Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal: Şampiyonluk iddiamız devam ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal: Şampiyonluk iddiamız devam ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal, "Ne kadar kötü olsa da liderin 17 puan gerisindeyiz. Matematiksel olarak her şeye rağmen şampiyonluk iddiamız devam ediyor" dedi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, Fenerbahçe için burada olduğunu ve takımı en üst seviyeye çıkarmak için uğraşacağını söyledi.
Ülker Stadı'nda düzenlenen basın toplantısına Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, yönetim kurulu üyeleri Selahattin Baki, Mustafa Kemal Danabaş, Ruşen Çetin ve Fethi Pekin katıldı.
Hedefinin Fenerbahçe’nin başarısı olduğunu hatırlatan Kartal, başkanla görüşmesinde sezon sonunu konuşmadığını vurgulayarak, “Ben Fenerbahçeliyim. Bugünden yarına bunları konuşmanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bugün için en üst seviyeye takımı nasıl çıkartırım onu düşünüyorum. Ben bunun için buradayım. Şu an sezon sonu için bir şeyim yok. Ben Fenerbahçeliyim. Başkanla konuşuruz. Her zaman için güzel ve doğru olanın yolunu buluruz. Fenerbahçe’nin başarısı için.” İfadelerini kullandı.
Fenerbahçe’de büyük mutluluklar yaşadığını ve sarı-lacivertlilerin hayatında büyük bir yere sahip olduğunu anlatan Kartal, şöyle devam etti:
“Fenerbahçeme tekrar, ikinci kez geldim. Bana bu görevi layık gören Ali Koç ve yöneticilerimize çok teşekkür ediyorum. Başkanımızla çok samimi bir görüşme içinde göreve talip oldum. Beni aradığında hiç tereddüt etmeden başkanla buluşmaya gittim. Başkan bana Fenerbahçe futbol aklı olarak yaşananları, giden teknik direktörle ilgili yaşananları takımın durumunu her şeyi net ifade etti. Bu takımın bir parçası olmamı benden istedi. Ben de Fenerbahçe için, her zaman takımın parçası olmam için, bu takımı takip ettiğimi oyuncuların kapasitesini bildiğimi kendisine izah ettim. ‘Sorumluluk alırım, söz konusu Fenerbahçe ise geçmişte olduğu gibi bugün de bu sorumluluğu omzumda taşırım’ dedim. Fenerbahçe çatısı altında bana destek olunduğu sürece gerisi teferruattır. Hayatımın büyük bölümü bu tribünlerden gelen biri olarak hiç bir şey düşünmeden bu camiaya gönül veren kalpten severek her şeyimi vermeye hazır bir insanım. Bunun için bu görevi kabul ettim. Çok kısa bir zaman oldu. Bugün 8’inci gün. Oyuncu kardeşlerimle Samandıra’da vakit geçiriyor, çalışıyoruz. Şu an takımın mental olarak biraz enerjisinin düşük olduğunu gördüm, gözlemledim. Oyuncuların kariyerlerinin yukarıda olduğunu ama mental olarak biraz aşağıda olduğumuzun farkındayım. Şu an mental olarak takımı yükseltmek için bütün çabamla uğraşıyorum. Bir taraftan da oyuncularımızın fiziksel, teknik, taktik olarak ne yapmamız gerektiğini pozitif futbol oynamamız gerektiğinin taraftarlarımızın ne istediğini bilen bir antrenörüm.”

