Arkun, İbn Haldun efsanesini yıkıyor!

Sosyoloji veya tarih felsefesinin kurucusu olmadığını söyledi

Muhammed Arkun
Muhammed Arkun
TT

Arkun, İbn Haldun efsanesini yıkıyor!

Muhammed Arkun
Muhammed Arkun

Cezayirli İslam düşünürü Muhammed Arkun (Arkoun), İbn Haldun’un inanç konusunda gelenekçi ve kapalı bir konum benimsediğini düşünüyor. Kendi deyimiyle insanları cihada çağırıyor, ‘isteyerek veya istemeyerek’ imana getiriyordu. Bu, İbn Haldun'un en üst düzeyde aydınlatıcı bir düşünür olduğunu düşünen okuyucuları şaşırtabilir! Ne yazık ki bu, doğru değil. Diğer radikal gelenekçi isimler gibi dışa kapalı ve diğer tüm dinlerin yanlış olduğuna inanıyordu. Yanılgı içinde yanılgı… Bu, Kur’an-ı Kerim’de zikredilen “Şüphesiz iman edenler; Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden de Allah’a ve ahiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur onlar üzüntü çekmeyeceklerdir” (Bakara/62) yüce ayet-i kerimesine aykırıdır. Bu anlamda ‘İbrahimî din’ ifadesi yanlış değildir. Aksine tamamen doğru ve Kur’an’a uygundur. Bu, dinleri birbirine karıştırmak anlamına gelmez. Yeni gönderilen din öncekinin yerini alır. Bu, mümkün değil, hoş karşılanmaz hatta imkânsız! Ancak İbrahimî dinler arasında yakınlaşma, mümkündür ve hatta arzu edilir. Muhammed Arkun, tüm hayatını tarih boyunca dar mezhep ayrımlarını ortadan kaldırmak ve üç din arasında düşmanlık ve ayrım yerine yakınlaşma ve anlaşma sağlamaya çalışmakla geçirdi. Bunu deha ve yetenekle yapmış ve İslam düşüncesinin ufkunu uç noktalara kadar genişletmiştir. Arkun’un saygı duyduğu ve onun entelektüel önemini bilen ünlü İsviçreli Teolog Hans Küng’ün dediği gibi, “Dinler arası barış olmadan dünyada barış olmaz”. Kur'an'ın İsrailoğullarının peygamberlerinin kıssalarıyla dolu olduğunu biliyoruz. Musa bin İmran ismi 130 defadan, İbrahim el-Halil ismi ise 60 defadan fazla zikredilmiştir. Dolayısıyla İslam, mükemmel bir İbrahimî dindir. Üç tevhidi dininin kökü, kesinlikle birdir. Böylece Budizm ve Hinduizm v.b. Uzak Doğu dinlerinden tamamen farklıdır. Her halükârda, Kur'an-ı Kerim dini çeşitliliğini ve diğer İbrahimî dinlerin meşruiyetini açıkça tanır. Ancak İbn Haldun ve geri kalan bağnaz ve kapalı fikirli gelenekçiler bunu kabul etmiyor. Onların sözleri Kuran'dan daha mı önemli? Allah'ın kelamı onun üzerinde ve ötesindedir. Bu nedenle İbn Haldun'u Arap İslam mirasında özgür, aydın ve hoşgörülü düşüncenin öncüsü saymak yanlıştır. Bu gerçeklerden uzaktır. İbn Haldun, başkalarına entelektüel açıklık açısından Farabi, İbn Sina, el-Maarrî veya İbn Arabi değildir. Kuşkusuz, şehircilik ve sosyoloji üzerine yaptığı çalışmalar kadar, medeniyetlerin nasıl ortaya çıktığı, yükseldiği ve düştüğü konusundaki teorileri takdiri hak ediyor. Bununla birlikte dini düzeyde, kapalı fikirli ve gelenekçi olarak kaldı. Hatta keskin bir felsefe düşmanıydı. Ünlü eseri ‘Mukaddime’de ‘Felsefenin iptaline ve filozofların fesadına dair’ ismiyle ayırdığı müstakil bölümde bunu açıkça ifade etmiştir. İbn Haldun söz konusu bölümde Farabi