Kendine "dünyanın en havalı diktatörü" diyen El Salvador lideri Nayib Bukele kimdir?

Nayib Bukele, belediye başkanlığından El Salvador liderliğine uzanan yolda hem övgüler hem de eleştiriler aldı (Reuters)
Nayib Bukele, belediye başkanlığından El Salvador liderliğine uzanan yolda hem övgüler hem de eleştiriler aldı (Reuters)
TT

Kendine "dünyanın en havalı diktatörü" diyen El Salvador lideri Nayib Bukele kimdir?

Nayib Bukele, belediye başkanlığından El Salvador liderliğine uzanan yolda hem övgüler hem de eleştiriler aldı (Reuters)
Nayib Bukele, belediye başkanlığından El Salvador liderliğine uzanan yolda hem övgüler hem de eleştiriler aldı (Reuters)

38 yaşında El Salvador Devlet Başkanı olan Nayib Bukele kot pantolonları, spor şapkaları ve deri ceketleriyle siyasiler arasında pek rastlanmayan tarzının yanı sıra ilk defa Bitcoin'i resmi para birimi ilan eden ve jeotermal enerjiyle kripto para madenciliği yapan sıradışı bir lider olarak sık sık dünya gündeminde yer alıyor.
TIME dergisinin "2021'in en etkili 100 kişisi" arasında gösterdiği Bukele, kimilerine göre Orta Amerika'da yeni bir tarih yazarken, kimileriyse El Salvador'un giderek otoriterleştiğini ve genç liderin yozlaşarak tüm siyasi gücü elinde toplamaya çalıştığını düşünüyor.
Independent Türkçe, kendini "dünyanın en havalı diktatörü" olarak niteleyen Bukele'nin belediye başkanlığından El Salvador liderliğine yolculuğunu, kariyerindeki önemli noktaları, tepki toplayan açıklamalarını ve geniş yankı uyandıran projelerini sizin için derledi.

Filistin kökenli, Osmanlı pasaportlu
1981'de El Salvador'da doğan Bukele, farklı ülke ve dini inanışların yer aldığı bir soydan geliyor. Genç devlet başkanının baba tarafından dedesi ve babaannesi, Osmanlı pasaportuyla Kudüs ve Beytüllahim'den El Salvador'a göçen Hıristiyan Filistinliler. Anne tarafından dedesiyse Ortodoks Hıristiyanlık mezhebinden bir Yunan iken, anneannesi de Katolik inancına mensuptu. 
40 yaşındaki Bukele'nin babası Armando Bukele Kattán ise tekstil, eczacılık ve medya alanında önemli yatırımlar yapan, üniversitede doktora derecesine sahip bir iş insanıydı. Sonradan İslam dinine geçip imam olan Armando, 1992'de El Salvador'daki ilk camiyi kurmuştu. 2015'te vefat eden Bukele'nin babası, ülkedeki Müslüman toplumda tanınan figürlerden biri olmuştu.
El Salvador'da Cizvitler tarafından yönetilen Orta Amerika Üniversitesi'nde hukuk eğitimi gören Bukele, üniversiteyi bitirmeden 18 yaşında iş hayatına atıldı, otomotiv sektöründe çalıştı ve Yamaha gibi ünlü markaların ülkedeki bayiliğini üstlendi.
Bukele, El Salvador'daki iç savaşta ABD destekli askeri yönetime karşı mücadele eden 5 solcu gerilla organizasyonunun oluşturduğu Farabundo Marti Farabundo Ulusal Özgürlük Cephesi'nin (Frente Farabundo Martí para la Liberación Nacional -FMLN) eski liderlerinden Facunda Guardado'nun, 1999'da düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerindeki adaylığına destek vererek siyasete atıldı.
11 Mart 2012'deki yerel seçimlere FMLN'den katılan Bukele, ülkenin güneyindeki Nuevo Cuscatlán'da belediye başkanlığını kazandı. 1 Mayıs'ta göreve başlayan Bukele, not ortalaması 4 üzerinden 3,5 olan gençlerin ülkedeki istediği üniversiteye gidebilmesini sağlayan bir burs programı başlattı. Ayrıca Bukele'nin üç yıllık belediye başkanlığı döneminde yılda 12 cinayet yaşanan Nuevo Cuscatlán'da bu oran bire indi.

Başkente 65,5 milyon TL'lik yatırım
Genç siyasetçi, 2015'te düzenlenen yerel seçimlere de yine FMLN'den katıldı ve bu sefer de ülkenin başkenti San Salvador'un belediye başkanı seçildi. Bukele, 2017'de Tayvan'ın başkenti Taipei'ye ziyarette bulundu ve San Salvador'la Taipei'nin kardeş şehir bağlantılarını güçlendirdi.

Nayib Bukele, genelde ters taktığı spor şapkası ve baskılı tişörtleriyle oluşturduğu kendine has tarzıyla biliniyor (Reuters)
Bukele bir yıl sonra da Kudüs'teki bir konferansa katıldı, burada Yahudiler için kutsal olan Ağlama Duvarı'nı ziyaret etti ve dönemin Kudüs Valisi Nir Barkat'a eşi Gabriela Rodríguez de Bukele'nin dedesinin Sefarad Yahudisi olduğunu söyledi. San Salvador Belediye Başkanı olarak görevinin son döneminde de başkentin tarihi bölgelerinde yenileme çalışmaları için toplamda yaklaşık 5,7 milyon dolarlık (yaklaşık 65,5 milyon TL) yatırım yaptı.
Ancak Bukele, parti üyesi Xóchitl Marchelli'ye sözlü ve fiziksel olarak saldırdığı, parti içinde bölünme yaratmaya çalıştığı ve 2014-2019 arasında FMLN'den seçilerek El Salvador Devlet Başkanı olan Salvador Sánchez Cerén'e ağır eleştirilerde bulunduğu gerekçesiyle 10 Ekim 2017'de partiden ihraç edildi. Bundan bir yıl sonra düzenlenen yerel seçimlerdeyse FMLN, San Salvador dahil 20 belediyenin kontrolünü, Meclis'te de 8 koltuğu kaybetti.