“Şampiyonluk iddiamız devam ediyor”
İsmail Kartal, Fenerbahçe camiasının nasıl bir futbol izlemek istediğinin farkında olduğunu dile getirdi.
Zamanla yarıştığını hatırlatan Kartal, “Oyuncularımla vakit geçirmem, çalışmam, fizik, teknik, taktik ve mental olarak zamanımız olsaydı bunu çok önemli bir fırsata çevirebilirdik ama böyle bir şansımız yok. 3 günde bir maç oynuyoruz. Buna rağmen Samandıra’da geçirdiğim 7 günde oyuncularımla yaptığım grup toplantılarında ve bireysel toplantılarda oyunculardan pozitif elektrik aldım bu da beni çok mutlu etti.” değerlendirmesinde bulundu.
Taraftarların istenmeyen sonuçlarda tepkisinin doğal olduğunu aktaran Kartal, “Taraftarlarımız her zaman haklıdır. Taraftarlar varsa biz varız. Taraftarlarımız sayesinde bu camia ayakta kaldı. Biz birlik olduğumuzda en zor günde birlikte nasıl bir camia olduğumuzu herkese gösterdik. Bu kulüp en büyük sivil toplum gücüdür. 3 Temmuz sürecinde bunu herkese gösterdik. Ben evimde bu göreve gelemeden önce Fenerbahçe’nin maçlarını izlerken bazen çok üzülüyordum. Bu takım bu değil bu oyuncular bu değil. Çok daha iyisini yapabileceklerini görebiliyordum. 3 kulvarda gidiyoruz. Ne kadar kötü olsa da liderin 17 puan gerisindeyiz. Matematiksel olarak her şeye rağmen şampiyonluk iddiamız devam ediyor. Ziraat Türkiye Kupası var, konferans ligi var. Çok koşan disiplinli Prag gibi bir takıma karşı oynayacağız. Hep birlikte bir karar aldık. 3 kulvarda mücadele ediyoruz ve oyuncularımızı burada mücadele edebilecek seviyeye getirmek benim görevim. Bunun için buraya geldim. “ şeklinde görüş belirtti.

Kartal'dan taraftara "destek" çağrısı
İsmail Kartal, taraftarlardan yarınki maçta destek istedi.
Camianın yarınki maçla beraber eski günlerine dönmesi gerektiğini kaydeden Kartal, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe ailesi olarak taraftarlarımızın yarınki maçta özellikle bir milat olarak bir başlangıç yapmak istiyorum. Hakemin başlangıç düdüğünden bitiş düdüğüne kadar taraftarların bu takıma, oyunculara güvenmelerini istiyorum. Taraftarlarımıza güveniyorum, onların da beni sevdiğini biliyorum. Benden çok oyuncularıma inanmalarını, destek olmalarını istiyorum. Bugün birlik olma, beraber olma günü. Bunun için buraya geldim. İnşallah hep birlikte bir ekip olarak, başkanımızın yöneticilerimizin bize inanan ve güvenen medya mensuplarımızın vereceği hoşgörüyle biraz zamana ihtiyacımız var. Taraftarlarımızın zamanla düzeltebileceğime inanmalarını istiyorum. Oyuncularımızın her biri bizim için değerlidir. Değerli oldukları için buradalar. Onlara bu formanın değerinin, bunu giymenin sorumluluğunu ne yapmaları gerektiğini anlattım. Bundan sonra bu bilinçle maçlara hazırlanacağımızı bu bilinçle özel yaşantılarında hareket etmelerini onlardan istedim. Bu benim hakkım. Bütün taraftarlarımızın benden beklentisi var, ben hayatımı bu işe verdim. Bu yolda oyuncularımın bana verdikleri enerji pozitif. İnançlıyım, mutluyum, oyuncularıma güveniyorum.”
Kısa zamanda her şeyin değişemeyeceğinin altını çizen Kartal, “Ben içimden geldiği gibi konuşan bir insanım, rol yapmam yapamam zaten. Mesut dünya çapında, çok yetenekli bir oyuncu, düzgün de bir insan. Kendisiyle dün konuştum, görüştük. Ufak tefek problemler olabilir. Samimi bir görüşme geçti. Kendisi de bundan mutlu oldu. Bundan sonra daha iyi olacak diye düşünüyorum. Bugün bu ülkede kaç tane İrfan Can Kahveci gibi oyucu var. Bunlar bizim oyuncularımız, bunlara sahip çıkacağız. 3 kulvarda gidiyoruz hepsi bizim oyuncumuz. El ele vereceğiz ve elimizden gelenin en iyisini yapacağız” şeklinde görüş belirtti.

