Arkun, İbn Haldun efsanesini yıkıyor!

Sosyoloji veya tarih felsefesinin kurucusu olmadığını söyledi

Muhammed Arkun
Muhammed Arkun
TT

Arkun, İbn Haldun efsanesini yıkıyor!

Muhammed Arkun
Muhammed Arkun

Cezayirli İslam düşünürü Muhammed Arkun (Arkoun), İbn Haldun’un inanç konusunda gelenekçi ve kapalı bir konum benimsediğini düşünüyor. Kendi deyimiyle insanları cihada çağırıyor, ‘isteyerek veya istemeyerek’ imana getiriyordu. Bu, İbn Haldun'un en üst düzeyde aydınlatıcı bir düşünür olduğunu düşünen okuyucuları şaşırtabilir! Ne yazık ki bu, doğru değil. Diğer radikal gelenekçi isimler gibi dışa kapalı ve diğer tüm dinlerin yanlış olduğuna inanıyordu. Yanılgı içinde yanılgı… Bu, Kur’an-ı Kerim’de zikredilen “Şüphesiz iman edenler; Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden de Allah’a ve ahiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur onlar üzüntü çekmeyeceklerdir” (Bakara/62) yüce ayet-i kerimesine aykırıdır. Bu anlamda ‘İbrahimî din’ ifadesi yanlış değildir. Aksine tamamen doğru ve Kur’an’a uygundur. Bu, dinleri birbirine karıştırmak anlamına gelmez. Yeni gönderilen din öncekinin yerini alır. Bu, mümkün değil, hoş karşılanmaz hatta imkânsız! Ancak İbrahimî dinler arasında yakınlaşma, mümkündür ve hatta arzu edilir. Muhammed Arkun, tüm hayatını tarih boyunca dar mezhep ayrımlarını ortadan kaldırmak ve üç din arasında düşmanlık ve ayrım yerine yakınlaşma ve anlaşma sağlamaya çalışmakla geçirdi. Bunu deha ve yetenekle yapmış ve İslam düşüncesinin ufkunu uç noktalara kadar genişletmiştir. Arkun’un saygı duyduğu ve onun entelektüel önemini bilen ünlü İsviçreli Teolog Hans Küng’ün dediği gibi, “Dinler arası barış olmadan dünyada barış olmaz”. Kur'an'ın İsrailoğullarının peygamberlerinin kıssalarıyla dolu olduğunu biliyoruz. Musa bin İmran ismi 130 defadan, İbrahim el-Halil ismi ise 60 defadan fazla zikredilmiştir. Dolayısıyla İslam, mükemmel bir İbrahimî dindir. Üç tevhidi dininin kökü, kesinlikle birdir. Böylece Budizm ve Hinduizm v.b. Uzak Doğu dinlerinden tamamen farklıdır. Her halükârda, Kur'an-ı Kerim dini çeşitliliğini ve diğer İbrahimî dinlerin meşruiyetini açıkça tanır. Ancak İbn Haldun ve geri kalan bağnaz ve kapalı fikirli gelenekçiler bunu kabul etmiyor. Onların sözleri Kuran'dan daha mı önemli? Allah'ın kelamı onun üzerinde ve ötesindedir. Bu nedenle İbn Haldun'u Arap İslam mirasında özgür, aydın ve hoşgörülü düşüncenin öncüsü saymak yanlıştır. Bu gerçeklerden uzaktır. İbn Haldun, başkalarına entelektüel açıklık açısından Farabi, İbn Sina, el-Maarrî veya İbn Arabi değildir. Kuşkusuz, şehircilik ve sosyoloji üzerine yaptığı çalışmalar kadar, medeniyetlerin nasıl ortaya çıktığı, yükseldiği ve düştüğü konusundaki teorileri takdiri hak ediyor. Bununla birlikte dini düzeyde, kapalı fikirli ve gelenekçi olarak kaldı. Hatta keskin bir felsefe düşmanıydı. Ünlü eseri ‘Mukaddime’de ‘Felsefenin iptaline ve filozofların fesadına dair’ ismiyle ayırdığı müstakil bölümde bunu açıkça ifade etmiştir. İbn Haldun söz konusu bölümde Farabi