Tunus Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörü Akkaşe istifa etti

Tunus Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Direktörü Nadya Akkaşe'nin istifası gündeme oturdu

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunus Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörü Akkaşe istifa etti

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Tunus Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Direktörü Nadya Akkaşe'nin görevinden istifası, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ve çalışma ekibinin çevresindeki çatışmanın gerçekliği ve derinliği hakkında birçok soruyu gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı çevresinde istifalar ilk kez meydana gelmese de bu istifa pek çok soruyu beraberinde getirdi.
Akkaşe'nin istifasından önce Tunus Cumhurbaşkanlığı Ofisi Direktörü  Tarık Bittayb da görevinden istifa etmişti. Ancak gözlemcilere göre Cumhurbaşkanlığı'nın pek çok eleştiriyle anıldığı bu dönemde Akkaşe'nin istifa etmesi saray çevresinde bir krizi gizliyor. Özellikle cumhurbaşkanlığı sarayında "demir kadın" olarak tanımlanan ve Said'in sağ kolu, ekibinin en önemli üyelerinden ve en önde gelen danışmanlarından biri olarak kabul edilen Akkaşe’nin istifası saray çevresinde bir krizin olduğuna işaret ediyor.
Akkaşe'nin önceki günkü istifasının açıklanmasından bu yana, Tunus caddesi ve siyasi çevreler cumhurbaşkanlığı sarayı çevrelerinde olup bitenlerle ilgili tartışmalara girdi ve spekülasyonlar ortaya attı. Karmaşık iç siyasi mesele veya geri kalan sorunlarla başa çıkma yöntemiyle ilgili siyaset sahnesinin bileşenleri arttı.
Necla Budin hükümetinin üyeleri ve başkanlık kararları Akkaşe ile Cumhurbaşkanının kendisi de dahil Tunus'taki siyasi güçler arasındaki anlaşmazlığın nedeni oldu. Said, Tunus'un cumhurbaşkanı olduğundan beri, cumhurbaşkanlığı ekibinde istifa fırtınası esmeye başladı. Cumhurbaşkanı Siyasi Danışmanı Abdurrauf Bittayb görevinden ayrılırken, Cumhurbaşkanlığı'nda medyadan sorumlu Rim Kasım ve Reşide en-Nefir de istifa edenler kervanına katıldı. Ardından, Tarık el-Hanaşi saraydaki protokol ve diplomatik danışmanlık görevinden istifa etti.
Ekonomi Danışmanı Hasan Biddayf ve Cumhurbaşkanlığı Ataşesi İsmail el-Bedevi'nin yanı sıra, Avrupa işlerinden sorumlu Cumhurbaşkanı Danışmanı Mustafa Avn en-Nabli ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Muhammed el-Hamidi görevlerinden istifa ettiler. Hamidi kendisinin "danışılmayan danışman" olduğunu söyleyerek, Cumhurbaşkanı Said'in saraydaki çok sayıda danışmanıyla etkileşiminin boyutu hakkında şiddetli bir tartışmaya yol açtı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından düne kadar Akkaşe’nin istifası ve gerekçelerine ilişkin herhangi bir resmi açıklama veya yorum yapılmadı. Akkaşe, iki yıllık bir çalışmanın ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Direktörlüğü görevinden istifasını Cumhurbaşkanı'na sunmaya karar verdiğini, aralarında yüksek menfaatle ilgili bakış açılarında temel farklılıklar olduğunu bu nedenle makamından çekilmeyi görevi olarak gördüğünü ifade etti.
