Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal: Şampiyonluk iddiamız devam ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal: Şampiyonluk iddiamız devam ediyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Fenerbahçe Teknik Direktörü Kartal, "Ne kadar kötü olsa da liderin 17 puan gerisindeyiz. Matematiksel olarak her şeye rağmen şampiyonluk iddiamız devam ediyor" dedi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, Fenerbahçe için burada olduğunu ve takımı en üst seviyeye çıkarmak için uğraşacağını söyledi.
Ülker Stadı'nda düzenlenen basın toplantısına Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, yönetim kurulu üyeleri Selahattin Baki, Mustafa Kemal Danabaş, Ruşen Çetin ve Fethi Pekin katıldı.
Hedefinin Fenerbahçe’nin başarısı olduğunu hatırlatan Kartal, başkanla görüşmesinde sezon sonunu konuşmadığını vurgulayarak, “Ben Fenerbahçeliyim. Bugünden yarına bunları konuşmanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bugün için en üst seviyeye takımı nasıl çıkartırım onu düşünüyorum. Ben bunun için buradayım. Şu an sezon sonu için bir şeyim yok. Ben Fenerbahçeliyim. Başkanla konuşuruz. Her zaman için güzel ve doğru olanın yolunu buluruz. Fenerbahçe’nin başarısı için.” İfadelerini kullandı.
Fenerbahçe’de büyük mutluluklar yaşadığını ve sarı-lacivertlilerin hayatında büyük bir yere sahip olduğunu anlatan Kartal, şöyle devam etti:
“Fenerbahçeme tekrar, ikinci kez geldim. Bana bu görevi layık gören Ali Koç ve yöneticilerimize çok teşekkür ediyorum. Başkanımızla çok samimi bir görüşme içinde göreve talip oldum. Beni aradığında hiç tereddüt etmeden başkanla buluşmaya gittim. Başkan bana Fenerbahçe futbol aklı olarak yaşananları, giden teknik direktörle ilgili yaşananları takımın durumunu her şeyi net ifade etti. Bu takımın bir parçası olmamı benden istedi. Ben de Fenerbahçe için, her zaman takımın parçası olmam için, bu takımı takip ettiğimi oyuncuların kapasitesini bildiğimi kendisine izah ettim. ‘Sorumluluk alırım, söz konusu Fenerbahçe ise geçmişte olduğu gibi bugün de bu sorumluluğu omzumda taşırım’ dedim. Fenerbahçe çatısı altında bana destek olunduğu sürece gerisi teferruattır. Hayatımın büyük bölümü bu tribünlerden gelen biri olarak hiç bir şey düşünmeden bu camiaya gönül veren kalpten severek her şeyimi vermeye hazır bir insanım. Bunun için bu görevi kabul ettim. Çok kısa bir zaman oldu. Bugün 8’inci gün. Oyuncu kardeşlerimle Samandıra’da vakit geçiriyor, çalışıyoruz. Şu an takımın mental olarak biraz enerjisinin düşük olduğunu gördüm, gözlemledim. Oyuncuların kariyerlerinin yukarıda olduğunu ama mental olarak biraz aşağıda olduğumuzun farkındayım. Şu an mental olarak takımı yükseltmek için bütün çabamla uğraşıyorum. Bir taraftan da oyuncularımızın fiziksel, teknik, taktik olarak ne yapmamız gerektiğini pozitif futbol oynamamız gerektiğinin taraftarlarımızın ne istediğini bilen bir antrenörüm.”

