AB’den İsrail’in gerçekleştirdiği yıkım ve tahliyelere tepki

İkinci bir Amerikan eleştirisinden sonra... Filistinliler uluslararası koruma talep ediyor

İsrail güvenlik güçleri, Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde yıkılan Salihiye ailesinin evinin bulunduğu yeri gezdi (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde yıkılan Salihiye ailesinin evinin bulunduğu yeri gezdi (Reuters)
TT

AB’den İsrail’in gerçekleştirdiği yıkım ve tahliyelere tepki

İsrail güvenlik güçleri, Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde yıkılan Salihiye ailesinin evinin bulunduğu yeri gezdi (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde yıkılan Salihiye ailesinin evinin bulunduğu yeri gezdi (Reuters)

Avrupa Birliği (AB), Batı Şeria’daki yerleşim yerlerini genişletme projelerini ve İsrail güçlerinin gerçekleştirdiği yıkım ve tahliyeleri eleştirdi. Ayrıca İsrail’in eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve gerilimi artırdığını vurgulayan AB, “İki devletli çözümün uygulanabilirliğini tehdit ediyor ve kalıcı barış olasılığını azaltıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Birliği resmi sözcüsü, geçtiğimiz Çarşamba günü, Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde Salihiye ailesine ait iki evin işgal yetkilileri tarafından yıkılmasıyla ilgili açıklamada bulundu. Sözcü, “Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah ve Silvan mahallelerinde onlarca yıldır yaşadıkları evlerinden daha fazla Filistinli ailenin tahliye edilme olasılığı sahadaki gerilimi artıran bir tehlikeyi temsil ediyor. Alınan bu kararlar, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’daki yıkım ve tahliyelerin sayısındaki endişe verici artışa katkıda bulunuyor” dedi.
AB yaptığı açıklamada, İsrail’e, Har Homa ve Givat Hamatos yerleşimleri arasında bin 450’den fazla konut inşa etme planını sürdürmemesi çağrısında bulundu. Bu plan, Kudüs’ün gelecekte iki devletin başkenti olma olasılığını baltalayacak. Avrupa Birliği ayrıca İsrail’i tüm yerleşim faaliyetlerini durdurmaya çağırdı. Buna ek olarak, taraflara barış sürecini mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmanın yolunu açmaları için tam destek vermeye hazır olduğunu teyit etti.
AB’nin bu tepkisi, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield’ın açıklamasından saatler sonra geldi. Greenfield açıklamasında, İsrail’i ve Filsitin yönetimini, ‘gerginliği artıran ve müzakere edilen iki devletli çözümü ilerletme çabalarını baltalayan tek taraflı adımlardan kaçınmaya’ çağırdı.
Greenfield, BM Güvenlik Konseyi’ne hitaben yaptığı konuşmada, Filistinlilerin evlerinden tahliyelerine ilişkin bunun; Şeyh Cerrah’ta görülene benzer arazi ilhakı, yerleşim faaliyeti, yıkım ve tahliye içerdiğini ekledi. Greenfield, Ürdün ve Mısır’a şiddetin yeniden başlamasını önlemedeki yapıcı rolleri için teşekkür etti.
İşgalci yetkililer geçtiğimiz Çarşamba günü, Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde Salihiye ailesinin evini yerle bir etti. Aile ile dayanışma içinde karara tepki gösteren mahalle gençlerine şiddet uygulayan İsrail polisi, 5’i İsrailli aktivist olmak üzere 21 kişiyi gözaltına aldı.
Uluslararası eleştiriler İsrail’i kızdırırken, Filistinliler bu tepkilerden daha fazlasını talep etti. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki ise Norveçli mevkidaşı Anniken Huitfeldt’e İsrail’in tek taraflı adımlarını durdurmak için çağrıda bulundu. Maliki, işgali durdurmak ve İsrail'in gerçekleştirdiği öldürme, yıkım ve yerinden etme olayları ışığında Filistinliler için uluslararası koruma sağlamak için Güvenlik Konseyi’ne acil eylem çağrısında bulundu.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ülkelerin aldığı kararların yetersiz olduğu ve İsrail işgal güçlerini tüm yerleşim faaliyetlerini, ev yıkımlarını ve arazi gasplarını durdurmaya zorlayabilecek önlemler alınmadığı sürece Filistin halkının maruz kaldığı saldırı, suç ve ihlallerin seviyesinin artacağı aktarıldı.
Dışişleri Bakanlığı, dünyanın İsrail’i Uluslararası Dörtlü'nün gözetimi altında gerçek ve ciddi bir barış süreci ve müzakere başlatmaya zorlaması gerektiğini vurguladı. Bakanlık ayrıca İsrail’i, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti topraklarını işgale son vermeye de zorlamalarını istedi. Bakan Maliki, İsrail’in ihlallerinin, suçlarının ve saldırılarının görmezden gelinemeyeceğine dikkati çekti.
Dışişleri Bakanlığı işlenen suçları ve yıkımları kınarken, işgal hükümetini, savaş ve insanlığa karşı işlenen suçlardan sorumlu tuttu.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.