FMLN'den ihraç ve Yeni Fikirler'in kuruluşu
FMLN'den ihraç edilmesiyle Bukele, 2019'da aday olmayı hedeflediği devlet başkanlığı seçimlerine katılmak için önce bir yurttaş hareketi olarak başlattığı Yeni Fikirler'i (Nuevas Ideas) duyurdu. Bukele, Yeni Fikirler'i 2017'de bir siyasi partiye dönüştürmeyi amaçlasa ilk etapta bunu başaramadı.
Siyasetçi, 2018'de yasal olarak gereken 50 bin imzayı büyük farkla geçip üç günde 200 bin imza toplayarak partinin kurulması için Yüksek Seçim Kurulu'na resmi başvuru yaptı fakat partinin resmiyet kazanması ve Bukele'nin buradan aday olabilmesi için işlemler gerekli sürede tamamlanamadı.

Bukele seçimleri rakiplerine fark atarak kazanmıştı (Reuters)
Muhalif FMLN ve sağcı Ulusal Cumhuriyetçi İttifakı'nın (Alianza Republicana Nacionalista -ARENA) atadığı kişilerden oluşan kurulun, Bukele'yi engellemek için süreci geciktirmiş olabileceği de savunulmuştu.
Bunun üzerine Bukele, 2019 başkanlık seçimlerine merkez sağ Ulusal Birlik İçin Büyük İttifak (Gran Alianza por la Unidad Nacional -GANA) partisinden girdi.

FMLN-ARENA tekeli kırıldı
Seçim kampanyalarında ülkeyi son 20 yıldır yöneten iki merkez parti FMLN ve ARENA'nın icraatlarını sert dille eleştiren Bukele, organize suç ve yolsuzlukla mücadele ve yoksullukla gelir adaletsizliğini önleme vaatleriyle ön plana çıktı. 
Kot pantolon ve deri ceket gibi siyasi arenada alışılmadık kıyafetlerle kendine has bir tarz oluşturan Bukele, kampanyasında özellikle sosyal medyayı çok iyi kullandı ve Z kuşağına (1997-2012 arası doğanlar) ulaşmayı başardı. 
"Kimse çalmazsa hepimize yetecek kadar para var" gibi sloganlarla özellikle gençler arasında büyük sempati kazanan siyasetçinin seçim kampanyası stratejisi olumlu yanıt verdi. Bukele, seçimin ilk turunda oyların yüzde 54'ünü kazanarak, ülkede 1984'ten bu yana ARENA ve FMLN dışında bir partiden devlet başkanı seçilen ilk isim oldu.
Bukele'nin galibiyeti, ülkeyi son 25 yıldır yöneten iki merkez partinin hakimiyetini kaybettiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Zafer konuşmasında genç siyasetçi "Onlar (ARENA ve FMLN), her zamanki gibi halkımızın asla uyanmayacağını düşündüler, yorulmak bilmeden bizim iyi şeyler yapmamızın imkansız olduğunu söylediler" ifadelerini kullandı.

Parlamentoda tepki çeken tasfiyeler
Şubat 2021'de düzenlenen parlamento seçimlerindeyse Yeni Fikirler, 84 kişilik mecliste koltukların 56'sına sahip oldu. Ülkedeki 262 belediyenin 137'si de Bukele'nin partisinin kontrolünde.
Parlamento seçimlerinin ardından düzenlenen ilk oturumda Yüksek Mahkeme üyesi 5 hakimin ve Başsavcı Raul Melara'nın mayısta düzenlenen seçimle görevden alınmasıysa büyük tepki topladı. Yüksek Mahkeme, Bukele'nin Haziran 2020'de Kovid-19 tedbirleri kapsamında uyguladığı sokağa çıkma yasaklarının anayasaya aykırı olduğuna karar vermişti. Bukele'nin bu hamlesinin de bir misilleme olarak görüldüğü bildirilmişti.
ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch –HRW) verilerine göre Bukele yönetiminin açıkladığı tecrit kurallarını ihlal eden 4 bin 236 kişi polis tarafından gözaltına alındı ve kötü muamele gördü.

Meclis'te Bukele'nin partisi Yeni Fikirler'in çoğunluğu kazanmasıyla ilk oturumda gerçekleşen görevden almalar, ABD ve El Salvador arasında gerginliğin artmasına yol açmıştı (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Bukele'yi arayarak hakimlerin görevden alınmasından "ciddi şekilde endişe duyduklarını" belirtti. Bukele'yse oturumda 64 "Evet" oyuna karşı 19 "Hayır" oyu ve 1 çekimser oyla alınan karardan memnun olduğunu ifade etti.

"Tüm gücü elinde toplamaya çalışıyor"
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'ta HRW yetkililerinin kaleme aldığı bir yazıda, söz konusu gelişmeler hakkında yapılan değerlendirmelerde, Bukele yönetiminin başa geldiğinden beri "tüm siyasi gücü eline geçirmeye çalıştığı" savunulurken, ülkenin gün geçtikçe daha da otoriter bir çizgiye doğru kaydığı yorumu yapıldı.