Bu gelişme, temel farklılıkların doğası ve Akkaşe'nin Cumhurbaşkanı ile aynı fikirde olmadığı taraflar hakkında birçok soru işaretini beraberinde getirdi. Bu taraflar cumhurbaşkanlığı sarayının içinden mi yoksa dışından mı, bu da ayrı bir merak konusu.
Bu karara ilk tepki olarak ABD'nin eski Tunus büyükelçisi Gordon Gray, twitter hesabından yaptığı bir paylaşımda Akkaşe’nin istifasının "Tunus'ta önemli bir gelişme" olduğunu vurguladı. Gözlemcilere göre bu, Tunus'ta olup bitenlerle ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı'nın görüşünü yansıtıyor.
Gözlemcilere göre Akkaşe'nin şu anda istifa etmesinin ve istifasının nedenleri yalnızca bakış açılarındaki farklılıklardan kaynaklanmıyor; sorun daha derinde. Bu durum göz önüne alındığında, bu istifa siyasi bir aşamanın sonu olabilir.
İstifanın ani duyurusuna gelince, bu, saray içindeki belirli bir fraksiyonun Cumhurbaşkanı Said'e en yakın kişilerden biri olarak kabul edilen Akkaşe’ye karşı zafer kazandığı anlamına geliyor. Bu bağlamda, yerel basında dün Akkaşe’nin Kays Said çevresindeki siyasi çatışmayı yönetemediği için istifasını açıkladığı ileri sürüldü.
İddiaya göre Akkaşe siyasi krizlerin zirvesinde, pozisyonundan daha büyük bir siyasi rol oynamaya çalıştı ve hatta son aylarda devlet için büyük politikalar ve yönler belirleme yoluna gitti. Bu ani istifaya ve nedenlerine daha fazla ışık tutmak için yerel siyasi kaynaklar, Akkaşe ile Cumhurbaşkanı Said'e yakın İçişleri Bakanı Tevfik Şerafeddin arasında bir süredir devam eden şiddetli bir çatışmadan söz etti. Bu tartışma, cumhurbaşkanına yakın siyaset sahnesinde iki farklı çatışan tarafın ortaya çıkmasına neden oldu. Bunlardan biri Kartaca Sarayı’nda Said'i doğrudan etkilerken, diğeri saray dışında büyük bir saha etkisine sahip. Bu nedenle, gözlemciler, cumhurbaşkanının etrafındaki kavganın devam etmesi ışığında taraflardan birinin istifasının bir süredir beklendiğine inanıyorlar.
Bazı gözlemciler, Akkaşe’nin cumhurbaşkanlığı ofisinin yönetimi boyunca Kartaca Sarayı’ndaki tartışmalı isimlerden biri olarak kabul edildiğini söylüyor. Akkaşe hem ülke içinde hem de dışında tüm toplantılarında sürekli olarak hazır bulundu. Sarayın sırlarına aşina olan bazı kişiler, onu sadece cumhurbaşkanlığı ofisinin direktörü olarak değil, cumhurbaşkanına yakın bir kişi olarak tanımlıyor.
Ancak, Akkaşe cumhurbaşkanlığı ofisinin başında iki yıldan daha kısa bir sürelik görevi boyunca siyasi çevrelerden sert eleştiriler aldı. Siyasi çevreler Cumhurbaşkanı Said'in aldığı pozisyonlar ve kararlarda sorumluluğun önemli bir bölümünü Akkaşe’ye yüklüyor.



