AFRICOM yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Wagner herkes için kötü bir anlaşma… El-Kaide ve DEAŞ arasındaki uyum, Çad Gölü Havzasını tehdit ediyor

Bir AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a konuştu; “Wagner, herkes için kötü bir anlaşma… Sudan ve Tunus ile ‘stratejik olarak’ önemli tatbikatlar yok.

AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend, geçen Eylül ayında Libya’ya yaptığı ziyaret sırasında, Büyükelçi Richard Norland’ın da katılımıyla Libya Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ile tokalaşıyor (ABD’nin Trablus Büyükelçiliği)
AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend, geçen Eylül ayında Libya’ya yaptığı ziyaret sırasında, Büyükelçi Richard Norland’ın da katılımıyla Libya Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ile tokalaşıyor (ABD’nin Trablus Büyükelçiliği)
TT

AFRICOM yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Wagner herkes için kötü bir anlaşma… El-Kaide ve DEAŞ arasındaki uyum, Çad Gölü Havzasını tehdit ediyor

AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend, geçen Eylül ayında Libya’ya yaptığı ziyaret sırasında, Büyükelçi Richard Norland’ın da katılımıyla Libya Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ile tokalaşıyor (ABD’nin Trablus Büyükelçiliği)
AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend, geçen Eylül ayında Libya’ya yaptığı ziyaret sırasında, Büyükelçi Richard Norland’ın da katılımıyla Libya Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ile tokalaşıyor (ABD’nin Trablus Büyükelçiliği)

ABD’nin geçen yıl Somali ve Afganistan’dan geri çekilmesi sonrasında dikkatler, ‘rejimlerin çöküşüne ve radikalizm yanlısı hareketlerin etkisinin büyümesine yol açacağı riskiyle birlikte böyle bir senaryonun, benzer bir ABD gerilemesine tanık olup olmayacağını öğrenmek’ için dünya genelindeki diğer çatışma sahnelerine çevrildi. ABD kuvvetlerinin Somali’den çekilmesi, 2021 başlarında oldu. El-Kaide’nin Afrika Boynuzu’ndaki kolu Eş-Şebab Hareketi’nin, kendi liderleri arasında güç mücadelesi veren zayıf Somali hükümet güçlerine karşı saldırıları tırmandı. Afganistan’da ise tablo daha net ve daha belirleyiciydi. ABD’liler, Ağustos ayında geri çekildi, hemen ardından Kabil hükümeti düştü ve yerini Taliban aldı.
Elbette böyle bir senaryo, birçok ülkesinin siyasi çatışmalara ve iç savaşlara tanık olduğu Afrika kıtası da dahil olmak üzere, ABD’lilerin çekilmeye karar verdiği diğer alanlarda tekrarlanabilir. Peki ABD’liler, ülkelerinin kahverengi kıtadaki krizlere dahil olması hakkında ne diyor? ABD, Afrika’daki askeri komutanlığı (AFRICOM) aracılığıyla Sahel ülkelerinde El-Kaide ve DEAŞ’a karşı mücadele çabalarına girişti. Ayrıca Afrikalıları, Mali ve Libya da dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesinde yaygın olan Rus ‘Wagner’ grubunun paralı askerlerini kullanma ‘risklerine’ karşı uyardı. ABD’nin Sudan ile ilişkileri, 2020 yılında kayda değer bir sıcaklığa tanık oldu. Hükümetin iki bileşeni olan ordu ve siviller arasındaki çatışmanın ortasında, şu an bu ilişkiler şiddetli bir soğuktan mustarip gibi görünüyor. Tunus, geçtiğimiz yıl boyunca ABD’nin Kuzey Afrika’daki askeri faaliyetinin ana odak noktası oldu. Peki, bu katılım, Cumhurbaşkanı Kays Said ve siyasi muhalifleri arasındaki mevcut çatışmadan etkilendi mi?
Şarku’l Avsat’ın AFRICOM’un bir sözcüsüyle gerçekleştirdiği bu röportaj, ABD’nin kıtadaki rolüyle ilgili sorulara yanıt vermeyi amaçlıyor.

Mali
Özellikle Fransa, 2012’den bu yana Mali’deki militanlarla mücadele çabalarına öncülük ediyor. Ancak başta ABD olmak üzere birçok ülkeden aldığı desteğe rağmen militanları ortadan kaldırmayı başaramadı. Fransızlar açısından işleri daha karmaşık hale getiren şey, Mali ordusunun Bamako’da bir darbe yapması ve 2020’den beri iktidarı ele geçirmesiydi. Ordu, gelecek Şubat ayına kadar seçilmiş bir otoriteye meşruiyet kazandıracak seçimler düzenleme sözü vermesine rağmen bu kararından yakın zamanda geri adım atıp dört yıl daha iktidarda kalacağını açıkladı. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), bu ay benzer bir Avrupa hamlesine eşlik etmesi beklenen bir hareketle, Mali’deki askeri yönetime yaptırımlar getirdi. Ancak ordu, karşı karşıya oldukları yaptırımları pek umursamıyor gibi görünüyor. Ordu, Mali güçlerini eğitmek üzere Wagner Grubu’ndan eğitmenler gönderen Ruslarla anlaşma imzalayarak, DEAŞ ve El-Kaide’ye karşı koyma çabalarına yönelik Paris’in askeri katılımları kısıtlama kararına bu şekilde yanıt verdi.
AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“Mali’nin Wagner Grubu olarak bilinen Rus destekli özel bir askeri grubun hizmetlerini kiralamış olabileceğine dair bilgilerden haberdarız. Wagner Grubu’nun sicilini hesaba katarsak, Rusya tarafından desteklenen bu gruptan güçlerin oynayacağı herhangi bir rolün, Mali’deki hassas ve istikrarsız koşulları daha da kötüleştireceği ve geçiş hükümetini desteklemeye yönelik uluslararası tepkiyi zorlaştıracağı açıktır. ABD Savunma Bakanlığı, Ağustos 2020 darbesinin ardından Mali silahlı kuvvetleri için güvenlik iş birliğini ve askeri eğitimi askıya aldı. Mali halkı için güvenlik ve emniyetin yeniden tesis edilmesini teşvik etmek ve Mali’de meşru ve anayasal yönetime doğru başarılı bir geçiş sürecini teşvik etmek için çalışıyoruz.”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2022 yılının ilk çeyreğinde görevinin sona ereceğini açıkladığı ‘Barkhane’ kuvvetinin yerini alacak ‘Takuba’ kuvvetine ABD’nin sağlayacağı destekle ilgili bir soruya yanıt olarak AFRICOM yetkilisi, “ABD, Batı Afrika’daki Fransız ve diğer uluslararası ortak güçlere istihbarat, lojistik, hava ikmal ve eğitim desteği sağlıyor. Bu destek, Mali’deki şiddet yanlısı radikal örgütlerin şiddet içeren saldırılar düzenleme kapasitelerini azaltma, radikalizm yanlısı ağları dağıtma, bozma ve yenilgiye uğratma amacı taşıyor. ABD, tıbbi tahliye, lojistik destek, istihbarat, gözetleme, keşif ve havadan havaya yakıt ikmali desteği gibi, sahip olduğumuz varlıkları sıklıkla Fransız ortaklarımızla paylaşıyor. Fransa’nın bölgede tarihi bir varlığı var ve ABD, Fransızların buradaki çabalarını destekliyor. Çıkarlarımız, Fransızların terör tehditlerine karşı koymak için ortaya koyduklarıyla örtüşüyor. Ancak belirli bir biçimde yetenekleri veya bu misyonları destekleyen süreçleri veya faaliyetleri kamuoyu önünde tartışmıyoruz” ifadelerini kullandı.

Nijerya
DEAŞ ve El-Kaide, geçen yıl Nijerya’da iki büyük kayıp verdi. El-Kaide’ye bağlı ‘Boko Haram’ lideri Ebubekir Şekau, Mayıs ayında DEAŞ içerisindeki muhalifleri tarafından kuşatılması sonrasında üzerindeki bombayı patlatarak kendisini öldürdü. Ancak DEAŞ, rakiplerinin bu yenilgisinden fazla bir fayda sağlamadı. Öyle ki DEAŞ lideri Ebu Musab el-Barnavi de Ekim ayında öldürüldü. Bu iki rakip örgüt arasındaki ilişkilerin gelecekte nasıl olacağı, aralarındaki çatışmanın devam edip etmeyeceği veya özellikle Nijerya hükümeti karşısında saflarını birleştirme ihtimalinin olup olmadığı bugün tam olarak belli değil.
ABD’li sözcü, bu iki liderin (Şekau ve Barnavi) öldürüldüğünü iddia eden haberlerin farkında olduklarını söyledi. Sözcü, “Ne kadar endişe verici olursa olsun, bu iki grubun savaşçılarını ve yeteneklerini daha tutarlı bir terör çabası çerçevesinde nasıl bir araya getireceğini tahmin etmek zor. Bu iki grubun ortak çabası, ciddi ve çokuluslu bir müdahale olmaması halinde Çad Gölü Havzası bölgesinin istikrarını önemli ölçüde bozabilir. (El-Kaide’ye bağlı) Nusrat ul-Islam ve-l Muslimin’in Sahel’in batı ve orta bölgesine doğru devam eden genişlemesine ek olarak Sahel bölgesinin doğusundaki gelişen durum, uluslararası endişenin artması için bir neden olmalı. Hiçbir ülke terörle ilgili sorunları tek başına çözemez. Durumu takip etmeye ve şiddet içerikli radikalizme karşı ön saflarda savaşan Afrikalı ve uluslararası ortaklarımızı desteklemeye devam ediyoruz” dedi.

Libya
Son iki yılda Libya, AFRICOM açısından dikkate değer bir ilgi odağı haline geldi. Öyle ki Akdeniz’in güney kıyısında yayılan Wagner Grubu’nun tehlikelerine ilişkin bir dizi açıklama yapan AFRICOM, Rus grubunun Libya’ya savaş uçakları ve füze sistemleri getirdiğini doğrulayan bilgi ve resimler yayınladı. Ancak AFRICOM’un Libya’ya olan ilgisi, belki de ülkenin doğusunda Rusya ve batıda Türkiye ile bağlantılı paralı askerlerin geri çekilmesine ilişkin anlaşmalar ortasında, geçtiğimiz aylarda azalmış gibi görünüyordu. 300 Çadlı paralı askerin Libya’nın doğusundan geri çekilmesi hariç, söz konusu anlaşmalar henüz uygulamaya dönüştürülmedi.
AFRICOM sözcüsü, ABD askeri komutanlığının Afrika’daki rolünün, şu anda Büyükelçi Richard Norland tarafından yürütülen diplomatik çabaları desteklediğini açıkladı. Sözcü, “Libya halkının istekleri doğrultusunda tüm yabancı güçlerin ve savaşçıların geri çekilmesi de dahil olmak üzere ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasını desteklemeye devam ediyoruz. AFRICOM, siyasi bir çözümü ‘Libya’da ileriye giden yol’ olarak görüyor. Cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerinin ‘Libyalı seçmenler tarafından zorunlu görülen birleşik ve istikrarlı bir ulusal hükümete doğru önemli bir adım olarak gerçekleşmesini’ sağlamak için, ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD’nin Libya Büyükelçisi Richard Norland’ın diplomatik çabalarını destekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

‘Wagner Grubu’
Rus Wagner Grubu, son yıllarda AFRICOM’un ilgi odağı haline geldi. Zira ABD’liler, bu grubun ‘kendisinden yardım isteyen ülkeler’ açısından iyi olmadığını defalarca dile getirdi. Bu tavır, bugün de değişmiş gibi görünmüyor. AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “ABD tarafından yaptırım uygulanan Wagner Grubu, faaliyet gösterdiği ülkelerin barışını, güvenliğini, istikrarını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit eden ihlal ve operasyonlarda bulunmuştur. Bu alanlarda Wagner, çatışmayı körükledi, güvensizliği ve istikrarı artırdı, askerlerin ve yerel vatandaşların ölümüne neden oldu ve ulusal egemenliği tehdit etti. Tüm bunlar, ulusal hazinenin yetersiz olduğu ve (Rus güvenlik grubunun aktif olduğu) aynı ülkelerin silahlı kuvvetlerinin yeteneklerini geliştirmek için kullanılabilecek gerekli imkanların yönlendirildiği bir zamanda yaşandı. Wagner güçlerinin konuşlandırılmasının, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Ukrayna ve Suriye’de istikrarı bozucu bir güç olduğu kanıtlandı. Wagner herkes için kötü bir anlaşma” dedi.

