Lübnan Kuveyt’in girişimi ile Arap dünyası ile barışacak mı?

Lübnan yönetimi Arap ülkeleriyle müzakerelerinde Hizbullah’ın silahlı yapısına ilişkin maddeden kaçınmaya çalışıyor

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib
Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib
TT

Lübnan Kuveyt’in girişimi ile Arap dünyası ile barışacak mı?

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib
Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib, Kuveyt yönetiminin Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah aracılığıyla Beyrut’a ilettiği mesaja cumartesi günü cevap verileceğini açıkladı.
Lübnanlı politikacılar ve partiler, Kuveyt girişimini olumlu karşılarken girişimin Lübnan’ın Arap dünyası ile ilişkilerini düzeltmesi ve siyasi ve ekonomik iyileşme sağlaması için bir fırsat olduğunu belirtti.
Buhabib, 24 Ocak’ta Mişel Avn ile görüşmesinin ardından “Bugün Kuveyt belgesini görüşmeye başlayacağız ve cumartesiden önce hazır olacak” dedi.
Bakanlık kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Buhabib’in bu girişime yanıt vermek için Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Başbakan Necib Mikati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ile görüşmek üzere bir ön nüsha hazırlayacağını belirtti. Kaynaklar, “Özellikle hükümetin çoğu bakanlık açıklamasında yer aldığı için cevaplar net” dedi. Başta Hizbullah’ın silahlarıyla ilgili konular olmak üzere uluslararası kararların uygulanması konusuna da değinen kaynaklar, “Bu konuya, özellikle mevcut bölgesel durum ışığında, uluslararası kararların uygulanmasının sadece Lübnan’ın kararı olmadığını teyit edecek uygun bir formül bulunarak cevap verilecektir” ifadelerini kullandı.
Lübnan’ın girişime yönelik tepkisinin ne olacağı merak edilirken, eski Başbakan Fuad Sinyora “Girişim, Lübnan’daki büyük yaranın nedenlerine ve Lübnan ile Lübnanlıların yaşadığı sorunların özüne el atıyor. Böylece mevcut Lübnan çıkmazından çıkış yolunu çiziyor. Lübnan, ulus, devlet ve vatandaşları için ulusal, siyasi, ekonomik ve gelecekteki toparlanmanın sağlanmasının yanı sıra Lübnan’ın Arap kardeşleri ve uluslararası toplumla ilişkilerini düzeltme ve güçlendirme yolunu açıyor” açıklamasında bulundu.
Sinyora, “Bu girişim, başbakanlar Emin Cemayel, Mişel Süleyman, Fuad Sinyora, Saad Hariri ve Temmam Selam’ın geçen yılın sonunda Lübnan’ı ziyareti sırasında bir araya geldikleri ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e sundukları muhtıra ile tamamen tutarlıdır. Bu, Lübnan’ı içerisinde bulunduğu çöküş halinden çıkarmaya ve siyasi, ekonomik, finansal ve yaşamsal toparlanmayı yeniden sağlama yolunda ilerleme yolunu çizmeye Arap ve uluslararası açıdan ciddi bir katkı oluşturduğu anlamına geliyor. Çünkü Lübnan’ın şu anda yaşadığı en önemli sorunlardan biri, Lübnan’ın dış politikasındaki dengesizlik, İran ve İran’ın vesayet ve denetimidir. Bu durum, Lübnan, Lübnan’ın kalıcı çıkarlarıyla ve Arap çıkarlarıyla çelişmektedir” dedi.
Sinyora, “Her zaman savunduğumuz ve vurguladığımız ekonomik, mali, parasal ve idari reformların benimsenmesi ve uygulanmasının önemine ilişkin Kuveyt- Arap muhtırası, önemine ve gerekliliğine rağmen, tüm Lübnanlı tarafların devlete dönüş girişiminin önemi ve devletin koşulları ile tutarlı olmadıkça yetersiz kalır. Bu, Ulusal Mutabakat Belgesi’nin yeniden gözden geçirilmesinin, uygulanmasının tamamlanmasının, anayasal hükümlerine tam olarak uyulmasının ve Arap ve uluslararası meşruiyete saygı gösterilmesinin yanı sıra devletin meşru ve anayasal kurumlarına saygıyı yeniden tesis ederek, devletin münhasır güç kullanma, silah taşıma ve yasaları uygulama hakkına sahip olduğunu yeniden vurgulayarak ortaya koyulur” şeklinde konuştu. Eski Başbakan, “Bu girişim, Lübnan’a gerekli ilerlemeyi yeniden kazanmak için bir yaklaşım ve yöntem olarak reform yapma fırsatı veriyor” dedi.
Fuad Sinyora, Lübnan’daki yetkililere ise kendilerini ‘bu Arap muhtırasının esas olarak Lübnan ve halkının çıkarlarına cevap veren, Arapların Lübnan’a yönelik olumlu arzu ve yönelimleriyle tutarlı olan hükümlerinin uygulanmasını programlamak için’ ciddi şekilde çalışmaya adama çağrısında bulundu. Ayrıca girişimi, ‘Lübnan’ın uzun yıllar boyunca istikrarlı bir siyasete geri dönmesi, bölgesel ve uluslararası çatışmalardan ve eksenlerden uzaklaşması, ulusal, siyasi, ekonomik, mali, idari ve yaşamsal açıdan doğruluk yolunda ilerlemeye geri dönmesi için yeri doldurulamaz bir fırsat olarak değerlendirmeye’ çağırdı.
Öte yandan (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi, başkanının danışmanı Elie Huri aracılığıyla girişimin, Lübnan ve Arap çevresi arasında güven tazelemek için bir fırsat olduğunu vurguladı.
Huri, girişimle ilgili olarak Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Bunlar, Lübnan ile Arap, bölgesel ve uluslararası çevresi arasında güven tazelemeye yönelik, Kuveytli misafir tarafından taşınan ve BMGK kararlarının taahhüdünü, uygulanmasını ve gerekli reformu talep eden egemen Lübnanlıların bir nebze de olsa sesi olan önerilerdir” diyerek, “Lübnan otoritesinin cesareti var mı?” diye sordu.
Buna karşılık, eski Bakan Mişel Firavn, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Kuveyt halkı bir kardeş ve dosttur. Birçoğu, Lübnan’ı ikinci ülkeleri olarak görmektedir. Kuveytli yetkililer, resmi mesajlarında ve özel tavsiyelerinde bize karşı dürüstler, Lübnan’ın kurtuluşunu ve yardımını istemektedirler” ifadelerine yer verdi. Bakan, “Fakat bu, Lübnanlıların çıkarlarını ve hayatlarını rehin alarak, iktidar çoğunluğunun cumhurbaşkanlığıyla silah zoruyla engellenme mantığını etkiliyor mu?” şeklinde konuştu.



Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times


Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki SDG heyeti, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle bir araya geldi. Kritik görüşmede, sahadaki son gelişmeler, ateşkesin durumu ve Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi süreç ele alındı.

Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet Barrack görüşmesi öncesi Erbil’de temaslar gerçekleştirdi. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de yer aldığı heyet Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Toplantı öncesinde Tom Barrack, Mazlum Abdi ve SDG Yürütme Konseyi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Barrack, SDG heyetiyle yapılan temaslara büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelmekten onur duyduk” diyen Barrack, bölgede istikrarın sağlanması açısından ateşkesin korunmasının kritik olduğunun altını çizdi.  Barrack, açıklamasında tüm tarafların ortak bir noktada buluştuğunu da dile getirdi. Buna göre, karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için her kesimi kapsayan güven artırıcı adımların birlikte belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiği konusunda mutabakata varıldı. Bu sürecin en temel ve vazgeçilmez adımının ise mevcut ateşkesin eksiksiz biçimde korunması olduğu vurgulandı.

Barrack şunları söyledi:

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta varılan anlaşmada öngörülen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve bu konudaki kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, karşılıklı güveni tesis etmek ve kalıcı istikrarı sağlamak amacıyla her kesimi kapsayan güven artırıcı adımları birlikte belirleyip hayata geçirirken, en temel ilk adımın mevcut ateşkesin eksiksiz şekilde korunması olduğu konusunda mutabık kaldı.

Suriye hükümetiyle görüşme iddiası

Öte yandan Arap basınında yer alan haberlere göre, SDG heyetinin bugün Erbil’de Suriye hükümetiyle de bir araya gelmesi bekleniyor. İddiaya göre görüşme, Mesud Barzani’nin arabuluculuğunda gerçekleşecek ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda yer alacak.

Haberlere göre, görüşmelere Suriye tarafı adına Dışişleri Bakanı Şeybani katılırken, SDG cephesinden Mazlum Abdi ve Rohilat Afrin masada olacak. Görüşmenin ana gündemini, Şam yönetimi ile SDG arasında sürdürülen müzakereler ve bu kapsamda ele alınan 14 maddelik anlaşma oluşturacak. Görüşmenin, taraflar arasındaki siyasi temaslar açısından yeni bir aşamaya işaret edebileceği değerlendiriliyor.

Independent Türkçe


Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
TT

Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Arap ve Müslüman liderlerden gelen artan destekle birlikte, uğun Davos Forumu'nun oturum aralarında "Barış Konseyi"ni açıklamaya hazırlanıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (sekiz ülke) dışişleri bakanlarının, "ABD Başkanı Donald Trump'ın liderlerine Barış Konseyi'ne katılmaları için yaptığı daveti memnuniyetle karşıladıklarını" belirtti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da daha sonra Gazze Barış Konseyi'ne katıldığını duyurdu.

Konsey, “Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlamayı, Şeridin yeniden inşasını desteklemeyi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve uluslararası hukuka uygun olarak kendi devletini kurma hakkına dayalı adil ve kalıcı bir barışı ilerletmeyi, böylece bölgedeki tüm ülkeler ve halklar için güvenlik ve istikrarın yolunu açmayı” amaçlamaktadır.

Bu arada, ABD Başkanı Grönland konusunda acil müzakereler çağrısında bulunarak, güç kullanmadan "kontrol altına alma" konusundaki kararlılığını yineledi ve "ABD'den başka hiçbir ülke onu koruyamaz" dedi.

Davos Forumu'nun üçüncü gününde geniş yankı uyandıran konuşmasında Trump, "İnsanlar güç kullanacağımı düşündüler ama buna gerek yok... Güç kullanmak istemiyorum ve kullanmayacağım" ifadelerini kullandı.