Trump'la kurduğu yakınlığı Biden'la kuramadı
Eski ABD Başkanı Donald Trump'la iyi geçinen, onun göçe karşı katı politikalarına destek vererek kendine ABD'de de destekçiler edinen Bukele, Trump'tan daha farklı bir Orta Amerika siyaseti izleyen ABD Başkanı Joe Biden'la aynı ritmi henüz tutturamadı.
Biden yönetimi, El Salvador liderini insan haklarını ihlal etmek ve otoriter uygulamalara başvurmakla suçlarken, Yüksek Mahkeme tasfiyesinin ardından Bukele'nin parti özel kalemi Carolina Recinos da dahil bazı isimleri yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle yaptırım listesine aldı.
Öte yandan Şubat 2021'de Bukele'nin haber vermeden Washington DC'ye düzenlediği bir ziyarette ABD Başkanı'yla görüşme talep ettiği fakat Biden'ın bunu reddettiği iddia edildi.
Bukele'yse gezinin resmi olmadığını, eşi ve çocuğuyla ABD'ye vakit geçirmek için gittiğini ve Biden'la görüşme talebinde de bulunmadığını savundu.

2024'te yeniden seçim yolu göründü
Yüksek Mahkeme'nin Eylül 2021'de Bukele'nin yeniden seçilmesine onay veren kararı da halkın bir kesimi tarafından tepkiyle karşılandı. Eski uygulamaya göre devlet başkanı seçilen kişinin yeniden seçime girmesi için 10 yıl beklemesi gerekiyordu. Bu kararın değiştirilmesiyle Bukele için 2024'te ikinci kez seçime girme yolu açılmış oldu.

Kararın ardından binlerce kişi başkent San Salvador'da sokağa dökülmüş ve Bukele karşıtı sloganlar atarak protesto düzenledi.

Protestocular, "Diktatör Bukele" sloganlarıyla El Salvador Devlet Başkanı'nın istifasını istemişti (Reuters)
San Salvador'daki ABD Maslahatgüzarlığı'ndan yapılan açıklamadaysa "ABD, El Salvador Yüksek Mahkemesi Anayasa Kurulu tarafından 3 Eylül'de alınan kararı kınıyor" ifadelerine yer verildi.

Polis ve askeriyenin yenilenmesi
Yüksek suç oranı, suç örgütleri ve çetelerle mücadele vaadiyle göreve gelen Bukele, 20 Haziran 2019'da "Bölge Denetim Planı"nı duyurdu. Plan, ülkedeki belirli bölgelerde güvenlik güçlerinin sayısıyla etkisini artırmayı ve suç oranlarını düşürmeyi öngörüyordu. Plan dahilinde hem Ulusal Polis (Policía Nacional Civil de El Salvador) hem de El Salvador Silahlı Kuvvetleri (Fuerza Armada de El Salvador) birliklerine daha iyi ateşli silahlar, mühimmat, teçhizat, helikopter ve devriye araçları sağlanması hedefleniyordu.

"Düğmeye basmak istersek basarız"
Fakat Şubat 2020'de ARENA ve FMLN, plan için ABD'den alınması öngörülen 109 milyon dolarlık (yaklaşık 1,2 milyar TL) krediyi oylamak için söz konusu çalışmaya dair kendilerine yeteri kadar bilgi verilmediğini savunarak, bütçe görüşmelerinde oy vermeyeceklerini açıkladı. Bunun üzerine silahlı asker ve polisler Meclis'i baskın düzenledi ve ülkede tansiyon yükseldi.

Polis ve ordunun Meclis'e baskın düzenlemesi uluslararası basında da büyük yankı uyandırdı (El Faro / Víctor Peña)
Muhalefetin süreci tıkamaya çalıştığını savunan Bukele'yse olayın ardından yaptığı konuşmada muhalefete gözdağı vererek "Düğmeye basmak istersek basarız" dedi.
HRW, Bukele'nin "kaba kuvvet kullandığını" söyleyerek ABD merkezli Amerikan Devletleri Örgütü'ne (Organization of American States –OAS) çağrıda bulundu.

Suç oranında ciddi düşüş
Özellikle Latin Amerika ve Karayipler'deki organize suç örgütlerine odaklanan, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen araştırma kuruluşu InSight Crime'ın verilerine göre, Bukele'nin Bölge Denetim Planı'nın hayata geçirilmesiyle, 100 bin kişi başına işlenen cinayet oranı 2018'de yüzde 51 iken, 2019'da yüzde 36'ya indi. Aynı oran 2016'da yüzde 81 civarındaydı.
Bukele, 20 Temmuz 2021'de attığı bir tweette silahlı kuvvetlerdeki asker sayısını 5 yıl içinde iki katına çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Buna göre her 15 haftada bir yeni bir grup askerin birliğe ekleneceğini ve 20 bin kişilik ordunun 40 bin askere sahip olacağını ifade etti.

"Bukele suç örgütleriyle gizli anlaşma yaptı"
Öte yandan Bukele yönetiminin suç örgütleriyle anlaşma yaptığı ve suç oranlarındaki ciddi düşüşün bundan kaynaklandığı iddiaları da gündeme geldi.
Muhalif haber sitesi El Faro'da yayımlanan ve hapishane kayıtlarından yola çıkılarak hazırlanan haberde, 2019'da iktidara geldiğinden beri Bukele yönetiminin, ülkenin en ünlü suç örgütlerinden Mara Salvatrucha 13'ün (MS-13) ve rakibi Barrio 18'in hapishanedeki üyeleriyle gizli görüşmeler yaptığı öne sürüldü.

Vücutlarına yaptırdıkları dövmelerle tanınan, uyuşturucu kaçakçılığından cinayete kadar birçok suça karışmış olan MS-13, ülkenin en ünlü çetelerinden (El Faro / Víctor Peña)
Haberde çetelerle, cinayet oranlarını azaltmaları ve Bukele'nin yeniden seçilmesine destek vermeleri için anlaşma sağlamak amacıyla görüşmeler düzenlendiği iddia edildi. Fakat Bukele iddiaları yalanlarken, daha sonra da kara para akladığı gerekçesiyle El Faro hakkında soruşturma başlatıldı.
Aralık 2021'de ABD de Bukele yönetimini bu çetelerle gizlice müzakere etmekle suçladı. ABD Hazine Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada El Salvador yönetiminin şiddet olaylarının azaltılması ve cinayet sayısının düşürülmesi için çetelere para aktardığı iddia edildi. Açıklamada çetelerle temasa geçtiği gerekçesiyle Adalet Bakan Yardımcısı Osiris Luna Meza ve Social Fabric Reconstruction Unit (Sosyal Dokuyu Yeniden Yapılandırma Birimi) adlı yardım kuruluşunun başkanı Carlos Amílcar Marroquín Chica'nın yaptırım listesine alındığını duyuruldu.