Sudan
Sudan, son iki yılda ABD gündeminde dikkat çekici bir yer edindi. AFRICOM’daki bir istihbarat yetkilisi de dahil olmak üzere ABD’li askeri yetkililer, ordu liderleriyle görüşmelerde bulunmak üzere Hartum’u ziyaret etti. Ziyaret, 1980’lerden bu yana ilk kez, yani devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir liderliğindeki darbeden sonra İslamcı yönetim boyunca ABD’lilerin de dahil olduğu askeri iş birliği ve eğitim konuşmalarının ortasında gelişti. ABD’nin Hartum hattındaki dikkate değer hamlesi, Rusya’nın Port Sudan’da kendileri için bir üs kurma çabalarının ortasında geldi. Söz konusu üs, şu anda ‘frenlenmiş’ olarak görülüyor. Bununla birlikte AFRICOM sözcüsü, şu anda Sudan ile olan ilişkilere değinirken, oldukça temkinli bir dil kullandı. Bu dil, ABD’lilerin mevcut dönemde ordunun sivillerle mücadelesi sırasında aldığı önlemleri reddetmesiyle de açık şekilde bağlantılı. AFRICOM yetkilisi, konu hakkında Şarku’l Avsat’a şunları söylemekle yetindi;
“AFRICOM, şu anda Sudan’da herhangi bir tatbikat yapmıyor.”

Tunus
Tunus, iki taraf arasındaki ziyaretler ve askeri tatbikatlar çerçevesinde AFRICOM’un Kuzey Afrika’daki ilgi noktası oldu. Ancak Sudan’dan farklı olarak, ülkenin Cumhurbaşkanı Kays Said ile muhalifleri arasındaki siyasi gerginliklerin, ABD’nin Tunus ile askeri ilişkisi üzerinde bir etki yaratmadığı görülüyor. AFRICOM sözcüsü, yaptığı açıklamada “Tunus ile askeri angajmanımız değişmedi. ABD, Tunus halkını desteklemeye ve Tunus’un demokratik ve ekonomik gelişiminin yanı sıra devam eden askeri ve güvenlik iş birliğimizi desteklemeye kararlıdır. AFRICOM liderliği, Tunus’un stratejik önemini ve Orta Akdeniz’in navigasyon güvenliğindeki rolünü takdir ediyor. Ortaklarımızın tehditlere karşı koyma yeteneklerini güçlendirmek ve Tunus’un bölgesel bir eğitim merkezi olma çabalarını desteklemek için Tunus ile iş birliği yapıyoruz. Tunus, çok uluslu AFRICOM askeri tatbikatlarına ve hava ikmal görevlerine katılıyor ve bölgedeki şiddet yanlısı radikal örgütlerin etkisini azaltma taahhüdünü bizimle paylaşıyor” ifadelerini kullandı.



Washington, Hürmüz’de gemi geçişlerine yeni zaman aralıkları getirdi

CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
TT

Washington, Hürmüz’de gemi geçişlerine yeni zaman aralıkları getirdi

CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı deniz ablukası kapsamında son 60 gün içinde yaklaşık 100 ticari geminin rotasını değiştirdiğini açıkladı. Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin düzenlenmesine yönelik tedbirleri sıkılaştırırken, petrol tankerlerinin ABD hava savunmasının koruması altında geçiş yapabileceği yeni zaman aralıkları belirledi.

CENTCOM, hiçbir geminin ABD güçlerinden izin almadan abluka bölgesini geçmediğini bildirdi. Komutanlık, bölgede görevin yürütülmesine ve ticari deniz trafiğinin izlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Bu tedbirler, küresel enerji ticaretinin en önemli su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin, Washington ile Tahran arasındaki savaş ve karşılıklı tehditler nedeniyle ciddi biçimde etkilenmeye devam ettiği bir dönemde alındı.

