İsrail ordusu, Yahudi barış aktivistlerine saldıran karakolu tahliye etti

Filistinli bir adam Batı Şeria'daki Salfit'te yerleşimciler tarafından hedef alınan ve üzerine kışkırtıcı ifadeler yazılan arabasının yanında (AP)
Filistinli bir adam Batı Şeria'daki Salfit'te yerleşimciler tarafından hedef alınan ve üzerine kışkırtıcı ifadeler yazılan arabasının yanında (AP)
TT

İsrail ordusu, Yahudi barış aktivistlerine saldıran karakolu tahliye etti

Filistinli bir adam Batı Şeria'daki Salfit'te yerleşimciler tarafından hedef alınan ve üzerine kışkırtıcı ifadeler yazılan arabasının yanında (AP)
Filistinli bir adam Batı Şeria'daki Salfit'te yerleşimciler tarafından hedef alınan ve üzerine kışkırtıcı ifadeler yazılan arabasının yanında (AP)

İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Filistin köyü Burin yakınlarında bulunan Givat Ronen yerleşim karakolu için yıkım bildirisi yayınladı. Bunun nedeni, karakolun bazı sakinlerinin, diğer Yahudi aşırılık yanlılarıyla birlikte geçen Cuma günü Filistinlilere ve İsrail-Yahudi barış aktivistlerine yönelik kanlı saldırıyı gerçekleştirdikleri şüphesi.
Askeri kaynaklar, ordunun "yerleşimlerdeki karakolları ve diğer tüm kaçak binaları kaldırma politikasına uygun olarak" bu karakolu 3 gün içinde tahliye edeceğini söyledi. Kaynaklar bu karakolların liderlerinin iddia ettiği gibi Yahudi yerleşimi için öncü bir mesaj vermediğini, aksine İsrail'in itibarını zedeleyen ve hem Yahudi hem de Arap vatandaşlarının güvenliğini tehdit eden bir gerilim kaynağı haline geldiğini vurguladı.
Hükümetteki İç Güvenlik Bakanı Omer Bar Lev de dahil olmak üzere İsrail güvenlik servislerinin bir dizi lideri ve politikacısı, yerleşimcilerin saldırısını "örgütlü Yahudi terörizmi" olarak değerlendirdi. Söz konusu yerleşimci saldırısına maruz kalan Yahudi vatandaşlardan birinin kimliği açıklandı. O kişi, eli kırık ve kafasında büyük bir yarayla evde yatan yedek kuvvetteki Tümgeneral Doron Maynard.
Maynard dün medyaya o gün yaşananları anlattı ve "İsrail toplumunu etkileyen bozulma tehlikesinin Yahudi terörizminden kaynaklandığı" konusunda uyarıda bulundu.
Tümgeneral Doron Maynard, “Filistinliler yerleşimcilere saldırabilirdi ancak saldırganlar İsrail ordusu üniformaları içinde ve maskeli oldukları için bu engellendi. Filistinlileri vuracaklarından ve bazılarını öldüreceklerinden korktum. Zeytin dikmelerine yardımcı olmak için yanlarına geldik. Bu bir sevinç günü olmalıydı ve bu günü cenazeye çevirmek doğru değil. Ancak saldırganlar başka bir dünyadan geldi, acımasız bir terör dünyasından...”
Maynard yaşananları şöyle anlattı: “Ben gösterilere katılanlardan değilim. Hayatımın çoğunu devlet güvenliğinin hizmetinde geçirdim. Zırhlı bir filonun komutanıydım. Genelkurmay Başkanlığı'nda iki pozisyonda çalıştım. Halen yedek kuvvette askerlik yapıyorum. İbrani takvimine göre geçen hafta Ağaç Dikme Bayramı için zeytin ağaçları dikmek üzere Burin'e geldim. Bu bölgeyi seçtik çünkü Yahudi yerleşimciler geçen yıl Filistinlilerin diktiği zeytin ağaçlarını ateşe vermişti. İşimizi bitirdikten ve Filistinli çiftçiler bize sıcak sözlerle teşekkür ederek vedalaştıktan sonra, İsrail ordusu üniformalı bir grup gencin Givat Ronen karakolu arasında bir noktada toplandığını fark ettim.  Ne yapacakları hakkında hiçbir fikrim yoktu. 15 ila 20 askerden oluşan gençler adeta askeri birlik gibi dizildiler. Biri sinyali verdi ve askeri bir operasyonda olduğu gibi bize saldırmak için yola çıktılar. Bu kadar vahşi adamlarımız olacağını hiç düşünmemiştim. Yanlarında sopa, cop ve molotof kokteyli vardı. Sessizce bize saldırdılar. Tek kelime etmediler. Sadece bizi dövdüler. Yanımızda seksenlerinde yaşlılar vardı, yaşlılar bağırmaya başladılar (Biz Yahudiyiz. Biz yaşlıyız. Utan. Bize merhamet et) ama kimseye merhamet etmediler. Ben de kafamdan vuruldum ve yarayı kapatmak için birkaç dikişe ihtiyacım vardı. Ayrıca beni yere yatırıp elimi kırdılar. Sonra arabalarımıza saldırdılar. Camı kırdılar ve arabayı ateşe verdiler.”
Yahudi dayanışması ile ilgili konuşmasına Maynard şunları ekliyor: “Kişisel olarak Filistinli gençlerin desteğini aldım. Saldırganlara taş atarak bizi savunmak istediler ama ben onları engelledim. Yaramı tedavi ettiler. Gerçeküstü bir resim. Yahudi saldırganların açtığı yaralar için Filistinliler beni tedavi ediyor.”
Ordunun söz konusu karakolu kaldırma kararı hakkındaki görüşü sorulunca Maynard, “Evet, zamanı geldi. Aksine geç bile kalındı. Burası 10 yıl önce ruhsatsız kurulmuş bir karakol. Bu aşırılık yanlıları sadece Filistinlilere değil İsrail'e de zarar veriyor” dedi.



Libya'da "askeri destek" bulmak için bir yarış sürüyor

Saddam Hafter, 29 Ocak'ta "106. Tugay- Özel Kuvvetler" mensupları arasında (Genel Komutanlık)
Saddam Hafter, 29 Ocak'ta "106. Tugay- Özel Kuvvetler" mensupları arasında (Genel Komutanlık)
TT

Libya'da "askeri destek" bulmak için bir yarış sürüyor

Saddam Hafter, 29 Ocak'ta "106. Tugay- Özel Kuvvetler" mensupları arasında (Genel Komutanlık)
Saddam Hafter, 29 Ocak'ta "106. Tugay- Özel Kuvvetler" mensupları arasında (Genel Komutanlık)

Libya'nın doğu ve batı cephelerindeki hareketler, seçim sürecine bir "yanıt" olmaktan veya hükümet kurumlarını parçalayan bölünmeyi sona erdirmeye yönelik gerçek niyetleri yansıtmaktan ziyade, eğitim ve hazırlık açısından askeri kapasiteleri silahlandırma ve güçlendirmeye yönelik belirgin bir çaba gösteriyorlar.

Geçici “Milli Birlik” hükümetinin başkanı Abdülhamid Dbeybe, Ankara ile olan ilişkilerini güçlendirmek için çalışıyor. Geçtiğimiz hafta sonu, hükümeti, Nisan 2019'da Trablus'a yönelik “Milli Ordu” savaşından bu yana süregelen iş birliği çerçevesinde, güçlerini artırmak için Türkiye ile yeni askeri iş birliği arayışına girdi; ayrıca Ukrayna'dan “insansız hava araçları” temin ettiği yönünde de işaretler verdi.

Bu arada, Libya Ulusal Ordusu’nun komutanı Mareşal Halife Hafter, yalnızca Rus müttefikine güvenmekle kalmadı, aynı zamanda Pakistan ile de iş birliğini genişletti. Batı Libya'da görev yapmış eski bir askeri yetkili Şarku’l Avsat’a, Hafter'in oğlu Saddam'ın Pakistan ile yaptığı büyük silah anlaşmasının sonucunu beklediğini ifade etti.


Tunus, olağanüstü hal uygulamasını 2026 yılının sonuna kadar uzattı

Tunus polisi (AFP)
Tunus polisi (AFP)
TT

Tunus, olağanüstü hal uygulamasını 2026 yılının sonuna kadar uzattı

Tunus polisi (AFP)
Tunus polisi (AFP)

Tunus Cumhurbaşkanlığı ülkedeki olağanüstü halin 31 Aralık 2026'ya kadar uzatılmasına ilişkin bir kararname yayınladı.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, bugün yürürlüğe girecek olan uzatma, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Ülkede olağanüstü hal, 24 Kasım 2015'te başkentin merkezinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na düzenlenen ve 12 güvenlik görevlisinin ölümüne neden olan saldırının "DEAŞ" örgütü tarafından üstlenilmesinden bu yana on yıldan fazla bir süredir devam ediyor.


Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.