Nazi geçmişi, Almanya'nın Ukrayna'yı Rusya'ya karşı silahlandırmasına engel oluyor

Washington'daki gözlemciler, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin Moskova'ya yönelik yumuşak tutumunun uzun bir geçmişi olduğunu söylüyorlar

Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
TT

Nazi geçmişi, Almanya'nın Ukrayna'yı Rusya'ya karşı silahlandırmasına engel oluyor

Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)
Ukraynalı bir asker, Rus destekli ayrılıkçılarla cephe hattında bir sipere giriyor (AFP)

İnci Mecdi
Berlin, Rusya'nın Ukrayna sınırına yakın bir yerde yoğun askeri yığınağına karşın Kiev'in ileri savunma silahları satın alma talebini reddetti. Bu durum karşısında öfkelenen Ukrayna yönetimi, Almanya'yı Vladimir Putin'i cesaretlendirmekle suçladı. Ukrayna yönetimi Rusya Devlet Başkanı Putin’in ‘Batı ülkelerinin, Rusya’nın güvenliğini tehdit eden dostça olmayan uygulamalarına karşılık olarak Ukrayna'yı işgal etmeye hazırlandığı’nı düşünüyor. Kiev, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğuya doğru genişlememesi için bağlayıcılığı olan garantiler verilmesi çağrısında bulundu.
Ukrayna ve Batı ülkeleri, Rusya’nın 2014 yılında Kırım'ı ilhak etmesinin ardından Ukrayna’yı işgal etmesinden endişe ediyor. O tarihten bu yana Rusya'nın Donbas bölgesindeki ayrılıkçılara verdiği destek de ülkenin doğusundaki çatışmalar da devam ediyor.
Öte yandan NATO, Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olarak kabul edilmesine ilişkin 2008 tarihli daha önceki bir açıklamayı geri çekmesi ve Kremlin'in açık bir tehdit olarak gördüğü Rusya'ya komşu ülkelere silah satışına karşı yasal olarak bağlayıcılığı olan garantiler verilmesi talebine karşı direndiğinden konuyla ilgili diplomatik gerilim şu ana kadar yatıştırmayı başaramadı.
Ukrayna'nın Berlin Büyükelçisi Andrey Melnik, geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, ülkesinin, Rusya’nın olası işgaline karşı Karadeniz ve Azak Denizi kıyılarını savunmasına yardım edecek savaş gemileri arayışı içerisinde olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberine göre Büyükelçi Melnik, Alman yapımı savaş gemilerinin ‘dünyanın en iyileri arasında’ olduğunu da sözlerine ekledi.
Ancak Alman basınında yer alan haberlere göre Almanya hükümetinden bir sözcü, Berlin'in Ukrayna’ya gemileri gönderme konusunda isteksiz olduğunu belirtti. Söz konusu haberlerde Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock'un geçtiğimiz hafta başlarında benzer talepleri reddettikleri vurgulandı.

