Buffy the Vampire Slayer yıldızı, Avengers'ın yönetmenini eleştirdi: "Zalim narsisist"

Joss Whedon hakkındaki iddiaları, "Kimseyi tehdit etmedim" diyerek reddetmişti (AP)
Joss Whedon hakkındaki iddiaları, "Kimseyi tehdit etmedim" diyerek reddetmişti (AP)
TT

Buffy the Vampire Slayer yıldızı, Avengers'ın yönetmenini eleştirdi: "Zalim narsisist"

Joss Whedon hakkındaki iddiaları, "Kimseyi tehdit etmedim" diyerek reddetmişti (AP)
Joss Whedon hakkındaki iddiaları, "Kimseyi tehdit etmedim" diyerek reddetmişti (AP)

Charisma Carpenter, Joss Whedon'ın kendisine yöneltilen iddiaları reddetme biçimini eleştirdi.
Carpenter ve Justice League: Adalet Birliği (Justice League) yıldızları Ray Fisher'la Gal Gadot, Yenilmezler'in (The Avengers) yönetmeni ve Buffy the Vampire Slayer'ın yaratıcısı Whedon'ı 2020'den bu yana sette toksik davranışlarda bulunmakla suçluyor.
Buffy'nin spin-off'u Angel'a geçmeden önce dizide Cordelia'yı canlandıran Carpenter, Şubat 2021'de Fisher'ın anlattıklarına karşılık "rahatsız edici olaylara" dair kendi hikayesiyle öne çıkmıştı.
Oyuncu, her iki dizide geçirdiği süre boyunca Whedon'ın kendisine karşı "gücünü kötüye kullandığını" iddia ettiği birkaç olayın detaylarını anlatmış ve dizinin yaratıcısını "kariyerinin ilk yıllarından beri düşmanca ve toksik çalışma ortamları yaratmakla" suçlamıştı.
Carpenter, Whedon'ı hamile olduğunu öğrenince kendisine kötü davranmakla da itham etmişti.
Whedon, pazartesi (11 Ocak) yayımlanan yeni röportajında bu iddiaları yalanladı. Fisher'ı "kötücül bir etkiye sahip" ve "her iki anlamda da kötü bir oyuncu" diye nitelediği ve Gadot'la ilgili sorunların da İngilizce'nin İsrailli oyuncunun "anadili" olmamasından kaynaklandığını söylediği için Whedon çokça eleştirilmişti.
Twitter'da bu meselelere salı (18 Ocak) değinen Carpenter, Whedon'ı "hâlâ sorumluluğunu kabul etmeyen ve özür dilemeyen zalim, narsisist eski patron" diye tanımladı.
Carpenter, Gadot'a dair şunları yazdı:
"Gal Gadot'un kariyer tehditlerini sadece İngilizce olarak değil, İbranice ve Arapça olarak da anlayacağını düşünüyorum. Muhtemelen Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca da anlar."
Röportajın pazartesi (17 Ocak) yayımlanmasından bu yana Whedon geniş çapta eleştirilirken birçok kişi onu "utanç verici" ve "iğrenç" diye niteledi.
Carpenter bu iddiaları dile getirdikten sonra Sarah Michelle Gellar dahil birçok rol arkadaşı desteğini belirtmiş ve Whedon'ı kınamıştı.
Independent Türkçe



Metallica, Las Vegas Sphere'da 8 konser verecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Metallica, Las Vegas Sphere'da 8 konser verecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Metallica, ekimde Las Vegas Sphere'da 8 konserlik bir seriye başlayacaklarını duyurdu.

Çarşamba günü atılan Instagram Hikayesi'nde heavy metal grubu, ışıklandırılmış ikonik mekanın haberi içeren videosunu ve tüm detayların yer aldığı internet sitelerinin bağlantısını paylaştı.