ve İbn-i Sina’yı, Yunan filozoflarını takip ettikleri için ‘Allah’ın saptırdığını’ kişiler arasında olduklarını söylüyor. Ayrıca söyledikleri veya ‘ileri sürdükleri her şeyin tüm yönleriyle yanlış olduğunu’ iddia ediyor. Bu nedenle İbn Haldun konusunda büyük sanrılara kapılmamalıyız. Etrafına örülen tüm bu efsanevi hale, bazı parıltı ve aydınlanmaları ihmal etmeden parçalanmalıdır. Entelektüel sınırlarını bilmeli ve ona hacminden veya değerinden fazlasını vermemeliyiz. İbn Haldun sosyoloji ve antropolojinin kurucusu değildir! Bu saçmalık. Bu, geçmişin şimdiki zamana yansımasıdır. İbn Haldun, tarih felsefesinin kurucusu değildir. İbn Haldun; Montesquieu, Hegel veya Karl Marx değildir! Bunlar mübalağa ve abartılardır.
Ancak Arkun, Hristiyanlık ve Musevilik gibi diğer dinlerdeki radikal isimlerin dışa kapalılık ve taassup açısından İbn Haldun’a benzediği de belirtiliyor. Hristiyan gelenekçi, Hristiyanlığın dünyadaki tek gerçek din olduğuna ve diğer dinlerin yanlış ve Tanrı tarafından kabul edilemez olduğuna kesin olarak inanır. Yahudi gelenekçiler için de durum aynıdır. Tüm bunlardan sonra Arkun, şu temel fikre ulaşıyor: ‘Orta çağın zihniyeti ile modern zamanların zihniyeti arasında bir ayrım yapılması gerekiyor.’ Orta çağ zihniyeti, hoşgörülü, açık, din ve inanç çeşitliliğinin meşruiyetine inanan ve peşinen kimseye peşin hüküm vermeyen modern zihniyetten farklı olarak, dışlayıcı tekfirdi. Modern zihniyet, dini ne olursa olsun, hiç kimseyi Allah'ın lütfunun dışında bırakmaz. Yeter ki kişi, iyi ve iyilik yapan olsun. Bu nedenle örneğin Fransa’daki modern laik devletin tüm dinleri tanıdığını ve saygı duyduğunu ve takipçilerine, dinlerinin ibadetlerini ve ritüellerini diledikleri ve arzu ettikleri gibi yapma olanağını sağlamasını ele alalım. Fransa’da 2 bin 500’den fazla cami var. Buna kim inanır? Bu eski Hristiyan gelenekçi devlet, din olarak yalnızca Hristiyanlığı kabul ediyordu. Hatta Hristiyanlık içinde bile yalnızca tek bir mezhebi, papalığın da benimsediği Katolikliği tanıyordu. Bu nedenle diğer bir mezhep olan Protestan mezhebi de tarih boyunca Aydınlanma modernitesinin zaferine kadar zulüm görmüştür. Bu, Orta Çağ boyunca inanca egemen olan tekfirci köktendinci teolojidir.
Ancak kabul edilmelidir ki, Avrupa Hristiyanlığı, papalık Katolik versiyonunda son zamanlarda gelişmiştir. Orta Çağ tekfir teolojisine kıyasla büyük bir sıçrama kaydetti. Eski teolojik inancını yenileyerek mutlak ilahi gerçeği tekelinde tutmaktan vazgeçip tarihi amansız düşmanı İslam da dahil olmak üzere diğer dinlerin meşruiyetini kabul etti. Batı Hristiyanlığı da geçmişte Haçlı seferlerini ateşleyen, bizim ‘cihat’ kavramamıza tekabül eden kutsal savaş kavramından vazgeçti. Aksine ‘inanmayanların’ daha doğrusu herhangi bir dinde dindar olmayanların varlığının meşruiyetini tanıdı. “Eğer inanç derinlerden özgürce yayılmıyorsa, bunun bir anlamı yoktur” dedi. İnanç, insanlara zorla dayatılmaz. Bu, Kur’an-ı Kerim’deki ‘Dinde zorlama yoktur’ (Bakara/256) ve ‘O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?’ (Yunus/99) buyruklarıyla mutabıktır. Ardından Hristiyan Kilisesi, şiddeti ve kan dökmeyi mubah kılmanın Tanrı’ya inanmakla uyuşmayan, bir araya gelemeyecek iki zıt durum olduğunu açıkladı. Öldüren ve katletmenin ilahi meşruiyetini saptıran iman, iman değildir. Ayrıca Kilise inanç ve vicdan özgürlüğünü ilk kez tanıdı. Kısacası; Hıristiyan Kilisesi daha sonra kefaret teolojisini terk etti. Aydınlanma teolojisini benimseyip modernite ile uzlaştı. Bu büyük teolojik devrim, 1962-1965 yılları arasında İkinci Vatikan Konseyi'nin toplanması sırasında gerçekleşti ve daha sonra bugüne kadar daha da yerleşik bir hale geldi. Papa Francis'in açıklamalarına ve harika insani tutumlarına bakın. Avrupa'da son iki yüzyılda meydana gelen tüm bu büyük özgürlükçü teolojik devrim, şimdiye kadar İslam dünyasında meydana gelmemiştir. Bu bize huzursuzlukların, iç savaşların, katliamların, ‘DEAŞ’ın...vb. nedenini açıklıyor. Bunun nedeni, Aydınlanma devriminin, Avrupa'da olduğu gibi, derinlere kök salmış karanlık düşünceye karşı bizde henüz zafer kazanmamış olmasıdır. Bu, Batı'da ve Doğu'da her yerde bilinen bir gerçektir. Bu gerçeklerin gerçeği. Ancak söylemek yasak! Bu nedenle halklarımız mezhep fanatizminin büyük bölünme ve patlamalarından muzdariptir. Dicle ve Fırat sularının söndüremediği yakıcı, taşkın bir fanatizm. O halde sorun, politik olmadan önce dini ve teolojiktir. Ulusal birliğin oluşmasını engelleyen ve hatta bölünmüşlüğü bölmekle tehdit eden bu patlayıcı fanatizmlerdir. Bu karışıklık, endişe ve terör ortamında artık kimse kimseye güvenmiyor.
Ancak Arkun, Arap-İslam arenasında İbn Haldun'un hoşgörüsüz, kapalı görüşlü duruşuna karşı çıkan başka bir pozisyonun olduğunu belirtiyor. Gerçek bir insancıl ile ahlaki bir duruş vardı. Bu, İbn Miskeveyh, Ebû Hayyân et-Tevhîdî, Ebu’l-Hasen el-Âmirî’nin tutumuydu. O büyük yüzyılda büyüyen ve yazan tüm o harika nesil. Bu nedenle Arkun, doktora tezi için ‘Nezʿâtu’l-ensene fi’l-fikri’l-ʿArabî’ (10. Yüzyıl Arap Hümanizmi) büyük başlığı seçti. Biz buna tüm yaratıcı entelektüel akımlara açılan ve artık tek bir akımla; yani ‘cevheri ilimlere’ ya da şimdi ‘entelektüel istila’ dediğimiz şeye düşman olan geleneksel muhafazakâr akımla sınırlı olmayan altın çağ diyoruz. İbn Haldun ise 14’üncü yüzyılda yani çöküş devrinde yaşamış ve yazmıştır. Felsefeye, yani eleştirel, rasyonel düşünceye düşmanlığı bundandır.
Son olarak, Farabi, et-Tevhidi, İbn Sina ve altın çağ kutuplarının geri kalanının sorduğu cesur, eleştirel soruların, geniş bir entelektüel kesimi de kapsayan radikalizm sokağının gazabından korktuğumuz için artık soramadığımız söylenebilir. Şimdi kim Maarri'nin ‘inanç özgürlüğü’ hakkında söylediklerini veya İbn Arabi'nin ‘aşk dini’ hakkındaki ölümsüz ayetlerini kim aktarabilir? Ona utançla bakıyorlar ve belki de onu bir yabancı ajan olarak görüyorlar. Yani bin yıl önce mümkün olan, bin yıl sonra imkânsız hale geldi. 10’uncu ve 11’inci yüzyılda mümkün olan, 21’inci yüzyılda imkânsız hale geldi...