“Biraz sabır gerekiyor”
İsmail Kartal, pozitif futbolu dörtlü sistemle oynamayı sevdiğini ifade etti.
Taraftarları mutlu edecek pozitif futbolun gereklerini yerine getirmek istediklerini anlatan Kartal, şunları aktardı:
“Biraz sabır gerekiyor. Oyuncular kaliteli oyuncular. Eksikler döndüğünde farklı bir Fenerbahçe oluşturacağımız düşünüyorum. Çalışacağız, elimizden geleni yapacağız. Başkanıma saygım sonsuzdur. Şu 2 maçı oynayalım bu iki maçta sonra başkanımızla oturup bir şeyleri planlayacağız. Başkanımızın enerjisi çok yüksek. Her türlü fedakarlığı yapmaya hazır. Şu anda bugünden yarına şunu alalım diye bir şeyler konuşmadık. Ben, karakter doğuştan derler ama çok inanmıyorum. Karakter hayat içinde yaşadıklarınızla, yoğrulmakla olan bir iradedir. Oyuncularımla yapmış olduğum toplantılarda bire bir görüşmelerde beden dilim, antrenmandaki hırsım birazcık bir yerlerden alacaklardır diye düşünüyorum. Ekibimle yapacağımız çalışmalarla onu biraz adım adım sabır gösterirsek üzerine koyacağımızı düşünüyorum.”
Kalecileri Altay Bayındır, Berke Özer ve Ertuğrul Çetin için ‘evlatlarım’ ifadesini kullanan Kartal, şu değerlendirmede bulundu:
“Altay, Ankaragücü’nden benim talebem onu orada ilk oynatan benim, o benim evladım gibidir. Berke de Ertuğrul da evladım gibidir. Berke’nin durumu iyiye gidiyor. Altay’da 10 gün içinde normal takım antrenmanlarına başlayacağını düşünüyorum. Duruma göre pozisyonumuza göre sayın başkanla 2 maçtan sonra tekrar bir değerlendirme yapacağız. Sezon başından beri Vitor hocanın transferleri kendi sistemine göre yapıldı. Dörtlüye geçtik burada oynayacak oyuncularımızı var ama bu birden kolay olacak işler değil. Adapte olmaları gerekiyor. Zamanla birlikte bu sistemi çalışmamız lazım. Aynı oyuncuların birlikte oynayıp bunu sindirmesi lazım. Bu arada da sonuçların iyi gelmesi gerekiyor, özgüven kazanmaları için. Oyuncuların bundan keyif alması gerekiyor. Ondan sonra zaman içinde üstüne koya koya yoluna devam edeceğiz. Bu sisteme göre transfer konusunda şu anda planlanmış bir şey yok. Elimizdeki oyuncular değerli. Onların değerli olduklarına inanıyoruz.”
Altyapıya önem verdiğini ve oradan oyuncuları da kazanmak istediğini dile getiren deneyimli teknik adam, “Benim gençlere kapım açık. Onların eğitilmesi daha iyi olması için uğraşıyorum. Gençlere şans vermeyi seven bir antrenörüm, bu süreci devam ettireceğim. Altyapının sorumlusu arkadaşlarla Tahir hocamızla sürekli görüşüyoruz. Onları da takıma alarak o havayı solumalarını istiyoruz. Zaman zaman oyuna alarak adapte etmeye çalışacağız” diye konuştu.
Mesut Özil’in kariyerli bir oyuncu olduğunu ve kendisinin de ekibe yardım etmesi gerektiğini vurgulayan Kartal, tesislerin eskisinden daha güzel olduğunu da sözlerine ekledi.

“Pozitif futbolda dörtlü sistemi savunan biriyim”
İsmail Kartal, lige verilecek arada Antalya’da 1 hafta kamp geçireceklerini söyledi.
Orada iyi çalışacaklarını ve kendilerini toparlayacaklarına inandığını aktaran Kartal, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kurşunlandığımız sene iyi bir takımımız vardı. O günkü istatistikler son 20 yılın en iyileriydi, kırılamadı o. Takımdan birçok oyuncu gitti ayrıldı sonra tekrar çok büyük transferler yapıldı, olmadı. Ben tüm raporlarımı atletik performansını Pereira, Terrenao ve Aziz Başkan'ımıza sunmuştum o zaman. Bugün Pereira ayrıldı, ben geldim üçlü sistem vardı. Benim kendime göre pozitif futbolda dörtlü sistemi savunan biriyim. Bunu hayata geçirmek için uğraşıyorum. Ben herhangi bir rapor almadım. Ama burada çalışan antrenör arkadaşlarım bana raporları verdiler."



Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
TT

Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta kış sporlarının en sıradışı ve en yüksek adrenalinli branşlarından biri olan skeletonu inceliyoruz.

Skeleton'da yarışmacı, küçük ve aerodinamik bir kızakla yüzü öne bakacak şekilde buz pistinde kayıyor. Sporcunun başı, pist yüzeyine neredeyse değecek kadar yakın duruyor ve her şey saliselerle ölçülüyor.

Dışarıdan bakıldığında son derece basit gibi görünen bu disiplin, aslında büyük teknik beceri ve cesaret gerektiriyor. Yarışçı başlangıçta kısa bir koşuyla kızağını hızlandırıyor, ardından kızak üzerine atlıyor ve vücudunu tamamen aerodinamik bir pozisyona sokuyor.

Skeleton pistleri genellikle bobsled ve diğer kızak branşlarıyla aynı parkurları kullanıyor. Bu pistler, buzla kaplı beton kanallardan oluşuyor ve virajları, eğimleri ve düz bölümleri çok hassas ölçülerle tasarlanıyor. Sporcu pistte ilerlerken bütün yönlendirmeyi yalnızca vücut ağırlığıyla yapıyor.

Kızaklarda herhangi bir direksiyon, fren ya da mekanik kontrol sistemi bulunmuyor. Bu yüzden en küçük omuz, diz ya da ayak hareketi bile kızakta yön değişimine yol açıyor. Yarışçılar bu kontrolle virajlardan geçerken saatte 130 ila 150 kilometreye ulaşan hızlara çıkıyor.

Bu sporun kökeni 19. yüzyılın sonlarına, İsviçre'nin ünlü kış kasabası St. Moritz'e dayanıyor. 1885'de burada açılan Cresta Run adlı doğal buz pisti, yüzüstü kayma fikrinin doğduğu yer kabul ediliyor.

Başlangıçta bu etkinlik daha çok cesaret meraklılarının eğlencesi olarak görülüyordu. Ancak zamanla düzenli yarışlar organize edilmeye başlandı ve spor kurumsal bir kimlik kazandı.

"Skeletal" yani iskelet kelimesinden türeyen "skeleton" adıysa 1892'de ortaya çıkan yeni metal kızak tasarımlarından geliyor. Bu kızakların ince ve iskelet benzeri yapısı, spora kalıcı ismini kazandırdı.

Skeleton ilk kez 1928 Kış Olimpiyatları'nda olimpik programa girdi. Ardından 1948'de tekrar sahneye çıktı ancak uzun yıllar boyunca olimpiyatlardan uzak kaldı.

Modern dönemle birlikte 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları'nda resmen geri döndü. O tarihten bu yana hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde olimpik bir spor olarak varlığını sürdürüyor.

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'nda ise skeleton sporuna yeni bir soluk gelecek. Bu oyunlarda programa ilk kez karışık takım yarışı eklenecek. Bir erkek ve bir kadın sporcunun toplam zamanının sonucu belirleyeceği bu format, spora yeni bir heyecan katacak.

Skeleton kızakları dışarıdan basit görünse de her santimetresi hassas mühendislikle tasarlanıyor. Kızak, çelik bir şasi, karbon fiber gövde ve iki özel metal bıçaktan oluşuyor.

Bu bıçaklar "runner" adı verilen kayıcı yüzeyleri oluşturuyor ve buzla doğrudan temas ediyor. Runner'ların keskinliği, eğimi ve ayarı, sporcunun pistteki performansını doğrudan etkiliyor.

Kızakta herhangi bir fren sistemi bulunmuyor. Sporcu yarış bittikten sonra yavaşlamak için ayaklarını buz yüzeyine sürterek duruyor. Bu da yarışın ne kadar katıksız bir fiziksel mücadele olduğunu gösteriyor.

Sporcular yarış sırasında tam koruma sağlayan kasklar, dayanıklı eldivenler ve özel yarış tulumları kullanıyor. Bu ekipmanlar hem güvenliği artırıyor hem de aerodinamik performansı iyileştiriyor.

