Burkina Faso’da görece sükunet hakim: Halk askeri darbeyi memnuniyetle karşıladı

Darbe destekçileri, darbeyi gerçekleştiren askerlerin fotoğraflarını taşıyor.
Darbe destekçileri, darbeyi gerçekleştiren askerlerin fotoğraflarını taşıyor.
TT

Burkina Faso’da görece sükunet hakim: Halk askeri darbeyi memnuniyetle karşıladı

Darbe destekçileri, darbeyi gerçekleştiren askerlerin fotoğraflarını taşıyor.
Darbe destekçileri, darbeyi gerçekleştiren askerlerin fotoğraflarını taşıyor.

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da yaşanan askeri isyan, bazı askeri kışlalarda silah seslerinin duyulması ve Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Roch Kabore'yi deviren askeri darbenin ardından salı akşamı boyunca başkentte görece bir sükunet hakim oldu. İş merkezlerinde ve çarşılarda hayat normale döndü. Darbeye destek için başlayan gösterilerde Kabore’nin istifası kutlandı.
Başkent Vagadugu başta olmak üzere ülkenin büyük kentlerinde yüzlerce vatandaş darbeyi desteklemek için alanlara indi. Vagadugu’da askeri darbenin başladığı ve darbe destekçilerine göre darbe liderlerinin bulunduğu askeri kışlaya oldukça yakın Ümmet Meydanı’nda vatandaşlar darbeye destek gösterisi düzenledi.