Harrison Ford'dan heyecanlandıran Indiana Jones açıklaması

Amerikalı oyuncu Harrison Ford, 1981'de başlayan seride fedora şapkası, kamçısı ve deri yeleğiyle sinema tarihinin en ikonik karakterlerinden Indiana Jones'u başarıyla canlandırdı (LucasFilm)
Amerikalı oyuncu Harrison Ford, 1981'de başlayan seride fedora şapkası, kamçısı ve deri yeleğiyle sinema tarihinin en ikonik karakterlerinden Indiana Jones'u başarıyla canlandırdı (LucasFilm)
TT

Harrison Ford'dan heyecanlandıran Indiana Jones açıklaması

Amerikalı oyuncu Harrison Ford, 1981'de başlayan seride fedora şapkası, kamçısı ve deri yeleğiyle sinema tarihinin en ikonik karakterlerinden Indiana Jones'u başarıyla canlandırdı (LucasFilm)
Amerikalı oyuncu Harrison Ford, 1981'de başlayan seride fedora şapkası, kamçısı ve deri yeleğiyle sinema tarihinin en ikonik karakterlerinden Indiana Jones'u başarıyla canlandırdı (LucasFilm)

Harrison Ford, onlarca yıllık kariyerinde bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor.

84 yaşındaki oyuncu, Disney'in D23 fuarında düzenlenen Horizons: Disney Experiences panelinde yayımlanan video mesajında, Walt Disney World Resort'taki yeni Indiana Jones parkuru için ilk kez bir animatronik figüre model olduğunu açıkladı.

Ford, etkinlik için gönderdiği video mesajında hayranlarına şöyle seslendi:

Merhaba D23! Indy'nin bütün maceralarında bize katıldığınız için teşekkür ederim. Çok yakında yeni bir yolculuğa çıkma zamanı gelecek. İlk kez bir Indiana Jones animatroniğine bizzat model olduğumu paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bu destansı yeni macerayı görmeniz için sabırsızlanıyorum. Çok yakında Walt Disney World'e geliyorum.

Proje, Walt Disney World bünyesindeki Animal Kingdom tema parkında, bu yılın başlarında kalıcı olarak kapatılan DinoLand U.S.A. bölgesinde hayata geçiriliyor.

İlk kez 2024'teki D23 etkinliğinde duyurulan parkur, Dinosaur adlı eski eğlence deneyiminin sürüş sisteminin tamamen yenilenmesiyle oluşturulacak ve ziyaretçilere yepyeni bir Indiana Jones hikayesi sunacak. 

Yeni alanın resmi açılış tarihi henüz açıklanmadı. Animatronik figür, Ford'un Indiana Jones yorumunu tema parkında yaşatmayı sürdürecek.

Ford'un mesajının ardından sosyal medyada çok sayıda hayran projeyle ilgili memnuniyetini dile getirdi:

Harrison Ford'un bu deneyimle sonsuza dek yaşatılacak olması harika bir karar.

Bir başka hayran ise şöyle yazdı:

Sonsuza kadar bizim Indiana Jones'umuz olarak kalacak.

Harrison Ford, 1981 yapımı Kutsal Hazine Avcıları'yla (Raiders of the Lost Ark) başlayan seride, 5 film boyunca gözü pek arkeolog Indiana Jones'u canlandırmıştı.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, UPI, EntertainmentNow


Yeni The X-Files için Mulder ve Scully müjdesi

Paranormal olaylarla ilgili çözülmemiş vakaları araştıran FBI ajanları Mulder ve Scully'nin hikayesini işleyen The X-Files'ta başrolleri Gillian Anderson (sağda) ve David Duchovny (solda) paylaşıyordu (Fox)
Paranormal olaylarla ilgili çözülmemiş vakaları araştıran FBI ajanları Mulder ve Scully'nin hikayesini işleyen The X-Files'ta başrolleri Gillian Anderson (sağda) ve David Duchovny (solda) paylaşıyordu (Fox)
TT