ve İbn-i Sina’yı, Yunan filozoflarını takip ettikleri için ‘Allah’ın saptırdığını’ kişiler arasında olduklarını söylüyor. Ayrıca söyledikleri veya ‘ileri sürdükleri her şeyin tüm yönleriyle yanlış olduğunu’ iddia ediyor. Bu nedenle İbn Haldun konusunda büyük sanrılara kapılmamalıyız. Etrafına örülen tüm bu efsanevi hale, bazı parıltı ve aydınlanmaları ihmal etmeden parçalanmalıdır. Entelektüel sınırlarını bilmeli ve ona hacminden veya değerinden fazlasını vermemeliyiz. İbn Haldun sosyoloji ve antropolojinin kurucusu değildir! Bu saçmalık. Bu, geçmişin şimdiki zamana yansımasıdır. İbn Haldun, tarih felsefesinin kurucusu değildir. İbn Haldun; Montesquieu, Hegel veya Karl Marx değildir! Bunlar mübalağa ve abartılardır.
Ancak Arkun, Hristiyanlık ve Musevilik gibi diğer dinlerdeki radikal isimlerin dışa kapalılık ve taassup açısından İbn Haldun’a benzediği de belirtiliyor. Hristiyan gelenekçi, Hristiyanlığın dünyadaki tek gerçek din olduğuna ve diğer dinlerin yanlış ve Tanrı tarafından kabul edilemez olduğuna kesin olarak inanır. Yahudi gelenekçiler için de durum aynıdır. Tüm bunlardan sonra Arkun, şu temel fikre ulaşıyor: ‘Orta çağın zihniyeti ile modern zamanların zihniyeti arasında bir ayrım yapılması gerekiyor.’ Orta çağ zihniyeti, hoşgörülü, açık, din ve inanç çeşitliliğinin meşruiyetine inanan ve peşinen kimseye peşin hüküm vermeyen modern zihniyetten farklı olarak, dışlayıcı tekfirdi. Modern zihniyet, dini ne olursa olsun, hiç kimseyi Allah'ın lütfunun dışında bırakmaz. Yeter ki kişi, iyi ve iyilik yapan olsun. Bu nedenle örneğin Fransa’daki modern laik devletin tüm dinleri tanıdığını ve saygı duyduğunu ve takipçilerine, dinlerinin ibadetlerini ve ritüellerini diledikleri ve arzu ettikleri gibi yapma olanağını sağlamasını ele alalım. Fransa’da 2 bin 500’den fazla cami var. Buna kim inanır? Bu eski Hristiyan gelenekçi devlet, din olarak yalnızca Hristiyanlığı kabul ediyordu. Hatta Hristiyanlık içinde bile yalnızca tek bir mezhebi, papalığın da benimsediği Katolikliği tanıyordu. Bu nedenle diğer bir mezhep olan Protestan mezhebi de tarih boyunca Aydınlanma modernitesinin zaferine kadar zulüm görmüştür. Bu, Orta Çağ boyunca inanca egemen olan tekfirci köktendinci teolojidir.
Ancak kabul edilmelidir ki, Avrupa Hristiyanlığı, papalık Katolik versiyonunda son zamanlarda gelişmiştir. Orta Çağ tekfir teolojisine kıyasla büyük bir sıçrama kaydetti. Eski teolojik inancını yenileyerek mutlak ilahi gerçeği tekelinde tutmaktan vazgeçip tarihi amansız düşmanı İslam da dahil olmak üzere diğer dinlerin meşruiyetini kabul etti. Batı Hristiyanlığı da geçmişte Haçlı seferlerini ateşleyen, bizim ‘cihat’ kavramamıza tekabül eden kutsal savaş kavramından vazgeçti. Aksine ‘inanmayanların’ daha doğrusu herhangi bir dinde dindar olmayanların varlığının meşruiyetini tanıdı. “Eğer inanç derinlerden özgürce yayılmıyorsa, bunun bir anlamı yoktur” dedi. İnanç, insanlara zorla dayatılmaz. Bu, Kur’an-ı Kerim’deki ‘Dinde zorlama yoktur’ (Bakara/256) ve ‘O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?’ (Yunus/99) buyruklarıyla mutabıktır. Ardından Hristiyan Kilisesi, şiddeti ve kan dökmeyi mubah kılmanın Tanrı’ya inanmakla uyuşmayan, bir araya gelemeyecek iki zıt durum olduğunu açıkladı. Öldüren ve katletmenin ilahi meşruiyetini saptıran iman, iman değildir. Ayrıca Kilise inanç ve vicdan özgürlüğünü ilk kez tanıdı. Kısacası; Hıristiyan Kilisesi daha sonra kefaret teolojisini terk etti. Aydınlanma teolojisini benimseyip modernite ile uzlaştı. Bu büyük teolojik devrim, 1962-1965 yılları arasında İkinci Vatikan Konseyi'nin toplanması sırasında gerçekleşti ve daha sonra bugüne kadar daha da yerleşik bir hale geldi. Papa Francis'in açıklamalarına ve harika insani tutumlarına bakın. Avrupa'da son iki yüzyılda meydana gelen tüm bu büyük özgürlükçü teolojik devrim, şimdiye kadar İslam dünyasında meydana gelmemiştir. Bu bize huzursuzlukların, iç savaşların, katliamların, ‘DEAŞ’ın...vb. nedenini açıklıyor. Bunun nedeni, Aydınlanma devriminin, Avrupa'da olduğu gibi, derinlere kök salmış karanlık düşünceye karşı bizde henüz zafer kazanmamış olmasıdır. Bu, Batı'da ve Doğu'da her yerde bilinen bir gerçektir. Bu gerçeklerin gerçeği. Ancak söylemek yasak! Bu nedenle halklarımız mezhep fanatizminin büyük bölünme ve patlamalarından muzdariptir. Dicle ve Fırat sularının söndüremediği yakıcı, taşkın bir fanatizm. O halde sorun, politik olmadan önce dini ve teolojiktir. Ulusal birliğin oluşmasını engelleyen ve hatta bölünmüşlüğü bölmekle tehdit eden bu patlayıcı fanatizmlerdir. Bu karışıklık, endişe ve terör ortamında artık kimse kimseye güvenmiyor.
Ancak Arkun, Arap-İslam arenasında İbn Haldun'un hoşgörüsüz, kapalı görüşlü duruşuna karşı çıkan başka bir pozisyonun olduğunu belirtiyor. Gerçek bir insancıl ile ahlaki bir duruş vardı. Bu, İbn Miskeveyh, Ebû Hayyân et-Tevhîdî, Ebu’l-Hasen el-Âmirî’nin tutumuydu. O büyük yüzyılda büyüyen ve yazan tüm o harika nesil. Bu nedenle Arkun, doktora tezi için ‘Nezʿâtu’l-ensene fi’l-fikri’l-ʿArabî’ (10. Yüzyıl Arap Hümanizmi) büyük başlığı seçti. Biz buna tüm yaratıcı entelektüel akımlara açılan ve artık tek bir akımla; yani ‘cevheri ilimlere’ ya da şimdi ‘entelektüel istila’ dediğimiz şeye düşman olan geleneksel muhafazakâr akımla sınırlı olmayan altın çağ diyoruz. İbn Haldun ise 14’üncü yüzyılda yani çöküş devrinde yaşamış ve yazmıştır. Felsefeye, yani eleştirel, rasyonel düşünceye düşmanlığı bundandır.
Son olarak, Farabi, et-Tevhidi, İbn Sina ve altın çağ kutuplarının geri kalanının sorduğu cesur, eleştirel soruların, geniş bir entelektüel kesimi de kapsayan radikalizm sokağının gazabından korktuğumuz için artık soramadığımız söylenebilir. Şimdi kim Maarri'nin ‘inanç özgürlüğü’ hakkında söylediklerini veya İbn Arabi'nin ‘aşk dini’ hakkındaki ölümsüz ayetlerini kim aktarabilir? Ona utançla bakıyorlar ve belki de onu bir yabancı ajan olarak görüyorlar. Yani bin yıl önce mümkün olan, bin yıl sonra imkânsız hale geldi. 10’uncu ve 11’inci yüzyılda mümkün olan, 21’inci yüzyılda imkânsız hale geldi...