“Şampiyonluk iddiamız devam ediyor”
İsmail Kartal, Fenerbahçe camiasının nasıl bir futbol izlemek istediğinin farkında olduğunu dile getirdi.
Zamanla yarıştığını hatırlatan Kartal, “Oyuncularımla vakit geçirmem, çalışmam, fizik, teknik, taktik ve mental olarak zamanımız olsaydı bunu çok önemli bir fırsata çevirebilirdik ama böyle bir şansımız yok. 3 günde bir maç oynuyoruz. Buna rağmen Samandıra’da geçirdiğim 7 günde oyuncularımla yaptığım grup toplantılarında ve bireysel toplantılarda oyunculardan pozitif elektrik aldım bu da beni çok mutlu etti.” değerlendirmesinde bulundu.
Taraftarların istenmeyen sonuçlarda tepkisinin doğal olduğunu aktaran Kartal, “Taraftarlarımız her zaman haklıdır. Taraftarlar varsa biz varız. Taraftarlarımız sayesinde bu camia ayakta kaldı. Biz birlik olduğumuzda en zor günde birlikte nasıl bir camia olduğumuzu herkese gösterdik. Bu kulüp en büyük sivil toplum gücüdür. 3 Temmuz sürecinde bunu herkese gösterdik. Ben evimde bu göreve gelemeden önce Fenerbahçe’nin maçlarını izlerken bazen çok üzülüyordum. Bu takım bu değil bu oyuncular bu değil. Çok daha iyisini yapabileceklerini görebiliyordum. 3 kulvarda gidiyoruz. Ne kadar kötü olsa da liderin 17 puan gerisindeyiz. Matematiksel olarak her şeye rağmen şampiyonluk iddiamız devam ediyor. Ziraat Türkiye Kupası var, konferans ligi var. Çok koşan disiplinli Prag gibi bir takıma karşı oynayacağız. Hep birlikte bir karar aldık. 3 kulvarda mücadele ediyoruz ve oyuncularımızı burada mücadele edebilecek seviyeye getirmek benim görevim. Bunun için buraya geldim. “ şeklinde görüş belirtti.

Kartal'dan taraftara "destek" çağrısı
İsmail Kartal, taraftarlardan yarınki maçta destek istedi.
Camianın yarınki maçla beraber eski günlerine dönmesi gerektiğini kaydeden Kartal, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe ailesi olarak taraftarlarımızın yarınki maçta özellikle bir milat olarak bir başlangıç yapmak istiyorum. Hakemin başlangıç düdüğünden bitiş düdüğüne kadar taraftarların bu takıma, oyunculara güvenmelerini istiyorum. Taraftarlarımıza güveniyorum, onların da beni sevdiğini biliyorum. Benden çok oyuncularıma inanmalarını, destek olmalarını istiyorum. Bugün birlik olma, beraber olma günü. Bunun için buraya geldim. İnşallah hep birlikte bir ekip olarak, başkanımızın yöneticilerimizin bize inanan ve güvenen medya mensuplarımızın vereceği hoşgörüyle biraz zamana ihtiyacımız var. Taraftarlarımızın zamanla düzeltebileceğime inanmalarını istiyorum. Oyuncularımızın her biri bizim için değerlidir. Değerli oldukları için buradalar. Onlara bu formanın değerinin, bunu giymenin sorumluluğunu ne yapmaları gerektiğini anlattım. Bundan sonra bu bilinçle maçlara hazırlanacağımızı bu bilinçle özel yaşantılarında hareket etmelerini onlardan istedim. Bu benim hakkım. Bütün taraftarlarımızın benden beklentisi var, ben hayatımı bu işe verdim. Bu yolda oyuncularımın bana verdikleri enerji pozitif. İnançlıyım, mutluyum, oyuncularıma güveniyorum.”
Kısa zamanda her şeyin değişemeyeceğinin altını çizen Kartal, “Ben içimden geldiği gibi konuşan bir insanım, rol yapmam yapamam zaten. Mesut dünya çapında, çok yetenekli bir oyuncu, düzgün de bir insan. Kendisiyle dün konuştum, görüştük. Ufak tefek problemler olabilir. Samimi bir görüşme geçti. Kendisi de bundan mutlu oldu. Bundan sonra daha iyi olacak diye düşünüyorum. Bugün bu ülkede kaç tane İrfan Can Kahveci gibi oyucu var. Bunlar bizim oyuncularımız, bunlara sahip çıkacağız. 3 kulvarda gidiyoruz hepsi bizim oyuncumuz. El ele vereceğiz ve elimizden gelenin en iyisini yapacağız” şeklinde görüş belirtti.