Geçmişin utancı
Baerbock, Kiev ziyareti sırasında İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'daki Nazi rejiminin Sovyetler Birliği'ne karşı işlediği korkunç suçlara atıfta bulunarak Almanya'nın mevcut tutumunun nedenleri arasında bir takım tarihi sebepler olduğunu belirtti. Almanya tarihinde kara bir leke olan Nazilerin işlediği korkunç suçlar, onlardan utanan ve bu yüzden savaş karşıtı politikalar benimseyen Almanlar için hassas bir konu.
Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht, Alman basınına yaptığı açıklamada, Almanya Federal Hükümeti’nin şu an Ukrayna'ya silah sevkiyatının faydasız bir adım olduğuna inandığını söyledi. Bakan Lambrecht, Almanya'nın Ukrayna'ya desteğini teyit ederken, 5,3 milyon euro (6 milyon dolar) değerinde sahra hastanesi de dahil tıbbi yardımda bulunacağını açıkladı.
Berlin'in de Kiev'e solunum cihazı sağladığını ve yaralı Ukraynalı askerlerin Almanya’daki hastanelerde tedavi altına alındığı belirten Alman Bakan, “Durumu sakinleştirmek için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız” dedi.
Lambrecht'in açıklamaları, Avrupa'nın diğer bölgelerindeki karikatüristlerin alaycı çizimlerine malzeme oldu. Ünlü karikatürist Marian Kamensky, Twitter hesabından paylaştığı, arkasında Alman sağlık görevlilerinin yaralandığında müdahale etmek için beklediği Ukraynalı bir askere ateş eden bir Rus tankının karikatürle Avrupalıların Almanya'nın bu tutumunu ‘hayal kırıklığı’ olarak gördüklerine işaret etti.
Karikatürist Marian Kaminsky, Twitter hesabından yaptığı bir çizimle Almanya'nın tutumuyla alay etti.jpeg
Karikatürist Marian Kamensky’ın Twitter hesabından paylaştığı o karikatür
Buna karşın Kiev Üniversitesi Güvenlik Politikaları Enstitüsü (ISPK) Dr. Marcel A. Dirsus, Alman Radyosu’na (Deutschlandradio) verdiği röportajda, “Almanya'nın Rusların öldürülmesi için kullanılabilecek silahları tedarik etmesi fikri Almanların birçoğu için kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Ukrayna kızgın
Berlin'in tutumu, Cumartesi günü Almanya'nın Kiev Büyükelçisi Anka Feldhusen'i Dışişleri Bakanlığı'na çağıran Kiev'de öfkeye yol açtı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Almanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Kay-Achim Schönbach’ın geçtiğimiz Cuma günü Hindistan'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı, “Kırım yarımadası gitti, asla geri gelmeyecek, bu bir gerçek” şeklindeki açıklamasının yanı sıra Batı ülkelerinin Putin'in Ukrayna'ya ilişkin niyetleriyle ilgili görüşlerini sorgulayarak, Rusya Devlet Başkanı’nın ‘saygıyı’ hak ettiği yönündeki sözlerinden ötürü Alman Büyükelçi’nin bakanlığa çağrıldığı belirtildi.
Açıklamalarından sonra sözlerinin 'düşüncesizlik’ olduğunu belirten ve özür dileyen Schoenbach ise istifa etmek zorunda kaldı. Alman Savunma Bakanlığı, Schoenbach’ın açıklamalarını onaylamadığını duyurdu. Bakanlığın sözcüsü aracılığıyla yapılan açıklamada, Schoenbach’ın açıklamalarının Alman Savunma Bakanlığı'nın tutumuyla örtüşmediği vurgulandı.
Almanya'nın Ukrayna'ya silah göndermeyi reddetmesi, İngiltere, Polonya ve Baltık devletlerinin Rusya karşısında Avrupa ülkeleri arasında bir bölünmeye yol açabileceği uyarısında bulunan tutumlarıyla çelişiyor.
Estonya, Letonya ve Litvanya savunma bakanları ortak bir açıklama yayınlayarak Kiev'in savunmasını desteklemek için Stinger Hava Savunma Güdümlü Füze Sistemi ve Javelin tanksavar füzeleri göndermek için ABD'den onay aldıklarını duyurdular.
Almanya'nın tutumu ani bir gelişmenin sonucu olmadığı gibi iktidardaki yeni koalisyon hükümetiyle de sınırlı değil. Geçtiğimiz Haziran ayında, Almanya Hristiyan Demokrat Birliği’nden (CDU) eski Almanya Başbakanı Angela Merkel halen görevdeyken Berlin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Almanya'dan askeri yardımda bulunulmasını beklediğini söylediği açıklamaları karşısında Ukrayna'ya silah tedarik etme fikrine karşı olduğunu açıkladı.
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da o dönem yaptığı açıklamada, ülkesinin silahlanma fikrini reddettiğini teyit ederken ülkesinin Fransa ile birlikte Batı'nın Moskova ve Kiev arasındaki anlaşmazlığı ‘Normandiya formatı’ çerçevesinde çözmeye yönelik diplomatik çabalarına öncülük ettiğini ve Almanya'nın yardım ve diplomatik görüşmeler açısından Ukrayna'ya verdiği desteği vurguladı.
Ancak bazı Alman politikacılar, şu an muhalefet kanadında olan CDU’nun bazı üyelerinin yeni hükümeti eleştirmeleri nedeniyle Ukrayna'nın egemenliğine yönelik bir tehdit söz konusu olduğundan meselenin yeniden ele alınması gerektiğini savunuyorlar.
Alman Meclis Grubu Savunma Politikaları Sözcüsü Henning Otte ise, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, “Ukrayna'nın Rusya’nın olası bir saldırısını önleyebilecek savunma silahları talebini reddedemeyiz” dedi.

