Gine ve Moritanya, Mali'ye sınırlarını kapatmayacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Gine ve Moritanya, Mali'ye sınırlarını kapatmayacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından sert yaptırımlara maruz kalan Mali'ye Gine ve Moritanya'dan destek geldi.
Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop tarafından yapılan yazılı açıklamada, hafta başında Gine ve Moritanya'dan gelen delegasyonların Mali'ye desteğini yinelediği belirtildi.
Açıklamada, Gine ve Moritanya'nın ECOWAS ülkelerinin aksine sınırlarını Mali'ye kapatmama kararı aldığı kaydedildi.
Mali'de 24 Mayıs'ta darbeyle iktidara gelen cunta yönetimi, 2 Ocak'ta, demokratik seçimleri 5 yıl erteleme kararı aldıklarını duyurmuştu.

BM'nin Mali'ye yaptırımlarını Çin ve Rusya engelledi
ECOWAS ülkeleri, cuntanın 5 yıl yönetimde kalma kararının ardından 9 Ocak'ta Gana'nın başkenti Akra'da olağanüstü toplanmıştı.
Zirvede, ECOWAS ülkelerinin Bamako büyükelçilerini geri çağırması, Mali'nin Batı Afrika Devletleri Merkez Bankasındaki (BCEAO) varlıklarının dondurulması, ekonomik yardımların durdurulması, temel ihtiyaç maddeleri ve tıbbi malzemeler haricinde Bamako ile her türlü ticari ilişkinin askıya alınması ve ECOWAS ülkelerinin Mali'ye sınırlarını kapatması kararı alınmıştı.
Aynı zamanda Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (UEMOA) de ekonomik ambargo uygulayacağını açıklamıştı.
Fransa da 12 Ocak'ta ECOWAS'ın Mali'ye yaptırımlarına destek içeren bildiriyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunmuştu.
BMGK'nin yaptırımlara destek vermesini öngören bildiri, Çin ve Rusya tarafından engellenmişti.

AB'den de yaptırım
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 13 Ocak'ta ECOWAS'ın aldığı ambargo kararı doğrultusunda AB'nin de Mali'ye yaptırım uygulayacağını duyurmuştu.
Batı Afrika'da yer alan 15 üye ülkeden oluşan ECOWAS, Gine ve Mali'deki darbenin ardından bu 2 ülkenin üyeliklerini askıya almıştı.
ECOWAS üyesi komşuları Senegal, Nijer, Burkina Faso, Fildişi Sahili'nin Mali'ye hava ve kara sınırlarını kapatması ülkenin adeta "abluka" altına alınmasına neden olmuştu.
Mali'ye, ECOWAS üyesi olmayan diğer komşusu Cezayir'den destek gelmişti. Halihazırda cuntanın yönetimde olduğu diğer komşu Gine de ECOWAS üyeliği askıya alındığı için ambargo kararını tanımıyor. Moritanya'nın ise ECOWAS üyesi olmadığı için ambargoya uyma zorunluluğu bulunmuyor.

22 Ocak'ta eylemler düzenlenecek
Mali'deki cunta yönetimi hem ECOWAS hem AB'nin aldığı yaptırım kararlarına karşı çıkarak halkı meydanlara çağırmıştı.
Başta başkent Bamako olmak üzere ülke çapında 14 Ocak'ta yaptırımları protesto etmek için eylemler düzenlenmişti.
Gösterilerde, Fransa'nın ülkedeki askeri varlığı da protesto edilirken, eylemcilerin Rusya bayrakları taşıması ise dikkati çekmişti.
Öte yandan yurt dışında bulunan Mali diasporası, 22 Ocak'ta yeniden sokaklara dökülme çağrısı yaptı.
Mali'nin yanı sıra başta Fransa ve ABD olmak üzere birçok ülkede ECOWAS yaptırımları protesto edilecek.



Tebbun: Cezayir ordusunun Nijer'e gönderilmesi, hayati çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun (DPA)
TT

Tebbun: Cezayir ordusunun Nijer'e gönderilmesi, hayati çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun (DPA)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun dün yaptığı açıklamada, Nijer'e askerî birlik gönderilmesi kararının “hayati çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığımızı ve önleyici yaklaşımımızı” yansıttığını söyledi.

Tebbun, Kurtuluş Devrimi'nin 72'nci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Bu yıl dönümü, ülkenin yüksek çıkarlarının gerektirdiği konularda farkındalığı artırmak için yenilenen bir fırsattır. Bu çerçevede, kardeş ve komşu bir ülkeyle iş birliği kapsamında anayasal yetkilendirme ve kurumsal uzlaşı devreye girmiştir” ifadelerini kullandı.

Nijer'e Cezayir ordusuna bağlı birliklerin gönderilmesi kararına işaret eden Tebbun, bu adımın “hayati çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığımızı ve mevcut bölgesel koşullar karşısında ulusal güvenlik stratejimizin temel belirleyicilerinden biri olan önleyici yaklaşımı yansıttığını” belirtti.

Tebbun, kararın aynı zamanda istikrarın korunması gereklilikleriyle örtüştüğünü vurgulayarak, “Yeni Cezayir, siyasi egemenlik anlayışı ve Kasım Devrimi'nin ruhunu yansıtan bağımsız kararları doğrultusunda kaynaklarını ve imkânlarını istikrar ortamında değerlendirmektedir” dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz pazartesi günü Nijer'e askerî birlik gönderilmesi kararını almıştı. Cezayir Parlamentosu da daha önce cumhurbaşkanının askerî birlik gönderilmesine ilişkin talebini oylayarak kabul etmişti. Tebbun, bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, Nijer'in kendi ifadesiyle Sahel bölgesi dışındaki bir ülke tarafından finanse edilen silahlı bir grubun tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söylemişti.

