Ankara, Washington ile ilişkilerin belirli konularla sınırlandırılmasına tepki

Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’nin SDG’ye verdiği desteğin iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrarsızlaşmasına yol açtığını söyledi. (Reuters)
Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’nin SDG’ye verdiği desteğin iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrarsızlaşmasına yol açtığını söyledi. (Reuters)
TT

Ankara, Washington ile ilişkilerin belirli konularla sınırlandırılmasına tepki

Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’nin SDG’ye verdiği desteğin iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrarsızlaşmasına yol açtığını söyledi. (Reuters)
Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’nin SDG’ye verdiği desteğin iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrarsızlaşmasına yol açtığını söyledi. (Reuters)

Türkiye, ABD’yi aralarında herhangi ayrım yapmaksızın tüm terör örgütleri ile mücadeleye çağırdı. Ankara’dan yapılan açıklamada askeri ilişkilerin Rusya’nın S-400 hava savunma füze anlaşması ve Washington’ın YPG’yi desteklemesi konuları bağlamında değerlendirilemeyeceğine dikkat çekildi.
Ankara’nın birçok kez terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı olduğunu vurguladığı YPG, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ittifakının en büyük bileşeni konumunda.
ABD, SDG’nin Suriye’deki terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşta yakın bir müttefik olduğunu öne sürüyor. Ankara ise Türkiye-ABD ilişkilerinde anlaşmazlığa neden olan terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Savunma Bakanı Hulisi Akar, ABD’nin SDG’ye verdiği desteğin iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrarsızlaşmasına yol açtığını söyledi.
Akar, 23 Ocak’ta yaptığı açıklamada ülkesinin ABD’nin terör örgütleriyle ‘aralarında bir ayrım yapmadan’ mücadele etmesini ve Suriye’deki Kürt birliklerine desteğini kesmesini beklediğini dile getirdi. Bakan, Washington’ın S-400 ve YPG’nin desteklenmesi konularında aldığı kararların, Gülen’e destek sağladığına dikkat çekerken bu durumun Türk kamuoyunun ABD’ye olan güvenini sarstığını vurguladı. Türkiye-ABD askeri ilişkilerini Suriye meselesiyle sınırlamanın ve Ankara’nın Rus hava savunma sistemleri satın almasının ‘önemli bir hata’ olduğunu belirten Akar, ABD’nin bu sorunları iki müttefike yakışır şekilde çözmek yerine ilişkileri olumsuz etkilemesi kaçınılmaz kararlar aldığını vurguladı.
ABD merkezli ‘The Wall Street Journal’ gazetesinin haberine göre ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Türkiye’nin F-35 savaş uçakları için ödediği bedel karşılığında kendisine F-16 savaş uçakları sağlamak üzere sunduğu bir teklifi inceliyor. Türkiye’nin bu adımı, ABD ile hassaslaşan güvenlik ilişkilerini onarabilecek bir hareket olarak nitelendirildi. Anlaşma, Ankara’nın Moskova ile artan ilişkilerini eleştiren Kongre üyelerinin muhalefetiyle karşı karşıya. Gazete, üst düzey Türk yetkililerin, ‘bu konuda bir anlaşmanın ülkelerinin ABD ile ilişkileri için bir can simidi oluşturabileceğine’ inandıklarını öne sürdü.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Ankara’nın S-400 füzeleri satın alması, Suriye’deki savaşta Washington ile anlaşmazlık yaşanması ve ABD’nin ‘Türkiye’nin insan hakları siciline’ yönelik eleştirileri sonucunda yıllardır gergin.
Rusya, söz konusu açıklamalarla eş zamanlı olarak Moskova’nın on binlerce askeri konuşlandırdığı ve komşusunu işgal etme endişelerinin arttığı Ukrayna sınırında NATO’nun kararlılığını test ediyor. Türkiye Konuya ilişkin de açıklamalarda bulunan Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rusya- Ukrayna krizinin uluslararası insan hakları ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde barışçıl bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Akar, Rusya’nın ‘Türkiye’nin Ukrayna’ya savaş uçağı satışına’ itirazına ilişkin olarak da ‘sorunlarının uluslararası hukuka uygun ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde diyalog yoluyla çözülmesini’ desteklediğini söyledi. Türkiye’nin Rusya, Ukrayna ve müttefik ülkelerle birçok alanlarda olduğu gibi savunma sanayi alanında da çok çeşitli işbirliği faaliyeti yürüttüğünü söyledi. Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) satışının da bu iş birliğinin bir yönü olduğunu belirten Hulusi Akar, Ukrayna’nın bu sistemleri tedarikinin ve kullanmasının tamamen kendi takdirine bağlı bir konu olduğunu vurguladı. Akar ayrıca, “Türkiye, bu sistemleri ihraç etmekle suçlanamaz” diyerek, Ukrayna’nın NATO açısından ‘gelişmiş fırsatlarda’ ortak olduğuna dikkat çekti.
Moskova ise Türkiye’nin Ukrayna ile arabuluculuk teklifini, Rusya’nın ayrılıkçıları desteklediği Donbass bölgesindeki çatışmada Kiev’in kullandığı İHA’ları Ankara’dan tedarik etmesine karşı çıkması nedeniyle sıcak karşılamadı.



Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
TT

Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)

Ukrayna ile sınır komşusu olan Rusya'nın Belgorod bölgesinin valisi, Ukrayna'nın "büyük çaplı" füze saldırısının enerji altyapısına ciddi hasar verdiğini ve bölgedeki elektrik, ısıtma ve su tedarikini aksattığını ifade etti.

Vali Vyacheslav Gladkov Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Sonuç olarak, enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü... Evlere elektrik, su ve ısıtma sağlanmasında kesintiler yaşanıyor" ifadesini kullandı. Gladkov, saldırıyı "büyük çaplı" olarak nitelendirerek, etkisinin sadece sınıra 40 kilometre uzaklıktaki Belgorod şehriyle sınırlı kalmadığını, çevredeki bölgelere de yayıldığını belirtti. Hasarın boyutunun önümüzdeki saatlerde değerlendirileceğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu hafta dördüncü yılına giren çatışmada Belgorod, Ukrayna güçleri tarafından defalarca saldırıya uğradı.


Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
TT

Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)

Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, ABD'nin Tahran'a yönelik olası askeri saldırısı nedeniyle artan gerilimler arasında, İran'daki vatandaşlarına uçuşlar mümkün olduğunda ülkeyi terk etmeleri yönünde bugün uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta, Tahran'ı yeni bir nükleer anlaşmaya varmaya zorlarken, İran'a karşı sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü belirtmişti.

Şarku’ Avsat’ın Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı'ndan aktardığına göre büyükelçilik internet sitesinde yayınladığı güvenlik uyarısında, "Uçuşlar devam ederken (Kore vatandaşlarının) İran'ı terk etmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bildiride durumun hızla kötüleşmesi halinde İran'a gidiş-dönüş özel uçuşlarının askıya alınabileceği belirtildi.

Güney Kore, İran'ın tamamı için 3. Seviye seyahat uyarısını sürdürüyor ve orada bulunan Güney Korelilere ülkeyi terk etmelerini şiddetle tavsiye ediyor. Bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Acil bir seyahat ihtiyacı olmadığı sürece İran'da ikamet eden Güney Kore vatandaşlarının derhal ülkeyi terk etmelerini ve ülkeye seyahat planlayanların seyahatlerini iptal etmelerini veya ertelemelerini tavsiye ediyoruz."


Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.