Libya krizinin tarafları arasında ‘çözüm yolları’ konusunda görüş ayrılıkları

(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
TT

Libya krizinin tarafları arasında ‘çözüm yolları’ konusunda görüş ayrılıkları

(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, ABD Başkanı’nın danışmanı Massad Boulos’a atfedilen girişim karşısında sessizliğini bozdu. Dibeybe, ‘önce anayasa’ yaklaşımına bağlılığını ve ‘askeri yönetime’ karşı olduğunu vurgulayarak söz konusu girişime örtülü biçimde karşı çıktı. Gözlemciler, bu tutumu ‘Batı Libya’daki dış kaynaklı dayatılmış çözümlere yönelik halk öfkesini yatıştırmaya dönük bir manevra’ olarak değerlendiriyor. Bu gelişme, Birleşmiş Milletler’in (BM) krizi çözmeye yönelik çabalarının sürdüğü bir dönemde yaşandı.

Dibeybe’nin hafta ortasında yaptığı açıklamalar, kendisi ile Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala arasındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi. Menfi ve Takala’nın, başından bu yana Amerikan girişimine ve 4+4 Komitesi üzerinden yürütülen BM sürecine mesafeli yaklaştığı belirtildi.

Libya, yıllardır iki rakip hükümet arasında siyasi bölünmüşlük yaşıyor. Bunlardan ilki Dibeybe liderliğindeki UBH, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve doğuda faaliyet gösteren Usame Hammad başkanlığındaki yönetim. Doğu merkezli yönetim, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Halife Hafter tarafından destekleniyor.

Bu çerçevede DYK üyesi Muhammed Maazeb, DYK ile UBH arasında bir ‘ittifak’ bulunmadığını belirtti. Maazeb, “Batı bölgesindeki yürütme organı ile danışma konseyi arasında yalnızca gerekli bir koordinasyon söz konusu” dedi. Takala ile Dibeybe arasında ‘sınırlı bir gerilim’ olduğunu kabul eden Maazeb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki isim arasındaki temasların sürdüğünü söyledi.

Maazeb ayrıca, Dibeybe ile Menfi arasındaki ilişkinin, ‘Boulos girişiminin gündeme gelmesinden ve Menfi’nin görevden uzaklaştırılma riski hissetmesinden bu yana en fazla zarar gören ilişki olduğunu’ ifade etti. ABD Başkanı’nın danışmanına atfedilen girişim, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in, Menfi’nin yerine yeni bir başkanlık konseyinin başına geçmesini; buna karşılık Dibeybe’nin Trablus ve Bingazi yönetimlerini birleştirecek ortak hükümetin başbakanı olarak görevini sürdürmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (Arşiv – AFP)Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (Arşiv – AFP)

Maazeb, konseyinin mevcut siyasi süreçlere, özellikle geçen hafta İtalya’nın başkenti Roma’da ilk toplantısını yapan BM destekli 4+4 Komitesi’ne yönelik muhalefetinin, bu sürecin anayasal çerçeveleri aştığı gerekçesiyle ortaya çıktığını belirtti. Maazeb, bu girişimin Libya halkının zamanını daha da tüketerek başarısızlığa mahkûm olduğunu savunarak, bunun siyasi süreçte dışlanma korkusundan kaynaklanmadığını ifade etti.

Sadeq Institute Direktörü Enes el-Kamati yaptığı değerlendirmede, Dibeybe’nin başlangıçta mevcut ittifaklarından uzaklaşıp yalnızca Trablus’taki silahlı grupların desteğiyle Boulos girişimine yönelik itirazları bastırmayı planlamış olabileceğini, ancak bunun mümkün olmadığını fark ettiğini söyledi.

El-Kamati, özellikle Misrata kentindeki çeşitli aktörlerin ve Saddam Hafter’e yönelik reddin etkisiyle Dibeybe’nin kısa sürede dolaylı bir karşıtlık pozisyonu aldığını belirtti.

Buna karşılık siyasi analist Salah el-Bakkuş, Dibeybe’nin son haftalarda Menfi ile yaşadığı gerilim nedeniyle ciddi bir kayıp yaşamadığını savundu. Bakkuş, Menfi’nin sahadaki etkisinin sınırlı olduğunu ve iki ismin de 2021 başından bu yana yetki paylaşımı ve siyasi çekişmeler nedeniyle sık sık gerilim yaşadığını hatırlattı.

Bakkuş ayrıca, Dibeybe ile DYK arasında daha derin bir anlayış bulunduğunu ve 4+4 Komitesi kapsamında temsilcilerin belirlenmesinde DYK’ye resmen danışılması hâlinde gerilimin yönetilebileceğini ifade etti.

Bakkuş, Dibeybe’nin Boulos girişimini desteklediğine ya da buna açıkça yaklaştığına dair herhangi bir açıklama yapmadığını, bunun da tarafların süreci kendi lehine kullanmasını engellediğini belirtti.

Bakkuş’a göre, ABD’nin bu planı zorlaması durumunda Dibeybe, toplumdaki geniş karşıtlığı kendi pozisyonunu güçlendirmek için kullanabilirdi.

