Ukrayna krizi: Biden, Avrupa ülkeleri ile ‘tam fikir birliğini’ doğruladı

Ukrayna krizi: Biden, Avrupa ülkeleri ile ‘tam fikir birliğini’ doğruladı
TT

Ukrayna krizi: Biden, Avrupa ülkeleri ile ‘tam fikir birliğini’ doğruladı

Ukrayna krizi: Biden, Avrupa ülkeleri ile ‘tam fikir birliğini’ doğruladı

Rusya’nın Ukrayna krizindeki ‘gerilimi artırmaktan’ başkalarını sorumlu tutma girişimleri karşılığında, ABD'nin 8 bin 500 ABD askerini Avrupa'ya gitmek üzere teyakkuza geçirme kararından anlaşıldığı üzere ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Rusya Başkanı’nı gerilimi azaltmaya ikna etmede ‘başka bir yöntem’ benimsemek istiyor.
ABD çevrelerinin belirttiğine göre Moskova Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile geçen hafta üzerinde görüştüğü talepleri verilecek olan yazılı cevap, Rusya'nın istediği gibi olmayabilir. Başkan Biden, Ukrayna'ya saldırı düzenlediği taktirde Rusya'ya karşı masada olması gereken yaptırımlar konusunda son haftalarda ortaya çıkan çatlaklar karşısında Avrupalı ​​müttefikleriyle ortak bir cephe sağlamaya çalışıyor. Ukrayna’ya savunma silahlarının sağlanması konusunda da anlaşmazlıklar kaydedilmiş, Almanya ve İsveç böyle bir tedariki reddetmişti.
Pazartesi günü İngiltere, İtalya, Polonya, Fransa, Almanya, Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu ve NATO liderleriyle sanal zirvede bir araya gelen Biden, Avrupalı ​​liderler arasında ‘tam bir fikir birliği’ olduğu konusunda ısrar etti. Bir saat 20 dakikalık online görüşmenin sonunda gazetecilere konuşan Biden, “Çok, çok, çok iyi bir görüşmeydi. Tüm Avrupa liderleriyle tam bir fikir birliği mevcut” açıklamalarında bulundu.
Başbakan Boris Johnson'ın ofisinden yapılan açıklamada, “Liderler, Rusya’nın artan düşmanlığı karşısında uluslararası birliğin önemi konusunda anlaşmaya vardı” ifadeleri kullanıldı.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Batılı liderlerin çözüm yolunda net girişimlerde bulunmanın Rusya'nın sorumluluğunda olduğu konusunda hemfikir olduklarını aktarırken NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Moskova'nın Ukrayna'ya karşı ‘daha fazla saldırganlığının’ ‘ağır maliyeti’ olacağı uyarısında bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Rusya Ukrayna'yı işgal ettiği taktirde Rusya'ya eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulanması veya Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik yakın tehdidinin boyutu konusunda Avrupalılar ile ABD arasında herhangi bir anlaşmazlık olmadığını vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price basına yaptığı açıklamada “Yaptırımlar konusunda bir belirsizlik ya da bir anlaşmazlık yok. Bunu Rusya da biliyor” dedi.
Price’ın bu açıklamaları, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in “Sinir uçlarımızla oynamaktan vazgeçilmeli ve rahatsızlık verici tepkilerden kaçınılmalı” açıklamalarına yanıt olarak geldi. Borrell aynı zamanda “ABD bize Ukrayna'dan ayrılma kararını haklı çıkaracak veriler sunduğu taktirde müzakereler devam ederken korkuya kapılmak için bir neden göremiyorum. Gerektiğinde her şeyin hazır olmasını sağlamak için yaptırım süreci devam ediyor. Bugün somut hiçbir şeye onay verilmeyecek” ifadelerine başvurmuştu.
Avrupalı ​​yetkililerin, bir Rus saldırısının gerçekleşeceğine inanan ABD’lilerin korkutmalarından ‘memnun olmadıklarını’ söyledikleri aktarıldı. Avrupalılar, bir kısım büyükelçilik çalışanlarının Kiev'den çekildiğini açıklayan ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya’nın endişelerini dikkate alıyor.