Tesla itiraf etti: Robotaksileri bazen gerçek kişiler uzaktan kullanıyor

Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
TT

Tesla itiraf etti: Robotaksileri bazen gerçek kişiler uzaktan kullanıyor

Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)

Katie Hawkinson ABD Muhabiri 

ABD'nin Demokrat Partili senatörü Edward Markey'nin salı günü yayımladığı yeni belgelere göre Elon Musk'ın şirketi Tesla, otonom araçlarının uzaktan çalışanlar tarafından sürüldüğü "nadir durumlar" yaşandığını kabul etti.

Tesla'nın kamu politikası ve iş geliştirme direktörü Karen Steakley, geçen hafta Markey'ye gönderdiği mektupta şirketin "uzaktan yardım operatörleri" (remote assistance operators / RAO) kullanımını anlattı. Steakley, bu uzaktan çalışanların, yolcu veya aracın otonom sürüş sistemi destek talep ettiğinde devreye girebildiğini açıkladı.

Ayrıca belirli durumlarda robotaksi gibi araçların kontrolünü devralabiliyorlar.

Steakley "Ancak nadir durumlarda bir yedekleme önlemi var ve mevcut tüm diğer müdahale seçenekleri tükendikten sonra RAO'lar son çare olarak bir süreliğine doğrudan araç kontrolünü üstlenme yetkisine sahip" diye yazdı.

Bunun "son çare" olarak kullanıldığını ve "kapsam ve yön bakımından her zaman sınırlandığını" da ekledi.

Mektuba göre bu operatörler yalnızca araç saatte 3,2 kilometre veya daha yavaş hızda giderken "geçici kontrolü" alabiliyor. Daha sonra Tesla'nın otonom sürüş sistemi onlara doğrudan erişim izni verirse, saatte 16 kilometre hıza kadar çıkabiliyorlar.

Steakley, "Bu özellik, Tesla'nın tehlikeli ya da sakıncalı bir konumda bulunabilecek bir aracı hızla hareket ettirmesini sağlayarak ilk müdahale ekibinin veya Tesla saha temsilcisinin aracı manuel olarak kurtarmasını bekleme ihtiyacını ortadan kaldırıyor" diye ekledi.

İnternet sitesine göre Tesla halihazırda Teksas'ın Austin kentinde otonom araç yolculuğu hizmeti sunuyor ve kullanıcılar buna şirketin Robotaxi uygulaması üzerinden erişebiliyor.

Şirket, uzaktan yardım operatörlerinin Austin ve Kaliforniya'nın Palo Alto kentindeki merkezlerde görev yapan şirket içi çalışanlar olduğunu belirtti.

Steakley, "Palo Alto'daki RAO'lar, Austin hizmetine ek bir yedek güvenlik katmanı sağlamakla görevli" dedi.

Milyarder Elon Musk'ın yönetimindeki Tesla, Teksas'ın Austin şehrinde otonom araç hizmeti sunuyor (AFP)Milyarder Elon Musk'ın yönetimindeki Tesla, Teksas'ın Austin şehrinde otonom araç hizmeti sunuyor (AFP)

Massachusetts'in Demokrat senatörü Markey, uzaktan yardım operatörlerinin kullanımıyla ilgili soruşturma kapsamında Tesla ve diğer 6 otonom araç şirketinden gelen yanıtları yayımladı.

Salı günü yaptığı açıklamada "Otonom araç şirketleri insan hatasından kaynaklanan trafik ölümlerini ortadan kaldırabileceklerini söyleyerek uzun süredir övünüyordu" dedi. 

Artık teknolojilerinin insan yardımına ne kadar bağlı olduğuyla ilgili dürüst davranmalarının vakti geldi.

Bulgularını detaylandıran bir rapor yayımlayan Markey, otonom araç şirketlerinin şeffaf olmasının önemini vurguladı.

Raporda, "Tesla'nın RAO'larının aracı uzaktan kumanda etmesine izin verilmesi, şirketin RAO müdahalelerinin sıklığı hakkında şeffaf olmasının önemini daha da artırıyor" ifadeleri yer alıyor.

Rapor şöyle devam ediyor:

İkincisi, Tesla'nın 'Tam Otonom Sürüş' (bu isme rağmen yine de sürekli insan denetimi gerektiriyor) gibi marka isimleriyle araçlarının gerçekte ne kadar otonom olduğuna dair tüketicileri geçmişte yanılttığı göz önüne alındığında halkın, Tesla'nın robotaksilerinin gerçekten otonom olup olmadığı ve RAO'lara veya teleoperatörlere gizlice dayanıp dayanmadığından şüphelenmeye hakkı var.

The Independent cevap hakkı için Tesla'yla temasa geçti.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Televizyon tarihine geçen dizi bitmiyor: 23. sezon onayı geldi

56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
TT

Televizyon tarihine geçen dizi bitmiyor: 23. sezon onayı geldi

56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)

Televizyon tarihinin en uzun soluklu medikal drama dizisi Grey's Anatomy, rekorlarını tazelemeye devam ediyor. ABC, fenomen dizinin 23. sezon onayını aldığını resmen duyurdu.

Shonda Rhimes tarafından yaratılan ve yayın hayatına 2005'te başlayan dizi, televizyondaki başarısını dijital platformlara da taşımayı sürdürüyor.

2025 verilerine göre Grey's Anatomy, Disney+ ve Hulu'da en çok izlenen dizi olarak zirveye yerleşti. Reyting ölçüm şirketi Nielsen'in verilerine göre ise ABD'deki tüm dijital platformlar arasında en çok izlenen ikinci yapım olmayı başardı. 