Son olarak Bakkuş, BM Libya Destek Misyonu’nun süreci Boulos girişimine yaklaşacak şekilde kademeli adımlarla ilerlettiğini, müzakerelerin ise Temsilciler Meclisi (TM) ve DYK arasındaki karmaşık anlaşmazlıklardan uzak, sınırlı sayıda aktörle yürütülmeye başlandığını söyledi.

Libyalı siyasi aktivist Husam el-Kamati, Boulos’a atfedilen girişimin aslında ‘sokaktaki nabzı ölçmek ve BM uzmanlar komitesinin ülke genelindeki siyasi ve askeri isimleri kapsayan yolsuzluk şüphelerini ortaya koyan raporunu gölgelemek amacıyla gündeme getirildiğini’ savundu.

El-Kamati’ye göre Dibeybe, Amerikan girişimini reddederek ve ‘önce anayasa, ardından siyasi çözüm’ söylemini öne çıkararak sokak tepkisini yatıştırmaya çalıştı. Ayrıca Dibeybe’nin ‘askeri yönetimi reddetme’ vurgusu yaptığını belirten el-Kamati, buna karşın doğudaki etkili güçlerle ekonomik ilişkilerin perde arkasında sürdüğünü ve bunun BM uzmanlar komitesi raporlarında da işaret edildiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda el-Kamati, Dibeybe’nin Takala ve Menfi ile ilişkilerini onarmaya öncelik vermeyeceği kanaatinde olduğunu belirtti. Ona göre Dibeybe, Batı Libya’daki kendisine bağlı silahlı grupların desteğine ve doğudaki ekonomik temaslara dayanmayı sürdürüyor. Öte yandan, Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin komutanı Halife Hafter, Boulos girişimine ve BM destekli 4+4 Komitesi aracılığıyla yürütülen çözüm sürecine daha olumlu yaklaşan taraflar arasında yer alıyor.


Hamas, ateşkes müzakerelerini geçici olarak askıya almayı değerlendiriyor

Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
TT

Hamas, ateşkes müzakerelerini geçici olarak askıya almayı değerlendiriyor

Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)

Hamas’tan iki kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin liderliğinin müzakereleri geçici olarak askıya alma seçeneğini değerlendirdiğini bildirdi. Kaynaklardan biri, bu adımın gerekçesini ‘İsrail’in, Gazze Şeridi’nde her gün sürdürdüğü operasyonlarını durdurmaya yönelik herhangi bir adıma bağlı kalma konusunda ciddi davranmaması’ olarak ifade etti.

İsrail ile Hamas arasında geçtiğimiz ekim ayında uygulanmaya başlanan ateşkes anlaşmasına yönelik müzakereler ise yeni komplikasyonlarla karşı karşıya bulunuyor. İnsani yükümlülükleri içeren birinci aşama maddelerinin uygulanmasına ilişkin mekanizma konusunda anlaşma sağlanamazken, İsrail özellikle Gazze Şeridi’nin ‘silahsızlandırılması’ maddesini içeren ikinci aşamanın devreye alınması için baskı yapıyor.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden sıcak yemek almak için sıraya giren Filistinliler, 7 Mayıs 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden sıcak yemek almak için sıraya giren Filistinliler, 7 Mayıs 2026 (AFP)

İsrail, arabulucuların, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un ve ABD Başkanı’nın danışmanı Jared Kushner ekibinden bir Amerikalı yetkilinin talebi üzerine sağlanan görece sakinliğin ardından son üç gün içinde Gazze Şeridi’nde suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı.

Hamas dün yaptığı açıklamada, Halil el-Hayye’nin oğlu Azzam el-Hayye’nin, çarşamba akşamı Gazze kentinde hedef alındığı İsrail saldırısında ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini doğruladı. Saldırıda ayrıca, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Şucaiyye mahallesindeki seçkin birliğinin saha komutanlarından Hamza eş-Şarbasi de öldürüldü.

Azzam el-Hayye (X)

Azzam el-Hayye (X)

İsrail’in dün öğleden sonra düzenlediği hava saldırılarında, Gazze kentinin batısındaki merkezin giriş kapısının hedef alınması sonucu Hamas’a bağlı İç Güvenlik Birimi’nden üç kişi yaşamını yitirdi.

