ABD'de Kovid-19, Omikron varyantıyla hala tehdit oluşturuyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD'de Kovid-19, Omikron varyantıyla hala tehdit oluşturuyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Kovid-19’un ilk kez tespit edilmesinin üzerinden 2 yıl geçmesine ve aşıların yaygınlaşmasına rağmen veriler Omikron varyantının etkisiyle hala yüz binlerce ABD’linin sağlığının tehdit altında olduğunu ortaya koydu.
ABD’de ilk defa 2 yıldan fazla süre önce Kovid-19’un görüldüğü Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından doğrulanırken, aşıyı bulan ve dünyada uygulanmasına öncülük eden ülkede virüs hala yeni varyantlar aracılığıyla yayılmaya devam ediyor.
ABD’de ilk olarak California eyaletinde, 22 Kasım 2021'de Güney Afrika'dan ABD'ye dönen ve bir hafta sonra Kovid-19 testi pozitif çıkan bir yolcuda görülen Omikron varyantı, halihazırda tüm vakaların yüzde 99'undan fazlasını oluşturuyor.
Omikron, ilk tespit edilmesinden sadece bir ay sonra ABD’nin yeni Kovid-19 enfeksiyonlarının yaklaşık dörtte üçünün sebebi olarak baskın tür haline geldi.

Omikron ABD'de hızla 50 eyalete dağıldı
Kovid-19’un en hızlı yayılan varyantı olduğu açıklanan Omikron'un, ortaya çıkmasından haftalar sonra, 2021 sonuna gelindiğinde ABD’nin 50 eyaletinin tamamına yayıldığı görüldü.
CDC yetkililerinin paylaştığı veriye göre, Omikron’un yayılmasının her iki üç günde bir ikiye katlandığı, Delta varyantında bu yayılmanın ancak 7 günde gerçekleşebildiği biliniyor.
Daha sonra yapılan araştırmalarla, ABD’de ilk defa Şükran günü haftasında tanımlanan Omikron’un bu tarihin daha öncesinde ülkeye yayıldığı ve baskın bir varyant haline geldiği iddia edilmişti.
Kovid-19 aşılarının iki dozu yapılanların, süre aşımına bağlı olarak antikor seviyelerinin düşmesiyle Omikron’a karşı daha zayıf hale geldikleri tespiti, yetkilileri yeni varyanta karşı mücadelede 3. doz aşıları hızlı şekilde yaygınlaştırılması yönünde faaliyetlerini artırmaya itti.
Takviye aşılarının yaygınlaşmasıyla, 3. dozu yaptıranlarda antikor seviyelerinin öncesine kıyasla 25 ila 37 kat arttığı ve Kovid-19'dan hastaneye yatış oranlarını düşürdüğü görüldü.
Ölümler mart ortasında 300 bini geçebilir
ABD'deki değişik üniversitelerden bilim insanlarınca oluşturulan Kovid-19 Senaryo Modelleme Merkezinden 18 Ocak'ta yapılan açıklamaya göre, Omikron dalgasında ölümlerin mart ortasında 300 bini geçebileceği tahmininde bulunuldu.
Modelleme üzerine çalışan ekibe başkanlık eden Pensilvanya Eyalet Üniversitesinden Katriona Shea, Associated Press’e yaptığı açıklamada, Omikron dalgası sırasında projeksiyonların ABD’de ölümlerin 58 bin ile 305 bin tahminleri arasında değişebileceğini gösterdiğini kaydetti.

Geçen yılın aynı dönemine göre vaka sayısı 3 katına çıktı
Eski varyantlar kadar öldürücü olmasa da resmi veriler Omikron’un her gün yüz binlerce ABD’liye bulaştığını ve günlük ortalama bin 600 civarında kişiyi öldürdüğünü ortaya koyuyor.
John Hopkins Üniversitesi verilerine göre Aralık 2021'de, 17 milyondan fazla ABD’lide Kovid-19’un Omikron varyantı tespit edildi ve 45 bine yakın kişi hayatını kaybetti.
Aynı veriler ışığında ABD’de geçen kış, günlük vaka sayısı yaklaşık 250 bin civarında iken bu yıl aynı dönemde vakaların yaklaşık 3 katına karşılık gelen 750 binli rakamlara ulaştığı görüldü.