İnternet sitesinde yer alan ortak açıklamada, "Sürpriz! Dünyanın en kötü saklanan sırrı artık resmiyet kazandı... Bu sonbaharda Las Vegas'taki Sphere'a 'Tekrarsız Hafta Sonları'mızı getiriyoruz!!" dendi.

"Bunu 6 ay sonra dünyayla paylaşmaktan son derece heyecanlıyız ve bir sonraki seviyeye geçmek için can atıyoruz, tamamen keşfedilmemiş bir alan! Bu seri bize canlı performansta sizlerle nasıl etkileşim kurduğumuzu yeniden keşfetme şansı veriyor ve sizi orada görmeyi dört gözle bekliyoruz!" diye eklediler ve "Beklediğiniz gibi, her konser serisi 'Tekrarsız Hafta Sonları' olacak, yani hem Perşembe hem de Cumartesi konserlerine katılırsanız aynı şarkıyı iki kez duymayacaksınız" diye belirttiler.

Planlanan tarihler arasında 1 ve 3 Ekim, 15 ve 17 Ekim, 22 ve 24 Ekim'le 29 ve 31 Ekim yer alıyor.

hyjuk
Heavy metal grubu 4 üyeden oluşuyor (soldan sağa): Kirk Hammett, Lars Ulrich, Robert Trujillo ve James Hetfield (AP)

Biletler 6 Mart'ta yerel saatle 10.00'da satışa çıkacak ve bu tarihten önce, gelecek bir buçuk hafta boyunca çeşitli ön satışlar yapılacak. Ön satışla ilgilenen hayranlar için, her hafta sonu farklı ön satış saatleri olacak. Metallica'nın internet sitesinde bulunabilecek bu saatler için kayıt oluşturulabiliyor.

Hayran Kulübü ön satışı 2 Mart Pazartesi günü başlayacak, ardından Ticketmaster ön satışı 3 Mart Salı günü açılacak. Live Nation, SiriusXM ve Sphere ise haftanın ilerleyen günlerinde kendi ön satışlarını gerçekleştirecek.

Davulcu Lars Ulrich, vokalist James Hetfield, gitarist Kirk Hammett ve basçı Robert Trujillo'dan oluşan, Master of Puppets'la bilinen 4 kişilik grup, Life Burns Faster konserlerindeki şarkı listelerinin tüm kataloglarını kapsayacağını açıkladı.

"İster stadyumun veya arenanın en üst katlarından, ister samimi bir kulüp veya tiyatro konserinden, isterse de Snake Pit'ten bizi izlemiş olun, Sphere'ın teknolojisi, salondaki herkes için tamamen yeni bir canlı deneyim sunacak... Biz de dahil!" diye yazdılar.

1981'de Los Angeles'ta Ulrich ve Hetfield tarafından kurulan Metallica, toplam 11 stüdyo albümü yayımladı. En çok 1986'da yayımlanan üçüncü albümleri Master of Puppets'la tanınıyorlar. En son albümleri 72 Seasons'ı 2023'te yayımladılar. Aynı yıl, albümü tanıtmak için çok büyük ve devam eden M72 turnesine başladılar ve bu yaz Avrupa'ya geri dönecekler.

Independent Türkçe


Mikroplastikler prostat kanserine mi yol açıyor?

Bir biyolog mikroplastikleri inceliyor (AFP)
Bir biyolog mikroplastikleri inceliyor (AFP)
TT

Mikroplastikler prostat kanserine mi yol açıyor?

Bir biyolog mikroplastikleri inceliyor (AFP)
Bir biyolog mikroplastikleri inceliyor (AFP)

Yeni bir araştırmada 10 prostat kanseri tümöründen 9'unda mikroplastikler bulunurken araştırmacılar, bu küçük parçacıkların tümörlerin içindeki oranının, kanserli olmayan yakındaki dokulardan daha yüksek olduğunu keşfetti.