Barrio 18'in yaklaşık 30 bin ila 50 bin üyesi olduğu düşünülüyor (Reuters)
Bukele ise resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada iddiaların yalan olduğunu savundu.

Bitcoin'i resmen tedavüle sokan ilk ülke
Bukele'nin dünya gündemine oturan bir icraatı da Bitcoin'i resmi olarak tedavüle sokmasıydı. El Salvador liderinin Haziran 2021'de Bitcoin'in yasal bir para birimi olarak tanınmasına ilişkin yasa teklifi kongreden geçti ve eylülde de kripto para resmi olarak dünyada ilk defa bir ülke tarafından kullanılmaya başlandı.

Dijital cüzdan "Chivo"yla işlem yapılabilmesi için başkent San Salvador'un farklı noktalarına ATM'ler yerleştirilmişti (Reuters)
Bukele'nin Twitter hesabından eylülde yaptığı açıklamada, 200 yeni Bitcoin daha alındığı ve ülkenin toplamda piyasa değeri 21 milyon dolar (yaklaşık 241,7 milyon TL) olan 400 Bitcoin'i bulunduğu bildirildi.
Uygulama kapsamında yurttaşlar kimlik numaralarıyla yönetimin sağladığı dijital Bitcoin cüzdanı Chivo'ya erişebilme hakkı kazanırken, vergi ödemelerinin bile kripto parayla yapılması sağlandı. Bukele, ayrıca Chivo'da hesap açtıran herkese 30 dolar (yaklaşık 345 TL) değerinde Bitcoin verileceğini de duyurdu.

Kripto para kararına karşı protestolar
Ancak Bitcoin'i resmen tedavüle sokan ilk ülke olan El Salvador'da bu karar halkın bazı kesimleri tarafından tepkiyle karşılandı.
Eylülde kararın açıklanmasının ardından binlerce kişi sokaklara dükldü ve yönetim karşıtı sloganlar attı. Bazı protestocular ATM benzeri Bitcoin otomatlarını yakarken, bazıları da ellerinde "Diktatör Bukele" yazılı pankartlar taşıdı.

Bitcoin'in resmi para birimi olarak kabul edilmesine tepki gösteren halk, Chivo ATM'lerini ateşe vermişti (AP)
Bitcoin'in yasal para birimi olarak kullanılmasına karşı gelenler, kripto paranın değerinin öngörülemez şekilde değişmesinin, halihazırda yoksul haldeki Orta Amerika ülkesini daha da istikrarsızlaştıracağını ve enflasyonu yükselteceği eleştirisinde bulundu.
Bukele'yse resmi Twitter hesabında yapığı açıklamada yurttaşlardan sabırlı olmalarını dileyerek "Tüm yenilikler gibi, El Salvador'un Bitcoin sürecinin de bir öğrenme eğrisi olacak. İleriye yönelik tüm yollar böyledir. Hiçbir şey bir günde ya da bir ayda başarılmayacak" dedi.
Öte yandan ülkenin ulusal gazetesi La Prensa Grafica'nın anketinde, Bitcoin kararının ardından gelen tepkilere rağmen Bukele'nin kamuoyu güveni oranının yüzde 85,1'le yine yüksek kaldığı bildirildi.

Yanardağ eteğinde "Bitcoin şehri"
Protestolara rağmen Bitcoin'le ilgili projelere devam eden Bukele, kasımda dünyanın ilk "Bitcoin şehri" projesini de duyurdu.

Bukele, Bitcoin'e desteğini göstermek için Twitter hesabından paylaştığı fotoğrafla, Tesla CEO'su Elon Musk'ın da yer aldığı lazer göz akımına katıldı (Twitter / @nayibbukele)
Bukele, düzenlediği basın toplantısında şehrin Conchagua Yanardağı'nın etrafında kurulacağını, kripto para madenciliğinin buradan elde edilen jeotermal enerjiyle yapılacağını ve yaklaşık 300 bin Bitcoin'e mal olacağını söyledi.

Bukele, "Bitcoin şehri" projesini tanıtırken "Bu sadece iyi bir fikir değil. İnsanlığın evrimi" ifadelerini kullandı (Reuters)
Devlet başkanı, yeni şehirde "yerleşim alanlarının, ticari alanların, hizmetlerin, müzelerin, eğlence merkezlerinin, barların, restoranların, havalimanlarının, gemi limanlarının, demiryollarının, yani her şeyin Bitcoin'le çalışacağını" ifade etti. 
Duyuruda ayrıca şehirde gelir vergisi alınmayacağı ve sadece katma değer vergisinin uygulanacağı, toplanan vergilerin yarısının şehrin inşası için diğer yarısının da bakım ve temizlik çalışmaları için harcanacağı bildirildi. 