Yeni The X-Files için Mulder ve Scully müjdesi

Paranormal olaylarla ilgili çözülmemiş vakaları araştıran FBI ajanları Mulder ve Scully'nin hikayesini işleyen The X-Files'ta başrolleri Gillian Anderson (sağda) ve David Duchovny (solda) paylaşıyordu (Fox)
Paranormal olaylarla ilgili çözülmemiş vakaları araştıran FBI ajanları Mulder ve Scully'nin hikayesini işleyen The X-Files'ta başrolleri Gillian Anderson (sağda) ve David Duchovny (solda) paylaşıyordu (Fox)

4 Oscarlı Günahkarlar'ın (Sinners) yönetmeni Ryan Coogler imzası taşıyacak yeni The X-Files uyarlamasıyla ilgili ayrıntılar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. 

Yeni dizinin başrollerini dönem draması Till'le tanınan Danielle Deadwyler'la Odyssey'nin (The Odyssey) oyuncularından Himesh Patel'in üstleneceği daha önce açıklanmıştı.

Projenin, David Duchovny ve Gillian Anderson'ın Fox Mulder ve Dana Scully'yi canlandırdığı ilk diziyle nasıl bir bağ kuracağı merak ediliyordu. 

1993'te başlayan kült dizinin yaratıcısı Chris Carter, Polygon'a verdiği röportajda hayranları heyecanlandıracak bir ayrıntı paylaştı:

En azından Gillian'ın Coogler'ın çekeceği versiyonda yer alacağını düşünüyorum. David'in de katılacağını tahmin ediyorum. Dolayısıyla Mulder ve Scully'yi yeniden göreceksiniz.

Yeni yapımın yürütücü yapımcıları arasında yer alan Carter'ın Gillian Anderson'la ilgili sözleri aslında büyük bir sürpriz sayılmaz. Nitekim Gillian Anderson, martta Washington'da düzenlenen Awesome Con etkinliğinde Coogler'la görüşüp pilot bölüm senaryosunu okuduğunu açıklamıştı:

Birkaç kez konuştuk. Harika ve inanılmaz yetenekli biri. Pilot bölümün senaryosu da gerçekten çok başarılı. Bu yüzden 'Önyargısız yaklaşın ve bir şans verin' derim. Çünkü gerçekten çok havalı, farklı ve özel bir iş geliyor.

Bu arada seriyi özleyenler için 2008 yapımı The X-Files: İnanmak İstiyorum'un (The X-Files: I Want to Believe) yönetmen kurgusu Disney+ ve Hulu'da yayımlandı.

Carter'ın filmin vizyon sürümünden çıkarılan korku ögelerini yeniden eklediği yönetmen kurgusu, iki platformda da izleyiciyle buluştu.

Independent Türkçe, GamesRadar, Polygon


Karayip Korsanları 6 için Johnny Depp sürprizi

Gore Verbinski imzalı Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest), Kaptan Jack Sparrow'un hayalet gemi Uçan Hollandalı'nın ürkütücü kaptanı Davy Jones'a olan eski bir kan borcunu ödemekten kaçmasını anlatıyor (Buena Vista Pictures Distribution)
Gore Verbinski imzalı Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest), Kaptan Jack Sparrow'un hayalet gemi Uçan Hollandalı'nın ürkütücü kaptanı Davy Jones'a olan eski bir kan borcunu ödemekten kaçmasını anlatıyor (Buena Vista Pictures Distribution)
TT

Karayip Korsanları 6 için Johnny Depp sürprizi

Gore Verbinski imzalı Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest), Kaptan Jack Sparrow'un hayalet gemi Uçan Hollandalı'nın ürkütücü kaptanı Davy Jones'a olan eski bir kan borcunu ödemekten kaçmasını anlatıyor (Buena Vista Pictures Distribution)
Gore Verbinski imzalı Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı (Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest), Kaptan Jack Sparrow'un hayalet gemi Uçan Hollandalı'nın ürkütücü kaptanı Davy Jones'a olan eski bir kan borcunu ödemekten kaçmasını anlatıyor (Buena Vista Pictures Distribution)

Yapımcı Jerry Bruckheimer'ın açıklamalarına göre Johnny Depp, ikonik Kaptan Jack Sparrow rolüyle Karayip Korsanları (Pirates of the Caribbean) serisine dönmek için görüşmeler yürütüyor.