Birleşik Devletler'deki NYU Langone Health'ten bir araştırma ekibi, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi'ne göre 45 yaş ve üstü yetişkin erkeklerde en sık teşhis edilen kanser türü olan prostat kanserinin gelişiminde, mikroplastiklere maruz kalmanın rol oynayıp oynamadığını araştırdı.

Uzmanlar, gıda ambalajları, kozmetik ürünler ve diğer kaynaklardan gelen plastiklerin kullanılması, ısıtılması veya kimyasal işlemden geçirilmesi durumunda daha küçük parçalara ayrılıp vücuda girerek sindirilebileceğini saptamıştı.

İnsanlar ayrıca havadan soluyarak ve ciltlerinden emerek de plastiğe maruz kalıyor.

Önceki çalışmalarda insanların neredeyse tüm organlarında, vücut sıvılarında ve plasentada bu mikroplastikler tespit edilmişti. Ancak New York Üniversitesi, bunların insan sağlığını nasıl etkileyebileceğinin henüz tam anlaşılmadığını belirtiyor.

Araştırmacılar, ameliyatla prostat bezi alınan 10 hastadan elde edilen prostat dokusunu inceledi.

Tümör örneklerinin yüzde 90'ında ve iyi huylu prostat dokusu örneklerinin yüzde 70'inde plastik parçacıklar tespit edildi.

Uzmanlar, yoğunluk farkının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Tümör örnekleri sağlıklı dokuya göre ortalama 2,5 kat kadar daha fazla plastik içeriyordu (1 gram doku başına yaklaşık 40 mikrogram plastiğe karşılık 1 gram başına 16 mikrogram plastik).

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi'nin üroloji ve nüfus sağlığı bölümlerinde öğretim üyesi olan, çalışmanın başyazarı Dr. Stacy Loeb şöyle diyor:

Pilot çalışmamız, mikroplastik maruziyetinin prostat kanserinde risk faktörü olabileceğine dair önemli kanıtlar sunuyor.

Dr. Loeb'e göre ilk veriler mikroplastiklerle kalp hastalığı ve demans gibi diğer sağlık sorunları arasında bir bağlantı olduğunu öne sürse de bu maddeleri prostat kanseriyle doğrudan ilişkilendiren çok az kanıt vardı.

Çalışmanın kıdemli yazarı Vittorio Albergamo, "Plastiğin yarattığı bir başka potansiyel sağlık sorununu ortaya çıkaran bulgularımız, çevrede her yerde bulunan bu maddelere halkın maruziyetini sınırlamak için daha sıkı düzenleyici önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor" diye ekliyor.

Dr. Albergamo, araştırma ekibinin bir sonraki adımda mikroplastiklerin vücutta ne yaptığını ve kanser gelişimine nasıl yol açabileceğini incelemeyi planladığını söylüyor.

Parçacıkların dokuda iltihaplanma gibi aşırı aktif bir bağışıklık tepkisine neden olması ve bunun zamanla hücrelere zarar verip kanser hücrelerinin oluşmasına yol açan genetik değişiklikleri tetiklemesi ihtimalinin, araştırmayı planladıkları olasılıklardan biri olduğunu belirtiyor.

Birleşik Krallık'ta her 8 erkekten biri hayatının bir noktasında prostat kanserine yakalanıyor.

Independent Türkçe


Dişi ren geyiklerinde boynuzların işlevi keşfedildi: "Ağzım açık kaldı"

Arktik Ulusal Yaban Hayatını Koruma Alanı'ndaki ren geyiği boynuzları (Colleen Kelley)
Arktik Ulusal Yaban Hayatını Koruma Alanı'ndaki ren geyiği boynuzları (Colleen Kelley)
TT

Dişi ren geyiklerinde boynuzların işlevi keşfedildi: "Ağzım açık kaldı"

Arktik Ulusal Yaban Hayatını Koruma Alanı'ndaki ren geyiği boynuzları (Colleen Kelley)
Arktik Ulusal Yaban Hayatını Koruma Alanı'ndaki ren geyiği boynuzları (Colleen Kelley)

Yeni bir araştırmada ren geyiği annelerinin, Arktik tundranın soğuk ve kurak iklimindeki uzun bir göçün ardından beslenmek için kendi boynuzlarını kemirdiği tespit edildi.