"Kürtaj soykırımdır"
Bukele yönetimi, ilk defa 1998'de yürürlüğe konan ve üç kez oylama yapılmasına rağmen iptal edilmeyen kürtaj yasağına desteğiyle de gündem oldu.
Nikaragua, Honduras ve Dominik Cumhuriyeti'yle birlikte en katı kürtaj yasaklarından birini uygulayan Orta Amerika ülkesinde hayati tehlike teşkil eden sakatlıklar, annenin can sağlığına tehdit oluşturabilecek durumlar ya da tecavüz vakalarında bile kürtaj yasadışı kabul ediliyor. Buna uymayan kadınlarsa cinayet suçundan yargılanabiliyor ve 50 yıla kadar hapis cezası alabiliyor.
Ekim 2021'de, kadın hakları gruplarının taleplerine rağmen Meclis'te yapılan görüşmelerde 73'e 11 oyla kürtaj yasağının yürürlükte kalmasına karar verildi.
Kasımdaysa Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesi (The Inter-American Court of Human Rights), Bukele yönetiminin, adı Manuela olarak açıklanan, kürtaj yaptırmaya çalıştığı gerekçesiyle 2008'de tutuklanan ve 2010'da hapishanede hayatını kaybeden iki çocuk annesi kadının hakkını ihlal ettiğini duyurdu. 
Geçen hafta da kürtaj yasağından dolayı 30'ar yıl hapis cezası alan ve kimlikleri Karen, Kathy ve Evelyn olarak açıklanan üç kadın serbest bırakıldı. 

Katı kürtaj yasaklarının uygulandığı El Salvador'da kadın hakları aktivistleri, Devlet Başkanı Nayib Bukele yönetimine karşı protestolar düzenlemişti (AP)
Kürtajın Suç Olmaktan Çıkarılması İçin Yurttaş Grubu (Citizen's Group for the Depenalization of Abortion), salıverilmeden önce Karen'in 6, Kathy'nin 8, Evelyn'in de 13 yıldır hapis yattığını ve kürtaj yasaklarından ötürü 14 kadının daha hapiste olduğunu bildirdi.
Bukele, Puerto Rikolu rapçi Residente'yle geçen yıl yaptığı bir söyleşide, "Bence, nihayetinde gelecekte kürtajın gerçekleştirdiğimiz büyük bir soykırım olduğunu fark edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Eşcinsel evliliğe de karşı
El Salvador lideri aynı zamanda eşcinsel evliliğe karşı duruşuyla da biliniyor. Residente'yle söyleşisinde Bukele, "evliliğin geleneksel olarak bir erkekle kadın arasında yapıldığını" düşündüğünü belirtti.
Ayrıca Eylül 2021'de anayasal reform çalışmalarına dair yaptığı açıklamada da Bukele, kürtaj yasağının yanı sıra eşcinsel evliliğe dair yasakla ilgili de herhangi bir değişikliğe gidilmeyeceğini duyurdu.
Bukele'nin gelecekte El Salvador'u hangi yöne götüreceği tartışmalı. Henüz adaylığını resmen açıklamamış olsa bile genç liderin ve ülkesinin kaderini önemli ölçüde belirleyecek köşe taşlarından biri 2024'teki seçimler olacak.
Öte yandan tepki çeken kararları, ses getiren hamleleri, siyasi duruşu ve sıradışı projeleriyle Bukele ileride de gündemden düşmeyecek gibi görünüyor.
Independent Türkçe



Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla
TT

Rusya, savaş sonrası zor bir seçimle karşı karşıya: Bir başka stratejik müttefikini kaybetmeyi göze almak mı, yoksa Trump'ı kızdırmak mı?

Görsel: AFP / Al Majalla
Görsel: AFP / Al Majalla

Samer Elias

İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş, Rusya'yı son derece zor bir duruma soktu. İsrail ve ABD’nin füzeleri, Moskova'nın en tatlısı bile acı olan zor seçimlerden kurtulmasını sağlayabilecek arabuluculuk rolünü üstlenme konusundaki son umutlarını da yok etti. İran'ı askeri olarak desteklemek; İsrail'i feda ederek onun tarafında yer almak ve daha da önemlisi, ABD Başkanı Donald Trump'ı kızdırmak ve Rusya'nın Ukrayna ile ‘beka’ savaşı konusunda yönetiminin Moskova yanlısı tutumunda bir değişiklik beklemek anlamına geliyor.

Öte yandan bir buçuk yıldan kısa sürede Kremlin'in Batı karşıtı ideolojisine ve çok kutuplu dünya inşa etme projelerine en yakın olan üçüncü müttefikini kaybetmesi, Rusya'nın Batı'ya rakip olacak uluslararası örgütler ve gruplar kurma çabalarına indirilen darbe olduğu kadar, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in müttefiklerini savunma konusundaki itibarına ve güvenilirliğine de ağır bir darbeydi. İran'ın Rusya'nın güney sınırlarına yakın stratejik bölgelere açık coğrafi erişimi nedeniyle, İran'daki rejimin devrilmesi, Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemlerinin çökmesine, silah ve uyuşturucu kaçakçılığının artmasına ve mülteci dalgalarına yol açarak Rusya'nın komşuları arasında istikrarsızlığa neden olabilir.

Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanan tarihi güvensizlik göz önüne alındığında, Batı’nın İran’daki mevcut hükümeti devirmeyi başarması halinde, ülkedeki herhangi bir yeni rejim Rusya’ya yönelebilir ya da mevcut rejimin iktidarda kalması halinde savaştan aldığı derslere dayanarak Rusya ve uluslararası güçlerle ilişkilerini gözden geçirebilir.

İran’ın Arap Körfezi ülkelerine düzenlediği füzeli ve İHA’lı saldırılar, Körfez'in her iki yakasındaki stratejik ilişkileri birleştirme ve tüm tarafların güvenliği ve endişeleri çerçevesinde, tüm istekli bölgesel ve uluslararası tarafların katıldığı bir güvenlik sistemi kurma olasılığından kaynaklanan hassas dengelere dayanan Rusya’nın Ortadoğu stratejisini de zedeledi. İran’ın saldırılarının Rusya’nın bölge dengesi üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla Putin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn liderleriyle temasa geçme girişiminde bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin'in İran'a, bölgedeki petrol altyapısını hedef alan İran saldırıları konusunda Arap liderlerin endişelerini ileteceğini açıkladı. Peskov, Putin'in ‘en azından mütevazı da olsa gerginliği azaltmaya katkıda bulunmak için her türlü çabayı göstereceğini’ belirtti.