Hava koruması altında geçiş için yeni zaman aralıkları

ABD, ticari gemilerin sınırlı şekilde geçişini güvence altına alma çerçevesinde, özellikle gece saatlerinde İran’ın ticari gemilere yönelik saldırılarının artmasının ardından, petrol tankerlerinin ABD hava koruması altında Hürmüz Boğazı’ndan geçebileceği yeni zaman aralıkları belirledi.

Gemilere, seyirlerine sabah 09.00 gibi belirli saatlerde başlamaları gerektiği bildirildi. Bu uygulama, daha önce gece saatlerinde daha geniş geçiş aralıklarına izin veren düzenlemelerin yerini aldı.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığına göre ABD tarafının bir gemiye gönderdiği mesajda, ticari gemilerin karşı karşıya olduğu tehditler nedeniyle karanlık saatlerde geçişin “en güvenli zaman olduğunun kanıtlanmadığı” belirtildi.

Denizcilik uzmanları, ABD’nin korumayı belirli zaman aralıklarıyla sınırlandırmasının, uzun saatler boyunca kesintisiz hava koruması sağlamak yerine askeri kaynakların daha verimli kullanılmasına olanak tanıdığı görüşünde.

Denizcilik uzmanı Joshua Tallis, gemilerin belirli zaman aralıklarında geçiş yapmasının, boğazın güneyinde sürekli ABD savunması sağlamanın yüksek maliyetini düşürmek için etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tallis, gelişmiş bir ABD askeri uçağının operasyon maliyetinin saatte 25 bin ila 75 bin dolar arasında olabileceğine dikkat çekti.

ABD’nin hava koruması mayısta başladı

7 Eylül 2026'da Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında, motorlu bir tekne sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçiyor (AP)
7 Eylül 2026'da Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında, motorlu bir tekne sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçiyor (AP)

ABD, mayıs ayından bu yana Hürmüz Boğazı’nın güney kesiminde, Umman kıyılarına paralel seyir rotasını kullanan gemilere hava savunma koruması sağlıyor. Washington bu uygulamayla stratejik geçiş güzergâhından petrol ihracatının bir bölümünün devam etmesini sağlamayı amaçlıyor.

Geçiş yapmak isteyen gemi sahiplerinin, ABD Donanması bünyesindeki Deniz Ticaret Koordinasyon Merkezi’ne (NCAGS) başvurması gerekiyor. Merkez, gemilerin seyir rotalarını belirliyor ve geçiş izinlerini belirlenen zaman aralıkları için verirken bu süre boyunca ABD hava koruması sağlıyor.

Bu tedbirler, İran’a yönelik ablukanın sıkılaştırılması ile ticari gemilerin, özellikle petrol tankerlerinin, sınırlı ve güvenli şekilde geçişine izin verilmesi arasında denge kurma çabasını yansıtıyor.

İran'dan “kısıtlı bölge” hamlesi

Buna karşılık İran, bu hafta Hürmüz Boğazı’nda “kısıtlı bölge” olarak tanımladığı bir alan oluşturacağını açıkladı. Bu adımın, stratejik su yolundaki deniz trafiğine yönelik kısıtlamaları daha da artırması bekleniyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Muhsin Rızai, söz konusu bölgenin ABD’nin deniz ablukası hattından başlayarak Hürmüz Boğazı’na ve ardından Basra Körfezi’nin içine doğru uzanacağını söyledi. Rızai, bölgeye girecek herhangi bir geminin “yaptırımlara” maruz kalacağı uyarısında bulundu, ancak söz konusu tedbirlerin niteliği konusunda ayrıntı vermedi.

İran’ın bu hamlesi, Tahran’ın ABD ablukasına karşı Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanmaya çalıştığı dönemde geldi. Washington ise deniz trafiğini kontrol altında tutmaya ve İran’la bağlantılı gemilerin stratejik geçiş güzergâhından yararlanmasını engellemeye çalışıyor.

Hürmüz... Baskı altındaki enerji damarı

İran ile ABD arasında 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana, İran’ın ticari gemilere yönelik tehditleri nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği ciddi ölçüde geriledi.