Karibu diye de bilinen ren geyikleri, dişilerinin de boynuzlu olduğu tek geyik türü.

Daha önce araştırmacılar, dişilerin boynuzlarını avcılardan korunmak veya beslenme alanlarında hakimiyetlerini göstermek için kullanıyor olabileceğini öne sürmüştü.

Yeni araştırma, dişi ren geyiği boynuzlarının gerçek evrimsel amacını ortaya koyuyor. Araştırmacılar yaklaşık 2 bin 500 kilometrelik gidiş-dönüş göçünün ardından dişilerin, kalsiyum açısından zengin boynuzlarını "mineral deposu" olarak kullandığını söylüyor.

Ren geyiklerinin kafatasının üstünden çıkan kemikli boynuzlar, erkeklerde yaklaşık 1,2 metre uzunluğa ve 10 kilogram ağırlığa ulaşabiliyor. Dişi boynuzlarıysa çok daha küçük.

Çalışmada ren geyiklerinin Arktik tundrada döktüğü ve onlarca yıldır bozulmadan korunan boynuzlar belgelendi. Araştırmacılar bu boynuzların, göçlerinin kritik bir döneminde yiyecek arayan ren geyiklerine kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin hazır kaynağını sunduğunu keşfetti. Analizler sonucunda bu boynuzların çoğunun kemirildiği saptandı.
 

sdcds
Dişi ren geyiği, Alaska'nın Denali Ulusal Parkı'ndaki çalılık arazide ilerliyor (Michael Miller)

Diş izlerinin daha ayrıntılı incelenmesi, baş sorumluların ren geyikleri olduğunu ortaya çıkardı.

Çalışmada incelenen 1567 boynuzun yaklaşık yüzde 86'sında kemirme izleri vardı ve bu izlerin neredeyse tamamı ren geyiği tarafından bırakılmıştı.

Hakemli dergi Ecology and Evolution'da yayımlanan çalışmanın yazarlarından Joshua Miller, "Hayvanların bu boynuzları kemirdiğini biliyorduk ancak herkes bunu büyük ölçüde kemirgenlerin yaptığını varsayıyordu. Artık bunu yapanın aslında ren geyiği olduğunu biliyoruz" diyor.

ABD'deki Cincinnati Üniversitesi'nden biyolog Dr. Miller şöyle ekliyor: 

Sonuçlarımız netleşmeye başladığında ağzım açık kaldı.

Dişi ren geyikleri, doğumdan sonraki birkaç günde boynuzlarını döküyor ve bu boynuzlar, aynı bölgeye geri döndüklerinde besin takviyesi olarak kullanılabiliyor.

Dr. Miller, "Bu boynuzlar Arktika'da yüzyıllar boyunca veya daha uzun süre dayanıyor ve tekrar tekrar geri dönülen bir besin kaynağı işlevi görüyor" diye belirtiyor.

Boynuzlardaki mineraller de toprağa geri dönerek ren geyiklerinin yediği otların ve likenlerin büyümesine katkı sağlıyor.

Dr. Miller, "Bu hayvanlar, diğer hayvanların yeterli miktarda alması oldukça zor olan bu çok önemli mineralleri toprağa yayarak bu habitatı şekillendiriyorlar" ifadelerini kullanıyor.

Özellikle fosfor, yavrularını beslemek için yüksek kaliteli süt üretmeye çalışan yeni anneler için çok önemli. Ren geyikleri her yıl yavrulama alanlarına resmen tonlarca fosfor getiriyor.

Independent Türkçe