Kınamalar ve arabuluculuklar

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Rusya, savaşın başlamasından yaklaşık on gün sonra ABD ve İsrail'i şiddetle kınayan açıklamalar yaptı. Ancak, Ukrayna'ya karşı savaşta kendisine büyük destek veren ve tek kutuplu dünya düzenini kınayan müttefiki İran’a askeri destek sağlamadı. Rusya, İran'ın askeri destek talebinde bulunmadığını ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının ortak savunmayı içermediğini savundu.

Ukrayna'da Batı ile ‘beka’ savaşıyla meşgul olan Rusya, Trump yönetimi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kızdırabilecek herhangi bir savunma taahhüdünde bulunmamaya özen gösteriyor gibi görünüyor.

Moskova, askeri destek sağlamaya istekli veya muktedir olmadığından maliyet-çıkar hesaplarına dayalı pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Savaştan elde ettiği geçici faydalar olmasına rağmen, İran'ın tamamen çökmesi Moskova'nın uzun vadeli çıkarlarına uygun değil. Arabuluculuk rolünü üstlenmeye çalışan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salı günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘hızlı bir gerileme’ çağrısında bulundu. Kremlin tarafından yapılan açıklamada, “Rusya Devlet Başkanı, çatışmanın hızla gerilemesi ve siyasi yollarla çözülmesi yönündeki ilkesel tutumunu yineledi” ifadeleri yer aldı. Pezeşkiyan’ın, insani yardım alanlarında ülkesine verdiği destekten dolayı Rusya'ya teşekkür ettiği belirtilen açıklamada, Putin'in İran çatışmasında arabuluculuk ve gerilimin azaltılması için çeşitli seçenekler sunduğu ve bu önerilerin masada kaldığı ifade edildi.

Putin, bundan bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump'ı aramak için inisiyatif aldı ve Kremlin, iki liderin İran'daki çatışmayı hızla sona erdirmek için Rusya'nın önerilerini, Ukrayna'daki askeri durumu ve Venezuela'nın küresel petrol piyasası üzerindeki nüfuzunu görüştüklerini açıkladı. Washington’ın herhangi bir arabuluculuk çabasına açık olmadığına işaret eden Trump, Putin’in İran'a yardım etmek istediğini söyledi. Trump, “Ona (Putin’e) şunu söyledim: Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı sona erdirirseniz daha fazla yardımcı olabilirsiniz. Bu daha yararlı olur” diyerek, geçtiğimiz yaz yaptığı açıklamaları neredeyse kelimesi kelimesine tekrarladı.

vgrf
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Alaska'nın Anchorage kentindeki Elmendorf-Richardson Ortak Hava Üssü'nün pistinde, 15 Ağustos 2025 (AFP)

İran'a yönelik saldırılar başladığından beri Rusya'nın tepkisi, saldırıyı kınamak ve savaşı durdurup diplomasiye dönülmesi gerektiğini vurgulamakla yetinmek oldu. Putin, Hamaney'in suikastının ertesi günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a gönderdiği telgrafta, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'i överek, suikastın ‘insan ahlakı ve uluslararası hukukun tüm standartlarını açıkça ihlal ettiğini’ yazdı. Mesajda, Trump ve ABD'yi doğrudan suçlamamak için katilin kimliğinin kasıtlı olarak belirtilmediği açık.

Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönüşü ve 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından Ortadoğu'da yeni bir stratejinin parçası olarak İran'ın nükleer programına karşı sert bir tutum sergileyeceği beklentisiyle, İran uzun zamandır beklenen stratejik ortaklık anlaşmasını imzalayarak Rusya ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı.

Anlaşmada, iki ülke arasında ortak savunma konusunda herhangi bir hüküm yer almıyordu. Bu da Tahran'da hayal kırıklığı yarattı, özellikle de İran'ın Rusya'ya desteği, 2022 sonbaharında Rusya'ya Şahid İHA’ları tedarik etmesinden bu yana açıkça ortadaydı. İran ayrıca Rusya topraklarında fabrikaların inşasına izin verdi ve Rusya'nın Ukrayna'yı vurmak için ihtiyaç duyduğu füze ve roket eksikliğini karşıladı. Bu silahlar, savaşta dengeleri Rusya'nın lehine çevirdi ve Ukrayna ordusu ile enerji altyapısına önemli zararlar verdi.

İsrail geçtiğimiz yaz İran hedeflerine hava saldırıları yapmaya başladıktan sonra, Putin arabuluculuk çabalarına girişti ve nükleer anlaşmayı yeni şartlarla yeniden müzakere etmeye hazırlandı. Trump'ı arayıp arabuluculuk teklifinde bulunmadan önce Başbakan Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile temasa geçti. Trump, ilk başta Rusya'nın teklifine açık olduğunu söyledi. Ancak 14 Haziran'da Putin ile yaptığı bir başka görüşmenin sonunda yaptığı yorum alaycı bir tondaydı ve arabuluculuğa kapıyı kapatarak, “Ona dedim ki, ‘Bana bir iyilik yap, arabuluculuk görevini kendin üstlen. Önce Rusya ile ilgilenelim, tamam mı?’” ifadelerini kullandı.

Rusya, Hamaney ve İranlı liderlerin suikastını eleştirmesine rağmen, Ukrayna'daki savaşın devam eden çıkmazı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukraynalı diğer yetkililere karşı tereddüt etmeden hassas saldırılar düzenleyebilir.