Kuzey Akım 2 Boru Hattı
Almanya’nın yeni hükümeti, programında Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de dahil olmak üzere silah satışına ve ihracatına daha fazla kısıtlama getirmek için net bir hedef belirlerken Batı medyasında, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakan Olaf Scholz ile Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti'den (FDP) ortaklarının başkanlığındaki iktidar koalisyonu içinde genel olarak Rusya ile ilgili bir bölünme yaşandığından bahsediliyor.
Batı medyasına göre iktidar koalisyonunda, kriz yaşayan bölgelere silah tedarik edilmemesini içeren silah ihracatına yönelik katı politika konusunda fikir birliği olsa da Rusya’dan Avrupa'ya doğalgaz aktarması planlanan Kuzey Akım 2 Boru Hattı konusunda anlaşamıyorlar.
Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesini eleştirenler, bunu Moskova'nın Ukrayna'ya veya AB’ye karşı kullanabileceği jeopolitik bir silah olarak görürken, ABD, Rusya'nın Ukrayna'ya bir saldırı başlatması halinde projeye kapsamlı yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu.
Buna karşın aralarında Savunma Bakanı Lambrecht ve SPD Gençlik Örgütü Başkanı Kevin Kühnert gibi SPD’nin üst düzey siyasetçileri Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesini savundular. Bakan Lambrecht, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, projenin hiçbir şekilde Rusya-Ukrayna gerilimleriyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Politico dergisinin haberine göre bu durum, Almanya'nın ciddiyeti ve AB’nin Moskova'ya Ukrayna'yı hedef alan herhangi bir saldırganlığın ‘ciddi sonuçları’ olacağı yönündeki uyarılarıyla ilgili soru işaretleri yarattı.
ABD merkezli dergi, Başbakn Scholtz’un, geçtiğimiz ay projeden siyasi boyutu olmayan özel bir ekonomik proje olarak bahsederek projeye karşı daha yumuşak bir tutum sergilediğini, ancak Kuzey Akım 2 Boru Hattı’nın ekonomik bir proje olarak görüşmesinin Kiev ile Polonya ve Baltık ülkeleri dahil olmak üzere AB’nin doğusundaki ülkeler tarafından hararetle tartışılan bir konu olduğunu kaydetti.
Washington'daki gözlemciler, SPD’lilerin özellikle 1960'lı yılların sonları ile 1970'li yılların başlarında Sovyetler Birliği ve komünist Doğu Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkiler kurmaya çalışan Almanya’nın SPD’li eski başbakanlarından Willy Brandt'ın politikasıyla başlayan Rusya'ya karşı daha yumuşak bir tutum sergileme konusunda uzun bir geçmişe sahip olduklarını söylüyorlar.
Ayrıca yine Almanya’nın SPD’li eski başbakanlarından Gerhard Schröder, Kuzey Akım projesinin hissedarlar komitesinin başkanı olarak Moskova ile kurulan yakın ekonomik ilişkilerin sembolü haline geldi.
Buna karşın bazı SPD’liler artık Moskova’ya karşı daha sert bir tutum sergilenmesi için baskı yapıyorlar. Almanya'nın eski Avrupa Bakanı ve Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael Roth, Politico'ya verdiği demeçte, “Ukrayna'ya karşı askeri gerilimin artması durumunda, Rusya ile işleri her zamanki gibi yürütmeyeceğimizi herkesin bilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Roth, şunları söyledi:
“AB, Kuzey Akım 2 Boru Hattı projesi dahil tüm seçenekleri masaya koymalı. Eskisi gibi devam edemeyiz. Bu, sadece Almanya’yı ilgilendiren bir mesele değil, AB ile koordineli olarak tartışılması gereken bir mesele.”



Vance, Orban'ın kaybından üzüntü duyduğunu ifade ederek Vatikan'ı "etik konulara bağlı kalmaya" çağırdı

Vance, Orban'ın kaybından üzüntü duyduğunu ifade ederek Vatikan'ı "etik konulara bağlı kalmaya" çağırdı
TT

Vance, Orban'ın kaybından üzüntü duyduğunu ifade ederek Vatikan'ı "etik konulara bağlı kalmaya" çağırdı

Vance, Orban'ın kaybından üzüntü duyduğunu ifade ederek Vatikan'ı "etik konulara bağlı kalmaya" çağırdı

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance dün yaptığı açıklamada, Macaristan Başbakanı ve sağcı müttefiki Viktor Orban'ın seçim yenilgisinden "üzüntü duyduğunu" söyledi, ancak Washington'un halefiyle birlikte çalışacağını da ifade etti.

Geçen hafta Orban'a destek vermek için Budapeşte'ye giden Vance, "Kaybettiği için üzgünüm," dedi ancak "Macaristan'ın yeni başbakanı, Tesa Partisi lideri Peter Magyar ile çok iyi iş birliği yapacağımızdan eminim" ifadesini kullandı.

Vance, Başkan Donald Trump ile Papa Leo XIV arasında İran'la olası bir savaş konusunda artan anlaşmazlık ortamında Vatikan'ı "etik ilkelere bağlı kalmaya" çağırdı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Fox News'ın "Bret Baier ile Özel Rapor" programında şunları söyledi: "Bence bazı durumlarda Vatikan'ın ahlaki konularla ilgilenmesi ve Amerikan kamu politikasının yönünü belirleme işini Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na bırakması daha iyi olur."