Bir skeleton pistinin uzunluğu genellikle 1200'le 1650 metre arasında değişiyor. Pist boyunca 15 ila 20 arasında keskin viraj bulunuyor ve bazı virajlarda sporcu neredeyse 5G'ye varan merkezkaç kuvvetlerine maruz kalıyor.

Buz yüzeyi her yarıştan önce özel ekipler tarafından yeniden hazırlanıyor. Pistin sıcaklığı, nem oranı ve buzun sertliği yarış hızlarını doğrudan etkiliyor.

Yarışçılar pisti önceden defalarca yürüyerek inceliyorlar. Viraj açılarını, giriş noktalarını ve en ideal çizgiyi ezberlemek, yarışın belki de en kritik bölümünü oluşturuyor.

Skeleton yarışları tamamen zamana karşı yapılıyor. Sporcular teker teker piste çıkıyor ve her inişte en iyi süreyi elde etmeye çalışıyor.

Olimpiyat formatında genellikle 4 ayrı iniş yapılıyor. Bu 4 turun toplam süresi, nihai sıralamayı belirliyor. En küçük hata bile madalya şansını saniyeler içinde yok edebiliyor.

Başlangıç bölümü yarışın en kritik anı. Sporcu yaklaşık 30 metrelik bir alanda kızağını koşarak itiyor ve hız kazandırıyor.

Bu ilk birkaç saniyede kazanılan momentum, pistin geri kalanında elde edilecek hızı büyük ölçüde belirliyor. Zayıf bir başlangıç, kusursuz bir sürüşle bile telafi edilemiyor.

Skeleton dünya çapında Uluslararası Bobsled ve Kızak Federasyonu (IBSF) tarafından yönetiliyor. Dünya kupaları, kıta şampiyonaları ve dünya şampiyonaları bu kurumun çatısı altında düzenleniyor.

Her sezon farklı ülkelerde yapılan yarışlar, sporcuların dünya sıralamasını şekillendiriyor.

Son yıllarda Büyük Britanya, Almanya, Kanada ve ABD gibi ülkeler skeleton'da büyük başarılar elde ediyor. Pist tecrübesi ve teknik altyapı, bu sporda belirleyici rol oynuyor.

Skeleton'u diğer kış sporlarından ayıran en önemli özellik, sporcuyla pist arasındaki mesafenin neredeyse sıfıra inmesi. Yarışçı buzla kelimenin tam anlamıyla burun buruna kayıyor.

En ufak bir hata, yanlış bir ağırlık transferi ya da milisaniyelik gecikme, saniyelerle ölçülen büyük kayıplara yol açıyor. Bu da skeleton'u gerçek bir sinir, denge ve cesaret sınavına dönüştürüyor.

İzleyenler için birkaç dakikalık bir iniş gibi görünen şey, aslında yıllar süren antrenmanların ve büyük bir teknik disiplinin ürünü oluyor.

Skeleton, basit bir kızak sporu değil. Hızın, cesaretin ve buz üzerindeki ustalığın en saf hali.

Kaynaklar: ESPN, Olympics, IBSF


Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paramount+, UFC'yle yeni yayın anlaşmasının tanıtımında Conor McGregor'ı kullandı ve bu da İrlandalı dövüşçünün olası bir dönüşüne işaret ediyor.

37 yaşındaki McGregor, eski rakibi Dustin Poirier'e karşı üst üste ikinci yenilgisinde bacağının kırıldığı Temmuz 2021'den bu yana dövüşmedi.

Ancak uzun zamandır kafese geri dönmeyi düşünüyor ve yaz aylarında UFC'nin büyük ilgi gören Beyaz Saray etkinliğinde dövüşme arzusunu dile getiriyor.

Ekimde kabul ettiği, üç kez doping testine girmemesi nedeniyle aldığı 18 aylık geriye dönük ceza, bu arayışını engellemeyecek gibi görünüyor. McGregor, 20 Mart'tan itibaren tekrar UFC'de mücadele edebilecek.

"Notorious" (Kötü Şöhretli) lakaplı dövüşçü şimdiyse New York'taki Times Meydanı'nda yer alan reklam panolarında UFC'nin Paramount+'la yaptığı yeni ortaklığın tanıtımında ön planda. Bu ortaklık sonucunda Dana White'ın organizasyonu, izleme başına ödeme modelinden vazgeçip tam erişimli abonelik modeline geçiyor.

McGregor, sosyal medya hesabından reklam panosunun fotoğrafını paylaşıp, "UFC'yi yeniden harika yapmak benim için büyük bir onur olacak! Sadece @paramountplus'ta" diye yazdı.

Eski iki sıklet UFC şampiyonu McGregor, Haziran 2024'te Octagon'a geri dönmeyi planlıyordu ancak ayak parmağının kırılması nedeniyle Michael Chandler'la planlanan dövüşten iki hafta kala çekilmişti.

İrlandalı dövüşçü daha önce, Chandler'la uzun zamandır beklenen son karşılaşmanın Beyaz Saray kartı için "kesinleşmiş bir anlaşma" olduğunu iddia etmişti ancak UFC tarafından henüz hiçbir şey doğrulanmadı.

Son zamanlarda McGregor siyasete de karıştı ancak bu ay İrlanda Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçti. Ülkenin uygunluk kriterlerinin "çok kısıtlayıcı" olduğunu söyledi.

McGregor, son yıllarda çok sayıda yasal sorunla da mücadele ediyor. Kasımdaki bir hukuk davasında jüri, 2018'de kendisine tecavüz suçlamasında bulunan kadın lehine karar verdi. McGregor saldırı suçundan sorumlu bulundu ve karara karşı yaptığı itiraz temmuzda reddedilse de kendisi hakkındaki tüm iddiaları inkar ediyor.

Independent Türkçe


Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
TT

Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)

Adrenalin'den herkese merhaba, kış sporları serimizde bu hafta açık alandan çıkıp salona giriyor, milyonların büyük tutkuyla takip ettiği buz hokeyini inceliyoruz.

Buz hokeyi, izleyenleri sahadaki hızı, sert mücadeleyi ve atak temposuyla ekranlara kilitleyen bir takım sporu. Belki futbol ya da basketbol kadar yaygın bilinmiyor ancak kış sporlarının en heyecan verici ve en fiziksel disiplinlerinden biri. 

Buz hokeyinin bugün bilinen haliyle ortaya çıkışı, 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Kanada, modern buz hokeyinin beşiği olarak kabul ediliyor. Kanada'da uzun kış mevsiminde doğa şartları, donmuş göller ve nehirler üzerinde oynanan çeşitli sopalı top oyunları buz hokeyinin ilk örnekleriydi. 

Bu ilk oyunlar zamanla organize edildi, sahalar çizildi ve belirli kurallar ortaya çıktı. Birçok tarihçi, modern buz hokeyinin ilk resmi maçlarının 1870'lerde Montreal'de oynandığını belirtiyor.

Oyun, başlangıçta topu sopayla hedefe vurma üzerine kurulu basit bir eğlenceyken zamanla bugünkü disiplinli takım sporuna dönüştü. Kısa sürede Kanada'nın ulusal sporu haline geldi ve 20. yüzyıla gelindiğinde spor Kuzey Amerika dışında da hızla yayıldı. 

Bugün buz hokeyi sadece Kuzey Amerika'nın değil Avrupa ve Asya'nın da güçlü ilgi gösterdiği bir spor dalı.

Buz hokeyi, iki takım arasında özel olarak hazırlanmış pistte oynanır. Her takımın sahada 6 oyuncusu oluyor: 5 oyuncu ve bir de kaleci.

Oyuncular, sert zeminde hızla kayarak, üzerinde delikler açılmış kauçuk bir disk olan pakı sopalarını kullanarak rakip takımın kalesine sokmaya çalışıyor. Maç süresince tempo son derece yüksek çünkü oyuncular hem defans hem hücum görevlerini aynı anda yürütür. 

Rakip oyuncularla yapılan fiziksel temas buz hokeyinin ayrılmaz bir parçası. Bu temas sadece güç göstergesi değil aynı zamanda oyunu kazanmak için alan açma ve rakibin hamlelerini engelleme amacıyla kuruluyor. 

Buz hokeyinde temas belirli kurallarla sınırlı ve sporcular çarpışırken güvenlik ekipmanları kullanıyor. Bu ekipmanlar kask, yüz maskesi, dişlik, dirsek ve dizlikler gibi fiziksel darbelerin etkisini azaltmak üzere tasarlandı.

Bir buz hokeyi maçı üç eşit süreye bölünür ve bu süreler profesyonel düzeyde genellikle 20 dakikadır. Oyun durunca süre de durduğundan, yayın ve mola süreleriyle birlikte bir maç genellikle 2 ila 2,5 saat sürer.

Takımlar süre boyunca kaleyi savunma ve hücum etme görevini dengeli biçimde yürütür. Buz hokeyinde amaç rakip kaleye gol atmak ve her gol bir puan olarak kayda geçiyor. 

Maç sonunda en çok gol atan takım kazanıyor. Beraberlik durumunda ekstra süre veya penaltı atışlarıyla kazanan belirlenebiliyor. Bu uygulamalar liglere ve turnuvalara göre değişiyor.

Buz hokeyinde kullanılan pak, sertleştirilmiş vulkanize kauçuktan yapılır ve profesyonel seviyede yaklaşık 170 gram ağırlığındadır. Çapı 7,62 santimetre, kalınlığıysa 2,54 santimetredir. 

xcdfvg
Buz hokeyinde kaleciler sahaya özel koruma ekipmanlarıla çıkıyor (Wendell Cruz-Imagn Images)

Maçlardan önce paklar soğutulur, hatta dondurulur çünkü soğuk pak buz üzerinde daha kontrollü kayar ve zıplama ihtimali azalır. Bu da pasların daha düzgün gitmesini ve şutların daha isabetli olmasını sağlar. 

Paklar son derece serttir ve profesyonel maçlarda saatte 160 kilometreyi aşan hızlara ulaşabildiği için tribünlerde ve oyuncu ekipmanlarında ek güvenlik önlemleri alınır.

Kale, metal bir çerçeveden ve pakın içeri girmesini sağlayan ama geri çıkmasını engelleyen özel bir ağdan oluşur. 

Standart bir buz hokeyi kalesi 1,83 metre genişliğinde ve 1,22 metre yüksekliğindedir. Kale direkleri genellikle çelikten yapılır ve kırmızı renkle boyanır, ağ ise dayanıklı naylon iplerden örülür. 

Oyun sopalarıysa oyuncunun pozisyonuna ve oyun tarzına göre değişir. Sopalar ağırlıklı olarak karbon fiber ve kompozit malzemelerden üretilir, bu da onları hem hafif hem de esnek hale getirir. 

Sopanın "bıçak" olarak adlandırılan düz kısmı genellikle plastikle güçlendirilmiş kompozitten yapılır ve pak kontrolünü artıracak şekilde hafif kavisli olur. Sopaların uzunluğu oyuncunun boyuna göre ayarlanır ve kurallara göre buz üzerinde dururken sopanın omuz hizasını geçmemesi gerekir. 

Buz hokeyinin kuralları oyun akışını hızlı ve adil kılacak biçimde geliştirilmiştir. 

Örneğin, "ofsayt" yani önde olma kuralı, bir oyuncunun paktan önce rakip savunma hattını geçerek avantaj sağlamasını engeller. Bir diğer temel kural "icing"dir. Bu kural, takımın kendi yarı sahasından pakı rakip kale çizgisinin ötesine doğru fırlattığında oyunun durmasına neden olur ve avantajlı pozisyonu engeller. 

Bu kurallar, oyunun kontrolünü sağlar ve stratejik hücumları öne çıkarır. Oyuncular arasında sert temas ve itişmeler sıkça görülse de oyunu düzenleyen kurumlar bu teması belirli sınırlar içinde tutmak için yaptırımlar uygular.

Fauller, duruşlar ve rakibe sopayla müdahale gibi durumlar hakemler tarafından cezalandırılır ve takım kısa süreli oyuncu eksikliğiyle mücadele eder.

Buz hokeyinde kavgalar sahada çok hızlı gelişebilir ve izleyenler için şaşırtıcı görünebilir. Yüksek tempolu maçlarda, özellikle güçlü rakipler karşı karşıya geldiğinde bazen birkaç saniye içinde birden fazla oyuncu arasında fiziksel temas tırmanıp yumruklaşmaya dönüşebilir. 