Disney'in geleneksel D23 etkinliğinin kırmızı halısında Deadline'a konuşan Bruckheimer, uzun süredir geliştirilmekte olan 6. filmle ilgili son bilgileri paylaştı. Yapımcı, ekibin Depp'i seriye döndürmek için çalıştığını belirtti.

Bruckheimer, "Johnny'yle görüşüyoruz. Şu anda bir senaryo üzerinde çalışıyoruz. Umarım bu işi tatlıya bağlayabiliriz" ifadelerini kullandı.

Tarafların anlaşması halinde Depp, kariyerinin en ikonik rollerinden birine dönecek.

Serinin 2003 yapımı ilk filmi Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl), ünlü aktörün kariyerini yeniden şahlandırmıştı. Film, oyuncuyu küresel bir gişe yıldızına dönüştürürken En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmesini de sağlamıştı.

63 yaşındaki Depp, bu başarının ardından çekilen 4 devam filminde de başrolü üstlenmişti.

Serinin geleceği, 2017 yapımı Karayip Korsanları: Salazar'ın İntikamı'ndan (Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales) bu yana belirsizliğini korusa da yeni projeye dair gelişmeler dönem dönem kamuoyuna yansıyordu. 

Proje için başlangıçta Deadpool'un senaristleri Rhett Reese ve Paul Wernick'le anlaşılmış, daha sonra senaryo çalışmalarını Craig Mazin ve Ted Elliott devralmıştı.

Bruckheimer, Eylül 2025'te yaptığı açıklamada Margot Robbie'nin de projeye dahil olduğuna ilişkin haberleri doğrulamış ve birbirinden farklı iki senaryonun geliştirildiğini söylemişti.

Hukuk mücadelesi ve Hollywood'a dönüş

Yeni filmin senaryo çalışmaları sürerken Depp, eski eşi Amber Heard'le yaşadığı uzun hukuk mücadelesi nedeniyle bir süre Hollywood'dan uzak kalmıştı.

Heard'ün 2018'de kaleme aldığı ve ev içi şiddete maruz kaldığını anlattığı yazı üzerine Depp'in açtığı iftira davasında jüri, 2022'de büyük ölçüde aktörün lehine karar vermişti. Taraflar daha sonra uzlaşmaya varmıştı.

Depp, dava sırasında verdiği ifadede Jack Sparrow rolünden çıkarıldığını 2018'de yayımlanan bir haberden öğrendiğini söylemişti:

Disney'in kendi adını temize çıkarmak için benimle bağlarını koparmaya çalışması beni şaşırtmadı.

Aktör, Birleşik Krallık merkezli gazete The Sun'a karşı açtığı hakaret davasını kaybetmesinin ardından Warner Bros.'un talebi üzerine Fantastik Canavarlar (Fantastic Beasts) serisinden de ayrılmıştı.

Hukuk sürecinin ardından büyük Hollywood projelerine dönmeye hazırlanan Depp, Paramount'un yüksek bütçeli Ebenezer: Bir Yılbaşı Şarkısı (Ebenezer: A Christmas Carol) uyarlamasında başrolü üstlendi.

Depp, temmuzdaki San Diego Comic-Con etkinliğinde filmde canlandırdığı karakterin kostümüyle sahneye çıkmıştı. Ebenezer: Bir Yılbaşı Şarkısı'nın kasımda vizyona girmesi planlanıyor. 

Depp ayrıca Lionsgate'in 2027'de vizyona sokmayı planladığı gerilim filmi Day Drinker'da Penélope Cruz'la başrolleri paylaşıyor.

Bruckheimer, 2022'de The Sunday Times'a verdiği röportajda Depp'in seriye dönüp dönmeyeceği sorusunu şöyle yanıtlamıştı:

Şimdilik hayır. Ancak geleceğin ne getireceğini bilmiyoruz.

Independent Türkçe, Deadline, The Wrap, Page Six, The Sunday Times