“Biraz sabır gerekiyor”
İsmail Kartal, pozitif futbolu dörtlü sistemle oynamayı sevdiğini ifade etti.
Taraftarları mutlu edecek pozitif futbolun gereklerini yerine getirmek istediklerini anlatan Kartal, şunları aktardı:
“Biraz sabır gerekiyor. Oyuncular kaliteli oyuncular. Eksikler döndüğünde farklı bir Fenerbahçe oluşturacağımız düşünüyorum. Çalışacağız, elimizden geleni yapacağız. Başkanıma saygım sonsuzdur. Şu 2 maçı oynayalım bu iki maçta sonra başkanımızla oturup bir şeyleri planlayacağız. Başkanımızın enerjisi çok yüksek. Her türlü fedakarlığı yapmaya hazır. Şu anda bugünden yarına şunu alalım diye bir şeyler konuşmadık. Ben, karakter doğuştan derler ama çok inanmıyorum. Karakter hayat içinde yaşadıklarınızla, yoğrulmakla olan bir iradedir. Oyuncularımla yapmış olduğum toplantılarda bire bir görüşmelerde beden dilim, antrenmandaki hırsım birazcık bir yerlerden alacaklardır diye düşünüyorum. Ekibimle yapacağımız çalışmalarla onu biraz adım adım sabır gösterirsek üzerine koyacağımızı düşünüyorum.”
Kalecileri Altay Bayındır, Berke Özer ve Ertuğrul Çetin için ‘evlatlarım’ ifadesini kullanan Kartal, şu değerlendirmede bulundu:
“Altay, Ankaragücü’nden benim talebem onu orada ilk oynatan benim, o benim evladım gibidir. Berke de Ertuğrul da evladım gibidir. Berke’nin durumu iyiye gidiyor. Altay’da 10 gün içinde normal takım antrenmanlarına başlayacağını düşünüyorum. Duruma göre pozisyonumuza göre sayın başkanla 2 maçtan sonra tekrar bir değerlendirme yapacağız. Sezon başından beri Vitor hocanın transferleri kendi sistemine göre yapıldı. Dörtlüye geçtik burada oynayacak oyuncularımızı var ama bu birden kolay olacak işler değil. Adapte olmaları gerekiyor. Zamanla birlikte bu sistemi çalışmamız lazım. Aynı oyuncuların birlikte oynayıp bunu sindirmesi lazım. Bu arada da sonuçların iyi gelmesi gerekiyor, özgüven kazanmaları için. Oyuncuların bundan keyif alması gerekiyor. Ondan sonra zaman içinde üstüne koya koya yoluna devam edeceğiz. Bu sisteme göre transfer konusunda şu anda planlanmış bir şey yok. Elimizdeki oyuncular değerli. Onların değerli olduklarına inanıyoruz.”
Altyapıya önem verdiğini ve oradan oyuncuları da kazanmak istediğini dile getiren deneyimli teknik adam, “Benim gençlere kapım açık. Onların eğitilmesi daha iyi olması için uğraşıyorum. Gençlere şans vermeyi seven bir antrenörüm, bu süreci devam ettireceğim. Altyapının sorumlusu arkadaşlarla Tahir hocamızla sürekli görüşüyoruz. Onları da takıma alarak o havayı solumalarını istiyoruz. Zaman zaman oyuna alarak adapte etmeye çalışacağız” diye konuştu.
Mesut Özil’in kariyerli bir oyuncu olduğunu ve kendisinin de ekibe yardım etmesi gerektiğini vurgulayan Kartal, tesislerin eskisinden daha güzel olduğunu da sözlerine ekledi.

“Pozitif futbolda dörtlü sistemi savunan biriyim”
İsmail Kartal, lige verilecek arada Antalya’da 1 hafta kamp geçireceklerini söyledi.
Orada iyi çalışacaklarını ve kendilerini toparlayacaklarına inandığını aktaran Kartal, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kurşunlandığımız sene iyi bir takımımız vardı. O günkü istatistikler son 20 yılın en iyileriydi, kırılamadı o. Takımdan birçok oyuncu gitti ayrıldı sonra tekrar çok büyük transferler yapıldı, olmadı. Ben tüm raporlarımı atletik performansını Pereira, Terrenao ve Aziz Başkan'ımıza sunmuştum o zaman. Bugün Pereira ayrıldı, ben geldim üçlü sistem vardı. Benim kendime göre pozitif futbolda dörtlü sistemi savunan biriyim. Bunu hayata geçirmek için uğraşıyorum. Ben herhangi bir rapor almadım. Ama burada çalışan antrenör arkadaşlarım bana raporları verdiler."



Suudi boks devi Alalshikh: Glazer ailesi de United’dan gitmeli

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suudi boks devi Alalshikh: Glazer ailesi de United’dan gitmeli

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Suudi kraliyet danışmanı ve boks başkanı Turki Alalshikh, Manchester United'ın çoğunluk sahibi Glazer ailesinin de teknik direktör Ruben Amorim'in ardından Old Trafford'dan ayrılması gerektiğini söyledi.

Eski Sporting CP menajeri Amorim'in pazartesi sabahı görevden alınmasıyla 14 aylık çalkantılı bir dönemin sonu geldi.

Amorim'in ayrılışının, hafta sonu Leeds'le 1-1 berabere kalınan maçın ardından yaptığı ve sportif direktör de dahil diğer departmanların ve personelin işlerini düzgün yapmalarını talep ettiği bir çıkışın ardından kulüp yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Suudi Arabistan Genel Eğlence Otoritesi Başkanı ve Riyad'da birçok üst düzey boks maçının organizatörü Alalshikh, daha önce kulübün taraftarı olduğunu açıklamıştı.

Pazartesi sabahı X'te, Amorim'in üzerinde "kovuldu" yazısı bulunan bir fotoğraı paylaşıp şunları yazdı:

Allah'a şükür... Sonunda... Glazer [ailesi] de yakında gitsin.

Manchester United'ın çoğunluk sahibi olan Amerikalı Glazer ailesi, 20 yıl önce kulübü devralmalarından bu yana, özellikle kulübün biriktirdiği devasa borç nedeniyle uzun süredir taraftarların eleştirilerine maruz kalıyor.

Glazer ailesi çoğunluk hissedarı olmaya devam etse de futbol operasyonlarının kontrolü 2024'te kimya grubu Ineos'un sahibi azınlık hissedarı Sör Jim Ratcliffe'e geçmişti.

Alalshikh, United'ın sahipliği hakkında daha önce de yorum yapmıştı. Ekimde kulübün yeni bir yatırım bulma sürecinde olduğunu söyleyerek tartışma yaratmıştı ancak bunun gerçekten yaşandığına dair hiçbir işaret yoktu.

Sosyal medyada şunları paylaşmıştı:

Bugün duyduğum en iyi haber, Manchester United'ın yeni bir yatırımcıya satılma konusunda anlaşmayı tamamlama aşamasında olması. Umarım önceki sahiplerden daha iyidir.

Daha sonra bir açıklama yayımlamıştı:

Açıklığa kavuşturmak gerekirse, ben yatırımcı değilim, onlar da benim ülkemden değiller. Bu paylaşımı, anlaşmanın gerçekleşmesini dileyen bir taraftar olarak yapıyorum ancak gerçekleşmeyedebilir.

Yatırım anlaşmasına dair başka bir haber çıkmamıştı.

Independent Türkçe


Görevden alınan Ruben Amorim, Manchester United'ın en kötüsü mü?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Görevden alınan Ruben Amorim, Manchester United'ın en kötüsü mü?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Manchester United menajeri olarak geçirdiği zorlu dönem sona eren Ruben Amorim, Old Trafford'da kıskanılmayacak bir miras bıraktı.

Sporting CP'deki muhteşem döneminin ardından büyük beklentilerle gelen Amorim, United'daki 14 aylık görev süresinde takımın kaderini değiştirmeyi başaramadı ve bunun yerine sonuçlarda ciddi bir düşüşe neden oldu.

Çok kötü geçen ilk sezonunda ligi 15. sırada bitirdi ve Avrupa Ligi finalinde Tottenham karşısında alınan aşağılayıcı yenilgiyle durum daha da kötüleşti.

Bu sezon bazı iyileşmeler olsa da Amorim, katı bir şekilde sadık kaldığı 3-4-2-1 felsefesinin yerleştiğine dair nadiren işaret gösterdi ve United, o sırada sadece iki puanı olan Wolves'a karşı evinde puan kaybetmek de dahil sürekli aksaklıklar yaşadı.

Yönetimin görev süresine son verme kararı, Amorim'i tarihteki en kötü United menajerleri arasına yerleştiriyor ve bu durum istatistiklerle de destekleniyor.

Amorim, kulübü sadece yüzde 38,71'lik bir galibiyet oranıyla bırakıyor. Bu, Sör Alex Ferguson'ın 1986'da göreve gelmesinden bu yana Old Trafford'da görev yapan 11 teknik direktör arasında en düşük ikinci oran. Portekizli teknik direktör, 61 maçta sadece 24 galibiyet, 17 beraberlik ve inanılmaz bir şekilde 21 mağlubiyet elde etti. En uzun galibiyet serisiyse sadece üç maç oldu ve bunu da iki kez başardı.

Modern zamanlarda daha kötü bir galibiyet yüzdesine sahip tek United teknik direktörü, tüm müsabakalarda yüzde 37,93'lük galibiyet oranıyla Amorim'inkinden sadece biraz daha düşük olan Ralf Rangnick.

Ancak Rangnick, Kırmızı Şeytanlar'ın başına yalnızca geçici olarak geçmişti ve aslında Premier Lig'de ikisi arasında daha iyi bir karneye sahip.

Amorim, United'ın başında geçirdiği süre boyunca lig maçlarının üçte birinden azını kazandı; yüzde 31,9'luk galibiyet oranı, Rangnick'in yüzde 41,7'lik oranından önemli ölçüde düşük. Maç başına ortalama 1,23 puanla, Premier Lig dönemindeki herhangi bir United menajerinin en kötü ortalamasına sahip.

Ve kalıcı menajerler sözkonusu olduğunda, Amorim seleflerinin yanına bile yaklaşamıyor. Amorim, taraftarların hafızasında iyi bir yeri olmamasına rağmen, kulüp tarihinin en yüksek üçüncü galibiyet yüzdesine sahip Erik ten Hag'ın yerine gelmişti.

Öte yandan Portekizlinin aksine ilk sezonunu bitmeden görevden alınan Ferguson'un halefi David Moyes, yüzde 52,94'lük çok daha üstün bir galibiyet oranına sahipken, iki sezonluk görev süresinde Louis van Gaal'in yüzde 52,43'lük galibiyet oranı bunun biraz altında kaldı.

xcvfgh
Ruben Amorim'in Manchester United'daki performansı, David Moyes'in performansından çok daha kötüydü (AP)

Ole Gunnar Solskjaer (yüzde 54,17) ve Jose Mourinho (yüzde 58,33) da Old Trafford'daki dönemlerinde önemli ölçüde daha iyi performanslar sergiledi. Mourinho, Ferguson döneminden bu yana kulübün kupa açısından en başarılı teknik direktörü oldu.

United, Ferguson sonrasında uzun vadeli lider bulmakta hâlâ zorlanıyor. Efsanevi İskoç'un 27 yılda kazandığı 26 büyük kupa ve yüzde 59,7'lik galibiyet oranının tekrarlanmasına henüz yaklaşılamadı.

Independent Türkçe


Teknik, cesaret, hız ve risk: Alp disiplini hakkında her şey

Slalom kayakları sert dönüşler için daha kısa olacak şekilde tasarlanırken, iniş ve Süper-G kayakları yüksek hızda dengeyi artırabilmek için daha uzun yapılıyor (Reuters)
Slalom kayakları sert dönüşler için daha kısa olacak şekilde tasarlanırken, iniş ve Süper-G kayakları yüksek hızda dengeyi artırabilmek için daha uzun yapılıyor (Reuters)
TT

Teknik, cesaret, hız ve risk: Alp disiplini hakkında her şey

Slalom kayakları sert dönüşler için daha kısa olacak şekilde tasarlanırken, iniş ve Süper-G kayakları yüksek hızda dengeyi artırabilmek için daha uzun yapılıyor (Reuters)
Slalom kayakları sert dönüşler için daha kısa olacak şekilde tasarlanırken, iniş ve Süper-G kayakları yüksek hızda dengeyi artırabilmek için daha uzun yapılıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Havalar soğumuş ve kar yağışları başlamışken biz de geçen hafta ilk yazısını yayımladığımız kış sporları serimize devam ediyoruz. Bu hafta Alp disiplinini inceleyeceğiz.

