Libya Parlamentosu’ndan geçici bir başbakan seçilmesi önerisi

Dibeybe hükümetinin ‘yasal olarak sona erdiği ve savunulamaz’ olduğu bildirildi.

Libya Temsilciler Meclisi 24 Ocak’ta Tobruk’ta toplandı. (Libya Temsilciler Meclisi)
Libya Temsilciler Meclisi 24 Ocak’ta Tobruk’ta toplandı. (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya Parlamentosu’ndan geçici bir başbakan seçilmesi önerisi

Libya Temsilciler Meclisi 24 Ocak’ta Tobruk’ta toplandı. (Libya Temsilciler Meclisi)
Libya Temsilciler Meclisi 24 Ocak’ta Tobruk’ta toplandı. (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya’nın doğusundaki Libya Temsilciler Meclisi (TM), Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki geçici Birlik Hükümeti’nin yasal olarak sona erdiğini duyurdu. Parlamentonun 24 Ocak’ta ülke için yeni bir geçici başbakan seçmesi gerektiğini belirten TM yakın zamanda yeni bir seçim yapılmayacağını vurguladı.
Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in bugün Tobruk’taki meclis binasında yeni bir hükümete başkanlık etmek üzere adaylık kapısının açıldığını duyurması bekleniyor. Parlamentonun yol haritası komitesinin yeni bir geçici başbakan seçmek amacıyla oylama yapılmasını önermesinin ardından Salih, yeni seçimlerin ‘sahtekarlığı önlemek ve güvenliği sağlamak için 9 aylık bir hazırlık gerekeceğine’ dikkat çekti.
Salih, 24 Ocak’taki oturum askıya alınmadan önce bugün, yeni bir başbakan seçme mekanizmasının ve gerekli belgelerin sunulacağını belirtti. Mevcut hükümetin devamlılığının herhangi bir şekilde savunulamayacağını vurgulayan Akile Salih, Libya’nın iç işlerine herhangi bir dış müdahalenin kabul edilemeyeceğinin altını çizdi. “Hükümet sorunu, Temsilciler Meclisi içerisinde çözülür” ifadesini kullandı.
Salih, meclis üyelerine ‘hükümetin görev süresinin dolduğunu ve devam etmesine izin verilmediğini’ bildirdiği açıklamaında “Başbakan geri dönmek isterse, tıpkı diğer vatandaşlar gibi Temsilciler Meclisi’ne yeni bir hükümet sunmalıdır” diyerek, Başkanlık Konseyi’nin de ulusal uzlaşının sağlanmasında üzerine düşen görevi yerine getirmemesini eleştirdi. Akile Salih ayrıca ulusal uzlaşı hususunda Devlet Yüksek Konseyi’nin de önemli bir rolü olması gerektiğini vurguladı.
Salih, beklenen seçim tarihiyle ilgili olarak “Meclisin çıkardığı kanunlarla bile olsa seçimlerin yapılması için kaçınılmaz bir süre olmalıdır” açıklamasında bulundu. Salih sözleirni şöyle sürdürdü:
“Seçimler, kalıcı bir anayasaya ulaşmayı başarırsak yapılacak.  Komite başarısız olabilir. Biz de diğer geçiş aşamalarına devam edeceğiz. Ancak en önemli şey, yürütme organının akıbetidir. Çünkü vatandaş aç ve anayasa, yasa ve benzeri konular onların umurunda değil.”
Salih, anayasa taslağının bazı maddelerini değiştirmek üzere Yüksek Konsey ile anlaşarak üyelere bir uzmanlar komitesi seçmeleri çağrısında bulundu. “Aksamaların önüne geçmek, anayasayı referanduma götürmek ve Libya halkına söz hakkı vermek için planlanan bu komite 15- 20 günde tamamlanabilir” dedi.
Oturumdan birkaç saat önce bazı milletvekilleri Bingazi şehrinde Ulusal Ordu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile bir araya geldiler. Aynı şekilde ABD Büyükelçisi ve Libya Özel Temsilcisi, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams ile seçimlerin ‘öncelik olarak kalması gerektiği’ konusunda anlaşmaya vardığını duyurdular.
Williams, tüm temsilcileri oturuma katılmaya ve Libya halkına karşı sorumluluklarını üstlenmeye çağırmıştı. Ayrıca Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun yol haritasında öngörülen sürenin yanı sıra seçim kartlarını alan iki milyondan fazla Libya vatandaşının iradesini dikkate alarak seçimler için yeni bir tarih ve net bir yol belirleme çağrısı da yapmıştı.
Williams, geçen pazar akşamı da el-Gubba şehrinde Akile Salih ile yaptığı görüşmede, Libya halkının ‘yıllarca süren geçiş dönemini ve bununla birlikte güç paylaşımı düzenlemelerini sona erdirmek istediğini’ vurguladı. “Libya’nın tüm kurumlarını etkisi altına alan meşruiyet krizine sandık dışında çözüm bulunamayacak” diyen BM Temsilcisi, ilgili tüm taraflara da ‘seçim sürecine, ulusal uzlaşı ve geçiş dönemi adaleti süreçlerine ayak uydurma’ çağrısında bulundu.
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri de kendisi ve Williams’ın geçen pazar akşamı başkent Trablus’ta yaptıkları görüşmede, ‘öncelik olan seçim süreciyle ilgili prosedürleri’ ele aldıklarını söyledi. “Yürütme yetkisindeki herhangi bir değişikliğin, anayasal bildirgeye ve yol haritasına uygun olarak ve seçim hakkının sağlanmasına yönelik açık bir anayasal ve yasal süreci garanti edecek şekilde yapılması gerekir” diyen Mişri, toplantıda seçim süreciyle ilgili gelişmeleri ve bu hakkın en kısa zamanda gerçekleşmesini kolaylaştırmanın yollarını ele aldıklarını da belirtti.
Diğer yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, geçen pazar akşamı Libya- İtalya Ortak Komitesi heyetiyle yaptığı görüşmede ‘Imsaad- Ras Ajdir otoyolu projesini uygulama otoritesinin önündeki sorunları ve engelleri, hükümet ve Ulaştırma Bakanlığı ile bunların üstesinden gelinmesi girişimini’ ele aldı. Ofisinden yapılan açıklamaya göre Menfi, söz konusu eski yolda vatandaşların hayatlarının korumaya yönelik projelerin tamamlanması gerektiğini vurguladı.
Aynı şekilde Menfi’nin yardımcısı Abdullah el-Lafi de 24 Ocak’ta Libya’nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Grimaldi’nin de katılımıyla İtalya’nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando ile bir araya geldi. Görüşmede, Libya halkının önündeki engellere rağmen seçim yapma arzusu ve parlamentonun hazırladığı (seçim sürecinden başlayarak iktidarın teslimine kadar belirli tarihlerle tamamlanması gereken) yol haritasına yönelik istek ele alındı.
Lafi, Başkanlık Konseyi tarafından başlatılan ulusal uzlaşı projesinin önemine ve bu yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenleme konusundaki talebe dikkat çekti. İtalyan heyet de Libya’daki olayların gidişatını yakından takip eden hükümetinin, ‘Libya halkının oybirliğiyle kabul edeceği bir cumhurbaşkanı seçerek geçiş aşamasından devlet yönetimine geçişe yardımcı olmak için çalışmaya hazır olduğunu’ bildirdi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.