Savaş öncesinde boğazdan petrol ve doğal gaz tankerlerinin yanı sıra dökme yük ve konteyner gemilerinden oluşan yaklaşık 125 büyük ticari gemi her gün geçerken, bu sayı yalnızca birkaç düzine gemiye düştü.

Dünya genelindeki günlük ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu nedenle boğazdaki deniz trafiğinin uzun süreli aksaması, küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkiler yaratabilir.

İran’la bağlantılı deniz taşımacılığına yönelik ABD ablukası da temmuz ortasında yaptırımların yeniden uygulanmasının ardından İran’ın ham petrol ihracatının durmasına yol açtı.

Washington, denizcilik alanındaki tedbirlerini ablukanın uygulanması ve gemilerin karşı karşıya olduğu risklerin azaltılması kapsamında değerlendirirken, Tahran da boğazdaki deniz trafiği üzerindeki baskısını sürdürüyor. Böylece küresel enerji ticaretinin en önemli damarlarından biri, iki ülke arasındaki gerilimin merkezinde kalmaya devam ediyor.


İran’da silahlı kişilerle çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi öldü

Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
TT

İran’da silahlı kişilerle çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi öldü

Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)

İran resmi medyasının bildirdiğine göre, dün Sistan-Belucistan eyaletinde güvenlik güçleri ile silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Silahlı gruplar ve kaçakçıların karıştığı şiddet olaylarının sıkça yaşandığı bölgedeki operasyonda 5 saldırgan öldürüldü.

Devlet televizyonu ilk olarak "teröristleri" hedef alan operasyonda 4 saldırganın öldürüldüğünü duyurdu. Ancak daha sonra Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamaya dayandırılan haberde; istihbarat ve polis ekipleriyle ortaklaşa yürütülen operasyonda öldürülen silahlı kişilerin sayısının 5 olduğu belirtildi.

Herhangi bir örgüte mensup olup olmadıkları açıklanmayan silahlı grubun Saravan kentinde bir "terör eylemi" planladığı ifade edilen açıklamada, operasyon sırasında çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcı maddenin de ele geçirildiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran'ın en yoksul bölgelerinden biri olan ve nüfusunun çoğunluğunu Sünni Beluç azınlığın oluşturduğu Sistan-Belucistan eyaleti, Pakistan ve Afganistan sınırında yer alıyor.

Öte yandan salı günü yine aynı eyalette düzenlenen bir başka saldırıda Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Besic güçlerinin komutanlarından biri yaşamını yitirmişti.


Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek
TT

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, İran’la savaşın kasım ayında gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerinin ardından sona ereceğine inandığını yineledi. Trump ayrıca, savaşın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarının sert biçimde düşeceğini belirtti.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunan Trump, “Bunun çok yakında gerçekleşeceğini düşünüyorum. Büyük olasılıkla Kongre ara seçimlerinin hemen ardından olacağını düşünüyorum. Onlar seçimleri zorlaştırmak amacıyla mümkün olduğunca uzun süre direnmeye çalışıyor. Ancak insanların bunun farkında olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, Suudi Arabistan’da Doğu-Batı petrol boru hattını hedef alan hava saldırısından İran’ın sorumlu olabileceğini öne sürdü. ABD Başkanı ayrıca, “Husiler bizimle savaşmak istemiyor” dedi.

İran tarafında ise Şarku’l Avsat’ın ISNA’dan aktardığına göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine işaret etti. Pezeşkiyan, bunun gerçekleşmesini Washington’un deniz ablukasına son vermesi ve İran limanlarına yönelik saldırılarını durdurması şartına bağladı.

BRICS ülkeleri zirvesine katılmak üzere Yeni Delhi’de bulunan Pezeşkiyan’ın açıklamsına göre Umman ve İran, pazartesi günü Umman’ın başkenti Maskat’ta, iki ülkenin kıyısında bulunan ve küresel petrol ve doğal gaz ticareti açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerinden yeni deniz ulaşım güzergâhlarının oluşturulmasına ilişkin bir anlaşmayı imzalayacak.