Alp disiplini, kayak sporunun doğduğu 19. yüzyılın sonunda Norveç gibi kuzey ülkelerinde gelişti. Kayakçıların dağ inişlerinde becerilerini ölçmek için yaptığı yarışlar zamanla daha organize etkinliklere dönüştü. 20. yüzyıla gelindiğinde Alp disiplini, yurtiçinde düzenlenen yarışların ötesine geçerek uluslararası kupalar ve şampiyonalar düzeyine çıktı. Modern Alp disiplini, Kış Olimpiyatları programına ilk kez 1936'da girdi ve o günden beri kış sporlarının en popüler branşlarından biri.

Alp disiplini, kayak sporunun en köklü ve en çok izlenen branşlarından. Farklı pist yapıları, kapı düzenleri ve yarış formatları nedeniyle her disiplin, sporculardan değişik beceriler talep ediyor. Kimi yarışlar saf tekniği, kimileriyse yüksek hızda karar verme yeteneğini ön plana çıkarıyor. Alp disiplini yarışları; slalom, büyük slalom, Süper-G, iniş, kombine ve paralel olmak üzere 6 farklı türde koşuluyor. 

Slalom

Slalom, Alp disiplininin en teknik ve aynı zamanda en yavaş yarışı. Bunun temel nedeni, kapıların diğer tüm disiplinlere kıyasla çok daha yakın yerleştirilmiş olması. Bu düzen, kayakçıları sık ve hızlı yön değiştirmeye zorluyor. Sporcular için denge, zamanlama ve refleks her şeydir.

Slalom yarışları görsel açıdan da son derece etkileyici. Özellikle Avusturya'nın Schladming kentinde düzenlenen gece slalomu, her yıl podyumun saliselerle belirlendiği en ikonik yarışlardan biri.

Slalomun öne çıkan özellikleri

Kayakçılar kapılara çok yakın kayar ve düşüş hattında kalmak için kapıları elleriyle veya kaval kemikleriyle iter.

Yaralanma riskini azaltmak için yaylı ve eğilebilir direkler kullanılır.

Yarışlar iki etap üzerinden yapılır, ikinci etapta pist farklı şekilde kurulur.

İlk etapta en hızlı 30 kayakçı ikinci etaba kalır ve ters sırayla start alır.

İki etap toplam süresi en kısa olan kayakçı kazanır.

Kapılar arası mesafe minimum 6, maksimum 13 metredir.

Düşey irtifa kaybı erkeklerde 180 - 220 m, kadınlarda 140 - 200 m.

Eğim yüzde 33 ile yüzde 45 arasında olmalıdır.

En bilinen yarışlar: Schladming ve Kitzbühel.

Büyük Slalom

Büyük slalom, slaloma kıyasla daha yüksek hızların görüldüğü ancak teknik gerekliliklerin hâlâ çok belirgin olduğu bir disiplin. Kapı sayısı daha az ve kapılar daha geniş aralıklarla yerleştiriliyor. Bu da daha uzun dönüşler ve daha akıcı bir kayma anlamına geliyor.

Ancak hata payı düşük. Kenarlara iyi basmak, dönüşleri temiz kesmek ve doğru hattı korumak büyük slalomda başarı için kritik öneme sahip. Val d'Isere, Adelboden ve Alta Badia gibi pistler bu disiplinin klasik adresleri arasında.

Büyük slalomun öne çıkan özellikleri

Kayakçılar slaloma göre daha geniş bir hat kullanır, kapıları genellikle omuzlarıyla iter.

Kapılar daha serttir ve hataya karşı daha az toleranslıdır.

Yarışlar aynı gün içinde iki etap olarak yapılır, ikinci etap için pist yeniden kurulur.

İlk etaptaki en hızlı 30 kayakçı ikinci etaba kalır ve ters sırayla başlar.

Toplam süresi en kısa olan kayakçı kazanır.

Kapılar arası mesafe en az 10 metredir.

Düşey irtifa kaybı erkeklerde 250 - 450 m, kadınlarda 250 - 400 m.

Zorunlu bir eğim oranı yoktur; pist genellikle dalgalıdır ve yaklaşık 40 metre genişliğindedir.

En ünlü yarışlar: Adelboden ve Alta Badia.

Süper-G (Süper Büyük Slalom)

Süper-G, inişle büyük slalom arasındaki boşluğu doldurmak için oluşturulmuş nispeten yeni bir disiplin. İlk Dünya Kupası Süper-G yarışı 1982'de yapıldı. Adını "Süper Büyük Slalom" ifadesinin kısaltmasından alıyor.