ABD Başkan Yardımcısı, Washington'un İran ile görüşmelerde önemli ilerleme kaydettiğini belirtti. Tahran ile daha fazla görüşme olasılığı sorulduğunda Vance, "Top artık İran'ın sahasında" dedi.

Ayrıca, ABD'nin İran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda ilerleme kaydetmesini beklediğini belirten Vance, Tahran'ın bunu yapmaması durumunda müzakerelerin seyrinin değişeceği uyarısında bulundu.


ABD'li bir yargıç, Trump'ın Wall Street Journal'a karşı açtığı iftira davasını reddetti

Rupert Murdoch, Washington'daki Trump'ın yemin törenine katılıyor (Arşiv- AP)
Rupert Murdoch, Washington'daki Trump'ın yemin törenine katılıyor (Arşiv- AP)
TT

ABD'li bir yargıç, Trump'ın Wall Street Journal'a karşı açtığı iftira davasını reddetti

Rupert Murdoch, Washington'daki Trump'ın yemin törenine katılıyor (Arşiv- AP)
Rupert Murdoch, Washington'daki Trump'ın yemin törenine katılıyor (Arşiv- AP)

Bir federal yargıç dün, Başkan Donald Trump'ın en az 10 milyar dolar tazminat talep ettiği Wall Street Journal'a karşı açtığı iftira davasını reddetti.

Trump, temmuz ayında medya patronu Rupert Murdoch ve Wall Street Journal'a karşı, hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olan arkadaşlığı hakkındaki bir haber nedeniyle en az 10 milyar dolar tazminat talebiyle dava açmıştı. 17 sayfalık kararda, Yargıç Darren Giles, Trump'ın Murdoch'a ait gazetenin bilerek yanlış ifadeler yayınladığını kanıtlayamadığını, bunun iftira için yasal standart olduğunu belirtti. Yargıç, davanın "Başkan Trump'ın davalıların makaleyi gerçekten kötü niyetle yayınladığına dair makul bir iddiada bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildiğini açıkladı.

Eski Başkan Barack Obama tarafından atanan hakim, Trump'a davayı düzeltmesi ve yeniden sunması için 27 Nisan'a kadar süre verdi. Trump'ın hukuk ekibinin sözcüsü, davanın yeniden sunulacağını vurguladı.

Wall Street Journal'da yer alan makalede, Trump'ın 2003 yılında Jeffrey Epstein'e müstehcen bir doğum günü mektubu yazdığı, mektupta çıplak bir kadının çiziminin yer aldığı ve ikisinin paylaştığı "sırra" atıfta bulunulduğu iddia edildi. İki gazeteci ve Rupert Murdoch'un News Corp. şirketinin de davalı olarak gösterildiği davada, böyle bir mektubun asla var olmadığı ve gazetenin yüz milyonlarca kişi tarafından görülen bir makaleyle Trump'ı kasten karaladığı öne sürülüyor.

Epstein, Temmuz 2019'da tutuklandı ve çocuk cinsel istismarı ve çocukları cinsel olarak istismar etme komplosuyla suçlandı. Hapishanede intihar etmesi, önde gelen isimler hakkında bilgi sızdırılmasını engellemek için öldürüldüğüne dair doğrulanmamış bir dizi teoriyi alevlendirdi.


Papa Francis, Cezayir'den barış mesajı gönderdi

Papa Leo XIV dün Cezayir'de düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (AFP)
Papa Leo XIV dün Cezayir'de düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (AFP)
TT

Papa Francis, Cezayir'den barış mesajı gönderdi

Papa Leo XIV dün Cezayir'de düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (AFP)
Papa Leo XIV dün Cezayir'de düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (AFP)

Papa XIV. Leo, dinler arası diyaloğu, hoşgörüyü ve barış içinde bir arada yaşamayı teşvik etmeyi amaçlayan Afrika turuna dün Cezayir'den barış çağrısı ve şiddetin reddini içeren mesajlarla başladı. Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun, Papa'yı gezisinin başlangıcında başkentteki havaalanında karşıladı. Gezi kapsamında Kamerun, Angola ve Ekvator Ginesi de ziyaret edilecek.

Papa, başkentin yükseklerinde bulunan Şehitler Anıtı'nda Kurtuluş Savaşı şehitlerinin ruhlarına saygılarını sunarak, "Sonunda adalet, adaletsizliğe galip gelecek ve şiddet, görünüşe rağmen son sözü söylemeyecek" dedi. Ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na geçerek Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüştü. Tebbun, "Savaşların birçok bölgenin, özellikle Ortadoğu'nun güvenliğini ve istikrarını alt üst ettiği bir dönemde, Kutsal Hazretlerinizde cesur bir ses ve barışın sadık bir savunucusunu buluyoruz" dedi.