Bu hususlar göz önüne alındığında, Rusya'nın arabuluculuk söylemleri gerçekçilikten uzak ve stratejik müttefikini kurtaramadığını örtbas etmekten ibaret. Bu bağlamda, ABD ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve ‘devletlerin egemenliğine açıkça saldırdığı’ yönündeki söylemler boşuna. Trump ve Netanyahu'nun da umurunda değil. Her ikisi de durumu tersine çevirip, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını kınayabilecek konumda. Dolayısıyla Kremlin, Trump'ın desteğiyle Ukrayna'daki hedeflerine ulaşma umuduyla, bir buçuk yıldan kısa bir sürede üçüncü ve en yakın müttefikinin çöküşünü izlemekten başka seçeneği kalmadı.

Pratik açıdan, geçtiğimiz yaz İran'a karşı yürütülen savaş iki önemli gerçeği ortaya çıkardı. Bunlardan birincisi, Rusların Ukrayna'yı kazanmak için daha fazla fedakârlık yapmaya hazır oldukları, ikincisi ise İsrail ve ABD’nin, Kremlin’in İran rejimini kurtarmak için gösterdiği çabadan daha fazla çaba göstermeye hazır oldukları gerçeğiydi.

Arabuluculuk yaklaşımı, itibarını korumak ve kurtarılabilecekleri kurtarmak, İran'daki müttefik rejimin düşüşünü önlemek ve Rusya'nın düşmanı olarak sınıflandırılmayan düşmanlarını kızdırmamak için bir yoldu. Bazı aşamalarda gerginlikler yaşanmasına rağmen, İsrail ile ilişkiler iyi ve Trump yönetimi ile ilişkiler önceki yönetimlere göre çok daha iyiydi. Ukrayna'daki savaş, dünyadaki etki alanlarının bölüşülmesi ve ekonomik iş birliğini içeren Washington ile büyük bir anlaşma olasılığının kapısı kapalı değildi.

Sınırlı faydalar

‘İranlı müttefiklerini’ kurtaramayacakları gerçeğiyle karşı karşıya kalan Rus medyası ve Kremlin uzmanları, petrol ve gaz fiyatlarının rekor seviyelere yükselmesinin Batı'ya verdiği ağır kayıpları öne çıkarıyorlar.

Bazı analistler, İsrail ve ABD’nin saldırıları ile İran'ın yanıtının Rus ekonomisine fayda sağladığını, onu daha güçlü hale getirdiğini ve Ukrayna'ya karşı savaşı daha uzun süre finanse edebileceğini savunuyorlar. Ancak bu görüş, Rusya'nın İran'daki yatırım ve ekonomik projelerden on milyarlarca dolarlık kayıplarını göz ardı ediyor.

Rusya, İran’ın güneydeki limanlarından kuzeydeki Baltık Denizi'ne ürün tedariki için Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nu (INSTC) geliştirmek üzere altyapı iyileştirme projelerine milyarlarca dolarlık yatırım yaptı. Rus şirketler de İran'da 25 milyar dolar değerinde üç yeni nükleer reaktör inşa etmek için sözleşme imzaladı. Yıllardır Rus petrol ve gaz şirketleri petrol ve gaz projelerine yatırım yapıyor. Rejim değişikliğinin, teknoloji ve finansman açısından Rus muadillerinden üstün olan Batılı şirketlerin pazara girmesine yol açması doğal.

frgt
Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çin’in Tianjin şehrinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi sırasında bir toplantıda, 1 Eylül 2025 (AFP)

Rusya'da İHA üretiminin artması, Ukrayna'daki savaşın değişen niteliği ve Kuzey Kore'nin tedarik hattına güçlü bir şekilde girmesi nedeniyle yüz binlerce füze ve milyonlarca İran mermisine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri çabaları savaştan ve İran ile koordinasyonun kesilmesinden etkilenmeyecek. Öte yandan Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'ndeki güvenlik sistemi ve güç dengesindeki oransızlık, Orta Asya ve Güney Kafkasya ülkelerinin ABD, Avrupa Birliği (AB), Türkiye ve Çin ile ilişkilerini güçlendirme eğiliminin açıkça görülmesi ve bir müttefikin kaybı ile Rusya için büyük zorluklar yaratıyor.

Çıkarılan dersler ve sonuçlar

Rusya, Hamaney ve diğer İranlı yetkililere düzenlenen suikastları eleştirmiş ve zorla rejim değişikliğini reddetmiş olsa da Ukrayna'daki savaşın şu anki çıkmaz durumu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin taviz vermeme konusundaki ısrarı göz önüne alındığında, Zelenskiy ve Ukrayna diğer yetkililere karşı hiç tereddüt etmeden hassas operasyonlar yürütebilir. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre böyle bir durumda Batı'nın herhangi bir kınama veya suçlamada bulunması, Batı'nın çifte standardının bir parçası olarak görülecektir.

Rusya'nın İran, ABD ve İsrail arasındaki bir savaştan elde edeceği faydalar, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla sınırlı.

İsrail ve ABD’nin geçtiğimiz yaz düzenlenen saldırıların ardından bir yandan müzakereler devam ederken İran'a karşı başlattıkları ikinci saldırılar, Kremlin'i askeri ve siyasi hedeflerini zorla gerçekleştirmeye ve müzakerelerde taviz vermeye açık olmamaya itiyor.

İran deneyiminden ders alan Rusya, Batı'dan Ukrayna'da savaşı sona erdirmesi yönündeki taleplerinin çıtasını yükseltebilir ve yaptırımların ülkeleri zayıflatarak ve ekonomik zayıflıkları askeri araçları kolaylaştırmak için sömürerek savaş ilan etmenin ilk aşaması olduğu gerekçesiyle, tüm ekonomik ve mali yaptırımların kaldırılması gerektiğini ısrarla talep edebilir.