Yeni varyant nedeniyle New York'ta eski görüntüler tekrar yaşandı
Kovid-19'un Omikron varyantının bulaşma hızının yüksek olması, 2020 baharında salgının merkezi olan ve sonrasında yaralarını saran New York eyaletinde tekrar test çadırlarının kurulmasına ve bu merkezler önünde uzun kuyruklar oluşmasına sebep oldu.
New York Belediyesi yetkilileri, test merkezlerindeki kuyruklarda insanların soğuk havada saatlerce beklemek zorunda kalması ve birçok sağlık görevlisinin yeni varyanttan etkilenmesi sonucu çareyi insanların evde kullanabileceği test kitlerini ücretsiz dağıtmakta buldu.
Resmi veriler, New York'taki yeni Kovid-19 vakalarının sayısının Aralık 2021'de 20 kattan fazla arttığını ortaya koyarken, 10 gün öncesine ait göstergelere bakıldığında Omikron varyantının az da olsa hız kestiğine işaret etti.
New York Valisi Kathy Hochul da yaptığı açıklamada, "Görünüşe göre o zirveyi aşıyor olabiliriz" diyerek vakaların düşüş eğilimine girdiğini ifade etmişti.
Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre, 2 yılın sonunda, etkili aşılama çalışmalarına rağmen Kovid-19 ABD’de 70 milyondan fazla insana bulaştı, can kaybı da 865 bini aştı.



Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
TT

Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da rejim değişikliği planladığı öne sürülüyor. 

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın protestolardan sorumlu tuttuğu İranlı güvenlik kurumları ve komutanlara saldırı planladığını iddia ediyor. 

Bu saldırılarla protestoları kışkırtarak İran'da "rejim değişikliğinin önünü açacak koşulların oluşturulmasının" hedeflendiği savunuluyor. 

Yetkililer, İran'ın misilleme kapasitesini azaltmak için balistik füze tesislerine geniş çaplı saldırıların da masadaki seçenekler arasında yer aldığını söylüyor. Buna ek olarak uranyum zenginleştirilen nükleer tesislerin hedef alınabileceği aktarılıyor.

Diğer yandan kaynaklar, Beyaz Saray'ın askeri harekat da dahil henüz bir eylem planında karar kılmadığını belirtiyor. 

Trump, dünkü açıklamasında Tahran yönetimine nükleer anlaşma için müzakere çağrısı yapmış, herhangi bir saldırının hazirandaki askeri harekattan daha şiddetli olacağı tehdidinde bulunmuştu.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İranlı bir üst düzey yetkili, Tahran yönetiminin "hem çatışmaya hazırlandığını hem de diplomatik diyaloğu sürdürdüğünü" söylüyor.

Diğer yandan İsrailli bir üst düzey yetkiliyse Tahran yönetiminin sadece hava saldırılarıyla devrilemeyeceğine dikkat çekiyor: 

Rejimi devirmek istiyorsanız, asker göndermeniz gerekir.

Kaynak, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi durumunda Tahran yönetiminin onun yerine birini geçireceğini belirtiliyor. Yalnızca dış baskı ve ülke içinde örgütlenmiş bir muhalefetin birlikte hareket ederek rejimi yıkabileceğini savunuyor.

"İran hâlâ ölümcül bir güç"

Wall Street Journal'ın analizinde, olası bir saldırıya karşı İran'ın kuvvetli misilleme yapabileceği yazılıyor. 

Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtiliyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'nın İran programının kıdemli direktörü Behnam Ben Taleblu, "Tahran zayıf olabilir ancak füze gücü sayesinde hâlâ ölümcül bir güç" diyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

BBC'nin aktardığına göre eylemlerde yakalananlar, polis tarafından gözaltına alınma endişesiyle hastanelere tedavi olmaya bile gidemiyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Times of Israel, BBC