Analiz: Suriye ile Ukrayna arasında bir bağlantı var mı?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed 7 Ocak 2020’de Şam’da bir araya geldi (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed 7 Ocak 2020’de Şam’da bir araya geldi (AFP)
TT

Analiz: Suriye ile Ukrayna arasında bir bağlantı var mı?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed 7 Ocak 2020’de Şam’da bir araya geldi (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed 7 Ocak 2020’de Şam’da bir araya geldi (AFP)

Cenevre bugün iki toplantıya ev sahipliği yapıyor. Birincisi, Ukrayna meselesinin görüşüleceği ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov arasındaki toplantı. İkincisi ise Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ve ABD’li yetkili Ethan Goldrich arasındaki toplantı. İkinci toplantıda Suriye meselesi ve ‘adıma karşılık adım’ teklifi görüşülecek.
Kuşkusuz iki toplantı da aynı stratejik öneme ve sonuçlara sahip değil. Fakat bir kez daha Suriye ile Ukrayna meselelerini birbirine bağlayan bir bağ görülüyor. Bu bağlantı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna macerasına atılmaya karar verdiği ve ardından Mart 2014'te Kırım'ı ilhak ettiği 2014 yılına kadar uzanıyor. O dönem Moskova, Şam'dan Cenevre'de yürütülen barış süreci müzakerelerinde kararlılık göstermesini talep etti. Ardından Putin 2015’in sonlarında Suriye’ye askeri müdahalede bulundu ve Lazkiye ile Tartus limanlarında uzun süreli kalmak için Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile anlaşmaya vardı. O dönem Esed’in Rus yetkililere, Moskova'nın Ortadoğu’daki etkisini güçlendirmesi noktasında kendisine “borçlu olduğunu” ve kendisinin Şubat 2014'te Rusya'ya kaçan eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç gibi olmadığını söylediği aktarıldı.
Putin, ABD'den NATO'nun Ukrayna sınırına doğru genişlemeyeceğine dair yazılı garanti istediğini söylüyor. Ancak Putin kendisi, Suriye'nin batısına Hmeymim Üssü kurarak ve Türkiye'nin güneyindeki İncirlik'teki NATO ileri üssünden onlarca kilometre uzağa gelişmiş S-400 ve S-300 füze bataryaları konuşlandırarak NATO sınırlarına doğru genişledi. O zamandan beri, Rusya ve Türkiye arasındaki saldırmaya isteklilik konusundaki işbirliği ilişkileri Suriye sahasında ve diğer bölgesel ve ikili konularda arttı.
Ukrayna ve Suriye arasındaki bir başka bağlantı da Türk-Rus ilişkilerinde ortaya çıktı. Ankara, Kırım'ın ilhakını tanımayı reddetti, Kiev ile stratejik ilişkilerini geliştirdi ve Libya, Suriye’nin kuzeybatısı ile Dağlık Karabağ gibi Moskova destekli güçlere karşı askeri savaşların gidişatını değiştirmede önemli bir rol oynayan Bayraktar insansız hava araçlarını (İHA) Kiev’e temin etti. Moskova ise, Doğu Ukrayna bölgesini desteklemeye devam etti. Şu anda sınıra on binlerce asker konuşlandırıyor ve saldırıdan geri dönmek için Avrupa ve ABD’ye şartlarını sunuyor.