Grey's Anatomy, yayımlandığı akşam ulaştığı 2,22 milyonluk izleyici sayısını, dijital platform ve gecikmeli izleme verileriyle bir hafta içinde iki katın üzerine taşıyor. Ayrıca, 18-49 yaş grubunda, canlı spor yayınları hariç tutulduğunda en çok izlenen 15 yapım arasında yer almayı sürdürüyor.

Ayrılık rüzgarları

Dizinin merkezindeki Meredith Grey karakterine hayat veren Ellen Pompeo, 19. sezonda rolünü azaltmış olsa da yürütücü yapımcı, anlatıcı ve konuk oyuncu olarak yapımdaki ağırlığını koruyor.

Ancak 22. sezon finaliyle birlikte dizi iki önemli oyuncusuna veda edecek. Uzun süredir kadroda yer alan Kevin McKidd (Owen Hunt) ve Kim Raver (Teddy Altman), yeni sezonda yer almayacak.

Dizinin geniş oyuncu kadrosunda Chandra Wilson, James Pickens Jr., Camilla Luddington ve Caterina Scorsone gibi gedikli isimlerin yanı sıra son dönemde Wes Bryant karakteriyle ekibe katılan Trevor Jackson gibi yeni yüzler de yer alıyor.

ABC yeni sezon planını kuruyor

23. sezon onayıyla birlikte Grey's Anatomy, ABC'nin 2026-2027 yayın dönemindeki güçlü halkalarından biri oldu. 

Kanalın yeni sezon programında ayrıca 9-1-1, 9-1-1: Nashville, Abbott Elementary ve High Potential gibi yapımlar yer alıyor.

Grey's Anatomy, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline


Gişe şampiyonu gerilim seriye dönüşüyor: Tarih belli oldu

Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
TT

Gişe şampiyonu gerilim seriye dönüşüyor: Tarih belli oldu

Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)

Geçen yılın sürpriz gişe canavarı Hizmetçi (The Housemaid), devam filmiyle beyazperdeye dönmeye hazırlanıyor. 

Lionsgate, Freida McFadden'ın çok satan roman serisinden uyarlanan Hizmetçinin Sırrı'nın (The Housemaid's Secret) vizyon tarihini ve iddialı stratejisini resmen duyurdu.

35 milyon dolarlık mütevazı bütçesine rağmen dünya çapında yaklaşık 400 milyon dolar hasılat elde ederek bir fenomene dönüşen Hizmetçi'nin devamı, ilk filmin yıldönümünden tam iki yıl sonra, 17 Aralık 2027'de sinemaseverlerle buluşacak.

Stüdyo, devam filmi için son derece iddialı bir vizyon stratejisi izliyor. Yapım, Avengers: Secret Wars ve Lord of the Rings: The Hunt for Gollum gibi daha geniş ve erkek ağırlıklı bir izleyici kitlesine seslenen büyük bütçeli yapımlarla aynı gün gösterime girecek.

Stüdyo, Noel döneminin yoğun gişe rekabetinde aksiyon yerine yetişkinlere hitap eden tekinsiz bir gerilim arayan seyirciyi hedefliyor.

Kadroya dev isim

İlk filmde Millie karakteriyle büyük beğeni toplayan Sydney Sweeney ve Enzo rolüyle Michele Morrone devam filminde yerlerini koruyor. Serinin bu halkasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise usta oyuncu Kirsten Dunst'ın kadroya dahil olması oldu.

Devam halkası, zengin bir ailenin yanında çalışırken karanlık sırlarla yüzleşen Millie'nin yeni işine odaklanıyor. Millie bu kez, yüzünü görmesine asla izin verilmediği gizemli bir kadının evinde hizmetçilik yapmaya başlayacak. Ancak kilitli kapıların ardında, kendi sırlarından bile daha karanlık gerçeklerin yattığını keşfedecek.

Üçleme mi geliyor?

Yönetmen koltuğunda Paul Feig'in oturduğu yapımın çekimlerine bu yılın sonlarında başlanması planlanıyor. Senaryoyu ilk filmde olduğu gibi Rebecca Sonnenshine kaleme alacak. 

Lionsgate, McFadden'ın serideki üçüncü kitabı olan The Housemaid Is Watching'i (Hizmetçi İzliyor) de beyazperdeye taşıyarak projeyi kalıcı bir seriye dönüştürmeyi amaçlıyor.

Hollywood Reporter eleştirmeni David Rooney'nin Hizmetçi için yaptığı, "Tatil döneminde aileden kaçıp kışkırtıcı bir tekinsizlik ve karanlık sırlarla örülü şık bir eğlence arıyorsanız, doğru yerdesiniz" yorumu, serinin izleyici üzerindeki cazibesini özetler nitelikte.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter