Nazi geçmişi, Almanya'nın Ukrayna'yı Rusya'ya karşı silahlandırmasına engel oluyor

Washington'daki gözlemciler, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin Moskova'ya yönelik yumuşak tutumunun uzun bir geçmişi olduğunu söylüyorlar

Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
TT

Nazi geçmişi, Almanya'nın Ukrayna'yı Rusya'ya karşı silahlandırmasına engel oluyor

Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)

İnci Mecdi
Berlin, Rusya'nın Ukrayna sınırına yakın bir yerde yoğun askeri yığınağına karşın Kiev'in ileri savunma silahları satın alma talebini reddetti. Bu durum karşısında öfkelenen Ukrayna yönetimi, Almanya'yı Vladimir Putin'i cesaretlendirmekle suçladı. Ukrayna yönetimi Rusya Devlet Başkanı Putin’in ‘Batı ülkelerinin, Rusya’nın güvenliğini tehdit eden dostça olmayan uygulamalarına karşılık olarak Ukrayna'yı işgal etmeye hazırlandığı’nı düşünüyor. Kiev, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğuya doğru genişlememesi için bağlayıcılığı olan garantiler verilmesi çağrısında bulundu.
Ukrayna ve Batı ülkeleri, Rusya’nın 2014 yılında Kırım'ı ilhak etmesinin ardından Ukrayna’yı işgal etmesinden endişe ediyor. O tarihten bu yana Rusya'nın Donbas bölgesindeki ayrılıkçılara verdiği destek de ülkenin doğusundaki çatışmalar da devam ediyor.
Öte yandan NATO, Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olarak kabul edilmesine ilişkin 2008 tarihli daha önceki bir açıklamayı geri çekmesi ve Kremlin'in açık bir tehdit olarak gördüğü Rusya'ya komşu ülkelere silah satışına karşı yasal olarak bağlayıcılığı olan garantiler verilmesi talebine karşı direndiğinden konuyla ilgili diplomatik gerilim şu ana kadar yatıştırmayı başaramadı.
Ukrayna'nın Berlin Büyükelçisi Andrey Melnik, geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, ülkesinin, Rusya’nın olası işgaline karşı Karadeniz ve Azak Denizi kıyılarını savunmasına yardım edecek savaş gemileri arayışı içerisinde olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberine göre Büyükelçi Melnik, Alman yapımı savaş gemilerinin ‘dünyanın en iyileri arasında’ olduğunu da sözlerine ekledi.
Ancak Alman basınında yer alan haberlere göre Almanya hükümetinden bir sözcü, Berlin'in Ukrayna’ya gemileri gönderme konusunda isteksiz olduğunu belirtti. Söz konusu haberlerde Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock'un geçtiğimiz hafta başlarında benzer talepleri reddettikleri vurgulandı.

Geçmişin utancı
Baerbock, Kiev ziyareti sırasında İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'daki Nazi rejiminin Sovyetler Birliği'ne karşı işlediği korkunç suçlara atıfta bulunarak Almanya'nın mevcut tutumunun nedenleri arasında bir takım tarihi sebepler olduğunu belirtti. Almanya tarihinde kara bir leke olan Nazilerin işlediği korkunç suçlar, onlardan utanan ve bu yüzden savaş karşıtı politikalar benimseyen Almanlar için hassas bir konu.
Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht, Alman basınına yaptığı açıklamada, Almanya Federal Hükümeti’nin şu an Ukrayna'ya silah sevkiyatının faydasız bir adım olduğuna inandığını söyledi. Bakan Lambrecht, Almanya'nın Ukrayna'ya desteğini teyit ederken, 5,3 milyon euro (6 milyon dolar) değerinde sahra hastanesi de dahil tıbbi yardımda bulunacağını açıkladı.
Berlin'in de Kiev'e solunum cihazı sağladığını ve yaralı Ukraynalı askerlerin Almanya’daki hastanelerde tedavi altına alındığı belirten Alman Bakan, “Durumu sakinleştirmek için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız” dedi.
Lambrecht'in açıklamaları, Avrupa'nın diğer bölgelerindeki karikatüristlerin alaycı çizimlerine malzeme oldu. Ünlü karikatürist Marian Kamensky, Twitter hesabından paylaştığı, arkasında Alman sağlık görevlilerinin yaralandığında müdahale etmek için beklediği Ukraynalı bir askere ateş eden bir Rus tankının karikatürle Avrupalıların Almanya'nın bu tutumunu ‘hayal kırıklığı’ olarak gördüklerine işaret etti.
Karikatürist Marian Kaminsky, Twitter hesabından yaptığı bir çizimle Almanya'nın tutumuyla alay etti.jpeg
Karikatürist Marian Kamensky’ın Twitter hesabından paylaştığı o karikatür
Buna karşın Kiev Üniversitesi Güvenlik Politikaları Enstitüsü (ISPK) Dr. Marcel A. Dirsus, Alman Radyosu’na (Deutschlandradio) verdiği röportajda, “Almanya'nın Rusların öldürülmesi için kullanılabilecek silahları tedarik etmesi fikri Almanların birçoğu için kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Ukrayna kızgın
Berlin'in tutumu, Cumartesi günü Almanya'nın Kiev Büyükelçisi Anka Feldhusen'i Dışişleri Bakanlığı'na çağıran Kiev'de öfkeye yol açtı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Almanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Kay-Achim Schönbach’ın geçtiğimiz Cuma günü Hindistan'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı, “Kırım yarımadası gitti, asla geri gelmeyecek, bu bir gerçek” şeklindeki açıklamasının yanı sıra Batı ülkelerinin Putin'in Ukrayna'ya ilişkin niyetleriyle ilgili görüşlerini sorgulayarak, Rusya Devlet Başkanı’nın ‘saygıyı’ hak ettiği yönündeki sözlerinden ötürü Alman Büyükelçi’nin bakanlığa çağrıldığı belirtildi.
Açıklamalarından sonra sözlerinin 'düşüncesizlik’ olduğunu belirten ve özür dileyen Schoenbach ise istifa etmek zorunda kaldı. Alman Savunma Bakanlığı, Schoenbach’ın açıklamalarını onaylamadığını duyurdu. Bakanlığın sözcüsü aracılığıyla yapılan açıklamada, Schoenbach’ın açıklamalarının Alman Savunma Bakanlığı'nın tutumuyla örtüşmediği vurgulandı.
Almanya'nın Ukrayna'ya silah göndermeyi reddetmesi, İngiltere, Polonya ve Baltık devletlerinin Rusya karşısında Avrupa ülkeleri arasında bir bölünmeye yol açabileceği uyarısında bulunan tutumlarıyla çelişiyor.
Estonya, Letonya ve Litvanya savunma bakanları ortak bir açıklama yayınlayarak Kiev'in savunmasını desteklemek için Stinger Hava Savunma Güdümlü Füze Sistemi ve Javelin tanksavar füzeleri göndermek için ABD'den onay aldıklarını duyurdular.
Almanya'nın tutumu ani bir gelişmenin sonucu olmadığı gibi iktidardaki yeni koalisyon hükümetiyle de sınırlı değil. Geçtiğimiz Haziran ayında, Almanya Hristiyan Demokrat Birliği’nden (CDU) eski Almanya Başbakanı Angela Merkel halen görevdeyken Berlin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Almanya'dan askeri yardımda bulunulmasını beklediğini söylediği açıklamaları karşısında Ukrayna'ya silah tedarik etme fikrine karşı olduğunu açıkladı.
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da o dönem yaptığı açıklamada, ülkesinin silahlanma fikrini reddettiğini teyit ederken ülkesinin Fransa ile birlikte Batı'nın Moskova ve Kiev arasındaki anlaşmazlığı ‘Normandiya formatı’ çerçevesinde çözmeye yönelik diplomatik çabalarına öncülük ettiğini ve Almanya'nın yardım ve diplomatik görüşmeler açısından Ukrayna'ya verdiği desteği vurguladı.
Ancak bazı Alman politikacılar, şu an muhalefet kanadında olan CDU’nun bazı üyelerinin yeni hükümeti eleştirmeleri nedeniyle Ukrayna'nın egemenliğine yönelik bir tehdit söz konusu olduğundan meselenin yeniden ele alınması gerektiğini savunuyorlar.
Alman Meclis Grubu Savunma Politikaları Sözcüsü Henning Otte ise, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, “Ukrayna'nın Rusya’nın olası bir saldırısını önleyebilecek savunma silahları talebini reddedemeyiz” dedi.

Kuzey Akım 2 Boru Hattı
Almanya’nın yeni hükümeti, programında Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de dahil olmak üzere silah satışına ve ihracatına daha fazla kısıtlama getirmek için net bir hedef belirlerken Batı medyasında, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakan Olaf Scholz ile Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti'den (FDP) ortaklarının başkanlığındaki iktidar koalisyonu içinde genel olarak Rusya ile ilgili bir bölünme yaşandığından bahsediliyor.
Batı medyasına göre iktidar koalisyonunda, kriz yaşayan bölgelere silah tedarik edilmemesini içeren silah ihracatına yönelik katı politika konusunda fikir birliği olsa da Rusya’dan Avrupa'ya doğalgaz aktarması planlanan Kuzey Akım 2 Boru Hattı konusunda anlaşamıyorlar.
Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesini eleştirenler, bunu Moskova'nın Ukrayna'ya veya AB’ye karşı kullanabileceği jeopolitik bir silah olarak görürken, ABD, Rusya'nın Ukrayna'ya bir saldırı başlatması halinde projeye kapsamlı yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu.
Buna karşın aralarında Savunma Bakanı Lambrecht ve SPD Gençlik Örgütü Başkanı Kevin Kühnert gibi SPD’nin üst düzey siyasetçileri Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesini savundular. Bakan Lambrecht, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, projenin hiçbir şekilde Rusya-Ukrayna gerilimleriyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Politico dergisinin haberine göre bu durum, Almanya'nın ciddiyeti ve AB’nin Moskova'ya Ukrayna'yı hedef alan herhangi bir saldırganlığın ‘ciddi sonuçları’ olacağı yönündeki uyarılarıyla ilgili soru işaretleri yarattı.
ABD merkezli dergi, Başbakn Scholtz’un, geçtiğimiz ay projeden siyasi boyutu olmayan özel bir ekonomik proje olarak bahsederek projeye karşı daha yumuşak bir tutum sergilediğini, ancak Kuzey Akım 2 Boru Hattı’nın ekonomik bir proje olarak görüşmesinin Kiev ile Polonya ve Baltık ülkeleri dahil olmak üzere AB’nin doğusundaki ülkeler tarafından hararetle tartışılan bir konu olduğunu kaydetti.
Washington'daki gözlemciler, SPD’lilerin özellikle 1960'lı yılların sonları ile 1970'li yılların başlarında Sovyetler Birliği ve komünist Doğu Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkiler kurmaya çalışan Almanya’nın SPD’li eski başbakanlarından Willy Brandt'ın politikasıyla başlayan Rusya'ya karşı daha yumuşak bir tutum sergileme konusunda uzun bir geçmişe sahip olduklarını söylüyorlar.
Ayrıca yine Almanya’nın SPD’li eski başbakanlarından Gerhard Schröder, Kuzey Akım projesinin hissedarlar komitesinin başkanı olarak Moskova ile kurulan yakın ekonomik ilişkilerin sembolü haline geldi.
Buna karşın bazı SPD’liler artık Moskova’ya karşı daha sert bir tutum sergilenmesi için baskı yapıyorlar. Almanya'nın eski Avrupa Bakanı ve Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael Roth, Politico'ya verdiği demeçte, “Ukrayna'ya karşı askeri gerilimin artması durumunda, Rusya ile işleri her zamanki gibi yürütmeyeceğimizi herkesin bilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Roth, şunları söyledi:
“AB, Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesi dahil tüm seçenekleri masaya koymalı. Eskisi gibi devam edemeyiz. Bu, sadece Almanya’yı ilgilendiren bir mesele değil, AB ile koordineli olarak tartışılması gereken bir mesele.”



Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
TT

Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)

ABD'nin Tennessee eyaleti haziranı artık "Çekirdek Aile Ayı" olarak kabul ederken durumu eleştiren bazı kişiler, bu adımın aileden ziyade Onur Ayı'nda LGBTQ topluluğunun etkisini azaltmaya yönelik olduğunu öne sürüyor.

Eyaletin Cumhuriyetçilerin kontrolündeki yasama organının düzenlemeyi eyalet meclisinden geçirmesinden sadece iki gün sonra Vali Bill Lee, 9 Nisan'da yeni bayramı ilan eden kararı imzaladı. Haziranda aynı zamanda LGBTQ kimliğini benimseyen bireylerin Onur Ayı da kutlanıyor.