Hamas tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Azzam el-Hayye’nin hedef alınmasının, işgal güçlerinin Filistinli liderlerin ailelerini ve sivilleri hedef alma politikasının devamı olduğu’ belirtildi. Açıklamada, bunun ‘direnişin iradesini ve siyasi tutumunu terör, öldürme ve psikolojik baskı yoluyla etkilemeye yönelik başarısız girişimlerin parçası’ olduğu ifade edildi.

Hamas ayrıca, ‘Siyonist anlatıda saldırıya ilişkin ortaya çıkan çelişki ve karmaşanın, işgal hükümetinin yaşadığı büyük şaşkınlığı ortaya koyduğunu’ savundu. Açıklamada, söz konusu saldırının ‘işgal güçlerinin şartlarını dayatmada ve ilan ettiği hedeflere ulaşmada başarısız olmasının ardından, direniş liderliği ve müzakere heyeti üzerinde baskı kurma girişimi’ olduğu kaydedildi.

Azzam el-Hayye’nin vefatıyla birlikte Halil el-Hayye ayrı olaylarda dört oğlunu kaybetmiş oldu. Daha önce Azzam’ın ikiz kardeşi Hammam el-Hayye, Eylül 2025’te Doha’da babasını hedef alan bir saldırıda hayatını kaybetmişti.

Bu bir seçenek... bir cevap değil

Filistin toprakları dışında yaşayan Hamas kaynakları, hareketin müzakereleri askıya alma yönünde henüz nihai bir karar almadığını belirtti. Ancak kaynaklardan biri, “Arabulucuların, aralarında Mladenov ve ABD’nin de bulunduğu tarafların, İsrail’i günlük ihlallerini durdurmaya zorlamakta açık biçimde yetersiz kalması nedeniyle bu seçeneğin güçlü şekilde gündemde olduğunu” söyledi. Aynı kaynak, geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana yaklaşık bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Kaynaklar, ayrı ayrı yaptıkları değerlendirmelerde, müzakerelerin askıya alınmasının Halil el-Hayye’nin oğlunun öldürülmesine doğrudan bir yanıt olarak değerlendirilmesini reddetti. Her iki kaynak da bu seçeneğin daha önce müzakere heyetinin gündeminde bulunduğunu, ancak ‘arabulucuların talebi ve Filistinli gruplarla yapılan istişareler doğrultusunda ertelendiğini’ belirtti. Kaynaklardan biri, “Yoğun suikastların ve bu şekildeki öldürme operasyonlarının yeniden başlamasıyla konu tekrar masaya geldi” dedi.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda çöp yığınları arasında işe yarar malzeme arayan Filistinli çocuklar, 7 Mayıs 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda çöp yığınları arasında işe yarar malzeme arayan Filistinli çocuklar, 7 Mayıs 2026 (AFP)

Filistinli gruplardan kaynaklar, ‘her hâlükârda, Halil el-Hayye’nin oğlunun öldürülmesinin ardından en az üç günlük taziye ve yas süreci nedeniyle müzakere temaslarının fiilen askıya alınacağını’ belirtti.

Müzakerelerde ilerleme sağlandığına ilişkin daha önce yapılan ‘olumlu’ açıklamalara rağmen, Filistinli grupların, Mladenov’un geçtiğimiz salı günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından henüz bir yanıt almadığı ifade edildi.

Mladenov, geçtiğimiz hafta cuma günü Kahire’den ayrılarak, Mısır’ın Hamas ile yürüttüğü müzakerelerde varılan sonuçlara ilişkin İsrail’in yanıtını almak üzere Tel Aviv’e geçmişti. Netanyahu ile görüşen Mladenov, temasların ardından yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planının uygulanmasını garanti altına alacak gelecekteki sürece ilişkin olumlu ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini” söyledi.

Mladenov’un yanıtı gecikti

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mladenov çarşamba akşamı İsrail’den ayrılarak Dubai’deki ofisine geçti.

