ABD Kongresi, Husileri yeniden terör örgütü listesine alması için Biden’a baskı yapıyor

Cumhuriyetçiler Biden’ı İran’a yumuşak ve sevecen bir tavır sergilemekle suçluyor.

ABD Kongre binası (Reuters)
ABD Kongre binası (Reuters)
TT

ABD Kongresi, Husileri yeniden terör örgütü listesine alması için Biden’a baskı yapıyor

ABD Kongre binası (Reuters)
ABD Kongre binası (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden’ın Husileri yeniden terör örgütleri listesine alma ihtimaline ilişkin açıklaması Kongre’nin koridorlarında bazı yasa koyucular tarafından olumlu karşılandı. Bunların başında Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz geliyor. Biden, Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Husileri terör örgütü listesine alma kararını göreve gelir gelmez iptal etti. Cruz Kasım ayından bu yana Biden yönetiminin Husileri yeniden terör örgütü listesine alması için çabalıyor.
Cruz meselenin henüz sıcaklığını korumasından istifade ederek Husilerin terör örgütü listesine eklenmesini öngören yasa tasarısını Senato’ya yeniden sundu. Cruz özellikle Husilerin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) düzenlediği son saldırılar karşısında senatörlerin giderek artan öfkelerinin de katkısıyla bu sefer tasarının geçmesi için yeterli desteği almayı umuyor.
Cumhuriyetçi senatörler bu öfkenin etkisiyle, Biden yönetimini İran ile yürüttüğü müzakerelerde yumuşak tavır sergilemekle suçluyor. Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio, yaptığı açıklamada, “Başkan Biden, bölgeye zarar veren Tahran’daki rejimi memnun etme yolundaki umutsuz girişimler yerine müttefiklerimizin ve ortaklarımızın yanında durmalı” dedi. Husilerin Yemen’deki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlediği baskın olayını hatırlatarak alaylı bir dil kulanan Cumhuriyetçi Senatör Mike Gallagher, “Geçen yıl Biden yönetimi Husilerin terör örgütü olarak tanınması kararını iptal etti. Husiler de Kasım ayında ABD Büyükelçiliği’ni basarak ve şimdi de Abu Dabi’ye füze fırlatarak Başkan’a teşekkür etti. Kanıtlar kesin. Başkan bu kararını gözden geçirmeli, bu gerçeği görmeli ve Husileri yeniden terör listesine almalıdır” ifadelerini kullandı.
İran’a karşı izlediği politika sebebiyle Biden yönetimini sert bir dille eleştiren Cumhuriyetçi Senatör Joe Wilson, “İran tarafından fonlanan ve silahlandırılan Yemen’deki Husi teröristleri Abu Dabi’ye bir saldırı düzenlediler ve masumları öldürdüler. İran’ın terör ve roket ihraç etmesini engellemek adına Biden’ın hiçbir şey yapmaması, İran’dan aslında uymadığı nükleer anlaşmaya dönmesi için yalvarma konusundaki istekliliğinin boyutunu gösteriyor” dedi. Wilson, Kongre’nin BAE’ye ve ABD’nin bölgedeki müttefiklerine tam desteğini dile getirerek sözlerini tamamladı.
Kongre, ABD yönetimini bir an önce Husilerin yeniden terör örgütü listesine alınmasıyla ilgili kararname yayınlamaya zorlarken, Cruz da sunduğu tasarının en kısa zamanda geçmesi için yeterli oyu toplamaya çalışıyor. Oylamanın önümüzdeki ay yapılması bekleniyor. Bu meselede yönetime karşı gelip gelmemekte tereddüt eden Demokrat senatörlerin de kademeli olarak destek girişimleri sunmaya başladıkları görülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komite Başkanı Demokrat Partili Gregory Meeks, Husilerin yeniden listeye alınması konusunda çekimser kaldığını söyledi. Meeks, “Ben, oldukça endişeliyim. Husileri şiddetle kınıyorum. Sivillere yönelik saldırılar uluslararası yasaların açık bir ihlalidir” dedi. Biden’ın, Husileri terör listesine alması halinde sivillere yardım ulaştıramama gerekçesine işaret eden Meeks, bu ihtimalin aynı şekilde kendisinin de tek endişe kaynağı olduğunu ifade etti.
Bu eleştiri fırtınasının ortasında BAE Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe, Meeks’in endişelerini yatıştırmak amacıyla BAE’nin masum Yemen halkına insani yardımlar sunma taahhüdüne bağlı olduğunu vurguladı. Husilerin yeniden terör örgütü listesine alınması hedefiyle Kongre üyeleriyle görüşmelerini yoğunlaştıran Uteybe, bu kapsamda ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez, ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Mark Warner ve Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun en kıdemli Cumhuriyetçi üyesi Mike McCaul ile bir araya geldi. Husilerin eylemlerine işaret eden McCaul, “ABD Büyükelçiliği’ni bastılar, yerel çalışanlarını tutukladılar, BAE’ye ait bir gemiye el koydular ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına devam ettiler. Biden yönetimi bu tehlikeli davranışlara yanıt vermek için gerçekçi adımlar atmalıdır” ifadelerini kullandı.



Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
TT

Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)

Ukrayna ile sınır komşusu olan Rusya'nın Belgorod bölgesinin valisi, Ukrayna'nın "büyük çaplı" füze saldırısının enerji altyapısına ciddi hasar verdiğini ve bölgedeki elektrik, ısıtma ve su tedarikini aksattığını ifade etti.

Vali Vyacheslav Gladkov Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Sonuç olarak, enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü... Evlere elektrik, su ve ısıtma sağlanmasında kesintiler yaşanıyor" ifadesini kullandı. Gladkov, saldırıyı "büyük çaplı" olarak nitelendirerek, etkisinin sadece sınıra 40 kilometre uzaklıktaki Belgorod şehriyle sınırlı kalmadığını, çevredeki bölgelere de yayıldığını belirtti. Hasarın boyutunun önümüzdeki saatlerde değerlendirileceğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu hafta dördüncü yılına giren çatışmada Belgorod, Ukrayna güçleri tarafından defalarca saldırıya uğradı.


Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
TT

Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)

Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, ABD'nin Tahran'a yönelik olası askeri saldırısı nedeniyle artan gerilimler arasında, İran'daki vatandaşlarına uçuşlar mümkün olduğunda ülkeyi terk etmeleri yönünde bugün uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta, Tahran'ı yeni bir nükleer anlaşmaya varmaya zorlarken, İran'a karşı sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü belirtmişti.

Şarku’ Avsat’ın Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı'ndan aktardığına göre büyükelçilik internet sitesinde yayınladığı güvenlik uyarısında, "Uçuşlar devam ederken (Kore vatandaşlarının) İran'ı terk etmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bildiride durumun hızla kötüleşmesi halinde İran'a gidiş-dönüş özel uçuşlarının askıya alınabileceği belirtildi.

Güney Kore, İran'ın tamamı için 3. Seviye seyahat uyarısını sürdürüyor ve orada bulunan Güney Korelilere ülkeyi terk etmelerini şiddetle tavsiye ediyor. Bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Acil bir seyahat ihtiyacı olmadığı sürece İran'da ikamet eden Güney Kore vatandaşlarının derhal ülkeyi terk etmelerini ve ülkeye seyahat planlayanların seyahatlerini iptal etmelerini veya ertelemelerini tavsiye ediyoruz."


Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.