Oylama, parlamentonun iki kanadında ayrı ayrı gerçekleştirilen kapalı oturumlarda yapıldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmeler sırasında yoğun gizlilik önlemleri uygulanırken, basın mensuplarının oturumları takip etmesine izin verilmedi. İktidar yanlısı partiler kararı desteklerken, muhalefet partileri konuya ilişkin sessiz kalmayı tercih etti.


Husiler, Lahic'in kuzeyinde tuzağa düşürüldü

Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinin batısında görev yapan Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker. (AFP)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinin batısında görev yapan Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker. (AFP)
TT

Husiler, Lahic'in kuzeyinde tuzağa düşürüldü

Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinin batısında görev yapan Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker. (AFP)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinin batısında görev yapan Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker. (AFP)

Yemen'in güneybatısında çatışmalar daha şiddetli bir aşamaya girerken, Lahic ile Taiz vilayetleri arasındaki sınır hattında bulunan Makâtıra cephesi, Husilerin ağır kayıplar verdiği bir çatışma alanına dönüştü. Husilerin, Taiz ile güney vilayetlerini birbirine bağlayan en önemli kara güzergâhlarından biri olan Hicetü'l-Abd yolu üzerindeki stratejik yüksek noktaları ele geçirmek amacıyla bölgeye takviye birlikler ve zırhlı araçlar sevk ettiği bildirildi.

Bölgede topçu ateşinin eşlik ettiği geniş çaplı bir Husi saldırısı ve yüksek kesimler üzerinden ilerleme girişimleri yaşandı. Saldırılar sırasında bazı mevzileri ele geçiren Husiler, daha sonra Yemen hükümet güçleri ile Makâtıra, Züreykâ ve Mekâbide bölgelerinden yerel savaşçıların karşı saldırısıyla karşılaştı. Hava ve topçu desteğiyle gerçekleştirilen operasyonlarda Husilerin çok sayıda mensubu ve askerî aracı etkisiz hale getirilirken, Anan Dağı yeniden kontrol altına alındı ve Makâtıra Kalesi'ne yönelik ilerleme girişimi engellendi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  Züreykâ çevresinde ise çatışmaların sürüyor.

Husilerin ikmal hatları da takviye birliklerini ve alternatif güzergâhları hedef alan hava saldırılarıyla vuruldu. Öte yandan, örgüt mensubu yaklaşık 60 savaşçının cenazesinin Turbe kentine ulaştığı yönünde haberler yayımlandı.

Taiz'in diğer cephelerinde de güney ve batı kesimlerinde çatışmalar devam etti. Şakab, Akruz ve Misrah bölgelerinde Husi mevzileri ve askerî araçları hedef alındı.


Hizbullah'ın güvence vermesine rağmen Lübnan'da üçüncü savaş endişesi

Dün Güney Lübnan'da Kefr Tebnit ve Arnun köyleri arasında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen duman. (AFP)
Dün Güney Lübnan'da Kefr Tebnit ve Arnun köyleri arasında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Hizbullah'ın güvence vermesine rağmen Lübnan'da üçüncü savaş endişesi

Dün Güney Lübnan'da Kefr Tebnit ve Arnun köyleri arasında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen duman. (AFP)
Dün Güney Lübnan'da Kefr Tebnit ve Arnun köyleri arasında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen duman. (AFP)

Hizbullah'ın İran, ABD ve İsrail arasında patlak verebilecek yeni bir çatışmaya dahil olmayacağı yönündeki güvencelerine rağmen, Lübnan'da İsrail'le üçüncü bir savaş yaşanacağına ilişkin endişeler giderek artıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın kaygılarının temelinde, Hizbullah'ın mart ayında yaşanan ikinci savaş öncesinde de benzer güvenceler vermiş olması yatıyor. Ancak örgüt, kısa süre sonra bu taahhüdünden geri adım atmıştı.

Öte yandan Lübnanlı resmî bir kaynak Şarku’l Avsat’a, İsrail ile yürütülen müzakerelerin, pilot bölgelerin silahlardan arındırıldığının doğrulanması görevini kimin üstleneceği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle çıkmaza girdiğini belirtti.

Kaynağa göre bu konuda iki seçenek bulunuyor. Lübnan'ın karşı çıktığı ilk seçenek, İsrail'in önerdiği üzere söz konusu görevin sivil toplum kuruluşlarına (STK) verilmesi. Buna karşılık Tel Aviv, Beyrut'un bu görevin 1949'dan bu yana Lübnan'da görev yapan Ateşkes Denetleme Gücü'ne verilmesi yönündeki önerisini reddediyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı'nı ziyaret eden heyetlerin aktardığına göre Avn, ordunun İsrail ordusuyla doğrudan iletişim kanalı açmayı reddetmesinin kendi talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini belirtti. Avn, bunun için henüz çok erken olduğunu vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanı'nın aktarılan sözleri şöyle:

“İsrail ordusu topraklarımızı işgal etmeyi sürdürürken ve her gün bu topraklara saldırırken, doğrudan iletişim kurulması şu aşamada mümkün değil.”