“Şimdi sıra Fransa’nın düşmesinde”
Ümmet Meydanı’nda darbe destekçilerinin büyük bir kısmını oluşturan gençler, meydanın çevresini motosikletlerle turladı ve ıslık çalarak orduya destek sloganları attılar. Gençlerden biri “Şimdi sıra Fransa’nın düşmesinde” yazılı pankart açarken çevresindeki diğer gençler de “Ecowas Grubu’na Hayır” yazılı pankartlar taşıdı. Ecowas, Burkina Faso’nun da aralarında bulunduğu 15 üyeden oluşan bölgesel düzeyli bir ekonomi topluluğun ismi. Ancak Ecowas geçen yıl Mali’ye yaptığı gibi askeri darbenin yaşandığı üye ülkelere yaptırım uyguluyor. Muhtemelen aynı şeyi Burkina Faso için yapmaya hazırlanıyor. Ümmet Meydanı’nda darbeye destek gösterilerine katılan bir vatandaş bir elinde darbenin lideri ve Burkina Faso’nun ‘yeni güçlü adamı’ olarak kabul edilen Albay Paul-Henri Sandaogo Damiba’nın fotoğrafını, diğer elinde de 1987 yılında asker darbe sırasında öldürülen ve Batı Afrika genelinde devrimin ve mücadelenin simgesi haline gelen Burkina Faso’nun eski Cumhurbaşkanı Thomas Sankara’nın Arjantinli devrimci Ernesto Che Guevara ile çekildiği fotoğrafı taşıdı.
Ümmet Meydanı’nda toplananlar Cumhurbaşkanı Kabore ve hükümetinin düşmesinin memnuniyet verici bir gelişme olduğu hususunda hemfikir olmakla birlikte geleceğe ilişkin açık bir endişe de hakimdi. Meydandaki gösterilere katılan 30’lu yaşlarındaki bir genç Burkina Faso’da darbeyi gerçekleştiren liderin, 2020 yılında Mali’de askeri darbeyi yöneten ve şu anda ülkeyi yöneten genç asker “Assimi Goita gibi olmasını istediğini” belirtti. Genç, “Goita cesur ve Fransa ile güçlü ve kararlı bir şekilde mücadele etti. Burkina Faso’nun sorunlarını çözmesi için buna ihtiyacı var” dedi.
Burkina Faso’da Fransa’ya karşı artan bir öfke hakim. Birçok Burkina Faso vatandaşı, ülkede on yıllardır Fransız üslerin bulunmasına rağmen terör sorunun artması başta olmak üzere ülkenin mustarip olduğu sorunların sebebinin Fransa olduğu görüşünde. Fakat Burkina Faso’nun eski sömürgeci gücü olarak kabul edilen ve ülkede büyük bir nüfuza sahip olan Fransa, askeri darbeyi reddettiğini ilan etti. Aynı şekilde Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (Ecowas) da darbe karşıtı bir tavır aldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, durumun ‘sakin’ göründüğünü belirterek, devrik Cumhurbaşkanı’nın “sağlığının iyi olduğu ve tehlike altında olmadığı” bilgisinin kendisine iletildiğini söyledi ancak Kabore’nin bulunduğu yere ilişkin detay vermedi. Devlet televizyonu pazartesi akşamı yayınında Kabore’nin istifa mektubu olduğu iddia edilen el yazısı ile kaleme alınan ve altında imza bulunan bir mektup yayınladı. Mektupta “Dünden (pazar gününden) bu yaşanan olayların ardından toplumun yüksek yararını gözeterek Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Silahlı Kuvvetler Komutanlığı görevlerimden istifamı sunmaya karar verdim” ifadeleri kullanıldı. Burkina Faso’daki darbe kesinleşmekle birlikte Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (Ecowas) kendi yasaları doğrultusunda topluluğun üyesi olan Burkina Faso’ya yaptırım uygulama sinyali verdi ve darbecilere müsamaha göstermeyeceğini ifade etti. Ecowas darbecilere “kışlalarına dönme” çağrısında bulundu.
Afrika Birliği (AfB) de Ecowas’ın tutumuna destek verdi. AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, “Afrika Birliği seçilmiş bir cumhurbaşkanına karşı darbe girişimini kararlılıkla reddediyor” ifadesini kullandı.
Uluslararası düzeyde ise Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, darbecilerden “silahlarını bırakma” ve “cumhurbaşkanının beden sağlığını” korumalarını talep etti. Guterres, “silah gücüyle yönetime el koyma girişimini şiddetle kınadığını” ifade etti. ABD ise Kabore’yi “derhal serbest bırakma”, “Anayasa’ya ve ülkenin sivil liderlerine saygı duyma” çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada Wahington’un taraflardan “sükuneti koruma ve taleplerinin gerçekleşmesi için diyalog yolunu benimsemelerini” talep etti. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, durumu yakından takip ettiğini belirterek, tüm aktif tarafları sükunet ve sağduyuya çağırdı. Borell ayrıca Cumhurbaşkanı Kabore ile devlet yetkililerinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Ancak darbecilerin, özellikle NATO ve Rusya arasında tırmanan gerginliğin gölgesinde uluslararası aktörlerin başka dosyalarla meşgul olduğu bu dönemde uluslararası düzeydeki tepkileri umursamadığı görülüyor. Ayrıca uluslararası aktörlerin Mali ve Gine’deki darbeleri engellemede başarısız olmaları, Burkina Faso’da darbenin kapısını açtı.
Burkina Faso’da darbeye giden süreç ve darbenin ilanı, son aylarda bölgede gerçekleşen darbelerden farklı değil. Burkina Faso’daki darbe aynı zamanda terörle mücadele tecrübesi olan ve kitlelerin meydanlarda lehine sloganlar attığı yeni bir lider figürü ortaya çıkardı. Albay Paul-Henri Sandaogo Damiba, 2015-2019 arasında Burkina Faso’nun kuzeyinde El Kaide ve DEAŞ ile şiddetli çatışmalara girdi. Bu süreçte Batı Afrika’nın önünde duran büyük meydan okumaları fark eden Damiba, geçen yıl yayınladığı “Batı Afrika ve Terörizm: Uygun Olmayan Yanıtlar” isimli kitabında söz konusu meydan okumaları maddeler halinde sıralıyor.



ABD’nin Guantanamo’daki “Küba kampı” projesi tartışma yarattı

ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
TT

ABD’nin Guantanamo’daki “Küba kampı” projesi tartışma yarattı

ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)

İnsan hakları örgütleri, ABD'nin Kübalılar için Guantanamo'da "kamp" inşa etme planına tepki gösterdi.

ABD Güney Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) başındaki Francis Donovan, 19 Mart'ta Senato'da yaptığı konuşmada, Küba'dan kitlesel bir göç yaşanması durumunda ülkeye girmeye çalışanların Guantanamo'ya yerleştirilebileceğini söylemişti.

Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde düzenlenen oturumda Donovan, Küba'daki Guantanamo Körfezi'nde yer alan ABD askeri üssünde bir "kamp" kurulacağını belirtmişti.

85 insan hakları grubu, Guardian'a gönderdikleri ortak mektupta Donald Trump yönetiminin planlarına tepki gösterdi.

"Guantanamo geçmişe ait bir kalıntı olmalıdır" denen mektupta, Beyaz Saray'dan Küba'da "insani krize yol açan ambargo ve cezai politikaları sonlandırması" istendi.

Ortak mektubu imzalayanlar arasında, 11 Eylül saldırıları ardından Guantanamo'ya gönderilen tutukluları temsil eden Anayasal Haklar Merkezi de var.

Donovan, SOUTHCOM'un "olası kitlesel göç durumunda İç Güvenlik Bakanlığı'yla koordineli hareket edeceğini" de söyledi.

Donald Trump, geçen yıl ocak ayında imzaladığı başkanlık kararnamesiyle İç Güvenlik Bakanlığı ve Pentagon'a "Guantanamo Körfezi Donanma Üssü'ndeki Göçmen Operasyon Merkezi'ni (MOC) tam kapasiteye çıkarmalarını" emretmişti. Bu kapsamda tesisin kapasitesinin 30 binin üzerine çıkarılması talimatı verilmişti.

Trump yönetimi insan hakları ihlalleriyle tartışma yaratan Guantanamo'ya Venezuelalı göçmenleri de göndermişti.

Guantanamo'daki MOC, üssün içindeki terörle ilgili gözaltı merkezinden ayrı tutuluyor. Hem Pentagon hem de İç Güvenlik Bakanlığı'nın yetki alanına giren MOC, denizde yakalanan göçmenlerin gözaltında tutulması için kullanılıyor.

ABD, Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmış, ardından Küba'yı da işgalle tehdit etmeye başlamıştı.

Trump'ın ada ülkesine petrol tedarikine tam ambargo uygulamasıyla derinleşen yakıt krizi nedeniyle çöp kamyonlarının çalışamadığı Havana'da sokaklar atıkla dolarken, halkın temel gıda malzemelerine erişimi iyice zorlaştı.

Ortak mektuba imza atan Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi'nden Michael Galant, şunları söylüyor:

Trump yönetimi Küba'dan gelebilecek göçten endişeleniyorsa çözüm basit: Ambargo ve yakıt ablukası yoluyla Küba halkını kasıtlı olarak yoksullaştırmayı bırakın.

Washington, adadaki Komünist rejime karşı baskıyı artırırken Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel, liderlik görevini bırakmayacağını bildirerek "Biz, özgür ve egemen bir devlete sahibiz" demişti.

Independent Türkçe, Guardian, Truthout, Common Dreams, TeleSUR


Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)
TT

Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)

Rusya ve Ukrayna, bugün Ortodoks Paskalyası vesilesiyle savaş esirlerinin değişimi ve gece boyunca insansız hava (İHA) aracı saldırılarının ardından geçici bir ateşkese hazırlanıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, iki taraf arasında az sayıdaki iş birliği alanından birinde, Rusya ve Ukrayna'nın karşılıklı olarak 175 savaş esiri değiştirdiğini duyurdu.

Yetkililerin açıklamasına göre, Rusya dün gece ile bu sabah arasında Ukrayna'ya en az 160 insansız hava aracı fırlattı ve ülkenin doğu ve güneyinde dört kişi öldü.

Odessa'nın güney bölgesi, en çok etkilenen yerler arasındaydı; yetkililer iki ölüm ve sivil altyapıda hasar olduğunu bildirdi.

Yetkililere göre, Ukrayna’nın İHA saldırıları, Rusya'nın güneyindeki Krasnodar bölgesinde bir petrol deposunda yangına ve konut binalarında hasara yol açtı.

Rus yetkililere göre, Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinin Rus işgali altındaki kesimine Ukrayna İHA’ları ile düzenlenen saldırıda iki kişi öldü.

Kremlin, bugün saat 16:00'da başlayıp yarın gün sonuna kadar sürecek, 32 saatlik geçici bir ateşkes ilan etti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna'nın ateşkesi sürdüreceğini ve Rusya'nın herhangi bir ihlaline "aynı şekilde" karşılık vereceğini teyit etti. X platformunda yaptığı paylaşımda şunları belirtti: "Ukrayna ateşkesi sürdürecek ve aynı şekilde karşılık verecektir. Rusya hava, kara veya deniz saldırıları düzenlemezse, biz de karşılık vermeyeceğiz."


Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
TT

Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)

Reuters, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in yakın çevresinden olduğu belirtilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Hamaney’in savaşın başlarında babasının hayatını kaybettiği hava saldırısında yüz ve bacaklarından ağır yara aldıktan sonra hâlâ iyileşme sürecinde olduğunu bildirdi.

Kaynaklara göre, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde bulunan komuta kompleksine yönelik saldırıda Hamaney’in yüzünde ciddi deformasyon oluştu ve her iki bacağında ağır yaralanmalar meydana geldi.

İsimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’in iyileşme sürecinin devam ettiğini, ancak zihinsel kapasitesini koruduğunu ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Hamaney’in üst düzey yetkililerle sesli konferanslar aracılığıyla toplantılara katıldığını ve ABD ile yürütülen müzakereler dahil olmak üzere kritik karar süreçlerine katkı sunduğunu aktardı.

Bu iddialar, İran’ın son yıllardaki en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu ve aynı zamanda İslamabad’da bugün başlaması beklenen barış görüşmeleri öncesinde yönetim kapasitesine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Reuters, söz konusu bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını da not düştü.

19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)

Belirsizlik

Mücteba Hamaney’in nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, ülke yönetimini ne ölçüde yürütebildiğine dair soru işaretleri de devam ediyor. Saldırının ardından kendisine ait hiçbir fotoğraf, video ya da ses kaydının yayımlanmadığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta, savaşın ilk gününde gerçekleştirilen ve eski Dini Lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda ağır yaralandı.

İran makamları, yaralanmaların niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet televizyonunda görev yapan bir sunucunun onu göreve getirildikten sonra ‘canbaz’ (savaşta ağır yaralanan kişi) olarak tanımladığı aktarıldı.

Söz konusu iddialar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 13 Mart’ta yaptığı ve Mücteba Hamaney’in yaralandığını ve muhtemelen yüzünün zarar gördüğünü söylediği açıklamayla da örtüşüyor.

ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir değerlendirmede ise Hamaney’in bir bacağını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail makamları konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden analist Alex Vatanka, durumun ciddiyetinden bağımsız olarak, tecrübesiz bir yeni liderin babasının sahip olduğu mutlak otoriteyi kısa sürede kurmasının zor olduğunu belirtti. Vatanka, Mücteba Hamaney’in zamanla etkisini artırabileceğini ancak bunun yıllar alabileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri ise önümüzdeki bir iki ay içinde Dini Lider’in görüntülerinin kamuoyuna sunulabileceğini, ancak bunun yalnızca sağlık durumu ve güvenlik koşulları uygun olduğunda gerçekleşeceğini aktardı.

Mücteba’nın rolü

İran’ın siyasi sistemi uyarınca, Dini Lider geniş yetkilere sahiptir. Dini Lider, 88 din adamından oluşan bir kurul tarafından seçilirken, doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanını denetler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) başta olmak üzere kendisine paralel çalışan kurumları da yönlendirir. Bu yapı, DMO’ya önemli bir siyasi ve askerî nüfuz alanı sağlar.

İran’ın ilk Dini Lideri Ruhullah Humeyni, devrimin lideri olarak neredeyse mutlak bir otoriteye sahipti ve döneminin en etkili din adamı kabul ediliyordu. Onun halefi Ali Hamaney ise dini açıdan daha düşük bir otoriteye sahip olmasına rağmen, 1989’da liderliğe getirilmeden önce cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve ardından on yıllar boyunca özellikle DMO’nun güçlenmesinden de yararlanarak siyasi etkisini pekiştirmiştir.

grafik

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in babasıyla aynı mutlak yetki düzeyine sahip olmadığını ve savaş sürecinde stratejik kararlarda en baskın aktörün DMO olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre DMO, Hamaney’in bu göreve gelmesine katkı sağlayan ana güçlerden biri oldu.

Reuters, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonundan Hamaney’in yaralanmalarının boyutu ve kamuoyu önüne neden çıkmadığına dair sorularına yanıt alamadığını belirtti.

Yetkililer ve süreci yakından takip eden kaynaklar, Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır babasının ofisinde en etkili isimlerden biri olduğunu, devletin en üst kademelerinde güç kullanımı konusunda deneyim kazandığını ve DMO içindeki üst düzey isimlerle yakın ilişkiler geliştirdiğini belirtti.

Alex Vatanka ise Mücteba Hamaney’in sert çizgiyi sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak dünya görüşüne dair belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti.

Habere göre Mücteba Hamaney’in kamuoyuna yönelik ilk açıklaması 12 Mart’ta yayımlandı. Bu açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması gerektiği ve bölge ülkelerinin ABD üslerini kapatması çağrısı yer aldı.

O tarihten bu yana ofisinden kısa yazılı açıklamalar yayımlanırken, Nevruz dolayısıyla 20 Mart’ta yapılan açıklamada yeni yılı ‘direniş yılı’ olarak tanımladığı aktarıldı.

Bu süreçte İran’ın dış politika, savaş, diplomasi ve iç güvenlik konularına ilişkin pozisyonlarını ise üst düzey diğer yetkililer kamuoyuna aktarmaya devam etti.

Mizahi paylaşımlar... “Mücteba nerede?”

İran içinde Mücteba Hamaney’in ortadan kaybolması ya da kamuoyuna görünmemesi, sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarındaki gruplarda geniş tartışmalara yol açtı. İnternet erişiminin zaman zaman kesintili olması nedeniyle bu tartışmaların ancak sınırlı ölçüde yayılabildiği, buna rağmen Dini Lider’in sağlık durumu ve ülkeyi kimin yönettiğine dair çok sayıda soru ve teori ortaya atıldığı bildirildi.

Sosyal medyada dolaşan içerikler arasında, boş bir koltuğun bir ışık altında gösterildiği ve “Mücteba Hamaney nerede?” ifadesinin yer aldığı mizahi paylaşımlar da bulunuyor.

Buna karşılık, hükümete destek veren bazı isimler ise liderin gözlerden uzak kalmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, ABD ve İsrail saldırılarının üst düzey isimleri hedef aldığı bir ortamda, kamuya açık görünürlük ciddi bir risk oluşturuyor.

Besic mensubu bir kişi de benzer bir görüşü dile getirerek, “Neden açıkça ortaya çıksın? Onu bu suçluların hedefi haline getirmek için mi?” ifadelerini kullandı.