Hem Moskova hem Washington Suriye meselesine bakıyor
Bu geniş fotoğraf ve stratejik oyun içinde hem Moskova hem Washington Suriye meselesine bakıyor. Moskova, Lazkiye ve Kırım limanlarını Rusya’nın geçiş kapısı yapmak için Şam ve Kırım arasındaki normalleşme anlaşmasının imzalanmasına şemsiye tuttu. Lazkiye Limanı ve Tartus Limanı artık Moskova'nın elinde. Moskova Tahran’ı bu limanlardan ve Akdeniz'in sıcak sularından uzak tutmaya ve İsrail saldırılarından korumaya çalışıyor.  
Washington ve Moskova, Suriye sınırı üzerinden insani yardım ulaştırılması ve Fırat'ın doğusunda askeri çatışmaların önlenmesi konusunda işbirliği yaptı. Ancak iki taraf arasındaki diplomatik çatışma açıktan ve gizli bir şekilde devam ediyor. Rus tarafı, Arap dünyasını Şam ile normalleşmeye teşvik ediyor ve Pedersen'in “adıma karşılık adım” önerisini Moskova’nın Ankara ve Tahran ile işbirliği içinde yürüttüğü Astana sürecinin bir alternatifi olarak görmeyi reddediyor. ABD tarafına ise geri kalan meselelere geniş bir perspektiften baktığı bir bakış açısı kapsamında “adıma karşılık adım” seçeneğinde ısrar ediyor ve Arapların Suriye ile normalleşmesinin yollarını kontrol altında tutmaya çalışıyor.
ABD’nin Suriye konusundaki pozisyonunda yeni olan şey, “olumsuz tarafsızlıktan” “pozitif angajmana” geçiş. ABD, Şam'la tek taraflı normalleşme adımlarını kontrol altında tutmak, Suriye’nin siyasi süreç konusunda bedel ödemeden ve İran etkisinden kurtulmadan Arap Birliği'ne dönmesini engellemek için diplomatik kanallar üzerinden bazı Arap ülkelerine yönelik bir kampanya başlattı. Bu kampanya Mart ayının sonunda Cezayir'de Arap zirvesini düzenleme fikrini tehlikeye attı.
Afganistan deneyiminden sonra, Joe Biden yönetimi, önümüzdeki seçimlerden önce Kongre baskısının arttığı bir ortamda Ukrayna'da, Suriye'de veya İran nükleer programı müzakerelerinde başka bir başarısızlık istemiyor. Arap ülkelerine gönderilen protesto mektubu hakkında bilgi sahibi olan bir Arap diplomata göre ABD, “Arap ülkeleri ile Şam arasındaki ilişkileri dondurma kararının devam etmesinin, bu vahşete müsamaha gösterilmeyeceği ve Arap ülkeleri hamle yapmadan önce rejimin somut ve gerçek adımlar atması gerektiği” mesajını verdiğini söyledi. Suriye’den, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması için 2254 sayılı karar uyarınca siyasi süreçle ilgili yerine getirmesi istenen taleplerden biri de “Şam’ın İran’ın nüfuzundan kurtulmasıdır”. Nitekim Arap ülkeleri ve ABD, İran’ın bölgedeki istikrara zarar veren davranışlarıyla mücadele etmek için bu talep üzerinde mutabıklar.
ABD ve müttefikleri, Ürdün'ün Suriye ile ekonomik kanalları açmaya ihtiyaç duyduğunun ve İran'ın etkisini azaltmak için Şam'a başka seçenekler sunmak gerektiğinin farkındalar. Bu da ABD ve müttefiklerinin Suriye ve Lübnan’a yönelik “Arap Gaz Boru Hattı” ve “elektrik şebekesi” projelerini desteklemelerini açıklıyor. Ancak aynı zamanda ABD'li yetkililer Ürdün tarafına Suriye'den herhangi bir taviz alıp almadığını sordu. ABD tarafı Ürdün’e şu soruları sordu, “Uyuşturucu ve captagon kaçakçılık güzergahları engellendi mi? Güvenlik garantileri aldınız mı? Sınırlar kontrol altına alındı mı? Mültecilerin kovuşturmalara maruz kalmadan güvenli dönüşü için güvence aldınız mı?” ABD tarafı ayrıca normalleşmenin bedelsiz olmaması ve Rus tarafının Suriye’nin güneyinde istikrarı sağlama ve Ürdün sınırı üzerinden yapılan kaçakçılığı önlemeye yönelik taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Amerikalılar, Avrupalı ​​ve Arap müttefiklerine, herhangi bir adım atmadan önce kendileriyle koordinasyon kurmaları gerektiğini yineleyerek, Washington’ın sürprizlerden hoşlanmadığını çünkü Moskova'nın yaptığı gibi Suriye meselesini müzakere masasına koymak, takas yapmak, bu dosyayı ‘büyükler’ arasında öncelikleri değişen başka dosyalarla ilişkilendirmek istediğini ifade ettiler.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.