölgesi

Üç yıldız da Ocak ayından oynanan Şampiyonlar Ligi maçında sahadaydı. Madrid temsilcisi, o karşılaşmada 4-2’lik ağır bir yenilgi alarak aynı rakiple play-off turunda eşleşmek zorunda kaldı. Mbappe iki gol kaydetmesine rağmen Madrid savunma ve geçiş organizasyonlarında ciddi sorunlar yaşadı.

Portekiz ekibi, Ukraynalı kaleci Anatoliy Trubin’in 90+8’de attığı sıra dışı kafa golüyle takımını play-offa taşımıştı.

Vinicius’un parladığı gece

Mbappe’nin diz rahatsızlığı nedeniyle hafta sonu Real Sociedad karşısında yedek kulübesinde kalması, Vinicius’a daha geniş bir hareket alanı sağladı. Santiago Bernabeu’daki 4-1’lik galibiyette iki penaltı kazandırıp gole çeviren Brezilyalı, sezonun en etkili performanslarından birine imza attı.

Maç sonu Arbeloa, Vinicius için şu ifadeleri kullandı:

“Buraya geldiğimden beri çok üst düzey maçlar oynadı… İstatistiklerin ötesinde bir oyuncu. Maçı değiştirme, rakibi yönlendirme ve üzerine çektiği oyuncu sayısıyla fark yaratıyor. Dünyanın en iyilerinden biri ve onu çalıştırmak bir ayrıcalık.”

Denge sorunu mu, yıldız gücü mü?

Arbeloa, ocak ayında görevi Xabi Alonso’dan devraldığından bu yana yıldızlara dayalı bir yapı kurma niyetini açıkça ortaya koydu. Selefi rotasyon ve liyakat temelli yaklaşımı benimsemişti; ancak bu model bazı yıldızları memnun etmemişti. Arbeloa’nın, eski teknik direktör Carlo Ancelotti’nin yöntemine benzer biçimde yıldızları merkez alan stratejisi şu ana kadar kısmen karşılık bulmuş görünüyor.

Buna karşın tarihsel örnekler uyarıcı nitelikte. 2000-2006 arasındaki “Galactico” dönemi; Luis Figo, David Beckham ve Ronaldo Nazario gibi yıldızlara rağmen sınırlı başarı getirmişti.

Savunma yükü ve kolektif disiplin

Mbappe ile Vinicius’un hücumda alan paylaşımı artık ilk aylara kıyasla daha uyumlu görünse de, her iki oyuncunun da pres ve savunma katkısına mesafeli yaklaşımı takımın geri kalanına ek yük bindiriyor.

Real Sociedad galibiyetinin ardından orta saha oyuncusu Fede Valverde, “Herkes çok çalıştı… Maç boyunca takım halinde savunma yaptığımızı görebiliyordunuz” sözleriyle kolektif çabanın altını çizdi.

Asıl soru ise şu: Madrid, hem Mbappe hem de Vinicius sahadayken, özellikle Mourinho gibi taktik disiplini yüksek teknik adamların yönettiği üst düzey rakiplere karşı aynı savunma bütünlüğünü sürdürebilecek mi? Salı gecesi Lizbon’da bu soruya güçlü bir yanıt verilmesi gerekecek.