The Advocate'a göre karar metninde çekirdek aile, "bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar" diye tanımlanıyor ve bunun "Tanrı'nın aile yapısı tasarımı" ve "Tanrı'nın insanlık için mükemmel tasarımı" olduğu iddia ediliyor.

Metin, "babasız evler"le ilgili sorunlara dikkat çeken çeşitli istatistikler de içeriyor. Ayrıca "Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler ve nüfus kontrolü için mücadele eden benzer görüşteki kuruluşların hümanist, küreselci ideolojileri" kınanıyor.

Vali, kararı imzalarken herhangi bir açıklama yapmadı.

The Independent cevap hakkı için valiyle temasa geçti.

Lee ve eyaletin Cumhuriyetçileri geçen yıl da Onur Ayı'nı kaldırmak istemişti ancak tasarının eyalet meclisinden geçmesi bir yıl sürdü.

GLAAD, eyaletin Onur Ayı'nı tanımama kararını eleştiriyor.

GLAAD, The Advocate'a yaptığı açıklamada, "Bu tür kararlar, kendilerinin ve seçmenlerinin ailelerinde çeşitli dinamikler ve yapılar bulunan seçilmiş yetkililerin bilgisizliğini daha çok ortaya koyuyor" diye yazdı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

En güçlü aileler sevgiyle kurulur. Bazı aileleri dışlamaya ve onlara kasten zarar vermeye çalışan parlamenterlerin, herkesin hoş karşılandığı ve başarılı olabileceği kapsayıcı bir Tennessee için çalışmaya zaman ayırmayarak herkese aktif zarar verdiği görülmeli.

Kararın herhangi bir yaptırım gücü yok, yani Tennessee sakinleri isterlerse Onur Ayı'nı kutlama veya "Çekirdek Aile Ayı"nı kutlamama seçeneğine sahip.

Nashville Scene'in haberine göre daha önce Cumhuriyetçi Parti'nin öncülüğünde hazırlanan "Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası" adlı tasarı, eyalet senatosunun komite toplantısında martta reddedilmişti.

Bu tasarı kabul edilseydi, devlet binalarında gökkuşağı bayraklarının veya diğer LGBT sembollerinin sergilenmesi yasaklanacaktı.

Görüşmeler sırasında Demokrat Partili Eyalet Senatörü Jeff Yarbro, yasa tasarısının tüm Amerikalılara tanınan ifade özgürlüğünü ihlal etmeye yönelik bariz bir girişim olduğunu söylemişti.

Yarbro geçen ay "İfade özgürlüğünü çiğneyip geçmeden bunu yapmanın bir yolu yok" demişti. 

Bu grubu hedef almanın yanlış ve uygunsuz olduğunu düşünüyorum ancak herhangi bir grubu bu şekilde hedef almak da yanlış ve uygunsuz.

Komite yasa tasarısına 3-3 oy verdi, ki bu da tasarının bir sonraki aşamaya geçmesine yetmedi.

Eyaletin Temsilciler Meclisi'nden Cumhuriyetçi Gino Bulso, kendisiyle konuşan ebeveynlerin, çocuklarının öğretmenlerinin sınıflarda gökkuşağı bayrakları ve diğer LGBTQ sembollerini sergilemesinden şikayet etmesinin ardından Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası'nı sunduğunu iddia ediyor.

Bulso, 2024'te de benzer bir tasarıyı geçirmeyi denemiş ancak bu da eyalet senatosunda reddedilmişti.

Independent Türkçe


Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
TT

Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)

Dünyanın yüzde 100 bataryayla çalışan ilk kruvaziyerini 2031'de inşa etmek için gereken teknoloji ve tasarımlar mevcut ve bu da yolculara güneşlenme güvertesinde daha fazla alan açılması anlamına gelebilir.

Anthem of the Seas ve Disney Destiny gibi gemilerin arkasındaki Alman tersanesi Meyer Werft, sektörün Seatrade Cruise Global fuarında "Project Vision" diye bilinen ve tamamen bataryayla çalışan kruvaziyerin konsept tasarımlarını sundu.

Planlanan gemi 275 metre uzunluğa, 1856 yolcu kapasitesine ve yaklaşık 82 bin brüt tonaj kapasitesine sahip.

Norveç'teki Corvus Energy'nin tedarik ettiği batarya sistemi, gemiden kaynaklanan sera gazı salımlarını yüzde 95'e kadar azaltabiliyor.

Project Vision, egzoz arıtımı için geminin içinden geçen geleneksel dikey şaftın veya bacanın bulunmadığı yeni tasarımlar içeriyor.

Bu, yolcuların manzarasını engellemeyen yepyeni bir güneşlenme güvertesi tasarımı yaratabilir.

Meyer Werft'in satış müdürü Thomas Weigend, "Bu yıl sipariş verilirse, tersane tamamen bataryayla çalışan ilk gemiyi 2031'de teslim edebilir" diyor.

dfvfd
Bataryayla çalışan kruvaziyerin üst güvertesinde daha fazla alan olabilir (Meyer Werft)

Yeni kruvaziyer gemileri daha sürdürülebilir olma yolunda adımlar atıyor. P&O Cruises Arvia, MSC World Europa ve Star Princess gibi gemiler sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) kullanıyor.

Kasım 2026'da hizmete girecek Viking Libra, yolculuğun bir kısmında hidrojen enerjisiyle çalışabilecek.

Hurtigruten ve Havila Voyages gibi Norveç kıyılarına odaklanan kruvaziyer şirketleri, hidrojen enerjisine geçme yolunda ilerlerken biyoyakıtlarla da yolculuklar gerçekleştirdi.

Havila Voyages gemileri, batarya enerjisiyle 4 saate kadar çalışabiliyor.

Bazı kruvaziyer limanları, yanaşan gemiler dizel motorlarını kapatabilsin diye karadan elektrik sağlıyor.

Dover, bu hafta Birleşik Krallık'ın ilk net sıfır limanı seçildi. Bu başarıyı, tesiste güneş enerjisi kullanımı ve makineleri çalıştırmak için sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ satın alınması gibi girişimlerle kazandılar.

Independent Türkçe


İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
TT

İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)

ABD ve İran, 22 Nisan'da sona ermesi öngörülen ateşkesi uzatmak için dolaylı görüşmeler yapıyor.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir, çarşamba müzakerelerin bir sonraki turuna yönelik temaslar için İran'ın başkenti Tahran'a dün gitti.

Guardian'ın aktardığına göre Munir, bir sonraki görüşmelerin yeniden İslamabad'da yapılması için çabalıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de ikinci tur müzakerelerin "büyük olasılıkla" İslamabad'da yapılacağını belirterek, "anlaşma ihtimalinden umutlu olduklarını" ekledi.

Gazeteye konuşan İranlı yetkililer, ikinci tur müzakerelerin ön şartı olarak İsrail'in Lübnan'a saldırıları durdurmasını istediğini söylüyor.

Lübnanlı yetkililer, İsrail'le "yakında ateşkes anlaması yapılabileceğini" savunuyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında ateşkes yapmayı düşünmediklerini ve Lübnan'daki Tahran destekli Hizbullah'a yönelik saldırıları sürdüreceklerini bildirdi.

Tel Aviv ve Beyrut heyetleri, pazartesi günü Washington'da bir araya gelerek 30 yıl sonra ilk kez doğrudan temas kurdu.

Analize göre İsrail, Lübnan hükümetiyle görüşmeleri Washington'da "İran'ın müttefiki Hizbullah'ın Lübnan üzerindeki hakimiyetine son vermek için tarihi bir fırsat" diye niteliyor.  

ABD Başkanı Donald Trump da dün Fox'a verdiği röportajda, İran'la savaşın "çok kısa süre içinde" biteceğini ve petrol fiyatlarının düşeceğini öne sürdü.

Trump, Lübnan'a saldırıları "azaltması" için Netanyahu'yla konuştuğunu da söylemişti.

Diğer yandan İran, şartlarının Washington tarafından kabul edilmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın Umman tarafından gemi geçişlerine izin verebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın bölgeye döşediği mayınları temizleyip temizlemeyeceğinin henüz netlik kazanmadığını söylüyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmişti.

Washington ve Tahran arasında 11-12 Nisan'da İslamabad'da yapılan görüşmelerde, yüzlerce tanker ve geminin mahsur kaldığı Hürmüz'ün durumuyla ilgili anlaşma sağlanamamıştı.

Trump bunun üzerine boğazın abluka altına alınması talimatı vermişti.

Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, Reuters