Bu disiplinde hız ciddi şekilde artıyor ancak teknik hâlâ belirleyici unsurlardan biri. Marco Odermatt gibi sporcular, Süper-G'nin hem cesaret hem de çizgi bilgisi gerektiren yapısını zirveye taşıyor.

Süper-G'nin öne çıkan özellikleri

Yarışlar tek etap üzerinden yapılır.

Pistte önceden antrenman yapılmaz, yalnızca pist incelemesine izin verilir.

Kapılar arası mesafe en az 25 metredir.

Düşey irtifa kaybı erkeklerde 400 - 650 m, kadınlarda 400 - 600 m.

Arazi dalgalı ve engebeli olmalı, pist yaklaşık 30 metre genişliğinde olmalıdır.

En bilinen yarışlar: Cortina d'Ampezzo ve Beaver Creek.

İniş (Downhill)

İniş yarışları, birçok kişi için Alp disiplininin zirvesi. Bu disiplin, sadece güçlü bacaklar değil, yüksek hızda doğru karar verme yeteneği de gerektiriyor. Wengen'deki Lauberhorn ya da Kitzbühel'deki efsanevi Streif pistinde hızlar saatte 160 kilometreye kadar çıkabiliyor.

FIS'in tanımıyla bir iniş yarışı; teknik, cesaret, hız, risk, fiziksel kondisyon ve karar verme yeteneğinin birleşimi. Büyük sıçramalar ve uzun düzlükler, bu disiplini görsel olarak da en etkileyici yarışlardan biri haline getiriyor.

İnişin öne çıkan özellikleri

Yarışlar tek etap üzerinden yapılır.

Yarıştan önce en az bir antrenman etabı zorunludur.

Kapılar arası mesafe en az 25 metredir.

Düşey irtifa kaybı erkeklerde 750 - 1100 m, kadınlarda 450 - 800 m.

Pist, farklı hızlara izin verecek şekilde tasarlanmalı ve yaklaşık 30 metre genişliğinde olmalıdır.

En bilinen yarışlar: Kitzbühel (Streif), Wengen, Val Gardena, Bormio ve Garmisch-Partenkirchen.

Kombine

Kombine yarışları, "en komple kayakçı kim?" sorusuna cevap vermek için var. Bu formatta sporcular, biri hız diğeri teknik olmak üzere iki farklı etapta yarışıyor. Genellikle ilk etap iniş veya Süper-G, ikinci etapsa slalom oluyor. Kazanan, iki etabın toplam süresine göre belirleniyor.

Kombinenin öne çıkan özellikleri

İki etap yapılır: Hız disiplini ve slalom.

Slalom, iniş ve Süper-G'nin kendi teknik kuralları geçerlidir.

FIS üç ana format tanımlar: Alp Kombinesi, Klasik Kombine ve özel formatlar.

Klasik kombinede hız etabı her zaman iniştir.

Alp kombinesinde hız etabı iniş veya Süper-G olabilir.

Özel formatlarda üçlü veya dörtlü disiplin kombinasyonlarına izin verilir.

Bazı yarışlarda Alp disiplinleri, kuzey disiplini, yüzme veya yelken gibi branşlarla birleştirilebilir.

Paralel

Paralel yarışlarda iki kayakçı, yan yana kurulmuş iki pistte aynı anda start alıyor. Yarışlar paralel slalom veya paralel büyük slalom formatında düzenlenebiliyor. Adil bir rekabet için pistlerin eğimi ve kar yapısı mümkün olduğunca aynı hazırlanıyor.

Kayakçılar iki etap koşuyor ve ikinci etapta pist değiştiriyor. Böylece bir sporcu ilk etapta mavi pistte kaydıysa, ikinci etapta kırmızı pistte yarışıyor.

Paralel yarışların öne çıkan özellikleri

Pist düşüşü 80 - 100 metre.

Pistlerde 20 - 30 kapı bulunur.

Etap süreleri genellikle 20 - 25 saniyedir.

Final turunda en fazla 32 kayakçı yarışır.

Daha fazla sporcu varsa kronometreli eleme yapılır.

Eleme sistemi uygulanır; iki etapta toplam süresi daha hızlı olan kayakçı tur atlar.

Kaynaklar: Olympics, Red Bull, FIS