Gazze Şeridi’nde bulunan Hamas kaynaklarından biri, Mladenov’u ‘tarafsız olmak yerine İsrail’in şartlarıyla örtüşmekle’ suçladı. Kaynak, “Müzakere heyetinin Mladenov’dan veya toplantılara katılan bazı Amerikalı yetkililerden duyduğu ‘olumlu’ mesajların ardından, İsrail’e baskı yapılması ya da olumlu yanıtlar getirilmesi bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

Mladenov ise İsrail merkezli i24NEWS kanalına verdiği röportajda, Barış Kurulu’nun tutumunu yineleyerek, Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve İsrail’in bölgeden çekilmesinin temel olarak tam silahsızlanmaya bağlı olduğunu söyledi. Mladenov ayrıca, Gazze dosyasının İran veya Lübnan’daki jeopolitik gelişmelerle ilişkilendirilmesi çağrılarını ‘iki milyon insanın trajik koşullarını görmezden gelen sorumsuzluk’ olarak nitelendirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında Kudüs’te Mladenov ile el sıkışırken (EPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında Kudüs’te Mladenov ile el sıkışırken (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze Şeridi için hazırlanan ve İsrail ile Hamas’ın onay verdiği plan; İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesini, yeniden imar sürecinin başlamasını ve Hamas’ın silah bırakmasını öngörüyor. Ancak ‘silahsızlanma’ maddesi, planın uygulanması ve ateşkesin kalıcı hâle getirilmesine yönelik görüşmelerde temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Hamas’taki üst düzey kaynaklara göre hareket, Mladenov’a, İsrail’in birinci aşamaya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeden ikinci aşamanın uygulanmasına yönelik ciddi müzakerelere girmeyeceğini bildirdi.


İsrail'in hava saldırısında Lübnan'ın güneyinde bir sağlık görevlisi öldü

İsrail'in güney Lübnan'ı bombalamasının ardından yükselen dumanlar, 7 Mayıs 2026'da İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de bulunan sınır ötesi bir noktadan görüntülendi (AFP)
İsrail'in güney Lübnan'ı bombalamasının ardından yükselen dumanlar, 7 Mayıs 2026'da İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de bulunan sınır ötesi bir noktadan görüntülendi (AFP)
TT

İsrail'in hava saldırısında Lübnan'ın güneyinde bir sağlık görevlisi öldü

İsrail'in güney Lübnan'ı bombalamasının ardından yükselen dumanlar, 7 Mayıs 2026'da İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de bulunan sınır ötesi bir noktadan görüntülendi (AFP)
İsrail'in güney Lübnan'ı bombalamasının ardından yükselen dumanlar, 7 Mayıs 2026'da İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile'de bulunan sınır ötesi bir noktadan görüntülendi (AFP)

Lübnan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Raşaya el-Fuhar merkezi kadrosuna bağlı Hafız Ali Yahya isimli personelin, Raşaya- Keferşuba yolu üzerinde bir İsrail hava saldırısında hedef alınarak hayatını kaybettiği bildirildi.

Saha çatışmaları sürerken, Lübnan ile İsrail arasındaki ikili görüşmelerin çerçevesini belirlemek üzere ilk müzakere turunun önümüzdeki hafta Washington'da başlaması planlanıyor.

Lübnan'ın ABD'den, İsrail'in ateşkes anlaşmasına uyması için müdahale etmesini talep ettiği bu süreçte, müzakerelerin Lübnan'ın öne sürdüğü beş temel nokta üzerinden yürütülmesi bekleniyor.

Lübnan resmi kaynakları Şarku'l Avsat’a, gelecek hafta Washington'da yapılması planlanan toplantıya Lübnan müzakereler heyetinin başkanı Büyükelçi Simon Karam'ın katılacağını ve İsrail Başbakanı'nın danışmanı ve eski Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'in de katılmasının beklendiğini bildirdi.

Bu görüşme, taraflar arasındaki en tartışmalı konuları çözüme kavuşturmak için oluşturulacak uzun vadeli bir çalışma çerçevesinin ilk adımı olma özelliğini taşıyor.