Bu tip durumlarda hakemlerin hemen araya girmediğini görmek de normaldir. Bunun nedeni, hokey kurallarında kavganın "oyunun akışı içinde" değerlendirilmesi ve bir tür kontrollü istisna olarak kabul edilmesidir. 

Hakemler bir mücadele sırasında yumruklaşmanın başladığını gördüğünde genellikle oyuncular yere düşene veya birbirlerini ayırana kadar bekler; çünkü anında müdahale hem hakemin hem de oyuncuların güvenliği açısından riskli olabilir. 

Ancak bu bekleme kavganın serbest olduğu anlamına gelmez. Buz hokeyi kurallarına göre kavga eden oyuncular otomatik olarak ceza alırlar ve çoğu ligde bu ceza en az 5 dakika olarak uygulanır. 

Eğer bir oyuncu provokasyon yaratır, üçüncü bir oyuncu kavgaya dahil olursa, kask çıkarıp ekstra fiziki temas kurarsa veya kaleci gibi normalde kavgaya dahil olmayan bir oyuncu yumruklaşmaya katılırsa bu cezalar daha da ağırlaşır. Maçtan ihraç veya uzun süreli ceza söz konusu olabilir. 

Hokey kurumları oyuncu güvenliğini ilk sıraya koyduklarından bu tür olaylara uygulanan yaptırımlar her sezon biraz daha sıkılaştırılıyor.

Buz hokeyinin bugün ulaştığı en üst seviye, National Hockey League'dir (NHL).

NHL, 1917'de Kuzey Amerika'da kuruldu ve kısa sürede dünyanın en elit buz hokeyi organizasyonu hâline geldi. 

Bu lig, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nden toplam 32 takımı bir araya getirir. NHL sezonu Ekim ayında başlar ve Nisan ayında normal sezon maçlarıyla devam eder. 

Ardından playofflar gelir ve Stanley Cup için mücadele eden takımlar şampiyonluk kupasını kazanmak için iç saha ve deplasman avantajlarını kullanarak yıllık bir seri yaparlar. 

Stanley Cup, spor dünyasında profesyonel takım sporları arasında en prestijli kupalardan biri olarak kabul edilir.

NHL sadece oyuncuların en üst düzey yeteneklerini sergilediği bir organizasyon değil aynı zamanda buz hokeyinin küresel markası hâline gelmiş bir yapıdır. 

NHL'de izlenen oyun hızı, sertlik seviyesi ve rekabet çıtası, dünyanın diğer bölgelerindeki liglere ve milli takımlar düzeyindeki müsabakalara ilham veriyor. 

Kanada'da özellikle Quebec, Ontario ve Manitoba gibi eyaletlerde genç yetenekler NHL kulüplerinin altyapı sistemlerinde yetiştiriliyor ve buradan profesyonel başarı basamaklarına tırmanıyor. Aynı şekilde ABD'de Minnesota, Michigan gibi eyaletler buz hokeyi altyapısına yatırım yapan önemli merkezler.

NHL dışındaki önemli liglerin başında Avrupa ligleri geliyor. Özellikle Kıtasal Hokey Ligi (KHL), Rusya merkezli olmak üzere Belarus, Çin ve Kazakistan'da da takımların mücadele ettiği, dünyadaki en güçlü ikinci lig olarak kabul ediliyor. 

KHL, yüksek bütçeli takımları, uluslararası oyuncu çeşitliliği ve seyirci ilgisiyle NHL'e ciddi bir alternatif oluşturuyor. 

İsveç, Finlandiya, Çekya ve İsviçre gibi ülkelerde organize edilen ulusal profesyonel ligler de yerel takımların ve genç yeteneklerin gelişimini destekliyor. Bu liglerde oynanan maçlar, Avrupa kupaları gibi turnuvalara katılım ve milli takım konularında sporcular için prestijli bir yarış imkanı sunuyor.

Elbette buz hokeyi yalnızca kulüp düzeyinde değil milli takımlar arasında da büyük bir rekabet sunuyor. Olimpiyat Oyunları ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu tarafından organize edilen Dünya Şampiyonası, sporun uluslararası sahnedeki en önemli organizasyonları arasında. 

Kaynaklar: NHL, TBHF, Red Bull