Trump'ın savaşı meşrulaştırmak için İran'daki ekonomik, hayati ve sosyal koşullara karşı halkın muhalefet hareketini kullanması, Rusya'yı herhangi bir halk hareketini önlemek için iç kontrolünü daha da sıkılaştırmaya ve dış taraflarla iletişim kurmak için kullanmanın yanı sıra sokakları kışkırtmaya katkıda bulunabilecek Batı sosyal medyasını yasaklamaya iteceğine şüphe yok.

gbg
Rusya-İran ortak yapımı Şahid-136 (Geran-2) model bir kamikaze İHA, Ukrayna'nın Kiev kentinde tahrip edilmiş Rusya’ya ait askeri araçların ve silahlarının sergilendiği St. Michael Katedrali'nin önünde sergileniyor, 26 Kasım 2025 (Reuters)

Rusya, savaş nedeniyle nükleer silahların yayılmasına karşı defalarca uyarıda bulunurken, Rus elitler, Batı'nın Rusya'yı parçalama planlarına karşı bir garanti olarak ve Batı'nın Rusya'ya karşı herhangi bir saldırı başlatmasını önlemek amacıyla Rusya'nın nükleer silahlarını güçlendirmesi gerektiğine giderek daha fazla ikna oluyorlar. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın ‘rejim değişikliğine yönelik suçlu yaklaşımını’ sürdürmesi halinde üçüncü bir dünya savaşı tehlikesi olduğuna dikkat çekerek, “Tek bir garanti var. Öyle ki ABD, Rusya'dan korkuyor ve nükleer çatışmanın neye mal olacağını biliyor” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz pazar günü, Rusya Duması (parlamento) Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, Rusya devlet televizyonunda yayınlanan bir programda “Artık herkes Burevestnik, Poseidon ve Oreshnik sistemlerine (nükleer savaş başlıkları taşıyabilen silah sistemleri) neden ihtiyacımız olduğunu anlıyor” şeklinde konuştu.

İran, ABD ve İsrail arasında çıkacak bir savaştan Rusya'nın elde edeceği faydalar genel olarak, İran gibi stratejik bir müttefikini kaybetmesinin yol açacağı zarara kıyasla oldukça sınırlı. Öte yandan Trump'ın Ukrayna'daki uzlaşmaya ilişkin kararlılığına dair tahminler son derece şüphe uyandırıyor. Buna karşın Moskova, Ukrayna’daki savaş ve barışın gidişatını belirlemede kilit rol oynayan ve Rusya’nın sadece nükleer silahlara sahip bölgesel bir süper güç mü, yoksa küresel savaş ve barış denklemlerinde kilit bir oyuncu mu olacağını belirleyecek olan Trump'ı kızdıramaz.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

Katz, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak’ ele geçirme tehdidinde bulundu

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki operasyonları genişletmeye hazırlanma talimatı verdiğini belirterek, Hizbullah’ın füze saldırıları durmazsa ‘toprak ele geçirme’ tehdidinde bulundu.

Katz, “Ben ve Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail ordusuna Lübnan’daki operasyonları genişletmeye ve kuzeydeki yerleşimlere yeniden sükûnet ve güvenlik getirmeye hazırlanma talimatı verdik” dedi.

Katz ayrıca, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı uyardığını belirterek, “Lübnan hükümeti kendi topraklarını kontrol edemez ve Hizbullah’ın kuzeydeki yerleşimleri tehdit etmesini ve İsrail’e füze fırlatmasını engelleyemezse, bunu biz yaparız ve toprakları kontrol altına alırız” ifadesini kullandı.

Öte yandan Hizbullah dün akşam İsrail’e karşı ‘El-Asf el-Me’kul’ adını verdiği bir operasyon başlattığını duyurdu. Bu gelişme, iki taraf arasında süren karşılıklı saldırıların ardından yaşanan en büyük gerilim artışlarından biri olarak değerlendiriliyor. Aynı saatlerde İsrail, Beyrut’un güney banliyölerine yönelik şiddetli hava saldırıları düzenledi.

Hizbullah yaptığı açıklamada, yeni askeri operasyon kapsamında İsrail’in kuzeyine ‘onlarca füze’ fırlattığını belirtti. Açıklamada, bu saldırıların ‘İsrail’in Lübnan’daki onlarca şehir ve kasabayı, ayrıca Beyrut’un güney banliyösünü hedef alan suç niteliğindeki saldırılarına yanıt olarak’ gerçekleştirildiği ifade edildi.

Bu açıklama, İsrail’in Beyrut’ta ve Hizbullah’a ait altyapı noktalarında yoğun hava saldırıları düzenlediği bir dönemde geldi. Aynı zamanda İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesinde de füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.


Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

TT

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Ortadoğu’da birden fazla cephede hızla tırmanan gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’ın yeniden inşasını “neredeyse imkânsız” hâle getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti ve Tahran’ın yenilgi noktasına yaklaştığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise savaşın sona erdirilmesi için bazı şartlar öne sürdü. Pezeşkiyan, saldırıların kalıcı biçimde durdurulmasını garanti altına alacak uluslararası güvencelerin verilmesini ve tazminat ödenmesini talep ederken, İran’ın “meşru haklarının” tanınmasının da gerekli olduğunu vurguladı.

Irak’ta ise yetkililer, Perşembe günü şafak vakti Irak açıklarında hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Öte yandan International Energy Agency (IEA), Ortadoğu’daki savaşın petrol arzında tarihteki en büyük kesintiye yol açtığını duyurdu. Açıklama, ajansın bir gün önce stratejik rezervlerden rekor miktarda petrolün piyasaya sürülmesini onaylamasının ardından geldi.

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, son saatlerde İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarının ardından Beyrut’un güney banliyölerinde temkinli bir sakinlik hâkim. İsrail saldırılarının başkentteki Arman ve Ramlet el-Baida bölgelerini de kapsadığı, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

Buna paralel bir gelişmede, bazı medya kuruluşları İran ve Hizbullah tarafından Tel Aviv yönüne füzeler fırlatıldığını aktarırken, İsrail ordusunun da Tahran’da İran rejimine ait hedeflere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığı bildirildi.