Price ise “Bahsettiğiniz anlaşmazlıkları görmüyoruz. Gözlemlediğimiz tehdit sadece bize değil, tüm gözlemcilere açık halde” ifadelerini kullandı.
Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, “Kendimizi savaşın mantığına sokmamalıyız. Savaştan kaçınılmalıdır” vurgusunda bulundu.
AFP’ye konuşan Avrupalı bir kaynak, konuşulan konulardan birinin Rus bütçesini büyük ölçüde finanse eden AB arzının gaz alımlarını yüzde 43, petrol alımlarını ise yüzde 20 azaltmak olduğunu söyledi.
Price, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve Başkan Joe Biden’ın Moskova’nın taleplerine yazılı bir yanıt hazırlamak için Pazartesi günü Avrupalı liderler ile iletişime geçtiğini, cevabın bu hafta Rus hükümetine iletileceğini belirtti.
Tek bir Rus askeri Ukrayna sınırını geçtiği taktirde Ukrayna’nın işgal edilmiş sayılacağını belirten Price, ABD ve müttefiklerinin birlikte Rusya’ya hızlı bir yanıt vereceğini açıkladı. Ancak söz konusu yanıtın boyutu konusunda başta Almanya olmak üzere NATO ülkeleri arasında anlaşmazlıkların olduğu anlaşılıyor.  
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Johnson ve üst düzey NATO ve AB yetkililerinin yer aldığı söz konusu online görüşmede mevcut gerilimlere diplomatik bir çözüm yönündeki ortak arzularından bahsedildiği belirtildi. Görüşmede aynı zamanda NATO'nun doğu kanadının desteklenmesi ve Rusya'ya ekonomik yaptırım seçenekleri de ele alındı.
Bu ifadeleri doğrulayan NATO, Doğu Avrupa'ya daha fazla askeri teçhizat, ek gemiler ve savaş uçaklarının sevk edildiğini duyurdu. Diğer yandan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Ukrayna krizinde beklenmedik durumlara karşı NATO Mukabele Gücü'nün aktif hale getirilmesi durumunda destek sağlamak üzere 8 bin 500 askeri teyakkuza geçirdiklerini bildirdi.
Şu aşamada herhangi bir karar verilmediğinin altını çizen Kirby, diğer yandan “Rusların şu anda tansiyonu düşürmeye niyetleri olmadığı çok açık” ifadelerine başvurdu. Ukrayna'ya daha fazla askeri teçhizat gönderdiğini söyleyen Pentagon, aynı zamanda bazı Baltık ülkelerinin Ukrayna'ya Javelin tanksavar mühimmatları ve Stinger uçaksavar füzeleri dahil olmak üzere ABD silahları göndermesine izin verdiğini duyurdu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, online toplantıda yaptığı açıklamada, gerginliği azaltmak için ‘Rusya'ya güçlü ve güvenilir uyarılar’ verilmesi, ‘Avrupalı ​​ortaklar ve müttefikler arasında sürekli koordinasyon’ yapılması gerekeceğini söyledi. Macron’un yorumları, Avrupa diplomasisinin Washington'dan daha bağımsız olması yönünde baskıcı Fransız geleneğinin parçası olarak görülüyor.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın Ofisi tarafından yapılan açıklamada ise “Liderler, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması halinde, müttefiklerin benzeri görülmemiş bir yaptırım paketi de dahil olmak üzere hızlı tepkiler vermesi gerektiği konusunda anlaştı” denildi.
Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Ukrayna’ya yönelik Rus saldırısının çok ciddi sonuçları olacağı, gerginliği azaltmak için net adımlar atmanın Rusya'ya bağlı olduğu konusunda tüm tarafların hemfikir olduğunu bildirdi.
Diğer yandan Bazı Baltık ülkeleri ABD’den daha fazla destek istiyor. Estonya Başbakanı Kaja Kallas, Pazartesi günü Londra merkezli Financial Times'a verdiği demeçte, Rusya'ya karşı en caydırıcı unsurun ABD bayrağı olduğunu söyledi.



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.